Gelir İdaresi Başkanlığının S.
58889402-105[2016/127-1075]-70028 T. 28.12.2016 tarihli özelgesi
KONU: ORGANİK GÜBRE ÜRETİMİ BEDELSİZ
OLARAK TEMİN EDİLEN ATIK MADDE VE GÜBRELERİN MUHASEBELEŞTİRİLMESİ VE GİDER
HESAPLARI HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda,
... Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi olduğunuz ve işletme hesabı esasına göre
defter tuttuğunuz, Kaliforniya solucanları ile organik gübre üretimi
yaptığınız, büyükbaş hayvanların yetiştirildiği alanlardan ve ev kullanıcılarından
temin ettiğiniz söz konusu solucanların; büyükbaş hayvan gübresi, çay atıkları,
yumurta kabukları, muz kabukları vb. ile hazırlanan mamalarla
beslendikleri ve mamayı sindirim sisteminden geçirerek işleyip vücuttaki
enzimleri bırakması sonucunda gübre üretimi gerçekleştirdikleri
belirtilerek, bedelsiz olarak temin ettiğiniz atık madde ve gübrelerin
işletme defterinize kaydının nasıl yapılacağı ve bu durumun nasıl
belgelendirileceği, nakliye giderlerinin gider olarak mı yoksa maliyet olarak mı
dikkate alınacağı, ayrıca çoğalan ve değeri katlanan solucanların işletme
hesabı defterine hangi belge ile nasıl kaydedileceği ile yıl sonunda
solucanların sayımının çok uzun zamanı alacağından envanter işlemlerinin nasıl
yapılacağı hususlarında Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi istenilmektedir.
Konuya ilişkin olarak Başkanlığımız
Bandırma Vergi Dairesi Müdürlüğü ile yapılan yazışma sonucu cevaben alınan
14/10/2016 tarihli ve 14305 yazı ve eki yoklama fişinin tetkikinden; yaklaşık
8.000 metrekare alanda,
1.500 metrekare kapalı alan içerisinde birbirine
bitişik nizam 4 ayrı bölüm- de (1. bölüm büyükbaş hayvan gübresi giriş alanı,
2. bölüm üretim alanı, 3. bölüm kurutma alanı, 4. bölüm hijyen ve depolama
alanı) faaliyetinizi sürdürdüğünüz, makine parkurunuz ve gübrelerin olgunlaşma
süreci ta- mamlanmadığından işletmeniz kurulduğundan bugüne kadar organik gübre
satışı yapmadığınız, üretim yerinde sadece üretilen Kaliforniya solucan-
larının satışını gerçekleştirdiğiniz, solucanları adet bazında paketlemeden
üstü delikli hazır plastik saklama kaplarına koymak suretiyle sattığınız, bu
satışın üretim yerinde gerçekleştiği, ayrıca satış mağazanız olmadığı, iş-
yerinizde başka bir faaliyetinizin bulunmadığı ve bir adet işçi çalıştırdığınız
hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 52
nci maddesinde; “Zirai faaliyetten doğan kazanç zirai kazançtır.
Zirai faaliyet; arazide, deniz, göl ve
nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut
doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık
ve bunların mahsul- lerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve
yetiştiricileri tarafından muha- fazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu
mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasını ifade eder.
...
Mahsullerin değerlendirilmeleri
maksadıyla ve zirai istihsale müteferri olarak işlenmesi de zirai faaliyete
girer. Ancak, bu ameliye, aynı teşebbü- sün cüz’ünü teşkil eden bir işletmede
vukua geliyorsa, bu ameliyenin zirai faaliyet sayılabilmesi için işletmenin
sınai bir müessese ehemmiyet ve genişliğinde olmaması ve faaliyetini, cüz’ünü
teşkil ettiği teşebbüsün mah- sullerine hasretmesi şarttır.
...
Yukarıda yazılı faaliyetlerin içinde
yapıldığı işletmelere zirai işletme, bu işletmeleri işleten gerçek kişilere
(Adi şirketler dahil), vergiye tabi olsun veya olmasınlar, çiftçi ve bu
faaliyetler neticesinde istihsal olunan madde- lere de mahsul denir.
...” hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 53 üncü maddesinde,
çiftçilerin elde ettikleri zirai kazanç- ların, bu Kanunun 94 üncü maddesine
göre hasılatları üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirileceği, 54
üncü maddede yazılı işletme bü- yüklüğü ölçülerini aşan çiftçiler ile bir
biçerdövere veya bu mahiyetteki bir motorlu araca veya on yaşına kadar ikiden
fazla traktöre sahip olan çiftçi- lerin kazançlarının gerçek usulde (zirai
işletme hesabı veya diledikleri tak- dirde bilanço esasına göre) tespit
olunarak vergilendirileceği, kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen
çiftçilerin bu kazançları için beyanname vermeyecekleri hüküm altına
alınmıştır.
Yine aynı maddenin beşinci fıkrası hükmü
uyarınca, kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçiler, yazılı olarak
vergi dairesinden istemde bulunmaları halinde izleyen vergilendirme dönemi başından,
işe yeni baş- layanlar ise işe başlama tarihinden itibaren gerçek usule
geçebilmektedir- ler.
Ayrıca,
Gelir Vergisi Kanununun 54 üncü maddesinde yazılı işletme bü- yüklüğü
ölçülerini aşanlar, müteakip vergilendirme dönemi başından itiba- ren gerçek
usulde vergilendirileceklerdir.
Gerçek usule tabi olanlardan bu
ölçülerin altında kalanlar ise, müteakip vergilendirme dönemi başından itibaren
hasılatları üzerinden tevkifat ya- pılmak suretiyle
vergilendirilebilmektedirler.
Bu çerçevede, anılan Kanunun 54 üncü
maddesinde, zirai kazancın gerçek usulde tespiti bakımından bir takvim yılı
içinde dikkate alınacak işletme büyüklüğü ölçüleri belirlenmiş olup söz konusu
maddede, solucan yetiştiriciliği faaliyeti ile ilgili olarak herhangi bir
işletme büyüklüğü ölçüsü belirlenmemiştir.
Ayrıca, yine aynı Kanunun 94 üncü
maddesinde, kimlerin vergi tevkifatı yapmakla yükümlü oldukları sayılmış, (11)
numaralı bendinde de çiftçiler- den satın alınan zirai ürünlerin alış bedeli
üzerinden bu çiftçilerin gelir ver- gilerine mahsuben tevkifat yapılacağı hükme
bağlanmıştır.
Söz konusu tevkifat oranları Bakanlar
Kurulunun 12/01/2009 tarih ve 2009/14592 sayılı Kararı ile 01/01/2009
tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, hayvanlar ve bunların ürünleri ile
kara ve su avcılığı ürünleri için % 2, diğer zirai ürünler için ise % 4,
ticaret borsalarında tescil ettirilerek satın alınan hayvan ve hayvansal
ürünlerde % 1, diğer zirai ürünlerde ise % 2 olarak belirlenmiştir.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 235 inci
maddesinde;
«Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit
usulde tespit edilenler ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler gerçek
usulde vergiye tabi olmayan çiftçilerden satın aldıkları malların bedelini
ödedikleri sırada
iki nüsha makbuz tanzim etmeye ve bunlardan birini
imzalayarak satıcı çiftçiye vermeye ve diğerini ona imzalatarak almaya
mecburdurlar.
Mal tüccar veya çiftçi adına bir adamı
veya mutavassıt tarafından alındığı takdirde makbuz bunlar tarafından tanzim ve
imza olunur.
Çiftçiden avans üzerine yapılan
mübayaalarda, makbuz, malın teslimi sırasında verilir.
Müstahsil makbuzunun tüccar veya alıcı
çiftçi nezdinde kalan nüshası fatura yerine geçer.
...” hükmüne yer verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, solucan
yetiştiriciliği faaliyetiniz netice- sinde elde edilecek kazanç zirai kazanç
sayılacak olup; solucan yetiştirici- liği faaliyetine ilişkin işletme büyüklüğü
ölçüsü belirlenmemiş olduğundan, bu faaliyetiniz nedeniyle elde edeceğiniz
kazançların Gelir Vergisi Kanu- nunun 94 üncü maddesinin 11 numaralı bent
hükümleri dikkate alınarak, tevkif suretiyle vergilendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca tevkif suretiyle vergilendirilecek zirai kazancınız için defter tutma ve
beyanname verme yükümlülüğünüz de bulunmamaktadır.
Öte yandan, birinci ve ikinci sınıf
tüccarlar ile defter tutmak zorunda olan çiftçiler tarafından şahsınızdan
solucan veya gübre alışı yapılması halinde bu mükelleflerce tarafınıza
müstahsil makbuzu düzenlenmesi gerekmektedir. Ancak, solucanların ve üretilen
organik gübrelerin, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılanlar
dışındaki kişilerce tarafınızdan satın alınması halinde, gelir vergisi
tevkifatı yapılmayacak olup ayrıca alım satıma ilişkin belge de
düzenlenmeyecektir.
Diğer taraftan, mükellefiyet yönünden
bağlı bulunduğunuz ... Vergi Dai- resi Müdürlüğüne yazılı olarak başvurduğunuz
takdirde, izleyen vergilen- dirme dönemi başından itibaren, Kaliforniya
solucanı yetiştiriciliği faaliyeti nedeniyle elde etmiş olduğunuz zirai
kazancınızın gerçek usulde tespit olunarak vergilendirilebileceği tabiidir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
93767041-120[52-2016/15]-92 T. 03.12.2016 tarihli özelgesi
KONU: ADİ ORTAKLIK BÜNYESİNDEKİ
ÇİFTLİKLE ÜRETİLEN YUMURTALARIN SATIŞININ VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, dört ortaktan
oluşan adi ortaklık türündeki işletmenize ait çiftlik içerisinde beslenen
tavuklardan elde edilen yumurtaların, toptan olarak marketlere satışı
faaliyetinde bulunduğunuz belirtilerek, söz konusu faaliyetinizden elde
edeceğiniz kazancın, ticari kazanca mı yoksa zirai kazanca mı tabii olduğu,
ayrıca zirai ürün satışlarınıza ilişkin belge düzeni ile tutmak zorunda
olduğunuz yasal defterler hakkında ve üretimde kullandığınız tavukların gider
unsuru ya da amortismana tabi iktisadi kıymet olarak mı değerlendirilmesi
gerektiği hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
GELİR VERGİSİ KANUNUN YÖNÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 52
nci maddesinin birinci fıkrasında, zirai faaliyetten doğan kazancın zirai
kazanç olduğu hükme bağlanmış, ikinci fıkrasında ise zirai faaliyetin; arazide,
deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah
yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat,
orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını,
avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını
veya bu mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasını ifade ettiği, aynı
maddenin altıncı fıkrasın- da da yukarıda yazılı faaliyetlerin içinde yapıldığı
işletmelerin zirai işletme olduğu belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 53 üncü maddesinde,
“Çiftçilerin elde ettikleri zirai ka- zançlar, bu Kanunun 94 üncü maddesine
göre hasılatları üzerinden tev- kifat yapılmak suretiyle vergilendirilir. 54
üncü maddede yazılı işletme büyüklüğü ölçülerini aşan çiftçiler ile bir
biçerdövere veya bu mahiyetteki bir motorlu araca veya on yaşına kadar ikiden
fazla traktöre sahip olan çiftçilerin kazançları gerçek usulde (zirai işletme
hesabı veya diledikleri takdirde bilanço esasına göre) tespit olunarak
vergilendirilir.
Kazançları gerçek usulde
vergilendirilmeyen çiftçiler bu kazançları için beyanname vermezler.
...
Kazançları gerçek usulde
vergilendirilmeyen çiftçiler, yazılı olarak vergi dairesinden istemde
bulunmaları halinde izleyen vergilendirme dönemi ba- şından, işe yeni
başlayanlar, işe başlama tarihinden itibaren gerçek usule geçebilirler. 54 üncü
maddede yazılı ölçüleri aşanlar müteakip vergilendir- me dönemi başından
itibaren gerçek usulde; gerçek usule tabi olanlardan bu ölçülerin altında
kalanlar müteakip vergilendirme dönemi başından itibaren hasılatları üzerinden
tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirilirler.” hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanunun 54 üncü maddesinde,
zirai kazancın gerçek usulde tespiti bakımından bir takvim yılı içinde dikkate
alınacak işletme büyüklüğü ölçüleri belirlenmiştir.
