Hazine Ve Maliye Bakanlığı-Eskişehir
Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları Grup Müdürlüğünün S.
11355271-120-64458 T. 29.09.2022 tarihli özelgesi
KONU:
ASTROLOJİ DANIŞMANLIĞI FAALİYETİNİN VERGİLENDİRİLMESİ
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
internet üzerinden ve telefonla astroloji danışmanlığı hizmeti verdiğiniz ve
karşılığında ücret aldığınız belirtilerek bu faaliyetinizden dolayı
vergilendirip vergilendirilmeyeceğiniz hususunda Başkanlığımızın görüşü talep
edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun;
- 37’inci maddesinde “Her türlü ticari
ve sınai faaliyetlerden doğan ka- zançlar ticari kazançtır.”,
- 65’inci maddesinde “Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır....
hükümleri yer almaktadır.
Anılan Kanun’un 94’üncü maddesinin
birinci fıkrasında, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri,
sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek
ve vakıfların iktisadi işletmele- ri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler,
gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı,
zirai kazançlarını bilan-
ço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden
çiftçiler maddede bentler halinde sayılan ödemeleri nakden veya hesaben
yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat
yapmaya mecbur oldukları belirtilmiş olup, söz konusu fıkranın (2/b) bendinde
yaptıkları ser- best meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan
ödemeler üze- rinden % 20 oranında tevkifat yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, ticari faaliyette, sermaye
ve emekten oluşan sürekli bir organizasyon mevcut olup bu organizasyon içindeki
sermaye ve emeğin payı yapılan faaliyetin türüne, niteliğine ve büyüklüğüne
bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir. Serbest meslek faaliyetinde ise
ticari kazançtan farklı olarak sermaye değil şahsi mesai, ilmi veya mesleki
bilgi ya da ihtisas ön plana çıkmaktadır.
Dolayısıyla, bir faaliyetin serbest
meslek faaliyeti olduğundan söz edilebilmesi için yalnızca emeğe dayanan bir
organizasyonun varlığı yeterli bulunmamakta, emeğe dayalı olmasının yanı sıra
geliri doğuran bu emeğin, ilmi ya da mesleki bilgi veya ihtisasa da dayalı
olması gerekmektedir.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, ticari bir organizasyon ve sermaye un- suru hakim
olmaksızın, şahsi mesaiye ve mesleki bilgiye dayanarak kendi nam ve hesabınıza
yaptığınız astroloji danışmanlığı faaliyetinizin serbest
meslek faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi ve bu
faaliyetiniz nedeniyle elde ettiğiniz gelirin serbest meslek kazancı
hükümlerine göre vergilendi- rilmesi gerekmektedir.
KONU: DİYETİSYENLİK HİZMETİ YANINDA
VERİLEN MAKİNE İLE ZAYIFLAMA HİZMETİNİN VERGİLENDİRİLMESİ VE BELGE DÜZENİ
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda;
diyetisyenlik faaliyeti ile iştigal ettiğiniz ve bu faaliyetiniz nedeni ile
serbest meslek kazancı yönünden mükellefiyetinizin bulunduğu, bahsi geçen
faaliyetinizin yanında bir makine aracılığı ile bölgesel zayıflama hizmeti de
vermek istediğiniz belirtilerek bu durumda söz konusu faaliyetinizden dolayı
elde edeceğiniz gelirin serbest meslek kazancı mı yoksa ticari kazanç mı olarak
vergilendirileceği ile belge düzeni hakkında Başkanlığımız görüşü talep
edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci
maddesinde, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari
kazanç olduğu hükme bağ- lanmıştır.
Aynı Kanunun 65 inci maddesinde her
türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancı
olduğu, serbest meslek faaliyeti- nin; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi
veya mesleki bilgiye veya ihti- sasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan
işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
yapılması olduğu hüküm altına alınmıştır.
Ticari faaliyette, sermaye ve emekten
oluşan sürekli bir organizasyon mevcut olup, bu organizasyon içindeki sermaye
ve emeğin payı, yapılan faaliyetin türüne, niteliğine ve büyüklüğüne bağlı
olarak değişkenlik göste- rebilmektedir. Serbest meslek faaliyetinde ise ticari
kazançtan farklı olarak sermaye değil şahsi mesai, ilmi veya mesleki bilgi ya
da ihtisas ön plana çıkmaktadır.
Ticari kazanç, esas itibariyle
sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğmaktadır. Bu kaynağa bağlı
olarak ve devamlı bir organizasyon çerçevesinde yapılan her türlü faaliyet
ticari faaliyettir. Serbest meslek fa- aliyetinin ticari bir organizasyon
içinde yapılması, sağlanan gelirin yapısını değiştirmez.
Sadece, elde edenler yönünden ticari
kazanç sayılmasını gerektirir ve ticari kazanca ait esas ve hükümlere tabi
olur.
Bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti
olup olmadığı, faaliyetin sermaye- den ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki
bilgiye veya ihtisasa dayan- ması, bir işverene bağlı olmaksızın şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması ve devamlı olması,
unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı bulunmaktadır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre,
diyetisyenlik faaliyetinizin yanında vereceğiniz makine aracılığı ile bölgesel
zayıflama hizmetinin de serbest meslek faaliyetinizin devamı niteliğinde kabul
edilmesi ve bu faaliyetten elde edilen kazancınızın da serbest meslek kazancı
hükümlerine göre ver- gilendirilmesi mümkün bulunmaktadır.
Uşak Valiliği-Defterdarlık Gelir
Müdürlüğünün S. 52796708-120-17743 T. 28.09.2022 tarihli özelgesi
KONU: FİZYOTERAPİSTLİK FAALİYETİNDE ŞUBE
İŞYERİ AÇILIP AÇILAMAYACAĞI
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
Uşak ilinde fizyoterapistlik faaliyeti ile uğraştığınız ve Uşak ili Eşme
ilçesinde serbest meslek kazancına tabi olarak şube açmak istediğinizi
belirterek, bu durumun vergi mevzuatına uygun olup olmadığı konusunda görüş
talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde,
her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç
olduğu belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 65 inci maddesinde, her
türlü serbest meslek faaliyetin- den doğan kazançların serbest meslek kazancı
olduğu, serbest meslek faaliyetinin; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya
mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin
işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
yapılması ol- duğu hükme bağlanmıştır.
Bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti
olup olmadığı ise faaliyetin; serma- yeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya
mesleki bilgiye veya ihtisasa da- yanması, bir işverene bağlı olmaksızın şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması ve devamlı olması,
unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı bulunmaktadır.
Ticari kazançlar ise, esas itibariyle
sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğarlar. Bu kaynağa bağlı
olarak devamlı bir organizasyona dayanan her türlü faaliyet ticari faaliyettir.
Serbest meslek faaliyetinin ticari bir organizasyon içinde yapılması sağlanan
gelirin yapısını değiştirmez.
Sadece gelir elde edenler yönünden ticari
kazanç sayılmasını gerektirir ve ticari kazanca ait esas ve hükümlere tabi
olur.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 156 ncı maddesinde, ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette iş
yerinin; mağaza, yazıhane, ida- rehane, muayenehane, imalathane şube, depo,
otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik,
hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat
şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zirai veya mesleki bir
faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan “yer” olduğu
hükme bağlanmıştır.
Buna göre, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabınıza
yürüttüğünüz fizyoterapistlik faaliyetinin, ikinci bir işyeri (şube) açılması
suretiyle yürütülmesi mümkün bulunmakta olup bu durumda, iki işyerinde de
faaliyetinizin bizzat tarafı- nızca yürütülmesi gerekmektedir.
Faaliyetin bizzat tarafınızca
yürütülmediği ve işin ticari organizasyon çerçevesinde yürütüldüğü durumda ise
elde edilen kazancın ticari kazanç olarak değerlendirileceği ve Gelir Vergisi
Kanununun ticari kazanç hüküm- leri çerçevesinde vergilendirilmesi gerekeceği
tabiidir.
Elazığ Valiliği-Defterdarlık Gelir
Müdürlüğünün S. 48816587- 120[2019]-60836 T. 29.08.2022 tarihli özelgesi
KONU: AVUKATLARA ÖDENEN VEKÂLET ÜCRETİ
VE YARGILAMA GİDERİNİN VERGİLENDİRİLMESİ
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda,
Üniversiteniz Döner Sermaye İşletmesi tarafından, aleyhinize sonuçlanan
davalara ilişkin olarak mahkeme kararlarına istinaden vekalet ücreti ve
yargılama gideri ödemesi yapıldığı belirtilerek bu ödemelerin nasıl
belgelendirilmesi gerektiği hususunda Defterdarlığımız görüşü talep
edilmektedir.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci
maddesinde “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı
(Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.
..” hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 65 inci maddesinde “Her
türlü serbest meslek faaliyetin- den doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, serbest meslek erbabı olan
avukatlara ödenen vekalet üc- retlerinin serbest meslek kazancı niteliğinde
olması nedeniyle serbest meslek kazancı hükümlerine göre vergilendirilmesi, bir
işverene bağlı ve tabi olarak hizmet sözleşmesine istinaden çalışan avukatlara
işvereni ara- cılığıyla ödenen vekalet ücretlerinin ise ücret hükümlerine göre
vergilendi- rilmesi gerekmektedir.
Anılan Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasında ise kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri,
sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek
ve vakıfların iktisadi işletmele-
ri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek
gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai
kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden
çiftçilerin maddede bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler
dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada istihkak sahiplerinin gelir
vergilerine mah- suben tevkifat yapmaları gerektiği hüküm altına alınmış olup,
aynı fıkra- nın; (1) numaralı bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61
inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar
hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre, (2) numaralı bendinde, yaptıkları
serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler- den
gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 7194 sayılı Kanunun 16
ncı maddesiyle Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine ikinci fıkrasından
sonra gelmek üzere ek- lenen üçüncü fıkrasında, “9/6/1932 tarihli ve 2004
sayılı İcra ve İflas Ka- nunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık
Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas
müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı
yapılacağı” hükmüne yer verilmek suretiyle, mahkemelerce veya icra ve iflas
müdürlüklerince karşı tarafa yükletilen, avukatlara ait olan ve serbest meslek
kazancına dahil edilmesi gereken vekalet ücretleri üzerinden, kimlerin tevkifat
yapmakla yükümlü olduğu hususuna açıklık kazandırılmıştır.
311
seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin sekizinci bölümünde, konu ile ilgili
olarak ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup, anılan Tebliğin “Ve- kalet
ücretlerinde vergi tevkifatı uygulaması” başlıklı 25 inci maddesinde,
“(1) 193 sayılı Kanunun 94 üncü
maddesinin birinci fıkrasında gelir vergisi tevkifatı yapmaya mecbur olan kişi
ve kurumlar belirtilmiş ve aynı maddenin birinci fıkrasının; (1) numaralı
bendinde hizmet erbabına öde- nen ücretlerden 103 üncü ve 104 üncü maddelere
göre, (2) numaralı ben- dinin (b) alt bendinde ise yaptıkları serbest meslek
işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden
2009/14592 sayılı Bakan- lar Kurulu Kararı uyarınca % 20 oranında gelir vergisi
tevkifatı yapılacağı
hüküm altına alınmıştır.
(2) 7194 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeyle,
mahkemelerce veya icra ve iflas müdürlüklerince karşı tarafa yükletilen,
avukatlara ait olan ve ser- best meslek kazancına dahil edilmesi gereken
vekalet ücretleri üzerinden, kimlerin tevkifat yapmakla yükümlü olduğu hususuna
açıklık kazandırıl- mıştır. Buna göre, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasın- da sayılanlar tarafından 2004 sayılı Kanun ile 1136 sayılı
Kanun uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretinin;
a) Borçlu (davayı kaybeden) tarafından
doğrudan avukata ödendiği du- rumlarda, borçlu (davayı kaybeden) tarafından,
b)
Borçlu (davayı kaybeden) tarafından avukata ödenmek üzere icra ve iflas
müdürlüklerine yatırıldığı durumlarda, borçlu (davayı kaybeden) tara- fından,
c)
Borçlu (davayı kaybeden) tarafından alacaklı (davayı kazanan) tarafa ödendiği
durumlarda, alacaklı (davayı kazanan) tarafından avukata ödeme yapılması
esnasında,
gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
(3)
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılma- yanlar, diğer
bir ifadeyle tevkifat yükümlülüğü bulunmayanlar tarafından yapılan vekalet
ücreti ödemeleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılma- yacaktır.
(4) Vekalet ücretini ödemekle yükümlü
olanlarca, ücretli olarak çalışan avukatların işverenlerine yapılan vekalet ücreti
ödemelerinden tevkifat yapılmayacak, işverenin vekalet ücretini avukata ödemesi
esnasında ise işverence ücret hükümlerine göre tevkifat yapılacaktır.
...”
açıklamasına yer verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, dava
sonunda mahkeme ilamına göre veya icra takibi sonucu verilen kararla avukatlık
tarifesine dayanılarak döner sermaye işletmeniz tarafından ödenecek vekalet
ücretinin; serbest meslek erbabı olan avukata doğrudan veya icra müdürlükleri
aracılığıy- la ödenmesi durumunda, avukat tarafından tarafınıza serbest meslek
makbuzu düzenlenmesi ve tarafınızca Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (2) numaralı bendi uyarınca gelir vergisi tevkifatı
yapılması gerekmektedir.
Diğer taraftan, mahkeme kararına göre
davayı kaybeden tarafından ödenmesine hükmedilen ve davanın kazanılması
sonucunda müvekkile iade edilmek üzere avukat tarafından tahsil edilen
yargılama giderleri, Ge- lir Vergisi Kanununun 67 nci maddesinin dördüncü
fıkrasına göre kazanç sayılmamaktadır. Davanın kazanılması sonucunda avukat
tarafından tahsil edilen yargılama giderlerinin müvekkile iade edilmemesi ve
avukata kal- ması halinde ise söz konusu giderlerin avukat tarafından serbest
meslek kazancına dahil edilmesi gerektiği tabiidir.
Bu bağlamda, iktisadi işletmeniz
tarafından avukata ödenen yargılama giderleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı
yapılmaması gerekmektedir.
VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci
maddesinin birinci fıkrasındaki “Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre
tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların
tevsiki mec- buridir.” hükmü uyarınca vergi sistemimiz mükelleflerin mal
teslimi, hizmet ifası ve diğer muameleler sebebiyle bir vesika düzenlenmesini
benimse- miştir. Buna göre, söz konusu işlemlerin mezkûr Kanunun 229 ve mütea-
kip maddelerinde yer alan belgelerden herhangi birisi ile tevsik edilmesi
gerekmektedir.
Bu kapsamda, aynı Kanunun 236 ncı
maddesinde, serbest meslek erba- bının mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü
tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını
müşteriye vermek, müş- terinin de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetinde
olduğu hüküm altına alınmıştır.
Bunun yanı sıra, 311 seri no.lu Gelir
Vergisi Genel Tebliğinin “Vekalet ücreti ödemelerinde belge düzeni” başlıklı 26
ncı maddesinde, “(1) 213 sayılı Kanunun 236 ncı maddesinde, serbest meslek
erbabının, mesleki faaliyetine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha
serbest meslek makbuzu tanzim ederek bir nüshasını müşteriye vermek ve
müşterinin de bu mak- buzu istemek ve almak mecburiyetinde olduğu hüküm altına
alınmıştır.
(2) Vekalet ücretinin, borçlu (davayı
kaybeden) tarafından, doğrudan avukata ödendiği durumlarda, avukat tarafından
serbest meslek makbuzu- nun borçlu (davayı kaybeden) adına düzenlenmesi
gerekmektedir.
(3) Vekalet ücretinin, borçlu (davayı
kaybeden) tarafından, icra ve iflas müdürlükleri aracılığıyla avukata ödendiği
durumlarda, avukat tarafından serbest meslek makbuzunun borçlu (davayı
kaybeden) adına düzenlenme- si gerekmektedir. Bu durumda düzenlenen makbuzun
bir nüshasının icra iflas müdürlüğüne verilmesine gerek bulunmamaktadır.
(4) Vekalet ücretinin, borçlu (davayı
kaybeden) tarafından gelir veya ku- rumlar vergisi mükellefi olan alacaklıya
(davayı kazanan) ödenmesi halin- de, alacaklı (davayı kazanan) tarafından
borçlu (davayı kaybeden) adına fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi
gerekmektedir.
(5) Alacaklı (davayı kazanan) tarafından
söz konusu vekalet ücretinin serbest meslek erbabı olan avukata ödenmesi
halinde, avukat tarafından serbest meslek makbuzunun ödemeyi yapan alacaklı
(davayı kazanan) adına düzenlenmesi gerekmektedir.
(6) Alacaklı (davayı kazanan) tarafından söz konusu
vekalet ücretinin
ücretli çalışanı olan avukata ödenmesi halinde ise
ödemenin ücret bordro- su düzenlenmek suretiyle yapılması gerekmektedir.”
açıklamaları yer almaktadır.
Buna göre, dava sonunda mahkeme ilamına
göre veya icra takibi so- nucu verilen kararla avukatlık tarifesine dayanılarak
İşletmeniz tarafından ödenecek vekalet ücretinin; serbest meslek erbabı olan
avukata doğrudan veya icra müdürlükleri aracılığıyla ödenmesi durumunda, avukat
tarafın- dan İşletmeniz adına serbest meslek makbuzu düzenlenmesi icap etmek-
tedir.
Diğer taraftan, mahkeme kararında davayı
kaybeden tarafından öden- mesine hükmedilen ve davanın kazanılması sonucunda
müvekkile iade edilmek üzere avukat tarafından tahsil edilen yargılama
giderleri Gelir Vergisi Kanununun 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre
kazanç sa- yılmadığından, söz konusu ödemeler için serbest meslek makbuzu
düzen- lenmesine gerek bulunmamaktadır.
Davanın kazanılması sonucunda avukat
tarafından tahsil edilen yargıla- ma giderlerinin müvekkile iade edilmemesi ve
avukata kalması halinde ise söz konusu tutarların avukat tarafından serbest
meslek kazancına dahil edilmesi gerektiğinden, bahsi geçen ödemeler için
müvekkili adına serbest meslek makbuzu düzenleneceği tabiidir.
1- GELİR VE KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Safi Kurum Kazancı” başlıklı 6 ncı
maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde
ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının
tespitinde ise Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin
uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Öte
yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Serbest Meslek Kazancının Tarifi”
başlıklı 65 inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
hükmüne yer verilmiştir.
Buna
göre, serbest meslek erbabı olan avukatlara ödenen vekâlet ücretlerinin serbest
meslek kazancı niteliğinde olması nedeniyle serbest meslek kazancı hükümlerine
göre vergilendirilmesi gerekmektedir.
Anılan
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise kamu idare ve müesseseleri,
iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçilerin maddede bentler halinde sayılan ödemeleri
(avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaları gerektiği hüküm
altına alınmış olup, aynı fıkranın; (1) numaralı bendinde, hizmet erbabına
ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden
(istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre, (2) numaralı
bendinde, yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere
yapılan ödemelerden gelir
vergisi tevkifatı yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Diğer
taraftan, 7194 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi ile 193 sayılı Kanunun 94 üncü
maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen üçüncü fıkrasında,
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve
1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini
(icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir
vergisi tevkifatı yapılacağı» hükmüne yer verilmek suretiyle, mahkemelerce veya
icra ve iflas müdürlüklerince karşı tarafa yükletilen, avukatlara ait olan ve
serbest meslek kazancına dahil edilmesi gereken vekalet ücretleri üzerinden,
kimlerin tevkifat yapmakla yükümlü olduğu hususuna açıklık kazandırılmıştır.
27/05/2020
tarihli ve 31137 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 311 seri no.lu Gelir Vergisi
Genel Tebliğinin sekizinci bölümünde, konu ile ilgili olarak ayrıntılı
açıklamalara yer verilmiş olup, anılan Tebliğin;
-
“Vekalet ücretlerinde vergi tevkifatı uygulaması” başlıklı 25 inci maddesinde,
“(1)
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında gelir vergisi
tevkifatı yapmaya mecbur olan kişi ve kurumlar belirtilmiş ve aynı maddenin
birinci fıkrasının; (1) numaralı bendinde hizmet erbabına ödenen ücretlerden
103 üncü ve 104 üncü maddelere göre, (2) numaralı bendinin
(b) alt bendinde ise yaptıkları serbest
meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden
2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca % 20 oranında gelir vergisi
tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
(2)
7194 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeyle, mahkemelerce veya icra ve iflas
müdürlüklerince karşı tarafa yükletilen, avukatlara ait olan ve serbest meslek
kazancına dahil edilmesi gereken vekalet ücretleri üzerinden, kimlerin tevkifat
yapmakla yükümlü olduğu hususuna açıklık kazandırılmıştır. Buna göre, 193
sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılanlar tarafından 2004
sayılı Kanun ile 1136 sayılı Kanun uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet
ücretinin;
a)
Borçlu (davayı kaybeden) tarafından doğrudan avukata ödendiği durumlarda,
borçlu (davayı kaybeden) tarafından,
b)
Borçlu (davayı kaybeden) tarafından avukata ödenmek üzere icra ve iflas
müdürlüklerine yatırıldığı durumlarda, borçlu (davayı kaybeden) tarafından,
c)
Borçlu (davayı kaybeden) tarafından alacaklı (davayı kazanan) tarafa ödendiği
durumlarda, alacaklı (davayı kazanan) tarafından avukata ödeme yapılması
esnasında,
gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
(3)
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılmayanlar, diğer
bir ifadeyle tevkifat yükümlülüğü bulunmayanlar tarafından yapılan vekalet
ücreti ödemeleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır.
(4)
Vekalet ücretini ödemekle yükümlü olanlarca, ücretli olarak çalışan avukatların
işverenlerine yapılan vekalet ücreti ödemelerinden tevkifat yapılmayacak,
işverenin vekalet ücretini avukata ödemesi esnasında ise işverence ücret
hükümlerine göre tevkifat yapılacaktır.
(5)
Mahkeme kararında “KDV hariç” şeklinde bir ifadenin yer almaması halinde,
vekalet ücretinin KDV dahil olduğu kabul edilir ve iç yüzde oranı uygulanmak
suretiyle hesaplanan KDV, düzenlenen serbest meslek makbuzunda gösterilir. Bu
durumda gelir vergisi tevkifatının KDV hariç tutar üzerinden yapılması
gerektiği tabiidir.
...” açıklamasına,
-”Vekalet ücreti ödemelerinde belge
düzeni” başlıklı 26 ncı maddesinde, “(1) 213 sayılı Kanunun 236 ncı maddesinde,
serbest meslek erbabının,
mesleki faaliyetine ilişkin her türlü
tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim ederek bir nüshasını
müşteriye vermek ve müşterinin de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetinde
olduğu hüküm altına alınmıştır.
(2)
Vekalet ücretinin, borçlu (davayı kaybeden) tarafından, doğrudan avukata
ödendiği durumlarda, avukat tarafından serbest meslek makbuzunun borçlu (davayı
kaybeden) adına düzenlenmesi gerekmektedir.
(3)
Vekalet ücretinin, borçlu (davayı kaybeden) tarafından, icra ve iflas
müdürlükleri aracılığıyla avukata ödendiği durumlarda, avukat tarafından
serbest meslek makbuzunun borçlu (davayı kaybeden) adına düzenlenmesi
gerekmektedir. Bu durumda düzenlenen makbuzun bir nüshasının icra iflas
müdürlüğüne verilmesine gerek bulunmamaktadır.
(4)
Vekalet ücretinin, borçlu (davayı kaybeden) tarafından gelir veya kurumlar
vergisi mükellefi olan alacaklıya (davayı kazanan) ödenmesi
halinde, alacaklı (davayı kazanan) tarafından borçlu
(davayı kaybeden) adına fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi
gerekmektedir.
(5)
Alacaklı (davayı kazanan) tarafından söz konusu vekalet ücretinin serbest
meslek erbabı olan avukata ödenmesi halinde, avukat tarafından serbest meslek
makbuzunun ödemeyi yapan alacaklı (davayı kazanan) adına düzenlenmesi
gerekmektedir.
(6)
Alacaklı (davayı kazanan) tarafından söz konusu vekalet ücretinin ücretli
çalışanı olan avukata ödenmesi halinde ise ödemenin ücret bordrosu düzenlenmek
suretiyle yapılması gerekmektedir.” açıklamasına,
yer verilmiştir.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, Şirketiniz tarafından kaybedilen davalara ilişkin
olarak mahkemelerce hükmolunan vekâlet ücretinin davayı kazanan taraf avukatına
ödenmesi esnasında Şirketiniz tarafından Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin (b) alt bendi uyarınca
gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Ayrıca,
Şirketiniz tarafından kaybedilen davalara ilişkin olarak ödenen karşı taraf
vekalet ücretlerine yönelik olarak davayı kazanan taraf avukatınca şirketinize
e-serbest meslek makbuzlarının hiç düzenlenmemesi veya hatalı düzenlenmesi
nedenleriyle şirketinize ulaşmaması ya da gecikmeli ulaşması, bu ödemeler
üzerinden tevkifat yapılması uygulamasını etkilemeyecektir.
Diğer
taraftan, muhtasar beyannamede yapılan güncelleme ile serbest meslek makbuzu
düzenlenmediği durumlarda karşı taraf vekalet ücretleri üzerinden tevkif edilen
vergilerin, makbuz bilgileri girilmeden beyan edilmesine imkan tanınmıştır.
2- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
213
sayılı Vergi Usul Kanununun 219 uncu maddesinde, “Muameleler defterlere
zamanında kaydedilir. Şöyle ki:
a)
Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve
vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların
on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.
b)
Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili
amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten
müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi
hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas
defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.
...” hükümleri yer almaktadır.
Bunun
yanı sıra, mezkûr Kanunun 227 nci maddesinin birinci fıkrasındaki, “Bu Kanunda
aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan
münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmü
uyarınca vergi sistemimiz, mükelleflerin mal teslimi, hizmet ifası ve diğer
muameleler sebebiyle bir vesika düzenlenmesini benimsemiş olup, söz konusu
işlemlerin esas itibariyle mezkûr Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde yer alan
belgelerle tevsik edilmesi gerekmektedir.
Aynı
Kanunun 172 nci maddesi ile serbest meslek erbabına defter tutma mecburiyeti
getirilmiş, 210 uncu maddesinde serbest meslek erbabının serbest meslek kazanç
defteri tutacağı hüküm altına alınmış, 236 ncı maddesinde ise, “Serbest meslek
erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha
serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşteri
de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu kapsamda, aynı Kanunun;
-
229 uncu maddesi, “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında
müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan
tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.”,
-
(231/5) maddesi, “Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten
itibaren azamî yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen
faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.”,
-
232 nci maddesinin birinci fıkrası, “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar kazancı
basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:
1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;
2. Serbest meslek erbabına;
3. Kazançları basit usulde tesbit olunan tüccarlara;
4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;
5. Vergiden muaf esnafa.
Sattıkları
emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve
almak mecburiyetindedirler.”,
-
236 ncı maddesi, “Serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her
türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir
nüshasını müşteriye vermek, müşteri de bu makbuzu istemek ve almak
mecburiyetindedir.” hükümlerine amirdir.
Diğer
taraftan, aynı Kanunun 353 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasında, “1.
Elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekenler de dâhil olmak üzere, verilmesi
ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest
meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması, düzenlenen bu belgelerde gerçek
meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi, bu belgelerin elektronik belge
olarak düzenlenmesi gerekirken Maliye Bakanlığınca belirlenen zorunlu haller
hariç olmak üzere kâğıt olarak düzenlenmesi ya da bu Kanunun 227 nci ve 231
inci maddelerine göre hiç düzenlenmemiş sayılması halinde; bu belgeleri
düzenlemek ve almak zorunda olanların her birine, her bir belge için 240 (2021
yılı için 380 TL) Türk lirasından aşağı olmamak üzere bu belgelere yazılması
gereken meblağın veya meblağ farkının %10’u nispetinde özel usulsüzlük cezası
kesilir.
Bir
takvim yılı içinde her bir belge nevine ilişkin olarak tespit olunan yukarıda
yazılı özel usulsüzlükler için kesilecek cezanın toplamı 120.000 (2021 yılı
için 180.000) Türk lirasını geçemez.” hükümleri yer almaktadır.
Bu
bağlamda, mahkeme ilamında ödenmesine hükmedilen avukatlık vekalet ücreti de
dâhil olmak üzere serbest meslek erbabının mesleki faaliyetlerine ilişkin her
türlü tahsilatı için serbest meslek makbuzu düzenlemesi Kanunen zorunludur.
Buna
göre, mahkeme ilamında ödenmesine hükmedilen avukatlık vekâlet ücretinin
tahsilinde, avukat tarafından tahsilatın yapıldığı anda mahkeme ilamına göre
vekalet ücreti ödeme yükümlülüğü olan kurum veya kişiler (borçlu-davayı
kaybeden) adına serbest meslek makbuzu düzenlenmesi icap etmekte olup, bu
kapsamda Şirketinizce kaybedilen davalarda mahkemelerce hükmolunan karşı taraf
avukatlık (vekalet) ücretinin;
1-
Davayı kazanan taraf avukatına (davayı kazanan taraf bünyesinde ücret akdi ile
çalışan personel olmayan), doğrudan veya icra ve iflas daireleri aracılığıyla
ödenmesinde, avukat tarafından tahsilatın yapıldığı anda şirketiniz adına
serbest makbuzu düzenlenerek verilmesi,
2-
Davayı kazanan, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine ödenmesinde, yedi
gün içerisinde bunlar tarafından adınıza fatura düzenlenerek verilmesi
gerekmekte olup, bu zorunluluğa uyulmaması halinde yükümlüler hakkında Vergi
Usul Kanununun ilgili ceza hükümleri tatbik edilmektedir.
Öte
yandan, söz konusu durumlarda serbest meslek makbuzu veya faturanın, yükümlüler
tarafından düzenlenmemesi veya eksik düzenlenmesi durumlarında avukatın/davayı
kazananın bağlı olduğu Defterdarlık/Vergi Dairesi Başkanlıklarına bilgi
verilmesi icap etmektedir.
Diğer
taraftan söz konusu işlemlerin şirketiniz tarafından Vergi Usul Kanununun 219
uncu maddesindeki hükümler dikkate alınmak suretiyle kayıtlarınıza intikal
ettirilmesi gerektiği tabidir.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- “Ticari Kazancın Tespiti” başlıklı 37
inci maddesinde, “Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar
ticari kazançtır.” hükmü,
- “Serbest Meslek Kazancının Tarifi”
başlıklı 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazan- cıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmıyan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına
yapılmasıdır.
Tahkim işleri dolayısiyle hakemlerin
aldıkları ücretler ile kollektif, adi ko- mandit ve adi şirketler tarafından
yapılan serbest meslek faaliyeti netice- sinde doğan kazançlar da, serbest
meslek kazancıdır.” hükmü,
- “Serbest Meslek Erbabı” başlıklı 66
ncı maddesinde “Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler,
serbest meslek erbabıdır.
Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka
bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez.
Bu maddenin uygulanmasında:
....
2- Bizzat serbest meslek erbabı tarifine
girmemekle beraber serbest meslek erbabını bir araya getirerek teşkilat kurmak
veya bunlara sermaye temin etmek suretiyle veya sair suretlerle serbest meslek
kazancından hisse alanlar;
3-Serbest meslek faaliyetinde bulunan
kollektif ve adi şirketlerde ortak- lar, adi komandit şirketlerde komanditeler;
.....
Bu işler dolayısiyle serbest meslek
erbabı sayılırlar.” hükmü yer almak- tadır.
Diğer taraftan, konu ile ilgili olarak
ayrıntılı açıklamalara 221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “Serbest
Meslek Faaliyeti-Serbest Meslek Erbabı” başlıklı bölümünde yer verilmiş olup
Bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti olup olmadığı, faaliyetin;
- sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi
veya mesleki bilgiye veya ihti- sasa dayanması,
- bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk
altında kendi nam ve hesabına yapılması,
- devamlı olması,
unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı bulunmaktadır.
Bu unsurlar, bir taraftan serbest meslek
kazancı ile ticari kazanç, öte yandan serbest meslek kazancı ile ücret
ilişkisinin sınırlarını belirlemekte- dir. Ayrıca, faaliyetin devamlı olması
özelliği de serbest meslek faaliyetini, arızi olarak yapılan serbest meslek
faaliyetinden ayırmaktadır.
Ticari kazanç, esas itibariyle
sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğmaktadır. Bu kaynağa bağlı
olarak ve devamlı bir organizasyon çerçevesinde yapılan her türlü faaliyet
ticari faaliyettir.
Serbest meslek faaliyetinin ticari bir
organizasyon içinde yapılması, sağ- lanan gelirin yapısını değiştirmez. Sadece
elde edenler yönünden ticari kazanç sayılmasını gerektirir ve ticari kazanca
ait esas ve hükümlere tabi olur.
Serbest meslek faaliyetinde ana unsur,
faaliyetin sermayeden ziyade ki- şisel çalışmaya ilmi veya mesleki bilgi ve
ihtisasa dayanmasıdır. Bu unsur, serbest meslek faaliyetini ticari faaliyetten
ayıran en önemli özellik olup söz konusu faaliyetlerden elde edilen kazançların
daha çok emek ürünü olduğunu göstermektedir. Serbest meslek faaliyetinde
yalnızca emeğe dayanan organizasyon yeterli olmadığı gibi aynı zamanda geliri
doğuran emeğin, ilmi veya mesleki bilgi ve ihtisasa dayanması koşulu da
aranmak- tadır.
Bu itibarla, iki ortaklı adi ortaklık
kurarak faaliyete başladığınız, faaliye- tinizin tıp doktorları dışında yetkili
kişilerce sağlanan akıl sağlığı hizmetleri (psikolojik danışmanlık) olduğu,
ortaklardan birinin psikolog olduğu ve yeterlilik belgesinin bulunduğu, diğer
ortağın herhangi bir mesleki yeterlilik
belgesinin bulunmadığı, bu ortağın sadece işletmenin
yönetimi ve idaresi kısmında görev aldığı göz önünde bulundurulduğunda,
aralarında ücret ilişkisi bulunmaması kaydıyla ortaklardan birinin işletmenin
yönetimi ve idaresi kısmında görev alması ve herhangi bir mesleki yeterlilik
belgesi- nin bulunmaması, 193 sayılı Kanunun 65 inci maddesinin ikinci
fıkrasında yer verilen hükme istinaden bahse konu adi ortaklığın faaliyetinin
serbest meslek faaliyeti olma vasfını değiştirmeyecektir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, “… ve
Ortağı” ortaklığının tıp doktorları dışında yetkili kişilerce sağlanan akıl
sağlığı hizmetlerinin (psikolojik da- nışmanlık) serbest meslek hizmeti ve bu
hizmetlerden elde edilen kazanç- ların da serbest meslek kazancı olarak kabul
edilmesi gerekmekte olup ortakların serbest meslek faaliyeti neticesinde elde
ettikleri kazançlardan dolayı ayrı ayrı gelir vergisi, ortaklık adına da katma
değer vergisi ile gelir vergisi stopajı yönünden mükellefiyet tesis edilmesi ve
ortaklıktan elde edilen kar veya zararın, ortaklıktaki hisseleri oranında
paylaşılarak serbest meslek kazancına ilişkin hükümler çerçevesinde beyan edilerek
vergilen- dirilmesi gerektiği tabiidir.
VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:
Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun; 172 nci maddesi ile serbest meslek erbabına defter tutma mecburiyeti
getirilmiş, 210 uncu maddesinde, serbest meslek erbabının serbest meslek kazanç
defteri tutacağı, 236 ncı maddesinde ise, serbest meslek erbabının, mesleki fa-
aliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için serbest meslek makbuzu tanzim
etmek ve müşteriye vermek, müşterinin de bu makbuzu istemek ve almak
mecburiyetinde olduğu hüküm altına alınmıştır.
Bu itibarla, serbest meslek faaliyeti
olarak değerlendirilen psikolojik da- nışmanlık faaliyetini icra eden adi
ortaklığın Vergi Usul Kanununun yukarı- da açıklanan hükümleri uyarınca serbest
meslek kazanç defteri tutması ve mesleki faaliyetine ilişkin her türlü
tahsilatı için serbest meslek makbuzu düzenlemesi gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığı Gelir Kanunları
Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğünün S.
62030549-120[89-2019/1498]-492444T. 06.05.2022 tarihli özelgesi
KONU: YURT İÇİ VE YURT DIŞINDAKİ
KİŞİLERE VERİLEN SAĞLIK HİZMETİNİN YANINDA VERİLEN YOL VE KONAKLAMA HİZMETİNİN
VERGİLENDİRİLMESİ İLE BELGE DÜZENİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunun incelenmesinden,
serbest meslek faaliyeti kapsamında plastik cerrahi uzmanı olarak faaliyette
bulunduğunuzu, Sağlık Bakanlığına müracaat ederek sağlık turizmi iznini
aldığınızı ve yabancı uyruklu hastalara sağlık hizmeti verdiğinizi belirterek,
gerek yurt içindeki gerek yurt dışındaki hastalar ile paket bir bedel üzerinden
anlaşarak, hastaların yol, konaklama, hekimlik bedeli dahil toplam tutar
üzerinden serbest meslek makbuzu kesip kesemeyeceğinizi, serbest meslek makbuzu
kesmeniz halinde, tarafınızdan ödenmiş konaklama harcamalarını gider olarak
gösterip gösteremeyeceğiniz ile konaklama giderlerinden dolayı başka bir defter
tutmak zorunda olup olmadığınız hususlarında Başkanlığımız görüşünün sorulduğu
anlaşılmış olup konuya ilişkin Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, her türlü ticari ve sınai
faaliyetten doğan kazancın ticari kazanç olduğu hükme bağlanmıştır.
Aynı
Kanunun 40 ıncı maddesinde safi kazancın tespit edilmesi için indirilecek
giderler bentler halinde sayılmış olup, aynı maddenin birinci fıkrasının (1)
numaralı bendinde ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için
yapılan giderlerin safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılacağı hüküm
altına alınmıştır.
Ticari
kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler, Gelir
ve Kurumlar Vergisi Kanunlarında sayılan kanunen kabul edilmeyen giderler
dışında kalan ticari organizasyona bağlı olarak yapılan giderlerdir ve bunlara
işletme gideri de denilebilir. Bir masrafın genel gider adı altında masraf
yazılabilmesi için, genel giderlerin ticari kazancın elde edilmesi ve idame
ettirilmesi için yapılmış olması masrafla iş arasında açık, güçlü bir illiyet
bağının mevcut olması, masrafın işin önemi ölçüsünde yapılmış bulunması
gerekmektedir.
Ticari
faaliyet, bir tür emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup, kazanç sağlama
niyet ve kastının bulunup bulunmaması, böyle bir organizasyon tarafından icra
edilen faaliyetin ticari faaliyet olma niteliğine etki etmemektedir. Ancak, bir
faaliyetin ticari faaliyet sayılabilmesi için, kazanç sağlama niyet ve kastı
gerekmemekle birlikte, faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurlarıyla
birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması
gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Anılan
Kanunun 65 inci maddesinde, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazancı olduğu ve serbest meslek faaliyetinin;
sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa
dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması olduğu, hükme bağlanmıştır.
Diğer
taraftan, konu ile ilgili olarak yayımlanan 221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğinin Serbest Meslek Faaliyeti-Serbest Meslek Erbabı” başlıklı bölümünde
ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup söz konusu Tebliğde,
Bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti olup olmadığı,
faaliyetin;
-
sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa
dayanması,
-
bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
yapılması,
- devamlı olması,
unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı bulunmaktadır.
Bu
hüküm ve açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, ticari kazançlar esas itibarıyla
sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğmakta ve bu kaynağa bağlı
olarak devamlı bir organizasyona dayanan her türlü faaliyet ticari faaliyet
sayılmaktadır. Serbest meslek faaliyetinin ticari bir organizasyon içinde
yapılması halinde de sağlanan gelir ticari kazanç sayılmakta ve kazancın
tespitinde ticari kazanca ait esas ve hükümler geçerli bulunmaktadır.
Öte
yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinde, gelir vergisi
matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden
yapılacak indirimler sayılmış olup, aynı maddenin 6322 sayılı Kanunla eklenen
13 numaralı bendinde, «Türkiye›de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni
ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye›de verilen ve münhasıran yurt
dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama,
muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi ve veri saklama hizmeti alanlarında
faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile ilgili bakanlığın izni ve denetimine
tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye›de yerleşmiş
olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin münhasıran bu faaliyetlerinden elde
ettikleri kazancın %50›si.
Bu indirimden yararlanılabilmesi için fatura veya
benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şarttır.
Bu
bentte yer alan oranı, hizmet alanları itibarıyla sıfıra kadar indirmeye veya
%100’e kadar artırmaya Cumhurbaşkanı, bu bendin uygulamasına ve denetime
ilişkin usul ve esasları belirlemeye ilgili bakanlıkların görüşünü almak
suretiyle Maliye Bakanlığı yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.
Bu
düzenlemeye göre, ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve
sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere
hizmet veren işletmelerin münhasıran bu faaliyetlerinden elde ettikleri
kazancın % 50’sinin belirlenen şartlar dahilinde beyanname üzerinden
indirilmesi mümkün olacaktır.
