Kurum alacaklarının yasal süresi
içinde ödenmemesi halinde, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre cebri icra
işlemleri yapılarak takip ve tahsil edilmesi gerekmektedir.
6183 sayılı Kanunda, borçlular
hakkındaki cebri icra işlemlerinin;
1) Alınan teminatın paraya
çevrilmesi ya da kefilin takibi,
2) Borçlunun, borcuna yetecek
miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi,
3) Gerekli şartlar bulunduğu
takdirde borçlunun iflasının istenmesi,
şekillerinden birinin uygulanması
suretiyle yapılması gerektiği açıklanmıştır.
6183 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi
hükmüne göre, karşılığında teminat gösterilmiş bulunan Kurum alacağı vadesinde
ödenmediği takdirde, borcun 7 gün içinde ödenmesi, aksi halde teminatın paraya
çevrileceği veya diğer şekillerde cebren tahsiline devam olunacağının borçluya
bildirilmesi gerekmektedir. Bu bildirime rağmen 7 gün içinde borç ödenmediği
takdirde teminat 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre paraya çevrilir.
Alınan teminat banka teminat
mektubu ise, teminat mektubunun muhafaza edildiği muhasebe servisinden teminat
mektubunun nakde çevrilmesi istenilir. Teminat olarak menkul ya da gayrimenkul
mal alınmış ise bu malların satışı yapılarak Kurum alacağının tahsili cihetine
gidilir.
Ancak, borçlu tarafından teminat
olarak şahsi kefil gösterilmiş ise, kefil hakkında icra takip işleminin
yapılması için kendisine ödeme emri tebliğ edilir. Kefilin sorumluluğu
müştereken ve müteselsilen olduğundan borçlu ile birlikte kefil hakkında da
takip yapılır. Kurum alacağının borçludan tahsil edilmiş olunması halinde
kefilin sorumluluğu kalmayacağından, kefil hakkında da takip işlemi
yapılmayacağı gibi, yapılmış olan haciz işlemleri de kaldırılır.
Alınan teminatın Kurum alacağını
karşılamaması halinde borçlunun teminat dışındaki malları hakkında cebri icra
işlemleri yapılarak Kurum alacağı tahsil edilir.
Kurum alacağını vadesinde
ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde
bulunmaları gerektiği ödeme emri ile bildirilir. Ödeme emri Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre tebliğ edilir. Ödeme emrinde, borcun türü, dönemi, aslı ve
gecikme zammı, tahakkuk şekli, gecikme zammının işleyişi ve borcun ödenmemesi
halinde yapılacak işlemler ve ödemenin nereye yapılacağı belirtilir.
Kendisine ödeme emri tebliğ olunan
şahıs, böyle bir borcunun olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına
uğradığını iddia ederek ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde
alacaklı ünitenin bulunduğu yetkili iş mahkemesine itirazda bulunabilir.
Ödeme emrine yapılan itirazda,
borçlu tamamen veya kısmen haksız çıkarsa, borçludan, hakkındaki itirazın
reddolunduğu miktardaki alacak % 10 zamla tahsil edilir. Bu tutarın ödenmesi
için önce borçluya yazılı tebligat gönderilir. Yazıda, borcun ödenmesi için 15
günlük süre verilir. Borçlu verilen bu sürede borcunu ödemez ise bu defa ödeme
emri tebliğ edilerek hakkında 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre cebri icra
takip işlemi yapılır. Ancak bu tutara gecikme cezası ve gecikme zammı
işletilmez.
5510 sayılı Kanunun 88 inci
maddesinin yirminci fıkrasına istinaden, tüzel kişiliğin borçlarından dolayı
tüzel kişiliğin üst düzey yönetici ve yetkililerinin borcun ödenmesinde
müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunduğundan, borcun icraen takibi için
tüzel kişilikle birlikte üst düzey yönetici ve yetkililerine aynı anda ödeme
emri gönderilecektir. Ancak, aynı anda takip yapılabilmesi hususunda;
sorumluluğu bulunan tüm üst düzey yönetici ile yetkililerin ve bunların sorumlu
oldukları borç dönemleri ile tutarlarının tespitinde azami özenin gösterilmesi
gerekmektedir.
Mal bildirimi borçlunun borcunu
karşılayacak miktarda, gerek kendi elindeki, gerekse üçüncü şahıslar elindeki
menkul ve gayrimenkul malları ile alacak haklarının; nev'ini, mahiyetini ve
miktarını veya malı olmadığını ve yaşayış tarzına göre geçim kaynakları ile
buna nazaran borcunu ne şekilde ödeyebileceğini tahsil dairesine yazılı veya
sözlü olarak beyan etmesidir.
Buna göre, asıl olan borcu
karşılayacak miktarda mal bildiriminde bulunmaktır. Mal bildirimi servet beyanı
olmadığından, borcuna yetecek miktarda mal bildiren Kurum borçlusunun daha
fazlasını bildirmeye zorlanmaması gerekmektedir.
Kendisine ödeme emri tebliğ edilen
borçlu 7 gün içinde borcunu ödemek veya mal bildiriminde bulunmak
mecburiyetindedir. Mal bildirimi mutlaka bir malın bildirilmesini
ifade etmez. Haczi kabil malı olmayan borçluların malları olmadığını
bildirmeleri de mal bildirimi hükmündedir.
6183 sayılı Kanunun 62 nci maddesi
hükmüne göre alacaklı Kurum ünitesi, mal bildirimi dışında tespit ettiği
borçluya ait diğer malları da, mal bildirimindeki mallarla birlikte
haczedebilir.
6183 sayılı Kanun borca yetecek
miktarda mal bildirimini esas aldığından, 59 uncu maddede yer alan borçlunun
"her türlü gelirlerini" ve "yaşayış tarzına göre geçim
kaynaklarını" ve "buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini"
ibareleri ile istenen bildirim, borca yetecek kadar mal bildiriminde
bulunmayanları kapsamaktadır. Borcuna yetecek kadar mal bildiriminde bulunan
borçluların, Kanun maddesinin bu hükümlerinden kaynaklı bildirimleri yapma
mecburiyetleri bulunmamaktadır.
6183 sayılı Kanunun 111 inci
maddesindeki cezalar, kasten gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlarla, bildirilen
malları borca yetmediği veya haciz ya da satışının çok güç olması nedeniyle
ilave mal bildiriminde bulunması uyarısına rağmen, başka malı olduğu halde eksik
bildirimde bulunanlara ve geçim kaynağı ve buna bağlı yaşayış tarzı
bildirimlerini gerçeğe aykırı bir şekilde yapmış olanlara yönelik olarak
düzenlenmiştir.
Borçlunun başkasının mallarını
kendi malı olarak bildirmesi veya bildirdiği mallar üzerinde üçüncü şahısların
haklarını da aynı zamanda bildirmemesi, borcuna yetecek kadar malı olduğu halde
beyan ettiğinden başka malları olmadığını bildirmesi gibi haller, borçlunun
gerçeğe aykırı bildirim yaptığı hususundaki kastının karinesidir.
Mal bildiriminde borcun belirli bir
süre içinde veya taksitle ödeneceği yahut hiç bir şekilde ödenmeyeceği
yönündeki bildirimler alacaklı Kurum ünitesini bağlamayacaktır.
Mal bildiriminde bu şekilde cevap
verenlerin durumları alacaklı Kurum ünitesince araştırılarak bu beyanların
aksine kanaat getirilmesi halinde borçlunun beyanları ile bağlı kalınmayarak
tespit edilecek mallarının haciz ve satışı suretiyle Kurum alacağının tahsili
sağlanacaktır.
Diğer taraftan, mal bildirimlerinin
doğru olmadığının tespiti halinde veya yaşayış tarzları mal bildirimlerine
uymayanlar hakkında 6183 sayılı Kanunun 111 ila 115 inci maddeleri gereğince
işlem yapılacaktır.
6183 sayılı Kanunun 61 inci
maddesine göre, malı olmadığını veya borcu karşılayacak miktarda malı
olmadığını beyan eden borçlunun, daha sonra edindiği mallar ile gelirlerindeki
artışları edinme ve artış tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı Kurum
ünitesine bildirmediği takdirde, bu borçlular hakkında Kanunun 112 nci
maddesine göre işlem yapılır.
Kendisine ödeme emri tebliğ edilen
borçlu borcunu ödemezse 7 gün içinde mal bildiriminde bulunması gerekmektedir.
Mal bildiriminde bulunmayan borçlu mal bildiriminde bulununcaya kadar icra
mahkemesince bir defaya mahsus olmak ve üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik
olunur. Hapis ile tazyik hükmü borçluyu mal bildiriminde bulunmaya zorlayan bir
hükümdür. Bu şekilde alınan hapsen tazyik kararları, infaz için derhal yetkili
Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.
Borçlu hakkında hapsen tazyik
kararı verilebilmesi için tahsil dairesince icra mahkemesine yapılacak
başvurular için anılan maddeye göre öncelikle suçun işlendiği tarihin ve
idarenin suçu öğrendiği tarihin tespiti önem arz etmektedir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun
347 nci maddesinde "Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikayet hakkı,
fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği
tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer." hükmü yer almaktadır.
Borçlu hakkında hapsen tazyik
kararı verilebilmesi ile tahsil dairesince icra mahkemesine yapılacak
başvurular için anılan maddeye göre öncelikle suçun işlendiği tarihin ve
idarenin suçu öğrendiği tarihin tespiti önem arz etmektedir.
Buna göre, ödeme emrinin borçluya
tebliğ edildiğini gösteren tebliğ alındısının alacaklı Kurum ünitesine intikal
ettiği tarihin, tebliğ alındısının Kuruma intikal etmemesi halinde ise tebliğ
edildiğinin öğrenildiği tarihin suçu öğrenme tarihi olarak kabul edilerek en
geç 15 gün içinde borçlular hakkında hapsen tazyik kararı alınmasını teminen
icra mahkemesine yazılı talepte bulunulması gerekmektedir. Her halükarda suçun
işlendiği tarihten itibaren bir yılı geçmemek kaydıyla suçu öğrenme tarihinden
itibaren üç ay içerisinde icra mahkemesine şikayet yoluna gidilmesi
gerekmektedir.