Buna göre, söz konusu maddenin (A)
bendinin 24 üncü grubunda, kü- çükbaş hayvanlarda işletme büyüklüğü ölçüsü, 750
adet hayvan (Bir ya- şından küçük küçükbaş hayvanlar ile kümes hayvanları
hariç) olarak tespit edilmiştir.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 213 üncü maddesinde, zirai kazanç elde eden mükelleflerin çiftçi
işletme defteri tutacağı ifade edilmiş olup, bu mükelleflerin isteğe bağlı
olarak bilânço esasına göre def- ter tutabilmeleri Gelir Vergisi Kanununda
düzenlenmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar
çerçevesinde, çiftlik içerisinde beslenen tavuklardan elde edilen yumurtaların
satılması faaliyeti neticesinde elde edilecek kazanç; zirai kazanç olup ayrıca Gelir
Vergisi Kanununun 54 üncü maddesinde kümes hayvanları ile ilgili işletme
büyüklüğü ölçüsü be- lirlenmediğinden, yetiştirilen tavuklardan elde edilen
yumurtaların satılma- sı faaliyetinden elde edilen kazancın anılan Kanunun 94
üncü maddesine göre tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirilmesi
gerekmektedir.
Öte yandan, kayıtlarımızın tetkikinden
kendi isteğiniz ile gerçek usulde zirai kazanç usulüne göre
vergilendirildiğiniz anlaşıldığından, zirai ka- zancınıza ilişkin zirai işletme
defteri kullanmanız gerekmekte olup bağlı olduğunuz vergi dairesine dilekçeyle
başvuruda bulunmanız halinde ise bilanço esasına göre defter tutmanız mümkün
bulunmaktadır.
VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:
213
sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde; fatura, satılan emtia veya
yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göster- mek üzere
emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye veri- len ticari
vesika olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanunun 232 nci
maddesinde;
birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle
defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:
1.Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;
2.Serbest meslek erbabına;
3.Kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara;
4.Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;
5.Vergiden muaf esnafa;
Sattıkları
emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlarda fatu- ra istemek ve
almak mecburiyetindedirler.
...
hükmü yer almaktadır.
Mezkur Kanunun, 313 üncü maddesinde,
“İşletmede bir yıldan fazla kul- lanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten
düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul
gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edavat, mefruşat, demirbaş ve
sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin bu
Kanun hükümle- rine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder...”
hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 5024 sayılı Kanunla değişen
315 inci maddesinde; “Mü- kellefler amortismana tabi iktisadi kıymetlerini
Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa ederler. İlan
edilecek oranların tespi- tinde iktisadi kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate
alınır.” hükmü yer almak- tadır.
Bahsi geçen maddenin Bakanlığımıza
verdiği yetkiye istinaden amor- tismana tabi iktisadi kıymetler için uygulanacak
“Faydalı Ömür ve Amor- tisman Oranları” tespit edilmiş ve bu oranlar 339, 365,
389, 399, 406,418 ve 439 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile
değişik 333 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği eki liste ile
açıklanmıştır.
Buna göre, gerçek usulde zirai kazanç
usulüne göre vergilendirildiğiniz ve defter tutmak zorunda olduğunuzdan
sattığınız emtia veya yaptığınız işler için fatura vermek ve fatura istemek ve
almak mecburiyetinizin bulun- duğu ve üretimde kullandığınız tavukların 333 Sıra
No.lu Vergi Usul Kanu- nu Genel Tebliğin ekinde yer alan listenin “7-Tarım”
başlıklı ana bölümün “7.10. Yumurtalık Tavuklar (civciv ve besilik tavuklar
hariç)” alt bölümünde yer alan faydalı ömür ve oran üzerinden (2 yıl, %50),
amortisman yoluyla itfa edilmesi gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
84098128-120.02.02.02[52-2014-3]-70 T. 17.2.2015 tarihli özelgesi
KONU: MİDYE ÜRETİCİLİĞİ FAALİYETİNİN
VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
Türk kara suları içerisinde midye çiftliği kuracağınızı belirterek, 193 sayılı
Gelir Vergisi Kanununun 54›üncü maddesinde hüküm altına alınan işletme
büyüklüğü ölçüleri arasında yer almayan midye üretimi faaliyetinin
vergilendirilmesine ilişkin Başkanlığımız görüşünün bildirilmesinin talep edildiği
anlaşılmış olup, konuya ilişkin Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
52›nci maddesinde, «Zirai faaliyetten doğan kazanç zirai kazançtır. Zirai
faaliyet; arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme,
yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade
etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin
istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri tarafından
muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir şekilde
faydalanılmasını ifade eder.
...
Yukarıda yazılı faaliyetlerin içinde
yapıldığı işletmelere zirai işletme bu işletmeleri işleten gerçek kişilere (Adi
şirketler dahil), vergiye tabi olsun veya olmasınlar, çiftçi ve bu faaliyetler
neticesinde istihsal olunan maddelere de mahsul denir.» hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 53›üncü maddesinde,
çiftçilerin elde ettikleri zirai kazançların, bu Kanunun 94›üncü maddesine göre
hasılatları üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirileceği, 54’üncü
maddede yazılı iş- letme büyüklüğü ölçülerini aşan çiftçiler ile bir
biçerdövere veya bu mahi- yetteki bir motorlu araca veya on yaşına kadar ikiden
fazla traktöre sahip olan çiftçilerin kazançlarının gerçek usulde (zirai
işletme hesabı veya di- ledikleri takdirde bilanço esasına göre) tespit
olunarak vergilendirileceği, kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen
çiftçilerin bu kazançları için beyanname vermeyecekleri hüküm altına
alınmıştır.
Diğer taraftan, aynı maddenin beşinci
fıkrası hükmü uyarınca, kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçiler,
yazılı olarak vergi dairesinden istemde bulunmaları halinde izleyen
vergilendirme dönemi başından, işe yeni başlayanlar ise, işe başlama tarihinden
itibaren gerçek usule geçebilmektedirler.
Ayrıca, Gelir Vergisi Kanununun 54›üncü
maddesinde yazılı işletme büyüklüğü ölçülerini aşanlar, müteakip vergilendirme
dönemi başından itibaren gerçek usulde vergilendirileceklerdir. Gerçek usule
tabi olanlardan bu ölçülerin altında kalanlar ise, müteakip vergilendirme
dönemi başından itibaren hasılatları üzerinden
tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirilebilmektedirler.
Bu çerçevede, anılan Kanunun 54›üncü
maddesinde, zirai kazancın gerçek usulde tespiti bakımından bir takvim yılı
içinde dikkate alınacak işletme büyüklüğü ölçüleri belirlenmiş olup, söz konusu
maddede, midye üretimi ile ilgili olarak herhangi bir işletme büyüklüğü ölçüsü
belirlenmemiştir.
Diğer taraftan, yine aynı Kanunun
94›üncü maddesinde, kimlerin vergi tevkifatı yapmakla yükümlü oldukları
sayılmış, (11) numaralı bendinde de, çiftçilerden satın alınan zirai ürünlerin
alış bedeli üzerinden bu çiftçilerin gelir vergilerine mahsuben tevkifat
yapılacağı hükme bağlanmıştır. Söz konusu tevkifat oranları Bakanlar Kurulunun
12/01/2009 tarih ve 2009/14592 sayılı Kararı ile 01/01/2009 tarihinden itibaren
geçerli olmak üzere, hayvanlar ve bunların ürünleri
ile kara ve su avcılığı ürünleri için % 2, diğer zirai ürünler için ise % 4,
ticaret borsalarında tescil ettirilerek satın alınan hayvan ve hayvansal
ürünlerde % 1, diğer zirai ürünlerde ise % 2 olarak belirlenmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, midye
üretimi faaliyetinin zirai faaliyet olarak değerlendirilmesi ve söz konusu
faaliyet ile ilgili işletme büyüklüğü ölçüsü belirlenmemiş olduğundan, bu
faaliyet nedeniyle elde edilen kazançların Gelir Vergisi Kanununun 94›üncü
maddesi uyarınca tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca tevkif suretiyle vergilendirilecek zirai kazancınız için defter tutma ve
beyanname verme yükümlülüğünüz de bulunmamaktadır.
Öte yandan yetiştirilen midyelerin Gelir
Vergisi Kanununun 94›üncü maddesinde sayılanlar dışındaki kişilerce satın
alınması halinde herhangi bir vergi tevkifatı yapılmayacak olup, alım satıma
ilişkin belge de düzenlenmeyecektir.
Ayrıca, kazançları gerçek usulde
vergilendirilmeyen çiftçilerin, yazılı olarak vergi dairesinden istemde
bulunmaları halinde, izleyen vergilendirme dönemi başından; işe yeni
başlayanların ise, işe başlama tarihinden itibaren gerçek usule geçebilecekleri
tabiidir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
63611781-120.01.99[Özl.2014-4]-3 T.27.2.2015 tarihli özelgesi
KONU: ZİRAİ ÜRÜN SATAN ŞİRKETİN KENDİ
ÜRETTİĞİ ZİRAİ ÜRÜNLERİN SATIŞINDAN TEVKİFAT YAPILIP YAPILMAYACAĞI HK
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda;
tarım ve hayvancılık faaliyetinden dolayı mükellef olduğunuz, şirketinize ait
arazilerde yetiştirdiğiniz zirai ürünlerin ihtiyaç fazlasını fatura mukabili
satıp hasılat hesaplarına kaydettiğiniz, gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerine fatura karşılığı yapılan satışların ticaret borsasına tescil
edilerek yapılmasında gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hususunun
bildirilmesi istenilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
52?nci maddesinin birinci fıkrasında zirai faaliyetten doğan kazancın zirai
kazanç olduğu, ikinci fıkrasında ise; zirai faaliyetin; arazide, deniz, göl ve
nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut
doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık
ve bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri
tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir
şekilde faydalanılmasını ifade ettiği, hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanunun, «Vergi Tevkifatı» başlıklı
94 üncü maddesinin birinci fıkrasında; «Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi
kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilânço ve zirai işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıda sayılan ödemeleri (avans olarak
ödenenler dâhil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin
gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.» hükmü yer almış
olup, fıkranın 11 inci bendiyle çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller
ve hizmetler için yapılan ödemeler üzerinden
belirtilen oranlarda vergi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun
11 inci maddesinin beşinci fıkrası ile Maliye Bakanlığı zirai ürünlerin
(işlenmiş olanlar dâhil) alım satımına aracılık eden kuruluşlar ile ticaret
borsalarını bu mahsullerin satın alınması sırasında yapılacak vergi
tevkifatından müteselsilen sorumlu tutmaya, söz konusu ürünlerin satışı
dolayısıyla yapılacak
vergi tevkifatının hangi safhada yapılacağını her bir
ürün için ayrı ayrı belirlemeye yetkili kılınmıştır.
Bu yetkiye istinaden 15.09.1990 tarih ve
20636 sayılı Resmi Gazete›de yayımlanan 164 seri no.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğinin 4 numaralı bölümünde;
«5590 sayılı Kanuna göre kurulmuş olan
Ticaret Borsalarında Borsada işlem gören zirai ürünlerin tescil ettirilerek
çiftçi dışındaki kişi ve kuruluşlardan satın alınması halinde, Borsada, tescil
ettirilerek satın alınan zirai ürünler için, satın alanların müteselsil
sorumluluğu bulunmamaktadır. Borsada tescil ettirilerek, çiftçilerden satın
alınan
zirai ürün bedelleri üzerinden tevkif edilerek vergi
dairelerine ödenmesi gereken vergiden, Borsalar ve zirai ürünü satın alanlar
müteselsilen sorumlu olacaklardır.
Öte yandan, bu Tebliğin 1, 2 ve 3 üncü
bölümlerinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşları ile diğer kişi, kurum ve
kuruluşların; çiftçi dışında kalan kişi, kurum ve kuruluşlardan, 5590 sayılı
Kanuna göre kurulmuş bulunan Ticaret Borsalarında tescil ettirerek satın
aldıkları zirai ürün bedelleri üzerinden, gelir vergisi tevkifatı yapmayacaklar
ve müteselsilen de sorumlu olmayacaklardır.