1
Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “10.5 Türkiye’den yurtdışı mukimi
kişi ve kurumlara verilen hizmetler” başlıklı bölümünde, konuyla ilgili
ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup, sağlık alanında faaliyet gösteren
işletmelerin elde ettiği kazançlara indirim uygulanabilmesi için;
-İlgili
işletmenin vergi dairesine bildirilen esas faaliyet konuları arasında, eğitim
ve sağlık hizmetleri sunmak olması,
-Sağlık
Bakanlığından alınan ruhsat çerçevesinde faaliyette bulunulması (sağlık turizmi
ile uğraşan işletmeler dahil),
-Sağlık
alanında faaliyet gösteren ve Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere (iş yeri,
kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara) hizmet veren işletmelerce
yürütülmesi,
-Yapılan
hizmet ile ilgili olarak düzenlenecek faturanın, yurt dışı mukimi kişi ve/veya
kurum adına düzenlenmesi (Sağlık alanında faaliyette bulunan işletmelerin
ülkemiz ile ikili sosyal güvenlik anlaşması bulunan ülkelerde yerleşik olanlara
verdikleri hizmetin bedelinin ülkemiz Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgili
ülke kurumlarından tahsil edilmesi nedeniyle, hizmet bedeli karşılığı faturanın
Sosyal Güvenlik Kurumuna düzenlenmesi durumunda da indirimden
faydalanılabilecektir.)
-Yurt
dışı mukimi kişi ve/veya kurum için verilen hizmetin, bu kişilerin ve/ veya
kurumların Türkiye’deki faaliyetleri ile ilgisinin olmaması,
-Bu
hizmetler, fiziki olarak Türkiye’de verilmekle birlikte yararlanıcısının
Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişiler olması,
-Sağlık
hizmetlerinin fiilen verilmesi, (sağlık alanında sunulan asistanlık,
danışmanlık ve aracılık gibi hizmetlerin bu kapsamda değerlendirilmesi mümkün
değildir.)
-Sağlık
hizmetlerinden elde edilen kazancın, gelir vergisi matrahının tespiti açısından,
hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi, diğer faaliyetlerle
ilişkilendirilmemesi ve kayıtların da bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması,
indirim kapsamında kabul edilen faaliyetler ile bu kapsama girmeyen işlerin
birlikte yapılması halinde, indirim uygulanacak kazanca ilişkin hasılat, gider
ve maliyet unsurlarının ayrı olarak tespit edilmesi (Hangi işte ne kadar
süreyle kullanıldığı tespit edilemeyen sabit kıymetlere ilişkin amortismanlar
ise, müşterek genel giderlerle birlikte dağıtıma tabi tutulacaktır.),
-Sağlık
hizmetlerinden elde edilen hasılattan bu faaliyetler nedeniyle yüklenilen gider
ve maliyet unsurlarının düşülmesi sonucu bulunacak kazancın en fazla %50’sinin
dikkate alınması (Diğer indirim ve istisnalar ile geçmiş yıl zararları
nedeniyle indirim konusu yapılamayan tutar izleyen dönemlere
devredilemeyecektir. Faaliyet sonucunun zararlı olması halinde ise indirim söz
konusu olmayacaktır. Ayrıca, iktisadi kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan
gelirler bu kapsamda değerlendirilmeyecektir.)
-Sağlık
alanında faaliyet gösteren şahıs ve işletmelere Sağlık Bakanlığınca verilen
ruhsatın bir örneğinin istisnadan faydalanılacak ilk yıl, yıllık gelir vergisi
beyanname verme süresi içerisinde bağlı bulunan vergi dairesine verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda
yer verilen hüküm ve açıklamalar uyarınca, yurt içi ve yurt dışındaki hastalar
ile paket bir bedel üzerinden anlaşarak (konaklama, yol, hekimlik masrafları
dahil) hastalara plastik cerrahi alanında verdiğiniz hizmetin şahsi mesleki faaliyet
boyutlarını aşıp, ticari bir organizasyona dönüşmesi nedeniyle, söz konusu
faaliyetiniz kapsamında elde edilen kazancın, Gelir Vergisi Kanununun ticari
kazancın tespitine ilişkin hükümlerine göre vergilendirilmesi gerekmekte olup,
yurt içi ve yurt dışındaki hastalar için yapılan konaklama giderlerinin ticari
kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için yapılması halinde ticari
kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.
Ayrıca,
yukarıda belirtilen şartların topluca sağlanması kaydıyla Türkiye’de yerleşik
olmayan kişilere vermiş olduğunuz sağlık hizmetlerinden elde etmiş olduğunuz
kazancın %50 sinin gelir vergisi matrahının tespitinde yıllık gelir vergisi
beyannamesinde bildirilecek gelirinizden indirim konusu yapmanız mümkün
bulunmaktadır.
VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
213
sayılı Vergi Usul Kanunu uygulamasında, mükelleflerin bildirim, defter tutma,
belge düzeni gibi ödevlerine ilişkin düzenlemeler aynı Kanunun ikinci kitabında
yer almakta olup, mükelleflerce söz konusu vergisel yükümlülüklerin yerine
getirilmesi zorunludur.
Bu
kapsamda mezkûr Kanunun 172 nci maddesinde ticaret erbaplarına ve serbest
meslek erbabına defter tutma mecburiyeti öngörülmüş olup, aynı Kanunun 176 ila
181 inci maddelerinde defter tutma bakımından tüccarlara ilişkin hükümlere yer
verilmiştir. Kanunun 176 ncı maddesinde tüccarların defter tutmak bakımından
iki sınıfa ayrıldığı, I inci sınıf tüccarların bilanço esasına göre, II nci
sınıf tüccarların işletme hesabı esasına göre defter tutacağı; 177 nci
maddesinde kimlerin birinci sınıf tüccar, 178 inci maddesinde de kimlerin
ikinci sınıf tüccar sayılacağı ile aynı maddede yeniden işe başlayan
tüccarların yıllık iş hacimlerine göre sınıflandırılıncaya kadar II nci sınıf
tüccar gibi hareket edebileceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca,
mezkur Kanunun 182 nci ve müteakip maddelerinde bilanço ve işletme esasına göre
defter tutmaya ilişkin hükümler yer almaktadır.
Bunun
yanı sıra, mezkûr Kanunun 227 nci maddesinde, “Bu Kanunda aksine hüküm
olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve
muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmü yer almakta olup,
söz konusu kayıtların ise, aynı Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde düzenlenen
veya Bakanlığımıza verilen yetkiye dayanılarak düzenlenmesi/kullanılması uygun
görülen belgelerle tevsik edilmesi gerekmektedir.
Buna
göre, yurt içi ve yurt dışındaki hastalar ile paket bir bedel üzerinden
anlaşarak (konaklama, yol, hekimlik masrafları dahil) hastalara plastik cerrahi
alanında hizmet verilmesi faaliyetiniz ticari faaliyet kapsamında
değerlendirildiğinden, söz konusu ticari faaliyetinize yönelik olarak tesis
edilmesi gereken mükellefiyetinize ilişkin yükümlülüklerin de
(bildirim, defter tutma, belge düzenleme gibi) 213 sayılı Kanun çerçevesinde
yerine getirilmesi icap etmektedir.
Dolayısıyla,
söz konusu faaliyetinize ilişkin olarak yıllık iş hacmine göre
sınıflandırılıncaya kadar işletme hesabı esasına veya ihtiyari olarak bilanço
esasına göre, yıllık iş hacmi neticesinde ise ilgili hükümler dahilinde tabi
olacağınız sınıfa göre defter tutma yükümlülüğünüzün yerine getirilmesi, ayrıca
söz konusu faaliyetiniz kapsamındaki işlemleriniz için, genel hükümler
çerçevesinde, fatura veya fatura düzenleme zorunluluğunun bulunmadığı
durumlarda fatura yerine geçen belge düzenlemeniz icap etmektedir.
65
Hazine
Ve Maliye Bakanlığı Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğünün S.
64597866-120[94]-4566 T. 12.03.2021 tarihli özelgesi
KONU:
VEKÂLET ÜCRETİ ÖDEMELERİNDE TEVKİFAT YAPILIP YAPILAMAYACAĞI HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formu ve ekinde, bankanız
tarafından takip edilen ve kısmen dahi olsa aleyhinize sonuçlanan davalar
için üst mahkemeye başvurulduğu, kararın aleyhinize sonuçlanan kısmı için karşı
tarafın icra takibi başlattığı durumlarda ise bu kararı durdurulabilmek
amacıyla üst mahkemeden tehir-i icra talebinde bulunulduğu, tehir-i icra kararı
alabilmek için kanunen gereken ve icra dairesince gecikme faizleri de dahil
edilerek belirlenen teminat tutarına denk olacak teminat mektubu veya nakit
teminat şeklinde yatırılması gereken teminatın bankanızca depo edildiği, üst
mahkemede kararın kısmen veya tamamen bankanız aleyhine sonuçlanması durumunda
ise ödenecek olan anapara ve karşı taraf vekalet ücretinin bankanız tarafından
sunulan teminat mektubunun tazmini yoluyla ödenmeyip dosya kapak borcunun
bankanızca ilgili dosyaya yatırılmak suretiyle ödendiği, teminat mektuplarının
İcra Müdürlüğünden geri alınıp mahkeme kararının keşinleştiği tarihte
tarafınızca ayrıca ödeme yapıldığı belirtilerek, icranın geri bırakılması
kararının kesinleştiği durumlarda (teminattan değil haricen) yapılacak olan
vekalet ücreti ödemeleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılıp
yapılamayacağı hususunda Başkanlığımızın görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde;
“Her
türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü
yer almıştır.
Aynı
Kanunun 67 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Serbest meslek kazancı bir hesap
dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve
ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra
kalan farktır.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise kamu idare ve müesseseleri,
iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçilerin maddede bentler halinde sayılan ödemeleri
(avans olarak ödemeler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları
belirtilmiş olup, aynı maddenin 2/b
numaralı bendiyle, yaptıkları serbest
meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden %
20 oranında tevkifat yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Diğer
taraftan, 7194 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi ile 193 sayılı Kanunun 94 üncü
maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen üçüncü
fıkrasında,”9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 19/3/1969
tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen
vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödeyenler
tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılacağı” hükmüne yer verilmek suretiyle,
mahkemelerce veya icra ve iflas müdürlüklerince karşı tarafa yükletilen,
avukatlara ait olan ve serbest meslek kazancına dahil edilmesi gereken vekalet
ücretleri üzerinden, kimlerin tevkifat yapmakla yükümlü olduğu hususuna açıklık
kazandırılmıştır.
Öte
yandan, aynı Kanunun 96 ncı maddesinde; “Vergi tevkifatı 94 üncü madde
kapsamına giren nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu maddede
geçen hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları
ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt
ve işlemleri ifade eder.
Vergi tevkifatı, ücretler dışında kalan ödemelerde
gayrisafi tutarlar üzerinden yapılır. Kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan
tarafından üstlenilmesi halinde bu vergi, bilfiil ödenen miktar ile ödemeyi
yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanır.” hükmüne yer
verilmiştir. 27/5/2020 tarihli ve 31137 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 311
Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin sekizinci bölümünde, konu ile ilgili
olarak ayrıntılı açıklama ve örneklere yer verilmiştir. Anılan Tebliğin “Vekâlet
ücretlerinde vergi tevkifatı uygulaması”
başlıklı 25 inci maddesinde, “
...
(2)
7194 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeyle, mahkemelerce veya icra ve iflas
müdürlüklerince karşı tarafa yükletilen, avukatlara ait olan ve serbest meslek
kazancına dahil edilmesi gereken vekalet ücretleri üzerinden, kimlerin tevkifat
yapmakla yükümlü olduğu hususuna açıklık kazandırılmıştır. Buna göre, 193
sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılanlar tarafından 2004
sayılı Kanun ile 1136 sayılı Kanun uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet
ücretinin;
a)
Borçlu (davayı kaybeden) tarafından doğrudan avukata ödendiği durumlarda,
borçlu (davayı kaybeden) tarafından,
b)
Borçlu (davayı kaybeden) tarafından avukata ödenmek üzere icra ve iflas
müdürlüklerine yatırıldığı durumlarda, borçlu (davayı kaybeden)
tarafından,
c)
Borçlu (davayı kaybeden) tarafından alacaklı (davayı kazanan) tarafa ödendiği
durumlarda, alacaklı (davayı kazanan) tarafından avukata ödeme yapılması
esnasında,
gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
...
(6)
İcra işleminin durdurulması için, ilama karşı istinaf veya temyiz yoluna
başvuran borçlunun ilamın icrasını durdurabilmek için takip edilen vekalet
ücreti dahil borç tutarı için teminat verildiği ve istinaf veya temyiz
başvurusunun reddedilmesi üzerine teminata konu paranın alacaklının avukatına
ödendiği durumlarda, vekalet ücretine ilişkin nakden veya hesaben ödemenin ne
zaman gerçekleşeceği bilinemeyeceğinden gelir vergisi tevkifatı
yapılmayacaktır. Aynı şekilde, icra işlemleri sonucu borçluya haciz uygulanması
ve hacze konu mallarının satılması veya borcun, kefil ve benzeri üçüncü
kişilerden tahsil edilmesi durumlarında da borçlunun gelir vergisi tevkifatı
yapması söz konusu olmayacaktır.
Bu
durumlarda da serbest meslek erbabı olan avukat tarafından borçlu adına serbest
meslek makbuzu düzenlenerek avukat tarafından elde edilen tevkifata konu
olmayan vekalet ücreti, serbest meslek kazancına dahil edilerek ilgili geçici
vergilendirme dönemleri ve yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan
edilecektir.”
açıklamaları yer almaktadır.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, bankanız tarafından takip edilen davalarda kısmen
dahi olsa aleyhinize verilen kararlarda, üst mahkemeye başvurulması esnasında
tehir-i icra kararı alabilmek için bankanız tarafından depo edilen vekalet
ücreti dahil borç tutarı için teminat verilmesi esnasında, nakden veya hesaben
bir ödeme söz konusu olmadığından, bu aşamada, vekalet ücreti üzerinden
tevkifat yapılması söz konusu değildir.
Diğer
taraftan, mahkeme kararının kısmen veya tamamen aleyhinize sonuçlanması
üzerine, Bankanızca ilgili dosyaya yatırılmak suretiyle ödenen vekalet
ücretleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği tabiidir.
65
Gelir İdaresi Başkanlığı Gelir Kanunları
Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğünün S. E-62030549-120[18-2021/523]-
1175232 T. 28.12.2021 tarihli özelgesi
KONU: TEKSTİL VE MODA TASARIMI
ÇALIŞMALARIN- DAN (ÇANTA VE CÜZDAN KALIPLARI) DOLAYI GVK 18 İNCİ MADDESİNDEKİ
İSTİSNA HÜKMÜNDEN YARARLANILIP YARARLANILMAYACAĞI HAKKINDA
İlgi (a) da kayıtlı özelge talep
formunda, «Çanta ve Cüzdan Kalıpları» adlı tekstil ve moda tasarım çalışmaları
yaptığınız belirtilerek, söz konusu çalışmalar dolayısıyla Gelir Vergisi
Kanununun 18 inci mad- desinde yer alan istisna hükmünden yararlanılıp
yararlanılmayacağı husu- sunda görüş talep edilmesi üzerine ilgi (b) de kayıtlı
yazımız ile Başkanlı- ğımız görüşü tarafınıza bildirilmiştir.
Bu defa, ilgi (c) de kayıtlı özelge
talep formunda, söz konusu “Çanta ve Cüzdan Kalıpları” adlı tekstil ve moda tasarım
çalışmalarınızdan dolayı telif hakkı geliri elde ettiğinizi, çizmiş olduğunuz
tasarımları kullanmak isteyen kullanıcıların gerekli telif ücretini ödemesiyle
birlikte dijital olarak internet ortamı üzerinden herhangi bir fiziki teslimat
olmadan Portable Do- cument Format (pdf) dosyalarını almak suretiyle bu
tasarıma ait kullanma haklarına sahip oldukları belirtilerek, söz konusu
çalışmalarınızdan elde ettiğiniz telif hakkı kazancından dolayı Gelir Vergisi
Kanununun 18 inci maddesinde yer alan istisna hükmünden yararlanılıp
yararlanılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65
inci maddesinde, “Her türlü ser- best meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmıyan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
...”hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 18 inci maddesinde,
“Müellif, mütercim, heykeltıraş, hat- tat, ressam, bestekâr, bilgisayar
programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikâye,
roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı,
röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve
oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo,
televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota
halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut
haklarını devir ve tem- lik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri
hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.
Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir
gibi suretlerle değerlendirilmesi kar- şılığında alınan bedel ve ücretler
istisnaya dahildir.
Yukarıda yazılı kazançların arızî olarak
elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez.
Serbest meslek kazançları istisnasının,
bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü
yoktur.
Bu madde kapsamındaki kazançları toplamı
103 üncü maddede yazı- lı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı
aşanlar bu istisnadan faydalanamazlar. Bu durumda olanların, 94 üncü maddenin
birinci fıkrası kapsamında tevkifat yapma yükümlülüğü yoktur.” hükmü yer
almaktadır.
Anılan Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasında, “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri,
sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek
ve vakıfların iktisadî işletmele- ri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler,
gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı,
zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden
çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil)
nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine
mahsu- ben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” hükmüne yer verilmiş olup anılan
fıkranın (2) numaralı bendinin; (a) alt bendinde, 18 inci madde kapsamına giren
serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden (2009/14592 sayılı BKK
gereğince) % 17 oranında, (b) alt bendinde ise diğerlerinden (2009/14592 sayılı
BKK gereğince) %20 oranında, gelir vergisi tevkifatı yapılması öngörülmüştür.
Diğer taraftan, konuya ilişkin olarak
yayımlanan 311 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde ayrıntılı açıklamalara
yer verilmiş olup anılan Tebliğin “İstisnanın kapsamı ve istisnadan yararlanma
şartları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “(1) 193 sayılı Kanunun 18 inci
maddesinde serbest meslek kazanç istisnasından yararlanan mükellefler ve
istisna kapsamın- da olan eserler sayılmış olup, söz konusu maddede hangi
hasılatın istisna kapsamında olduğu da ayrıca belirtilmiştir. Buna göre;
a) Anılan istisnadan yararlanma hakkı;
müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekâr, bilgisayar
programcısı, mucitler ve bunların ka- nuni mirasçılarına tanınmıştır.
b) İstisna kapsamına; şiir, hikâye,
roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı,
röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve
oyunu gibi eserler ile ihtira beratları girmektedir.
c) İstisna uygulanacak hasılat,
eserlerin; gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve
videoda yayınlanması veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki
eserleri ile ihtira beratlarının satılması veya bunlar üzerindeki mevcut
hakların devir ve temlik edilmesi veya kiralanması karşılığında elde edilen
hasılattır. Eserlerin neşir, temsil,
icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi
karşılığında alınan bedel ve ücretler de istisna kapsamındaki hasılata
dahildir.
(2) 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hü- kümlerine göre bazı eserlerde kayıt ve
tescil zorunlu, bazı eserlerde ise ihtiyari tutulmuştur. 193 sayılı Kanunun 18
inci maddesinde yer alan ser- best meslek kazanç istisnasından yararlanabilmek
için maddede belirtilen eserlerden kayıt ve tescili zorunlu olanların kayıt ve
tescil ettirilmesi şart olup, diğer eserlerde kayıt ve tescil şartı
aranmayacaktır.
(3) Kültür ve Turizm Bakanlığınca
kayıt-tescil edilen eserlerin, aynı za- manda 193 sayılı Kanunun 18 inci
maddesinde sayılan eserler veya bu eserlere benzerlik gösteren eserlerden
olması şart olup, 5846 sayılı Kanu- na göre kayıt-tescil edilen tüm eserler
istisna kapsamına girmemektedir.”
açıklamasına yer verilmiştir.
İlgide kayıtlı özelge talep formu ekinde
yer alan Kültür ve Turizm Bakanlığının 19/03/2021 tarih ve 2021/4439 numaralı
Güzel Sanat Eserlerine İlişkin Kayıt-Tescil Belgesine göre, «Çanta ve Cüzdan
Kalıpları» adlı çalışmanızın 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu
hükümlerine göre eser olarak kayıt ve tescil edildiği anlaşılmıştır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, “Çanta ve
Cüzdan Kalıpları” adlı tekstil ve moda tasarım çalışmalarınız, 5846 sayılı
Fikir ve Sanat Eserleri Kanu- nu çerçevesinde güzel sanat eseri olarak
değerlendirilmiş olmakla birlikte, söz konusu çalışmalar Gelir Vergisi
Kanununun 18 inci maddesinde sa- yılan eser gurupları içerisinde yer
almadığından, aynı maddede belirtilen istisna hükmünden faydalanmanız mümkün
bulunmamakta olup, söz ko- nusu faaliyetiniz dolayısıyla elde edeceğiniz
kazancınızın serbest meslek kazancı hükümlerine göre vergilendirilmesi
gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S. 62030549-120[65-2018/1167]-E.87595
T. 23.01.2020 tarihli özelgesi
KONU: NACE KODU TİYATRO, OPERA,
BALE, MÜZİKAL, KONSER VB. FAALİYETLERİN VERGİLENDİRİLMESİ YAPILAN İŞ İLE
SEÇİLEN FAALİYET KOLUNUN UYUMLU OLUP OLMAMASI, FAALİYET KODUNA GÖRE SERBEST
MESLEK KAZANÇ DEFTERİ Mİ YOKSA İŞLETME HESABI DEFTERİ Mİ TUTULMASI GEREKTİĞİ
HAKKINDA
İlgide
kayıtlı özelge talep formu ve ekli dilekçenin incelenmesinden;12/10/2018 tarihi
itibariyle … «900114- Canlı tiyatro, opera, bale, müzikal, konser vb.
yapımların sahneye konulması» faaliyet koduyla adınıza mükellefiyet tesis
edildiğini, belediye ve diğer kurumlarda tiyatro oyunu oynatmak, kurum ve
kuruluşların özel etkinliklerini organize etme faaliyetleriyle iştigal
ettiğinizi ve ayrıca tiyatro oyuncusu olarak sahne aldığınızı belirterek,
yaptığınız iş ile seçtiğiniz faaliyet kodunun uyumlu olup olmadığı ve faaliyet
koduna göre serbest meslek kazanç defteri mi, yoksa işletme hesabı defteri mi
tutmanız gerektiği hususunda Başkanlığımız
görüşü talep edilmektedir.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, “Her türlü ticari ve sınai
faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.
38
inci maddesinde; Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin
hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır.
Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:
1.İşletmeye ilave olunan değerler bu
farktan indirilir; 2.İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur. 39
uncu maddesinde;
İşletme
hesabı esasına göre ticari kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat
ile giderler arasındaki müspet farktır. (Elde edilen hasılat, tahsil olunan
paralarla tahakkuk eden alacakları; giderler ise, tediye olunan ve borçlanılan
meblağları ifade eder.)
Emtia
alım ve satımı ile uğraşanlarda ticari kazancın bulunması için hesap dönemi
sonundaki emtia mevcudunun değeri hasılata, dönem başındaki emtia mevcudunun
değeri ise giderlere ilave olunur.
Ticari
kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında Vergi usul Kanunu’nun değerlemeye
ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41’inci maddeleri hükümlerine
uyulur.”hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı
Kanunun 65 inci maddesinde her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazancı olduğu, serbest meslek faaliyetinin; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılması olduğu hüküm altına alınmıştır.
Ticari kazanç, esas itibariyle sermaye-emek karışımı
bir kaynağa bağlı olarak doğmaktadır. Bu kaynağa bağlı olarak ve devamlı
bir organizasyon çerçevesinde yapılan her türlü faaliyet ticari faaliyettir.
Serbest
meslek faaliyetinin ticari bir organizasyon içinde yapılması, sağlanan gelirin
yapısını değiştirmez. Sadece, elde edenler yönünden ticari kazanç sayılmasını
gerektirir ve ticari kazanca ait esas ve hükümlere tabi olur.
Bir
faaliyetin serbest meslek faaliyeti olup olmadığı, faaliyetin; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanması, bir
işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
yapılması ve devamlı olması, unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı
bulunmaktadır.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, şahsınız tarafından yürütülen belediye ve diğer
kurumlarda tiyatro oyunu oynatmak, kurum ve kuruluşların özel etkinliklerini
organize etme faaliyetleri şahsi mesaiden ziyade devamlı bir ticari
organizasyona dayandığından, bu faaliyetler nedeniyle elde edilen kazancın
serbest meslek kazancından ziyade Gelir Vergisi Kanununun ticari kazancın
tespitine ilişkin hükümlere göre vergilendirilmesi gerekmektedir.
VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
1.Defter Türü ve Belge Düzeni Açısından:
213
sayılı Vergi Usul Kanunu uygulamasında mükelleflerin ödevlerine ilişkin
hükümler, aynı Kanunun ikinci kitabında (153 ve müteakip maddelerinde) yer
almakta olup, söz konusu maddelerde düzenlenen ödevlerin (bildirim, defter
tutma, kayıt nizamı, defter tasdiki, belge düzeni, muhafaza ve ibraz) öngörülen
usul ve esaslar dahilinde yükümlüler tarafından yerine getirilmesi, aksi halde
mezkûr Kanunun ilgili ceza hükümleri çerçevesinde ilgililer hakkında işlem
tesis edilmesi gerekmektedir.
Bu
kapsamda, mezkûr Kanunun 176 ila 181 inci maddelerinde defter tutma bakımından
tüccarlara ilişkin hükümlere yer verilmiş olup, bu kapsamda 177 nci maddesinde
6 bent halinde sayılan şartlardan birinin taşınması halinde bilanço esasına
göre, 178 inci maddesinde 177 nci maddede yazılı olanların dışında kalanlar ile
kurumlar vergisi mükelleflerinden işletme hesabı esasına göre defter
tutmalarına Hazine ve Maliye Bakanlığınca müsaade edilenlerin işletme hesabı
esasına göre defter tutacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 182 nci ve
müteakip maddelerinde de bilanço ve işletme esasına göre defter tutmaya ilişkin
hükümlere yer verilmiştir.
Yine
aynı Kanunun 227 nci maddesinde, “Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu Kanuna
göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan
kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmü yer almakta olup, söz konusu kayıtların
ise, esas itibariyle, aynı Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde düzenlenen veya
Bakanlığımıza verilen yetkiye dayanılarak düzenlenmesi uygun görülen
belgelerden uygun olanı ile tevsik edilmesi gerekmektedir.
Buna
göre, belediye ve diğer kurumlarda tiyatro oyunu oynatma, kurum ve kuruluşların
özel etkinliklerini organize etme faaliyetleriniz ile organize ettiğiniz
tiyatro oyunları ve etkinliklerde oyuncu olarak sahneye çıkmanız nedeniyle
yürüttüğünüz oyunculuk faaliyetinizden elde edilen kazançlarınız Gelir Vergisi
Kanunu uygulamasında ticari kazanç kapsamında değerlendirildiğinden, söz konusu
faaliyetlerinize uygun olarak ticari kazanç yönünden mükellefiyetinizin tesis
edilmesi ve Vergi Usul Kanunu uygulamasında ticaret erbabı olarak defter ve
belge düzeni başta olmak üzere mükellefin ödevlerine ilişkin hükümlere riayet
etmeniz icap etmektedir.
Bu
bağlamda, 12/10/2018 tarihi itibariyle ticari kazanç mükellefi olarak tesis
edilecek mükellefiyetinize ilişkin olarak, ihtiyari olarak bilanço esasına göre
defter tutma tercihinde bulunmamanız kaydıyla, mezkûr Kanunun 177 nci maddesi
maddesinde öngörülen yıllık iş hacimlerine göre sınıflandırılıncaya kadar II
nci sınıf tüccarlar gibi hareket etmeniz (dolayısıyla mezkûr Kanun uygulamasında,
Kanunen tutmanız mecburi olan defterleri hiç tutmadığınızın kabul edilmesi)
gerekmekte olup, izleyen dönemlerde, Kanunun 180 inci maddesindeki şartların
tahakkukunu takip eden hesap döneminden itibaren I inci sınıf tüccar sınıfına
geçmeniz ve bilanço esasına göre defter tutmanız gerektiği tabiidir.
Öte
yandan, söz konusu faaliyetleriniz kapsamında gerçekleştirdiğiniz mal teslimi
ve hizmet ifalarına ilişkin olarak, genel hükümler çerçevesinde fatura veya
fatura yerine geçen belge düzenlemeniz icap etmektedir. Dolayısıyla, söz konusu
işlemlerinize ilişkin olarak serbest meslek makbuzu düzenlenmiş olması halinde,
bu belgeler mezkûr Kanun uygulaması bakımından hiç düzenlenmemiş sayılacağı
gibi, Kanunun (231/5) maddesinde öngörülen süreden sonra düzenlenecek belgelerin
de aynı şekilde mezkûr Kanun uygulaması bakımından hiç düzenlenmemiş sayılacağı
tabiidir.
Bunun
yanı sıra, Kanunda öngörülen ödevlere ilişkin hükümlere riayet edilmemiş olması
halinde, aynı Kanunun ilgili ceza hükümleri çerçevesinde işlem tesis edileceği
tabiidir.
2.Defter Beyan Sistemi ve Faaliyet (Nace Kodu)
Açısından:
Diğer
taraftan, faaliyet (NACE) kodları, Avrupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin
İstatistiki Sınıflaması NACE (Altılı Faaliyet) olarak adlandırılmakta olup,
Avrupa’da ekonomik faaliyetlerle ilgili istatistiklerin üretilmesi ve
yayılmasına yönelik bir başvuru kaynağı olarak kullanılmaktadır. NACE
kodlamasında faaliyet kodlarına göre iş yerlerine/işletmelere altı haneli bir
kod verilmektedir. Ülkemizde birçok alanda yürütülen Avrupa Birliğine uyum
çalışmaları kapsamında NACE kodu uygulaması da kullanılmaya başlanmış olup,
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından da NACE kodları kullanılmaktadır.
NACE
kodu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından belirlenir.
19/01/2005 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış olan Odalarda Mesleklerin
Gruplandırılması Hakkında Yönetmeliğe göre anılan Birlik (TOBB) rehberde yer
alan mesleklerin gerektiğinde değiştirilmesine, çıkarılmasına veya ticaret ve
sanayide meydana gelen gelişmeler sonucunda teşkiline lüzum görülen yeni
mesleklerin rehbere eklenmesine yetkilidir.
Bu
itibarla, E-vdo sistemi üzerinde görünen faaliyet kodunuzun “900114-Canlı
tiyatro, opera, bale, müzikal, konser vb. yapımların sahneye konulması
faaliyetleri (illüzyon gösterileri, kukla gösterileri ve kumpanyalar dahil)”
fiilen yaptığınız işinize uygun bir faaliyet kodu olduğu değerlendirilmekle
birlikte, bu hususta bir tereddüdünüzün bulunması halinde buna ilişkin olarak
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine müracaatta bulunmak suretiyle faaliyet
(NACE) kodunuzun belirlenmesini talep edebileceğiniz tabiidir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
62030549-120[18-2019/1223]-E.351896 T. 05.05.2020 tarihli özelgesi
KONU: FİNE ART BASKI FOTOĞRAF
ÇALIŞMALARININ MÜZE KÂĞIDINA (FİNE ART) BASKI YAPTIRILARAK SATIŞINDAN ELDE
EDİLEN GELİRİ VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda; reklam ve
yemek fotoğrafları çekim işi ile iştigal ettiğinizi, fotoğrafik eser ve slayt
çalışmalarınızın (Yemek ve Doğa Seçkileri) Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif
Hakları Genel Müdürlüğü tarafından kayıt ve tescil edildiği, çekmiş olduğunuz
yemek ve doğa seçki fotoğraflarının sınırlı sayıda müze kâğıdına (fine art)
baskı yaptırarak satmak istediğinizi belirterek, söz konusu faaliyetinizin
serbest meslek kazancı kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ile
faaliyetinize ilişkin istisna veya muafiyet uygulamasının bulunup bulunmadığı
hususlarında bilgi talep ettiğiniz anlaşılmakta olup, konu hakkında
Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.
I-GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37
nci maddesinde, her türlü ticari ve sınaî faaliyetlerden doğan kazançların
ticari kazanç olduğu belirtildik- ten sonra, ticari kazancın, Vergi Usul Kanunu
hükümlerine ve Gelir Vergisi Kanununda yazılı gerçek (bilânço veya işletme
hesabı esası) veya basit usule göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Ticari faaliyet bir tür emek-sermaye
organizasyonuna dayanmakta olup, kazanç sağlama niyet ve kastının bulunup
bulunmaması böyle bir organi- zasyon tarafından icra edilen faaliyetin “ticari
faaliyet” olma niteliğine etki etmemektedir.
Ancak bir faaliyetin “ticari faaliyet”
sayılabilmesi için kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle birlikte,
faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurlarıyla birlikte
değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiye- line sahip olması gerektiği
ortaya çıkmaktadır.
Aynı Kanununun 65 inci maddesinde “Her
türlü serbest meslek faaliye- tinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu tanımdan anlaşılacağı üzere bir faaliyetin
serbest meslek faaliyeti olup olmadığı, faaliyetin;
- sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi
veya mesleki bilgiye veya ihti- sasa dayanması,
- bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk
altında kendi nam ve
hesabına yapılması,
- devamlı olması,
unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı bulunmaktadır.
Ayrıca, 221 Seri No.lu Gelir Vergisi
Genel Tebliğinin “Serbest Meslek Faaliyeti-Serbest Meslek Erbabı” başlıklı 1
inci bölümünün “1.2.Serbest Meslek Erbabı” başlıklı 11 inci paragrafında,
serbest meslek faaliyetinin yanında başka bir iş veya görev ile devamlı olarak
uğraşılmasının bu vasfı değiştirmeyeceği, serbest meslek erbabı olan bir
kimsenin aynı zamanda ticari kazanç sahibi veya ücretli de olabileceği, bu
durumun onun serbest meslek erbabı olma niteliğini değiştirmeyeceği
açıklamalarına yer verilmiş- tir.
Ticari kazanç, esas itibariyle
sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğmaktadır. Bu kaynağa bağlı
olarak ve devamlı bir organizasyon çerçevesinde yapılan her türlü faaliyet
ticari faaliyettir. Serbest meslek fa- aliyetinin ticari bir organizasyon
içinde yapılması, sağlanan gelirin yapısını değiştirmez. Sadece elde edenler
yönünden ticari kazanç sayılmasını ge- rektirir ve ticari kazanca ait esas ve
hükümlere tabi olur.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar
çerçevesinde, çekmiş olduğunuz yemek ve doğa seçki fotoğraflarını sınırlı
sayıda müze kağıdına (fine art) baskı yaptırarak satışından elde edeceğiniz
gelirin, serbest meslek kazancı olarak değerlendirilmesi mümkün olmamakla
birlikte, anılan faa- liyetin ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi ve
elde edilen gelirin Gelir Vergisi Kanununun ticari kazançlara ilişkin
hükümlerine göre vergiye tabi tutulması gerekmekte olup, mezkur Kanunun
yürürlükteki hükümleri- ne göre yapmakta olduğunuz faaliyete ilişkin
faydalanabileceğiniz istisna veya muafiyet uygulaması bulunmamaktadır.
II-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;
1/1 inci maddesinde, ticari, sınai,
zirai faaliyet ve serbest meslek faa- liyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan
teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu ve ticari, sınaî, ziraî faaliyet ile
serbest meslek faaliyetinin devam- lılığı, kapsamı ve niteliğinin Gelir Vergisi
Kanunu hükümlerine göre; Gelir Vergisi Kanununda açıklık bulunmadığı hallerde,
Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tayin ve tespit
edileceği,
2/1 inci maddesinde, teslimin, bir mal
üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya
veya adına hareket edenlere devredilmesi olduğu,
4/1 inci maddesinde, hizmetin, teslim ve
teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu
işlemlerin; bir şeyi yapmak, işle- mek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak,
temizlemek, muhafaza et- mek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi
yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,
hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, çekmiş olduğunuz yemek ve
doğa seçki fotoğraflarının sınırlı sayıda müze kağıdına (fine art) baskı
yaptırılarak satışından elde edilen gelir ticari kazanç kapsamında KDV
Kanununun 1/1 inci maddesi gereğin- ce KDV’ye tabi olacaktır.
65
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
62030549-120[65-2019/24]-E.347151
T. 28.04.2020 tarihli özelgesi
KONU:
HALKLA İLİŞKİLER VE İLETİŞİM FAALİYETİNİN VERGİLENDİRİLMESİ VE BELGE DÜZENİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formu ve ek dilekçenizde; 04/04/2017 tarihinden itibaren
serbest meslek mükellefi olarak tıp doktorlarının dışında yetkili kişilerce
sağlanan akıl sağlığı hizmetleri faaliyetinde bulunduğunuzu, ancak bu faaliyetinizi
01/01/2019 tarihiden itibaren terk ederek halkla ilişkiler ve iletişim
faaliyetleri alanında, kişilere ve kurumlara basın bülteni nasıl yazılır,
gazetelerle nasıl kontak kurulur, kurumları ve kişileri kendi alanlarında etkin
şekilde tanıtabilmeleri için danışmanlık, kişisel gelişimin kurum düzeyinde ve
birey düzeyinde yaygınlaşması için eğitim ve danışmanlık hizmeti verileceğini
belirterek, söz konusu faaliyetinizin serbest meslek kazancı mı yoksa ticari
kazanç olarak mı vergilendirileceği hususunda bilgi talep ettiğiniz
anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, “Her türlü ticari ve sınai
faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.”,
65 inci maddesinde; “Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.”,
66
ncı maddesinde ise; “Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa
edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında
meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı
değiştirmez.”
hükümlerine yer verilmiştir.
Konu
ile ilgili olarak yayımlanan 221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin
“Serbest Meslek Faaliyeti” başlıklı (1.1) bölümünde; “...bir faaliyetin serbest
meslek faaliyeti olup olmadığı, faaliyetin;
- sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi
veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanması,
-
bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
yapılması,
- devamlı olması,
unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı
bulunmaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.
Ticari
kazanç, esas itibariyle sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak
doğmaktadır. Bu kaynağa bağlı olarak ve devamlı bir organizasyon çerçevesinde
yapılan her türlü faaliyet ticari faaliyettir. Serbest meslek faaliyetinin
ticari bir organizasyon içinde yapılması, sağlanan gelirin yapısını
değiştirmez. Sadece, elde edenler yönünden ticari kazanç sayılmasını gerektirir
ve ticari kazanca ait esas ve hükümlere tabi olur.
Ticari
faaliyette, sermaye ve emekten oluşan sürekli bir organizasyon mevcut olup, bu
organizasyon içindeki sermaye ve emeğin payı, yapılan faaliyetin türüne,
niteliğine ve büyüklüğüne bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir. Serbest
meslek faaliyetinde ise ticari kazançtan farklı olarak sermaye değil şahsi
mesai, ilmi veya mesleki bilgi ya da ihtisas ön plana çıkmaktadır.
Bir
faaliyetin serbest meslek faaliyeti olup olmadığı, faaliyetin; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanması, bir
işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
yapılması ve devamlı olması, unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı
bulunmaktadır.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre halkla ilişkiler ve iletişim faaliyetinizin, bir
işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabınıza
yapılması halinde, elde edeceğiniz gelirin serbest meslek kazancı sayılarak
serbest meslek kazancının tespitine ilişkin hükümlere göre vergilendirilmesi
gerekmektedir.
65
Gelir
İdaresi Başkanlığının S. 88031814-010[VUK-2019/05- 17]-E.30270 T. 21.04.2020
tarihli özelgesi
KONU:
TARIM DANIŞMANLIĞININ VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, 4.10.2019 tarihi itibariyle serbest tarım
danışmanı olarak faaliyete başladığınız belirtilerek, mükellefiyet durumunuz hakkında
Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun, 61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve
belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve
ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez.» hükmü yer almıştır.
Aynı
Kanunun, 65 inci maddesinde ise “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
hükmüne yer verilmiştir.
Öte
yandan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinde; «Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî
kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans
olarak ödenenler dahil) nakden veya
hesaben
yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat
yapmaya mecburdurlar.
1.
Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan
ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,
2.
Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan
ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler
hariç);
...
b) Diğerlerinden %20 “ oranında vergi
tevkifatının yapılacağı hükmü yer almaktadır.
Diğer
taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun; 210 uncu maddesinde, serbest meslek
erbabının kazanç defteri tutacağı, 236 ncı maddesinde ise serbest meslek
erbabının, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha
serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye
vermek, müşterinin de bu makbuzu istemek ve almak
mecburiyetinde olduğu hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca,
13.11.2018 tarihli ve 30594 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tarımsal Yayım ve
Danışmanlık Hizmetlerine Destekleme Ödemesi Yapılması Hakkında
Tebliğin”Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde; “ (1) Bu Tebliğde geçen;
...