Amme borçlusunun tüzel kişi olması
halinde, mal bildiriminde bulunma yükümlülüğü üst düzey yönetici ve
yetkililerine ait olduğundan, bu yükümlülüğü yerine getirmeyen üst düzey
yönetici ve yetkililer hakkında hapsen tazyik kararı alınarak uygulanması
gerekmektedir.
6183 sayılı Kanunun 62 nci
maddesine göre haciz, borçlunun mal bildiriminde gösterdiği ya da amme
idaresince gerek borçlunun, gerekse üçüncü kişinin elinde tespit edilen menkul
ya da gayrimenkul malları ile hak ve alacaklarından borca yetecek kadarına el
konulması işlemidir. Borçlu hakkında kati haciz yapabilmek için ödeme emrinin
tebliğ edilmesi şarttır.
Kati haciz Kurum alacaklarının
vadesinde ödenmemesi üzerine borçlulara ödeme emri tebliğ edilmesine müteakip,
ödeme emrinin kesinleşmesinden sonra (ödeme emrinin tebliğ tarihinden sonra 7
gün geçmesinden itibaren) yapılan kesin hacizdir.
İcra memurunca haciz tutanağına
kaydedilerek yapılan menkul mal hacizleri fiili, tescil kayıtlarının tutulması
zorunlu olan menkul, gayrimenkul ya da hakların tescil kayıtlarına
(gayrimenkuller, araçlar, marka, patent, eser, maden işletme ruhsatı, vb.)
haciz bildirisi gönderilmek suretiyle haciz konulması ise kaydi haciz
işlemidir.
Haciz işlemi yapılırken en kolay
satılabilen, paraya çevrilmesinde kısıtlayıcı herhangi bir engel bulunmayan
mallara öncelik verilir. İstihkak iddiasında bulunulan malların haczinin en
sona bırakılması gerekmektedir. Borçlunun mal beyanında gösterdiği mallar
öncelikle haczedilebileceği gibi, bu mallara haciz konulmadan ünitelerimizce tespit
edilen mallara da haciz konulabilecektir. Ayrıca gerek mal bildiriminde
gösterilen, gerekse ünitece tespit edilen mallara, birlikte haciz konulması da
mümkündür. Haciz işleminde Kurum alacağının kısa sürede tahsili ve borçlunun
menfaatlerinin göz önüne alınması gerekmektedir.
Kurumumuzda haciz işlemlerinin
sosyal güvenlik il müdürünce veya yetki vereceği il müdür yardımcısı ya da
ilgili ünite müdürünce onaylanan haciz kâğıtlarına dayanılarak yapılması
gerekmektedir.
Menkul malların haczi icra
memurunca yapılır. Fiili haciz uygulamasında icra memuru kimliğini gösterir ve
borcun ödenmesini ister. Borç ödenmez veya kısmen ödenir ise icra memuru
borçluya haciz kağıdını okur ve haciz yapacağını bildirerek borca yetecek kadar
menkul malı haciz tutanağına kaydetmek suretiyle haczeder.
Haciz tutanağında, haczedilen
malların markası, modeli, tipi, nitelikleri, varsa seri ve sicil nosu, sayı ve
miktarları, tahmin edilen rayiç değeri ile ayırt edici diğer tüm özellikleri
belirtilir. Ayrıca, Kurum alacağına konu icra takip dosyalarının dosya
numaraları haciz tutanağına kaydedilir.
Borçlunun veya üçüncü şahsın
istihkak iddiası var ise, bu iddia mutlaka haciz tutanağına kaydedilir. Haciz
tutanağının, haczi yapan icra memuru, borçlu veya temsilcisi, yediemin, varsa
bilirkişi ve diğer ilgililerce imzalanması, ayrıca bir örneğinin borçluya
bırakılması gerekmektedir.
Haciz gıyapta yapılmışsa kolluk
kuvvetlerinden veya haciz mahallinde bulunan komşulardan iki kişi bulundurulur.
Gıyaben yapılan hacizler borçluya ayrıca tebliğ edilir. Borçlu süre isterse,
haciz yine yapılır ancak borcu ödemesi için üç gün süre verilebilir.
Kıymetli maden, mücevher, ticari
senet, hisse senedi, tahvil gibi icra memurunun kendi imkanları ile taşıması
mümkün olan menkul mallar, kaybolmamaları ve değiştirilmemelerini sağlayacak
önlemler alınarak üniteye getirilerek ünite muhasebe servisine tutanakla teslim
edilir.
Haciz güneş battıktan doğuncaya
kadar ve tatil günlerinde yapılmaz. Ancak, özellikle tatilde ve geceleri açık
olan yerlerde her türlü haciz yapılabilir. Malın kaçırılma riski varsa haciz
gece de yapılabilir. Haciz işlemi gündüz başlamış ve bitmemiş ise bitinceye
kadar (gece de olsa) devam edilir.
6183 sayılı Kanunun 79 uncu
maddesinde "Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan
alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen
tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul
malların haczi, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi
gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetin tebliği suretiyle
yapılır. Tahsil dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz bildirisi ile; bundan
böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve amme borçlusuna yapılacak
ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil
dairesine teslim edebileceği ve malın amme borçlusuna verilmemesi gerektiği,
aksi takdirde amme borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil
dairesine ödemek zorunda kalacağı ve bu maddenin üç, dört ve beşinci fıkra
hükümleri üçüncü şahsa bildirilir. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz
bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi
vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu
tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda yapılacak
tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve
esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
Tahsil dairelerince düzenlenen
haciz bildirileri; amme borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği
bankaların şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile
tebliğ edileceği gibi Maliye Bakanlığınca belirlenecek tutarın üzerindeki
alacaklar için doğrudan bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebilir.
Haciz bildirisi bankanın genel müdürlüğüne de tebliğ edilmiş ise tüm şubelerini
kapsayacak şekilde beyanda bulunma yükümlülüğü bankanın genel müdürlüğüne aittir.
Haciz bildirisi tebliğ edilen
üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin
tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın
telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir
iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün
içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın
süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve
hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur.
Herhangi bir nedenle itiraz
süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden
itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz
bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını
veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Menfi tespit davası
açılması halinde mahkemece bu Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan türden teminat
karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebilir. Teminat,
alacaklı tahsil dairesine verilir ve haciz varakasına dayanılarak haczedilir.
Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, takip
işlemlerinin durdurulması hakkında kararı veren mahkeme tarafından çözümlenir.
Davasında haksız çıkan üçüncü şahıs aleyhine, haksız çıktığı tutarın %10'u
tutarında ayrıca inkar tazminatına hükmedilir.
Bu Kanun uyarınca kendisine tebliğ
edilen ödeme emrine karşı dava açıp itirazında kısmen veya tamamen haksız çıkan
üçüncü şahıs hakkında, menfi tespit davasının lehine sonuçlanması veya asıl
amme borçlusunun takip konusu amme alacağını tamamen ödemiş olması halinde, bu
Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
Üçüncü şahıs, haciz bildirisi
üzerine yedi gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz ettiği takdirde,
alacaklı amme idaresi bir yıl içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini
genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek, üçüncü şahsın İcra ve İflas
Kanununun 338 inci maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılmasını ve
borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini isteyebilir.
Menkul malların aynen teslimi
mümkün olmadığı takdirde değeri ödenir. Üçüncü şahısların genel hükümler
gereğince asıl borçluya rücu hakları saklıdır." hükmü yer almıştır. 6183
sayılı Kanunun bu hükmüne göre yürütülecek işlemler aşağıda açıklanmıştır.
1.7.1. Borçlunun üçüncü şahıslardaki menkul
malları ile alacak ve haklarının haczi
6183 sayılı Kanunun 79 uncu
maddesinin birinci fıkrasına göre, hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil
senede dayanmayan yani devir ve temlik edilmedikçe üçüncü şahıstan başkasına
intikali mümkün olmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira, vesaire (intifa hakkı,
şirket hissesi, tereke hissesi gibi) her türlü haklar ve icra memurlarınca
fiilen haciz tutanağı düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü
şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve
hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurum ve kuruluşlar ile diğer
şahıslara haciz bildirisinin tebliği suretiyle yapılması gerekmektedir.
Kurum üniteleri tarafından tebliğ
edilecek haciz bildirilerinde; üçüncü şahısların bundan böyle borcunu ancak
tahsil dairesine ödeyebileceği ve Kurum borçlusuna yapılacak ödemenin geçersiz
sayılacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak Kurumun ilgili ünitesine
teslim edeceği ve malın Kurum borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde
Kurum borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek
zorunda kalacağı hususları ile 79 uncu maddenin üç, dört ve beşinci fıkra
hükümlerinin üçüncü şahıslara bildirilmesi gerekmektedir.
Haciz bildirilerinin tebliğ
işlemleri, 6183 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca posta yoluyla, gerekli
görülen hallerde memur eliyle yapılacaktır.
Öte yandan, haciz bildirilerinin
posta yerine elektronik ortamda yapılması ve bu tebligatlara elektronik ortamda
cevap verilmesine ilişkin uygulamanın usul ve esasları daha sonra
açıklanacaktır.
1.7.2. Üçüncü şahısların haciz bildirilerine
karşı Kuruma itirazları
6183 sayılı Kanunun 79 uncu
maddesine göre gönderilen haciz bildirisini alan üçüncü şahısların (gerçek ve
tüzel kişiler ile kurumlar) Kurum borçlusuna borcu olmadığı veya malın yedinde
bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği
ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacağın borçluya veya emrettiği yere
verilmiş olduğu gibi bir iddiaları var ise, haciz bildirisinin kendilerine
tebliğinden itibaren 7 gün içinde Kurumun ilgili ünitesine yazılı olarak itiraz
etmek zorunda olup, bu zorunluluğu yerine getirmemeleri halinde mal ellerinde
ve borç zimmetlerinde sayılarak haklarında 6183 sayılı Kanun hükümlerinin
uygulanması gerekmektedir.