Ancak; söz konusu zirai ürünlerle ilgili
olarak daha önce çiftçiden satın alınması esnasında gelir vergisi tevkifatının
yapılmamış olması halinde, tevkif yoluyla ödenmesi gereken vergi, gecikme
faizi ve gecikme zammından tescil işlemini yapan borsalar ve vergisi tevkif
yoluyla ödenmeyen zirai ürünü Borsaya getirenler de müteselsilen sorumlu
olacaklardır.»
açıklamaları yer almaktadır.
Ayrıca anılan Tebliğin «11. Müteselsil
Sorumluluk Çerçevesinde Tevkif Edilen Vergilerin Mahsubu» başlıklı bölümünün
«b) Çiftçi Dışındaki Kişi ve Kurumlarca Yapılan Zirai Ürün Satışlarında,
Alıcının Gelir Vergisi Tevkifatı Yapması Halinde, Tevkif Edilen Vergilerin
Mahsubu» başlıklı alt bölümünde;
«Zirai ürün alım-satım işi yapan kişi ve
kuruluşların, sattıkları zirai ürün bedelleri üzerinden tevkif edilen vergiler,
yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergilerden mahsup edilebilecektir. Bu
mahsup işleminin yapılabilmesi için, zirai ürün satışı nedeniyle kendisine
yapılan ödemeden alıcı tarafından tevkif edilen verginin ödendiğini gösteren
belgenin, kesinlikle beyannameye eklenmesi gerekir.
Öte yandan, çiftçiler dışında kalan
kişilerin, sattıkları zirai ürün (işlenmiş olanlar dâhil) bedelleri üzerinden
tevkif edilen vergilerin, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden fazla
olması halinde bu tutar, ödenmiş olmak kaydıyla genel hükümler çerçevesinde
mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilebilecektir. Bu mahsuplara rağmen
kalan bir tutarın bulunması halinde bu tutar, mükelleflerin müracaatı üzerine
genel hükümler çerçevesinde kendilerine iade edilebilecektir.
Zirai ürün alım-satım işi yapan kişi ve
kuruluşların yukarıda yapılan açıklamalara göre kendilerine yapılan ödemelerden
tevkif edilen vergilerin, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya
kurumlar vergisinden mahsup edilebilmesi ve mahsuplar sonunda kalan vergilerin
iade edilebilmesi için ayrıca, kendilerinin satın almış oldukları zirai ürün
bedelleri üzerinden tevkif ettikleri vergilerin de muhtasar beyanname
ile beyan edilerek, ödenmiş olması gerekmektedir.»
açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre,
şirketinizce; söz konusu zirai ürünlerin borsaya tescil ettirilmeksizin
satılması durumunda, alıcıların müteselsil sorumluluk kapsamında gelir vergisi
tevkifatı yapmaları gerekmekte olup, söz konusu kesintinin fatura üzerinde
gösterilebilmesi mümkün bulunmaktadır .
Diğer taraftan, ticaret borsalarında
tescil ettirilerek zirai ürün satışı yapmanız halinde; zirai ürünlerinizi satın
alanlar, çiftçi olmamanız münasebetiyle gelir vergisi tevkifatı yapmayacaklar
ve de müteselsilen sorumlu olmayacaklardır.
Ancak, satışa konu zirai ürünlerle
ilgili olarak daha önceden (çiftçiden satın alınması esnasında) gelir vergisi
tevkifatının yapılmamış olması halinde, tevkif yoluyla ödenmesi gereken vergi,
gecikme faizi ve gecikme zammından tescil işlemini yapan borsalar ile
vergisi tevkif yoluyla ödenmeyen zirai ürünü borsaya getirenlerin müteselsilen
sorumlu olacakları tabiidir.
Öte yandan, şirketinizce; söz konusu
zirai ürünlerin borsaya tescil ettirilmeksizin satılması durumunda, alıcılar
tarafından tevkif edilecek vergilerin, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden
hesaplanan vergiden mahsubu açısından; şirketinizin doğrudan üretici olması,
dolayısıyla da tevkifata tabi herhangi bir zirai ürün alımının söz konusu
olmaması şartıyla, şirketiniz yönünden zirai ürün bedelleri üzerinden gelir
vergisi tevkifatı yapılıp yapılmadığına ilişkin muhtasar beyanname ile beyan ve
ödeme koşulu aranmayacaktır.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
63611781-120[53-2014/3]-15 T. 7.5.2015 tarihli özelgesi
KONU: AKVARYUM BALIĞININ ÜRETİMİ VE
SATIŞININ VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunun ve
hakkınızda düzenlenen yoklama fişinin incelenmesinden;
-Bir işyeri kiralayarak damızlık olarak
aldığınız akvaryum balıklarını belirli bir süre yetiştirdikten sonra muhtelif
kişilere internet üzerinden kargo ile teslimini sağlamak suretiyle satışını
gerçekleştireceğinizin ve kiralamış olduğunuz
işyerinde balıkların sadece beslenmesi ve bakımının sağlanacağının beyan
edildiği,
-Evcil hayvan grubundan süs balığı (akvaryum
balığı) üretim ve satış faaliyetinden dolayı vergi mükellefi olup
olmayacağınız, vergi mükellefi olmanız halinde hangi gelir unsuru yönünden
vergilendirileceğiniz hususunda Defterdarlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
«Ticari Kazancın Tarifi» başlıklı 37 nci maddesinde ise, her türlü ticari ve
sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu, ticari kazancın
ise Vergi Usul Kanunu hükümlerine ve bu kanunda yazılı gerçek (Bilanço veya
işletme hesabı esası) veya basit usule göre tespit edileceği belirtilmiştir.
Ticari faaliyet bir tür emek-sermaye
organizasyonuna dayanmakta olup, kazanç sağlama niyet ve kastının bulunup
bulunmaması böyle bir organizasyon tarafından icra edilen faaliyetin «ticari
faaliyet» olma niteliğine etki etmemektedir. Ancak, bir faaliyetin «ticari
faaliyet» sayılabilmesi için kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle
birlikte, faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurlarıyla birlikte değerlendirildiğinde
kazanç sağlama potansiyeline sahip olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Aynı Kanunun 52 nci maddesinde, «Zirai
faaliyetten doğan kazanç zirai kazançtır. Zirai faaliyet; arazide, deniz, göl
ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla
veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman,
hayvan, balık ve bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve
yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden
sair bir şekilde faydalanılmasını ifade eder.
...
Yukarıda yazılı faaliyetlerin içinde
yapıldığı işletmelere zirai işletme bu işletmeleri işleten gerçek kişilere (Adi
şirketler dahil), vergiye tabi olsun veya olmasınlar, çiftçi ve bu faaliyetler
neticesinde istihsal olunan maddelere de mahsul denir.» hükmü yer almaktadır.
Kanunun 53 üncü maddesinde, çiftçilerin
elde ettikleri zirai kazançların, bu Kanunun 94 üncü maddesine göre hasılatları
üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirileceği, 54 üncü maddede
yazılı işletme büyüklüğü ölçülerini aşan çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu
mahiyetteki bir motorlu araca veya on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip
olan çiftçilerin kazançlarının gerçek usulde (zirai işletme hesabı veya
diledikleri takdirde bilanço esasına göre) tespit olunarak vergilendiri-
leceği, kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçilerin bu kazançla- rı
için beyanname vermeyecekleri hüküm altına alınmıştır.
Bu çerçevede, anılan Kanunun 54 üncü
maddesinde, zirai kazancın gerçek usulde tespiti bakımından bir takvim yılı
içinde dikkate alınacak işletme büyüklüğü ölçüleri belirlenmiş olup, söz konusu
maddede, akvaryum balığı üretimi ile ilgili olarak herhangi bir işletme
büyüklüğü ölçüsü belirlenmemiştir.
Yine aynı Kanunun 94 üncü maddesinde,
kimlerin vergi tevkifatı yapmakla yükümlü oldukları sayılmış, (11) numaralı
bendinde de, çiftçilerden satın alınan zirai ürünlerin alış bedeli üzerinden bu
çiftçilerin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Söz konusu tevkifat oranları Bakanlar
Kurulunun 12/01/2009 tarih ve 2009/14592 sayılı Kararı ile 01/01/2009
tarihinden itibaren geçerli olmak üzere hayvanlar ve bunların ürünleri ile kara
ve su avcılığı ürünleri için % 2, diğer zirai ürünler için ise % 4, ticaret
borsalarında tescil ettirilerek satın alınan hayvan ve hayvansal ürünlerde % 1,
diğer zirai ürünlerde ise % 2 olarak belirlenmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, akvaryum
balığı üretimi faaliyetinin zirai faaliyet olarak değerlendirilmesi; söz konusu
faaliyet ile ilgili işletme büyüklüğü ölçüsü belirlenmemiş olduğundan, bu
faaliyet nedeniyle elde edilen kazançların Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü
maddesi uyarınca tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirilmesi gerekmektedir.
Ancak, akvaryum balıklarının üretilip
satış yapılabilecek safhaya getirilmesine kadarki faaliyetin zirai faaliyet;
üretildiği yerin dışında başka bir dükkan veya mağazaya götürülerek satılması
ya da söz konusu balıkların internet ortamında satışı halinde, bu faaliyetin
ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi ve bu faaliyet sonucu elde edilen
kazancın ticari kazanç hükümleri çerçevesinde vergiye tabi tutulması
gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
67630374-120[2014-4]-1 T. 07/04/2014 tarihli özelgesi
KONU: PANCAR SÖKME MAKİNESİNE SAHİP
ZİRAİ KAZANÇ MÜKELLEFLERİNİN VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun
incelenmesinden; şahsınıza ait ve ayrıca kiraladığınız arazilerde şeker pancarı
ürettiğinizi, bu zirai faaliyetinizle ilgili olarak 375.000,00 TL değerinde
pancar sökme makinesi aldığınızı, söz konusu araç nedeniyle gerçek usulde
vergilendiri- lip vergilendirilmeyeceğiniz ile gerçek usulde vergilendirilmeniz
halinde 2. sınıf tüccar olarak mükellef olup olamayacağınız hususlarında görüş
talep ettiğiniz anlaşılmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 52
nci maddesinde, zirai faaliyetten doğan kazancın zirai kazanç sayılacağı
belirtildikten sonra, zirai faaliyetin geniş şekilde tanımı yapılarak «çiftçiye
ait her türlü ziraat makine ve aletlerinin başka çiftçilerin zirai istihsal
işlerinde çalıştırılması da zirai faaliyet sayılır.» denilmiştir. 56 ncı
maddenin 2 numaralı bendinde ise ziraat makine ve aletlerinin başka çiftçilerin
zirai istihsal işlerinde çalıştırılması mukabilinde alınan bedellerin zirai kazancın
tespitinde hasılat sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, aynı Kanunun «Zirai
Kazançta Vergileme» başlıklı 53 üncü maddesinde; «...54 üncü maddede yazılı
işletme büyüklüğü ölçülerini aşan çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu
mahiyetteki bir motorlu araca veya on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip
olan çiftçilerin kazançları gerçek usulde (zirai işletme hesabı veya
diledikleri takdirde bilanço esasına göre) tespit olunarak vergilendirilir.
Kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçiler bu kazançları için
beyanname vermezler. Ancak, çiftçiye ait olmakla beraber zirai işletmeye dâhil
edilmeyen biçerdöver veya bu mahiyetteki bir motorlu araç veya on yaşına kadar
ikiden fazla traktörün işletilmesinden elde edilen gelirler ticari kazanç
hükümlerine göre vergilendirilir...» hükmüne yer verilmiştir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, traktörle
çekilir pancar sökme makinesi tek başına motorlu bir araç vasfına haiz olmadığı
durumda anılan maddede belirtilen «benzeri mahiyetteki motorlu araç» kategorisinde
değerlendirilmemektedir. Bu nedenle traktörle çekilir pancar
sökme makinesi sahibi olmanız durumunda 54 üncü
maddede belirtilen işletme büyüklüğü ölçüsünü aşmamanız şartıyla, elde
ettiğiniz hasılat üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirilecektir.
Sahip olduğunuz pancar sökme makinesi
tek başına motorlu bir araç vasfına haiz olma özelliğini taşıması durumunda ise
biçerdöver mahiyetinde motorlu araç kategorisinde değerlendirileceğinden,
gerçek usulde vergilendirilerek zirai işletme defteri tutmanız veya bağlı
olduğunuz vergi dairesine dilekçeyle başvuruda bulunarak talep etmeniz durumda
ise bilânço esasına göre defter tutmanız mümkün bulunmaktadır.