ö)
Serbest Tarım Danışmanı: Kendi nam ve hesabına çalışmak suretiyle tarımsal
işletmelere, tarımsal danışmanlık hizmeti sunan ve Yönetmelikte belirtilen
hükümlere göre sertifikalandırılan ve Uygulama Esaslarına göre yetkilendirilen
kişileri,
...
u) Tarım danışmanı: Sivil toplum
örgütlerinde, ziraat odalarında istihdam edilen ve Yönetmelikte belirtilen
hükümlere göre sertifikalandırılmış kişileri,
ü)
Tarımsal danışmanlık hizmetleri: Sivil toplum örgütleri, ziraat odaları ve
serbest tarım danışmanlarınca tarımsal işletmelerin tarımsal bilgi, teknik ve
yöntemler konusundaki ihtiyaçlarının zamanında ve yeterli düzeyde
karşılanmasına yönelik olarak ücret karşılığında yürütülen hizmetleri,
...
ifade eder. “ açıklamalarına yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar uyarınca;
-
Tarımsal danışmanlık hizmeti veren kişilerin, bir işverene bağlılık ve
devamlılık arz edecek hizmet sözleşmesine istinaden çalışmaları halinde elde
edilen gelir ücret niteliği taşıdığından, yapılacak ödemeler üzerinden Gelir
Vergisi Kanununun 94/1 maddesine göre,
-Tarımsal
danışmanlık faaliyetinin gerçek kişilerce bir işverene bağlı olmaksızın şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması halinde ise söz konusu
faaliyet serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilerek, bunlara yapılan
ödemeler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94/2-b maddesine göre,
gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Buna
göre; serbest tarım danışmanlığı faaliyetinizden elde ettiğiniz gelirin serbest
meslek kazancı olarak değerlendirilmesi nedeniyle, serbest meslek kazanç
defteri tutmanız ve mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatınız için
iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim ederek bir nüshasını müşteriye vermeniz
gerekmektedir.
Diğer
taraftan, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, Ziraat Bankası aracı kılınmak
suretiyle adınıza yapılan destekleme ödemeleri üzerinden, Tarım ve Orman
Bakanlığı tarafından Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının 2/b hükmü uyarınca %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması
gerekmekte olup, söz konusu ödemeler karşılığında da adı geçen Bakanlık adına
serbest meslek makbuzu düzenlemeniz gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S. 85373914-120[40.01.113]-E.45561
T. 21.04.2020 tarihli özelgesi
KONU: FİZYOTERAPİSTLİK FAALİYETİNİN
VERGİLENDİRİLMESİ VE DÜZENLENECEK BELGELERDE KDV ORANI HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda; fizyoterapistlik
faaliyeti ile iştigal edeceğinizi belirterek, söz konusu faaliyetiniz nedeniyle
elde edeceğiniz kazancın, serbest meslek kazancı hükümleri kapsamında mı yoksa
ticari kazanç hükümleri kapsamında mı değerlendirileceği, ayrıca söz konusu
faaliyetiniz ile ilgili hizmet bedelleri üzerinden hangi oranda KDV
hesaplanacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
I-GELİR VERGİSİ YÖNÜNDEN
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Her türlü
ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.” hükmüne yer
verilmiş olup dördüncü fıkrasında ise; “Ticari kazanç, Vergi Usul Kanunu
hükümlerine ve bu Kanunda yazılı gerçek (Bilanço veya işletme hesabı esası)
veya basit usullere göre tespit edilir. “hükmü yer almıştır.
Aynı Kanunun;
65 inci maddesinde, “Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. …”
hükmüne,
66
ncı maddesinde, “Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler,
serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka
bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez…” hükmüne
yer verilmiştir.
Buna
göre, fizyoterapistlik faaliyetinin ticari bir organizasyon ve sermaye unsuru
hakim olmaksızın, şahsi mesaiye ve ilmi veya mesleki bilgiye dayanarak kendi
nam ve hesabınıza devamlılık gösterecek şekilde yapmanız halinde söz konusu
faaliyetinizin serbest meslek faaliyeti kapsamında değerlendirilerek serbest
meslek kazancının tespitine ilişkin hükümlere göre vergilendirilmesi
gerekmektedir.
II-KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN
KDV
oranları, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28 inci maddesinin verdiği
yetkiye dayanılarak, maddede yer alan sınırlar dahilinde, 700 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ile değişmeden önce Bakanlar Kurulu, değişiklik sonrasında
ise Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmektedir.
Bu
kapsamda, KDV oranları, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) eki (I)
sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, (II) sayılı
listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, sözü
edilen listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için % 18 olarak
belirlenmiştir.
Söz konusu Kararname eki (II) sayılı listenin B/21
inci sırasında, “İlgili Bakanlıklar ya da kanunlarla izin verilen gerçek veya
tüzel kişiler tarafından yerine getirilen insan veya hayvan sağlığına yönelik
koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri (hayvan ırkının
ıslahına yönelik hizmetler dahil) ile bu hizmetleri ifa edenlere hekimlerce
veya hekimler vasıtasıyla verilen hizmetler, ambulans hizmetleri” ibaresine yer
verilmiştir. Diğer taraftan, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı
İcrasına Dair Kanunun Ek 13/b maddesinde; “Fizyoterapist; fizyoterapi alanında
lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun sağlık meslek
mensubudur.
Fizyoterapist,
hastalık durumları dışında, kişilerin fiziksel aktivitelerini düzenlemek ve
hareket kabiliyetlerini arttırmak için mesleğiyle ilgili ölçüm ve testleri
yaparak kanıta dayalı koruyucu ve geliştirici protokolleri belirler, planlar ve
uygular. Hastalık durumlarında ise fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı
tabibin veya uzmanlık eğitimleri sırasında fiziksel tıp ve rehabilitasyon
rotasyonu yapmış veya uzmanlık sonrasında ilgili dalın rotasyon süresi kadar
fiziksel tıp ve rehabilitasyon eğitimi almış uzman tabiplerin kendi uzmanlık
alanları ile ilgili teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak
hastaların hareket ve fiziksel fonksiyon bozukluklarının ortadan kaldırılması
veya iyileştirilmesi amacıyla gerekli uygulamaları yapar. Hastaların tedavisi
yönünden rehabilitasyon ekibinin diğer üyeleri ile işbirliği içinde çalışır ve
tedavinin gidişi hakkında ilgili uzman tabibe bilgi verir.» hükmü yer almıştır.
Ayrıca,
Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek
Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmeliğe Ek 1’ de de
fisyoterapistlerin iş ve görev tanımları aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.
“Fizyoterapist
a)
Sağlıklı bireylerde kişilerin fiziksel aktivitelerini düzenlemek ve hareket
kabiliyetlerini artırmak için bireye özel fiziksel aktivite ve egzersiz
programlarını planlar ve uygular.
b) Hastalık durumlarında;
1)
Fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı tabibin veya uzmanlık eğitimleri
sırasında fiziksel tıp ve rehabilitasyon rotasyonu yapmış veya uzmanlık
sonrasında ilgili dalın rotasyon süresi kadar fiziksel tıp ve rehabilitasyon
eğitimi almış uzman tabiplerin kendi uzmanlık alanları ile ilgili teşhisine
ve tedavi için yönlendirmesine bağlı
olarak hastaların hareket ve fiziksel fonksiyon bozukluklarının ortadan
kaldırılması veya iyileştirilmesi amacıyla gerekli uygulamaları yapar.
2)
Fizyoterapi programında belirlenen hedeflere ulaşabilmek için hastanın rol ve
görevlerini tanımlar.
3) Fizyoterapi programı ve iyileşme süreci ile ilgili
bilgileri kaydeder.
4)
Koruyucu ve destekleyici rehabilitasyon cihaz ve teknolojilerinin kullanımı
konusunda uzman tabiple birlikte, uygun ölçü ve özellikleri belirler,
öneri geliştirir, hasta ve aileye eğitim verir.
5)
Fizyoterapi sürecinde, uygulanan fizyoterapi programının hasta için uygun
olmadığını veya programını sonlandırmak gerektiğini öngördüğü durumlarda ilgili
tabibe görüşünü bildirir, tabibin programın uygulanmasında ısrar etmesi
durumunda söz konusu programı, durumu kayıt altına alarak uygular.
6)
Fizyoterapi programı için uygun olan teknolojik ekipmanı güvenli ve etkili bir
şekilde kullanır, ortaya çıkabilecek istenmeyen etkileri ve komplikasyonları
önlemek için gerekli önlemleri alır.”
Diğer
taraftan, konu ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığı ile yapılan yazışmadan,
anılan Bakanlıkça serbest meslek icra etmek üzere fizyoterapistlerin açmış
oldukları merkezlere henüz ruhsat düzenlenemediği anlaşılmıştır.
Buna
göre, ilgili bakanlıklar veya kanunlarla verilen izinler çerçevesinde ifa
edilmesinin yanı sıra insan veya hayvan sağlığına yönelik koruyucu hekimlik,
teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri kapsamında olması kaydıyla
fizyoterapi hizmetlerinin % 8 oranında KDV’ ye tabi tutulması; aksi takdirde
ise bu hizmetlere genel oranda (% 18) KDV uygulanması gerekmektedir.
Gelir
İdaresi Başkanlığının S. 62030549-120[65-2018/1505]-E.336 820T. 20.04.2020
tarihli özelgesi
KONU:
REKLAM VE FİLM ÇEKİMLERİNDE IŞIK ÇEKİMİ FAALİYETİNİN VERGİLENDİRİMESİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
... Vergi Dairesi Müdürlüğünün... vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz,
reklam ve film çekimlerinde set ışıkçısı olarak faaliyette bulunduğunuz
belirtilerek, faaliyetinize 2019 yılından itibaren serbest meslek erbabı olarak
devam edip edemeyeceğiniz hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu
hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
37 inci maddesinde, “Her türlü ticari ve
sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.” hükmü,
65 inci maddesinde, “Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü,
66
ncı maddesinin birinci fıkrasında, “ Serbest meslek faaliyetini mutad meslek
halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin
yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu
vasfı değiştirmez.” hükmü
yer almaktadır.
Diğer
taraftan, konu ile ilgili olarak yayımlanan 221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğinin Serbest Meslek Faaliyeti-Serbest Meslek Erbabı” başlıklı bölümünde
açıklanmıştır.
Bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti olup olmadığı,
faaliyetin;
-
sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa
dayanması,
-
bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
yapılması,
- devamlı olması,
unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı bulunmaktadır.
Bu unsurlar, bir taraftan serbest meslek kazancı ile
ticari kazanç, öte
yandan serbest meslek kazancı ile ücret
ilişkisinin sınırlarını belirlemektedir. Ayrıca, faaliyetin devamlı olması
özelliği de serbest meslek faaliyetini, arızi olarak yapılan serbest meslek
faaliyetinden ayırmaktadır.
Ticari
kazanç, esas itibariyle sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak
doğmaktadır. Bu kaynağa bağlı olarak ve devamlı bir organizasyon çerçevesinde
yapılan her türlü faaliyet ticari faaliyettir. Serbest meslek faaliyetinin
ticari bir organizasyon içinde yapılması, sağlanan gelirin yapısını
değiştirmez. Sadece elde edenler yönünden ticari kazanç sayılmasını gerektirir
ve ticari kazanca ait esas ve hükümlere tabi olur.
Serbest
meslek faaliyetinde ana unsur, faaliyetin sermayeden ziyade kişisel çalışmaya
ilmi veya mesleki bilgi ve ihtisasa dayanmasıdır. Bu unsur, serbest meslek
faaliyetini ticari faaliyetten ayıran en önemli özellik olup söz konusu
faaliyetlerden elde edilen kazançların daha çok emek ürünü olduğunu
göstermektedir. Serbest meslek faaliyetinde yalnızca emeğe dayanan organizasyon
yeterli olmadığı gibi aynı zamanda geliri doğuran emeğin, ilmi veya mesleki
bilgi ve ihtisasa dayanması koşulu da aranmaktadır.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, bir organizasyon kapsamında reklam ve film
çekimlerinde yapmış olduğunuz set ışıkçılığı faaliyetinizin ilmi veya mesleki
bilgi ve ihtisasa dayanan serbest meslek faaliyetinden ziyade ticari faaliyet
kapsamında olması nedeniyle, bu faaliyetinizden elde ettiğiniz gelirin serbest
meslek kazancı olarak değil ticari kazanç hükümlere göre vergilendirilmesi
gerekmektedir.
65
Gelir
İdaresi Başkanlığının S. 50426076-120[37-2019/20-723]- E.43310 T. 11.06.2020
tarihli özelgesi
KONU:
ENERJİ KİMLİK BELGESİ DÜZENLENMESİ FAALİYETİ KARŞILIĞINDA ELDE EDİLEN GELİRİN
VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzda, mühendislik ve danışmanlık faaliyeti yanında
reklam ajanslarının faaliyetleri ile iştigal etmekte olduğunuz, hem serbest
meslek kazancı hem de ticari kazanç elde ettiğiniz, 5627 sayılı Enerji Verimliliği
Kanunu ve buna bağlı olarak çıkartılan Binalarda Enerji
Performansı Yönetmeliği kapsamında
enerji kimlik belgesi düzenleme yetkisi aldığınız belirtilerek, enerji kimlik
belgesi düzenleme karşılığında elde ettiğiniz gelirin serbest meslek kazancı
olarak mı ticari kazanç olarak mı vergilendirileceği ile serbest meslek kazancı
olması durumunda vergi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız
görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
-
37 inci maddesinde “Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar
ticari kazançtır.”,
-
65 inci maddesinde “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya
ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın
şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.”
hükümleri yer almaktadır.
Aynı
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kamu idare ve müesseseleri,
iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçiler maddede bentler halinde sayılan ödemeleri
nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine
mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları belirtilmiş olup, aynı fıkranın
(2/b) numaralı bendinde, yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri
icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden
% 20 oranında tevkifat yapılacağı hüküm
altına alınmıştır.
Ticari
faaliyette, sermaye ve emekten oluşan sürekli bir organizasyon mevcut olup bu
organizasyon içindeki sermaye ve emeğin payı yapılan faaliyetin türüne,
niteliğine ve büyüklüğüne bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir. Serbest
meslek faaliyetinde ise ticari kazançtan farklı olarak sermaye değil şahsi
mesai, ilmi veya mesleki bilgi yada ihtisas ön plana çıkmaktadır.
Dolayısıyla,
bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti olduğundan söz edilebilmesi için
yalnızca emeğe dayanan bir organizasyonun varlığı yeterli bulunmamakta, emeğe
dayalı olmasının yanı sıra geliri doğuran bu emeğin,
ilmi ya da mesleki bilgi veya ihtisasa da dayalı
olması gerekmektedir.
Diğer
taraftan, Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin birinci
fıkrasının; (i) bendinde Enerji kimlik belgesinin, asgari olarak binanın enerji
ihtiyacı ve enerji tüketim sınıflandırması, yalıtım özellikleri ve ısıtma
ve/veya soğutma sistemlerinin verimi ile ilgili bilgileri içeren belgeyi, (j)
enerji kimlik belgesi vermeye yetkili kuruluşların, enerji kimlik belgesi
düzenlemek üzere Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş gerçek veya tüzel
kişileri ifade ettiği belirtilmiştir.
Aynı
Yönetmeliğin 26/A maddesinde; “(1) Yeni binalar için; Türk Mühendis ve Mimar
Odaları Birliğine bağlı ilgili meslek odası tarafından, adına düzenlenmiş serbest
müşavirlik ve mühendislik hizmetleri belgesi ile enerji kimlik belgesi
düzenleme eğitimini başarı ile tamamlayan personel bulunduran gerçek veya tüzel
kişilere Bakanlıkça enerji kimlik belgesi verme yetkisi verilir.
(2)
Mevcut binalar için; enerji kimlik belgesi düzenleme eğitimini başarıyla
tamamlayan personel bulunduran 5627 sayılı Kanun kapsamında bina kategorisinde
yetkilendirilmiş olan enerji verimliliği danışmanlık şirketlerine Bakanlıkça
enerji kimlik belgesi verme yetkisi verilir.
(3)
Ayrıca mevcut binalar için; aşağıda belirtilen şartları sağlayan gerçek veya
tüzel hukuk kişileri de, bu şartların sağlandığının ilgili Çevre ve Şehircilik
İl Müdürlüğünce tespit edilmesi üzerine Bakanlıkça enerji kimlik belgesi
vermeye yetkilendirilir:
...” açıklaması yer almaktadır.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, bir işverene tabi ve belli bir işyerine bağlı
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabınıza yapmış olduğunuz
enerji kimlik belgesi düzenleme hizmeti faaliyetinden elde
ettiğiniz
gelirin, serbest meslek kazancı olarak vergilendirilmesi gerekmektedir.
Bu
bağlamda, yapmış olduğunuz enerji kimlik belgesi düzenleme hizmeti karşılığında
serbest meslek makbuzu düzenlemeniz gerekmekte olup, ödeme yapanların Gelir
Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan tevkifat
yapmakla sorumlu olanlardan olması halinde ise tarafınıza yapılan ödemeler
üzerinden aynı maddenin birinci fıkrasının (2/b) bendi uyarınca % 20 oranında
gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
27575268-105[236-2020-472]-E.280399T. 26.10.2020 tarihli özelgesi
KONU: AVUKATLIK VEKÂLET ÜCRETİNİN
VERGİLENDİRİLMESİ VE BELGE DÜZENİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda,
… Vergi Dairesi Müdürlüğü- nün … vergi kimlik numaralı mükellefi olarak
avukatlık faaliyeti ile iştigal ettiğinizi, avukatlık vekalet ücretinin, borçlu
ya da borçlu lehine üçüncü kişi tarafından ödenmeyip, malların satılması
yoluyla ya da üçüncü kişiler- deki hak ve alacakların haczi yoluyla tahsili söz
konusu olduğunda, ser- best meslek makbuzunun kimin adına düzenleneceği ve
tevkifat tutarının gösterilip gösterilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü
talep edil- mektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61
inci maddesinde “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı
(Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.» hükmü yer
almaktadır.
Aynı Kanunun 65 inci maddesinde “Her
türlü serbest meslek faaliyetin- den doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, serbest meslek erbabı olan
avukatlara ödenen vekalet üc- retlerinin serbest meslek kazancı niteliğinde
olması nedeniyle serbest meslek kazancı hükümlerine göre vergilendirilmesi, bir
işverene bağlı ve tabi olarak hizmet sözleşmesine istinaden çalışan avukatlara
işvereni ara- cılığıyla ödenen vekalet ücretlerinin ise ücret hükümlerine göre
vergilendi- rilmesi gerekmektedir.
Anılan Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasında ise kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair
kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve
vakıfların iktisadi işletmele-
ri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek
gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai
kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden
çiftçilerin maddede bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler
dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada istihkak sahiplerinin gelir
vergilerine mah- suben tevkifat yapmaları gerektiği hüküm altına alınmış olup,
aynı fıkra- nın; (1) numaralı bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61
inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar
hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre, (2) numaralı bendinde, yaptıkları
serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler- den
gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 7194 sayılı Kanunun 16
ncı maddesi ile 193 sayılı Ka- nunun 94 üncü maddesine ikinci fıkrasından sonra
gelmek üzere eklenen üçüncü fıkrasında, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca
karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine
yatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılacağı”
hükmüne yer ve- rilmek suretiyle, mahkemelerce veya icra ve iflas
müdürlüklerince karşı tarafa yükletilen, avukatlara ait olan ve serbest meslek
kazancına dahil
edilmesi gereken vekalet ücretleri üzerinden, kimlerin
tevkifat yapmakla yükümlü olduğu hususuna açıklık kazandırılmıştır.
27/05/2020 tarihli ve 31137 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan 311 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin sekizinci
bölümünde, konu ile ilgili ola- rak ayrıntılı açıklama ve örneklere yer
verilmiştir. Anılan Tebliğin “Vekalet ücretlerinde vergi tevkifatı uygulaması”
başlıklı 25 inci maddesinin altıncı fıkrasında;
“
...
(6) İcra işleminin durdurulması için,
ilama karşı istinaf veya temyiz yo- luna başvuran borçlunun ilamın icrasını
durdurabilmek için takip edilen vekalet ücreti dahil borç tutarı için teminat
verildiği ve istinaf veya temyiz başvurusunun reddedilmesi üzerine teminata
konu paranın alacaklının avukatına ödendiği durumlarda, vekalet ücretine
ilişkin nakden veya hesa- ben ödemenin ne zaman gerçekleşeceği
bilinemeyeceğinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır.
Anı şekilde, icra işlemleri sonucu
borçluya haciz uygulanması ve hacze konu mallarının satılması veya borcun,
kefil ve benzeri üçüncü kişilerden tahsil edilmesi durumlarında da borçlunun
gelir vergisi tevkifatı yapması söz konusu olmayacaktır. Bu durumlarda da
serbest meslek erbabı olan avukat tarafından borçlu adına serbest meslek makbuzu
düzenlenerek avukat tarafından elde edilen tevkifata konu olmayan vekalet
ücreti, ser- best meslek kazancına dahil edilerek ilgili geçici vergilendirme
dönemleri ve yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilecektir.”
açıklamaları yer almaktadır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, avukatlık
vekalet ücretinizin, borçlu ya da borçlu lehine üçüncü kişi tarafından
ödenmeyip, malların satılması yo- luyla ya da üçüncü kişilerdeki hak ve
alacakların haczi yoluyla tahsil edil- mesi halinde, borçlu tarafından gelir
vergisi tevkifatı yapılması söz konusu olmayacaktır.
Öte yandan, tarafınızca elde edilen ve
tevkifata konu olmayan vekalet ücreti nedeniyle borçlu adına serbest meslek
makbuzu düzenlemeniz gerekmekte olup elde ettiğiniz geliri serbest meslek
kazancına dahil ederek ilgili geçici vergilendirme dönemleri ve yıllık gelir
vergisi beyannamesiyle beyan etmeniz gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
62030549-120[18-2019/461]-821988 T. 06.11.2020 tarihli özelgesi
KONU: SADECE MAKET BIÇAĞI VE
TUTKAL KULLANILARAK TROPİKAL AĞAÇ PARÇALARINDAN YAPILAN RESİM ÇALIŞMALARININ
VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
evinizde sadece maket bıçağı ve tutkal kullanarak tropikal ağaç parçalarından
resimler yaptığınız ve bu çalışmalarınızın Kültür ve Turizm Bakanlığı
Telif Hakları Genel Müdürlüğünce güzel sanat eseri olarak kabul edildiği
belirtilerek, söz konusu çalışmalarınızın satışından elde edeceğiniz kazanç
dolayısıyla Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde yer alan esnaf
muaflığından veya 18 inci maddesinde yer alan serbest meslek kazanç
istinasından yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü
talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 ve
66 ncı maddelerinde, her tür- lü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancı olduğu ve serbest meslek faaliyetini mutad meslek
halinde ifa edenlerin serbest meslek erbabı oldukları belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 18 inci maddesinde,
“Müellif, mütercim, heykeltraş, hat- tat, ressam, bestekâr, bilgisayar
programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye,
roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı,
röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve
oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo,
televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota
halindeki eserleri ile ihtira beratların satmak veya bunlar üzerindeki mevcut
haklarını devir ve tem- lik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri
hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.
Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir
gibi suretlerle değerlendirilmesi kar- sşılığında alınan bedel ve ücretler
istisnaya dahildir.
Yukarıda yazılı kazançların arızî olarak
elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez.
Serbest meslek kazançları istisnasının,
bu Kanun’un 94’üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü
yoktur.
(7194 sayılı kanunun 10 uncu maddesiyle
eklenen fıkra; Yürürlük: 1/1/2020 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere
uygulanmak üzere 07.12.2019) Bu madde kapsamındaki kazançları toplamı 103 üncü
mad- dede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşanlar bu
istisnadan faydalanamazlar. Bu durumda olanların, 94 üncü maddenin birinci
fıkrası kapsamında tevkifat yapma yükümlülüğü yoktur.” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasında,
«Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu
müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler,
vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım
fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest
meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına
göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak
ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin
gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.» hükmüne yer verilmiş
ve maddenin ikinci bendinde 18 inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri
dolayısıyla yapılan ödemelerden (2009/14592 sayılı BKK gereğince) % 17
oranında, diğer ödemelerden ise % 20 oranında ge-
lir vergisi tevkifatı yapılması öngörülmüştür.
Buna göre, maket bıçağı ve tutkal kullanarak
tropikal ağaç parçaların- dan yaptığınız resim çalışmalarınızın satışı
nedeniyle elde edilen hasılata münhasır olmak üzere, Gelir Vergisi Kanununun 18
inci maddesinde yer alan istisna hükmünden faydalanmanız mümkün bulunmaktadır.
Ancak, resim çalışmalarınızın satışından
2020 takvim yılında elde ede- ceğiniz kazancınızın, Gelir Vergisi Kanununun 103
üncü maddesinde yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı
aşması halinde, kazancınızın tamamını yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan
etmeniz gerekmektedir.
Ayrıca, resim çalışmalarınızın Gelir
Vergisi Kanununun 94 üncü madde- sinin birinci fıkrasına istinaden tevkifat
yapmak mecburiyetinde olanlarca satın alınması halinde, tarafınıza yapılacak
ödemelerden gelir vergisi tev- kifatı yapılması gerektiği tabiidir.
I) Gelir Vergisi Kanunu Yönünden:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
61 inci maddesinde; “Ücret, işverene
tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen
para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı
(Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin
edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.
...” hükmü,
62 inci maddesinde; “ İşverenler, hizmet
erbabını işe alan, emir ve tali- matları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel
kişilerdir”
…” hükmü,
65 inci maddesinde; “Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
...” hükmü,
66 ıncı maddesinde; “Serbest meslek
faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır. Serbest
meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı
olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez.
…” hükmü
yer almaktadır.
Aynı Kanunun “Vergi Tevkifatı” başlıklı
94 üncü maddesinin birinci fık- rasında; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî
kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zi- rai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans
olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” hükmü
yer almakta olup, aynı fıkranın (1) numaralı bendinde; hizmet erbabına ödenen
ücret- ler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden
(istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre, 2/b bendinde
ise serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler
üzerinden %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına
alınmıştır.
Öte yandan, 221 Seri No.lu Gelir Vergisi
Genel Tebliğinde ücret - serbest meslek kazancı ayrımının önemi ve
vergilendirmesine ilişkin kriterler ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Söz konusu
Tebliğde, «… bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti olup olmadığı, faaliyetin;
- sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi
veya mesleki bilgiye veya ihti- sasa dayanması,
- bir işverene bağlı olmaksızın şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması,
- devamlı olması
unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı bulunmaktadır.
Bu unsurlar, bir taraftan serbest meslek
kazancı ile ticari kazanç, öte yandan serbest meslek kazancı ile ücret
ilişkisinin sınırlarını belirlemekte- dir. Ayrıca, faaliyetin devamlı olması
özelliği de serbest meslek faaliyetini, arızi olarak yapılan serbest meslek
faaliyetinden ayırmaktadır.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere
gerek ücret gerek serbest meslek kazancı emeğe dayanan gelir unsurlarıdır.
Serbest meslek kazançlarında emek; bir işverene tabi olmaksızın, şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabına değerlendirilmektedir. Bir işverene
tabi ve belirli bir işyerine bağ- lı olarak çalışılması halinde ise elde edilen
gelir ücrettir.
Uygulamada bazı durumlarda ücret ile
serbest meslek kazancının ayı- rımında zorluklarla karşılaşılmaktadır. Bu
durumda yukarıda da belirtildiği gibi esas alınacak en önemli ölçüt; iş yerine
bağlılık ve işverene tabiliktir.
İş yerine bağlılıktan maksat; kendisine
ait olmayan bir organizasyonun işyerinde çalışılmasıdır. İşverene tabilikten
maksat ise; işverenin hizmetli üzerinde hiyerarşik bir kontrol ve yaptırım
uygulama hakkının bulunup bu- lunmamasıdır. Bu unsurların bulunmaması halinde,
gelir vergisi açısından işverene tabi olarak işveren-hizmetli ilişkisinden
bahsedilemez.”denilmiştir.
Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanunu
açısından, bir ödemenin ücret olup olmadığı aşağıdaki üç ana unsurdan hareketle
belli edilmektedir.
- İşverene tabi olma,
- Belli bir işyerine bağlı olma,
- Hizmetin karşılığı olarak bir ödemenin yapılması.
Gelir Vergisi Kanununda aksine hüküm
olmadıkça bu üç unsurun birlikte bulunması halinde elde edilen gelir ücret
olarak vergilendirilmektedir.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara
göre, … Tic. Ltd. Şti’ye verdi- ğiniz hekimlik hizmetinin;
- Hizmet akdi ile işverene tabi ve
işyerine bağlı olarak verilmesi duru- munda, elde edilen gelirin ücret kabul
edilerek, Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre
vergilendirilmesi,
- İşverene tabi ve işyerine bağlı
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabınıza yapılması durumunda
ise elde edilen gelirin serbest meslek kazancı olarak vergilendirilmesi ve söz
konusu hizmetler kapsamında tarafınıza yapılan ödemelerden Gelir Vergisi
Kanununun 94 üncü maddesinin 2/b bendi uyarınca % 20 oranında gelir vergisi
tevkifatı yapılması gerekmektedir.
gerekmektedir.
II) Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;
-1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari,
sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim
ve hizmetlerin KDV’ ye tabi olduğu, ticari, sınai, zirai faaliyet ile serbest
meslek faaliyetinin devamlı- lığı, kapsamı ve niteliğinin Gelir Vergisi Kanunu
hükümlerine göre, Gelir Vergisi Kanununda açıklık bulunmadığı hallerde, Türk
Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tayin ve tespit
edileceği,
- 4 üncü maddesinde, hizmetin teslim ve
teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu
işlemlerin bir şeyi yapmak, işle- mek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak,
temizlemek, muhafaza et- mek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi
yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği
hükme bağlanmıştır.
Bu çerçevede, … Tic. Ltd. Şti ile
yaptığınız “Doktor Hizmet Alım Sözleş- mesi” kapsamında sunulan hekimlik
hizmetinin ücret mahiyetinde değer- lendirilmesi durumunda, bu hizmet KDV’nin
konusuna girmeyecektir. An- cak, söz konusu hizmetin serbest meslek faaliyeti kapsamında
değerlen- dirilmesi halinde, söz konusu hizmete ilişkin düzenlenecek serbest
meslek makbuzunda % 8 oranında KDV hesaplanması gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığı S.
62030549-120[65-2019/496]-E.843001 T. 13.11.2020 tarihli özelgesi
KONU: REKLAM VE FİLM ÇEKİMLERİNDE
IŞIKÇILIK VE KAMERAMANLIK FAALİYETİNİN VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
film, dizi, reklam ve klip çe- kimlerinde yapılan ışıkçılık ve kameramanlık
faaliyetiniz dolayısıyla ticari kazanç yönünden mükellefiyetinizin bulunduğu
belirtilerek, söz konusu faaliyetiniz dolayısıyla serbest meslek erbabı olarak
vergilendirilip vergi- lendirilemeyeceğiniz hususunda Başkanlığımız görüşü
talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
37 nci maddesinde, “Her türlü ticari ve
sınai faaliyetlerden doğan ka- zançlar ticari kazançtır.” hükmü,
65 inci maddesinde, “Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin
işverene tabi olmaksızın şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabı- na yapılmasıdır.” hükmü,
66 ncı maddesinin birinci fıkrasında,
“Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek
erbabıdır. Serbest meslek fa- aliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya
görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez.” hükmü,
yer almaktadır.
Konu ile ilgili olarak yayımlanan 221
Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Teb- liğinin “Serbest Meslek Faaliyeti” başlıklı
(1.1) bölümünde; “...bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti olup olmadığı,
faaliyetin;
- sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi
veya mesleki bilgiye veya ihti- sasa dayanması,
- bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk
altında kendi nam ve hesabına yapılması,
- devamlı
olması, unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı bulunmaktadır.
Bu unsurlar, bir taraftan serbest meslek
kazancı ile ticari kazanç, öte yandan serbest meslek kazancı ile ücret
ilişkisinin sınırlarını belirlemekte- dir. Ayrıca, faaliyetin devamlı olması
özelliği de serbest meslek faaliyetini, arızi olarak yapılan serbest meslek
faaliyetinden ayırmaktadır.
...” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, ticari kazanç, esas
itibariyle sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğmaktadır. Bu
kaynağa bağlı olarak ve devamlı bir organizasyon çerçevesinde yapılan her türlü
faaliyet ticari faaliyettir. Serbest meslek faaliyetinin ticari bir
organizasyon içinde yapılması, sağlanan gelirin yapısını değiştirmez. Sadece
elde edenler yönünden ticari kazanç sayılmasını gerektirir ve ticari
kazanca ait esas ve hükümlere tabi olur.
Serbest meslek faaliyetinde ana unsur,
faaliyetin sermayeden ziyade ki- şisel çalışmaya ilmi veya mesleki bilgi ve
ihtisasa dayanmasıdır. Bu unsur, serbest meslek faaliyetini ticari faaliyetten
ayıran en önemli özellik olup söz konusu faaliyetlerden elde edilen kazançların
daha çok emek ürünü olduğunu göstermektedir. Serbest meslek faaliyetinde
yalnızca emeğe dayanan organizasyon yeterli olmadığı gibi aynı zamanda geliri
doğuran emeğin, ilmi veya mesleki bilgi ve ihtisasa dayanması koşulu da
aranmak- tadır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, film,
dizi, reklam ve klip çekimlerinde ışıkçılık ve kameramanlık faaliyetinizin ilmi
veya mesleki bilgi ve ihtisasa dayanan serbest meslek faaliyetinden ziyade
ticari faaliyet kapsamında olması nedeniyle, bu faaliyetinizden elde ettiğiniz
gelirin serbest meslek kazancı olarak değil ticari kazanç hükümlere göre
vergilendirilmesi gerek- mektedir
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
93767041-120[8580212748]-E.102422T. 16.11.2020 tarihli özelgesi
KONU: SERBEST MESLEK ERBABININ
YAPACAĞI ÖZEL BİNA İŞYERİ İNŞAATININ VERGİ KANUNLARI KARŞISINDAKİ DURUMU HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, üç
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir olarak 1/3 hisselerle satın almış oldunuz arsa
üzerine mesleki faaliyetinizi icra etmek üzere bina yapmak istediğiniz
belirtilerek, söz konusu özel bina inşaatı işinin vergi kanunları karşısındaki
durumu hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
I-GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN :
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37
nci maddesinin birinci fıkrasında, her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan
kazancın ticari kazanç olduğu belirtilmiş, bu maddenin ikinci fıkrasının (4)
numaralı bendinde ise gayri- menkullerin alım satım ve inşa işleri ile devamlı
uğraşanların bu işlerden elde ettikleri kazancın ticari kazanç olduğu hükme
bağlanmıştır.
Anılan Kanunun 38 inci maddesinde;
“Bilanço esasına göre ticari ka- zanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi
sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet farktır. Bu dönem zarfında
sahip veya sahip- lerce:
1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan
indirilir;
2. İşletmeden çekilen değerler ise farka
ilave olunur ... “ hükmü yer almış olup, 39 uncu maddesinde de, “İşletme hesabı
esasına göre ticari kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile
giderler arasındaki müspet farktır.
(Elde edilen hasılat, tahsil olunan
paralarla tahakkuk eden alacakları; giderler ise, tediye olunan ve borçlanılan
meblağları ifade eder.)
Ticari kazancın bu suretle tespit
edilmesi sırasında Vergi Usul Kanu- nunun değerlemeye ait hükümleri ile bu
kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulur.”hükümlerine yer
verilmiştir.
Ticari faaliyet bir tür emek sermaye
organizasyonuna dayanmakta olup, kazanç sağlama niyet ve kastının bulunup
bulunmaması böyle bir organi- zasyon tarafından icra edilen faaliyetin ticari
faaliyet olma niteliğine etki etmemektedir. Ancak bir faaliyetin ticari
faaliyet sayılabilmesi için kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle
birlikte, faaliyeti icra eden organi- zasyonun bütün unsurları ile birlikte
değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması gerektiği ortaya
çıkmaktadır.
Özel inşaat olarak adlandırılan
organizasyonlarda, bu organizasyonu üstlenen kişinin organizasyon kapsamındaki
faaliyetleri inşaatın yapımına ve organizasyona ilişkin her türlü işlerden
(işçi ve usta temini, malzeme alımı, her türlü ödeme ve tahsilat vb.) meydana
gelmektedir.
Özel inşaat yapımında gayrimenkullerin
şahsi ihtiyaç kapsam ve sınırlarını aşması ve ticari organizasyonun şekli ve
maddi unsurlarının açıkça bulunması yapılan faaliyetin ticari sayılması için
yeterlidir.
Dolayısıyla, şahsi ihtiyaç kapsam ve sınırlarını aşan
konut inşaatı ile işyeri inşaatının ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi
gerekmektedir.
Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun
65 ve 66 ncı maddelerinde, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançların serbest meslek kazancı, serbest meslek faaliyetini mutad meslek
halinde ifa edenlerin, serbest meslek erbabı olduğu, serbest meslek
faaliyetinin yanında mes- lekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak
uğraşılmasının bu vasfı
değiştirmeyeceği hükme bağlanmış olup,
“Mesleki giderler” başlıklı 68 inci maddesinde de serbest meslek kazancının
tespitinde indirilecek giderlere yer verilmiştir.
Anılan Kanunun “Gelirin Toplanması ve
Beyan” başlıklı 85 inci madde- sinde ise, “Mükellefler, ikinci maddede yazılı
kaynaklardan bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratları için bu
kanunda aksine hüküm olma- dıkça yıllık beyanname verirler. Bu kanuna göre
beyanı gereken gelirlerin yıllık beyannamede toplanması zorunludur.
Tacirlerle
çiftçiler ve serbest meslek erbabı ticari, zirai ve mesleki faali- yetlerinde
kazanç temin etmemiş olsalar bile, yıllık beyanname verirler. ... “ hükmü yer
almaktadır.
Öte yandan, iki veya daha fazla gelir
veya kurumlar vergisi mükellefinin, adi ortaklık kurmak suretiyle faaliyet
göstermeleri halinde, ortaklığa
stopaj ve katma değer vergisi mükellefiyeti tesis
ettirilmekte, ortakların ortaklıktan elde ettikleri karlar ise hisseleri
oranında gerçek kişilerin ticari kazancına veya şirketlerin kurum kazancına
dahil edilerek vergilendirilmektedir. Buna göre, adi ortaklıklarda her bir ortak,
ortaklık faaliyetinden kendi payına düşen kar veya zararı, geçici
vergi beyannameleri ile yıllık beyannamesine dâhil etmek zorundadırlar.
Bu itibarla, diğer hak sahipleriyle
birlikte yapacağınızı belirttiğiniz in- şaatın şahsi ihtiyaç kapsam ve
sınırlarını aşması ve kazanç sağlama po- tansiyeline sahip olması veya bu
inşaatta işyerinin de olması halinde, söz konusu inşaat işiniz ticari faaliyet
kapsamında olacağından bu faaliyetiniz nedeniyle adi ortaklık olarak stopaj ve
katma değer vergisi yönünden, her bir ortağa ilişkin olarak ise ticari kazanç
yönünden gelir vergisi mükellefi- yetinizin tesis edilmesi ve her bir ortağın,
ortaklık faaliyetinden kendi payı- na düşen kar veya zararı, geçici vergi
beyannameleri ile yıllık beyanname- sine dahil etmesi gerekmektedir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, 1/3
hisseli olarak satın almış olduğu- nuz arsa üzerine yapacağınız özel bina
inşaatı ile ilgili harcamalarınızın serbest meslek kazancınızın tespitinde
gider olarak dikkate alınması mümkün olmayıp, şahsi ihtiyaç kapsam ve
sınırlarını aşan özel inşaat tica- ri faaliyet kapsamında olduğundan Gelir
Vergisi Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde değerlendirilecek ticari
kazancınız ile serbest meslek kazan- cınızın yıllık gelir vergisi
beyannamesinin ilgili bölümlerinde ayrı ayrı gös- terilmek suretiyle beyan
edilmesi gerektiği tabiidir.
II-VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu
uygulamasında mükelleflerin ödevleri, Ka- nunun ikinci kitabında
düzenlenmiştir.
Bu kapsamda, Kanunun 153 üncü maddesinde
vergiye tabi ticaret ve sanat erbabının işe başlama bildiriminde bulunma
yükümlülüğü düzenlen- miş olup, söz konusu bildirimin Kanunun 168 inci
maddesinde öngörülen süre dahilinde yapılması gerekmektedir.
Aynı Kanunun 227 nci maddesinde de, “Bu
Kanunda aksine hüküm ol- madıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla
olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmü
yer almakta olup, söz konusu kayıtların ise aynı Kanunun 229 ve müteakip
maddele- rinde yer alan veya Bakanlığımıza verilen yetkiye dayanılarak
kullanılma zorunluluğu getirilen belgelerden uygun olanı ile tevsik edilmesi
gerek- mektedir. Kanunun 229 uncu maddesinde fatura, satılan emtia veya yapı-
lan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emti- ayı
satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak
tanımlanmış, 230, 231 ve 232 nci maddelerinde, faturanın şekli ve
nizamı ile fatura kullanma mecburiyetinde (fatura
vermek ve almak zorun- da) olanlara dair hükümlere yer verilmiştir.