Bununla birlikte, üçüncü şahısların
kendilerine tebliğ edilen haciz bildirilerine karşılık Kurumun ilgili ünitesine
yazılı olarak verecekleri cevapları (itirazları), elden teslim etmeleri ya da
taahhütlü posta yoluyla göndermeleri mümkün bulunmaktadır. Üçüncü şahıslara
tanınan 7 günlük cevap verme süresinin hesaplanmasında; cevapların elden teslim
edilmesi ya da adi posta ile gönderilmesi halinde Kurum kayıtlarına intikal
ettiği tarihin, taahhütlü postayla gönderilmesi halinde ise postaya verildiği
tarihin esas alınması gerekmektedir.
1.7.3. Üçüncü şahısların 7 günlük süre
geçtikten sonra itirazda bulunmaları
Kanunda belirtilen 7 günlük sürede
alacaklı Kurum ünitesine itirazda bulunmamaları nedeniyle "mal elinde ve
borç zimmetinde" sayılarak borçlu duruma düşen üçüncü şahıslara, Kurum
borçlusuna borçlu olmadıklarının tespiti için haciz bildirisinin kendilerine
tebliğinden itibaren bir yıl içinde yetkili mahkemelerde menfi tespit davası
açma ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla Kurum borçlusuna
borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etme imkanı da
bulunmaktadır.
6183 sayılı Kanunun 79 uncu
maddesinin dördüncü fıkrasında; "' Menfi tespit davası açılması halinde
mahkemece bu Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan türden teminat karşılığında
takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebilir. Teminat, alacaklı tahsil
dairesine verilir ve haciz varakasına dayanılarak haczedilir '" hükmü yer
almaktadır.
Buna göre, üçüncü şahıslarca Kurum
borçlusuna borçlu olmadığı veya malın elinde bulunmadığının ispatı amacıyla
borçlu ve Kurum aleyhine menfi tespit davası açılması, bu şahıslar hakkında
sürdürülen takibin durdurulması için yeterli olmayıp, bu konuda ayrıca
mahkemenin takibin durdurulmasına ilişkin karar vermiş olması gerekmektedir.
6183 sayılı Kanunun 79 uncu madde
hükmüne göre, itiraza konu haciz bildirisinde yer alan takibe konu toplam borç
miktarını karşılayacak nitelikte 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan
türde bir teminatın Kurumun alacaklı ünitesine verilmesi ve haciz kağıtlarına
istinaden haczedilmesi gerekmektedir.
Üçüncü şahıslarca açılan menfi
tespit davaları üzerine mahkemece yeterli teminat gösterilmek kaydıyla takibin
durdurulmasına karar verildiği halde, teminat gösterilmemiş olması ya da
gösterilen teminatın takip konusu alacağı karşılamaması halinde üçüncü şahıslar
hakkında icra takip işlemlerine devam edilecektir. Dava konusu tutarı
karşılayacak nitelikte teminat gösterdiğini iddia eden üçüncü şahsın, bu
iddiasını takip işlemini durduran mahkemeye intikal ettirmesi ve gösterilen
teminatların borcu karşılayıp karşılamadığına ilgili mahkemece karar verilmesi
gerekmektedir.
Diğer taraftan mahkemelerce teminat
aranmaksızın veya yeterli teminat alınmaksızın takibin durdurulmasına karar
verilmesi halinde;
teminat verilerek takibin
durdurulması Kanun hükmü olduğundan, mahkemenin bu yönde vermiş olduğu karara
mahkeme nezdinde itiraz edilmesi ve yapılan itiraz sonucunda mahkemece bu defa
verilecek karar gereğince işlem yapılması gerekmektedir.
Yine anılan maddede, açılan menfi
tespit davası sonucunda haksız çıkan üçüncü şahıs aleyhine, mahkemece haksız
çıktığı tutarın %10'u tutarında ayrıca inkar tazminatına hükmedileceği
belirtildiğinden, mahkeme kararlarında inkar tazminatına hükmedilmemiş olması
halinde, kararın temyizini teminen durum hukuk servislerine intikal
ettirilecektir.
1.7.4. Üçüncü şahıslar hakkında yürütülecek
takip işlemleri
6183 sayılı Kanunun 79 uncu
maddesine göre, Kurum borçlusu sayılan üçüncü şahıslar hakkında takip
işlemlerine aynı Kanun hükümlerine göre tanzim edilecek ödeme emrinin tebliği
ile başlanılacaktır.
Üçüncü şahıslarca; ödeme emrinin
iptali veya menfi tespit davası açılması halinde mahkemece takibin
durdurulmasına karar verilmediği sürece icra takip işlemine devam edilecektir.
Tebliğ edilen ödeme emirlerine
karşı açılan davaların aleyhlerine sonuçlanması durumunda, 6183 sayılı Kanunun
58 inci maddesine göre hesaplanacak haksız çıkma zammının da üçüncü şahıslardan
tahsil edilmesi gerekmektedir.
Ancak, ödeme emrine karşı dava
açmakla birlikte aynı zamanda menfi tespit davası da açan üçüncü şahısların,
menfi tespit davasının lehine sonuçlanması ya da asıl Kurum borçlusunun takibe
konu Kurum alacağını tamamen ödemiş olması hallerinde 58 inci madde hükmüne
göre ayrıca haksız çıkma zammı alınmayacaktır.
Diğer taraftan, üçüncü şahıslar
hakkında sürdürülen icra takip işlemlerinin durdurulmasına ilişkin yargı
kararları, asıl borçlu hakkında sürdürülen icra takip işlemlerini
durdurmayacaktır.
1.7.5. Üçüncü şahısların 7 günlük süre içinde
itiraz etmeleri karşısında Kurumca yapılacak işlemler
Madde hükmüne göre, kendisine haciz
bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahsın tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde
alacaklı Kurum ünitesine itiraz etmesi halinde, alacaklı Kurum ünitesi bir yıl
içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada
ispat ederek, üçüncü şahsın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 338 inci
maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu
tutarın ödenmesine hükmedilmesini isteyebilecektir.
Buna göre, gerek Kurum, gerekse
diğer Kurumların denetim ve kontrol memurlarınca üçüncü şahısların itirazının
yerinde olmadığına yönelik ispat edici bilgi ve belgelerin tespit edilmesi
halinde, üçüncü şahısların itirazının iptali için bir yıllık süre içinde dava
açılmasını teminen konu hukuk servislerine intikal ettirilecektir.
Kurumca üçüncü şahısların yaptığı
itirazın iptali amacıyla açılan davanın kabul edilmesi halinde, üçüncü şahsın
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 338 inci maddesinin birinci fıkrasına göre
cezalandırılması ve hükmedilen tutarın üçüncü şahıstan takip ve tahsiline 6183
sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek ödeme emrinin tebliği
suretiyle başlanılacaktır.
İcra takibine konu Kurum alacağının
asıl borçludan tahsil edilmiş olması halinde, bu konuda hukuk servislerine
bilgi verilecektir.
6183 sayılı Kanunun 79 uncu
maddesine göre, üçüncü şahıslar nezdinde yapılan takip sırasında haczedilen
menkul malların aynen teslimi mümkün olmadığı takdirde hacze konu malın
değerinin ödenmesi gerekmektedir. Bu durumda, üçüncü şahıs hakkında yapılacak
takibin mal bedeli ile sınırlı tutulması gerekmektedir.
1.7.6. Bankaların genel müdürlüklerine tebliğ
edilecek haciz bildirileri
6183 sayılı Kanunun 79 uncu
maddesinde, alacaklı amme idarelerince bu Kanun kapsamında düzenlenen haciz
bildirilerinin, amme borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların
şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ
edileceği gibi, Maliye Bakanlığınca belirlenecek tutarın üzerindeki alacaklar
için doğrudan bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebileceği, haciz
bildirisinin bankanın genel müdürlüğüne tebliğ edilmiş olması halinde tüm
şubelerini kapsayacak şekilde beyanda bulunma yükümlülüğünün bankanın genel
müdürlüğüne ait olduğu hükme bağlanmıştır.
Buna göre, takip konusu alacağın
fer'ileri ile birlikte 50.000 TL ve üzerinde olması halinde, bankaları
nezdindeki hak, alacak ve mevduatlarının haczini teminen düzenlenen haciz
bildirilerinin doğrudan bankaların genel müdürlüklerine tebliğ edilmesi uygun
görülmüştür.
Bu kapsamda, borç aslı ve fer'ileri
toplamı 50.000 TL ve üzerinde olan alacaklarımız için, bankaların genel
müdürlüklerine gönderilecek haciz bildirilerinin borç türü ayrımına
gidilmeksizin, borçlunun o ünitede işlem gören tüm işyerlerinden kaynaklanan
borç aslı ve fer'ilerinin toplamı esas alınmak suretiyle düzenlenmesi
gerekmektedir.
Ayrıca, bankaların genel
müdürlüklerine gönderilecek haciz bildirisine konu alacağın borç aslı ve
fer'ileri toplamının 50.000 TL ve üzerinde olup olmadığına dikkat edilmesi,
şayet birden fazla icra takip dosyası mevcut ise tevhit tutanağı (Ek: 10)
düzenlenerek ilk açılan icra takip dosyasında birleştirilmesi ve icra takip
dosyasının tevhitli olduğunun belirtilmesi, haciz bildirilerinin banka genel
müdürlüklerine 7 günlük süre içinde cevap verilmesini engelleyecek şekilde
topluca gönderilmemesi gerekmektedir.