Öte yandan, pancar sökme makineniz olsun
ya da olmasın pancar ziraatında ekili arazinizin yüzölçümünün 300 dönümü aşması
halinde zirai kazancınızın gerçek usulde tespit edileceği tabiidir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
76071283-120(94-2013-2)-23 T. 17.7.2014 tarihli özelgesi
KONU: TUĞLA VE KİREMİT FABRİKALARINA
HAMMADDE OLARAK SATILAN TOPRAĞIN ALIM VE SATIMININ GELİR VE KDV AÇISINDAN
DEĞERLENDİRİLMESİ HK
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
... Vergi Dairesi Müdürlüğünün... vergi kimlik numarasında kayıtlı bulunan
şirketiniz tarafından vergi mükellefi olmayan gerçek kişilerden toprak
satın alınıp, tuğla ve kiremit fabrikalarına hammadde olarak satılacağı
belirtilerek, toprağın alımında uygulanacak gelir vergisi tevkifat oranı ile
toprağın satımında uygulanacak katma değer vergisi oranı hakkında
Defterdarlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37
nci maddesinde her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların
ticari kazanç olduğu hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, ticari faaliyet
emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup, kazanç sağlama niyet ve kastının
bulunup bulunmaması böyle bir organizasyon tarafından icra edilen faaliyetin
ticari faaliyet
olma niteliğine etki etmemektedir. Ancak, bir
faaliyetin ticari faaliyet sayılabilmesi için kazanç sağlama niyet ve kastı
gerekmemekle birlikte, faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurlarıyla
birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması, şahsi
ihtiyaç kapsam ve sınırlarını aşması gerekmektedir.
Aynı Kanunun 52 nci maddesinin birinci
fıkrasında zirai faaliyetten doğan kazancın zirai kazanç olduğu, ikinci
fıkrasında ise; zirai faaliyetin; arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim,
dikim, bakım, üretme ve yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya
tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, mahsullerinin istihsalini,
avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını,
satılmasını veya bu mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasını ifade
ettiği, hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, çiftçilerin zirai
faaliyetlerinin yanı sıra, zirai işletmelerine dahil toprağı satmalarının
doğrudan doğruya tabiattan istifa etmek suretiyle yapılan bir faaliyet olması
sebebiyle zirai faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ancak, zirai faaliyetin söz konusu
olmadığı ve dolayısıyla zirai işletmeye dahil olmayan bir arazinin toprağının
devamlı olarak veya ticari bir organizasyon içinde satılması faaliyeti ticari
faaliyet olup, bu faaliyetten elde edilen kazancın ticari kazanç olarak
vergilendirilmesi gerekir. Aynı faaliyetin arızi olarak yapıldığı durumda ise
elde edilen kazancın arızi ticari kazanç olarak vergilendirileceği tabiidir.
Bu çerçevede, vergi mükellefi olmayan
gerçek kişiler tarafından gerçekleştirilen toprak satım faaliyeti sonucu elde
edilen kazancın ticari kazanç ya da arızi ticari kazanç olarak
vergilendirilmesi gerektiğinden şir- ketinizce bu kişilere yapılacak ödemeler
üzerinden gelir vergisi tevkifatı
yapılması söz konusu değildir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanununun 28 inci maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye dayanılarak
yayımlanan 2007/13033 sayılı Kararname ile Kararname eki I sayılı listede yer
alan teslim ve hizmetler için %1, II sayılı listede yer alan teslim ve
hizmetler için %8,
bu listeler dışındaki diğer mal ve hizmetler için ise
%18 olarak tespit edilmiştir.
Bu hükümlere göre, şirketiniz tarafından
vergi mükellefi olmayan gerçek kişilerden alınan toprağın tuğla ve kiremit
fabrikalarına satılması durumunda söz konusu satış işleminin fatura ile
belgelendirilmesi, satış tutarı üzerinden %18 oranında katma değer vergisi
hesaplanması gerekmektedir.
Gelir
İdaresi Başkanlığının S.11395140-105[235-2015/VUK1-19239]-41327 T.26.04.2018
tarihli özelgesi
KONU:
MÜKELLEF OLMAYAN ARICILARDAN MÜSTAHSİL MAKBUZU DÜZENLEMEK SURETİYLE BAL ALIŞI
YAPILARAK FASON BAL ÜRETİMİ YAPILMASI İŞLEMİNİN VERGİ KANUNLARI KARŞISINDAKİ
DURUMU HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, şirketinizin mükellef olmayan
arıcılardan müstahsil makbuzu düzenlemek suretiyle bal alışı yaptığı, arılara
belirli dönemlerde yedirilmesi gereken şekerin şirketiniz tarafından temin
edilerek arıcılara gönderildiği, şekerin arıcılara gönderilmesinin fason imalat
olarak değerlendirilip sevk irsaliyesi ile belgelendirilip
belgelendirilemeyeceği ve arıların şirketiniz tarafından kiralanması işleminin
vergi kanunları karşısındaki durumu hakkında Başkanlığımız görüşlerinin
talep edildiği anlaşılmaktadır.
I- Katma Değer Vergisi Kanunu Uygulaması
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;
-
(1/1) maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek
faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
-
(2/1) maddesinde, teslimin bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun
adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesi
olduğu,
-
3 üncü maddesinin (a) fıkrasında vergiye tabi malların her ne suretle olursa
olsun, vergiye tabi işlemler dışındaki amaçlarla işletmeden çekilmesi, vergiye
tabi malların işletme personeline ücret, prim, ikramiye, hediye, teberru gibi
namlarla verilmesinin; (b) fıkrasında vergiye tabi malların, üretilip teslimi
vergiden istisna edilmiş olan mallar için her ne suretle olursa olsun
kullanılması veya sarfının;
(c) fıkrasında mülkiyeti muhafaza
kaydıyla yapılan satışlarda zilyedliğin devrinin teslim sayılacağı,
-
(10/a) maddesinde; mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya
hizmetin yapılması ile vergiyi doğuran olayın meydana geleceği hüküm
altına alınmıştır.
Buna
göre, şirketinizin bal alışı yaptığı arıcılara, arılara yedirilmek üzere
yaptığı şeker teslimi KDV Kanununun (1/1) ve (2/1) maddeleri gereğince KDV’ye
tabi olacaktır. Arıların şirketiniz tarafından kiralanması ile üretimin
şirketiniz tarafından yapılması halinde ise arılara yedirilmek üzere arıcılara
gönderilen şekerin üretim girdisi olarak kabul edilmesi ve şekerin arıcılara
tesliminin KDV’ye tabi tutulmaması gerekmektedir.
II- Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi
Kanunları Uygulamaları 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
-
52 nci maddesinin ikinci fıkrasında, “Zirai faaliyet; arazide, deniz, göl ve
nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut
doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık
ve bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri
tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir
şekilde faydalanılmasını ifade eder.”,
-
53 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Çiftçilerin elde ettikleri zirai
kazançlar, bu kanunun 94’üncü maddesine göre hasılatları üzerinden tevkifat
yapılmak suretiyle vergilendirilir. 54’üncü maddede yazılı işletme büyüklüğü
ölçülerini aşan çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu mahiyetteki bir motorlu
araca veya on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip olan çiftçilerin
kazançları gerçek usulde (zirai işletme hesabı veya diledikleri takdirde
bilanço esasına göre) tespit olunarak vergilendirilir. Kazançları gerçek usulde
vergilendirilmeyen çiftçiler bu kazançları için beyanname vermezler.”,
-
94 üncü maddesinde, “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri,
sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek
ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler,
gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai
kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden
çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil)
nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine
mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.”
hükümleri yer almaktadır.
Ayrıca,
Kanunun 94 üncü maddesinin (11) numaralı bendinde, yukarıda sayılanlar
tarafından çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan
ödemelerden;
a) Hayvanlar ve bunların mahsulleri ile kara
ve su avcılığı mahsulleri için,
i) Ticaret borsalarında tescil
ettirilerek satın alınanlar için % 1
ii) (i) alt bendi dışında kalanlar için
% 2
b) Diğer ziraî mahsuller için,
i) Ticaret borsalarında tescil
ettirilerek satın alınan zirai mahsuller için % 2
ii) (i) alt bendi dışında kalanlar için
% 4
c) Ziraî faaliyet kapsamında ifa edilen
hizmetler için,
i)
Orman idaresine veya orman idaresine karşı taahhütte bulunan kurumlara yapılan
ormanların ağaçlandırılması, bakımı, kesimi, ürünlerin toplanması, taşınması ve
benzeri hizmetler için % 2
ii) Diğer hizmetler için % 4
oranında gelir vergisi tevkifatı
yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Yukarıda
yer alan hükümlere göre, çiftçilerle yapılan bal ön alım sözleşmesi kapsamında,
çiftçilere yaptırılacak bal üretimi faaliyetinin, Gelir Vergisi Kanununun 52
nci maddesi kapsamında zirai faaliyet olarak değerlendirilmesi ve bu üretim
sonucunda şirketinize teslim edilen bal bedellerine ilişkin olarak çiftçilere
yapılacak ödemelerden, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin (11/a-ii)
bendine göre %2 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Öte
yandan, arıların, çiftçilerden kiralanarak bal üretim süresince çiftçilerden,
arılara bakım hizmeti alınması karşılığında bir ödeme yapılması durumunda, söz
konusu işlemin zirai faaliyet kapsamında ifa edilen zirai hizmet olarak
değerlendirilmesi
ve yapılan bu zirai hizmet karşılığında ödenen hizmet bedeli üzerinden Gelir
Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin (11/c-ii) bendine göre %4 oranında
gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
III- Vergi Usul Kanunu Uygulaması
213
sayılı Vergi Usul Kanunun 227 nci maddesinde, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça
bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve
muamelelere ait olan kayıtların
tevsikinin mecburi olduğu hükme bağlanmış olup, söz konusu kayıtların aynı
kanunun 229 uncu ve müteakip maddelerinde yer alan belgelerden (fatura, gider
pusulası, müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu vb.) herhangi biri ile
tevsik edilmesi gerekmektedir.
Mezkûr Kanunun;
-
229 ncu maddesinde, “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında
müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan
tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.”,
- 230 uncu maddesinde, “Faturada en az
aşağıdaki bilgiler bulunur:
...
5.
Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim
edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde
satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması
halinde alıcının taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi
düzenlemesi ve taşıtta bulundurulması şarttır.
Malın,
bir mükellefin birden çok iş yerleri ile şubeleri arasında taşındığı veya
satılmak üzere bir komisyoncu veya diğer bir aracıya gönderildiği hallerde de,
malın gönderen tarafından sevk irsaliyesine bağlanması gereklidir. Bu bentte
yazılı irsaliyeler hakkında fiyat ve bedel ile ilgili bilgiler hariç olmak
üzere, bu madde hükmü ile 231 inci madde hükmü uygulanır. İrsaliyelerde malın
nereye ve kime gönderildiği ayrıca belirtilir.
Şu
kadar ki nihai tüketicilerin tüketim amacıyla perakende olarak satın aldıkları
malları kendilerinin taşıması veya taşıttırması halinde bu mallara ait
fatura veya perakende satış fişinin
bulunması şartıyla sevk irsaliyesi aranmaz.)»,
-
232 nci maddesinde, “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar kazancı basit usulde
tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:
1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;
2. Serbest meslek erbabına;
3. Kazançları basit usulde tesbit olunan
tüccarlara;
4. Defter tutmak mecburiyetinde olan
çiftçilere;
5. Vergiden muaf esnafa.
Sattıkları
emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlara da fatura istemek ve
almak mecburiyetindedirler.
...”,
-
234 üncü maddesinde, “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde
tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının
ve çiftçilerin:
...
3. Vergiden muaf esnafa;
yaptırdıkları
işler veya onlardan satın aldıkları emtia için de tanzim edip işi yapana veya
emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulası vergiden muaf esnaf tarafından
verilmiş fatura hükmündedir. Bu belge birinci ve ikinci sınıf tüccarların, zati
eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya
için de tanzim edilir.
...”