Ayrıca, mezkûr Kanunun,
- 262 nci maddesinde, maliyet bedelinin,
iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması
münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını
ifade edeceği,
- 267 nci maddesinde, emsal bedelin,
gerçek bedeli olmayan veya bilin- meyen veyahut doğru olarak tespit edilemeyen
bir malın, değerleme gü- nünde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı
değer olduğu,
- 269 uncu maddesinde, iktisadi
işletmelere dâhil bilumum gayrimenkul- lerin maliyet bedeli ile değerleneceği,
- 270 inci maddesinde ise
gayrimenkullerde maliyet bedeline, satın alma bedelinden başka, makine ve
tesisatta gümrük vergileri, nakliye ve montaj giderleri ile mevcut bir binanın
satın alınarak yıkılmasından ve arsanın tesviyesinden mütevellit giderlerin
gireceği, ayrıca noter, mahkeme, kıy- met takdiri, komisyon ve tellaliye
giderleri ile emlak alım ve özel tüketim vergilerinin maliyet bedeline ithal
etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükelleflerin serbest
oldukları,
-
271 inci maddesinde de, inşa edilen binalarda ve gemilerde, imal edi- len
makine ve tesisatta, bunların inşa ve imal giderlerinin, satın alma be- deli
yerine geçeceği,
hüküm altına alınmıştır.
Buna
göre, 1/3 hisselerle sahip olduğunuz arsa üzerine mesleki faaliye- tinizi icra
etmek üzere diğer hak sahipleriyle birlikte yapacağınızı belirttiği- niz özel
inşaat, ticari faaliyet kapsamında değerlendirildiğinden;
- Adına mükellefiyet tesis edilmesi
gereken adi ortaklık tarafından; işe başlama bildirimi, defter tutma, fatura
düzenleme gibi Vergi Usul Kanunun- da yer alan mükellefiyete ait ödevlerin
yerine getirilmesi,
-
İnşaata ilişkin tüm gelir ve giderlerin adi ortaklık adına tasdik ettirilecek
deftere kaydedilmesi,
- İş yerlerinin, inşaatın tamamlandığı
tarih itibariyle maliyet bedeli ile değerlenerek kayıtlara alınması ve Vergi
Usul Kanununun 270 ve 271 inci maddelerinde belirtilen giderlerden ihtiyari
olanlar dışındakilerin, binanın
maliyetine ilave edilmesi gerekmektedir.
Bunun yanı sıra, iş bitiminde
gayrimenkullerin işletmeden çekilerek his- sedarlara tesliminde ise emsal
bedelinden düşük olmamak üzere tespit edilecek bedel üzerinden fatura
düzenlenmesi gerektiği tabiidir.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
16/10/2019 tarihinden itibaren home-ofis olarak kullanmakta olduğunuz ikamet
adresinizde diş hekimi olarak faaliyet gösterdiğiniz, aynı zamanda … San. Tic.
A.Ş.›ye sözleşme karşılığı hizmet verdiğiniz, ilgili şirketçe tarafınıza 5.000-
TL + yapılan işin karşılığı olarak ( tüm masraflar
düşüldükten sonra
) %30 ödeme yapıldığı, %30 karşılığı yapılan iş
5.000-TL›yi aştığı zaman tarafınıza ayrıca ücret ödemesi yapılmadığı, her ayın
20›sinde ilgili hakediş düzenlenip ay sonunda da tarafınızca serbest meslek
makbuzu düzenlendiği, ilgili stopaj tutarının adı geçen şirket tarafından
tahakkuk ettirilerek ödendiği belirtilerek elde ettiğiniz kazancın serbest
meslek kazancı mı yoksa ücret mi olduğu hususunda Başkanlığımız görüşü talep
edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
61 inci maddesinde; “Ücret, işverene
tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen
para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı
(Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortak- lık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez. ”
hükmü,
62 inci maddesinde; “ İşverenler, hizmet
erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel
kişilerdir.
…” hükmü,
65 inci maddesinde; “Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek
faaliyeti; sermaye
den ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya
mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin
işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
yapılmasıdır.
...” hükmü,
66
ıncı maddesinde; “Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halin- de ifa edenler
serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin ya- nında meslekten başka
bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez.
…” hükmü
yer almaktadır.
Aynı Kanunun “Vergi Tevkifatı” başlıklı
94 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî
kamu müessesele- ri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
ser- best meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans
olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada,
istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben
tevkifat yapmaya mec- burdurlar.” hükmü yer almakta olup, aynı fıkranın (1)
numaralı ben- dinde; hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı
olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104
üncü maddelere göre, 2/b bendinde ise serbest meslek işleri dolayısıyla
bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden %20
oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte
yandan, 221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde ücret - serbest meslek
kazancı ayrımının önemi ve vergilendirmesine ilişkin kriterler ayrıntılı olarak
açıklanmıştır. Söz konusu Tebliğde, «… bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti
olup olmadığı, faaliyetin;
-
sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa
dayanması,
-
bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
yapılması,
-
devamlı olması unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı bulunmakta- dır.
Bu unsurlar, bir taraftan serbest meslek
kazancı ile ticari kazanç, öte yandan serbest meslek kazancı ile ücret
ilişkisinin sınırlarını belirle- mektedir. Ayrıca, faaliyetin devamlı olması
özelliği de serbest meslek faaliyetini, arızi olarak yapılan serbest meslek
faaliyetinden ayırmakta- dır.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere
gerek ücret gerek serbest mes- lek kazancı emeğe dayanan gelir unsurlarıdır.
Serbest meslek kazanç- larında emek; bir işverene tabi olmaksızın, şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabına değerlendirilmektedir. Bir işverene
tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışılması halinde ise elde edilen
gelir ücrettir.
Uygulamada bazı durumlarda ücret ile
serbest meslek kazancının ayırımında zorluklarla karşılaşılmaktadır. Bu durumda
yukarıda da belirtildiği gibi esas alınacak en önemli ölçüt; iş yerine bağlılık
ve iş- verene tabiliktir. İş yerine bağlılıktan maksat; kendisine ait olmayan
bir organizasyonun işyerinde çalışılmasıdır. İşverene tabilikten maksat ise; işverenin
hizmetli üzerinde hiyerarşik bir kontrol ve yaptırım uy- gulama hakkının
bulunup bulunmamasıdır. Bu unsurların bulunmaması halinde, gelir vergisi
açısından işverene tabi olarak işveren-hizmetli ilişkisinden bahsedilemez.”
denilmiştir.
Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanunu
açısından, bir ödemenin ücret olup olmadığı aşağıdaki üç ana unsurdan hareketle
belli edilmektedir.
- İşverene tabi olma,
- Belli bir işyerine bağlı olma,
- Hizmetin karşılığı olarak bir ödemenin yapılması.
Gelir Vergisi Kanununda aksine hüküm
olmadıkça bu üç unsurun birlikte bulunması halinde elde edilen gelir ücret
olarak vergilendiril- mektedir.
Öte yandan, hekimlerin elde ettikleri
gelirin nev›inin belirlenmesinde; hizmet sözleşmesi, konu ile ilgili inceleme,
görüş ve öneri raporlarında yer alan tespitler, hekimlerin işe başlama
bildirimi, bildirim üzerine düzenlenen yoklama fişi, varsa kira sözleşmesi gibi
belgelerde yer alan bilgilerin söz konusu mevzuat düzenlemeleri kapsamında
değerlendirilerek;
- Hekimlerin faaliyetlerini hastaneye
bizzat giderek gerçekleştirip gerçekleştirmedikleri,
- Hastane yönetiminin onayı olmadan
hekimlerce hasta kabul edilip edilmediği,
- Hekimlerin hastane yönetiminin izni
olmadan başka bir kuruluşta çalışıp çalışmadıkları,
- Hekimlerin hastane yönetiminin
belirleyeceği yerlerde ve belirle- yeceği çalışma saatleri içerisinde
görevlerini sürdürmek zorunda olup olmadıkları,
- Hekimlerin izin süreleri ve izinlerini
kullanacakları tarihlerin hasta- ne yönetimince belirlenip belirlenmediği,
- Hastane yönetiminin onayı olmadan
hekimlerin mesleki seminer, kurs, kongre vb. etkinliklere katılıp
katılamayacakları,
- Muayene, tanı ve tedavi için
hekimlerin kendi adlarına ücret talep edip etmedikleri,
- Hekimlerce verilen hizmet karşılığı
olarak devamlılık arz edecek şekilde ödeme yapılıp yapılmadığı
- Hekimlerin hastane dışında kendi muayenehaneleri
bulunup bulun-
madığı, yanlarında çalışanları olup olmadığı, yeterli
ekipman ve dona- nımlara sahip olunup olunmadığı,
- Kendi muayenehanesinden elde ettikleri
hasılat ile sözleşmeli ola- rak çalıştıklara hastanelerden elde ettikleri
gelirleri,
gibi hususların tespitinin yapılarak bu
durumdaki hekimlerin gelirle- rinin ücret olarak mı serbest meslek kazancı
olarak mı vergilendirilece- ğine karar verilmesinin gerektiği değerlendirilmektedir.
Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; …
San. Tic. A.Ş. ile yaptığı- nız hizmet sözleşmesi ve konu ile ilgili yoklama
fişlerinin incelenmesi neticesinde iş yerine bağlılık, işverene tabi olma ve
hizmetin karşılığı olarak bir ödemenin yapılması unsurlarının var olduğu tespit
edildiğin- den söz konusu hastaneye sunduğunuz sağlık hizmeti karşılığında elde
ettiğiniz gelirin serbest meslek geliri değil ücret geliri olarak kabul
edilmesi gerekmektedir.
T.C. Gelir İdaresi Başkanlığının S.
50426076-120[94-2019/20-755]-E.114148 T. 09.12.2020 tarihli özelgesi
KONU: SERBEST MESLEK ERBABINA
BANKA TARAFINDAN YAPILAN PRİM ÖDEMESİNDE TEVKİFAT UYGULAMASI HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda;
vergi danışmanlığı ve vergi beyannamesi hazırlanması faaliyetleri ile iştigal
ettiğiniz, bankacılık işlemleriniz ile personel maaş ödemelerinin yapılması
için … Bankası A.Ş. (Banka) ile sözleşme imzaladığınız, buna ilişkin olarak
Banka tarafından tarafınıza KDV dahil 2.500 TL prim ödemesi yapıldığı, Bankanın
söz konusu bedeli, sunmuş olduğunuz hizmetin serbest meslek faaliyeti
kapsamında olmadığı gerekçesi ile gelir vergisi tevkifatı yapılmaksızın
tarafınıza ödediği belirtilerek, banka tarafından yapılan söz konusu ödeme
üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız
görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- 65 inci maddesinde, her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı olduğu; serbest
meslek faaliyetinin sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması olduğu,
- 66 ncı maddesinde, serbest meslek
faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenlerin serbest meslek erbabı olduğu;
serbest meslek faaliyetinin ya- nında meslekten başka bir iş veya görev ile
devamlı olarak uğraşılmasının bu vasfı değiştirmeyeceği,
- 67 nci maddesinde serbest meslek
kazancının bir hesap dönemi için- de serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak
tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil
edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten
sonra kalan fark olduğu,
hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında,
kamu idare ve mü-
esseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar,
ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların
iktisadi işletmeleri, ko- operatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek
gelirlerini beyan etmeye mec- bur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai
kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden
çiftçiler maddede bentler halinde sayılan ödemeleri nakden veya hesaben
yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat
yapmaya mecbur oldukları belirtilmiş olup, aynı fıkranın (2/b) numaralı
bendinde, yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere
yapılan ödemeler üzerin- den % 20 oranında tevkifat yapılacağı hüküm altına
alınmıştır.
Bu hükümlere göre, … Bankası A.Ş. ile
yapılan sözleşmeye istinaden bankacılık işlemleriniz ile personel maaş
ödemelerinizin söz konusu ban- kaya taşınması karşılığında tarafınıza yapılan
prim ödemesinin, bankaya verilen serbest meslek hizmeti karşılığı olmaması
nedeniyle, söz konusu ödeme üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmaması
gerekmektedir.
KONU: HEYKELTIRAŞ MURİSE AİT HEYKEL
KALIPLARINDAN YA- RARLANARAK ÜRETİLEN HEYKELLERİN SATIŞI FAALİYETİNİN VER-
GİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunun
incelenmesinden, kanuni mirasçısı olarak, murise ait heykel kalıplarından
yararlanılarak üretilen heykellerin satışından elde ettiğiniz kazançların gelir
vergisinden istisna olup olmadığı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmış
olup konu ile ilgili Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
18 inci maddesinde, “Müellif, mütercim,
heykeltraş, hattat, ressam, bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve
bunların kanuni miras- çılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel
araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf,
film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete,
dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlanmak
veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira
beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik
etmek veya kirala- mak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.
Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir
gibi suretlerle değerlendirilmesi kar- şılığında alınan bedel ve ücretler
istisnaya dahildir.
Yukarıda yazılı kazançların arızî olarak
elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez.
Serbest meslek kazançları istisnasının,
bu Kanunun 94’üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü
yoktur.
(7194 sayılı kanunun 10 uncu maddesiyle
eklenen fıkra; Yürürlük: 1/1/2020 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere
uygulanmak üzere 07.12.2019) Bu madde kapsamındaki kazançları toplamı 103 üncü
madde- de yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşanlar bu
istis- nadan faydalanamazlar. Bu durumda olanların, 94 üncü maddenin birinci
fıkrası kapsamında tevkifat yapma yükümlülüğü yoktur.” hükmü,
37 inci maddesinde, “Her türlü ticari ve
sınai faaliyetlerden doğan ka- zançlar ticari kazançtır.” hükmü,
65 inci maddesinde, “Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü,
66 ncı maddesinin birinci fıkrasında, “
Serbest meslek faaliyetini mu- tad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek
erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya
görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez.” hükmü
yer almaktadır.
Diğer taraftan, konu ile ilgili olarak
yayımlanan 221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin Serbest Meslek
Faaliyeti-Serbest Meslek Erbabı” başlıklı bölümünde açıklanmıştır.
Bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti olup olmadığı,
faaliyetin;
- sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi
veya mesleki bilgiye veya ihti- sasa dayanması,
- bir işverene bağlı olmaksızın şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması,
- devamlı olması,
unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı bulunmaktadır.
Bu unsurlar, bir taraftan serbest meslek
kazancı ile ticari kazanç, öte yandan serbest meslek kazancı ile ücret
ilişkisinin sınırlarını belirlemekte- dir. Ayrıca, faaliyetin devamlı olması
özelliği de serbest meslek faaliyetini, arızi olarak yapılan serbest meslek
faaliyetinden ayırmaktadır.
Ticari kazanç, esas itibariyle
sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğmaktadır. Bu kaynağa bağlı
olarak ve devamlı bir organizasyon çerçevesinde yapılan her türlü faaliyet
ticari faaliyettir. Serbest meslek fa- aliyetinin ticari bir organizasyon içinde
yapılması, sağlanan gelirin yapısını değiştirmez. Sadece elde edenler yönünden
ticari kazanç sayılmasını ge- rektirir ve ticari kazanca ait esas ve hükümlere
tabi olur.
Serbest meslek faaliyetinde ana unsur,
faaliyetin sermayeden ziyade ki- şisel çalışmaya ilmi veya mesleki bilgi ve
ihtisasa dayanmasıdır. Bu unsur, serbest meslek faaliyetini ticari faaliyetten
ayıran en önemli özellik olup söz konusu faaliyetlerden elde edilen kazançların
daha çok emek ürünü olduğunu göstermektedir. Serbest meslek faaliyetinde
yalnızca emeğe dayanan organizasyon yeterli olmadığı gibi aynı zamanda geliri
doğuran emeğin, ilmi veya mesleki bilgi ve ihtisasa dayanması koşulu da
aranmak- tadır.
Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde,
kanuni mirasçı olarak heykeltı- raş olan murise ait heykel kalıplarından
üretilerek satışa konu olan heykel- ler, tarafınızca üretilen eser mahiyetinde
olmadığından, söz konusu satış- lardan elde edilen kazançların gelir
vergisinden istisna edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, tarafınızca ticari bir
organizasyon içinde yürütülen heykel üretimi ve satışı faaliyetinin ticari
faaliyet olarak değerlendirilmesi ve elde edilen kazançların ticari kazanç
hükümlerine göre vergilendirilmesi gerek- tiği tabiidir.
T.C. Gelir İdaresi Başkanlığının S. 84098128-120.04.06[94-2020/6]-E.389388
T. 30.12.2020 tarihli özelgesi
KONU: EMEKLİ PERSONELİN KIDEM
TAZMİNATINDAN KESİLEREK İCRA MÜDÜRLÜĞÜNE AKTARILAN TUTAR İÇİNDE YER ALAN
VEKÂLET ÜCRETİNDEN TEVKİFAT YAPILIP YAPILMAYACAĞI HK
İlgide kayıtlı özelge talep formu ve
eklerinde, İdarenizden emekli olan ancak borçları nedeniyle icra
müdürlüklerinde dosyaları yer alan personele ödenen kıdem tazminatı ödemeleri
esnasında muhtelif icra müdürlüklerinden alınan ödeme emirlerinde belirtilen
tutarlar kadar kesinti yapılarak ilgili icra müdürlüklerine aktarıldığı, icra
müdürlüklerince İdarenize gönderilen hesap dökümünde vekâlet ücreti adı
altında tahsili gereken tutarların da bulunduğu belirtilerek İdarenizin,
icra müdürlüklerince takip edilen ödemelere sadece aracılık etme görevini
yerine getirdiğinizden bahisle anılan ödemeden gelir vergisi tevkifatı yapılıp
yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi talep
edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61
inci maddesinde “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı
(Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.» hükmü yer
almaktadır.
Aynı Kanunun 65 inci maddesinde “Her
türlü serbest meslek faaliyetin- den doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, serbest meslek erbabı olan
avukatlara ödenen vekalet üc- retlerinin serbest meslek kazancı niteliğinde
olması nedeniyle serbest meslek kazancı hükümlerine göre vergilendirilmesi, bir
işverene bağlı ve tabi olarak hizmet sözleşmesine istinaden çalışan avukatlara
işvereni ara- cılığıyla ödenen vekalet ücretlerinin ise ücret hükümlerine göre
vergilendi- rilmesi gerekmektedir.
Anılan Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasında ise kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri,
sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek
ve vakıfların iktisadi işletmele-
ri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini
beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını
bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin maddede
bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak
ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada istihkak sahiplerinin
gelir vergilerine mah- suben tevkifat yapmaları gerektiği hüküm altına alınmış
olup, aynı fıkra- nın; (1) numaralı bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler
ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan
faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre, (2) numaralı bendinde,
yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan
ödemeler- den gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 7194 sayılı Kanunun 16
ncı maddesi ile 193 sayılı Ka- nunun 94 üncü maddesine ikinci fıkrasından sonra
gelmek üzere eklenen üçüncü fıkrasında, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı
tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar
dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılacağı” hükmüne yer ve-
rilmek suretiyle, mahkemelerce veya icra ve iflas müdürlüklerince karşı tarafa
yükletilen, avukatlara ait olan ve serbest meslek kazancına dahil edilmesi
gereken vekalet ücretleri üzerinden, kimlerin tevkifat yapmakla yükümlü olduğu
hususuna açıklık kazandırılmıştır.
27/05/2020
tarihli ve 31137 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 311 seri no.lu Gelir Vergisi
Genel Tebliğinin sekizinci bölümünde, konu ile ilgili ola- rak ayrıntılı
açıklamalara yer verilmiş olup, anılan Tebliğin;
-
“Vekalet ücretlerinde vergi tevkifatı uygulaması” başlıklı 25 inci madde-
sinde,
“(1) 193 sayılı Kanunun 94 üncü
maddesinin birinci fıkrasında gelir vergisi tevkifatı yapmaya mecbur olan kişi
ve kurumlar belirtilmiş ve aynı maddenin birinci fıkrasının; (1) numaralı
bendinde hizmet erbabına öde- nen ücretlerden 103 üncü ve 104 üncü maddelere
göre, (2) numaralı ben- dinin (b) alt bendinde ise yaptıkları serbest meslek
işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden
2009/14592 sayılı Bakan- lar Kurulu Kararı uyarınca % 20 oranında gelir vergisi
tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
(2) 7194 sayılı Kanunla yapılan
düzenlemeyle, mahkemelerce veya icra ve iflas müdürlüklerince karşı tarafa
yükletilen, avukatlara ait olan ve ser- best meslek kazancına dahil edilmesi
gereken vekalet ücretleri üzerinden, kimlerin tevkifat yapmakla yükümlü olduğu
hususuna açıklık kazandırıl- mıştır. Buna göre, 193 sayılı Kanunun 94 üncü
maddesinin birinci fıkrasın- da sayılanlar tarafından 2004 sayılı Kanun ile
1136 sayılı Kanun uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretinin;
a)
Borçlu (davayı kaybeden) tarafından doğrudan avukata ödendiği du- rumlarda,
borçlu (davayı kaybeden) tarafından,
b)
Borçlu (davayı kaybeden) tarafından avukata ödenmek üzere icra ve iflas
müdürlüklerine yatırıldığı durumlarda, borçlu (davayı kaybeden) tara- fından,
c)
Borçlu (davayı kaybeden) tarafından alacaklı (davayı kazanan) tarafa ödendiği
durumlarda, alacaklı (davayı kazanan) tarafından avukata ödeme yapılması
esnasında,
gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
(3)
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılma- yanlar, diğer
bir ifadeyle tevkifat yükümlülüğü bulunmayanlar tarafından yapılan vekalet
ücreti ödemeleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılma- yacaktır.
(4) Vekalet ücretini ödemekle yükümlü
olanlarca, ücretli olarak çalışan avukatların işverenlerine yapılan vekalet
ücreti ödemelerinden tevkifat yapılmayacak, işverenin vekalet ücretini avukata
ödemesi esnasında ise işverence ücret hükümlerine göre tevkifat yapılacaktır.
...
(6) İcra işleminin durdurulması için,
ilama karşı istinaf veya temyiz yolu- na başvuran borçlunun ilamın icrasını
durdurabilmek için takip edilen
vekalet ücreti dahil borç tutarı için
teminat verildiği ve istinaf veya tem- yiz başvurusunun reddedilmesi üzerine
teminata konu paranın alacaklının avukatına ödendiği durumlarda, vekalet
ücretine ilişkin nakden veya hesa- ben ödemenin ne zaman gerçekleşeceği
bilinemeyeceğinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır. Aynı şekilde, icra
işlemleri sonucu borçluya ha- ciz uygulanması ve hacze konu mallarının
satılması veya borcun, kefil ve benzeri üçüncü kişilerden tahsil edilmesi
durumlarında da borçlunun gelir vergisi tevkifatı yapması söz konusu
olmayacaktır.
Bu durumlarda da serbest meslek erbabı
olan avukat tarafından borçlu adına serbest meslek makbuzu düzenlenerek avukat
tarafından elde edi- len tevkifata konu olmayan vekalet ücreti, serbest meslek
kazancına dahil edilerek ilgili geçici vergilendirme dönemleri ve yıllık gelir
vergisi beyanna- mesiyle beyan edilecektir.
. ” açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, vekalet ücretinin
borçlu (davayı kaybe- den) tarafından doğrudan avukata ödenmesi veya avukata
ödenmek üzere icra ve iflas müdürlüklerine yatırılması durumlarında, borçlu
(davayı kay- beden) tarafın tevkifat yapma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Diğer taraftan, vekalet ücreti dahil
borcun, kefil veya üçüncü kişilerden tahsil edilmesi durumunda borçlunun gelir
vergisi tevkifatı yapmasının söz konusu olmayacağı, avukatın da elde edilen
tevkifata konu olmayan veka- let ücreti gelirini, serbest meslek kazancına
dahil edilerek ilgili geçici ver- gilendirme dönemleri ve yıllık gelir vergisi
beyannamesiyle beyan edeceği açıkça belirlenmiş bulunmaktadır.
Bu nedenle, Kurumunuz personeline
yapılması gereken kıdem tazminatı ödemesinin ilgili icra müdürlüklerine
aktarılması ve aktarılan tutarlardan avukatın vekalet ücretinin de karşılanması
nedeniyle, Kurumunuzun tevki- fat yapma sorumluluğu bulunmamaktadır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
doktorluk faaliyetiniz dolayısıyla serbest meslek erbabı olarak faaliyette
bulunduğunuz, herhangi bir ücret almadan hastanede yakın akrabalarınızın
ameliyatlarını yaptığınız belirtilerek, herhangi bir ücret alınmayan
ameliyatlar için serbest meslek makbuzu düzenleyip düzenlemeyeceğiniz hususunda
bilgi talep ettiğiniz anlaşılmakta olup, konu hakkında Başkanlığımız görüşü
aşağıda açıklanmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun; 65 inci
maddesinde;
“Her türlü serbest meslek faaliyetinden
doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.”
67 nci maddesinin birinci fıkrasında;
“Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti
karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve
para ile temsil edilebilen men- faatlerden bu faaliyet dolayısıyle yapılan
giderler indirildikten sonra kalan farktır.”
hükmü yer almaktadır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;
- 1/1 inci maddesinde, ticari, sınai,
zirai faaliyet ve serbest meslek fa- aliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan
teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
- 4 üncü maddesinde; hizmetin teslim ve
teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu; bu
işlemlerin bir şeyi yapmak, işle- mek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak,
temizlemek, muhafaza et- mek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi
yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,
- 5 inci maddesinde; vergiye tabi bir
hizmetten, işletme sahibinin, işlet- me personelinin veya diğer şahısların
karşılıksız yararlandırılmasının hiz- met sayılacağı,
-
10 uncu maddesinin (a) bendinde, vergiyi doğuran olayın, malın tes- limi veya hizmetin
yapılması ile (b) bendinde ise malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından
önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hal- lerinde, bu belgelerde
gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin
düzenlenmesi ile meydana geleceği,
- 27 nci maddesinin 1 inci fıkrasında
bedeli bulunmayan veya bilinme- yen işlemler ile bedelin mal, menfaat, hizmet
gibi paradan başka değerler olması halinde matrahın mahiyetine göre emsal
bedeli veya emsal ücreti olacağı; 3 üncü fıkrasında emsal bedeli ve emsal
ücretin Vergi Usul Kanu- nu hükümlerine göre tespit olunacağı; 5 inci
fıkrasında ise serbest meslek faaliyetleri için ilgili meslek teşekküllerince
tespit edilmiş bir tarife varsa, hizmet bedelinin bu tarifede gösterilen
ücretten düşük olamayacağı,
hüküm altına alınmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun Kanunun;
227 nci maddesinde, bu kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bu kanuna göre
tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların
tevsikinin mecburi olduğu, 236 ncı maddesinde de, serbest meslek erbabının,
mes- leki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest
meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşterinin de bu
makbuzu istemek ve almak mecburiyetinde olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre;
- Serbest meslek kazancının tespitinde
tahsil esası geçerli olduğundan, verilen ameliyat hizmeti dolayısıyla nakden
veya aynen tahsil edilen bir tutar söz konusu olmadığı takdirde elde ettiğiniz
bir serbest meslek kazan-
cından söz edilemeyecektir.
- Bedel almadan verilen ameliyat
hizmetinin emsal bedeli üzerinden KDV hesaplanması ve beyan edilmesi
gerekmektedir.
- Bedel alınmadan ifa edilen ameliyat
hizmeti karşılığı emsal bedel üzerinden serbest meslek makbuzu düzenlenmesi
gerekmektedir. Ancak, nakden veya aynen tahsil edilen bir tutar olmadığından
düzenlenecek makbuzun, sadece KDV tutarına yer verilerek “. TL mal
teslimine / hizmet
yapılmasına ilişkin olup bedeli tahsil edilmemiştir.”
şeklinde not yazılarak düzenlenebileceği tabiidir.
Defterdarlık Gelir Müdürlüğünün S.
32695369-120-E.6174 T. 28.02.2019 tarihli özelgesi
KONU: VERGİ GAYRİMENKUL DEĞERLEME
(EKSPERTİZLİK) FAALİYETİNİN VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formu ile
eklerinin incelenmesinden, … Kuruluşu tarafından 02/07/2017 tarihinden itibaren
geçerli olmak üzere tarafınıza verilen gayrimenkul değerleme lisansınızın
bulunduğu, adınıza kayıtlı işyerinde personel istihdam edilmek suretiyle;
değerleme şirketleri, bankalar, gerçek ve tüzel kişilerle iş sözleşmesi yaparak
gayrimenkul değerleme faaliyetinde bulunduğunuz belirtilerek, söz konusu
faaliyetiniz dolayısıyla serbest meslek kazancı hükümlerine göre mi yoksa ücret
hükümlerine göre mi vergilendirilmeniz gerektiği hususunda görüş talep ettiğiniz
anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir
Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde; her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden
doğan kazançların ticari kazanç oldu- ğu, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa
işleriyle devamlı olarak uğraşan- ların bu işlerden elde ettikleri kazançların
ticari kazanç sayılacağı hükme
bağlanmıştır.
Anılan Kanunun 61 inci maddesinde,
“Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet
karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı
(Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.
Bu Kanunun uygulanmasında, aşağıda yazılı ödemeler de
ücret sayılır:
…
5. Bilirkişilere, resmî arabuluculara,
eksperlere, spor hakemlerine ve her türlü yarışma jürisi üyelerine ödenen veya
sağlanan para, ayın ve menfa- atler” hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 65 inci maddesinde de; “Her
türlü serbest meslek faaliye- tinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade
şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü yer almıştır.
Diğer taraftan, söz konusu Kanunun 94
üncü maddesinde de “Kamu idare ve müesseseleri iktisadî kamu müesseseleri, sair
kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve
vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek
gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai
kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden
çiftçiler aşağı- daki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler
dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir
vergilerine mah- suben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” hükmüne yer verilmiş,
aynı fıkra- nın; (1) numaralı bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61
inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar
hariç),
103 ve 104 üncü maddelere göre, (2) numaralı bendinde de yap- tıkları serbest
meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan öde- melerden gelir
vergisi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yer alan hükümler uyarınca;
- Bir veya birden fazla işverenle
yapılan sözleşmeye istinaden eksper- tizlik hizmeti verilmesi halinde elde
edilen gelirin ücret geliri olarak kabul edilmesi ve ücretlerin
vergilendirilmesine ilişkin hükümler çerçevesinde vergiye tabi tutulması,
- Ekspertizlik hizmetinin kendi
işyerinde yapılması veya personel çalıştı- rılmak suretiyle verilmesi, diğer
bir ifadeyle mesleki organizasyon çerçeve- sinde şahsi sorumluluk altında kendi
nam ve hesabına yapılması halinde, serbest meslek faaliyet olarak kabul
edilmesi ve serbest meslek kazancı- na ilişkin hükümler çerçevesinde vergiye
tabi tutulması,
- Gayrimenkul danışmanlığı faaliyetinin,
sermayeden ziyade şahsi me- saiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa
dayanması, ticari mahiyette olmaması ve işlerin bir işverene tabi olmaksızın
şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması halinde, serbest
meslek faaliyet olarak kabul edilmesi ve serbest meslek kazancına ilişkin
hükümler çerçevesinde vergiye tabi tutulması,
- Gayrimenkul danışmanlığı faaliyetinin,
bir ticari organizasyon kapsa- mında gayrimenkullerin alım, satım ve
kiralanmasına aracılık şeklinde diğer bir ifadeyle emlak komisyonculuğu
şeklinde yapılması halinde ise elde edilen kazancın ticari kazanç olarak kabul
edilmesi ve ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi,
-
Ekspertizlik faaliyetinin, serbest meslek faaliyeti niteliğinde olan gayri-
menkul danışmanlığı faaliyeti ile birlikte yapılması halinde de söz konusu
faaliyetlerin serbest meslek kazancına ilişkin hükümler çerçevesinde ver- giye
tabi tutulması,
gerekmektedir.
Buna göre, kendi işyerinizde ve personel
çalıştırılmak suretiyle mesleki organizasyon çerçevesinde şahsi sorumluluk
altında kendi nam ve hesa- bınıza yaptığınız ekspertizlik (gayrimenkul
değerleme) hizmetinin, serbest meslek faaliyet olarak kabul edilmesi ve serbest
meslek kazancına ilişkin hükümler çerçevesinde vergiye tabi tutulması gerektiği
tabiidir
KONU: BELEDİYEYE VERİLEN MÜHENDİSLİK VE DANIŞMANLIK
HİZMETİNDE SERBEST MESLEK MAKBUZU VE GELİR VERGİSİ TEVKİFATI YAPILIP YAPILAMAYACAĞI
HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, mimarlık ve
mimari danışmanlık faaliyeti ile iştigal ettiğinizi, Eskişehir İnönü Belediyesi
ile yapılan sözleşme çerçevesinde anılan Belediyeye haftalık 45 saat
mühendislik ve danışmanlık hizmeti vereceğinizi belirterek, vereceğiniz bu
hizmet karşılığında serbest meslek makbuzu düzenlenip düzenlenmeyeceği ve İnönü
Belediyesi tarafından yapılacak ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılıp
yapılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65
inci maddesinde;
“Her
türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette
olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına
yapılmasıdır...»
hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında,
kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret
şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi
işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan
etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço
veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler maddede bentler
halinde sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları
belirtilmiş olup, aynı fıkranın (2/b) numaralı bendinde, yaptıkları serbest
meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden
%
20 oranında tevkifat yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci
maddesinin birinci fıkrasında, Kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu Kanuna göre
tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların
tevsikinin mecburi olduğu, Aynı Kanunun 236 ncı maddesinde de, serbest meslek
erbabının, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha
serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek,
müşterinin de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetinde olduğu hükme
bağlanmıştır.
Bu hükümlere göre, İnönü Belediyesi ile yapmış
olduğunuz danışmanlık hizmet alım sözleşmesinin incelenmesinden, mühendislik
danışmanlık faaliyetinizi, işverene tabi ve bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk
altında kendi nam ve hesabınıza yaptığınız, adı geçen Belediye ile aranızda
işçi işveren ilişkisi bulunmadığı anlaşılmış olup, söz konusu faaliyet
nedeniyle elde ettiğiniz gelirin, serbest meslek kazancı olarak
vergilendirilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, verdiğiniz danışmanlık hizmetleri
karşılığı anılan Belediyeye serbest meslek makbuzu düzenlemeniz gerektiği ve
anılan Belediyece tarafınıza yapılan ödemeler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun
94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2/b) bendi uyarınca % 20 oranında gelir
vergisi tevkifatı yapılması gerektiği tabiidir.
Gelir İdaresi Başkanlığı Sayı:
84098128-120.04[65-2019/1]-E.259974 T. 09.07.2019 tarihli özelgesi
KONU: ÖLÇÜM CİHAZLARI İLE UYDUDAN ADA VE PARSEL
YERİ TESPİTİ FAALİYETİ NEDENİYLE ELDE EDİLEN KAZANCIN SERBEST MESLEK KAZANCI
OLARAK VERGİLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, cihaz ile uydudan kişilere ait ada ve parsel
yerlerinin belirlenmesi faaliyetinde bulunduğunuzu, söz konusu faaliyeti
diploma ve belge olmaksızın yürüttüğünüzü, defter beyan sistemine işletme
hesabı esasına göre giriş yaptığınızı ancak mükellefiyet kaydınızın bulunduğu
vergi dairesince serbest meslek kazanç defteri tutmanızın gerektiğinin
bildirildiğini belirterek, konu ile ilgili Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi
talep edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, her türlü ticari ve sınai
faaliyetten doğan kazançların ticari kazanç olduğu hükme bağlan- mıştır.
Aynı
Kanunun 65 inci maddesinde, her türlü serbest meslek faaliyetin- den doğan
kazançların serbest meslek kazancı ve serbest meslek faali- yetinin; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmak- sızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılması olduğu, 66 ncı maddesinde de serbest meslek
faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenlerin serbest meslek erbabı olduğu
hükme yer verilmiştir.
Serbest
meslek faaliyetinde ana unsur, faaliyetin sermayeden çok, kişi- sel çalışmaya,
ilmi ya da mesleki bilgi ve ihtisasa dayanmasıdır. Bu unsur, serbest meslek
faaliyetini ticari faaliyetten ayıran en önemli özelik olup, söz konusu
faaliyetlerden elde edilen kazançların daha çok emek ürünü olduğunu göstermesi,
yalnızca emeğe dayanan organizasyon yeterli olma- dığı gibi aynı zamanda geliri
doğuran emeğin, ilmi veya mesleki bilgi ve ihtisasa dayanması koşulu da aranmaktadır.
Buna
göre, sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi ve mesleki bilgiye veya ihtisasa
bağlı olarak şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabı- nıza yaptığınız
cihaz ile uydudan kişilere ait ada ve parsel yerlerinin belir- lenmesi
faaliyetinin serbest meslek faaliyeti, bu faaliyetiniz nedeniyle elde
edeceğiniz kazancın da serbest meslek kazancı olarak vergilendirilmesi
gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
93767041-120.04.01-E.93995 T. 05.09.2019 tarihli özelgesi
KONU: YURT DIŞINDA MUKİM MÜŞTERİLER İÇİN
TÜRKİYE’DE VERİLEN TERCÜMANLIK HİZMETLERİ KARŞILIĞI ELDE EDİLEN SERBEST MESLEK
KAZANÇLARININ TEVKİFAT KAPSAMINDA OLMADIĞI, GEÇİCİ VERGİ BEYANNAMELERİ VE
YILLIK GELİR VERGİSİ BEYANNAMESİ İLE BEYAN EDİLMESİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, yurt dışında bulunan müşterilerinize tercüme
hizmeti verdiğinizi ve bu hizmet karşılığında yurt dışında mukim
müşterilerinize düzenleyeceğiniz serbest meslek makbuzları karşılığı yapılan
ödemelerin, gelir vergisi tevkifatına tabi olup olmayacağı hususunda
Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, yurt dışında bulunan müşterilerinize tercüme
hizmeti verdiğinizi ve bu hizmet karşılığında yurt dışında mukim
müşterilerinize düzenleyeceğiniz serbest meslek makbuzları karşılığı
yapılan ödemelerin, gelir vergisi tevkifatına tabi olup olmayacağı hususunda
Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.
Buna göre, 193 sayılı Gelir Vergisi
Kanununun;
3
üncü maddesinde, “Aşağıda yazılı gerçek kişiler Türkiye içinde ve dı- şında
elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler:
1. Türkiye’de yerleşmiş olanlar;” 4 üncü
maddesinde,
“Aşağıda yazılı kimseler Türkiye’de
yerleşmiş sayılır:
1.
İkametgâhı Türkiye’de bulunanlar (İkametgâh, Kanunu Medeninin 19’uncu ve
müteakip maddelerinde yazılı olan yerlerdir);
2.
Bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla otu- ranlar
(Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez.)”
65
inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmıyan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
66
ncı maddesinde, “Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler,
serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka
bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez. ”
85
inci maddesinde “Mükellefler, ikinci maddede yazılı kaynaklardan bir takvim
yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratları için bu kanunda aksine hüküm
olmadıkça yıllık beyanname verirler. Bu kanuna göre beyanı gere- ken gelirlerin
yıllık beyannamede toplanması zorunludur.
Tacirlerle
çiftçiler ve serbest meslek erbabı ticari, zirai ve mesleki faa- liyetlerinden
kazanç temin etmemiş olsalar bile, yıllık beyanname verir- ler ”
94
üncü maddesinde, “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu mü- esseseleri,
sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, va- kıflar,
dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu
yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest
meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esası
na
göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak
ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin
gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur- durlar.
…
2.
Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere ya- pılan
ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapı- lan
ödemeler hariç);
…
b) Diğerlerinden %20 vergi tevkifatı
yapılır.” hükümlerine yer verilmiştir.
Bu
hükümlere göre; yurt dışında mukim müşteriler için Türkiye’de veri- len
tercümanlık hizmetleri karşılığı yapılan ödemelerden, bu kişilerin tev- kifat
yapma sorumluluğu bulunmaması nedeniyle, gelir vergisi tevkifatı ya- pılmayacak
olup, bu hizmet karşılığında elde edilen kazançların, serbest meslek
kazancınıza dahil edilerek geçici vergi beyannameleri ve yıllık gelir vergisi
beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir.
Diğer
taraftan, yurt dışındaki firmanın mukimi olduğu ülke ile ülkemiz arasında çifte
vergilendirmeyi önleme anlaşmasının bulunması ve bu an- laşmalarda söz konusu
ödemelere ilişkin bir hükmün olması durumunda, öncelikle bu hükümlerin dikkate
alınacağı tabiidir.
Defterdarlık
Gelir Müdürlüğünün S. 88409335-120-E.18937 T. 05.11.2019 tarihli özelgesi
KONU:
MAHALİ SANATÇILARA YAPILAN ÖDEMELERİN ÜCRET VEYA SERBEST MESLEK KAZANCI (GERÇEK
USUL SERBEST MESLEK KAZANCI VEYA ARIZİ SERBEST MESLEK KAZANCI) OLUP OLMADIĞININ
BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ VE BELİRLENEN KAPSAMDAKİ HÜKÜMLER ÇERÇEVESİNDE
VERGİLENDİRİLMESİ VE BELGELENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Adıyaman Vergi Dairesi Müdürlüğünün …
vergi kimlik numaralı kurumlar vergisi mükellefi olduğunuzu, şirketiniz
tarafından temin edilen mahalli sanatçılara yapılan ödemelerden Gelir Vergisi
Kanununun 94 üncü maddesine göre gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı
ve bu ödemelerin belgelendirilmesi hususunda Defterdarlığımız görüşünün talep
edildiği anlaşılmıştır.
I- GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN;
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve
belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı
verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans,
aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında
ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile
kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez.» hükmü yer almaktadır.
Aynı
Kanunun 65 inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetin- den doğan
kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
denilmiş, 66 ncı maddesinde ise “Serbest meslek faaliye- tini mutat meslek
halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin
yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu
vasfı değiştirmez.
...
Dava vekilleri, müşavirler, kurumlar ve tüccarlarla
serbest meslek erba- bının ticarî ve meslekî işlerini takip edenler ve konser
veren müzik sanat- çıları;
Vergi
Usul Kanununun 155 inci maddesinde belirtilen şartlardan en az ikisini taşıyan
ebe, sünnetçi, sağlık memuru, arzuhalci, rehber gibi mesle- ki faaliyette
bulunanlar (şartlardan en az ikisini taşımayanlar ile köylerde veya son nüfus
sayımına göre belediye içi nüfusu 5.000’i aşmayan yerler- de faaliyette
bulunanların bu faaliyetlerine ilişkin kazançları gelir vergisin- den muaftır.)
…” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer
taraftan, gezici olarak şarkı söyleyen ve müzik icra edenlerin mü- kellefiyeti
hakkında 29.11.2010 tarih ve 74 sayılı sayılı Gelir Vergisi Sirkü- lerinde
gerekli açıklamalar yapılmış olup, bu açıklamalara göre, bir işye- rinde
çalışmaksızın gezici olarak kendi nam ve hesaplarına çalışmak su- retiyle şarkı
söyleyenler ile müzik icra edenlerden (davulcu ve zurnacılar dahil), Vergi Usul
Kanununun 155 inci maddesinde belirtilen şartlardan en az ikisini taşımayanlar
ile köylerde veya son nüfus sayımına göre belediye içi nüfusu 5.000’i aşmayan
yerlerde faaliyette bulunanların bu faaliyetleri- ne ilişkin kazançlarının
gelir vergisinden muaf tutulması, anılan maddede belirtilen şartlardan en az
ikisini taşıyanlar serbest meslek erbabı sayıla- cağından, bu kişiler nezdinde,
elde ettikleri kazançtan dolayı serbest mes-
lek mükellefiyeti tesis edilmesi gerekmektedir.
Öte
yandan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinde; «Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî
kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans
olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
1.
Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan
ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,
2.
Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere ya- pılan
ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapı- lan
ödemeler hariç);
...
b) Diğerlerinden, (2009/14592 sayılı
B.K.K. ile %20. Yürürlük; 3.2.2009)
...”
hükmü yer almaktadır. Bu açıklamalara
göre,
-
Şirketiniz ile mahalli sanatçılar arasında hizmet sözleşmesine dayalı işçi
işveren ilişkisinin bulunması halinde, bunlara yapılan ödemelerin ücret
sayılarak, Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 98, 103 ve 104 üncü mad-
delerine göre ücret olarak,
-
Mahalli sanatçıların kendi nam ve hesabına mutat olarak çalışmaları halinde
elde edilen gelir serbest meslek kazancı sayılacağından, serbest meslek
kazancının vergilendirilmesine ilişkin (gerçek usul serbest meslek kazancı veya
arızi serbest meslek kazancı) hükümleri çerçevesinde,
vergilendirilmesi gerekmektedir.
Ancak,
bir işyerinde çalışmaksızın gezici olarak kendi nam ve hesapları- na çalışmak
suretiyle şarkı söyleyenler ile müzik icra edenlerden (davulcu ve zurnacılar
dahil), Vergi Usul Kanununun 155 inci maddesinde belirtilen şartlardan en az
ikisini taşımayanlar ile köylerde veya son nüfus sayımına
göre
belediye içi nüfusu 5.000’i aşmayan yerlerde faaliyette bulunanların bu
faaliyetlerine ilişkin kazançlarının gelir vergisinden muaf tutulması ge-
rekmektedir.
Serbest
meslek erbabına yapılan ödemeler üzerinden, muaf veya mü- kellef olup
olmadığına, arızi veya devamlı olarak yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın,
Gelir Vergisi Kanununun 94/2-b maddesi gereğince %20 oranında tevkifat
yapılması gerekmektedir.
II- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN;
213 sayılı Vergi Usul Kanununun;
- 227 nci maddesinde, “Bu kanunda aksine hüküm
olmadıkça, bu kanu- na göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve
muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.”,
-
229 uncu maddesinde, “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılı- ğında
müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan
tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.”,
-
234 üncü maddesinde; “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde
tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının
ve çiftçilerin:
…
3. Vergiden muaf esnafa;
Yaptırdıkları
işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya
emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulası vergiden muaf esnaf tarafından
verilmiş fatura hükmündedir. Bu belge, birinci ve ikinci sınıf tüccarların,
zati eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları al- tın, mücevher gibi kıymetli
eşya için de tanzim edilir.
...”,
-
236 ncı maddesinde, “Serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her
türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim et- mek ve bir
nüshasını müşteriye vermek, müşteride bu makbuzu istemek ve almak
mecburiyetindedir.”,
- 238 inci maddesinde, “İşverenler her ay ödedikleri
ücretler için (Ücret bordrosu) tutmaya mecburdurlar.
Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden
muaf olan ücretlerle diğer ücret
üzerinden vergiye tabi hizmet erbabına
yapılan ücret ödemeleri için bordro tutulmaz...”
hükümleri yer almaktadır. Buna göre;
-
Şirketiniz ile mahalli sanatçılar arasında hizmet sözleşmesine dayalı işçi
işveren ilişkisinin bulunması halinde, bunlara yapılan ödemeler ücret olarak
değerlendirileceğinden, söz konusu ödemeler için işveren sıfatına haiz
şirketiniz tarafından ücret bordrosu düzenlenmesi,
-
Mahalli sanatçıların şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına mutat
olarak çalışmaları halinde, elde edilen gelir serbest meslek kazancı
sayılacağından, yapılan ödemeler üzerinden şirketiniz adına serbest mes- lek
makbuzu düzenlenmesi,
-
Serbest meslek faaliyetinin süreklilik arz etmeyecek şekilde arızi ola- rak
yapılması veya ilgili mevzuat hükümleri gereğince bu faaliyetlere iliş- kin
kazançların gelir vergisinden muaf tutulması halinde, tarafınızca bu kişilere
yapılan ödemeler için gider pusulası düzenlenmesi gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S. 96620903-120-E.142890
T. 13.11.2019 tarihli özelgesi
KONU: İNSANSIZ HAVA ARACI EĞİTİMİ FAALİYETİNİN VERGİLENDİRİLMESİ
İNSANSIZ HAVA ARACI EĞİTİMİ SONUNDA TİCARİ PİLOT SERTİFİKASI VERİLMESİ
FAALİYETİNDEN ELDE EDİLEN KAZANCIN VERGİLENDİRİLMESİ VE UYGULANACAK KDV ORANI
HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, … Derneği adına ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü
yetkisinde «İnsansız Hava Aracı (Drone)» eğitimi vererek ticari pilot
sertifikası vermeye başladığınızı, resmi kurumlarda ve özel şirketlerde çalışan
personeller ile kişilere bireysel olarak eğitim verdiğinizi ve eğitim hizmeti
mukabili faturaların kurumlar veya kişiler adına düzenleneceği belirtilerek, bu
faaliyetinizin ticari kazanç hükümlerine göre mi yoksa serbest meslek kazancı
hükümlerine göre mi vergilendirileceği ile faaliyetinizde uygulanacak olan KDV
oranı hakkında Başkanlığımız görüşü istenilmektedir.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 37 nci maddesinde,
her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu
belirtilmiş, nelerin ticari kazanç sayılacağı ise 7 bend halinde sayılmıştır.
Ticari
faaliyet, bir tür emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup, kazanç sağlama
niyet ve kastının bulunup bulunmaması, böyle bir orga- nizasyon tarafından icra
edilen faaliyetin ticari faaliyet olma niteliğine etki etmemektedir. Ancak, bir
faaliyetin ticari faaliyet sayılabilmesi için, kazanç sağlama niyet ve kastı
gerekmemekle birlikte, faaliyeti icra eden organi- zasyonun bütün unsurları ile
birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması
gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Aynı Kanunun, “Serbest Meslek Kazancının
Tarifi” başlıklı 65 inci mad-
desinde; “Her türlü serbest meslek
faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.”
Serbest
meslek faaliyeti; “sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.”
hükmüne, 66 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise “Serbest meslek faaliyetini
mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek er- babıdır. Serbest meslek
faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak
uğraşılması bu vasfı değiştirmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu
hükümlere göre, resmi kurumlarda ve özel şirketlerde çalışan perso- neller ile
kişilere bireysel olarak “İnsansız Hava Aracı (Drone)” eğitimine müteakip
ticari pilot sertifikası verme faaliyetinin şahsi mesaiye ilmi ve mesleki
bilgiye dayanarak şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabı- nıza yapmanız
durumunda, söz konusu faaliyetin serbest meslek faaliyeti, bu faaliyetinizden
elde edilen kazancın da serbest meslek kazancı olarak vergilendirilmesi
gerekmektedir.
Diğer
taraftan, söz konusu faaliyetiniz için eğitimler, seminerler ve top- lantı
organizasyonlarının düzenlenmesi, bu işler için ilgili tesisat, ekipman ve
insansız hava araçlarının temin edilmesi ve faaliyetinizin ticari bir orga-
nizasyon yapısı içinde yapılması halinde ise bu şekilde yürütülen faaliyetin
ticari kazanç olarak değerlendirilmesi ve elde edilen kazancın Gelir Vergisi Kanununun
ticari kazanç hükümleri çerçevesinde vergilendirilmesi gerek- mektedir.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
3065
sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye
dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki I sayılı
listede yer alan mal ve hizmetler için % 1, II sayılı listede yer alan teslim
ve hizmetler için % 8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için %18
olarak tespit edilmiştir.
Söz
konusu Bakanlar Kurulu Kararı Eki (II) sayılı listenin (B) bölümünün 15 inci
sırasında, üniversite ve yüksek okullar ile 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları
Kanunu, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kuru- mu Kanunu ve 573
sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Karar- name kapsamında verilen eğitim
ve öğretim hizmetleri, “Okul Servis
Araçları Hizmet Yönetmeliği” kapsamında
verilen öğrenci taşıma servis
hizmetleri
ile “Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliği” hükümlerine tabi yurtlar- da verilen
hizmetlerin % 8 oranında katma değer vergisine tabi tutulacağı belirtilmiştir.
Buna
göre, İnsansız Hava Aracı (Drone) eğitimi vermek üzere düzen- lediğiniz kurs
faaliyetleri katma değer vergisine tabi olup; söz konusu kurslarda vereceğiniz
eğitim hizmetlerinin Milli Eğitim Bakanlığından 5580 sayılı Özel Öğretim
Kurumları Kanunu kapsamında alınmış bir izin belgesi çerçevesinde ifa edilmesi
halinde, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Ka- rarı Eki (II) sayılı listenin
(B) bölümünün 15 inci sırası uyarınca %8, aksi takdirde % 18 oranında KDV ye
tabi tutulması gerekmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
61
inci maddesinde; “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez. » hükmü,
62
inci maddesinde; “ İşverenler, hizmet erbabını işe alan, emir ve tali- matları
dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir…” hükmü,
65
inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır ”
hükmü,
66
ıncı maddesinde; “Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler
serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka
bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez. ”
hükmü,
67
inci maddesinde; “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek
faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle
sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyle
yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.
…” hükmü
yer almaktadır.
Aynı Kanunun “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94 üncü
maddesinin birinci fık- rasında; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu
müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler,
vakıflar, dernek ve
vakıfların iktisadî işletmeleri,
kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur
olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zi- rai kazançlarını bilanço veya ziraî
işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan
ödemeleri (avans olarak ödenenler
dahil)
nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine
mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” hükmü yer almakta olup, aynı fıkranın
(1) numaralı bendinde; hizmet erbabına ödenen ücret- ler ile 61 inci maddede
yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve
104 üncü maddelere göre, 2/b bendinde ise serbest meslek işleri dolayısıyla bu
işleri icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı
yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Diğer
taraftan, 01/12/2001 tarihinde … ile imzalanan Avukatlık/Müşa- virlik
Sözleşmesinin 1 inci maddesinde, … Şirketler Grubuna, … Şirketler Grubuna ve …
Holding’e dahil bulunan tüm şirket ve kuruluşların istenilen konularda
müşavirliğini yapıp görüşün iletişim araçları vasıtasıyla bildiri- leceği ve
karşılıklı görüşmeye ihtiyaç duyulduğu zamanlarda ilgili şirketin merkezinde
veya çağrıldığı yerde veya kendi bürosunda hazır bulunu- lacağı, tarafınızdan
bu sözleşme ile yüklenilen görevin, talepte bulunan şirketlere Ulusal ve
Uluslararası hukuki konularda mütalaa vermek ve bu konulardaki her türlü
sözleşmeler tanzim etmek, gerekli yorumları yapmak tavsiyelerde bulunmak
olduğu, bu işlerin takip ve intacı için herhangi bir şirket merkezinde muayyen
bir gün veya mesai saati içinde bulunma zo- runluluğunun olmadığı, ancak tatil
veya mesai saatine bakılmaksızın şir- ketin ihtiyacı olduğu an çağrıldığında
çağrıldığı yerde hazır olacağı açıkla- malarına yer verilmiştir.
Bu
hükümlere göre, anılan Şirketler Grubu ile yapmış olduğunuz 01/12/2001 tarihli
Avukatlık/Müşavirlik Sözleşmesinin incelenmesinden, elde ettiğiniz gelirin
serbest meslek kazancı olduğu anlaşılmıştır.
Bu
nedenle, söz konusu sözleşmenin 8 inci maddesi gereği tarafınıza ödenen
tazminat tutarının, serbest meslek kazancı kapsamında değerlen- dirilmesi ve
söz konusu kazancın elde edilen dönemin geliri olarak 2018 yılı gelir vergisi
beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir.
İlgide
kayıtlı özelge talep formu ve ek dilekçenizde, belediyelere eski eser relöve,
restorasyon ve restitüsyon projelerinin hazırlanması işi yaptığınızı,
yaptığınız eski eser çalışmalarınızdan bazılarının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki tescilli taşınmaz kültür varlıkları
olduğu belirtilerek, 2863 sayılı Kanun kapsamında olan eserlerin proje işlerine
istinaden tarafınıza yapılacak ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı
yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde, her türlü ser- best meslek
faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı olduğu belirtilerek,
serbest meslek faaliyeti, sermayeden ziyade şahsi me- saiye, ilmi veya mesleki
bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi
nam ve hesabına yapılması şeklinde
tanımlanmış ve bu faaliyetleri de- vamlı olarak yapanların elde ettikleri
kazançlar “serbest meslek kazancı” olarak adlandırılmıştır.
Aynı
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, vergi tevkifatı ya- pacaklar
sayılmış olup maddenin (2) numaralı bendinde yaptıkları serbest meslek işleri
dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden gelir vergisi tevkifatı
yapılacağı hükme bağlanmış, tevkifat oranı 18 inci madde kapsamına giren
serbest meslek işlerinde % 17, diğerlerinde % 20 olarak belirlenmiştir.
Diğer
taraftan, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanu- nunun
“İstisnalar ve muafiyetler” başlıklı 21 inci maddesinde; tapu kütü- ğüne
“korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan taşınmaz
kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları
nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve
tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
Ancak,
büyükşehir belediyesi sınırları içinde yer alan ve yukarıda nitelik- leri
belirtilen taşınmazlardan basit usulde vergilendirilenlerin dışında ticari
faaliyetlerde kullanılanlar hakkında emlak vergisinin yarısı ve çevre temiz-
lik vergisinin tamamına ilişkin bu muafiyet hükmü uygulanmaz.
Getirilen
kesin yapılanma yasağına aykırı olarak tesis edilen yapılar, bu yapıların
yapıldığı parseller ve kanunlara aykırı eklentileri bulunan taşınmaz kültür
varlıkları hakkında bu yapılar yıkılıncaya veya aykırılık- lar giderilinceye
kadar yukarıdaki fıkradaki muafiyet hükmü uygulanmaz. 18/11/1983 tarih ve 2960
sayılı Boğaziçi Kanununa göre Boğaziçi Sahil Şeridi veya Öngörünüm Bölgesinde
konut veya işyeri olarak kullanılan
taşınmaz kültür varlıkları yukarıdaki
fıkradaki muafiyetten yararlanamazlar.
Kültür
varlıklarının korunması maksadıyla tespit, proje, bakım, onarım, restorasyon ve
kazı ile müzelerin güvenliği için kullanılmak şartıyla, Tür- kiye Büyük Millet
Meclisi, Milli Savunma Bakanlığı, Bakanlıkça ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce
dışarıdan getirilecek her türlü araç, gereç, makine, teknik malzeme ve kimyevi
maddeler ile altın ve gümüş varak, her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
Koruma
bölge kurulları kararına uygun olarak bu taşınmaz kültür varlık- larında
yapılan onarım ve inşaat işleri Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınacak
vergi, harç ve harcamalara katılma paylarından müstesnadır.
Bu Kanun kapsamında tescil edilen
taşınmaz kültür varlıkları için
29/6/2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı
Denetimi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz.” hükmü yer almaktadır.
Buna
göre, 2863 sayılı Kanunda, belediyeler tarafından eski eser (relö- ve,
restorasyon ve restitüsyon ) proje hizmetlerine istinaden proje sahip- lerine
yapılan ödemelerin gelir vergisi tevkifatına tabi olmadığına ilişkin herhangi
bir hüküm yer almadığından, tarafınıza yapılacak ödemeler üze- rinden, Gelir
Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca gelir vergisi tevkifatı yapılması
gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının
S.17192610-120[GV-18-1]-E.102553 T.10.05.2018 tarihli özelgesi
KONU: KAFTAN, FES VE TERLİK (KAFTAN TAKIMI)
ÇALIŞMALARI NEDENİYLE SERBEST MESLEK KAZANÇ İSTİSNASINDAN YARARLANIP YARARLANILAMAYACAĞI
HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda verev, kabartma, delik sarma teknikleri, pesent
teknikleri, süsleme teknikleri (hasır iğne, tırtıl, kordon ile atlatma işi, pul
boncuk, beyoğlu taşı dikme) kullanarak ‹Yörük Gelini› adı altında kaftan,
terlik ve fes (kaftan takımı) çalışmaları yaptığınızı belirterek söz konusu
çalışmalar dolayısıyla Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan
istisna hükmünden yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımızdan
görüş talep edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 ve 66 ncı maddelerine göre, her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazan- cı ve serbest meslek
faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler de ser- best meslek erbabıdır.
Aynı
Kanunun 18 inci maddesinde, “Müellif, mütercim, heykeltraş, hat- tat, ressam,
bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni
mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri,
bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve
televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve
internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD,
disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak
veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve tem- lik etmek veya kiralamak
suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.
Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir
gibi suretlerle değerlendirilmesi kar-
şılığında alınan bedel ve ücretler
istisnaya dahildir.
Yukarıda
yazılı kazançların arızî olarak elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına
engel teşkil etmez.
Serbest
meslek kazançları istisnasının, bu Kanunun 94’üncü maddesi uyarınca tevkif
suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.”
hükmü yer almaktadır.
Buna
göre, özelge talep formu ekinde yer alan Kültür ve Turizm Bakanlı- ğı Telif
Hakları Genel Müdürlüğünün 21/11/2017 tarih ve GSE/1720 numa- ralı Güzel Sanat
Eserlerine İlişkin Kayıt-Tescil Belgesine göre, kaftan takı- mı ( kaftan,
terlik, fes) çalışmalarınızın 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu
hükümleri uyarınca eser olarak kayıt ve tescil edildiği anlaşılmış olmakla
birlikte söz konusu çalışmalar Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde
sayılan eser grupları içerisinde yer almadığından, aynı mad- dede belirtilen
istisnadan faydalanmanız mümkün bulunmamaktadır.
Ancak,
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Vergiden Muaf Esnaf” baş- lıklı 9’uncu
maddesinde, “Ticaret ve sanat erbabından aşağıda yazılı şekil ve suretle çalışanlar
gelir vergisinden muaftır.
‘
6-Evlerde
kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç
olmak üzere, muharrik kuvvet kullanmamak ve dışarıdan işçi almamak şartıyla;
oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim,
dokuma mamulleri, kırpıntı deriden üretilen mamuller, örgü, dantel, her nevi
nakış işleri ve turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma
çiçek, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, ip ve urganları, tarhana, erişte,
mantı gibi ürünleri işyeri açmaksızın satanlar.
Bu
ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılması ile ticari, zirai veya mesleki
faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzen-
ledikleri hariç olmak üzere; düzenlenen kermes, festival, panayır ile kamu
kurum ve kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde satılması muaf-
lıktan faydalanmaya engel değildir.
‘
Ticari,
zirai veya mesleki kazancı dolayısı ile gerçek usulde Gelir Vergi- sine tabi
olanlar ile yukarıda sayılan işleri Gelir ve Kurumlar Vergisi mükel- leflerine
bağlılık arz edecek şekilde yapanlar esnaf muaflığından faydala- namazlar.”
hükümleri yer almıştır.
Aynı
Kanunun 94 üncü maddesinde, “Kamu idare ve müesseseleri, ik- tisadi kamu
müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler,
vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım
fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ti- caret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işlet- me hesabı
esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans
olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” hükmüne
yer verilmiş olup, aynı maddenin (13/a) numaralı bendinde, 9 uncu maddenin
birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan emtia bedelleri veya bu
emtianın imalinde ödenen hizmet bedelleri üzerinden, (2009/14592 sayılı B.K.K
uyarınca) % 2 oranında tevkifat yapı- lacağı belirtilmiştir.
Yukarıda
yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde. kanunun öngör- düğü makine ve
aletler dışında başka makine ve alet kullanmadan verev, kabartma, delik sarma
teknikleri, pesent teknikleri, süsleme teknikleri (ha- sır iğne, tırtıl, kordon
ile atlatma işi, pul boncuk, beyoğlu taşı dikme) kul- lanmak suretiyle
yaptığınız ‘Yörük Gelini’ adlı kaftan, fes,terlik ve benzeri ürünleri herhangi
bir iş yeri açmaksızın, pazar takibi yapmaksızın ve ticari, zirai, mesleki
faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların
düzenledikleri kermes, festival, panayır gibi yerler haricinde sat- manız
halinde, Gelir Vergisi Kanununun 9/6 maddesi uyarınca esnaf mu- aflığından
yararlanmanız mümkün bulunmakta olup, söz konusu ürünleri 94 üncü maddede
sayılan kişi veya kuruluşlara satmanız durumunda, bu satış karşılığında
yapılacak ödemeler üzerinden anılan maddenin (13/a) bendi gereğince gelir
vergisi tevfikatı yapılacağı tabiidir.
Öte
yandan, faaliyetinizi sabit bir işyerinde sürdürmeniz veya yaptığınız ürünleri
Kanunun öngördüğü makine ve aletler dışında başka makine ve alet kullanarak
yapmanız halinde, esnaf muaflığından faydalanamayacağınız tabiidir.
KONU: DEVLET DESTEKLİ PROJE VE DANIŞMANLIK HİZMETİNİN
VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, devlet destekli
projelere, yerel yönetimlere, kamu iktisadi teşebbüslerine, KOBİ›lere ve sivil
toplum kuruluşlarına proje ve danışmanlık hizmeti vermek için mükellefiyet
kaydınızı yaptırdığınız, yapmış olduğunuz iş ile ilgili diplomanızın olmadığı
ancak yetkilendirilmiş sertifikalarınızın olduğu belirtilerek, söz konusu iş
ile ilgili kazancınızın serbest meslek kazancı olarak değerlendirilip
değerlendirilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde,
“Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet
karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali
sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.»
Aynı Kanunun 65 inci maddesinde ise; “Her türlü
serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette
olamayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına
yapılmasıdır...”
hükümlerine yer verilmiştir.
Serbest meslek faaliyetinde ana unsur, faaliyetin
sermayeden ziyade kişisel çalışmaya ilmi veya mesleki bilgi ve ihtisasa
dayanmasıdır. Bu unsur, serbest meslek faaliyetini ticari faaliyetten ayıran en
önemli özellik olup söz konusu faaliyetlerden elde edilen kazançların daha çok
emek
ürünü olduğunu göstermektedir. Serbest meslek
faaliyetinde yalnızca emeğe dayanan organizasyon yeterli olmadığı gibi aynı
zamanda geliri doğuran emeğin, ilmi veya mesleki bilgi ve ihtisasa dayanması
koşulu da aranmaktadır.
Anılan Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında
ise, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar,
ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların
iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek
gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai
kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden
çiftçilerin maddede bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler
dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada istihkak sahiplerinin gelir
vergilerine mahsuben tevkifat yapmaları gerektiği hüküm altına alınmış olup,
aynı fıkranın 2/b bendinde ise serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra
edenlere yapılan ödemeler üzerinden %20 oranında gelir vergisi tevkifatı
yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, yapmış olduğunuz proje
danışmanlık hizmetinin;
- Hizmet akdi ile bir işverene tabi ve belirli bir
işyerine bağlı olarak verilmesi durumunda, elde edilen gelirin ücret kabul
edilerek, Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre
vergilendirilmesi,
- Bir işverene tabi ve belli bir işyerine bağlı
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması durumunda
elde edilen gelirin serbest meslek kazancı sayılarak serbest meslek kazancının
tespitine ilişkin hükümlere göre vergilendirilmesi gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
84098128-120.04.01[65-2018/1]-E.468896 T. 22.11.2018 tarihli özelgesi
KONU: BİOREZONANS FAALİYETİNİN SERBEST MESLEK KAZANCI
OLARAK VERGİLENDİRİLECEĞİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, barınacak yer
sağlanmaksızın mesleki rehabilitasyon (biorezonans) hizmetinde
bulunduğunuzu belirterek, söz konusu faaliyetinizin hangi gelir unsuruna
gireceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde,
her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu
belirtilmiş olup, bir faaliyetin ticari faaliyet olarak değerlendirilebilmesi
için, emek-sermaye, devamlılık, organizasyon ve kazanç elde etme özelliklerini
taşıması gerekmektedir.
Aynı
Kanunun;
65
inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette
olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır.” hükmü,
66 ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Serbest meslek
faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest
meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı
olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez...” hükmü
yer
almaktadır.
Diğer taraftan, 221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğinin “Serbest Meslek Faaliyeti” başlıklı (1.1) bölümünde; bir faaliyetin
serbest meslek faaliyeti olup olmadığı, faaliyetin;
-sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi
veya mesleki bilgiye ve ihtisasa
dayanması,
-bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk
altında kendi nam ve hesabına yapılması,
-devamlı olması,
unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı
bulunduğu belirtilmiştir.
Serbest meslek faaliyetinde ana unsur faaliyetin
sermayeden çok kişisel çalışmaya, ilmi ya da mesleki bilgi veya ihtisasa
dayanmasıdır. Serbest meslek faaliyetlerinden elde edilen kazançların daha çok
emek ürünü olması, emeğin bedeni değil, ilmi veya mesleki bilgi veya ihtisasa
dayanan fikri bir emek olması gerekmektedir.
Biorezonans, hastalıkları ortaya çıkaran, vücuda
zararlı etkenlerin ortadan kaldırılmasını sağlayan, hastalığa neden olan gerçek
sorunu tespit ettikten sonra kişiyi bütünsel olarak ele alıp buna göre frekans
tedavisi yapan tamamlayıcı bir tıp metodu olup yoğun emek ve mesleki bilgi
gerektiren bir faaliyettir.
Bu itibarla, ticari bir organizasyon ve sermaye unsuru
hakim olmaksızın, şahsi mesaiye ve mesleki bilgiye dayanarak kendi nam ve
hesabınıza devamlılık gösterecek şekilde yapılan biorezonans faaliyeti serbest
meslek faaliyeti, bu faaliyetten elde edilen kazancın da serbest meslek kazancı
olarak vergilendirilmesi gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
62030549-120[65-2018/270]-E.1052623 T. 23.11.2018 tarihli özelgesi
KONU: FİZYOTERAPİSTLİK FAALİYETİNİN SERBEST MESLEK
KAZANCI OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ VE VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, servis taşımacılığı ve masaj salonu
işletmeciliği faaliyetinde bulunduğunuzu ve bilanço usulüne göre defter
tuttuğunuzu, bu faaliyetinize ek olarak fizyoterapistlik faaliyetinde de
bulunacağınızı belirterek, fizyoterapistlik faaliyetiniz nedeniyle elde
edeceğiniz kazancın serbest meslek kazancı olarak değerlendirilip
değerlendirilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
I-GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN;
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinin
birinci fıkrasında, “Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar
ticari kazançtır.” hükmüne yer verilmiş olup dördüncü fıkrasında ise; “Ticari
kazanç, Vergi Usul Kanunu hükümlerine ve bu Kanunda yazılı gerçek (Bilanço veya
işletme hesabı esası) veya basit usullere göre tespit edilir.” hükmü yer
almıştır.
Aynı Kanunun;
65 inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek
faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette
olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır.…” hükmüne,
66 ncı maddesinde, “Serbest meslek faaliyetini mutad
meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek
faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak
uğraşılması bu vasfı değiştirmez.…” hükmüne
yer verilmiştir.
Öte yandan, anılan Kanunun 94 üncü maddesinde kimlerin
tevkifat yapacakları açıklanmış olup söz konusu maddenin birinci fıkrasının (2)
numaralı bendine göre, 18 inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri
dolayısıyla yapılan ödemelerden %17, diğerlerinden %20 oranında (2009/14592
sayılı B.K.K. ile) vergi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre,
- fizyoterapistlik faaliyeti olarak belirttiğiniz
faaliyetin, masaj salonu işletmeciliği faaliyetiniz kapsamında yürütülen bir
faaliyet
olması
halinde, bu faaliyetin de mevcut ticari faaliyetiniz kapsamında
değerlendirilmesi,
- fizyoterapistlik faaliyetinin, mevcut ticari
faaliyetiniz dışında, ticari bir organizasyon ve sermaye unsuru hakim
olmaksızın, şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabınıza, sermayeden ziyade
şahsi mesaiye ve mesleki bilgiye dayalı olarak yapılması halinde, elde
edeceğiniz kazancın serbest meslek kazancı kapsamında değerlendirilmesi
gerekmektedir.
II-VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN;
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176, 177 ve 178 inci
maddelerinde tüccarlarda defter tutma esaslarına, 210 uncu maddesinde ise
serbest meslek erbabının düzenleyeceği kazanç defterine ilişkin hükümlere yer
verilmiştir.
Yine aynı Kanunun 229 uncu maddesinde; fatura, satılan
emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek
üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari
vesika olarak tanımlanmış olup, 236 ncı maddesinde de, serbest meslek
erbabının, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha
serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek,
müşterinin de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetinde olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan; serbest meslek erbabı, işletme hesabı
esasına göre defter tutan mükellefler ile basit usule tabi olan mükelleflerin
kayıtlarının elektronik ortamda tutulması ve bu kayıtlardan hareketle
defterlerinin elektronik ortamda oluşturulması ve saklanmasına yönelik olarak
17/12/2017 tarih ve 30273 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan 486 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 01/01/2018
tarihinden itibaren uygulanmak üzere Defter-Beyan Sisteminin kullanılması
zorunluluğu getirilmiş olup, bu kapsamda bulunan mükelleflerin tutacakları
defterleri anılan Tebliğde açıklanan usul ve esaslar doğrultusunda elektronik
ortamda tutmaları gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalara göre,
fizyoterapistlik faaliyeti olarak belirttiğiniz faaliyetin, masaj salonu
işletmeciliği faaliyetiniz kapsamında yürütülen bir faaliyet olması halinde, bu
faaliyetin de mevcut ticari faaliyetiniz kapsamında değerlendirileceği ve bu
faaliyetinizle ilgili kayıtlarınızın da bilanço usulüne göre tuttuğunuz
defterlere intikal ettirileceği tabiidir.
Diğer taraftan, fizyoterapistlik faaliyetinden elde
edilen kazancın serbest meslek kazancı olarak vergilendirilmesi halinde,
serbest meslek mükellefiyeti tesis edilmesi gerekeceğinden, bu faaliyetinden
elde edilen gelirlerin serbest meslek makbuzu ile belgelendirilmesi ve bu
faaliyetle ilgili olarak tutulacak serbest meslek kazanç defterinin 486 Sıra
No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yer verilen usul ve esaslar
doğrultusunda “Defter-Beyan Sistemi” üzerinde elektronik ortamda tutulması
gerekmektedir.
Ayrıca, serbest meslek kazancı elde eden mükellefin
bilanço esasına göre tutacağı defterini, sistem dışında tutacağı ve tüm
beyannamelerini sistem dışından mevcut e-beyanname uygulaması aracılığıyla
göndereceği tabiidir.
KONU: ÜCRETLİ OLARAK BAŞKA BİR AVUKATIN YANINDA
ÇALIŞAN AVUKATIN ARABULUCULUK FAALİYETİ SONUCU ELDE ETTİĞİ GELİRİN
VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; başka bir
avukatın yanında ücretli avukat olarak çalıştığınız, bunun yanı sıra
arabuluculuk faaliyetine başladığınız, bu faaliyetiniz nedeniyle elde ettiğiniz
kazançların nasıl vergilendirileceği hususunda Başkanlığımız görüşü
istenmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
61 inci maddesinde “Ücret, işverene tabi ve belirli
bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar
ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali
sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.»,
65
inci maddesinde “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest
meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette
olmıyan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır.”
hükümlerine
yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında
sayılanların maddede bentler halinde sayılan ödemeleri nakden veya hesaben
yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat
yapmaya mecbur oldukları hükme bağlanmıştır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk
Kanununun 2 inci maddesinde “(1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a)
Arabulucu: Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen
arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişiyi,
b) Arabuluculuk: Sistematik teknikler uygulayarak,
görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren,
onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin
üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını
gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm
önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir
üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm
yöntemini...” 9 uncu maddesinde de “(1) Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir
biçimde
ve şahsen yerine getirir.” hükümleri yer
almaktadır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, arabuluculuk
faaliyetinin şahsen ve tarafsız olarak yerine getirilmesi gereken bir meslek
olması nedeniyle, avukat yanında ücretli olarak çalışan avukatların
arabuluculuk faaliyetinde bulunmalarının yasal yönden mümkün görülmesi
durumunda, yapmış olduğunuz arabuluculuk faaliyetinin “serbest meslek
faaliyeti” kapsamında değerlendirilmesi ve bu faaliyetiniz sonucu elde
ettiğiniz kazancın da serbest meslek kazancı olarak vergilendirilmesi
gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
38418978-120[65-16/15]-64755 T. 01.03.2017 tarihli özelgesi
KONU: İKAMET EDİLEN EVDE YAPILAN
SESLENDİRME ÇALIŞMALARINDA SERBEST MESLEK KAZANCI İSTİSNASI OLMADIĞI HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, sahibi olduğunuz ve ikamet ettiğiniz evin bir
odasını herhangi bir işverene tabi olmaksızın (hizmet akdi olmaksızın) mutad
şekilde seslendirme işi için tahsis ettiğinizi, vergi mükellefi olan veya
olmayan müşterilerin söz konusu iş için aracı internet sitesi üzerinden
tarafınıza ulaşmakta olduğunu ve karşılıklı anlaşma sağlanması halinde işin
tamamlanması sonrası hesabınıza yatırılmak üzere aracı siteye ödeme yaptığını,
aracı site tarafından % lik komisyon alındıktan sonra geri kalan miktarın
şahsınıza ait hesaba aktarıldığını belirterek söz konusu faaliyetiniz
dolayısıyla serbest meslek kazanç istisnasından yararlanıp yararlanamayacağınız
hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
65
inci maddesinde, “ Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”,
66
ncı maddesinde, “ Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler,
serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka
bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez...”
18 inci maddesinde ise “Müellif, mütercim, heykeltraş,
hattat, ressam, bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların
kanuni miras- çılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve
incelemeleri,
bilgisayar yazılımı, röportaj,
karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu
gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon
ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki
eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını
devir ve temlik etmek veya kirala- mak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir
Vergisinden müstesnadır.
Eserlerin
neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi kar- şılığında
alınan bedel ve ücretler istisnaya dahildir.
Yukarıda
yazılı kazançların arızî olarak elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına
engel teşkil etmez.
Serbest
meslek kazançları istisnasının, bu Kanunun 94’üncü maddesi uyarınca tevkif
suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.”
hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, nakden veya hesa- ben yaptıkları
ödemelerden, istihkak sahiplerinin gelir vergisine mahsuben tevkifat yapacak
olanlar belirtilerek hangi ödemelerden tevkifat yapılacağı bentler halinde
sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı ben- dinde ise;
“2. Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu
işleri icra edenlere ya- pılan ödemelerden (Noterlere serbest meslek
faaliyetlerinden dolayı yapı- lan ödemeler hariç)
a)
18 inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapı- lan ödemelerden,
%17
b) Diğerlerinden, %20” hükmü yer
almaktadır.
Yukarıdaki
hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, seslendirme faaliyetiniz Gelir Vergisi
Kanununun 18 inci maddesinde yer alan faaliyetler arasında belirtilmediğinden,
söz konusu faaliyetiniz dolayısıyla serbest meslek ka- zanç istisnasından
yararlanmanız mümkün bulunmamaktadır.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
35672403-010.01[120-09-2016]-14 T. 17.02.2017 tarihli özelgesi
KONU: GÖREVDEN EL ÇEKTİRİLEN NOTERİN KATMA DEĞER
VERGİSİ VE MUHTASAR BEYANNAME YÜKÜMLÜLÜĞÜ HK
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuz ve eki belgelerin tetkikinden; Türkiye Noterler
Birliği tarafından 23/06/2016 tarihinde ... Noteri olarak atandığınızı, ...
Noter Odasının 12/07/2016 tarih ve 66 sayılı kararı ile ... Noterliğinden
23/06/2016 tarihi itibariyle görevden el çektirildiğinizi, bu görevin Başkatibi
...›e devredildiği, imza yetkinizin bulunmadığı,işyerindeki tüm masraflar ve
işçi ücreti ve sosyal güvenlik primlerinin noter vekilince takip edildiğinden
elde edilen hasılatın masraflar düşüldükten sonra banka hesabına aktarıldığı,
size ait iş ve işlemleri vekalet ücreti ödeyerek noter vekilinin takip ettiği
bu durumda; elde edilen hasılata ilişkin katma değer vergisi ve muhtasar
beyanname verilip verilmeyeceği, noterlerce yapılacak makbuz karşılığı
ödemelere ait bildirim yönünden, geçici vergi ve gelir vergisi beyanında
bulunup bulunulmayacağı konularında Başkanlığımız görüşünün talep edildiği
anlaşılmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun;
65
inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”,
66
ncı maddesinde “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler,
serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka
bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı
değiştirmez.
Bu maddenin uygulanmasında:
1.
Gümrük komisyoncuları, bilumum borsa ajan ve acentaları, noterler, noterlik
görevini ifa ile mükellef olanlar;
...”
67
nci maddesinde, “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek
faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle
sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyle
yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.
...
Serbest meslek erbabı için,
1.
Ittıla hasıl etmeleri kaydiyle, namlarına kamu müessesesine, icra dai- resine,
bankaya, notere veya postaya para yatırılması;
2. Serbest meslek kazancı olarak doğan alacağın başka
bir şahsa temli- ki (Temlikin ivazlı olup olmadığına bakılmaz. İvazlı
temliklerde ivazın tahsil şartı aranmaz.) veya müşterisine olan borcu ile
takası;
Tahsil hükmündedir.
...”
94
ncü maddesinde, “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu mü- esseseleri, sair
kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, va- kıflar, dernek ve
vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek
gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai
kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esası- na göre tespit eden
çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil)
nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine
mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar...”
96
ncı maddesinde, “Vergi tevkifatı, 94 üncü madde kapsamına giren nakten veya
hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi,
vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyen- leri istihkak sahiplerine
karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder. Vergi
tevkifatı, ücretler dışında kalan ödemelerde gay- risafi tutarlar üzerinden
yapılır. Kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan
tarafından üstlenilmesi halinde bu
vergi, bilfiil ödenen miktar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı
üzerinden hesaplanır.”
98
inci maddesinde, “94 üncü madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur
olanlar bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve
iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın yirmi üçün- cü
günü akşamına kadar, ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi
dairesine bildirmeye mecburdurlar...”