Öte yandan, 6183 sayılı Kanunun 13
ve 62 nci maddelerine dayanılarak uygulanacak haciz ve ihtiyati hacizlere
yönelik düzenlenen haciz bildirilerine konu Kurum alacağı toplamı fer'ileriyle
birlikte 50.000 TL'nin altında ise Kurum borçlusunun hak ve alacaklarının
bulunduğu banka şubelerine doğrudan veya niyabeten diğer sosyal güvenlik il
müdürlükleri/sosyal güvenlik merkezleri aracılığı ile tebliğ edilecektir.
1.7.7. Üçüncü kişiler nezdinde haczedilen hak
ve alacakların Kurum hesaplarına aktarılması
Kendilerine haciz bildirisi tebliğ
edilen üçüncü kişiler nezdinde borçlunun hak ve alacağının bulunması halinde,
bu kişiler söz konusu hak ve alacakları Kuruma derhal aktarmakla yükümlüdürler.
Bazı hallerde üçüncü kişiler
tarafından, hak ve alacak üzerine Kurum haczinin işlendiği, bloke edildiği ya
da hak ve alacağın tahakkuk etmesine karşın ödemesinin ileriki bir tarihte
yapılacağı gibi nedenler belirtilerek bu hak ve alacaklar Kuruma
ödenmemektedir.
Bu durumda, üçüncü kişiler ile her
türlü iletişim araçları kullanılmak suretiyle irtibata geçilerek haczedilmiş
olan hak ve alacağın Kurum hesaplarına aktarılması, ayrıca haciz bildirisinde
belirtilen tutar kadar haczimizin devam ettiği, bundan böyle yazımız
beklenilmeden hak ve alacakların derhal Kurum hesaplarına aktarılması gerektiği
hususu kendilerine bildirilecektir.
Her türlü gayrimenkul haczinin tapu
kayıtlarının tutulduğu ilgili tapu sicil müdürlüklerine haciz bildirisi
gönderilmek suretiyle yapılması gerekmektedir. Sicil kayıtları tutulan gemi ve
uçakların haczi de sicil kayıtlarının tutulduğu ilgili idarelere haciz
bildirileri gönderilmek suretiyle yapılacaktır.
1) 233 sayılı Kamu İktisadi
Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi iktisadi devlet
teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı
ortaklıkları, iştirakleri ve mahalli idarelerin malları hariç olmak üzere
Devlet malları ile hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar.
2) Borçlunun şahsı ve mesleği için
gerekli elbise ve eşyası ile, borçlu ve ailesine gerekli olan yatak takımları
ve ibadete mahsus kitap ve eşyası,
3) Vazgeçilmesi kabil olmayan
mutfak takımı ve pek lüzumlu ev eşyası,
4) Borçlu çiftçi ise kendisinin ve
ailesinin geçimleri için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve taşıtları ve
diğer teferruat ve tarım aletleri; çiftçi değilse sanat ve mesleği için gerekli
olan alet ve edevatı ve kitapları; arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük taşıt
sahiplerinin ancak geçimlerini sağlayan taşıt vasıtaları,
5) Borçlu veya ailesinin geçimleri
için gerekli ise, borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği
veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları,
6) Borçlu ve ailesinin iki aylık
yiyecek ve yakacakları ile;
a) Borçlu çiftçi ise ayrıca gelecek
mahsul için gerekli olan tohumluğu,
b) Borçlu bağ, bahçe veya meyve ve
sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan bağ,
bahçe ve bu işler için gerekli bulunan alet ve edevatı, malzemesi ve fide ve
tohumluğu,
c) Geçimi hayvan yetiştirmeye
münhasır olan borçlunun kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan
miktarda hayvan ile bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları,
7) Memleketin ordu ve zabıta
hizmetlerinde malul olanlara bağlanan emekli aylıkları ile, bu kabil kimselerin
dul ve yetimlerine bağlanan aylıklar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına
verilen uçuş ve dalış ikramiyeleri,
8) Bir yardım sandığı veya derneği
tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan aylıklar,
9) Vücut ve sağlık üzerine ika
edilen zararlar için tazminat olarak zarar görenin kendisi veya ailesine toptan
veya irat şeklinde verilen veya verilmesi gereken paralar,
10) Askerlik malullerine, şehit
yetimlerine verilen harb malullüğü zammı ile, 1485 sayılı Kanun gereğince
verilen tekel beyiyeleri,
11) Borçlunun haline münasip evi,
ancak evin değeri fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek
miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılabilir,
12) Harcırah Kanununa göre yapılan
ödemeler,
13) 2022 sayılı Kanun uyarınca
bağlanan aylıklar.
Gelirler, aylıklar, ödenekler, her
çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar,
emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan
gelirler kısmen haczedilebilir.
Haczolunacak miktar bunların üçte
birinden çok, dörtte birinden az olamaz. Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin
onda birinden fazlası haczedilemez.
5510 sayılı Kanunun 93 üncü
maddesinin birinci fıkrasında; "Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak
sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel
sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan
alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci
maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında
haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin
haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra
müdürü tarafından reddedilir." hükmü yer almaktadır.
Buna göre, 5510 sayılı Kanunun 88
inci maddesine göre takip ve tahsili gereken Kurumun süresi içinde ödenmeyen
prim ve diğer alacaklarından dolayı, Kurumca bağlanan gelir, aylık ve ödeneklerin
haczi mümkündür.
Diğer taraftan, damga vergisi, özel
işlem vergisi ve eğitime katkı payı borçları Kurumca 6183 sayılı Kanuna göre
takip ve tahsil edilmekle birlikte bu borçlar Kurum alacağı olmadığından ve
özel kanunlarında tahsili hususunda 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesine de
atıf yapılmadığından bu borçlardan dolayı Kurumca bağlanan gelir, aylık ve
ödeneklerin haczi mümkün bulunmamaktadır.
Kurumun süresinde ödenmeyen prim ve
diğer alacaklarının takip ve tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 51 inci, 102 nci ve
106 ncı maddeleri hariç diğer hükümleri uygulanmaktadır.
Bu doğrultuda kanuni süresinde
ödenmeyen Kurum alacağının tahsili için anılan Kanunun ilgili maddeleri
uyarınca borçlunun her türlü menkul ve gayrimenkul malları ile hak ve
alacakları üzerine haciz uygulanmaktadır.
6183 sayılı Kanunun 62 nci
maddesinin birinci fıkrasında; borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya
tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul
malları ile gayri menkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek
miktarının tahsil dairesince haczolunacağı,
Dördüncü fıkrasında; ancak,
haczolunan gayrimenkul artırmaya çıkarılmadan, borçlu borcun itfasına yetecek
menkul veya vadesi gelmiş sağlam alacak gösterirse gayrimenkul üzerindeki haciz
baki kalmak üzere gösterilen menkul veya alacağın da haczolunacağı,
Son fıkrasında ise, tahsil
dairesinin alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu
kadar telif etmeye mükellef olduğu,
Kanunun 73 üncü maddesinde;
borçlunun alacaklı amme idaresinin muvafakatini almaksızın hacizli mallarda
tasarrufta bulunamayacağı, haczi koyan tahsil dairesinin buna aykırı hareketin
cezaya mucip olduğunu borçluya ihtar edeceği,
Kanunun 90 ıncı maddesinde ise;
gayrimenkullerin satış komisyonlarınca açık artırma ile satılacağı,
91 inci maddesinde ise; satışa
çıkarılacak gayrimenkullere bilirkişinin mütalaası alınmak suretiyle satış
komisyonu tarafından rayiç değer biçileceği,
hükümleri yer almıştır.
6183 sayılı Kanunun ilgili
maddelerine göre, borçlunun mal bildiriminde gösterilen malların haciz
bakımından bir önceliği veya ayrıcalığı bulunmadığı gibi, menkul ve gayrimenkul
mallarla, alacak ve haklardan hangilerinin haczedileceği konusunda Kanunda bir
hüküm bulunmadığından tahsil dairesi lüzumlu gördüğü malları haczedebilecek
olmakla birlikte, haczin amacının kamu (Kurum) alacağının tahsilinin
sağlanması olduğu göz önünde bulundurularak, yapılacak haciz işlemlerinde
borçlunun borçlarına yetecek miktarda mallarına haciz uygulanması ile
yetinilmesine dikkat edilmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte; uygulamada,
özellikle gayrimenkul hacizlerinde borçluların (işverenlerin) hacze konu
olabilecek gayrimenkullerinin değer tespitinin önceden yapılabilmesi mümkün
olmadığından, ünitelerimizce tapu sicil müdürlüklerine gönderilen haciz
bildirilerine istinaden borçlu adına kayıtlı tüm gayrimenkuller üzerine haciz
tatbik edilmekte, bu durumda, bazen borçluların Kuruma olan borcuna yetecek
miktardan çok daha fazla mal varlığı üzerine haciz konulduğundan, borçlularca
borcundan fazla tutarda mal varlığı üzerine haciz konulduğu gerekçesiyle,
fazlaya ilişkin hacizlerin kaldırılması talep edilmektedir.
Yine uygulamada, borçlularca 6183
sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre taksit talebinde bulunulması halinde,
taksitlendirme işleminin yapılmasını müteakip teminat olarak gösterilen başkaca
bir mal varlığı üzerine yahut Kurum alacağının tahsilini tehlikeye düşürmeyecek
ve Kurum alacağını karşılayacak tutarda mahcuz (üzerine haciz konulmuş) mal varlığı
üzerindeki hacizler baki kalmak kaydıyla fazlaya ilişkin diğer mallar
üzerindeki hacizler anılan madde hükmüne istinaden kaldırılmaktadır.