-
235 inci maddesinde, “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit
usulde tesbit edilenler ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler gerçek
usulde vergiye tabi olmayan çiftçilerden satın aldıkları malların bedelini
ödedikleri sırada iki nüsha makbuz tanzim etmeye ve bunlardan birini
imzalayarak satıcı çiftçiye vermeye ve diğerini ona imzalatarak almaya
mecburdurlar. Mal tüccar veya çiftçi adına bir adamı veya mutavassıt tarafından
alındığı takdirde makbuz bunlar tarafından tanzim ve imza olunur.
Çiftçiden avans üzerine yapılan
mubayaalarda, makbuz, malın teslimi
sırasında verilir.
Müstahsil
makbuzunun tüccar veya alıcı çiftçi nezdinde kalan nüshası fatura yerine geçer.
Müstahsil makbuzunda en az aşağıda
yazılı bilgiler bulunur:
...”,
-
262 nci maddesinde, “Maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi
veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara
müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade eder.”,
- 274 üncü maddesinde, “Emtia, maliyet
bedeliyle değerlenir...”,
-
275 inci maddesinde, “İmal edilen emtianın (Tam ve yarı mamul mallar) maliyet
bedeli aşağıda yazılı unsurları ihtiva eder:
1.
Mamulün vücuda getirilmesinde sarf olunan iptidai ve ham maddelerin bedeli;
2. Mamule isabet eden işçilik;
3. Genel imal giderlerinden mamule düşen
hisse;
4.
Genel idare giderlerinden mamule düşen hisse; (Bu hissenin mamulün maliyetine
katılması ihtiyaridir.)
5.
Ambalajlı olarak piyasaya arz edilmesi zaruri olan mamullerde ambalaj
malzemesinin bedeli.
Mükellefler,
imal ettikleri emtianın maliyet bedellerini yukarı ki unsurları ihtiva etmek
şartıyla diledikleri usulde tayin edebilirler.”
hükümleri yer almaktadır. Bu hükümler
çerçevesinde;
1-
Mükellefiyeti bulunmayan arıcılar ile yapılan bal ön alım sözleşmesi
kapsamında, söz konusu arıcılardan yaptığınız bal alımlarında bunlar adına
müstahsil makbuzu,
2-
Bahse konu sözleşme kapsamında, arıcılara yapılacak şeker tesliminde fatura,
ayrıca söz konusu şekerin arıcılara sevkinde/gönderilmesinde sevk irsaliyesi
düzenlemeniz icap etmektedir.
Diğer
taraftan, arıların kiralanması veya bal üretiminin şirketiniz tarafından
gerçekleştirilmesi durumunda, bunlara yedirilmek üzere şirketiniz tarafından
arıcılara sevk edilen/gönderilen şeker için sevk irsaliyesi düzenlenecek olup
söz konusu şeker teslimi için fatura veya yerine geçen bir belge
düzenlenmeyecektir. Bu kapsamda üretilen ballara ilişkin olarak kullanılan
şeker bedellerinin ise
üretim girdisi olarak maliyete eklenmesi
mümkün bulunmaktadır. Bununla birlikte arıların arıcılardan kiralanması ve
arıcılardan arılara bakım hizmeti alınması karşılığında ödeme yapılması
durumunda bu ödemeler için gider pusulası düzenlenmesi gerekmektedir.
Öte
yandan, söz konusu işlemlerin Tek Düzen Hesap Planı dahilinde hangi hesaplarda
izleneceğine ilişkin açıklamalara, Muhasebe Uygulamaları Genel
Tebliğlerinde yer verilmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
67854564-105[1741-6106]-E.384572 T. 03.10.2018 tarihli özelgesi
KONU: YARIŞ ATI YETİŞTİRİLİCİĞİNDE VERGİLENDİRME YARIŞ
ATI YETİŞTİRİLİCİ VE SAHİPLERİNİN VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, 219 Seri No.lu
Gelir Vergisi Genel Tebliğinin»6.2. Yarış Atı Yetiştirici ve Sahiplerinin
Vergilendirilmesi» başlıklı bölümünde bahsi geçen yarış atı yetiştiricisi ve
sahibi olduğunuz, yarışan at sayısına göre hipodromlarda seyis çalıştırdığınız,
bu seyislerin maaşlarını ve SGK primlerini ödemekten başka düzenli
giderinizin olmadığı, zirai kazançlarınızın … Vergi Dairesi Müdürlüğünün …
vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi … İkt. İşl. tarafından tevkifat
yapılmak suretiyle ilgili dönemlerinde beyan edilerek ödendiği belirtilerek,
resmi defter tutmak zorunda olup olmadığınız hususlarında Başkanlığımız
görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 52 nci maddesinin
birinci fıkrasında, zirai faaliyetten doğan kazancın zirai kazanç olduğu,
ikinci fıkrasında ise zirai faaliyetin; arazide, deniz, göl ve nehirlerde,
ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan
doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve
bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri
tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir
şekilde faydalanılmasını ifade ettiği, aynı maddenin yedinci fıkrasında ise
yukarıda yazılı faaliyetlerin içinde yapıldığı işletmelere zirai işletme bu
işletmeleri işleten gerçek kişilere (Adi şirketler dahil), vergiye tabi olsun
veya olmasınlar, çiftçi ve bu faaliyetler neticesinde istihsal olunan maddelere
de mahsul denildiği belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 53 üncü maddesinde, çiftçilerin elde
ettikleri zirai kazançların, bu Kanunun 94 üncü maddesine göre hasılatları
üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirileceği, 54 üncü maddede
yazılı işletme büyüklüğü ölçülerini aşan çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu
mahiyetteki bir motorlu araca veya on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip
olan çiftçilerin kazançlarının gerçek usulde (zirai işletme hesabı veya diledikleri
takdirde bilanço esasına göre) tespit olunarak vergilendirileceği, kazançları
gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçilerin bu kazançları için beyanname
vermeyecekleri hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanunun 54 üncü maddesinde, yarış atı
yetiştiriciliği faaliyetinden dolayı zirai kazancın gerçek usulde tespiti
bakımından bir takvim yılı içinde dikkate alınacak işletme büyüklüğü ölçüsü,
büyükbaş hayvanlar için 150 adet olarak belirlenmiştir.
Yine aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (11) numaralı bendinde, vergi tevkifatı yapmakla yükümlü kişi, kurum
ve kuruluşlarca çiftçilerden satın alınan zirai ürünler ve hizmetler için
yapılan ödemelerden tevkifat yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Konu ile ilgili olarak yayımlanan 219 Seri No.lu Gelir
Vergisi Genel Tebliğinin “6.2.Yarış Atı Yetiştirici ve Sahiplerinin
Vergilendirilmesi” başlıklı bölümünde; “41.Yarış atı yetiştirici ve sahiplerine
yapılan ödemelerden (teşvik primi ve ikramiye gibi ödemeler dahil) Gelir
Vergisi Kanunu’nun 94’ ncü maddesinin birinci fıkrasının 11 numaralı bendinin
(a) alt bendi uyarınca gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. İşletme büyüklüğü
ölçüsünü aşmayan çiftçilere yapılan bu tür ödemelerden kesilen vergi bunların
nihai vergisi olacaktır.” açıklamasına yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun;
- 171 inci maddesinde, mükelleflerin bu Kanuna göre
tutmaları gereken defterleri vergi uygulaması bakımından maddede yazılı
maksatları taşıyacak şekilde tutacakları,
- 172 nci maddesinde, ticaret ve sanat erbabının,
ticaret şirketlerinin, iktisadi kamu müesseselerinin, dernek ve vakıflara ait
iktisadi işletmelerin, serbest meslek erbabının ve çiftçilerin defter tutmaya
mecbur oldukları,
- 173 üncü maddesinde, Gelir vergisinden muaf olan
esnaf ve gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler hakkında, defter tutma
mecburiyetinin uygulanmayacağı
hükme bağlanmıştır. Mezkûr Kanunun 213 ve 214 üncü
maddelerinde de zirai kazançlarda defter tutmaya ilişkin düzenlemelere yer
verilmiştir.
Buna göre, yapmakta olduğunuz yarış atı
yetiştiriciliği faaliyeti zirai faaliyettir.
Yarış
atı yetiştiriciliği faaliyeti nedeniyle tarafınıza yapılan ödemelerden, Gelir
Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (11) numaralı bendine
göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmekte olup kesilen bu vergiler,
sahip olduğunuz hayvan sayısının 150’yi aşmaması halinde nihai vergi
niteliğinde olacak ve zirai kazancınız için gerçek usulde mükellefiyet tesis
ettirme, defter tutma ve beyanname verme yükümlülüğünüz bulunmayacaktır.
Ancak, sahip olduğunuz hayvan sayısının 150’yi aşması
halinde ise zirai kazancınızın gerçek usulde vergilendirileceği ve buna göre
zirai işletme hesabı veya bilanço esasına göre defter tutmanız gerekeceği
tabiidir.
Gelir
İdaresi Başkanlığının S. 11395140-105[177-2012/VUK-2-...]-1828 T. 14.11.2013
tarihli özelgesi
KONU:
SEBZE VE MEYVE KOMİSYONCULUĞU YAPAN MÜKELLEFİN
SATIN
ALDIĞI TARLA, TRAKTÖR VE ELMA FİDELERİ İÇİN ÖDEDİĞİ BEDELLERİN VERGİSEL DURUMU
HK
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzda, meyve sebze komisyonculuğu faaliyetinden
dolayı ticari kazanç mükellefi olduğunuzu, ... ili, ... ilçesinde elma
yetiştirmek üzere bir tarla, elma fidanları, ... traktör ve gerekli diğer
malzeme ve teçhizatlar satın aldığınızı, ağaçlar elma verecek duruma gelene
kadar bu maliyetlerin devam edeceğini belirterek, söz konusu maliyetler ile bu
maliyetlere ilişkin vergi mevzuatı açısından yapılacak işlemler hakkında
Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193
sayılı Gelir Vergisi Kanunu›nun 37›nci maddesinde her tür- lü ticari ve sınai
faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu, 40›ıncı maddesinin
birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, (7) numa- ralı bendinde ise
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortis- manların safi kazancın
tespitinde indirim konusu yapılacağı hüküm altına
alınmıştır.
Öte
yandan, aynı Kanun ‹un 52 ‹nci maddesinde; zirai faaliyet- ten doğan
kazançların zirai kazanç olduğu, zirai faaliyetin; arazide, deniz, göl ve
nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut
doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık
ve bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve
yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu
mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasını ifade ettiği ve satışla- rın
dükkan ve mağaza açılarak yapılması halinde, mahsullerin dükkan ve mağazaya
gelinceye kadar geçirdikleri safhaların zirai faaliyet sahasında kalacağı
hükümlerine yer verilmiştir.
Yine aynı Kanun ‹un 53 ‹üncü maddesinde;
çiftçilerin elde ettikleri
zirai
kazançların, bu Kanun›un 94›üncü maddesine göre hasılatları üzerinden tevkifat
yapılmak suretiyle vergilendirileceği, 54›üncü maddede yazılı işletme büyüklüğü
ölçülerini aşan çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu mahiyetteki bir motorlu
araca veya on yaşına kadar ikiden fazla traktö- re sahip olan çiftçilerin
kazançlarının gerçek usulde (zirai işletme hesabı veya diledikleri takdirde
bilanço esasına göre) tespit olunarak
vergilendirileceği,
kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçilerin bu kazançları için
beyanname vermeyecekleri, kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen
çiftçilerin, yazılı olarak vergi dairesinden istemde bu- lunmaları halinde
izleyen vergilendirme dönemi başından, işe yeni baş- layanların, işe başlama
tarihinden itibaren gerçek usule geçebilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Anılan
Kanun›un 54›üncü maddesinin (A) fıkrasında ise arazi üzerinde yapılan zirai
faaliyetlerde zirai kazancın tespiti bakımından 1 takvim yılı içinde dikkate
alınacak ölçüler gruplar halinde sayılmış olup 18›inci grupta meyve verebilecek
hale gelmiş elma ağacında 2000 ağaç ölçü olarak belirlenmiştir. Kanun›un 57›nci
maddesinin (1-6) No.lu bendin- de, Vergi Usul Kanunu›na göre ayrılan
amortismanların, (1-8) No.lu ben- dinde, zirai kazancın elde edilmesi ve
idamesi için yapılan genel giderlerin zirai işletme hesabı esasında gider
olarak dikkate alınacağı, «Kazancın bilanço esasına göre tespiti» başlıklı
59›uncu maddesinde ise, çiftçilerin diledikleri takdirde işletme hesabı yerine
bilanço esasına tabi tutulmalarını isteyebilecekleri, bu durumda 56, 57 ve
58›inci maddeler hükümleri de göz önünde tutularak, ticari kazancın bu
husustaki hükümlerinin uygulanacağı
hüküm altına alınmıştır.