120
nci maddesinde “Ticari kazanç sahipleri (basit usulde vergilendiri- lenler
hariç) ile serbest meslek erbabı cari vergilendirme döneminin gelir vergisine
mahsup edilmek üzere, bu Kanunun ticari veya mesleki kazan- cın tespitine
ilişkin hükümlerine göre (indirim ve istisnalar ile Vergi Usul Kanununun
değerlemeye ait hükümleri de dikkate alınarak) belirlenen ilgili hesap
döneminin altışar aylık kazançları (42 nci madde kapsamına giren kazançlar ile
noterlik görevini ifa ile mükellef olanların bu işlerden sağla- dıkları
kazançlar hariç) üzerinden 103 üncü maddede yer alan tarifenin
ilk gelir dilimine uygulanan oranda
geçici vergi öderler. Geçici vergi mat- rahının hesaplanmasında dönem sonu mal
mevcutları, kayıtlar üzerinden tespit edilebilir.”
hükümleri yer almaktadır.
Diğer taraftan, 3065 sayılı Katma Değer
Vergisi (KDV) Kanununun; 1/1 inci maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve
serbest meslek faali-
yeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan
teslim ve hizmetlerin, 1/3-f madde- sinde, Gelir Vergisi Kanununun 70 inci
maddesinde belirtilen mal ve hakl
arın kiralanması işlemlerinin KDV’ye
tabi olduğu,
2/1
inci maddesinde, teslimin; bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun
adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesi
olduğu, 8/a maddesinde; mal teslimi ve hizmet ifası hallerin- de bu işleri
yapanların KDV’nin mükellefi olduğu,
10/a
maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde malın teslimi veya hizmetin
yapılması anında, 10/b maddesinde, malın tesliminden veya hizmetin
yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu
belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura ve benzeri belgelerin
düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geleceği,
27/1 inci maddesinde, bedeli bulunmayan
veya bilinmeyen işlemler ile
bedelin
mal, menfaat, hizmet gibi, paradan başka değerler olması halinde verginin
matrahının işlemin mahiyetine göre emsal bedeli veya emsal üc- reti olacağı,
hükme bağlanmıştır.
Öte
yandan; 1512 sayılı Noterlik Kanununun «Boşalan noterliğin vekaleten yönetimi:»
başlıklı 33 üncü maddesinde, «Her ne sebeple olursa olsun boşalan birinci,
ikinci veya üçüncü sınıf bir noterliği, atanan noter göreve başlayıncaya kadar
o noterlikte çalışan ve stajının altı ay›ını tamamlamış olan stajyer, bu
durumdaki stajyerler birden fazla ise kıdemlisi, o noterlikte bu durumda
stajyer yoksa noter odasının uygun bulacağı ve görevlendireceği aynı durumdaki
stajyer, bunlardan hiç birisi bulunmadığı takdirde o noterliğin başkatibi, onun
da engelli bulunduğu hallerde en kıdemli katibi vekaleten yönetir.
Noterlikte
bu işi görecek katip bulunmadığı takdirde, Cumhuriyet sav- cılığının bildirmesi
üzerine, adalet komisyonu tarafından atanacak icra müdürü, icra müdür
yardımcısı veya yeterli bir adalet memuruna bu iş gör- dürülür. İşin
yürütülmesinde yetersiz kaldığının denetimlerde belirlenmesi halinde vekil her
zaman değiştirilebilir.
Yukarıdaki
fıkralar gereğince noterliği yürüten görevliye, kendi aylık veya ücretinden az
olmamak üzere, noter odası tarafından tayin olunacak ücret, noterlik gelirinden
ödenir. Ancak, bu ücret noterliğin aylık safi geliri- nin yarısından fazla
olamaz.
Vekilin
daire dışında bizzat yapacağı işlemlerden alınacak yol ödeneği dahil noterliğin,
aylık gayri safi gelirinden, noterlik aidatı vekilin ücreti ve noterliğin diğer
giderleri ayrıldıktan sonra kalanı, gelir ve giderin müfredat- lı listesi ile
birlikte en geç müteakip ayın on beşine kadar vekil tarafından Türkiye Noterler
Birliğine gönderilir.” hükmü düzenlenmiştir.
Aynı
Kanunun “Geçici bir süre işten ayrılmalarda vekalet” başlıklı 34 üncü
maddesinde ise “Noterlerin, tutuklanma, işten el çektirme ve geçici olarak
işten çıkarma gibi sebeplerden dolayı geçici bir süre işlerinden ay- rılmaları
halinde görevleri 33 üncü madde uyarınca gördürülür.
Bu
takdirde, geçici olarak işten çıkarma hali ayrık olmak üzere diğer hallerde,
noterlik aidatı ayrıldıktan sonra safi gelirin noter vekiline verilen ücretin
artan kısmının yarısı notere verilip, diğer yarısı zimmeti çıktığı takdirde
mahsup edilmek, aksi takdirde notere iade olunmak üzere, soruş- turma ve
kovuşturma kesin bir kararla sonuçlanıncaya kadar alıkonulur.
Geçici olarak işten çıkarma halinde
noter aidatı ve vekile verilen ücretten artan noterlik safi geliri Türkiye
Noterler Birliğine gönderilir. “ hükmü yer
almaktadır.
Buna
göre, soruşturma süresi zarfında görevden el çektirilen noter, no- terlik
gelirinin bir kısmını soruşturma ve kovuşturma kesin bir kararla so- nuçlanınca
almaktadır.
Dolayısıyla,
işten el çektirmekle noterlik sıfatını kaybetmeyen noterin serbest meslek
mükellefiyetinin devam etmesi gerektiği ve beyan edeceği gelirinde elde ettiği
kısımlarla sınırlı olacağı tabiidir.
Diğer
taraftan, serbest meslek kazancının tespitinde tahsil esası geçerli olduğundan,
noterlik görevinden el çektirilmesi nedeniyle bloke edilen tu- tar serbest
meslek kazancı yönünden elde edilmiş bir kazanç sayılmaya- cak olup bloke
tutarın geçici vergi ve gelir vergisi beyanına dâhil edilme- mesi gerekmektedir.
Bu
hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, serbest meslek mükellefiyetini- zin devam
etmesi ve elde etmiş olduğunuz gelir ile sınırlı olmak üzere ser- best meslek
kazancınıza ait geçici vergi ve gelir vergisi beyannamesinin verilmesi
gerekmekte olup bloke edilen tutarların ise tarafınıza ödendiği dönemde beyan
edilmesi gerekeceği tabiidir.
Öte
yandan, görevden el çektirilen veya her ne sebeple olursa olsun boşalan
noterliğe vekil olarak atananlar Gelir Vergisi Kanununun 66 ncı maddesinin
birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca serbest meslek erbabı olarak
kabul edilmektedir.
Buna
göre, ...’in noter vekili olarak, 1512 sayılı Noterlik Kanununun 33 ve 34 üncü
maddeleri hükmü kapsamında hissesine düşen geliri serbest meslek kazancı olarak
beyan etmesi ayrıca, serbest meslek mükellefi ol- ması dolayısıyla KDV ve
muhtasar beyannamelerini vermesi gerekmekte- dir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
16700543-120[17-515-11]-16373 T. 06.04.2017 tarihli özelgesi
KONU: HARİTA VE KADASTRO HAZIRLAMA HİZMETİNDEN
DOLAYI VERGİ MÜKELLEFİYETİ VE KDV UYGULAMASI HAKKINDA.
İlgide
kayıtlı talep formunuzda, harita ve kadastro hizmetinden dolayı vergi mükellefi
olduğunuzu, ...ya hizmet verdiğinizi, serbest meslek mensubuna ait makbuzu
kesip serbest meslek kazancı üzerinden 9/10 oranında tevkifat uyguladığınızı,
ancak gelir vergisi yönünden de tevkifat yapmanızı istediklerinden bahisle
serbest meslek makbuzu üzerinden aynı anda 9/10 oranında KDV tevkifatı
yaptıktan sonra tekrar gelir vergisi yönünde de %20 oranında stopaj kesip kesemeyeceğiniz
hususunda bilgi verilmesi istenilmektedir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanununun 9 uncu maddesi ile gerekli görülen hallerde vergi alacağının
emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanların vergi
alacağının ödenmesinden sorumlu tut- ma konusunda Bakanlığımıza yetki
verilmiştir.
Bu yetkiye dayanarak yayımlanan KDV
Genel Uygulama Tebliğinin “I/C-
2.1.3.2.2. Etüt, Plan-Proje,
Danışmanlık, Denetim ve Benzeri Hizmetler” başlıklı bölümünde, Tebliğin
(I/C-2.1.3.1/b) ayırımında sayılanlara karşı ifa edilen etüt, plan-proje,
danışmanlık, denetim ve benzeri hizmetlerde alıcı- lar tarafından (9/10)
oranında KDV tevkifatı uygulanacağı belirtilmiştir.
Buna
göre, yapım işinden bağımsız ve ayrı olarak verilen harita ve ka- dastro hazırlama
hizmetini KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.1/b) ayırımında sayılanlara
karşı ifa etmeniz halinde, söz konusu Tebliğin (I/C- 2.1.3.2.2.) bölümü
kapsamında serbest meslek mensubuna ait makbuzu
kesip
serbest meslek kazancına ait katma değer vergisinin 9/10 oranın- da KDV
tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
65
inci maddesinde ise “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
hükümleri yer almaktadır.
Öte
yandan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinde; «Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî
kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans
olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
...
2.Yaptıkları
serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapı- lan ödemelerden
(Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan
ödemeler hariç);
a)18’inci
madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapı- lan ödemelerden
%17,
b)
Diğerlerinden %20 ...” oranında vergi tevkifatı yapılacağı hükmü yer
almaktadır.
Buna
göre, harita ve kadastro hazırlama hizmetine ait KDV hariç bedel üzerinden
Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi ve 2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı uyarınca % 20 nispetinde gelir vergisi tevkifatı ya- pılması
gerekmektedir. Ancak, serbest meslek kazancında tahsilat esası geçerli
olduğundan gelir vergisi stopajının tahsilatın gerçekleştiği tarihte
düzenlenecek serbest meslek makbuzu üzerinde yapılacağı tabiidir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
62030549-120[65-2017/250]-224221 T. 27.07.2017 tarihli özelgesi
KONU: ARIZİ SERBEST MESLEK KAZANCININ
VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formu ve ek dilekçede; serbest çalışan grafik sanatçısı
olduğunuzu ve 2016 yılı içerisinde bir şirket tarafından farklı tarihlerde
açılan 7 adet logo tasarım yarışmasından toplam 2.604,73 TL. kazanç
sağladığınızı belirterek, söz konusu gelirinizin arızi serbest meslek kazancı
olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü
talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
61
inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez.»
65
inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
66 ncı maddesinde, “Serbest meslek
faaliyetini mutat meslek halinde
ifa
edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında
meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı
değiştirmez...”
96 ncı maddesinde ise “Vergi tevkifatı, ücretler
dışında kalan ödemeler- de gayrisafi tutarlar üzerinden yapılır. Kesilmesi
gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde bu vergi bilfiil
ödenen miktar ile öde- meyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden
hesaplanır.”
hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinde; «Kamu
idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret
şirketleri,
iş
ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri,
kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur
olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî
işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan
ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada,
istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
1.Hizmet
erbabına ödenen ücretler ile 61’inci maddede yazılı olup ücret sayılan
ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104’üncü maddelere göre,
2.Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu
işleri icra edenlere yapı- lan ödemelerden (Noterlere serbest meslek
faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);
a)18’inci
madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapı- lan ödemelerden
%17,
b)
Diğerlerinden %20 ...” oranında vergi tevkifatının yapılacağı hükmü yer
almaktadır.
Yukarıdaki
hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, faaliyetin bir işverene tabi ve belirli bir
iş yerine bağlılık arz edecek şekilde hizmet sözleşmesi- ne istinaden yapılması
halinde, bu iş karşılığı elde edilecek gelirin ücret olarak değerlendirilmesi
gerekmekte olup ücret olarak yapılan söz konusu ödemeler üzerinden Gelir
Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre gelir vergisi
tevkifatı yapılması gerekir.
Ancak, söz konusu faaliyetin bir
işverene bağlı olmaksızın şahsi sorum-
luluk altında kendi nam ve hesabına
yapılması halinde serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilerek elde edilen
kazanç için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi, söz konusu faaliyetin
devamlılık arz etmeyecek şekilde ve mutad meslek haline getirmeden yapılması
durumunda ise bu faaliyetin arızi serbest meslek faaliyeti olarak
değerlendirilerek, Kanunun 82 nci maddesine göre bir takvim yılında arızi
kazanç dolayısıyla elde edi- len gelirlerin toplamının 2016 yılı gelirleri için
24.000 TL’yi aşması halinde, aşan kısım için yıllık beyanname verilmesi
gerekmektedir.
Diğer
taraftan, Gelir Vergisi Kanununa göre serbest meslek kazancı elde edenlerin faaliyetlerinin
arızi nitelik taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın ödemeyi yapanların tevkifat
yapmakla sorumlu kişilerden olması halinde anılan Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (2/b) bendi uyarınca
%20 oranında gelir vergisi tevkifatı
yapılacağı tabiidir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
27575268-105[229-2016-357]-471915 T. 27.11.2017 tarihli özelgesi
KONU: WEB TASARIM, PROGRAM YAZILIMI VE ANDROİD
UYGULAMALARI, MOBİL UYGULAMALAR, SANAL VE ARTIRILMIŞ GERÇEKLİK UYGULAMALARI
ÇALIŞMALARINDAN ELDE EDİLEN KAZANCIN VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda; ... adresinde web tasarım, program yazılımı ve
android uygulamaları, mobil uygulamalar, sanal ve artırılmış gerçeklik
uygulamalarına yönelik yazılım ve hizmet işi ile iştigal etmek üzere
08/08/2016 tarihinde işyeri açarak işletme hesabı esasına göre defter tasdik
ettirdiğiniz belirtilerek, bahse konu faaliyetleriniz nedeniyle elde edilen
kazancın serbest meslek kazancı olarak mı, ticari kazanç olarak mı
vergilendirileceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde;
“Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.”
hükmüne yer ve- rilmiştir.
Ticari
faaliyet, bir tür emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup kazanç sağlama
niyet ve kastının bulunup bulunmaması böyle bir orga- nizasyon tarafından icra
edilen faaliyetin “ticari faaliyet” olma niteliğine etki etmemektedir. Ancak,
bir faaliyetin “ticari faaliyet” sayılabilmesi için, kazanç sağlama niyet ve
kastı gerekmemekle birlikte faaliyeti icra eden organizasyonun bütün
unsurlarıyla birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip
olması gerekmektedir.
Aynı
Kanunun 65 inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetin- den doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü
yer almaktadır.
Diğer
taraftan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, nakden veya
hesaben yaptıkları ödemelerden, istihkak sahiplerinin gelir vergisine mahsuben
tevkifat yapacak olanlar belirtilerek, hangi ödeme- lerden tevkifat yapılacağı
bentler halinde sayılmış olup, (2) numaralı bent uyarınca, 18 inci madde
kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden %17,
diğer işlerde ise %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı
belirtilmiştir.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, bilgisayar program yazılımı çalışma- larından elde
edilen kazancın, yapılan faaliyetin ticari bir organizasyon ve sermaye unsuru
hakim olmaksızın şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki
bilgiye ve ihtisasa dayanarak kendi nam
ve hesabınıza yapılması halinde, Gelir Vergisi Kanununun serbest meslek
kazancına ilişkin genel hüküm- lere göre gelir vergisine tabi tutulması
gerekmekte olup, adınıza ödeme yapanların Kanunun 94 üncü maddesinde sayılanlar
kapsamında olması durumunda, anılan maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı
bendini (b) alt bendi uyarınca gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Diğer
taraftan, web tasarım çalışmaları ile var olan programları kullan- mak ve
bilgisayar programlarını müşterilerin kullanabileceği duruma ge- tirme şeklinde
yapılan android uygulamaları, mobil uygulamalar sanal ve artırılmış gerçeklik
uygulamalarına yönelik yazılım çalışmalarından elde ettiğiniz kazancın ticari
faaliyet olarak değerlendirilmesi ve bu faaliyetler- den doğan kazancın da
Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hükümleri çerçevesinde vergilendirilmesi
gerekmektedir.
Öte
yandan; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesi gereğince, bu Kanuna
göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan
kayıtların tevsiki mecburi olduğundan, ticaret erbabınca Kanunun 229 uncu
maddesine göre satılan emtia veya yapılan iş karşılığında, müşterinin
borçlandığı meblağı göstermek üzere müşteriye ticari bir vesika olarak fatura
düzenlenmesi, 177 nci maddede 6 bent halinde sayılan şartlardan birinin
taşınması halinde bilanço esasına göre, aksi takdirde işletme hesabı esasına
göre defter tutulması gerekmektedir.
Buna
göre, web tasarım çalışmaları ile var olan programları kullanmak ve bilgisayar
programlarını müşterilerin kullanabileceği duruma getirme şeklinde yapılan
android uygulamaları, mobil uygulamalar sanal ve artırıl
mış
gerçeklik uygulamalarına yönelik yazılım çalışmalarından elde edilen kazancın
ticari kazanç olarak vergilendirilmesi gerektiğinden, söz konusu
faaliyetleriniz nedeniyle 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddede 6
bent halinde sayılan şartlardan birini taşımanız halinde bilan- ço esasına
göre, aksi takdirde işletme hesabı esasına göre defter tasdik ettirerek,
satılan emtia veya yapılan iş karşılığında fatura düzenlenmesi gerekmektedir.
Gelir
İdaresi Başkanlığının S. 84098128-120.04.02[18-2017/15]- 126070 T. 14.11.2017
tarihli özelgesi
KONU: MESLEK SERBEST MESLEK FAALİYETİ
KAZANÇ İSTİSNASI GELİR VERGİSİ TEVKİFATI AHŞAP YAKMA, RE- SİM VE KALİGRAFİ
SANATI ALANINDAKİ ÇALIŞMALAR- DAN ELDE EDİLECEK KAZANCIN VERGİLEMESİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, ahşap yakma, resim ve kaligrafi sanatı alanında
çalışmalar yaptığınız ve bu çalışmalarınızın Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif
Hakları Genel Müdürlüğünce güzel sanat eseri olarak kabul edildiği
belirtilerek, söz konusu çalışmalarınızın satışından elde edeceğiniz kazancın
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan istisna
kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü
talep edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 ve 66 ncı maddelerine göre, her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazan- cı ve serbest meslek
faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler de ser- best meslek erbabıdır.
Aynı
Kanunun 18 inci maddesinde, “Müellif, mütercim, heykeltıraş, hat- tat, ressam,
bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni
mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri,
bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve
televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve
internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD,
disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira
beratlarını satmak veya bunlar
üzerindeki mevcut haklarını devir ve te
mlik
etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisin- den
müstesnadır.
Eserlerin
neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi kar- şılığında
alınan bedel ve ücretler istisnaya dahildir.
Yukarıda
yazılı kazançların arızi olarak elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına
engel teşkil etmez.
Serbest meslek kazançları istisnasının, bu Kanunun 94
üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.” hükmü
yer al- maktadır.
Mezkur
Kanunun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasında, vergi tevkifatı yapacaklar
sayılmış olup, aynı maddenin 2/a bendinde de, 18’inci madde kapsamına giren
serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden (2009/14592 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı gereğince) % 17 oranında gelir vergisi tevkifatı
yapılması öngörülmüştür.
Diğer
taraftan, özelge talep formunuz ekinde yer alan Kültür ve Tu- rizm Bakanlığı
Telif Hakları Müdürlüğünden alınan 29.06.2017 tarih ve E.131963 sayılı yazıda,
yaptığınız ahşap yakma, resim ve kaligrafi çalış- malarının 5846 sayılı Fikir
ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre güzel sanat eseri niteliği taşıdığı
anlaşılmıştır.
Buna
göre, resim ve kaligrafi çalışmalarından dolayı elde edeceğiniz hasılata
münhasır olmak üzere, Gelir Vergisi Kanununun 18 inci madde- sinde yer alan
istisnadan faydalanmanız mümkün bulunmaktadır. Ayrıca, söz konusu istisna
kapsamında bulunan çalışmalarınızın tevkifat yapmak mecburiyetinde olanlarca
satın alınması halinde, tarafınıza yapılacak öde- melerden gelir vergisi
tevkifatı yapılacağı ve istisna kapsamında kalan bu kazançlarınız için yıllık
beyanname verilmeyeceği, diğer kazançlar için be- yanname verilmesi durumunda
ise bu kazançlarınızın beyannameye dâhil edilmeyeceği tabiidir.
Diğer
taraftan, ahşap yakma alanındaki sanat çalışmaları Gelir Vergisi Kanununun 18
inci madde kapsamında değerlendirilmemekle birlikte, bu çalışmalarınızdan
ortaya çıkan eserlerin anılan madde kapsamında sa- yılan eserlerden olması
(örneğin ahşap yakma sanatı kullanılarak resim yapılması) halinde bu
çalışmalarınızın da istisna kapsamında değerlendi- rilmesi mümkündür.
Öte yandan serbest meslek erbabının, 213
sayılı Vergi Usul Kanununun
153
üncü maddesi uyarınca işe başlamayı vergi dairesine bildirme, 172 ve 210 uncu
maddeleri uyarınca serbest meslek kazanç defteri tutma, 236 ncı maddesi
uyarınca da mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatları için serbest
meslek makbuzu düzenleme mecburiyeti bulunmaktadır.
Buna
göre, serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa eden- lerin, 213
sayılı Vergi Usul Kanununun yukarıda belirtilen hükümlerinde yer alan
yükümlülükleri yerine getirmesi gerekmektedir. Ancak, konuya ilişkin olarak 224
Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, münhasıran Gelir Vergisi Kanununun
18 inci maddesinde belirtilen türden faaliyetlerde bulunan ve eserlerini sadece
aynı Kanunun 94 üncü maddesinde belirtilen kişi veya kurumlara teslim eden
serbest meslek erbabından isteyenlerin, defter tasdik ettirme ve tutma ile
belge düzenleme zorunluluklarının kaldı- rıldığı açıklanmıştır.
Bu
itibarla, söz konusu faaliyetinizi mutad meslek halinde ifa etmeniz ve istisna
kapsamındaki eserlerinizi Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü madde- sinde
sayılanlar dışındakilere de satmanız halinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun
153, 172, 210 ve 236 ncı maddeleri uyarınca işe başlama bil- diriminde bulunma,
serbest meslek kazanç defteri tutma ve serbest mes- lek makbuzu düzenleme
mecburiyetiniz bulunmaktadır.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda; ... sendikasının avukatı olduğunuzu, sözleşme
kapsamında sendika üyesi işçilerin iş akitlerinin sona ermesi nedeniyle doğan
hak ve alacaklarının dava ve icra takiplerinin tarafınızca yapıldığı,
sonuçlanan dava ve icra takipleri ile ilgili takip konusu yapılan işçi
alacaklarının (masraf ve borçludan tahsil edilen avukatlık ücretleri dahil)
banka hesabınıza yatırıldığı, işçilerden herhangi bir avukatlık ücreti
alınmadığı, borçlu (karşı taraf) dan tahsil edilen avukatlık ücreti için serbest
meslek makbuzu düzenlediğiniz belirtilerek,
banka hesabınıza yatırılan işçi
alacaklarının işçilere ödenmesi sırasında ayrıca avukatlık ücreti kesilip
kesilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
6l
inci maddesinde; “Ücret işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı ola- rak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez.»
65
inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.”
hükümleri yer almaktadır.
Aynı
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, nakden veya he- saben yaptığı
ödemelerden tevkifat yapmak zorunda olanlar sayılmış olup, aynı maddenin 2/(b)
bendinde ise yaptıkları serbest meslek işleri dolayı- sıyla bu işleri icra
edenlere yapılan ödemelerden %20 oranında tevkifat yapılacağı hüküm altına
alınmıştır.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 236 ıncı maddesinde;
« Serbest meslek erbabı, mesleki
faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek
makbuzu tanzim etmek ve bir
nüshasını müşteriye vermek, müşteri de
bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir.» hükmüne yer verilmiştir.
Diğer
taraftan, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164 ile 166 ncı madde- lerinde,
avukatlık ücreti tanımlanmakta ve kaynakları itibariyle, sözleşme- ye bağlı iş
sahibinden sağlanan vekalet ücreti ile dava sonucunda kararla tarifeye
dayanılarak karşı tarafa yüklenen vekalet ücreti olmak üzere iki ayrı vekalet
ücretinden söz edilmektedir.
Özelge
talep formu ve ekinde yer alan belgelerin incelenmesinden, adı geçen sendikaya
vekalet akdi kapsamında hizmet verdiğiniz,
sendika ve üyeleri ile ilgili dava ve
icra takipleri nedeniyle sendika ve işçilerden hiçbir şekilde avukatlık ücreti
almayacağınız, sendikanın umumi vekaletnamesine dayanılarak ancak tevdi olunan
davaları açacağınız veya sendika aleyhine açılmış bulunan davaları
yürüteceğiniz, yapılacak ödemeler karşılığı serbest meslek makbuzu
düzenleyeceğiniz anlaşılmıştır.
Dava
sonunda mahkeme ilamına göre veya icra takibi sonucu verilen kararla avukatlık
tarifesine dayanılarak karşı tarafa yüklenilecek vekalet ücretinin serbest
meslek erbabı olan avukatlara ödenmesi halinde, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü
maddesi ve 2009/14592 sayılı Bakanlar Ku- rulu Kararı uyarınca sorumlularca %
20 nispetinde gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre; tarafınıza yapılan vekalet ücreti öde- meleri için
ödemeyi yapan adına serbest meslek makbuzu düzenlemeniz gerekmektedir.
Diğer
taraftan, davalarını takip ettiğiniz işçilerden tarafınızca her hangi bir ücret
alınmaması durumunda gelir vergisi yönünden serbest meslek makbuzu düzenlenmesi
söz konusu olmayacaktır.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, 6661 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle 5510
sayılı Kanuna eklenen geçici 68 inci maddesine
istinaden asgari ücret tutarına ilişkin
SGK primleri için uygulanan indirim tutarlarının, serbest meslek kazanç
defterinde gelir olarak mı dikkate alınacağı, yoksa geçici vergi beyannamesinde
uygulanan indirim tutarı kadar vergi matrahının mı arttırılması gerektiği
hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
65
inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan ka- zançların
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
hükmü
67
nci maddesinde ise, “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi için- de serbest
meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer
suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu fa- aliyet
dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır...” hükmü
yer almaktadır.
Aynı
Kanunun 68 inci maddesinde de serbest meslek kazancının tes- pitinde
indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup maddenin 2 numaralı bendinde,
“Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müşte- milatındaki iaşe ve
ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı
(bu primlerin ve aidatın geri alınmamak üzere Türkiye’de kâin sigorta
şirketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına ödenmiş ol- ması ve emekli ve
yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şar- tıyla) ile 27 nci
maddede yazılı giyim giderleri “nin serbest meslek kazan- cının tespitinde
gider olarak hasılattan indirileceği hüküm altına alınmıştır.
Öte
yandan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 88
inci maddesinin 11 inci fıkrasında, Kuruma fiilen ödenmeyen prim tutarlarının,
gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider yazılamayacağı hükmü mevcuttur.
Anılan
Kanuna 6661 sayılı Kanunun 17 nci maddesi ile eklenen Geçici 68 inci maddenin 1
inci fıkrasında da;
“
(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsa- mında
haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigorta- lıları
çalıştıran işverenlerce;
a)
2015 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet
belgelerinde prime esas günlük kazancı 85 TL ve altında bildirilen sigorta-
lıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya
ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalılara
ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,
b)
2016 yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bil- dirilen
sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,
2016
yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemleri için günlük 3,33 TL ile çarpımı sonucu
bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta prim-
lerinden mahsup edilir ve bu tutar
Hazinece karşılanır.
...”
hükümleri yer almaktadır.
Konu
ile ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 10/02/2016 tarih ve
2016/4 sayılı Genelgesinde konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş
olup, söz konusu Genelgenin “8.5. Asgari Ücret Desteğinin Si- gorta Prim
borçlarına mahsup veya iade edilmesi” başlıklı bölümünde; “Bu genelgenin 2 nci
ve 3 üncü maddelerinde belirlenen usul ve esaslara göre bulunacak asgari ücret
desteğiyle sağlanacak indirim tutarı, ilgili ayı takip eden ay/aylardan doğan
sigorta prim borçlarına mahsup edilecektir.
İşverenin
28.02.2017 tarihine kadar mahsup edilecek prim borcunun olmaması dolayısıyla
alacaklı olması durumunda, alacaklı olduğu tutar, işverenin Kurumda tescilli
başka işyerlerinin sigorta primi ile idari para cezasına mahsup edilecektir.
Mahsup edilecek başka borcunun olmaması durumunda, alacaklı tutar 5510 sayılı
Kanunun 89 uncu maddesine göre iade edilecektir.” açıklamalarına yer
verilmiştir.
Bu hükümlere göre, 5510 sayılı Kanunun geçici 68 inci
maddesine isti- naden uygulanan sigorta prim indirimi tutarının, Gelir Vergisi
Kanunu yö- nünden gelir veya gider olarak dikkate alınmaması gerekir.
I-GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde ?Her türlü serbest meslek
faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek
faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya
ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın
şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.? hükmüne,
67
nci maddesinde Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek
faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para
ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan
ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan
giderler indirildikten sonra kalan farktır şeklinde tanımlanmış, aynı maddenin
4 üncü fıkrasında da Vergi, resim, harç, keşif, şahitlik, bilirkişilik ve
ekspertiz gibi hususlara harcanmak üzere müşteri veya müvekkilden alınan ve
tamamen bu hususlara sarf edilen para ve ayınlar kazanç sayılmaz.
hükmüne yer verilmiştir.
Aynı
Kanunun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında, sahibinin ticari, zirai veya
mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden
müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri
iratların menkul sermaye iradı olduğu hüküm altına alınmıştır.
Anılan
maddenin ikinci fıkrasının (6) numaralı bendinde de; «Her nevi alacak
faizlerinin (Adi, imtiyazlı, rehinli, senetli alacaklarla carî hesap
alacaklarından doğan faizler ve kamu tüzel kişilerince borçlanılan ve senede
bağlanmış olan meblağlar için ödenen faizler dahil.)» hükmüne yer verilmek
suretiyle alacak faizinin menkul sermaye iradı sayılacağı belirtilmiştir.
Öte
yandan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, nakden veya hesaben
yaptığı ödemelerden tevkifat yapmak zorunda olanlar sayılmış olup, aynı
maddenin 2/b bendinde ise yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu
işleri icra edenlere yapılan ödemelerden %20 oranında tevkifat yapılacağı hüküm
altına alınmıştır. Ayrıca, söz konusu maddede, alacak faizlerinden vergi
tevkifatı yapılacağına dair bir hükme yer verilmemiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre;
-
Dava sonunda mahkeme ilamına göre verilen kararla tarafınıza ödenmek üzere
müvekkil şirket tarafından icra müdürlüğüne yapılan ödemelerden, alacak aslı ve
vekalet ücreti serbest meslek kazancı mahiyetinde olup ödeme yapıldığı sırada
ödemeyi yapan şirket tarafından alacak aslı ile birlikte vekalet ücretleri
üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması,
-
Tarafınıza ödenen kanuni faizin Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin 6
numaralı bendi çerçevesinde menkul sermaye iradı olarak vergilendirilmesi
gerekmekte olup söz konusu ödeme üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmaması,
gerekmektedir.
Diğer
taraftan, icra takip masrafı, mahkeme masrafları ve icra tahsil harcının Gelir
Vergisi Kanununun 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince serbest meslek
kazancına dahil edilmesine gerek bulunmamaktadır.
II- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
3065 sayılı KDV Kanununun;
-1/1 maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve
serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye›de yapılan teslim ve hizmetlerin
KDV ye tabi olduğu,
-4/1
maddesinde; hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında
kalan işlemler olduğu ve bu işlemlerin, bir şeyi yapmak, işlemek, meydana
getirmek, imal etmek,onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak,
değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde
gerçekleşebileceği,
-20
nci maddesinde; teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin
karşılığını teşkil eden bedel olduğu; bedel deyiminin, malı teslim alan veya
kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler
karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan
veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer
suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler
toplamını ifade ettiği,
hükme bağlanmıştır.
Konuya
ilişkin olarak yayımlanan KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/B-4) bölümünde;
«Mahkemelerce
hükmolunan avukatlık ücretlerinin davayı kazananlara ödenmesi KDV›nin konusuna
girmez. Ancak bu paralardan sözleşmeleri gereği ücret karşılığı çalışanlar
dışında kalan avukatlara intikal eden kısım, serbest meslek kazancı kapsamında
vergiye tabi olur. Avukatlar aldıkları bu para için davayı kazanana serbest
meslek makbuzu düzenler ve makbuzda alınan tutar üzerinden KDV hesaplayıp
ayrıca gösterirler.
Mahkeme
kararında «KDV hariç» şeklinde bir ifadenin yer almaması halinde, vekalet
ücretinin KDV dahil olduğu kabul edilir ve iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle
hesaplanan KDV, düzenlenen serbest meslek makbuzunda gösterilir.»
açıklamalarına yer verilmiştir.
Buna
göre, müvekkillerinize verilen avukatlık hizmeti karşılığı alınan avukatlık
ücreti serbest meslek kazancı kapsamında değerlendirilecek ve KDV›ye tabi
tutulacaktır.
Öte yandan, ... San. ve Tic. A.Ş arasında yapılan
ücret
sözleşmesine
istinaden söz konusu avukatlık ücret alacaklarının İstanbul 4. İcra Müdürlüğü
kanalıyla ödenmesinde mahkeme kararında
«KDV hariç» şeklinde bir ifadenin yer almaması
sebebiyle, ücret sözleşmesine dayanan davaya konu avukatlık ücretine KDV›nin
dâhil olduğu kabul edilerek mahkeme tarafından hükmolunan tutara iç yüzde oranı
uygulanmak suretiyle tespit edilecek KDV›nin bu tespit çerçevesinde
düzenlenecek serbest meslek makbuzunda gösterilmesi gerekmektedir.
III- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:
213
sayılı Vergi Usul Kanununun, 172 nci maddesinde serbest meslek erbabına defter
tutma mecburiyeti getirilmiş; 210 uncu maddesinde, serbest meslek erbabının
serbest meslek kazanç defteri
tutacağı hüküm altına alınmış, 236 ncı
maddesinde ise «Serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü
tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını
müşteriye vermek, müşteride bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir.»
hükmüne yer verilmştir.
Yukarıda
yer alan hükümlere göre, dava sonunda mahkeme kararına göre tarafınıza ödenen
tutarın serbest meslek kazancı mahiyetinde olan kısmı için serbest meslek
makbuzu düzenlemeniz gerekmektedir.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzda, resim, heykel ve enstalas- yon (yerleştirme)
çalışmaları yaptığınız ve Kültür ve Turizm Bakanlığı ta- rafından söz konusu
çalışmalarınızın eser olarak kabul edildiği belirtilerek, bu çalışmalar
dolayısıyla Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan istisnadan
yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığı-
mız görüşü talep edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci ve 66 ncı maddelerine göre, her türlü
serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancı ve serbest
meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler de serbest meslek
erbabıdır.
Aynı
Kanunun 18 inci maddesinde, «Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam,
bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni
mirasçılarının şiir, hikâye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri,
bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve
televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve
internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD,
disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak
veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak
suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.
Eserlerin
neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında
alınan bedel ve ücretler istisnaya dahildir.
Yukarıda
yazılı kazançların arızî olarak elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına
engel teşkil etmez.
Serbest meslek kazançları istisnasının, bu Kanunun
94›üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.»
hükmü yer almaktadır.
Aynı
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise, ?Kamu idare ve müesseseleri,
iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans
olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.? hükmüne
yer verilmiş ve aynı maddenin 2/a bendinde de 18 inci madde kapsamına giren
serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden (2009/14592 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı gereğince) %17 oranında gelir vergisi tevkifatı
yapılması öngörülmüştür.
Yine
aynı Kanunun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (1/a) bendinde, tam
mükellefiyette kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısımları için
yıllık beyanname verilmeyeceği ve diğer gelirler için beyanname verilmesi
halinde de bu gelirlerin beyannameye dahil edilmeyeceği hüküm altına
alınmıştır.
Diğer taraftan, ilgide kayıtlı özelge talep formu
ekinde yer alan T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel
Müdürlüğü›nden alınan ... tarih ve ... sayılı yazıda, resim, heykel ve enstalasyon
(yerleştirme) çalışmalarınızın 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu
hükümlerine göre eser niteliği taşıdığı anlaşılmıştır.
Bu
açıklamalara göre, resim ve heykel çalışmalarınızdan dolayı elde edeceğiniz
hasılata münhasır olmak üzere, Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer
alan istisnadan faydalanmanız mümkün bulunmakta olup, enstalasyon (yerleştirme)
çalışmalarınız ise Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde sayılan eser
grupları içerisinde yer almadığından, bu çalışmalarınızdan dolayı anılan
maddede yer alan istisnadan faydalanmanız mümkün bulunmamaktadır.
Söz
konusu istisna kapsamında bulunan çalışmalarınızın Gelir Vergisi Kanununun 94
üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden tevkifat yapmak mecburiyetinde
olanlarca satın alınması halinde, tarafınıza yapılacak ödemelerden gelir
vergisi tevkifatı yapılacağı ve istisna kapsamındaki bu kazançlarınız için
yıllık beyanname verilmeyeceği tabiidir.
Öte
yandan serbest meslek erbabının, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 153 üncü
maddesi uyarınca işe başlamayı vergi dairesine bildirme, 172 ve 210 uncu
maddeleri uyarınca serbest meslek kazanç defteri tutma, 236 ncı maddesi
uyarınca da mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatları için serbest
meslek makbuzu düzenleme mecburiyeti bulunmaktadır.
Buna
göre, serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenlerin, 213 sayılı
Kanunun yukarıda belirtilen hükümlerinde yer
alan yükümlülükleri yerine getirmesi
gerekmektedir. Ancak, konuya ilişkin olarak 224 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği›nde,
münhasıran Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde belirtilen türden
faaliyetlerde bu- lunan ve eserlerini sadece aynı Kanunun 94 üncü maddesinde
belirtilen kişi veya kurumlara teslim eden serbest meslek erbabından
isteyenlerin, defter tasdik ettirme ve tutma ile belge düzenleme
zorunluluklarının kaldı- rıldığı açıklanmıştır.
Bu çerçevede, söz konusu faaliyetinizi
mutad meslek halinde
ifa etmeniz ve istisna kapsamındaki
eserlerinizi Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılanlar dışındakilere
de satmanız halinde, 213 sayılı Kanunun 153, 172, 210 ve 236 ncı maddeleri
uyarınca işe başlama bildiriminde bulunma, serbest meslek kazanç defteri tutma
ve serbest meslek makbuzu düzenleme mecburiyetiniz bulunmaktadır.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda; resim, illüstrasyon, seramik ve cam sanatı
çalışmaları yaptığınız belirtilerek, söz konusu çalışmalarınız dolayısıyla
Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan istisnadan yararlanıp
yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 ve 66 ncı maddelerine göre, her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancı ve serbest meslek
faaliyetini mutad meslek halinde ifa
edenler de serbest meslek erbabıdır.
Aynı
Kanunun 18 inci maddesinde, «Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam,
bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni
mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri,
bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve
televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve
internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD,
disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak
veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını
devir ve temlik etmek veya kiralamak
suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.
Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir
gibi suretlerle
değerlendirilmesi karşılığında alınan
bedel ve ücretler istisnaya dahildir.
Yukarıda yazılı kazançların arızî olarak elde edilmesi
istisna hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez.
Serbest meslek kazançları istisnasının, bu Kanunun
94›üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.»
hükmü yer almaktadır.
Yine
aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, «Kamu idare ve
müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş
ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri,
kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini
beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans
olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar» hükmüne
yer verilmiş ve aynı maddenin 2/a bendinde de, 18 inci madde kapsamına giren
serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden (2009/14592 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı gereğince) %17 oranında gelir vergisi tevki- fatı
yapılması öngörülmüştür.
Öte
yandan, özelge talep formu ekinde yer alan Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif
Hakları Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında, resim,
illüstrasyon, seramik ve cam sanatı çalışmalarınızın 5846 sayılı Fikir ve Sanat
Eserleri Kanunu hükümlerine göre eser niteliği taşıdığı anlaşılmıştır.
Buna
göre, söz konusu resim çalışmalarınız ile bilgisayar yazılımı ve dijital
araçlar kullanılmaması, grafik tasarımı kapsamında olmaması, fiziki ortamda
kendi el emeğiniz ile icra edilmesi şartıyla illüstrasyon çalışmalarınızdan
dolayı elde edeceğiniz hasılata münhasır olmak üzere, Gelir Vergisi Kanununun
18 inci maddesinde yer alan istisnadan faydalanmanız mümkün bulunmaktadır.
Ayrıca,
seramik ve cam çalışmalarınız sonucu ortaya çıkan eserlerin Gelir Vergisi
Kanununun 18 inci maddesinde sayılan eserlerden olması halinde bu
çalışmalarınızdan dolayı elde edeceğiniz hasılata münhasır olmak üzere, anılan
kanunun 18 inci maddesinde yer alan istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün
bulunmaktadır.