Yönetim Kurulumuzun 22/4/2010
tarihli ve 2010/6 sayılı kararıyla fazlaya ilişkin hacizlerle ilgili olarak;
"Kurum alacaklarının tahsili amacıyla işverenlerin gayrimenkul mal
varlıkları üzerine borç tutarının çok üzerinde haciz işlemi uygulanması ve
borçlularca 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendirme
talebinde bulunmadan fazlaya ilişkin haciz yapıldığı iddiası ile fazlaya
ilişkin gayrimenkul hacizlerinin kaldırılması talebinde bulunulması halinde;
1) İl özel idareleri, büyükşehir
belediyeleri ve belediyeler ile bu idarelere bağlı kuruluşların Kurumumuza olan
borçlarından dolayı daha fazla tutarda gayrimenkulleri üzerine haciz konulduğu
durumlarda, söz konusu idarelerin borçlarına karşılık genel bütçe vergi
gelirleri tahsilatı üzerinden ayrılan paylarından kesinti yapıldığı hususu da
nazara alınarak, Kurumumuza olan (icraya intikal eden ve etmeyen tüm borçlar)
toplam borçları tutarında,
2) Bunların dışında kalan
işverenlerin, Kurumumuza olan (icraya intikal eden etmeyen tüm borçlar) toplam
borç miktarının en fazla iki katına kadar olan tutarda,
gayrimenkul haczinin baki
tutularak, bu tutarlar üzerindeki fazlaya ilişkin gayrimenkul hacizlerinin,
ünitelerimizin "Gayrimenkul Satış Komisyonları" tarafından
değerlendirilerek kaldırılması," uygun görülmüştür.
Bu bakımdan, yukarıdaki açıklamalar
çerçevesinde Kurum alacaklarının tahsili amacıyla borçluların gayrimenkul mal
varlıkları üzerine borç tutarının çok üzerinde faaliyetine engel olacak şekilde
haciz işlemi uygulanmış ise, söz konusu hacizlerin kaldırılması hususunda
aşağıdaki usul ve esaslar çerçevesinde işlem yapılması, gerekmektedir.
1.12.1. Fazlaya ilişkin hacizlerin kaldırılması
taleplerinin değerlendirilmesi
a) İl özel idareleri, büyükşehir
belediyeleri ve belediyeler ile bu idarelere bağlı kuruluşların taleplerinin
değerlendirilmesi;
Bilindiği gibi, 5779 sayılı İl Özel
İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında
Kanunun değişik 7 nci maddesine istinaden çıkarılan ve 19/3/2010 tarihli ve
27526 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Büyükşehir Belediyeleri, İl Özel
İdareleri, Belediyeler ve Bunların Bağlı Kuruluşlarının Borçlarına Karşılık
Genel Bütçe Gelirleri Tahsilat Toplamı Üzerinden Ayrılacak Paylardan Yapılacak
Kesintilere İlişkin Esaslar"a göre alınan 15/3/2010 tarihli ve 2010/238
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca; büyükşehir belediyeleri, il özel
idareleri, belediyeler ve bunların bağlı kuruluşlarının Kurumumuza 1/3/2010
tarihine kadar tahakkuk eden borçlarının genel bütçe gelirleri tahsilatı
üzerinden ayrılan paylardan kesinti yapılması suretiyle tahsili için ilgisine
göre İller Bankası ya da Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğüne
bildirilmiştir. Yine 1/3/2010 tarihinden sonra tahakkuk edecek borçlar için de
gerekli kesintilerin yapılarak Kurumumuza aktarılması için ilgili Kurumlara her
iki ayda bir bildirim yapılacaktır.
Bu bakımdan, il özel idareleri,
büyükşehir belediyeleri ve belediyeler ile bu idarelere bağlı kuruluşların
Kurumumuza olan borçlarından dolayı fazla tutarda gayrimenkulleri üzerine haciz
konulduğu ve taksitlendirme talebinde bulunmadan fazlaya ilişkin haciz kaldırma
talebinde bulunulması halinde, söz konusu idarelerin borçlarına karşılık genel
bütçe vergi gelirleri tahsilatı üzerinden ayrılan paylarından kesinti yapıldığı
hususu da dikkate alınarak Kurumumuza olan (borç türü ayrımı yapılmaksızın
icraya intikal eden ve etmeyen tüm borçlar) toplam borç tutarı kadar hacizleri
baki tutularak diğer gayrimenkuller üzerine konulan hacizler, ünitelerimizin gayrimenkul
satış komisyonlarınca kaldırılabilecektir.
Örnek-1: A Belediyesinin
Kurumumuza prim, işsizlik sigortası primi, gecikme cezası ve gecikme zammından
oluşan toplam 850.000 TL borcu olduğu varsayıldığında, söz konusu Belediyenin
1.000.000 TL değerindeki arsası ile 2.000.000 TL değerindeki iş hanı
haczedilmiş ve belediye taksitlendirme talebinde bulunmadan fazlaya ilişkin
hacizlerin kaldırılmasını talep etmiş ise, Belediyenin borcu kadar 1.000.000 TL
değerindeki arsa üzerindeki haciz baki tutularak 2.000.000 TL değerindeki iş
hanı üzerindeki haczin kaldırılması mümkün olabilecektir.
Ancak, 1.000.000 TL değerindeki
arsa üzerinde vergi dairesinin 750.000 TL tutarında haczinin bulunması halinde
söz konusu arsa üzerinde alacağımızı tehlikeye düşürecek başka idarelerin
hacizleri olduğundan, iş hanı üzerindeki haciz baki tutularak arsa üzerindeki
haczin kaldırılması mümkün olabilecektir.
b) İl özel idareleri, büyükşehir
belediyeleri, belediyeler ile bunlara bağlı kuruluşların dışında kalan
borçluların taleplerinin değerlendirilmesi;
Söz konusu borçluların Kurumumuza
olan borçlarından dolayı tüm gayrimenkulleri haczedilmiş ve taksitlendirme
talebinde bulunmadan fazlaya ilişkin hacizlerin kaldırılması talep edilmiş ise
borç tutarının en fazla iki katı tutarında gayrimenkul haczi baki tutularak, bu
tutar üzerinden fazlaya ilişkin gayrimenkul hacizleri borçluların talebi
üzerine gayrimenkul satış komisyonları tarafından kaldırılabilecektir.
Örnek-2: DK Ltd. Şti'nin
Kurumumuza prim, idari para cezası, işsizlik sigortası primi, gecikme cezası ve
gecikme zamlarından oluşan toplam 1.250.000 TL borcu olduğunu varsayalım.
Anılan şirketin 500.000 TL
değerinde 2 adet apartman dairesi, 1.000.000 TL tutarında bir arsasının ve
üzerinde yaklaşık 2.000.000 TL tutarında takyidatı olan 5.000.000 TL değerinde
fabrika binasının bulunduğunu varsayalım.
Bu durumda, borçlu şirketçe fabrika
üzerindeki haczin baki tutularak diğer arsa ve daireler üzerindeki
hacizlerimizin kaldırılması talep edilmiş olsa dahi, şirketin talebi dikkate
alınmaksızın üzerinde ipotek ve haciz bulunmayan nakde çevrilmesi kolay
gayrimenkullerin diğer nitelikleri de dikkate alınmak suretiyle 2 adet apartman
dairesi ve arsa üzerindeki haczimiz baki tutularak fabrika binası bulunan
gayrimenkul üzerindeki haczin kaldırılması mümkün bulunmaktadır.
1.12.2. Fazlaya ilişkin hacizlerin kaldırılması
taleplerinin gayrimenkul satış komisyonlarınca değerlendirilmesi ve
dikkate alınacak hususlar
Sosyal Güvenlik Kurumunca 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna Göre Kullanılacak
Yetkilere İlişkin Yönetmeliğin "Satış Komisyonları" başlıklı 21 inci
maddesinin birinci fıkrasında; "Kurumca mahcuz menkul ve gayrimenkullerin
satış işlemlerini yapmak üzere satış komisyonları ve satış birimleri kurulur.
Dördüncü fıkrasında ise,
gayrimenkul satış komisyonu; sosyal güvenlik il müdürü veya yetki vereceği il
müdür yardımcısı ya da ilgili sosyal güvenlik merkez müdürünün başkanlığında,
varsa avukat ve satış işlemlerinden sorumlu servis şefi veya yetkili memuru,
icra memuru ve ünite amirinin görevlendireceği bir memurdan oluşur." hükmü
yer almaktadır.
Buna göre, Kurum alacaklarının
tahsili amacıyla borçluların gayrimenkul mal varlıklarına borç tutarının çok
üzerinde haciz işlemi uygulanması ve borçlularca 6183 sayılı Kanunun 48 inci
maddesine göre tecil ve taksitlendirme talebinde bulunmadan fazlaya ilişkin
haciz yapıldığı iddiası ile fazlaya ilişkin gayrimenkul hacizlerinin
kaldırılması talebinde bulunulması halinde hacizlerin kaldırılıp
kaldırılmayacağı veya hangi hacizlerin kaldırılacağı hususu gayrimenkul satış
komisyonları tarafından değerlendirilip karara bağlanacaktır.
a) Borçlularca, Kurumumuza olan
mevcut borçlarından daha fazla tutarda gayrimenkulleri üzerine haciz konulduğu
iddiasıyla, fazlaya ilişkin hacizlerin kaldırılmasına ilişkin bir talepte
bulunulması halinde, gayrimenkul satış komisyonlarınca öncelikle borçluların
haczedilmiş olan gayrimenkullerinin değer tespitleri bu Genelgenin üçüncü
bölümünde belirtildiği şekilde tespit edilecektir.
b) Yine, gayrimenkul satış
komisyonu tarafından verilecek karara esas olması bakımından, borçluların
haczedilmiş gayrimenkullerinin güncel tapu takyidat (ipotek, haciz, tedbir vb.
kayıt ve sınırlamalar) bilgileri tapu sicil müdürlüklerinden istenecektir.
c) Kurum tarafından haczedilmiş
olan gayrimenkullerin değerleri ve tapu takyidat bilgilerine göre, şayet
haczedilmiş gayrimenkullerin değeri, güncel (icraya intikal eden ve etmeyen tüm
borçlar) borç tutarının altında olması veya gayrimenkullerin değerinin güncel
borç tutarının üzerinde olmakla birlikte takyidatlardan dolayı Kurum alacağının
tahsilinin güç veya tehlikeye düşeceğine kanaat getirilmesi halinde, başka bir
incelemeye gerek kalmaksızın satış komisyonu tarafından borçluların bu talebi
reddedilecektir.
d) Kurum tarafından haczedilen
gayrimenkullerin değerleri ve tapu bilgilerine göre gayrimenkul satış
komisyonları borçluların haczin kaldırılmasını talep ettiği gayrimenkullerle
bağlı kalmaksızın öncelikle hacizli gayrimenkuller içerisinden durumu ve
konumu, satılma kabiliyeti, hukuki durumu gibi hususları da göz önünde
bulundurarak ve satılması en kolay olmasına dikkat edilerek Kurum alacağının
tahsilinin en kolay sağlanabileceği nitelikteki gayrimenkuller üzerindeki
hacizler baki tutularak, diğer gayrimenkuller üzerindeki hacizler
kaldırılabilecektir.
e) Borçluların borcundan dolayı hem
menkul mallarına, hem de gayrimenkul mallarına haciz konulmuş ve borçlu
tarafından menkul mallar üzerindeki hacizler baki kalmak kaydıyla fazlaya
ilişkin olduğu iddiası ile gayrimenkul mallar üzerindeki hacizlerin
kaldırılmasının talep edilmesi veya borçlular tarafından gayrimenkul mallar
üzerindeki hacizler baki kalmak kaydıyla fazlaya ilişkin olduğu iddiası ile
menkul mallar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasının talep edilmesi halinde,
gayrimenkul satış komisyonları tarafından bu talepler kabul edilmeyecektir.