Buna
göre; elde edilecek mahsullerin ticari faaliyet kapsamında satışının yapılması
amacıyla bir tarla alınarak meyve fidanları dikilmesi durumunda, ticari ve
zirai olmak üzere iki ayrı işletmenin varlığı söz konu- su olup tarladan
alınacak mahsulün ticari işletmeye gelinceye kadar olan ticaret
borsalarında tescil ettirilerek satın alınan zirai mahsuller için %2, diğerleri
için %4 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Diğer
taraftan, mükellef tarafından yapılan giderlerin, ticari kazancın elde edilmesi
ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler kapsamında değerlendirilmesi
için yapılan harcamanın doğrudan gidere dönüşmesi ve işletmenin varlıklarında
yeni bir iktisadi değer meydana gelmemesi gerekmektedir. Bu hüküm ve
açıklamalara göre;
-
Tarla satın alınarak elma yetiştirme faaliyeti zirai faaliyet olup bu faaliyeti
sonucunda elde edeceği mahsullerin satılmak üzere ticari işletmenize sevk
edilmesi halinde söz konusu mahsullerin zirai işletme tarafından emsal bedel
ile satışının yapılması ve satış bedeli üzerinden Gelir Vergisi Kanunu›nun
94›üncü maddesine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
-
Zirai faaliyetinizden dolayı gerçek usulde vergilendirilmemeniz durumunda zirai
faaliyet sonucunda elde edilecek kazancın gelir vergisi beyannamesine dahil
edilmemesi gerekmekte olup bu durumda, bu faa- liyet için yapılan genel
giderlerin ve söz konusu tarlanın amortismanının ticari kazancın tespitinde de dikkate
alınması mümkün değildir.
- Zirai faaliyetinizden dolayı gerçek
usulde vergilendirilmeniz durumunda ise, söz konusu tarlanın zirai işletme
kayıtlarına dahil edil- mesi, zirai faaliyet çerçevesinde yapılan harcamaların
doğrudan gidere dönüşüp dönüşmedikleri hususu dikkate alınarak
giderleştirilmesi ve mah- sullerin emsal bedeli üzerinden ticari işletme adına
fatura düzenlenmesi gerekmekte olup bu bedelin döneme ait zirai kazanca dahil
edilerek beyan edilmesi gerekmektedir.
KATMA DEGER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
3065
Sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu›nun 1/1 mad- desinde, Türkiye›de
yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde
yapılan teslim ve hizmetlerin KDV›ne tabi olduğu, aynı maddenin ikinci
fıkrasında, ticari, sınai, zirai ve serbest meslek fa- aliyetinin devamlılığı,
kapsamı ve niteliğinin ise Gelir Vergisi Kanununda açıklık bulunmadığı
hallerde, Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre
tayin ve tespit edileceği,
Kanun›un
17/4-b maddesinde, Gelir Vergisi Kanununa göre gerçek usulde vergiye tabi
olmayan çiftçiler ile aynı Kanun›un 66›ncı maddesine göre vergiden muaf olan
serbest meslek erbabı tarafından yapılan teslim ve hizmetlerin KDV›den istisna
tutulacağı, 29/1 maddesinde, mükellefle- rin vergiye tabi işlemler üzerinden
hesapladıkları KDV›den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine
ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla
hesaplanarak düzenlenen fatura ve ben- zeri vesikalarda gösterilen KDV›yi
indirebilecekleri, 30/a maddesinde, ver- giye tabi olmayan veya vergiden
istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış
vesikalarında gösterilen veya bu mal veya hiz- metlerin maliyetleri içinde yer
alan KDV›nin indirilemeyeceği, hüküm altına alınmıştır.
Buna
göre, gerçek usulde vergiye tabi çiftçi olmanız halinde zirai faaliyet
kapsamında yapacağınız işlemler KDV›ye tabi olacak ve bu işlem- ler nedeniyle
yüklenilen KDV vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV›den
indirilebilecektir.
Ancak,
gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçi olmanız ha- linde, zirai faaliyet
kapsamında yapacağınız teslim ve hizmetler Katma Değer Vergisi Kanunu›nun
17/4-b maddesi kapsamında KDV›den istisna olacağından, istisna olan bu
teslimler nedeniyle yüklenilen vergilerin ticari faaliyetleri nedeniyle vergiye
tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV›den
indirilemeyeceği tabiidir.
VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
213
sayılı Vergi Usul Kanunu›nun 172›nci maddesinde, ticaret ve sanat erbabının,
ticaret şirketlerinin, iktisadi kamu müesseselerinin, dernek ve vakıflara ait
iktisadi işletmelerin, serbest meslek erbabının ve çiftçilerin defter tutmaya
mecbur oldukları, 176›ncı maddesinde tüccarların defter tutma bakımından iki
sınıfa ayrıldığı I›inci sınıf tüccarların bilanço esasına göre, II›nci sınıf
tüccarların işletme hesabı esasına göre defter
tutacakları hüküm altına alınmıştır.
Aynı
Kanun›un 177›nci maddesinde, I›inci sınıfa dahil olan tüc- carlar bentler
halinde sayılmış; (1) numaralı bentte satın aldıkları malları olduğu gibi veya
işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının veya satışları- nın tutarı, (2)
numaralı bentte birinci bentte yazılı olanların dışındaki işler- le uğraşıp da
bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatlarının tutarı, (3) numaralı
bentte ise bir ve iki numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapıl- ması
halinde iki numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık
satış tutarı maddede belirtilen hadleri aşanların I inci sınıf tüccar
olacakları hükmüne yer verilmiştir.
Öte
yandan, Kanun›un 213›üncü maddesinde zirai kazanç elde eden mükelleflerin
çiftçi işletme defteri tutacağı ifade edilmiş olup, bu mükelleflerin isteğe
bağlı olarak bilanço esasına defter tutabilmeleri Gelir Vergisi Kanununda
düzenlenmiştir.
Buna
göre; zirai faaliyetinizin Gelir Vergisi Kanununa göre ger- çek usulde zirai
kazanç kapsamında değerlendirilmesi durumunda çiftçi işletme defteri
tutmanız gerekmektedir.
Gelir
İdaresi Başkanlığının S. 68554973-105[413-2013/4]-83 T. 27.8.2013 tarihli
özelgesi
KONU:
FATURA PERAKENDE SATIŞ VESİKALARI KİRALANAN 22 M’LİK TEKNE İLE YAPILACAK
BALIKÇILIK FAALİYETİNİN HANGİ KAZANÇ TÜRÜNE GİRDİĞİ İLE SÖZ KONUSU FAALİYETTE
BELGE DÜZENİ HK.
İlgi
sayılı özelge talep formunda, balıkçılık faaliyeti ile uğraştığınızı,
satacağınız balıkları 22 metrelik tekne kiralayarak avlamak istediğinizi
belirterek, bu tekneden dolayı mükellefiyetinizin ticari kazanç
mı
yoksa zirai kazanç mı olacağı, ayrıca tutmuş olduğunuz balıkları nasıl
belgelendireceğiniz konusunda bilgi verilmesi istenilmektedir.
Mükellefiyetinizle
ilgili olarak e-VDO Sisteminde yapılan sorgulama sonucu, belirli bir mala
tahsis edilmiş mağazalarda balık, kabuklu hayvanlar ve yumuşakçaların perakende
ticareti işinden dolayı ... tarihinden bu yana gerçek usulde gelir vergisi ve
katma değer vergisi mükellefiyetinizin bulunduğu anlaşılmaktadır.
I- GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde her türlü ticari ve sınai
faaliyetten doğan kazançların ticari kazanç olduğu hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 52 nci maddesinde,
“Zirai faaliyetten doğan kazanç zirai
kazançtır.
Zirai
faaliyet; arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme,
yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade
etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin
istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazasını,
taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir
şekilde faydalanılmasını ifade eder.
...
Satışların
dükkân ve mağaza açılarak yapılması halinde, mah- sullerin dükkân ve mağazaya
gelinceye kadar geçirdikleri safhalar zirai faaliyet sahasında kalır. Çiftçiler
tarafından doğrudan doğruya zirai faali- yetleri ile ilgili alım satım
işlerinin tedviri için açılan yazıhaneler, faaliyetleri bu mevzua münhasır
kalmak şartıyla dükkân ve mağaza sayılmaz.
Yukarıda
yazılı faaliyetlerin içinde yapıldığı işletmelere zirai iş- letme, bu
işletmeleri işleten gerçek kişilere (Adi şirketler dâhil), vergiye tabi olsun
veya olmasınlar, çiftçi ve bu faaliyetler neticesinde istihsal olu-nan
maddelere de mahsul denir.» hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun
53 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise, çiftçilerin elde ettikleri zirai
kazançların, bu Kanunun 94 üncü maddesine göre hâsılatları üzerinden
tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirileceği, an- cak 54 üncü maddede yazılı
işletme büyüklüğü ölçülerini aşan çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu
mahiyetteki bir motorlu araca veya on yaşına ka- dar ikiden fazla traktöre
sahip olan çiftçilerin kazançlarının gerçek usulde (zirai işletme hesabı veya
diledikleri takdirde bilanço esasına göre) tespit olunarak vergilendirileceği,
kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçilerin bu kazançları için
beyanname vermeyecekleri hüküm altına alınmıştır.
Kanunun
işletme büyüklüğü ölçülerinin belirlendiği 54 üncü mad- desinin birinci
fıkrasının (B) bendinde, 2 nci grup olarak denizlerde yapılan balık avcılığında
toplam tekne boyu -20- metreyi aşanların zirai kazançla- rının gerçek usulde
tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Bu
hükümler uyarınca; balık avcılığı faaliyetinden elde ettiğiniz kazanç zirai
kazançtır. Kiralayacağınızı belirttiğiniz balıkçı teknesinin boyu Kanunun 54
üncü maddesinde belirlenen işletme büyüklüğü ölçüsünü aştı- ğından kazancınız
gerçek usulde vergilendirilecek olup, avlayacağınız ba- lıkların toptan ve
perakende satışını yapacağınız işyerine gelinceye kadar geçirilen safhalar da
zirai faaliyet kapsamında değerlendirilecektir. Öte yandan, açmış
olduğunuz işyerinde balıkların toptan ve perakende satışını yapmanız
dolayısıyla elde edilen kazanç tica- ri kazanç olup, Kanunun ticari kazanca
ilişkin hükümleri çerçevesinde
vergilendirilecektir.
II- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
213
sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde; fatu- ranın, satılan emtia
veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere
emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika
olduğu, «Perakende Satış Vesikaları» baş- lığını taşıyan 233 üncü maddesinde;
birinci ve ikinci sınıf tüccarların, ka- zancı basit usulde tespit edilenlerin
ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin fatura vermek mecburiyetinde
olmadıkları satışları ve yaptıkları işlerin bedellerinin, perakende satış
fişleri, makineli kasaların kayıt ruloları veya giriş ve yolcu taşıma
biletlerinden herhangi biri ile tevsik edileceği hüküm altına alınmıştır.
Mezkur Kanunun 232 nci maddesinde ise, «Birinci ve ikinci sınıf
tüccarlar, kazancı basit usulde tespit
edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:
1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;
2. Serbest meslek erbabına;
3. Kazançları basit usulde tespit olunan
tüccarlara;
4. Defter tutmak mecburiyetinde olan
çiftçilere;
5 . Vergiden muaf esnafa.
Sattıkları
emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar- da fatura istemek ve
almak mecburiyetindedirler.
Yukarıdakiler
dışında kalanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde
tespit edilenlerden ve defter tutmak mecburiyetin- de olan çiftçilerden satın
aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bede- linin 800-TL›yi geçmesi veya
bedeli 800.-TL›den az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi
yapanın fatura vermesi mecburidir.» hükmü yer almaktadır.
Katma
Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti
Hakkında 3100 sayılı Kanunun 1/1 maddesinde
«Satışı
yapılan malları aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlar dışındaki
kimselere satan veya aynı kimselere hizmet veren birinci ve ikinci sınıf
tüccarlar, bu Kanuna göre ödeme kaydedici cihaz kullanmak
mecburiyetindedirler» hükmü yer
almaktadır.