Diğer
taraftan, söz konusu istisna kapsamında bulunan çalışmalarınızın Gelir Vergisi
Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden tevkifat yapmak
mecburiyetinde olanlarca satın alınması halinde, tarafınıza yapılacak
ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılacağı ve istisna hadleri içinde kalan
bu kazançlarınız için yıllık beyanname verilmeyeceği tabiidir.
Öte
yandan serbest meslek erbabının, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 153 üncü
maddesi uyarınca işe başlamayı vergi dairesine bildirme, 172 nci ve 210 uncu
maddeleri uyarınca serbest meslek kazanç defteri tutma, 236 ncı maddesi
uyarınca da mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatları için serbest
meslek makbuzu düzenleme mecburiyeti bulunmaktadır.
Buna
göre, serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa esenrin, 213 sayılı
Kanunun yukarıda belirtilen hükümlerinde yer alan yükümlülükleri yerine
getirmesi gerekmektedir. Ancak, konuya ilişkin olarak 224 Seri No.lu Gelir
Vergisi Genel Tebliğinde, münhasıran Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde
belirtilen türden faaliyetlerde bulunan ve eserlerini sadece aynı kanunun 94
üncü maddesinde belirtilen kişi veya kurumlara teslim eden serbest meslek
erbabından isteyenlerin, defter tasdik ettirme ve tutma ile belge düzenleme
zorunluluklarının kaldırıldığı açıklanmıştır.
Bu
çerçevede, söz konusu faaliyetinizi mutad meslek halinde ifa etmeniz ve istisna
kapsamındaki eserlerinizi Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılanlar
dışındakilere de satmanız halinde, 213
Sayılı Kanunun 153, 172, 210 ve 236 ncı
maddeleri uyarınca işe başlama bildiriminde bulunma, serbest meslek kazanç
defteri tutma ve serbest meslek makbuzu düzenleme mecburiyetiniz bulunmaktadır.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
31435689-120[65-2015/918]-8783 T. 19.2.2016 tarihli özelgesi
KONU: SERBEST MESLEK DEFTERİ TASDİK
ETTİRMEKSİZİN YAPILAN MESLEKİ FAALİYET NEDENİYLE VERGİ SORUMLULARINCA YAPILAN
VERGİ TEVKİFATININ MAHSUBU HK
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzda; bilanço esasına göre defter tuttuğunuzu, aynı
zamanda serbest meslek (mimarlık) faaliyetinizin bulunduğunu, ancak Serbest
Meslek Kazanç Defteri tasdik ettirmediğinizi, serbest meslek faaliyetinizden
dolayı adınıza yapılan gelir vergisi tevkifatlarının vergi sorumlularınca beyan
edilerek ödendiğinibelirterek, söz konusu tevkifatların vergi borcunuza
mahsubunun yapılıp yapılamayacağı hususunda bilgi talep edilmektedir.
Bilindiği
üzere; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde serbest meslek
kazancının tarifi yapılmış olup; söz konusu maddede: «Her türlü serbest meslek
faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.» hükmü
yer almıştır.
Aynı
Kanunun «Ticari Kazancın Tarifi» başlıklı 37 inci maddesinde ise; «Her türlü
ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.» hükmüne yer
verilmiştir.
Ticari
kazançlar esas itibariyle sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak
doğarlar. Bu kaynağa bağlı olarak devamlı bir organizasyona dayanan her türlü
faaliyet ticari faaliyettir. Serbest meslek faaliyetinin ticari bir
organizasyon içinde yapılması sağlanan gelirin yapısını değiştirmez. Sadece
elde edenler yönünden ticari kazanç sayılmasını gerektirir ve ticari kazanca
ait esas ve hükümlere tabidir.
Bu
hükümlere göre, serbest meslek faaliyetinden elde edilen kazancın serbest
meslek kazancı olarak vergilendirilmesi ve serbest meslek mükellefiyetinin
tesis edilmesi gerekmektedir. Ticari kazanç işlerinden elde edilen kazancın ise
ticari kazanç olarak vergilendirilmesi ve mükellefiyetinin ticari kazanç
mükellefi olarak tesis edilmesi gerekmektedir.
Öte
yandan, anılan Kanunun «Vergi Tevkifatının Mahsubu» başlıklı 121 inci
maddesinde, Yıllık beyannamede gösterilen gelire dahil kazanç ve iratlardan bu
kanuna göre kesilmiş bulunan vergilerin, beyanname üzerinden hesaplanan Gelir
Vergisine mahsub edileceği, mahsubu yapılan miktar Gelir Vergisinden fazla
olduğu taktirde aradaki farkın vergi dairesince mükellefe bildirileceği ve
mükellefin tebliğ
tarihinden itibaren bir yıl içinde
müracaatı üzerine kendisine red ve iade olunacağı, hükme bağlanmış olup, konu
ile ilgili olarak yayımlanan 252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin
«1.3.1. Mahsup Yoluyla İade» başlıklı bölümünde gerekli açıklamalara yer
verilmiştir.
Diğer
taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 172 nci maddesinde; anılan Kanuna
istinaden defter tutmak mecburiyetinde olan gerçek ve tüzel kişiler tek tek
sayılmak suretiyle belirtilmiştir.
Aynı
Kanunun 210 uncu maddesinde; serbest meslek erbabının kazanç defteri tutacağı,
236 ncı maddesinde ise; serbest meslek erbabının, mesleki faaliyetlerine
ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek
ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşterinin de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetinde
olduğu hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara
göre;
-
Serbest meslek faaliyetinden elde edilen kazancın serbest meslek kazancı olarak
vergilendirilmesi ve bu faaliyetle ilgili olarak serbest meslek kazanç defteri
tasdik ettirilerek kullanılması, serbest meslek faaliyetlerinden elde edilen
gelirlerin de serbest meslek makbuzu ile belgelendirilmesi gerekmekte olup, bu
kazancın ticari faaliyetinize ilişkin tutulacak defterinize ilave edilmesi
mümkün bulunmamaktadır.
-
Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendine
göre ilgili dönem serbest meslek kazancının resen takdir edilmesi, bu döneme
ilişkin serbest meslek kazancının yıllık beyanname ile beyan edilmiş olması ve
serbest meslek kazanç defterinin tasdik edilmemesine ilişkin cezai
müeyyidelerin uygulanması halinde serbest
meslek faaliyetinizden dolayı adınıza
yapılan gelir vergisi tevkifatlarının mahsubunun yapılması mümkün
bulunmaktadır. Ancak, mahsup için 252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde
yer alan diğer şartların da aranılacağı tabiidir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
38418978-120[61-15/23]-69862 T. 6.5.2016 tarihli özelgesi
KONU: SURİYELİ GÖNÜLLÜ ÖĞRETMENLERE YAPILAN
ÖDEMELERİN VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formu ve eki dilekçenizde, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün
... vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi olduğunuz, 1998 yılından beri
Türkiye›de faaliyetinizin devam ettiği ve herhangi bir ticari faaliyetinizin
olmadığı, Alman Hükümetinin Kurumunuza vermiş olduğu yetkiyle Türkiye›de acil
yardım projeleri kapsamında malzeme ve hizmet alımları da dahil insani yardım
projelerini de yürüttüğünüz, Suriyeli öğrencilere kaliteli eğitim hizmetlerinin
sağlanması hususunda Türkiye›de devlet tarafından sunulan eğitim hizmetlerine
artan talebin yaratabileceği olumsuz etkileri hafifletmek adına ulusal düzeyde
T.C.
Milli Eğitim Bakanlığı Yabancı
Öğrenciler Komisyonu, il düzeyinde ise İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yakın iş
birliği içerisinde çalışmayı hedeflediğiniz, İl Mili Eğitim Müdürlüğü
tarafından belirlenen Geçici
Eğitim Merkezlerinde sınıf öğretmenliği
veya branş öğretmenliği görevini gönüllü bir şekilde icra edecek olan ve yine
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen ve onaylanan Suriyeli gönüllü
öğretmenlere Milli Eğitim Bakanlığı ile mutabakat halinde belirlenen tutarda
(aylık net 900 TL) teşvik ödemesi yapılacağı ve Suriyeli gönüllü öğretmenlere
yapılacak olan teşvik ödemelerinin, yapılan gönüllülük hizmeti karşılığında
sunulan yardım olduğunun kararlaştırıldığı belirtilerek, bahsi geçen yardım
niteliğindeki teşvik ödemelerinde vergi açısından dikkate alınması gereken
hususların neler olduğu ve bu ödemelerin istisna olarak değerlendirilip
değerlendirilmeyeceği konusunda Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi
istenilmiştir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, “Ücret işverene tabi ve
belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen
para
ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.”
hükmü yer almıştır.
Yine
aynı Kanunun 65 inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faali- yetinden
doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan anılan Kanunun 82 nci maddesinde arızi
olarak yapılan serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla tahsil edilen hasılatın
vergiye tabi arızi kazanç olduğu belirtilmiştir.
Buna
göre, arızi kazanç olarak kabul edilebilmesi için serbest meslek faaliyetine
konu işin devamlılık arz edecek şekilde yapılmaması ve bu işin mutad meslek
haline getirilmemesi gerekmektedir.
Anılan Kanunun 23 üncü maddesinin 14 numaralı
bendinde; Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellefiyete tabi
işverenlerin
yanında
çalışan hizmet erbabına, işverenin Türkiye dışında elde ettiği ka- zançları
üzerinden döviz olarak ödediği ücretlerin gelir vergisinden istisna edileceği
hükme bağlanmıştır.
147
Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin “Kanuni ve İş Merkezi Tür- kiye ‘de
Olmayan Dar Mükellefiyete Tabi îşverenlerce Hizmet Erbabına Döviz Olarak Ödenen
Ücretler” başlıklı 1-c bölümünde;
“İstisna hükmünün uygulanmasında, aşağıdaki hususlara
dikkat edile- cektir.
-İşveren
sıfatıyla ücret ödemesinde bulunan kurumların, Türkiye ‘de herhangi bir kanuni
merkezinin veya iş merkezinin bulunmaması gerekir. Türkiye ‘de kanuni ve iş
merkezi olmayan kurumların ise tam mükellef oldukları devlette hangi statüyü
taşıdıkları, tüzel kişiliklerinin bulunup bu- lunmadığı herhangi bir iktisadi
işletmelerinin varlığı ya da yokluğu önem taşımayacaktır.
-Türkiye
‘de hizmet arzeden gerçek kişinin işveren sıfatıyla bağlı oldu- ğu dar mükellef
kurum, söz konusu kişiye döviz olarak ödediği ücretleri, doğrudan doğruya yurt
dışında elde ettiği gelirinden ayırıp vermeli, hiç bir zaman için Türkiye’de
elde ettiği kazanç ile ilgilendirmemelidir.
Bu
çerçevede hizmet erbabının Türkiye ‘de tam mükellef veya dar mü- kellef
statüsünü taşıması hiçbir önem taşımayacaktır. Ödeme, yurt dışında elde edilen
gel
ir
üzerinden yapılacağı için, Türkiye’deki faaliyetler nedeniyle bu ücretler Gelir
Vergisi Kanununun 40’ıncı maddesi hükmüne göre gider olarak dik- kate
alınmayacaktır...”
açıklamalarına yer verilmiştir.
Buna
göre, kanunî ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellefi- yete tâbi
kurumların bünyesinde çalışan hizmet erbabına ödenen ücretlere istisna
uygulanabilmesi için;
1-Türkiye’
de hizmet arz eden gerçek kişinin bağlı olduğu işverenin dar mükellef kurum
olması, bu kurumun da Türkiye’ de kazanç elde edecek şekilde faaliyette
bulunmaması,
2-Dar
mükellef kurumda çalışan kişinin hizmet erbabı ve yapılan ödeme- nin de ücret
niteliğinde olması,
3-Dar
mükellef kurumun Türkiye’deki personeline yapılacak ödemenin bu kurumun yurt
dışı kazançlarından karşılanması,
4-Ücretin döviz olarak ödenmesi,
5-Ödenen
ücretin dar mükellef kurumun Türkiye’deki hesaplarına gider olarak
kaydedilmemesi,
şartlarının bir arada mevcut olması
gerekmektedir. Bu hüküm ve açıklamalara göre;
1-
Merkezi Almanya’da bulunan ... Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu isimli
kuruluşunuzun Türkiye’de kurulan irtibat bürosunun mükellefiyet durumunun bağlı
olduğunuz vergi dairesi müdürlüğü tarafından tespit edil- mesi,
2-
Yapılan tespit sonucunda kuruluşunuzun dar mükellef kurum olması ve Türkiye’ de
kazanç elde edecek şekilde faaliyette bulunmaması,
3-
Kuruluşunuz ile Suriyeli gönüllü öğretmenler arasında bir hizmet akdi olması
veya bu kişilerin kuruluşunuzun emir ve talimatları doğrultusunda çalışması
durumunda;
- Kurumunuz tarafından Suriyeli gönüllü
öğretmenlere döviz olarak öde
necek ücretler, Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü
maddesinin birinci fık- rasının (14) numaralı bendinde sayılan diğer tüm
şartları taşıması şartıyla gelir vergisinden istisna olup, söz konusu ücret
ödemeleri üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca tevkifat
yapılmaması,
-
Kurumunuzun kanuni ve iş merkezinin Türkiye’de bulunması veya Gelir Vergisi
Kanununun 23 üncü maddesinin (14) numaralı bendinde sayılan diğer şartlardan
birinin ihlali halinde anılan personelin Kurumunuzdan elde edeceği söz konusu
ücretin Gelir Vergisi Kanununun 23/14 üncü maddesi kapsamında gelir vergisinden
istisna tutulması mümkün olmayacak olup bu durumda söz konusu ücret
ödemelerinin Türkiye’de Gelir Vergisi Kanu- nunun 61, 94, 103 ve 104 üncü
maddelerine göre vergilendirilmesi,
4-
Suriyeli gönüllü öğretmenlerin söz konusu faaliyeti bir işverene bağlı
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesaplarına devamlı- lık arz
edecek şekilde ve mutad meslek olarak yapmaları halinde serbest meslek
faaliyeti olarak değerlendirilmesi, buradan elde edilen kazanç için yıllık
gelir vergisi beyannamesi verilmesi,
5-
Faaliyetin devamlılık arz etmeyecek şekilde ve mutad meslek haline getirmeden
gönüllülük esasına dayanılarak yapmaları durumunda elde edilecek gelirin arızi
serbest meslek kazancı olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup Kanunun 82 nci
maddesine göre bir takvim yılında arızi kazanç dolayısıyla elde edilen
gelirlerin toplamının (2016 yılı gelirleri için)
24.000 TL’yi aşmaması halinde yıllık
beyanname verilmemesi, gerekmek- tedir.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, müzik organizasyonu işi yaptığınız, değişik illerden
müzik programı teklifleri aldığınız ifade edilerek, vergi kayıtları bulunmayan
şarkıcı, davulcu, zurnacı, sazcı ve klarnetçilere program başına yapacağınız
ödemelerinizin ne şekilde belgelendirileceği ile gelir vergisi kesintisi
yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşünün bildirilmesinin talep
edildiği anlaşılmıştır.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve
belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve
ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez.» hükmü yer almaktadır.
Aynı
Kanunun 65 inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetin- den doğan
kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
denilmiş, 66 ncı maddesinde de “Serbest meslek faaliye- tini mutat meslek
halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin
yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu
vasfı değiştirmez.
...
4. Dava vekilleri, müşavirler, kurumlar
ve tüccarlarla serbest meslek
erbabının ticarî ve meslekî işlerini
takip edenler ve konser veren müzik sanatçıları;
5.
Vergi Usul Kanununun 155 inci maddesinde belirtilen şartlardan en az ikisini
taşıyan ebe, sünnetçi, sağlık memuru, arzuhalci, rehber gibi mesle- ki
faaliyette bulunanlar (şartlardan en az ikisini taşımayanlar ile köylerde veya
son nüfus sayımına göre belediye içi nüfusu 5.000’i aşmayan yerler- de
faaliyette bulunanların bu faaliyetlerine ilişkin kazançları gelir vergisin-
den muaftır.)
...” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, gezici olarak şarkı söyleyen ve müzik
icra edenlerin mü- kellefiyeti hakkında 29.11.2010 tarih ve 74 sayılı Gelir
Vergisi Sirkülerinde gerekli açıklamalar yapılmıştır.
Söz
konusu sirkülerde, bir işyerinde çalışmaksızın gezici olarak kendi nam ve
hesaplarına çalışmak suretiyle şarkı söyleyenler ile müzik icra edenlerden
(davulcu ve zurnacılar dahil), Vergi Usul Kanununun 155 inci
maddesinde
belirtilen şartlardan en az ikisini taşımayanlar ile köylerde veya son nüfus
sayımına göre belediye içi nüfusu 5.000’i aşmayan yer- lerde faaliyette
bulunanların bu faaliyetlerine ilişkin kazançlarının gelir vergisinden muaf
tutulması gerekir. Anılan maddede belirtilen şartlardan en az ikisini
taşıyanlar serbest meslek erbabı sayılacağından, bu kişiler nezdinde, elde
ettikleri kazançtan dolayı serbest meslek mükellefiyeti tesis edileceği
açıklanmıştır.
Öte
yandan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinde; «Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî
kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans
olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
1.Hizmet
erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan
ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,
2.Yaptıkları serbest meslek işleri
dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapı-
lan ödemelerden (Noterlere serbest
meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);
...
b)
Diğerlerinden %20 “ oranında vergi tevkifatının yapılacağı hükmü yer
almaktadır.
Bu açıklamalara göre,
-
Organizasyonunuz ile şarkıcılar, müzik icra edenler (davulcu, zurnacı,
klarnetçi, sazcı) arasında hizmet sözleşmesine dayalı işçi işveren ilişkisi-
nin bulunması halinde, bunlara yapılan ödemelerin ücret sayılarak, Gelir
Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 98, 103 ve 104 üncü maddelerine göre üc- ret
olarak,
-
Şarkı söyleyenler ile müzik icra edenlerin (davulcu, zurnacı, klarnetçi, sazcı)
kendi nam ve hesabına mutat olarak çalışmaları halinde elde edilen gelir
serbest meslek kazancı sayılacağından, serbest meslek kazancının
vergilendirilmesine ilişkin (gerçek usul serbest meslek kazancı veya arızi
serbest meslek kazancı) hükümleri çerçevesinde, vergilendirilmesi gerek-
mektedir.
Ancak,
bir işyerinde çalışmaksızın gezici olarak kendi nam ve hesapları- na çalışmak
suretiyle şarkı söyleyenler ile müzik icra edenlerden (davulcu ve zurnacılar
dahil), Vergi Usul Kanununun 155 inci maddesinde belirtilen şartlardan en az
ikisini taşımayanlar ile köylerde veya son nüfus sayımına göre belediye içi
nüfusu 5.000’i aşmayan yerlerde faaliyette bulunanların bu faaliyetlerine
ilişkin kazançlarının gelir vergisinden muaf tutulması ge- rekmektedir.
Serbest
meslek erbabına yapılan ödemeler üzerinden, muaf veya mü- kellef olup
olmadığına bakılmaksızın, Gelir Vergisi Kanununun 94/2-b maddesi gereğince %20
oranında tevkifat yapılması gerekmektedir.
Öte
yandan, serbest meslek faaliyetinin süreklilik arz etmeyecek şekilde arızi
olarak yapılması veya ilgili mevzuat hükümleri gereğince bu faaliyetlere
ilişkin kazançların gelir vergisinden muaf tutulması halinde, tarafınızca bu
kişilere yapılan ödemeler için gider pusulası düzenlenmesi ve KDV
hesaplanmaması gerekmektedir.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzda; eylemli turist rehberi olarak işveren nezdinde
ücretli olarak çalıştığınızı ve aynı zamanda bireysel olarak faaliyette
bulunduğunuzu, serbest olarak icra ettiğiniz faaliyet dolayısıyla elde
ettiğiniz gelirlerden, ödemeyi yapan şirketler tarafından gelir vergisi
tevkifatı yapıldığı ve gider pusulası düzenlendiği belirtilerek, 289 Seri No.lu
Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer alan serbest meslek kap- samında faaliyette
bulunan rehberlerin serbest meslek makbuzu düzen- lemesi gerektiği
açıklamalarına göre, ücretli olarak mesleğinize devam ederken, zaman zaman
serbest olarak yapmış olduğunuz faaliyet dolayı- sıyla mükellef olarak serbest
meslek makbuzu düzenleyip düzenlemeye- ceğiniz hususunda Başkanlığımız görüşü
talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
61
inci maddesinde, «Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile
sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez.»
65
inci maddesinde, «Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.»
66
ncı maddesinde, «Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler,
serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka
bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez...»
82 nci maddesinde; Vergiye tâbi arızi
kazançlar şunlardır:
....
Arızî
olarak yapılan serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla tahsil edilen
hâsılat...»
94
üncü maddesinde, «Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair
kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve
vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek
gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai
kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden
çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil)
nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine
mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
1.Hizmet
erbabına ödenen ücretler ile 61›inci maddede yazılı olup ücret sayılan
ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve
104›üncü maddelere göre,
2.Yaptıkları serbest meslek işleri
dolayısıyla bu işleri icra
edenlere yapılan ödemelerden (Noterlere
serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);
a)18
inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan
ödemelerden
b)Diğerlerinden
96
ncı maddesinde, «Vergi tevkifatı, ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi
tutarlar üzerinden yapılır. Kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından
üstlenilmesi halinde bu vergi, bilfiil ödenen miktar ile ödemeyi yapanın
yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanır.»
hükümleri yer almaktadır.
Anılan
Kanunun 85 inci maddesinde, mükelleflerin ikinci maddede yazılı kaynaklardan
bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve
Turist
rehberlerinin vergilendirilmesine ilişkin olarak 19/11/2015 tarih 29537 sayılı
Resmi Gazete›de yayımlanan 289 No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde gerekli
açıklamalar yapılmıştır.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, eylemli turist rehberliği faaliyetinin;
-
Kendi nam ve hesabına mutat meslek olarak süreklilik arz edecek şekilde
yapılması halinde, Gelir Vergisi Kanununun serbest meslek kazancının
vergilendirilmesine ilişkin hükümleri çerçevesinde,
-
Süreklilik arz etmeyecek şekilde yapılması halinde, Gelir Vergisi Kanununun 82
nci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi kapsamında,
-
Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde tanımlanan ücretin tüm unsurlarını
taşıyacak şekilde bir hizmet sözleşmesine dayalı olarak faaliyette bulunmaları
halinde, elde edilen gelirin, Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104
üncü maddeleri uyarınca ücret olarak,
vergilendirilmesi gerekmektedir.
Diğer
taraftan, Gelir vergisi tevkifatı uygulaması açısından, serbest meslek
kazancının devamlı veya arızi nitelikte ya da gelir vergisinden muaf olmasının
herhangi bir önemi bulunmadığından. eylemli turist rehberliği faaliyetiniz
dolayısıyla tarafınıza yapılan serbest meslek ödemeleri üzerinden tevkifat
yapmakla sorumlu olanlarca, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (2) numaralı bendinin
(b) alt bendi hükmüne göre %20 oranında
gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Ayrıca
213 sayılı Vergi Usul Kanununun «Makbuz Mecburiyeti» başlıklı 236 ncı
maddesinde de; «Serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü
tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını
müşteriye vermek, müşteri de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir.»
hükmü yer almıştır.
Buna
göre, hizmet sözleşmesine bağlı olmadan kendi nam ve hesabınıza yaptığınız
serbest meslek faaliyetiniz nedeniyle,
tarafınıza yapılacak ödemeler
karşılığında serbest meslek makbuzu düzenlemeniz gerekmektedir. Ancak,
rehberlik faaliyetini arızi olarak yapmanız halinde ise faaliyete ilişkin
ödemenin, ödemeyi yapan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri tarafından
gider pusulası ile belgelendirilmesi gerekmektedir.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde; “Her türlü ticari ve sınai
faaliyetten doğan kazançlar ticari kazançtır.
...
Kolektif
ortaklıklarda ortakların, adi veya eshamlı komandit ortaklıklarda komandite
ortakların ortaklık karından aldıkları paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir.
(66’ıncı madde hükmü mahfuzdur.)” hükmü ile ticari kazan- cın tarifi
yapılmıştır.
Aynı
Kanunun 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetin- den doğan
kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
Tahkim
işleri dolayısıyla hakemlerin aldıkları ücretler ile kollektif, adi komandit ve
adi şirketler tarafından yapılan serbest meslek faaliyeti ne- ticesinde doğan
kazançlar da, serbest meslek kazancıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu
tanımdan da anlaşılacağı üzere bir faaliyetin serbest meslek faaliye- ti olup
olmadığı, faaliyetin; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki
bilgiye veya ihtisasa dayanması, bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk
altında kendi nam ve hesabına yapılması unsurlarını ta- şıyıp taşımadığına
bağlı bulunmaktadır.
Anılan Kanunun 66 ncı maddesinde ise
Serbest meslek faaliyetini mu-
tad
meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek
faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak
uğraşılması bu vasfı değiştirmez.
Bu maddenin uygulanmasında:
...
3.
Serbest meslek faaliyetinde bulunan kollektif ve adi şirketlerde ortak- lar,
adi komandit şirketlerde komanditeler;
...
Bu
işler dolayısıyla serbest meslek erbabı sayılırlar.? hükmü yer almak- tadır.
Buna
göre, bir kimsenin serbest meslek erbabı olabilmesi için hem ser- best meslek
faaliyetinde bulunması hem de bu faaliyetini mutad meslek halinde yapması
gerekmektedir.
Diğer taraftan, söz konusu maddede serbest meslek
faaliyetinin yanında başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılmasının
bu vasfı değiştir- meyeceği belirtilmiştir.
Dolayısıyla
serbest meslek erbabı olan bir kimsenin aynı zamanda ticari kazanç geliri elde
etmesi onun serbest meslek erbabı olma niteliğini de- ğiştirmemektedir.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, serbest meslek faaliyetinde bulunan adi
ortaklıklarda, ortaklar bu işleri dolayısıyla serbest meslek erbabı sayıl-
makta olup tehlikeli madde ve güvenlik danışmanlığı faaliyetinin adi ortak- lık
halinde sürdürülmesi durumunda elde edilecek kazanç serbest meslek kazancı
olacaktır.
Diğer
taraftan, adi ortaklık adına yapılan gelir vergisi tevkifatları adi or-
taklığın ortakları tarafından hisseleri oranında gelir vergisinden mahsup
edilebilecektir.
Ayrıca,
adi ortaklık olarak yapılacak reklam ve organizasyon faaliyeti nedeniyle elde
edilecek kazancın ticari kazanç olarak vergilendirilmesi ge- rekmektedir.
VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
213
sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde; fatura, satılan emtia veya
yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı gös- termek üzere
emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika
olarak tanımlanmıştır. Kanunun 231 inci maddesinin 5 numaralı bendinde de;
faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün
içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde dü-
zenlenmemiş olan faturaların hiç
düzenlenmemiş sayılacağı, 232 nci mad- desinde ise, birinci ve ikinci sınıf
tüccarlarla, kazancı basit usulde tespit edilenler ve defter tutmak
mecburiyetinde olan çiftçilerin sattıkları emtia veya yaptıkları işler için
fatura vermek, satın aldıkları emtia ve hizmetler için de fatura istemek ve
almak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun ‘’Makbuz Mecburiyeti’’ başlıklı 236 ncı
maddesinde ise serbest meslek erbabının, mesleki faaliyetlerine ilişkin her
türlü tahsila- tı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir
nüshasını
müşteriye
vermek, müşterinin de bu makbuzu istemek ve almak mecburi- yetinde olduğu hüküm
altına alınmıştır.
Diğer
taraftan, serbest meslek faaliyetinde bulunan adi ortaklıklarda, ortaklar bu
işleri dolayısıyla serbest meslek erbabı sayılmaktadır. Bu ne- denle, serbest
meslek faaliyetinin adi ortaklık olarak sürdürülmesi halinde, mesleki
faaliyetlerinize ilişkin her türlü tahsilat için, ortaklık adına anlaş- malı
matbaalara bastıracağınız ya da notere tasdik ettireceğiniz serbest meslek
makbuzunun tanzim edilmesi gerekmektedir.
Öte
yandan ticari kazanç kapsamında yapılan reklam ve organizasyon faaliyetleri
nedeniyle, adi ortaklık adına fatura bastırılması ve bu faaliyetler kapsamında
yapılan mal teslimleri ve/veya hizmet ifaları için teslim ve/veya ifa
tarihinden itibaren 7 günlük süre içerisinde fatura düzenlenmesi gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
84098128-120.04.06[94-2016/2]-296 T. 26.5.2016 tarihli özelgesi
KONU: MAHKEME KARARINDA ÜCRETLİ AVUKATIN ADININ
YER ALMASI DURUMUNDA SERBEST MESLEK MAKBUZU VE GELİR VERGİSİ TEVKİFATI HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, dava sonucu kurumunuz aleyhine hükmedilen
vekalet ücreti ödemelerine ilişkin mahkeme kararında belirtilen avukatın,
avukatlık bürosunun 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun 4/(a) maddesi uyarınca hizmet akdi ile işveren tarafından
çalıştırılan sigortalı çalışanı olması nedeniyle serbest meslek makbuzu
düzenlemesinin mümkün olmadığı belirtilerek, söz konusu vekalet ücretinin
ödenmesinde serbest meslek makbuzunun aranılıp aranılmayacağı ile gelir vergisi
tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep
edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
61
inci maddesinde; «Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez. « ,
65
inci maddesinde ise «Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest
meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...»
hükümleri yer almaktadır.
Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasında ise, kamu
idare
ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri,
iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi
işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan
etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço
veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin maddede bentler
halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler
dahil) nakden veya hesaben yaptıkları
sırada istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaları
gerektiği hükme bağlanmıştır.
Buna
göre, dava sonunda mahkeme ilamına göre veya icra takibi sonucu verilen kararla
avukatlık tarifesine dayanılarak karşı tarafa yüklenilecek vekalet ücretinin
Gelir Vergisi Kanununun 65 ve 66 ncı mad- delerine göre serbest meslek erbabı
olan avukatlara ödenmesi halinde, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi ve
2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca sorumlularca % 20 nispetinde
gelir vergisi tevkifatı- na tabi tutulması gerekmektedir.
Diğer
taraftan, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164 ile 166 ncı maddelerinde
avukatlık ücreti tanımlanmakta ve kaynakları itibariyle, sözleşmeye bağlı olarak
iş sahibinden sağlanan vekalet ücreti ile dava sonunda, kararla tarifeye
dayanılarak karşı tarafa yüklenen vekalet ücreti olmak üzere iki ayrı vekalet
ücretinden söz edilmektedir.
Adı
geçen Kanunun uygulamasında meslek mensupları kendi nam ve hesabına
çalışabilecekleri gibi başka bir avukatın yanında ücretli olarak da çalışmaları
mümkün bulunmaktadır.
Bu
hükümlere göre, bir avukatlık bürosunda serbest meslek erbabı avukatın yanında
ücretli olarak çalışan ve mahkeme kararına istinaden adına vekalet ücreti
hükmedilen avukatın, kendisine ait bir belge düzenlemesinin mümkün olmaması
nedeniyle, yapılacak vekalet ücreti ödemesi karşılığında işveren konumundaki
serbest meslek erbabı avukatın serbest meslek makbuzu düzenlemesi ve
tarafınızca yapılacak vekalet ücreti ödemeleri üzerinden % 20 nispetinde gelir
vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
62030549-120[67-2016/283]-82911 T. 17.6.2016 tarihli özelgesi
KONU: NOTERLİK GÖREVİNDEN EL ÇEKTİRME NOTER
GELİRLERİNİN VERGİLENDİRİLMESİ NOTERLİK GÖREVİNDEN EL ÇEKTİRİLMESİ DURUMUNDA,
BLOKE EDİLEN TUTARLARIN NOTER GELİRİ SAYILIP SAYILMAYACAĞI HAKKINDA
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda 19/4/1995 tarihinden itibaren noterlik faaliyeti
ile iştigal ettiğinizi, 1512 sayılı Noterlik Kanununun 123/3 üncü maddesi
gereğince Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 25/1/2016 tarihinde
görevden el çektirildiğinizi, aynı Kanunun 34 üncü maddesine göre tarafınıza
yapılacak ödemelerin bir kısmının soruşturma ve kovuşturma kesin bir kararla sonuçlanıncaya
kadar alıkonulacağını belirterek, vereceğiniz geçici vergi ve gelir vergisi
beyannamesine bloke edilen tutarın dahil edilip edilmeyeceği hususunda
Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde, her türlü ser- best meslek
faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı ol- duğu hüküm altına
alınmış, serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya
mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin
işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altın- da kendi nam ve hesabına
yapılması şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı
Kanunun 66 ncı maddesinde de, serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde
ifa edenler, serbest meslek erbabı olarak tanımlanmış, 67 nci maddesinin
birinci fıkrasında, serbest meslek kazancının bir hesap dönemi içinde serbest
meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer
suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat- lerden, bu faaliyet
dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan fark olduğu hüküm altına
alınarak, serbest meslek erbabı için,
1. Ittıla hasıl etmeleri kaydıyla,
namlarına kamu müessesine, icra daire-
sine, bankaya, notere veya postaya para
yatırılması,
2. Serbest meslek kazancı olarak doğan alacağın başka
bir şahsa temli- ki (Temlikin ivazlı olup olmadığına bakılmaz. İvazlı
temliklerde ivazın tahsil şartı aranmaz.) veya müşterisine olan borcu ile
takası;
nın tahsil hükmünde olduğu hüküm altına
alınmıştır.
1512
sayılı Noterlik Kanununun 34 üncü maddesinde “Noterlerin, tutuk- lanma, işten
el çektirme ve geçici olarak işten çıkarma gibi sebeplerden dolayı geçici bir
süre işlerinden ayrılmaları halinde görevleri 33 üncü mad- de uyarınca
gördürülür.
Bu
takdirde, geçici olarak işten çıkarma hali ayrık olmak üzere diğer hallerde,
noterlik aidatı ayrıldıktan sonra safi gelirin noter vekiline verilen ücretten
artan kısmının yarısı notere verilip, diğer yarısı zimmeti çıktığı takdirde
mahsup edilmek, aksi takdirde notere iade olunmak üzere, soruş- turma ve
kovuşturma kesin bir kararla sonuçlanıncaya kadar alıkonulur...” hükmü yer
almaktadır.
Yukarıda
yer alan hükümler çerçevesinde, serbest meslek kazancının tespitinde tahsil
esası geçerli olduğundan, ‘noterlik görevinden el çektiril- mesi nedeniyle
bloke edilen tutar serbest meslek kazancı yönünden tarafı- nızca elde edilmiş
bir kazanç sayılmayacaktır.
Bu
nedenle, söz konusu bloke tutarın geçici vergi ve gelir vergisi beya- nınıza
dâhil edilmemesi gerekir.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda; ücretli olarak çalıştığınız noterlik dairesinde
2015 yılında beş ay süre ile noter vekilliği yaptığınız, noter vekilliği
yaptığınız dönemde elde ettiğiniz gelir nedeniyle beyanname verme
yükümlülüğünüzün bulunduğu, noter vekilliği yaptığınız dönemde 10.000.-TL.
bedelle satın aldığınız demirbaş eşyaları yeni göreve başla- yan notere
38.153.-TL. bedelle devrettiğiniz, devir bedeli üzerinden %5 oranında stopaj
kesilerek vergi dairesine ödendiği belirtilerek, söz konusu kazanç için 193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 82 nci maddesinde yer alan istisnayı uygulayıp
uygulamayacağınız ile vergi dairesine ödenen stopaj tutarını tahakkuk eden
vergiden mahsup edip edemeyeceğiniz hu- susunda Başkanlığımız görüşü talep
edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
65
inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan ka- zançların
serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya
mesleki
bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.”
66
ncı maddesinde “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler,
serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka
bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı
değiştirmez.
Bu maddenin uygulamasında:
1.
Gümrük komisyoncuları, bilumum borsa ajan ve acentaları, noterler, noterlik
görevini ifa ile mükellef olanlar;
....”
67
nci maddesinde, “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek
faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle
sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla
yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.
...
“
Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin elden çıkarılması halinde Vergi Usul
Kanununun 328’inci maddesine göre hesaplanan müspet fark kazan- ca eklenir.
...”
hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 328 nci maddesinde,
«Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin
satılması halinde alınan bedel ile bunların envanter defterinde kayıtlı
değerleri arasındaki fark kar ve zarar hesabına geçirilir. İşletme hesabı
esasında defter tutan mükelleflerle serbest meslek kazanç defteri tutan
mükellefler bu farkı defterlerinde hasılat veya gider kaydederler.
Amortisman
ayrılmış olanların değeri ayrılmış amortismanlar düşüldük- ten sonra kalan
meblağdır..”. hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 1512 sayılı Noterlik Kanununun
“Boşalan noterliğin ve- kaleten yönetimi:” başlıklı 33 üncü maddesinde, “Her ne
sebeple olursa olsun boşalan birinci, ikinci veya üçüncü sınıf bir noterliği,
atanan noter
göreve
başlayıncaya kadar o noterlikte çalışan ve stajının altı ay’ını ta- mamlamış
olan stajyer, bu durumdaki stajyerler birden fazla ise kıdemlisi, o noterlikte
bu durumda stajyer yoksa noter odasının uygun bulacağı ve görevlendireceği aynı
durumdaki stajyer, bunlardan hiç birisi bulunmadığı takdirde o noterliğin
başkatibi, onun da engelli bulunduğu hallerde en kı- demli katibi vekaleten
yönetir.
Noterlikte
bu işi görecek kâtip bulunmadığı takdirde, Cumhuriyet sav- cılığının bildirmesi
üzerine, adalet komisyonu tarafından atanacak icra müdürü, icra müdür
yardımcısı veya yeterli bir adalet memuruna bu iş gör- dürülür. İşin yürütülmesinde
yetersiz kaldığının denetimlerde belirlenmesi halinde vekil her zaman
değiştirilebilir.
Yukarı
ki fıkralar gereğince noterliği yürüten görevliye, kendi aylık veya ücretinden
az olmamak üzere, noter odası tarafından tayin olunacak ücret, noterlik gelirinden
ödenir. Ancak, bu ücret noterliğin aylık safi gelirinin ya- rısından fazla
olamaz.
Vekilin
daire dışında bizzat yapacağı işlemlerden alınacak yol ödeneği dahil
noterliğin, aylık gayri safi gelirinden, noterlik aidatı vekilin ücreti ve
noterliğin diğer giderleri ayrıldıktan sonra kalanı, gelir ve giderin müfredat-
lı listesi ile birlikte en geç müteakip ayın on beşine kadar vekil tarafından
Türkiye Noterler Birliğine gönderilir.” hükmü düzenlenmiştir.
Aynı
Kanunun “Geçici bir süre işten ayrılmalarda vekalet” başlıklı 34 üncü
maddesinde ise “Noterlerin, tutuklanma, işten el çektirme ve geçici olarak
işten çıkarma gibi sebeplerden dolayı geçici bir süre işlerinden ay- rılmaları
halinde görevleri 33 üncü madde uyarınca gördürülür.
Bu
takdirde, geçici olarak işten çıkarma hali ayrık olmak üzere diğer hallerde,
noterlik aidatı ayrıldıktan sonra safi gelirin noter vekiline verilen ücretten
artan kısmının yarısı notere verilip, diğer yarısı zimmeti çıktığı takdirde
mahsup edilmek, aksi takdirde notere iade olunmak üzere, soruş- turma ve
kovuşturma kesin bir kararla sonuçlanıncaya kadar alıkonulur.
Geçici olarak işten çıkarma halinde
noter aidatı ve vekile verilen ücretten artan noterlik safi geliri Türkiye
Noterler Birliğine gönderilir.
... hükmü yer almaktadır.
Buna
göre, boşalan noterliğe veya görevden el çektirilen noter yerine vekil olarak
atananlar Gelir Vergisi Kanununun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (1)
numaralı bendi uyarınca serbest meslek erbabı olarak kabul edilmektedir.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, noter vekilliği faaliyeti yaptığınız dö- nemde
satın almış olduğunuz ve yeni göreve başlayan notere sattığınız demirbaş
eşyanın satışından dolayı elde edilen gelirin serbest meslek ka- zancı olarak
nitelendirilmesi ve serbest meslek kazancının vergilendirilme- sine ilişkin
hükümler uyarınca vergiye tabi tutulması gerekmektedir.
Gelir Vergisi Kanunu Yönünden:
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Her türlü
ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.” hükmüne yer
verilmiş olup, dördüncü fıkrasında ise; “Ticari kazanç, Ver- gi Usul Kanunu
hükümlerine ve bu Kanunda yazılı gerçek (Bilanço veya işletme hesabı esası)
veya basit usullere göre tespit edilir.” hükmü yer almıştır.