1.12.3. Diğer hususlar
Haciz işleminin amacı; Kurum
alacağının teminat altına alınması ve kamu (Kurum) alacağının tahsilinin
sağlanması olduğundan, haciz işlemlerinin sonuçsuz kalmaması için bu gibi
durumlarda (borçlunun fazlaya ilişkin haciz yapıldığı iddiasına sebebiyet
verilmeden), bu Genelgede belirtilen sürelerde satış işlemlerine başlanılması
göz önünde bulundurularak, Kurum alacağının tahsilini teminen öncelikle satışı
en kolay olan menkul malların (gerekirse gayrimenkullerin) satış işlemine
başlanılacak ve satış işlemlerinin neticesinde Kurum alacağının tahsil
edilmesini müteakip, borçlunun varsa diğer menkul ve gayrimenkulleri üzerindeki
hacizler kaldırılacaktır.
Ayrıca, borçluların yalnızca menkul
malları haczedildiğinde, fazlaya ilişkin haciz yapıldığı iddiası ile söz konusu
hacizlerin kaldırılmasının talep edilmesi halinde, yukarıda açıklanan esaslara
göre işlem yapılmayacaktır.
Hacze karşı istihkak iddiaları,
6183 sayılı Kanunun "Borçlu elinde haczedilen mallara karşı istihkak
iddiaları" başlıklı 66 ncı ve "Üçüncü şahıs elinde haczedilen mallara
karşı istihkak iddiaları" başlıklı 67 nci maddesinde, diğer hükümler ise
68 inci maddesinde düzenlenmiştir.
Borçlu, üçüncü şahıs ya da alacaklı
Kurum ünitelerince anılan maddelere göre açılacak istihkak davalarının 5510
sayılı Kanunun 88 inci maddesi hükmüne göre Kurumun alacaklı biriminin
bulunduğu yer iş mahkemesinde açılması gerekmektedir.
İstihkak davalarının açılması icra
takibini durdurmamaktadır. Davacı takibin durdurulmasını veya ertelenmesini
mahkemeden talep edebilir. Davaya bakan mahkeme tarafından mevcut delillerin
mahiyetine göre ve muhtemel zararlara karşı yeterli teminat alınmak suretiyle
takibin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verebilir.
İstihkak davası üzerine, takibin
durdurulmasına veya ertelenmesine karar verilir ve neticede dava reddedilirse,
davanın konusunu oluşturan hacizli malın değerinin %10'u tutarında tazminata
hükmolunur. Mahkeme kararlarında gerekli şartlar olduğu halde, %10 tazminata
hükmedilmemiş olması halinde temyiz yoluna başvurulması gerekmektedir.
Mahkemece hükmolunan tazminatın
takip ve tahsiline, 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek
ödeme emrinin tebliği suretiyle başlanılacaktır. Bu tazminata, süresinde
ödenmemesi halinde gecikme zammı tatbik edilmeyecektir.
6183 sayılı Kanunun 69 uncu
maddesinde, her amme idaresinin diğer amme idareleri tarafından yapılan
hacizlere, alacağı bu haciz tarihinden önce tahakkuk etmiş olmak şartıyla
haczedilen mallardan herhangi biri paraya çevrilinceye kadar iştirak
edebileceği düzenlenmiştir.
Amme idareleri arasında hacze
iştirak edilmesi halinde hacizli malın bedelinden ilk önce haczi yapan dairenin
alacağı tahsil olunur. Artanı hacze iştirak tarihi sırasıyla alacaklarına
mahsup edilmek üzere hacze iştirak eden diğer dairelere ödenir.
6183 sayılı Kanuna 7103 sayılı
Kanun ile eklenen 74/A maddesi doğrultusunda, prim ve prime ilişkin alacakların
tahsili için yürütülen icra takip ve haciz işlemleri sonucu ilgililer veya
ilgililer lehine üçüncü şahıslar tarafından gösterilen menkul ve gayrimenkul
mallar üzerine Kurumca konulan hacizlerin belirli şartların yerine getirilmesi
kaydıyla kaldırılması mümkün olabilecektir.
6183 sayılı Kanunun "Bazı
hallerde haczin kaldırılması" başlıklı 74/A maddesinde; "Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince haczedilen mal üzerindeki hacizler
aşağıdaki şartların sağlanması halinde kaldırılır.
1.Mahcuz malın bu Kanunun 10 uncu
maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde sayılan mallardan
olması.
2.Mahcuz mala biçilen değer ile %10
fazlasının,ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi (Şu
kadar ki, madde kapsamında ödenecek tutar, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil
dairelerine olan ödeme zamanı gelmiş, tecil edilmiş veya muacceliyet kesbetmiş
borçların toplamından fazla olamaz.).
3.Mahcuz mala ilişkin takip
masraflarının ayrıca ödenmesi.
4.Hacze karşı dava açılmaması veya
açılmış davalardan vazgeçilmesi.
Haczedilen malın değer tespiti bu
Kanun hükümlerine göre yapılır. Ancak, menkul mallar için her halükarda tahsil
dairesince bilirkişiye değer biçtirilir.
Bu madde kapsamında haczin
kaldırılması halinde aynı mala, haczin kaldırıldığı tarihten itibaren üç
ay müddetle Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince, bu Kanunun 13
üncü maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla, haciz tatbik edilemez. Bu
hüküm, haczi kaldırılan malın üçüncü şahıslar tarafından amme borçlusu
lehine teminat olarak gösterilen mal olması halinde, üçüncü şahsın bu Kanun
kapsamına giren borçları için uygulanmaz.
Bu madde hükmünden yararlanmak
üzere başvuruda bulunarak hacze karşı açtığı davalardan vazgeçen
borçlunun, haczi kaldırılan mal ile ilgili açtığı davalar
mahkemelerce incelenmez; herhangi bir sebeple incelenir ve karara
bağlanırsa bu karar hükümsüz sayılır.
Tahsil edilen paralar, söz konusu
malın aynından doğan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı fer'i
alacaklar ile vergi cezalarına, mahcuz mala haciz tatbik etmiş
dairelerin sırasıyla; takip konusu olan, muaccel hale gelmiş bulunan,
ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan
alacaklarına, haciz sırasına göre mahsup edildikten sonra haciz tatbik etmemiş
dairelerin bu fıkrada belirtilen alacaklarına garameten taksim edilir.
Bu maddenin uygulamasına ilişkin
usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir. " Hükümleri yer
almaktadır.
1.15.1. Haczin kaldırılmasının şartları
Söz konusu madde kapsamında
ünitelerce (sosyal güvenlik il müdürlükleri/sosyal güvenlik merkezleri) mahcuz
mal üzerindeki haczin kaldırılması için;
a)Haczi ilk tatbik eden üniteye
yazılı olarak müracaatta bulunulması,
b)Mahcuz malın menkul ve
gayrimenkul mallardan olması,
c)Mahcuz mala biçilen değer ile %10
fazlasının ödenmesi,
ç) Mahcuz mala ilişkin takip
masraflarının ayrıca ödenmesi,
d)Hacze karşı dava açılmaması veya
açılmış davalardan vazgeçilmesi,
gerekmektedir.
1.15.1.1. Yazılı müracaat
Mahcuz mal üzerindeki haczin
kaldırılmasını isteyen borçluların ilk sırada haciz tatbik eden üniteye yazılı
olarak başvurmaları gerekir. Birden fazla ünite tarafından haciz tatbiki söz
konusuysa başvuru, ilk sırada haciz tatbik eden üniteye yapılacaktır.
Örnek-1: (A) Limited
Şirketinin borcundan dolayı şirket müdürü (B)'nin Ankara'da bulunan
gayrimenkulüne sırasıyla Ulucanlar Sosyal Güvenlik Merkezi (SGM) ve Rüzgarlı
SGM haciz işlemi uygulamıştır. Gayrimenkulü üzerindeki haczin kaldırılmasını
isteyen (B), yazılı başvurusunu ilk sırada haciz tatbik eden Ulucanlar SGM'ye
yapacaktır.
Başvuruda bulunulması takip
işlemlerini durdurmaz.
Mahcuz malın üçüncü şahsa ait
olması halinde yazılı başvuru borçlu tarafından yapılabileceği gibi üçüncü kişi
tarafından da yapılabilir.
1.15.1.2.Mahcuz malın menkul ve gayrimenkul
mallardan olması
Mahcuz malın, 6183 sayılı Kanunun
"Teminat ve değerlenmesi" başlıklı 10 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (5) numaralı bendinde sayılan menkul ve gayrimenkul mallardan olması
gerekmektedir. Buna göre, ilgililer veya ilgililer lehine üçüncü şahıslar
tarafından gösterilen ve alacaklı amme idaresince haciz varakasına
müsteniden haczedilen menkul ve gayrimenkul mallar üzerindeki
hacizlerin kaldırılması söz konusu olabilecektir.