Buna
göre, perakende mal satan veya hizmet ifasında bulunan ve birinci veya ikinci
sınıf tüccar kapsamına giren mükelleflerin ödeme kaydedici cihazları
kullanmaları zorunlu olduğundan, vergi mükelleflerine yapılan satışlarda bedele
bakılmaksızın, nihai tüketicilere yapılan satışlar- da ise bedelin (2013 yılı
için) 800 TL›yi geçmesi veya bedel (2013 yılı için) 800 TL›den az olsa
dahi müşterilerin istemeleri halinde fatura düzenleme mecburiyetiniz bulunmakta
olup, fatura düzenlemek zorunda olmadığınız satışlarınızın belgelendirilmesinde
ödeme kaydedici cihaz kullanmanız gerekmektedir.
Diğer
taraftan, işyerinizin dışında tekneden doğrudan yapılacak zirai ürün satışları
için Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde sayı- lanlara fatura, nihai
tüketicilere satılması halinde ise perakende satış fişi düzenlenmesi suretiyle
belgelendirilmesi gerekmektedir.
{
Madde : 53
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
47423198-120[53-2013/4]-3 T. 11/04/2014 tarihli özelge
KONU: TRAKTÖR İLE YAPILAN NAKLİYECİLİK FAALİYETİNİN VE
ZİRAİ HİZMET SUNULMASININ VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzda, traktörünüz ile nakliye işi yanında
çiftçilikle uğraştığınızı ve traktörünüzü köy halkının zirai (çift sürme, ekim
işi vb.) işlerinde kullandığınızı belirterek, traktörünüzle köy halkına yapmış
olduğunuz söz konusu zirai işlerinin vergi kapsamında olup olmadığı ve yapılan
bu işlere ilişkin tahsilat makbuzu düzenlenip düzenlenmeyeceği hususlarında
görüş talep edildiği anlaşılmıştır.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 52 nci maddesinde «zirai faaliyet; arazide,
deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah
yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat,
orman, hayvan, balık ve bunların ürünlerinin istihsalini, avlanmasını avcıları
ve yetiştiricileri tarafından
muhafazasını, taşınmasını, satılmasını
veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanılmasını ifade eder.» denilmiş ve
yukarıda yazılı faaliyetlerin içinde yapıldığı işletmelere zirai işletme, bu
işletmeleri işleten gerçek kişilere (adi şirketler dahil) vergiye tabi olsun
veya olmasınlar çiftçi ve bu faaliyetler neticesinde istihsal olunan maddelere
de mahsul denileceği hükmüne yer verilmiştir.
Aynı
Kanunun 53 üncü maddesinde; «Çiftçilerin elde ettikleri zirai kazançlar, bu
kanunun 94 üncü maddesine göre hâsılatları üzerinden tevkifat yapılmak
suretiyle vergilendirilir. 54 üncü maddede yazılı işletme büyüklüğü ölçülerini
aşan çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu mahiyette
bir motorlu araca veya on yaşına kadar
ikiden fazla traktöre sahip olan çiftçilerin kazançları gerçek usulde (zirai
işletme hesabı veya diledikleri takdirde bilanço esasına göre) tespit olunarak
vergilendirilir.» hükmü yer almaktadır.
Yine
aynı Kanunun 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, kazançları gerçek
usulde vergilendirilmeyen çiftçiler, yazılı olarak vergi dairesinden istemde
bulunmaları halinde izleyen vergilendirme dönemi başından, işe yeni
başlayanlar, işe başlama tarihinden itibaren gerçek usule geçebilirler. 54 üncü
maddede yazılı ölçüleri aşanlar müteakip vergilendirme dönemi başından itibaren
gerçek usulde; gerçek usule
tabi olanlardan bu ölçülerin altında
kalanlar müteakip vergilendirme dönemi başından itibaren hasılatları üzerinden
tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirilirler.
Mezkur Kanunun «Vergi Tevkifatı»
başlıklı 94 üncü
maddesinin birinci fıkrasında, Kamu
idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret
şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî
işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan
etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço
veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin maddenin
devamındaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden
veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine
mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hüküm altına alınmış olup, aynı
fıkranın (11/c- ii) numaralı bendine göre, zirai faaliyet kapsamında ifa edilen
«Diğer hizmetler» için % 4 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükme
bağlanmıştır.
Ayrıca,
03.03.2003 tarih ve 242 seri no.lu Gelir Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde; zirai
faaliyet kapsamında ifa edilen hizmetlere ilişkin olarak esnaf muaflığından
yararlananlara yapılacak ödemeler ile, kazancı gerçek usulde tespit edilmeyen
çiftçilere yapılacak ödemelerin gider pusulası düzenlenmesi suretiyle
yapılmasının (bu çiftçilerden zirai ürün alınması durumu hariç), 213 sayılı
Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesi ile Bakanlığımıza verilen yetkiye
istinaden uygun görüldüğü açıklanmıştır.
Yukarıda yer alan hüküm ve yapılan açıklamalar
çerçevesinde; çiftçilerin zirai işletmeleri ile tarımsal alet ve makinelerini
kiraya vermeleri veya bunları el emekleri ile birleştirmek suretiyle yaptıkları
hizmetler, zirai faaliyet kapsamında ifa edilen hizmet olarak kabul
edilmektedir.
Bu
çerçevede, traktörünüzle yaptığınız nakliyecilik işinin ticari kazanç, yine
traktörünüzle köy halkına yaptığınız çift sürme, ekim işi vb. işlerin ise zirai
faaliyet kapsamında ifa edilen hizmet kapsamında zirai faaliyet olarak
değerlendirilmesi ve Gelir Vergisi Kanununun 54 üncü maddesinde belirlenen
işletme büyüklüğü ölçüsünü aşmamak
şartıyla elde etmiş olduğunuz zirai
kazançların tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirilmesi gerekmektedir.
Buna
göre, sahip olduğunuz traktörünüzle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü
maddesinin birinci fıkrasında sayılanlara zirai hizmette bulunmanız halinde
tarafınıza gider pusulası düzenlenmesi
ve ödenecek bedeller üzerinden % 4
oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir. Ancak, bunların
dışında kalan kişilere (gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçiler) ifa
edeceğiniz zirai hizmet karşılığında tarafınıza yapılacak ödemeler üzerinden
tevkifat yapılmayacak olup, herhangi bir belge düzenlenmesine de gerek
bulunmamaktadır.
Gelir İdaresi Başkanlığının S. B.
38418978-120[9-13/33]-877 T. 20.8.2013 tarihli özelgesi
KONU: ZİRAİ FAALİYETTE KULLANILAN ARAÇLA SATIŞ SEYYAR
HURDACILIK FAALİYETİNİN ESNAF MUAFLIĞI KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLİP
DEĞERLENDİRİLMEYECEĞİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda; ... plakalı aracınızla demir, bakır durumunda
olan hurdalarla, zirai üretimde kullanılmış olan pulluk, mibzer, römork, patoz
gibi ekipmanlardan özelliklerini yitirmiş olanların adet veya kilo ile alımını
yaparak seyyar hurdacılık faaliyetinde bulunacağınız belirtilerek, bu
faaliyetiniz nedeniyle esnaf
muaflığı kapsamında değerlendirilip
değerlendirilmeyeceğiniz hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde vergiden muaf esnafa ilişkin
düzenlemelere yer verilmiş olup, kimlerin esnaf muaflığından faydalanacakları
da maddede bentler halinde sayılmıştır.
Aynı
maddenin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinde, «Ticari işletmelere ait
atıkları mutat olarak veya belli aralıklarla satın alanlar hariç olmak üzere,
bir işyeri açmaksızın kendi nam ve hesabına münhasıran kapı kapı dolaşmak
suretiyle her türlü hurda maddeyi toplayarak veya satın alarak bu malların
ticaretini yapanlara veya tekrar işleyenlere satanlar» hükmü yer almakta olup,
maddenin mülga ikinci fıkrasından sonra gelen üçüncü fıkrasında, ticari, zirai
veya mesleki kazancı dolayısı ile gerçek usulde Gelir Vergisine tabi olanlar
ile yukarıda sayılan işleri Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine bağlılık
arz edecek şekilde yapanların esnaf muaflığından faydalanamayacakları
belirtilmiştir.
Diğer
taraftan, Gelir Vergisi Kanununun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında,
“Çiftçilerin elde ettikleri zirai kazançlar, bu Kanunun
94 üncü maddesine göre hasılatları
üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirilir. 54 üncü maddede yazılı
işletme büyüklüğü ölçülerini aşan çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu
mahiyetteki bir motorlu araca veya on
yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip
olan çiftçilerin kazançları gerçek usulde (zirai işletme hesabı veya
diledikleri takdirde bilanço esasına göre) tespit olunarak vergilendirilir.
Kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçiler bu kazançları için
beyanname vermezler. Ancak, çiftçiye ait olmak- la beraber zirai işletmeye
dahil edilmeyen biçerdöver veya bu mahiyetteki bir motorlu araç veya on yaşına
kadar ikiden fazla traktörün işletilmesin- den elde edilen gelirler ticari
kazanç hükümlerine göre vergilendirilir.” hük- müne yer verilmiştir.
2001/1
sıra numaralı Gelir Vergisi Kanunun İç Genelgesinde, Gelir Vergisi Kanununun 53
üncü maddesinde yer alan «bu mahiyetteki bir motorlu araç» ifadesinden zirai faaliyette
kullanılan kamyon, otobüs, uçak ve benzeri araçların anlaşılması gerektiği,
dolayısıyla özel ihtiyaçlar için kullanılmaya elverişli olmayan otobüs, kamyon,
uçak ve benzeri gayri ticari araç sahibi olan çiftçilerin bu araçları kendi
zirai işletmelerinde kullanmaları halinde zirai kazançlarının biçerdöver sahibi
olan çiftçilerde olduğu gibi gerçek usulde tespit edilmesi gerektiği
belirtilmiştir.
Konuyla
ilgili olarak ... Mal müdürlüğü ile yapılan yazışma neti- cesinde alınan
09.05.2013 tarihli ve 663 sayılı yazı ekinde yer alan yok- lama fişinin
tetkikinden; hurdacılık faaliyetinde kullanılacağı belirtilen ... plakalı
aracın cinsinin kamyon olduğu, ayrıca 2 adet traktörünüzün bulun- duğu ve
bunları zirai faaliyetinizde kullandığınız anlaşılmıştır.
Yukarıda
yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; zirai faaliyette bulunmanız ve söz
konusu kamyonu kendi zirai faaliyetinizde kullanmanız nedeniyle, zirai
kazancınızın gerçek usulde vergiye tabi tutulması gerekmektedir.
Bu
durumda, zirai kazancınız nedeniyle gerçek usulde gelir vergisine tabi
olacağınızdan esnaf muaflığından yararlanmanız mümkün bulunmamaktadır.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
64950229-105[3-2013/15]-168 T. 28.8.2013
tarihli özelgesi
KONU:
MÜKELLEFİYETİN KAPATILMASI BİÇERDÖVER KULLANIMININ TERKİ NEDENİYLE GERÇEK USUL
ZİRAİ KAZANÇ MÜKELLEFİYETİNİN KALDIRILMASI HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzdan, adınıza kayıtlı biçerdö- veri sıhhatiniz ve
yaşınızın elvermemesi, biçerdöverinizin eski olmasından ve uzun süredir
kullanılmamasından kaynaklı ekonomik olmayan bakım maliyeti sebebi ile
işletmeyeceğinizi belirterek, deftere tabi vergi mükellefi-
yetinizin kaldırılmasını talep ettiğiniz
anlaşılmıştır.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun «Zirai Kazançta Vergile- me» başlıklı 53 üncü
maddesinde; «...54 üncü maddede yazılı işletme büyüklüğü ölçülerini aşan
çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu mahiyetteki bir motorlu araca veya on
yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip olan çiftçilerin kazançları gerçek
usulde (zirai işletme hesabı veya diledikleri takdirde bilanço esasına göre)
tespit olunarak vergilendirilir. Kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen
çiftçiler bu kazançları için beyanname vermezler. Ancak, çiftçiye ait olmakla
beraber zirai işletmeye dâhil edilme- yen biçerdöver veya bu mahiyetteki bir
motorlu araç veya on yaşına kadar ikiden fazla traktörün işletilmesinden elde
edilen gelirler ticari kazanç hü- kümlerine göre vergilendirilir...» hükmüne
yer verilmiştir.