1.15.1.3.Mahcuz mala biçilen değer ile %10
fazlasının ödenmesi
Mahcuz mal üzerindeki haczin
kaldırılması için mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlasının ilk sırada haciz
tatbik eden üniteye ödenmesi gerekmektedir.
Örnek-2: Kurumumuza borcu bulunan
(B) Anonim Şirketinin 350.000 TL tutarındaki borcundan dolayı Antalya'da
bulunan 300.000 TL değerindeki gayrimenkulüne haciz konulmuştur. (B)'nin
330.000 TL ile birlikte takip masraflarını da ayrıca ödemesi halinde
gayrimenkulu üzerindeki haciz kaldırılır.
İlk sırada haciz tatbik eden
ünitenin, borçlunun bağlı bulunduğu tüm ünitelerden madde kapsamındaki borç ve
takip masraflarına ilişkin bilgileri temin etmesi ve borçludan tahsil edilecek
tutarı buna göre belirlemesi gerekmektedir.
Örnek-3: Beşiktaş SGM'ye
100.000 TL, Pendik SGM'ye 50.000 TL ve Ümraniye SGM'ye 50.000 TL tutarında
borcu bulunan borçlu (D)'nin aracına sırasıyla Beşiktaş SGM, Pendik SGM ve
Ümraniye SGM tarafından haciz konulmuştur. Hacizli araca takdir edilen değer
200.000 TL'dir. Borçlu (D)'nin madde kapsamında ilk sırada haciz tatbik eden
Beşiktaş SGM'ye başvurması durumunda Beşiktaş SGM'nin, Pendik SGM ve Ümraniye
SGM'den borç ve takip masraflarına ilişkin bilgileri temin etmesi ve borçludan
tahsil edilecek tutarı buna göre belirlemesi gerekmektedir.
Ödenecek miktar, borçlunun Kurum
ünitelerine olan ödeme zamanı gelmiş, tecil edilmiş veya muacceliyet kesbetmiş
borçların toplamından fazla olamayacaktır. Mahcuz mala biçilen değer ile %10
fazlası borçlu tarafından ödenmesi gereken azami tutarı (takip masrafları
hariç) ifade ettiğinden borç miktarının bu tutardan az olması halinde borçludan
yalnızca borç miktarı ile varsa takip masrafı kadar ödemede bulunması talep
edilecektir.
Örnek-4: (C) Limited
Şirketinin 50.000 TL tutarındaki borcundan dolayı şirket müdürü (M)'nin
gayrimenkulüne haciz konulmuştur. Hacizli gayrimenkule takdir edilen değer
150.000 TL olup takip masrafı toplamı 2.000 TL'dir. Borç miktarı, gayrimenkule
biçilen değer ile %10 fazlası toplamının altında olduğundan, borçlu, borç
miktarı 50.000 TL ile takip masrafı 2.000 TL olmak üzere toplam 52.000 TL'yi
ödeyerek mahcuz gayrimenkul üzerindeki haczin kaldırılmasını talep
edebilecektir.
1.15.1.4.Mahcuz mala ilişkin takip
masraflarının ödenmesi
Mahcuz mal üzerindeki haczin
kaldırılmasının talep edilmesi halinde, mahcuz mala ilişkin takip masraflarının
ayrıca ödenmiş olması gerekmektedir.
Mahcuz malın cebren satışının
yapılması durumunda mahcuz mala ilişkin masraflar satış bedelinden
düşülmektedir. Oysa, 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinden yararlanılabilmesi
için mahcuz mala ilişkin takip masraflarını ayrıca ödemiş olması şart
koşulmuştur.
Ayrıca, mahcuz mal üzerinde haczi
bulunan diğer ünitelerin yapmış olduğu takip masraflarının da tahsil edilmesi
gerektiğinden, başvurunun yapıldığı sosyal güvenlik il müdürlüğü/sosyal
güvenlik merkezi mahcuz mal üzerinde haczi bulunan diğer ünitelerden gerekli
bilgiyi temin edecektir.
Örnek-5: Konya Sosyal Güvenlik
İl Müdürlüğüne (SGİM) 150.000 TL ve Aksaray SGİM'ye 100.000 TL tutarında borcu
bulunan borçlu (M)'nin gayrimenkulüne sırasıyla Konya SGİM ve Aksaray SGİM
tarafından haciz konulmuştur. Hacizli gayrimenkule 6183 sayılı Kanunun 91 inci
maddesine göre takdir edilen değer 100.000 TL'dir. Mahcuz mala ilişkin olarak
Konya SGİM tarafından 1.000 TL, Aksaray SGİM tarafından 2.000 TL takip masrafı
yapılmıştır. Borçlu (M)'nin, gayrimenkulü üzerindeki haczi kaldırmak için Konya
SGİM'ye yaptığı başvuru sonrasında, Konya SGİM'nin Aksaray SGİM'den gerekli
bilgiyi temin etmesi ve borçlu (M)'den (Aksaray SGİM'nin takip masrafları
dahil) 113.000 TL Tik tutarı tahsil etmesi gerekmektedir.
1.15.1.5.Hacze karşı dava açılmaması veya
açılmış davalardan vazgeçilmesi
6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi
hükmünden yararlanılabilmesi için hacze ilişkin olarak dava açılmaması, açılmış
davalardan vazgeçilmesi, kanun yollarına başvurulmaması, başvurulmuşsa
vazgeçilmesi şarttır.
Bu sebeple, açılmış bir dava
ve/veya başvurulmuş bir kanun yolu söz konusu ise borçlu veya malı teminat
olarak gösteren üçüncü şahsın, açmış oldukları davalardan ve/veya kanun
yollarından feragat ettiklerine ilişkin dilekçeyi ilgili mahkemeye vermeleri ve
feragatlerine ilişkin belgeyi başvuru esnasında yetkili üniteye ibraz etmeleri
gerekmektedir.
Yetkili ünitece, feragate konu
olacak davaların tespiti için mahcuz mala haciz tatbik etmiş olan diğer
ünitelerden haciz işlemlerine karşı dava açılıp açılmadığı araştırılacaktır.
Açılmış davalardan feragate ilişkin belgeler temin edildikten sonra belgelerin
örneği ilgili ünitelere gönderilecektir. Hacze ilişkin açılmış davalardan
vazgeçilmemesi halinde madde hükmünden yararlanılamayacaktır.
Ayrıca, maddenin uygulanması
sırasında, maddeden yararlanmak üzere başvuruda bulunarak hacze karşı açtığı
davalardan vazgeçen borçlunun, haczi kaldırılan mal ile ilgili açtığı davaların
mahkemelerce incelenmeyeceği ve herhangi bir sebeple incelenerek karara
bağlanması halinde bu kararın hükümsüz sayılacağının dikkate alınması
gerekmektedir.
1.15.2. Haczedilen malın değer tespiti
Haczedilen mala karşılık ödenecek
tutarın belirlenebilmesi için öncelikle değer tespitinin yapılması
gerekmektedir.
6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinin
ikinci fıkrasına göre, haczedilen malın değer tespiti bu Kanun hükümlerine göre
yapılacaktır. Buna ilaveten, menkul mallar için her halükarda bilirkişiye değer
biçtirileceği hükme bağlanmıştır.
6183 sayılı Kanunda haczedilen
malların değer tespiti, menkul ve gayrimenkul mallar için ayrı ayrı
belirlenmiştir. 6183 sayılı Kanunun 81 inci maddesinde menkul mallara haczi
yapan memur tarafından değer biçileceği, borçlunun müracaatı üzerine veya
tahsil dairesince lüzum görüldüğü takdirde yeniden bilirkişiye değer
biçtirileceği, 82 nci maddesinde menkul malların satışının alacaklı tahsil
dairesince yapılacağı, 91 inci maddesinde ise gayrimenkullere bilirkişinin mütalaası
alınmak suretiyle satış komisyonu tarafından rayiç değer biçileceği hükme
bağlanmıştır.
27/10/2008 tarihli ve 27010 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Kurumunca 6183
Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna Göre Kullanılacak
Yetkilere İlişkin Yönetmeliğin "Kurum Alacaklarının Cebren Tahsiline
İlişkin Yetkiler" başlıklı dördüncü bölümünde yer verilen "Satış
komisyonları" başlıklı 21 inci maddesinde, Kurumca, mahcuz menkul ve
gayrimenkullerin satış işlemlerini yapmak üzere satış komisyonlarının
kurulduğu, menkul mal satış komisyonu ve gayrimenkul mal satış komisyonunun
kimlerden oluştuğu hükme bağlanmıştır. Söz konusu yönetmeliğin
"Gayrimenkullerde değer tespiti" başlıklı 22 nci maddesinde, Kurum
alacaklarına karşılık teminat olarak gösterilen veya satışına karar verilen
gayrimenkullerin değer tespitinin, uzman gerçek veya tüzel kişilerin hazırlamış
olduğu kıymet takdir raporu dikkate alınarak gayrimenkul satış komisyonu
tarafından belirleneceği düzenlenmiştir.
6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi
kapsamında yapılacak talepler doğrultusunda gayrimenkullerin değer tespitlerinin
Kurum tarafından bilirkişiye yaptırılması esas olmakla birlikte 2011/53 sayılı
Genelgenin "Üçüncü Kısım, İkinci Bölüm, Gayrimenkul Satışı" başlıklı
bölümünün "1.2.Gayrimenkullerde değer tespiti" başlıklı kısmında
belirtilen kişilerce düzenlenmiş raporların da komisyonca değerlendirilmesi
mümkündür. Ancak, Kurumca değer tespiti yaptırılacak mallara ilişkin bilirkişi
rapor ücretinin borçlu tarafından talep anında Kuruma ödenmesi gerekmektedir.
Buna göre, 6183 sayılı Kanunun 74/A
maddesinde belirtilen şartları sağlayan borçlunun haciz kaldırma talebi
sonrasında mahcuz malın değer tespiti mahcuz mal gayrimenkul ise uzman gerçek
veya tüzel kişilerin hazırlamış olduğu kıymet takdir raporu dikkate alınarak
gayrimenkul satış komisyonu tarafından, mahcuz mal menkul ise her halükarda
bilirkişiye biçtirilen değerin esas alınması suretiyle menkul satış
komisyonunca yapılacaktır.
Gayrimenkul satış komisyonu ve
menkul satış komisyonu, uzman gerçek veya tüzel kişilerin hazırlamış olduğu
kıymet takdir raporunu kabul edip etmemekte serbesttir. Komisyon gerekli
gördüğü hallerde yeniden kıymet takdir raporu isteyebileceği gibi Kurum teknik
elemanlarının bulunduğu illerde, bu elemanların da bulunduğu bir komisyon
marifetiyle mahcuz mala ilişkin değer tespiti yaptırabilir.
1.15.3. Mahcuz mal üzerinde birden fazla
haciz olması
Mahcuz mal üzerinde Kurum
tarafından tatbik edilen hacizler dışında başkaca takyidat bulunması, borçlunun
madde hükmünden yararlanmasına engel teşkil etmemektedir.
Buna göre, Kurum tarafından mahcuz
mala tatbik edilen tüm hacizler madde kapsamında yapılacak tahsilatın akabinde
kaldırılacak ancak, bulunması halinde Kurum harici diğer takyidatlar hakkında
bu maddenin bir etkisi olmayacaktır. Dolayısıyla, madde kapsamında yapılan
tahsilatların diğer kişi, kurum ve kuruluş alacaklarına mahsubu söz konusu
olmayacaktır.
Ancak, 6183 sayılı Kanunun 74/A
maddesinin beşinci fıkrasında; "Tahsil edilen paralar, söz konusu
malın aynından doğan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı fer'i
alacaklar ile vergi cezalarına, mahcuz mala haciz tatbik etmiş dairelerin
sırasıyla; takip konusu olan, muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş
henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına, haciz
sırasına göre mahsup edildikten sonra haciz tatbik etmemiş dairelerin bu
fıkrada belirtilen alacaklarına garameten taksim edilir. " hükmüne
yer verilmiştir.
Buna göre, hacizli menkul veya
gayrimenkul mala karşılık tahsil edilen tutardan takip masrafları düşüldükten
sonra kalan tutardan ilk haczi tatbik eden ünitenin sırasıyla; takip konusu
olan, muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş
olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına pay ayrıldıktan sonra kalan tutardan
aynı usullere göre haciz tatbik etmiş bulunan diğer ünitelerin alacaklarına pay
ayrılacaktır.
Bu şekilde mahsup edildikten sonra
kalan tutar, haciz tatbik etmemiş ünitelerin muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme
zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına
garameten taksim edilecektir.
Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun
74/A maddesi kapsamında haczin kaldırılması işleminde mahcuz malın mülkiyetinde
el değiştirme söz konusu olmadığından Kurumca bu madde kapsamında yapılacak
işlemlerde mahcuz malın taşıt olması durumunda motorlu taşıtlar vergisine
mahcuz mal karşılığında borçludan tahsil edilen bedelden pay ayrılmayacaktır.
Söz konusu dağıtım işlemleri,
mahcuz mal üzerine sosyal güvenlik il müdürlükleri/sosyal güvenlik merkezleri
arasında ilk sırada haciz tatbik eden ünite tarafından yapılacaktır.
Örnek-6: Borçlunun Ulucanlar
SGM'ye 150.000 TL, Rüzgarlı SGM'ye 30.000 TL vadesi geçmiş borcu bulunmaktadır.
Hacizli gayrimenkule 6183 sayılı Kanunun 91 inci maddesine göre takdir edilen
değer 100.000 TL'dir. Mahcuz mala ilişkin yapılan takip masrafı 2.000 TL'dir.
Borçlunun mahcuz mal üzerindeki haczi kaldırmak için ödediği 112.000 TL'lik
tutardan sırasıyla;
-Takip masraflarına karşılık 2.000
TL,
-Mahcuz mala ilk sırada haciz koyan
Ulucanlar SGM'ye kalan 100.000 TL,
mahsup edilecektir.
Rüzgarlı SGM'nin alacağına karşılık
herhangi bir tahsilat yapılmamış olmasına rağmen bu ünitece de haciz
kaldırılacaktır. Ancak, bu alacakların anılan ünitece takip ve tahsiline devam
edileceği tabiidir.
Örnek-7: Borçlunun Ulucanlar
SGM'ye 150.000 TL, Yeğenbey Vergi Dairesine 20.000 TL ve Rüzgarlı SGM'ye 30.000
TL vadesi geçmiş borcu bulunmaktadır. Söz konusu borçlar sebebiyle borçlunun
gayrimenkulüne sırasıyla Ulucanlar SGM, Yeğenbey Vergi Dairesi ve Rüzgarlı SGM
tarafından haciz konulmuş ve hacizli gayrimenkule 6183 sayılı Kanunun 91 inci
maddesine göre takdir edilen değer 160.000 TL'dir. Mahcuz mala ilişkin yapılan
takip masrafı 2.000 TL'dir. Borçlunun mahcuz mal üzerindeki haczi kaldırmak
için ödediği 178.000 TL'lik tutardan sırasıyla;
-Takip masraflarına karşılık 2.000
TL,
-Mahcuz mala ilk sırada haciz koyan
Ulucanlar SGM'ye 150.000 TL,
- Mahcuz mala haciz koymasırasına
bakılmaksızın RüzgarlıSGM'nin 30.000TL
tutarındaki alacağına karşılık 26.000 TL,
mahsup edilecektir.
Rüzgarlı SGM, alacağı tam olarak
karşılanmamasına rağmen gayrimenkul üzerindeki haczi kaldıracak ve kalan 4.000
TL tutarındaki alacağın takip ve tahsiline devam edecektir.
1.15.4. Haczin kaldırılması ve
sonuçları
6183 sayılı Kanunun 74/A
maddesindeki şartları sağlayarak Kurumumuza başvuruda bulunan borçlunun (veya
üçüncü şahsın) mahcuz malı üzerindeki Kurumumuz haczi ilgili üniteye gerekli
ödeme yapıldıktan sonra kaldırılacaktır. Mahcuz mala birden fazla ünite
tarafından haciz tatbik edilmiş olması durumunda, haczi ilk tatbik eden
ünitenin bildirimi üzerine diğer ünitelerce de hacizler kaldırılacaktır. Ancak,
borçlunun (veya üçüncü şahsın) diğer mallan üzerindeki hacizler Kurum
alacakları tamamen tahsil edilmedikçe kaldıramayacaktır.
Örnek-8: Borçlunun Ulucanlar
SGM'ye 150.000 TL, Rüzgarlı SGM'ye 30.000 TL vadesi geçmiş borcu bulunmaktadır.
Hacizli gayrimenkule 6183 sayılı Kanunun 91 inci maddesine göre takdir edilen
değer 160.000 TL'dir. Mahcuz mala ilişkin yapılan takip masrafı 2.000 TL'dir.
Borçlunun madde kapsamında 160.000 TL ve %10 fazlası olan 16.000 TL ile 2.000
TL takip masrafı toplamı 178.000 TL'lik tutarı Ulucanlar SGM'ye ödemesini
müteakip Ulucanlar SGM ve bu ünitenin bildirimi üzerine Rüzgarlı SGM hacizleri
kaldıracaktır.
Hacizli mal tutarı, güncel borç
miktarını karşılamıyorsa, başka bir ifadeyle borçlunun haczi kaldırmak için
yaptığı ödeme miktarından fazla borcu mevcut ise, kalan miktar için icra
takibine devam edilecektir.
Gerekli şartların sağlanarak 6183
sayılı Kanunun 74/A maddesinden yararlanılması ve mahcuz mal üzerindeki haczin
kaldırılması halinde, aynı mala, haczin kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay
müddetle (ihtiyati haciz hükümleri saklı kalmak kaydıyla) haciz tatbik
edilemeyecektir. 6183 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi çerçevesinde ihtiyati
haciz tatbiki gerektiren hallerde, hiçbir süreye bağlı kalmaksızın bu mala
ihtiyati haciz tatbik edilmesi mümkündür.
Örnek-9: Kurumumuza borcu
bulunan (X) Anonim Şirketinin 200.000 TL'lik borcundan dolayı şirket tüzel
kişiliğine ait 100.000 TL değerindeki taşıtma Kurumumuz tarafından haciz
konulduğu ve şirketin 110.000 TL ödeyerek araç üzerindeki haczin kaldırılmasını
sağladığı varsayıldığında borcu 110.000 TL eksilecek, kalan 90.000 TL'lik borç
için takip işlemlerine devam edilecektir. Ancak, söz konusu araca, haczin
kaldırıldığı tarihten itibaren 3 ay süreyle haciz uygulanamayacaktır.
Şayet, haczi kaldırılan mal, üçüncü
şahıslar tarafından Kurum borçlusu lehine teminat olarak gösterilen bir mal
ise, üçüncü şahsın 6183 sayılı Kanun kapsamına giren borçları için üç aylık
süre dolmamış olsa da aynı malın haczedilmesi mümkün olacaktır.
Örnek-10: Kurumumuza borcu
bulunan (X) Limited Şirketinin 200.000 TL'lik borcundan dolayı B şahsının (X)
Limited Şirketi lehine teminat olarak gösterdiği 100.000 TL'lik binek aracına
haciz konulmuş, (X) Limited Şirketi 110.000 TL ödeyerek aracın üzerindeki haczi
01/06/2018 tarihinde kaldırmıştır. 01/07/2018 tarihinde (henüz 3 aylık süre
dolmadan), (B)'nin kendi işyerinden kaynaklanan borcu için söz konusu aracın
haczi mümkündür.