Bu
hükmün uygulanmasında kamyonlar biçerdöver mahiyetinde motorlu araç olarak
kabul edilmektedir. Yukarıda belirtilen maddede yasa koyucu biçerdöver ve
benzeri mahiyetteki motorlu araçlar için herhangi bir yaş belirlemesi yapmamış
olup, biçerdöver sahibi çiftçiler ile kamyon gibi biçerdöver mahiyetindeki
motorlu araçlara sahip olan çiftçilerin zirai kazançlarının gerçek usulde
tespit edilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun «Vergi Kanunla-
rının
Uygulanması ve İspat» başlıklı 3 üncü maddesinde; vergilendirmede vergiyi
doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin
esas olduğu belirtilmiştir.
Aynı
kanunun «İşi Bırakmanın Tarifi» başlıklı 161 inci maddesinde ise; vergiye tabi
olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona ermesinin işi
bırakmayı ifade edeceği, işlerin herhangi bir sebep yüzünden geçici bir süre
için durdurulmasının işi bırakma sayılmayacağı
hükme bağlanmıştır.
Vergi
Usul Kanununda yer alan bu düzenlemeye göre, bir mü- kellefin işi bırakmış
sayılabilmesi için işi ile ilgili tedarik işlemlerini durdur- masının yanı sıra
işletmede bulunan emtia stokları ile diğer döner ve sabit değerlerinin de elden
çıkarılması veya bu varlıkların işletme sahiplerince
işletmeden çekilmiş olması
gerekmektedir.
Ayrıca
2003/3 Sıra Nolu Gelir Vergisi Kanunu İç Genelgesinin Araçların Kullanılmaz
Hale Gelmesi başlıklı bölümünde; «Nakliyecilik faa- liyetinde kullanılan
araçların kaza yapması, hurdaya ayrılması ve benzer nedenlerle kullanılmaz
duruma gelmesi halinde, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve yönetmeliğinde
yer alan hükümler ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve 213 sayılı Vergi Usul
Kanununda yer alan hükümler çerçevesinde aşağıda belirtilen şekilde işlem
yapılacaktır.
Nakliyecilikte
kullanılan araçların ekonomik ömrünü doldurma veya herhangi bir kaza, yanma,
tahrip edilme veya benzeri durumlar nede- niyle kullanılamaz hale gelmesi
durumunda araçların sahiplerinin başvuru- su üzerine, bunların kayıtlarına ve
tescil belgelerine, hurdaya çıkarılmıştır damgası vurularak tescil belgesi
sahiplerine geri verilmektedir.
Yukarıda
belirtilen nedenlerle, araçların kullanılamaz durumda olduğundan bahisle işi
bırakma bildiriminde bulunan mükelleflerin işi bı- rakmaya ilişkin dilekçe ile
birlikte ilgili trafik şube veya bürolarından ala-
cakları hurdaya ayrıldığına ilişkin
belgenin eklenmesi gerekmektedir.
Çeşitli
nedenlerle hurda belgesi alınamaması durumunda, söz konusu aracın durumunun
bilirkişi raporu ile ortaya konulması ve gerekli görülmesi halinde olayın vergi
inceleme raporu ile tereddüde yer bırakma- yacak şekilde açıklığa kavuşturulması
halinde bilirkişi raporu ve inceleme sonucuna göre hareket edilecektir.”
açıklamasında bulunulmuştur.
Buna
göre, gerçek usulde tespit edilen kazancınızdan dolayı işi bırakmış
sayılabilmeniz için sahibi bulunduğunuz biçerdöveri satmanız veya hurdaya
ayırmanız gerekmektedir. Ancak, çeşitli nedenlerle hurda belgesi alamamanız
halinde biçerdöverin kullanılamaz durumda olduğu- nun bilirkişi raporu ile
tespit edilmesi ve düzenlenecek inceleme raporunun sonucuna göre faaliyetinize
devam etme imkânınızın kalmadığının anlaşıl- dığı tarih itibarıyla
mükellefiyetinizin kapatılması mümkün bulunmaktadır.
{
Madde : 54
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
93767041-120[52-54-2014/16]-180 T. 30.12.2014 tarihli özelgesi
KONU: ZİRAİ KAZANCIN GERÇEK USULDE TESPİTİNDE DİKKATE
ALINACAK TEKNE BOYU HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzda, ...a Mal müdürlüğünün gerçek usulde zirai
kazanç mükellefi olduğunuzu, balıkçı teknesi ile balık avlayarak geçiminizi
sağladığınızı, teknenin kütük boyunun 18,90 metre; tam boyunun ise 20,10 metre
olduğunu belirterek Gelir Vergisi Kanununun 54 üncü maddesinde belirtilen
işletme büyüklüğü ölçülerinde yer alan tek- ne boyu 20 mt.’nin
değerlendirilmesinde kütük boyu ölçüsünün mü, yoksa tam boy ölçüsünün mü
dikkate alınacağı hususunda Başkanlığımızın görü- şü talep edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 52’nci maddesinin birinci fıkrasında, zirai
faaliyetten doğan kazancın zirai kazanç olduğu hükme bağlanmış, ikinci
fıkrasında ise zirai faaliyetin arazide, deniz, göl ve ne- hirlerde, ekim,
dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut
doğrudan
doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve
bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiri- cileri
tarafından muhafazasını, taşınmasını satılmasını veya bu mahsuller- den sair
bir şekilde faydalanılmasını ifade ettiği hüküm altına alınmıştır.
Aynı
Kanunun 53?ncü maddesinin birinci fıkrasında ise, çiftçilerin elde ettikleri
zirai kazançların, adı geçen Kanunun 94 üncü maddesine göre hasılatları
üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirileceği, 54 üncü madde de
yazılı işletme büyüklüklerini aşan çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu
mahiyetteki bir motorlu araca veya on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip
olan çiftçilerin kazançlarının gerçek usulde (zirai işletme hesabı veya
diledikleri takdirde bilanço
esasına göre) tespit olunarak
vergilendirileceği, kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçilerin bu
kazançları için beyanname vermeyecekleri hükme bağlanmıştır.
Mezkur
Kanunun işletme büyüklüğü ölçülerinin belirlendiği 54 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (B) bendinde 2?nci grup olarak, denizlerde yapılan balık avcılığında
toplam tekne boyu -20- metreyi aşanların zirai kazançlarının gerçek usulde
tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Öte
yandan zirai kazancın tespit şeklinin belirlenmesinde (işletme büyüklüğü
açısından) «Denize Elverişlilik Belgesi» nde yazılı gemi tam boyunun esas
alınması gerekmektedir.
Buna
göre, balık avcılığı faaliyetinizde kullandığınız teknenin gemi tam boyunun,
yukarıda belirtilen işletme büyüklüğü ölçüsünü
(20 metre) aştığı anlaşıldığından, zirai
kazancınızın gerçek usulde vergilendirilmesi gerekmektedir.
{
Madde : 56
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
46480499-120.02.02[2014/1464]-108 T. 25.12.2014 tarihli özelgesi
KONU: BALIKÇI GEMİSİNİN SATIŞINDAN ELDE EDİLEN
HASILATIN GELİR VERGİSİ MATRAHINA DAHİL EDİLİP EDİLMEYECEĞİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzda, 2001 yılında inşa ettirdiğiniz balıkçı
gemisini on iki yıl sonra sattığınız belirtilerek, satış hasılatınızın gelir
vergisine tabi olup olmadığı konusunda Başkanlığımızdan görüş talep edildiği
anlaşılmaktadır.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 52?nci maddesinde, «Zirai faaliyetten doğan
kazanç zirai kazançtır.
Zirai
faaliyet; arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme,
yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade
etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin
istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazasını,
taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasını
ifade eder.
Bazı
nebat ve hayvan nevilerinde istihsalin doğrudan doğruya arazi üzerinde
yapılmaması zirai faaliyetin mahiyetini değiştirmez. »
hükmü yer almaktadır.
Aynı
Kanununun 53›ncü maddesinde, çiftçilerin elde ettikleri zirai kazançların bu
Kanunun 94 üncü maddesine göre hasılatları üzerinden tevkifat yapılmak
suretiyle vergilendirileceği; ancak 54?üncü maddede yazılı işletme büyüklüğü
ölçülerini aşan çiftçiler ile 53 üncü maddede yazılı diğer şartları taşıyan
çiftçilerin kazançlarının gerçek usulde tespit olunarak vergilendirileceği
hükme bağlanmıştır.
Yine
aynı Kanunun 54?üncü maddesinde zirai kazancın gerçek usulde tespiti bakımından
bir takvim yılı içinde dikkate alınacak işletme büyüklüğü ölçüleri
belirlenmiştir. Buna göre balıkçılıkta dikkate alınacak işletme büyüklüğü
ölçüsü söz konusu maddenin (B) bendinin 2?nci grubunda «Denizlerde yapılan
balık avcılığında toplam tekne boyu 20 metre» olarak belirlenmiştir.
Mezkur
Kanunun «Zirai İşletme Hesabı Esasına Göre Hasılat» başlıklı 56?ncı maddesinde
ise, zirai işletme hesabı esasına göre hasılatın nelerden oluştuğu
belirtilerek, aynı maddenin 5 inci
bendinde, amortismana tabi iktisadi
kıymetlerin (Zirai istihsalde kullanılan gayrimenkuller hariç) satılması
halinde Vergi Usul Kanununun 328 inci maddesine göre hesaplanan hasılatında
dahil edilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
6102
sayılı Türk Ticaret Kanununun 931 inci maddesinde; tahsis edildiği amaç, suda
hareket etmesini gerektiren, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan her
aracın, kendiliğinden hareket etme imkanı bulunmasa da gemi sayılacağı hükme
bağlanmıştır.
21/12/1999
tarihli ve 23913 sayılı Resmi Gazete›de yayımlanan 4490 sayılı Türk Uluslararası
Gemi Sicili Kanununun 2?nci maddesinde, bu Kanunda geçen gemi kavramının ticari
amaçla kullanılan her türlü yük, yolcu ve açık deniz balıkçı gemilerini ifade
ettiği, aynı Kanunun 12?nci maddesinde ise bu Kanun uyarınca oluşturulan Türk
Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden ve
devrinden elde edilen kazançların gelir ve kurumlar vergileriyle fonlardan
istisna olduğu hüküm altına alınmıştır.
Diğer
taraftan, konu hakkında 30/04/2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazete›de
yayımlanan 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin «5.12.1.1 Yasal
düzenleme ve istisnanın kapsamı» başlıklı bölümünde; «4490 sayılı Türk
Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 5266 sayılı Kanunun 3›üncü maddesiyle
değişik 12›nci maddesinin birinci fıkrasında, «Bu Kanun uyarınca oluşturulan
Türk
Uluslararası
Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden ve devrinden elde
edilen kazançlar, gelir ve kurumlar vergileriyle fonlardan istisnadır.» hükmü
yer almaktadır.
Buna
göre, 4490 sayılı Kanunla oluşturulan Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı
gemilerin ve yatların işletilmesinden elde edilen kazançlar, faaliyetin gelir
vergisi mükelleflerince (dar mükellefler dahil) yapılması halinde gelir
vergisinden, kurumlar vergisi mükelleflerince (dar mükellefler dahil) yapılması
halinde kurumlar vergisinden; Türk Uluslara- rası Gemi Siciline kayıtlı
gemilerin devrinden elde edilecek kazançlar da gelir ve kurumlar vergisinden
istisna olacaktır.
Ayrıca,
mükellefiyet durumunuzla ilgili yapılan sorgulama neticesinde, sahip olduğunuz
21 metre uzunluğundaki balıkçı gemisiyle balıkçılık faaliyetinde bulunduğunuz
ve bu çerçevede gerçek usulde zirai kazanç mükellefi olduğunuz anlaşılmıştır.
Yukarıda
yer alan hüküm ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, sahip olduğunuz geminin
satışından elde edilen hasılatın, geminizin 4490 sayılı Kanun uyarınca
oluşturulan Türk Uluslararası Gemi Siciline
kayıtlı olması halinde, gelir
vergisinden istisna edilmesi; aksi takdirde ise bahse konu gemi satışından elde
edilen kazancın, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 56›ncı maddesi kapsamında
zirai kazancınıza dahil edilerek vergilendirilmesi gerekmektedir.