Aynı
Kanunun 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetin- den doğan
kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın
şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
yapılmasıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, ticari bir organizasyon ve
sermaye unsuru hakim olmaksızın,
şahsi mesaiye ve mesleki bilgiye
dayanarak kendi nam ve hesabınıza de- vamlılık gösterecek şekilde hacamat ve
sülük tedavisi yapmanız halinde bu faaliyetiniz serbest meslek faaliyeti
kapsamında değerlendirilmekte olup, bu faaliyetiniz nedeniyle elde edilen
gelirin serbest meslek kazancı olarak vergilendirilmesi gerekmektedir.
Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden:
Katma
Değer Vergisi oranları, 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Ka- nununun 28 inci
maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 Sayılı Bakanlar
Kurulu Kararı (BKK) eki (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1,
(II) sayılı listede yer alan teslim ve hiz- metler için % 8, listelerde yer
almayan vergiye tabi işlemler için % 18 ola- rak tespit edilmiştir.
Söz
konusu BKK eki (II) sayılı listenin B/21 inci sırasında, “İlgili Bakan- lıklar
ya da kanunlarla izin verilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından yeri- ne
getirilen insan veya hayvan sağlığına yönelik koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi
ve rehabilitasyon hizmetleri (hayvan ırkının ıslahına yönelik hizmet- ler
dahil), ambulans hizmetleri” yer almaktadır.
Geleneksel
ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği ekinde yer alan Ek-3 sayılı Ünite
ve Uygulama Merkezlerinde Yapılabilecek Uygula- malar Listesinin 5 inci ve 8
inci sıralarında sırasıyla sülük ve kupa uygu- laması (hacamat) sayılmış,
bunların söz konusu listede belirtilen uygula- malar ve ilişkili olabilecek
alanlarda tedaviyi destekleyici yöntem olarak kullanılabileceği ancak hastalığı
ortadan kaldıracağı veya tek başına te- davi edeceği gibi beyanlarda
bulunulamayacağı şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.
Konu
ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığı ile yapılan yazışmada, ‘’Gelenek- sel ve
Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları ‘’insan sağlığına yönelik’’ olarak, ‘’kamu ve özel
hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kuruluşları’’
bünyesinde,
‘’İlgili alanda sertifikası bulunan tabip ve/veya diş tabibi sorumluluğunda’’
ve ‘’Bakanlıkça yetkilendirilmesi’’ durumunda yapılabilen uygulamalardır’’
ifadelerine yer verilmiştir.
Buna
göre, yukarıda belirtilen şekilde verilen sülük ve kupa uygulaması (hacamat)
hizmetlerinin 2007/13033 sayılı BKK eki (II) sayılı listenin B/21 inci sırası
kapsamında değerlendirilerek % 8 oranında, Sağlık Bakanlığın- ca belirtilen
şartları taşımayan söz konusu uygulamaların ise genel oranda (%18) Katma Değer
Vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
İlgide
kayıtlı talep formunda, herhangi bir kamu kurumunda çalışmadığınız, resim
öğretmeni olduğunuz, bir işyeri kiralayıp ücret karşılığı resim kursu
vereceğiniz, serbest meslek kazanç defteri mi yoksa işletme defteri mi tasdik
ettireceğiniz konusunda Defterdarlığımız görüşünün talep edildiği
anlaşılmıştır.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Serbest meslek kazancının tarifi” başlıklı
65’inci maddesinde;
“
Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek
kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
...” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı
Kanunun 66’ncı maddesinde ise, serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde
ifa edenlerin serbest meslek erbabı olduğu, serbest mes- lek faaliyetinin
yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı ola- rak uğraşılmasının
bu vasfı değiştirmeyeceği hükmüne yer verilmiştir.
Öte
yandan, serbest meslek faaliyetinde ana unsur, faaliyetin sermayeden çok
kişisel çalışmaya, ilmi ya da mesleki bilgiye dayanmasıdır. Bu kapsamda, ticari
bir organizasyon ve sermaye unsuru hakim olmaksızın, şahsi mesai veya mesleki
bilgiye dayanarak kendi nam ve hesabınıza ücret karşılığı yapacağınız resim
öğretmenliği faaliyeti, serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilmektedir.
Bu
itibarla, şahsi mesaiye ve mesleki bilgiye dayanarak bir işverene bağlı
olmaksızın bir işyeri açarak ücret karşılığı yapacağınız resim öğret-
menliği faaliyeti serbest meslek
faaliyeti kapsamında olup, elde edeceği- niz kazanç dolayısıyla 213 sayılı
Vergi Usul Kanununun 210’uncu maddesi hükümlerine göre serbest meslek kazanç
defteri tutmanız ve aynı Kanu- nun 236’ncı maddesi uyarınca iki nüsha serbest
meslek makbuzu düzenle- yerek bir nüshasını müşteriye vermeniz gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
62030549-120[94-2015/286]-193057 T. 3.11.2016 tarihli özelgesi
KONU: MÜKELLEFİN GAYRİ FAAL OLMASI NEDENİYLE
SÖZLEŞMELİ AVUKATINA YAPILACAK OLAN VEKALET ÜCRETİNİN VERGİLENDİRİLMESİ
HAKKINDA.
İlgi
kayıtlı özelge talep formu ve ilgi (b) da kayıtlı ek dilekçede, müvekkiliniz
olan firma adına açtığınız icra takip dosyasından tahsilat yaptığınızı, söz
konusu şirket ile aranızda yapılan sözleşme gereğince, hak kazanılan vekalet
ücretinin icra takip dosyasından tahsil edilen miktardan düşülerek vekalet
ücretinin alındığını, tahsil edilen vekalet ücreti için ser- best meslek
makbuzu kesilmesi gerektiği, ancak müvekkiliniz olan şirketin gayri faal olması
dolayısıyla serbest meslek makbuzunun kabul edilerek defterlere işlenmesi ve
stopajının da beyan edilerek ödenmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek
serbest meslek makbuzunun ne şekilde düzen- lenmesi gerektiği ve tevkifatın
gösterilip gösterilmeyeceği hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup
konu hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.
213
sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinin birinci fıkrasındaki “Bu Kanunda
aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü
şahıslarla
olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmü
uyarınca vergi sistemimiz mükelleflerin mal teslimi, hizmet ifası ve diğer
muameleler sebebiyle bir vesika düzenlenmesini be- nimsemiştir. Buna göre, söz
konusu işlemlerin mezkûr Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde yer alan
belgelerden herhangi birisi ile tevsik edil- mesi gerekmektedir.
Aynı
Kanunun 236 ncı maddesinde, serbest meslek erbabının mesleki faaliyetlerine
ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek mak- buzu tanzim
etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşterinin de bu makbuzu istemek ve
almak mecburiyetinde olduğu hüküm altına alınmıştır.
Söz
konusu madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, mahkeme ilamın- da ödenmesine
hükmedilen avukatlık vekâlet ücreti de dâhil olmak üzere serbest meslek
erbabının mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için serbest
meslek makbuzu düzenlemesi gerekmektedir.
Buna
göre, söz konusu mükellefin, müvekkil şirket ile yaptığı anlaşma gereği, icra
takip dosyasından tahsil ettiği vekalet ücreti için genel hü- kümler
çerçevesinde davayı kazanan şirket adına en az iki nüsha serbest meslek makbuzu
düzenlemesi gerekmektedir.
Diğer
taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde; “Her türlü
serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olma- yan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” 67’nci
maddesinde ise, “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek
faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle
sağlanan ve para ile temsil edi- lebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla
yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.
Müşteri
veya müvekkilinden, serbest meslek faaliyeti ile ilgili olmak üze- re para ve
ayın şeklinde alınan gider karşılıkları kazanca ilave edilir.” hü- kümleri yer
almaktadır.
Aynı
Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında tevkifat yapmak zorunda olanlar
ile tevkifat kapsamına giren ödemeler sayılmış olup, tevki- fatın nakden veya
hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı hükme bağ- lanmıştır.
Mezkur Kanunun 96 ncı maddesinde hesaben
ödemenin, vergi tevkifa
tına
tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda
gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade ettiği, 98’inci madde- sinde ise;
94 üncü madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan- ların bir ay
içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile
bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın yirmi üçüncü günü akşamına
kadar ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine
bildirmeye mecbur oldukları,
hüküm altına alınmıştır.
Öte
yandan, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164 ile 166 ncı maddelerinde, avukatlık
ücreti tanımlanmakta ve kaynakları itibariyle, sözleşmeye bağlı olarak iş
sahibinden sağlanan vekâlet ücreti ile dava sonunda, kararla tarifeye
dayanılarak karşı tarafa yüklenilen vekâlet ücreti olmak üzere iki ayrı vekalet
ücretinden söz edilmekte olup, müvekkille yapılan anlaşma gereği müvekkilden
alınmaya hak kazanılan ve icra takip dosyasından tahsil edilen avukatlık
ücretinin sözleşmeye bağlı olarak iş sahibinden sağlanan vekalet ücreti olarak
kabul edilmesi gerekmektedir.
Konu
ile ilgili olarak müvekkiliniz olan firmanın bağlı olduğu vergi dai- resi
müdürlüğü ile yapılan yazışma neticesinde bahsi geçen firmanın tarh dosyası ve
bilgisayar kayıtlarının tetkikinde; en son 2014/05 KDV beyanını 06/06/2014
tarihinde verdiği bu tarihten itibaren herhangi bir beyanı ol- madığı,
mükellefin adresinde tutulan 18/12/2014 tarih 45504/2 sayılı yok- lamada adreste
bulunmadığı, faaliyetinin olmadığının tespit edildiği, yine ilgili vergi
dairesi müdürlüğünden alınan 09/10/2015 tarih ve 36403 sayılı yazıda ilgili
şirket hakkında 31/05/2014 tarihi itibarıyla re’sen terk işleminin yapıldığı
belirtilmiştir.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre vekalet ücretinin icra takip dosyasın- dan tahsil
edilen miktardan kesilerek alındığı, müvekkiliniz olan şirketin gayri faal
olduğu, 31/05/2014 tarihi itibarıyla re’sen terk ettirildiği ve şirket
ortaklarına ulaşılamadığından dolayı vekâlet ücretini ödeyen karşı tarafın
ödeme esnasında stopaj yapması mümkün olmadığından tevkifata tabi tu- tulmayan
hasılatın tamamının tahsil ettiğiniz dönem yıllık beyannamenize dahil edilerek
vergilendirilmesi gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
84098128-120[65-2016-6]-108087 T. 28.12.2016 tarihli özelgesi
KONU: ALAN KILAVUZLUĞU FAALİYETİNİN İŞVERENE
BAĞLI OLMAKSIZIN ŞAHSİ SORUMLULUK ALTINDA KENDİ NAM VE HESABINA YAPILDIĞINDA,
SÖZ KONUSU FAALİYETİN SERBEST MESLEK FAALİYETİ OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ
GEREKTİĞİ HAKKINDA.
İlgi
(a)›da kayıtlı özelge talep formu ekinde yer alan dilekçenizde, kendi adınıza
toplam üç kez alan kılavuzluğu yaptığınız belirtilerek, yapmış olduğunuz
faaliyetin ne şekilde vergilendirileceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep
edilmektedir.
Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir
Vergisi Kanununun;
61
inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez.»
65
inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
66
ncı maddesinde, “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler,
serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka
bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez...”
hükümlerine
yer verilmiş, 96 ncı maddesinde ise “Vergi tevkifatı, ücretler dışında kalan
ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılır. Kesilmesi
gereken
verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde bu vergi bilfiil ödenen
miktar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanır.”
denilmiştir.
Öte
yandan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinde; «Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî
kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans
olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
1.Hizmet
erbabına ödenen ücretler ile 61’inci maddede yazılı olup ücret sayılan
ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104’üncü maddelere göre,
2.Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu
işleri icra edenlere yapı- lan ödemelerden (Noterlere serbest meslek
faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);
a)18’inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri
dolayısıyla yapı- lan ödemelerden %17,
b)
Diğerlerinden %20 ...” oranında vergi tevkifatının yapılacağı hükmü yer
almaktadır.
Yukarıda
yapılan açıklamalara göre, alan kılavuzluğu faaliyetini işve- rene bağlı
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabınıza yapmanız halinde,
söz konusu faaliyetin serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilmesi
gerekmektedir.
Diğer
taraftan, faaliyetin devamlılık arz edecek ve mutad meslek haline getirmemesi
halinde ise bu faaliyet arızi serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilmesi
mümkün bulunmakta olup her iki durumda da yapılan ödemelerden Gelir Vergisi
Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkra- sının (2) numaralı bendi hükmü
gereğince gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Öte
yandan, söz konusu faaliyeti bir işverene tabi, işlerine bağlı olarak onun emir
ve talimatları dahilinde yapmanız halinde, elde edeceğiniz gelir ücret olarak
değerlendirileceğinden, ücret olarak yapılan söz konusu
ödemeler üzerinden Gelir Vergisi
Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre gelir vergisi tevkifatı
yapılması gerekir.
65
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
18008620-120[2017-720-32]-E.67136 T. 13.08.2020 tarihli özelgesi
KONU: KOMBİNE BÜRO YÖNETİMİ FAALİYETLERİN
VERGİLENDİRİLMESİ HAKKINDA
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun
incelenmesinden,»821101- Kombine Büro Yönetim Hizmetleri Faaliyetleri» konulu
mükellefiyetinize 13/09/2017 tarihinde başladığınız belirtilerek, bahse konu
faaliyetiniz nedeniyle elde ettiğiniz gelirin ticari kazanç mı yoksa serbest
meslek kazancı olarak mı vergilendirileceği hususunda Başkanlığımız görüşünün talep
edildiği anlaşılmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37
nci maddesinin birinci fıkrasında,
her
türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu
hükme bağlanmıştır. Ticari kazanç, esas itibariyle sermaye-emek karışımı bir
kaynağa bağlı olarak doğar. Bu kaynağa bağlı olarak devamlı bir organizasyon
çerçevesinde yapılan her türlü faaliyet ticari faaliyettir.
Aynı Kanunun 61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi
ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para
ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali
sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.»
hükümleri yer almaktadır.
Anılan Kanunun 65 inci maddesinde ise; “Her türlü
serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette
olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır…”
hükümlerine yer verilmiştir.
Serbest meslek faaliyetinde ana unsur, faaliyetin
sermayeden ziyade kişisel çalışmaya ilmi veya mesleki bilgi ve ihtisasa
dayanmasıdır. Bu unsur, serbest meslek faaliyetini ticari faaliyetten ayıran en
önemli özellik olup söz konusu faaliyetlerden elde edilen kazançların daha çok
emek ürünü olduğunu göstermektedir. Serbest meslek faaliyetinde yalnızca emeğe
dayanan organizasyon yeterli olmadığı gibi aynı zamanda geliri doğuran emeğin,
ilmi veya mesleki bilgi ve ihtisasa dayanması koşulu da aranmaktadır.
Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında;
“Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret
şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî
işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan
etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço
veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki
bentlerde
sayılan
ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada,
istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya
mecburdurlar.” hükmü bulunmakta olup söz konusu fıkranın 2/b bendinde;
yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan
ödemeler üzerinden % 20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı
belirtilmiştir.
Diğer taraftan, nezdinizde yapılan yoklama sonucu
düzenlenen 19/09/2017 tarihli yoklama fişinin incelenmesinden, home-ofis olarak
kullandığınız iş yerinde faaliyete başladığınız, adınıza kayıtlı 1 araç olduğu,
depo ve şube kaydınızın bulunmadığı, işçi çalıştırmadığınız, tabelanızın asılı
olduğunun tespit edildiği ve özel işletmelere finansal danışmanlık yaptığınızı,
muhasebe sistemlerini kontrol ettiğinizi, muhasebe dökümanlarını
hazırladığınızı beyan ettiğiniz anlaşılmıştır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, kombine büro yönetimi
faaliyetleri konulu mükellefiyetiniz kapsamında yaptığınız finansal
danışmanlık, muhasebe sistemleri kontrolü ile muhasebe dokümanları hazırlama
hizmetlerinin işverene tabi ve belli bir iş yerine bağlı olmaksızın şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabınıza yaptığınız anlaşılmış olup, söz
konusu faaliyetten dolayı elde edilen gelirin serbest meslek kazancı sayılarak
serbest meslek kazancının tespitine ilişkin hükümlere göre vergilendirilmesi
gerekmektedir.
65
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
62030549-120[65-2018/537]- E.595915 T. 14.08.2020 tarihli özelgesi
KONU: ÇOCUK GELİŞİMCİ OLARAK ÇOCUKLARIN OLDUĞU OKUL
HASTANE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU VB. YERLERDE GEZİCİ OLARAK MASAL ANLATIMININ
HERHANGİ BİR MUAFİYETE DAHİL OLUP OLMADIĞI HAKKINDA
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, İki kişi «Çocuk
Gelişimci» olarak, okul, hastane, çocuk kafeleri, çocuk esirgeme kurumu gibi yerlerde
gezici olarak, sabit bir gelir olmadan çocuklara masal anlatmak istediğinizi
belirterek bu konu ile ilgili herhangi bir istisna veya muafiyete dahil olup
olmadığınız hususunda bilgi talep ettiğiniz anlaşılmış olup konu hakkında
Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde
“Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek
kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette
olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır...” hükmüne,
Aynı Kanunun 66 ncı maddesinde “ Serbest meslek
faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest
meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı
olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez...” hükmüne
yer
verilmiştir.
Bu
hükümlere göre; okul, hastane, çocuk esirgeme kurumu, çocuk cafeleri vb.
yerlerde ifa edeceğiniz çocuklara masal anlatma faaliyetini,
ticari
bir organizasyon ve sermaye unsuru hakim olmaksızın, şahsi mesaiye ve mesleki
bilgiye dayanarak kendi nam ve hesabınıza devamlılık gösterecek şekilde
yapmanız halinde bu faaliyetiniz nedeniyle elde edilen gelirin serbest meslek
kazancı olarak vergilendirilmesi gerekmekte olup
söz
konusu faaliyetler ile ilgili olarak Gelir Vergisi Kanununda herhangi bir
istisna ve muafiyet hükmü bulunmamaktadır.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, mobilya çizimi teknik detaylandırma ve
danışmanlık hizmetleri üzerine büro açmak istediğiniz belirtilerek, söz konusu
faaliyetin serbest meslek faaliyeti olup olmadığı hususunda Başkanlığımız
görüşü talep edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, her türlü ticari ve sınaî
faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtildikten sonra,
ticari kazancın, Vergi Usul Kanunu hükümlerine ve
Gelir Vergisi Kanununda yazılı gerçek
(Bilânço veya işletme hesabı esası) veya basit usullere göre tespit edileceği
hükme bağlanmıştır.
Aynı
Kanunun 61 inci maddesinde, «Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı
olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve
para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun
mahiyetini değiştirmez...» hükmü,
65
inci maddesinde ise «Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...»
hükümlerine yer verilmiştir.
Serbest
meslek faaliyetinde ana unsur, faaliyetin sermayeden ziyade kişisel çalışmaya,
ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa
dayanması ve faaliyetin kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır.
Ayrıca,
serbest meslek faaliyetinde yalnızca emeğe dayanan organizasyon yeterli
olmadığı gibi, aynı zamanda geliri doğuran emeğin, ilmi veya mesleki bilgiye veya
ihtisasa dayanması koşulu da aranmaktadır.
Öte
yandan, bağlı bulunduğunuz İnegöl Vergi Dairesi Müdürlüğünce 04.11.2014
tarihinde işyerinizde düzenlenen yoklama fişinin incelenmesinden; işyerinizin
yaklaşık 42 m² olduğu, demirbaş olarak 1 adet masa, 1 adet bilgisayar ve yazıcı
ile büro sandalyesi bulunduğu, işyerinizde mobilya 3D model tasarımı ve
danışmanlık hizmeti verildiği, bunun dışında bir üretim faaliyeti ve çalışan
bulunmadığı, bilgisayar ortamında hazırlanan tasarımların müşterilere sanal
ortamda sunumunun yapılarak satışının gerçekleştirildiği, bu satışların
çoğunlukla mobilya üreticilerine yapıldığı, söz konusu faaliyetle ilgili lisans
diplomanızın bulunduğu ve yapılan işin tamamen bilgi ve ihtisasa dayalı
hususlarının beyan ve tespit edildiği anlaşılmıştır.
Yukarıdaki
hüküm ve açıklamalara göre, ticari bir organizasyon ve sermaye unsuru hakim
olmaksızın şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanarak
kendi nam ve hesabınıza yapılan mobilya çizimi teknik detaylandırma ve danışmanlık
faaliyetinden elde edilen kazancın Gelir Vergisi Kanununun serbest meslek
kazancına ilişkin hükümleri çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, söz konusu faaliyetin bir
işverene tabi ve belirli
bir işyerine bağlı olarak yapılması
halinde ise elde edilen kazancın ücret hükümlerine göre vergilendirileceği
tabiidir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S. 52796708-120-2
T.19.3.2015 tarihli özelgesi
KONU: İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMETLERİNİN VERGİSEL
DURUMU HK
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda; iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri adı altında
serbest meslek erbabı olarak faaliyette bulunduğunuz, bünyenizde sigortalı
işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırmak suretiyle hizmet vermeyi
düşündüğünüz, verilen bu hizmetler karşılığında belge olarak serbest meslek
makbuzu düzenlemek istediğiniz belirtilerek, konu hakkında Başkanlığımız görüşü
talep edilmektedir.
Bilindiği
üzere; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37'nci maddesinde, « Her türlü ticari
ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.» hükmü yer
almaktadır.
Ticari
faaliyet, bir türlü emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup kazanç sağlama
niyet ve kastının bulunup bulunmaması böyle bir organizasyon tarafından icra
edilen faaliyetin «ticari faaliyet» olma niteliğine etki etmemektedir.
Ancak,
bir faaliyetin «ticari faaliyet» sayılabilmesi için, kazanç sağlama niyet ve
kastı gerekmemekle birlikte, faaliyeti icra eden organizasyonun bütün
unsurlarıyla birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip
olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Aynı
Kanunun 65 inci maddesinde, «Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...»
hükümlerine yer verilmiştir.
Ayrıca,
aynı Kanunun 66›ncı maddesinde ise serbest meslek faaliyetinin yanında
meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılmasının serbest
meslek erbabı vasfını değiştirmeyeceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda
yapılan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, bir işverene tabi olmaksızın şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması halinde, iş güvenliği
uzmanlığı faaliyetinden elde edilen kazançlar serbest meslek kazancı olarak
değerlendirilecek olup, bu faaliyetten dolayı tarafınıza yapılan ödemelerin
Gelir Vergisi Kanununun
94.
maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişilerce yapılması durumunda, bu
ödemeler üzerinden aynı fıkranın (2/b) bendi uyarınca % 20 oranında gelir
vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Ancak,
iş güvenliği uzmanı olarak faaliyet gösterdiğiniz işyeriniz bünyesinde
sigortalı olarak çalıştırmak istediğiniz işyeri hekimleri ve iş güvenliği
uzmanları tarafından verilen hizmetlerden dolayı elde edilecek kazanç, şahsi
mesleki faaliyet boyutlarını aşıp, ticari bir organizasyona dönüşmesi
nedeniyle, elde edilen kazancın ticari kazanç hükümlerine göre
vergilendirilmesi gerekmektedir.
Diğer
taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176 ncı mad- desinde tüccarların,
defter tutmak bakımından iki sınıfa ayrıldığı, I inci sınıf tüccarların bilanço
esasına göre; II nci sınıf tüccarların işletme he- sabı esasına göre defter
tutacakları hükme bağlanmış, Kanunun 177 ve 178 inci maddelerinde tüccar
sınıflarına ilişkin hükümlere, 179 ve 180 inci maddelerde de sınıf değiştirmeye
ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Mezkûr
Kanunun 227›nci maddesinde, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet
ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu, 229 uncu
maddesinde faturanın; satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin
borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar
tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu, 231 inci maddesinin (5)
numaralı bendinde faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten
itibaren yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içinde düzenlenmemiş olan
faturaların hiç düzenlenememiş sayılacağı, 232?nci maddesinde ise tüccarların
sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek, satın aldıkları
emtia ve hizmetler için de fatura istemek ve almak zorunda oldukları hükmü
mevcuttur.
Buna
göre, elde ettiğiniz gelir ticari kazanç olarak vergilendirileceğinden, 213
sayılı Kanunun 177 nci maddesinde altı bent halinde sayılan şartlardan birini
taşımanız halinde bilanço esasına göre, aksi takdirde işletme hesabı esasına
göre defter tasdik ettirilerek yaptığınız iş karşılığında fatura düzenlemeniz
gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
11395140-105[236-2012/VUK-1- . . .]—609 T. 1.4.2015 tarihli özelgesi
KONU: BİR DEFAYA MAHSUS OLMAK ÜZERE UNICEF İLE YAPILAN
SÖZLEŞME GEREĞİNCE ARAŞTIRMA PROJESİNDE GÖREV ALINMASI DOLAYISIYLA ELDE EDİLEN
GELİRİN VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgi
de kayıtlı özelge talep formunda; UNICEF Türkiye Ofisi›nin Kalkınma Bakanlığı,
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu ile birlikte
ulusal çocuk refahı göstergeleri oluşturma sürecini başlattığı, bu çerçevede 1
Temmuz-30 Aralık 2013 tarihlerinde «Çocuk Refahı Göstergesi Araştırma
Projesi»nin yürütücülüğünü
üstlendiğiniz, bir defaya mahsus olmak
üzere UNICEF›in yedi farklı ili içeren ve toplam 500 çocukla görüşmeyi kapsayan
altı kişilik araştırma ekibi ile yapılan sözleşmeyle görevlendirildiğiniz, tüm
giderleri de içeren toplam 45.000-TL olan araştırma bütçesinin hesabınıza üç
taksit olarak ödeneceği belirtilerek, bir defaya mahsus olmak üzere yapılan
UNICEF sözleşmesinin tarafınıza doğuracağı vergi yükümlülüğü ile fiş veya fatu-
rayla belgelenen masrafların saklanması hususunda Başkanlığımız görüşü talep
edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde, «Her türlü serbest meslek
faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
...»
66 ncı maddesinde, «Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa
edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında
meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı
değiştirmez.
...»
82 nci maddesinde, «Vergiye tabi arızi kazançlar şunlardır : ...
4.
Arızî olarak yapılan serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla tahsil edilen
hasılat. ...
Bir
takvim yılında (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde yazılı olan kazançlar
(henüz başlamamış olan ticari, zirai veya mesleki bir faaliyete hiç
girişilmemesi ile ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi
karşılığında elde edilen kazançlar hariç) toplamının 10 milyar liralık (284
seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2013 yılı için 21.000 TL) kısmı
gelir vergisinden müstesnadır.
Bu
maddede geçen «hasılat» deyimi alınan para ve ayınlarla diğer suretlerle elde
edilen ve para ile temsil edilebilen menfaatlari ifade eder.
Arızî kazançların safi miktarı aşağıdaki
şekilde tespit olunur
: 2. Bu maddenin birinci fıkrasının
(2), (3), (4) ve (5) numaralı
bentlerinde yazılı işlerde elde edilen
hasılattan tevsik edilmek kaydıyla yapılan giderler indirilir.
...»
hükümleri yer almıştır.
221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğinin 1 inci bölümünün; 8 inci fıkrasında; «...serbest meslek faaliyetinin
bir hizmet akdi
kapsamında bir işverene tabi ve bir
işyerine bağlı olarak sürdürülmesi halinde elde edilen gelir ücret olarak
vergilendirileceğinden, bu durumundaki bir mükellefin defter tutma, makbuz
düzenleme, katma değer vergisi ve geçici vergi yükümlülükleri söz konusu
olmayacaktır. Gelir vergisi beyannamesi verme yükümlülüğü ise, Gelir Vergisi
Kanununun ücretlerin vergilendirilmesine ilişkin hükümlerinin gerektirdiği
koşullarda doğabilecektir.»
9
uncu fıkrasında; «...serbest meslek faaliyetinin arızi olarak yapılması halinde
de, mükellefin katma değer vergisi ve geçici vergi yükümlülüğü bulunmadığı gibi
defter tutma ve makbuz düzenleme zorunluluğu da söz konusu değildir.»
açıklamaları yer almaktadır .
Aynı
Tebliğin, «Diğer Hususlar» başlıklı 4 üncü bölümünün 30 uncu fıkrasında ise;
«Serbest meslek faaliyetini arızi olarak yapanların defter tutma ve belge
düzenleme zorunlulukları bulunmamaktadır. Ancak, bu kimselerin yaptıkları
hizmetler karşılığında kendilerine yapılan ödemelerin Vergi Usul Kanununun
mükerrer 257›nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden aynı
Kanunun 234›üncü maddesi hükmü çerçevesinde
«Gider
Pusulası» ile tevsik edilmesi uygun bulunmuştur. Diğer yandan, Vergi Usul
Kanununun 242›nci maddesi uyarınca, arızi olarak yapılan serbest meslek faaliyeti
ile ilgili giderleri ispat edecek belgelerin muhafaza edilmesi gerekmektedir.»
denilmektedir. Buna göre serbest meslek kazancının «arızi» sayılması için
serbest meslek faaliyetine konu işin devamlılık arz edecek şekilde yapılmaması
ve bu işin mutad meslek haline getirilmemesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, Vergi Usul Kanununun 254
üncü maddesinde;
«Bu Kanuna göre defter tutmak
mecburiyetinde olmayanlar 232, 234 ve 235›inci maddeler mucibince almaya mecbur
oldukları fatura ve gider pusulası ve müstahsil makbuzlarını tarih sırası ile
tanzim tarihlerini takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile
muhafaza etmeye mecburdurlar.» hükmü yer almaktadır.
Bu
itibarla, bir defaya mahsus olmak üzere UNICEF ile yapılan sözleşme gereğince
«Çocuk Refahı Göstergesi Araştırma Projesi’nde görev almanız dolayısıyla elde
edilen gelirin, sermayeden ziyade
şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan serbest meslek kazancı olarak vergilendirilmesi
gerekmekte olup, devamlılık arz etmeyecek şekilde yapılan serbest meslek
faaliyeti, Gelir Vergisi Kanununun 82›nci maddesinin birinci fıkrasının (4)
numaralı bendi gereğince arızi serbest meslek kazancı niteliğinde olacağından,
söz
konusu projeye ilişkin elde edilen
hasılattan tevsik edilmek şartıyla yapılan giderler indirim konusu yapıldıktan
sonra kalan tutarın 284 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2013 yılı
için belirlenen istisna tutarı olan 21.000 TL›yi aşması halinde yıllık
beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.
Bu
açıklamalar çerçevesinde; bir defaya mahsus olmak üzere UNICEF ile yapılan
sözleşme gereğince «Çocuk Refahı Göstergesi Araştırma Projesi’nde görev almanız
dolayısıyla elde edilen gelirin, arızi serbest meslek kazancı olarak
değerlendirilmesi nedeniyle, defter
tutma ve belge düzenleme zorunluluğunuz
bulunmamakta olup, aldığınız faturaları beş yıl süre ile muhafaza etme
zorunluluğunuz bulunmaktadır.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
85373914-120[40.01.45]-57 T. 21.4.2015 tarihli özelgesi
KONU: SOSYAL GÜVENLİK MÜŞAVİRLİĞİ FAALİYETİNDE BULUNAN
BİR KİŞİNİN NASIL VERGİLENDİRİLECEĞİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, ... Sosyal Güvenlik Müşavirliği Manisa Şubesi
olarak faaliyette bulunacağınız belirtilerek, elde edeceğiniz kazancın
vergilendirilmesi hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinin birinci fıkrasında, her türlü
ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu hükme
bağlanmıştır. Ticari kazanç, esas itibarıyla
sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı
olarak doğmaktadır. Bu kaynağa bağlı olarak ve devamlı bir organizasyon
çerçevesinde yapılan her türlü faaliyet ticari faaliyettir.
Aynı
Kanunun 61 inci maddesinde, «Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı
olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve
para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez.» hükmü yer almaktadır.
Anılan Kanunun 65 inci maddesinde ise;
«Her
türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki
bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...»
hükmüne yer verilmiştir.
Konuya
ilişkin açıklamaların yapıldığı 221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğin,
«...bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti olup olmadığı, faaliyetin
sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa
dayanması, bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılması, devamlı olması, unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı
bulunmaktadır.
Bu
unsurlar, bir taraftan serbest meslek kazancı ile ticari kazanç, öte yandan
serbest meslek kazancı ile ücret ilişkisinin sınırlarını belirlemektedir.
Ayrıca, faaliyetin devamlı olması özelliği de serbest meslek faaliyetini, arızi
olarak yapılan serbest meslek faaliyetinden ayırmaktadır.
... gerek ücret gerek serbest meslek kazancı emeğe
dayanan
gelir unsurlarıdır. Serbest meslek
kazançlarında emek; bir işverene tabi olmaksızın, şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına
değerlendirilmektedir. Bir işverene tabi
ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışılması halinde ise elde edilen gelir
ücrettir.» hükümleri yer almaktadır.
Diğer
taraftan, hakkınızda düzenlenen 22.11.2014 tarihli yoklama fişinin
incelenmesinden, ... Sosyal Güvenlik Müşavirliği A.Ş ile franchise sözleşmesi
yaparak Manisa ili sınırları içinde ... Sosyal Güvenlik Müşavirliği marka
unvanını kullanma yetkisini aldığınız, müşterilerinizi kendi adınıza kabul edip
ödemelerin adınıza yapıldığı,
işyeri kira kontratının adınıza
düzenlendiği, elektrik ve su aboneliklerinin de kendi adınıza olduğu, ...›den bugüne
kadar herhangi bir ücret almadığınız ve adı geçene herhangi bir ücret
ödemesinde bulunmadığınız, kendi nam ve hesabınıza faaliyette bulunduğunuz
anlaşılmaktadır.
Yukarıda
yer alan hüküm ve açıklamalar uyarınca sosyal güvenlik müşavirliği faaliyetinizi;
-Ticari
bir organizasyon ve sermaye unsuru hakim olmaksızın şahsi mesaiye, ilmi veya
mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanarak kendi nam ve hesabınıza yapmanız
durumunda, elde edilen kazancın serbest meslek kazancı olarak
değerlendirilmesi,
-Şahsi
mesaiden ziyade sermayeye dayalı olarak, ticari bir organizasyon çerçevesinde
yapılması veya franchise sözleşmesi yapılan şirkete marka bedeli veya sair
adlar altında bir ödeme yapılması veya kazancın bir kısmının aktarılması
halinde elde edilen kazancın ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi,
-
Söz konusu faaliyetin bir işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
işçi işveren ilişkisi içerisinde yapılması halinde elde edilen kazancın ücret
hükümlerine göre vergilendirilmesi gerekmektedir.
Gelir
İdaresi Başkanlığının S. 17192610-120[ÖZG-2014-68]-101 T. 8.5.2015 tarihli
özelgesi
KONU:
AİLE DANIŞMANLIK HİZMETİNİN SERBEST MESLEK FAALİYETİ OLUP OLMADIĞI İLE
UYGULANACAK KDV ORANI HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formu ve dilekçenizin
incelenmesinden, Yıldırım Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi olduğunuzu,
aile danışmanlığı faaliyetinde bulunduğunuzu belirterek aile danışmanlığı
faaliyeti dolayısıyla elde edeceğiniz kazançların hangi hükümlere göre
vergilendirileceği ile katma değer vergisi oranı konusunda Başkanlığımız
görüşünü talep ettiğiniz anlaşılmıştır.
I. GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
Bilindiği
üzere; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinin birinci
fıkrasında, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek
kazancı olduğu, maddenin ikinci fıkrasında ise serbest meslek faaliyetinin,
sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa
dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması olduğu hüküm altına
alınmıştır.
Aynı
kanunun 61 inci maddesinde, «Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı
olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve
para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez.» hükmü yer almış, 62 nci maddesinde ise «İş verenler, hizmet
erbabını işe alan,
emir ve talimatları dahilinde çalıştıran
gerçek ve tüzel kişilerdir.» denilmiş ve aynı Kanunun 94 üncü maddesinde
tevkifat yapmak zorunda olan mükellefler sayılmış, aynı maddenin birinci
fıkrasının 1 numaralı bendinde de «Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci
maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç),
103 ve 104 üncü maddelere göre,» vergi tevkifatı yapılacağı belirtilmiştir.
Diğer
taraftan, Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinin birinci fıkrasında her
türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu,
maddenin dördüncü fıkrasında ticari kazancın Vergi Usul Kanunu hükümlerine ve
bu kanunda yazılı gerçek (Bilanço veya işletme hesabı esası) veya basit
usullere göre tespit edildiği belirtilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre,
-
Aile danışmanlık hizmetinin, hizmet akdi ile bir işverene tabi ve belirli bir
işyerine bağlı olarak verilmesi durumunda, elde edilen gelirin ücret kabul
edilerek, Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre
vergilendirilmesi,
-
Söz konusu hizmetin bir işverene tabi ve belli bir işyerine bağlı olmaksızın
şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması durumunda ise elde
edilen gelirin serbest meslek kazancı sayılarak serbest meslek kazancının
tespitine ilişkin hükümlere göre vergilendirilmesi,
-
Söz konusu faaliyetin bir ticari organizasyon içinde yapılması halinde, ticari
kazanç olarak değerlendirilerek ticari kazancın tespitine ilişkin hükümlere
göre vergilendirilmesi gerekmektedir.
II.VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
213
sayılı Vergi Usul Kanununun 172 nci maddesinde; serbest meslek erbabına defter
tutma mecburiyeti getirilmiş, 210 uncu maddesinde de serbest meslek erbabının
serbest meslek kazanç defteri tutacağı
hüküm altına alınmış, 236 ncı maddesinde
ise «Serbest meslek erbabı, meslek faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı
için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye
vermek, müşteride bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir.” hükmü
bulunmaktadır.
Anılan
Kanunun 227 nci maddesi gereğince, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla
olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburi olduğundan,
ticaret erbabınca 229 uncu maddesine göre satılan emtia veya yapılan iş
karşılığında, müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere müşteriye ticari
bir vesika olarak fatura düzenlenmesi, 177 nci maddede 6 bent halinde sayılan
şartlardan birini taşıması halinde bilanço esasına göre, aksi takdirde işletme
hesabı esasına göre defter tutulması gerekmektedir.
III. KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065
sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesine göre, Türkiye›de
ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan
teslim ve hizmetler KDV ye tabidir.
KDV
oranları, KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak
yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile Kararname eki I
sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, II sayılı listede yer
alan teslim ve hizmetler için % 8, listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler
için % 18 olarak tespit edilmiştir.
Söz
konusu Kararnameye ekli II sayılı listenin B/21 inci sırasında yer alan «İlgili
Bakanlıklar ya da kanunlarla izin verilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından
yerine getirilen insan veya hayvan sağlığına yönelik koruyucu hekimlik, teşhis,
tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri (hayvan ırkının ıslahına yönelik hizmetler
dahil), ambulans hizmetleri,» %8 oranında KDV ye tabi tutulmaktadır.
Diğer
taraftan, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 4 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi, 34 ve 35 inci maddeleri ile 3/6/2011 tarihli ve 633
sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b), (h) ve (ı)
bentleri ile 7 nci maddesinin
birinci fıkrasının (c) bendine
dayanılarak hazırlanan 04/09/2012 tarih ve 28401 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Gerçek Kişiler ve Özel Hukuk Tüzel Kişileri ile Kamu Kurum ve
Kuruluşlarınca Açılacak Aile Danışma Merkezleri Yönetmeliğinin 4 üncü
maddesinde, Aile danışma merkezinin; Ailenin gelişmesi ve güçlenmesi için;
bireylerinin katılımcı, üretken,
kendine
yeterli hale gelmesi ve sorun çözme kapasitelerinin geliştirilmesi amacıyla
koruyucu, önleyici, eğitici, geliştirici, rehberlik ve rehabilite edici
hizmetler veren kuruluşları ifade ettiği belirtilmiştir.
Buna
göre, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu uyarınca kurulacak Aile Danışma
Merkezi olarak verilecek hizmetin 2007/13033 sayılı Kararname eki II sayılı
listenin B/21 inci sırasında belirtilenler tarafından ifa edilmesi halinde % 8
oranında KDV ye tabi olması, aksi halde bu hizmet bedeli üzerinden %18 oranında
KDV hesaplanması gerekmektedir.
İlgide
kayıtlı yazınızın ve ... tarafından 06.03.2015 tarihinde Başkanlığınıza
17.03.2015 tarihinde ise Başkanlığımıza verilen dilekçe ve eklerinin
incelenmesinden, adı geçenin turist rehberliği faaliyetinden dolayı serbest
meslek mükellefiyetinin olduğu, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün mükellefi iken
adres değişikliği nedeniyle ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne nakil ettirildiği,
... Vergi Dairesi Müdürlüğüne verdiği 2013
yılına yıllık gelir vergisi
beyannamesinde tevkif yoluyla kesilen vergilerden
dolayı iade talebinin olduğu ancak, ...
Vergi Dairesi Müdürlüğünce mükellefin bir yıl boyunca tek firma ile çalıştığı
ve sözleşmelerinin süreklilik arz etmesi nedeniyle elde ettiği gelirin ücret
olarak vergilendirilmesi gerektiğinden iade talebinin reddedildiği
belirtilerek, 6326 sayılı ?Turist Rehberleri Meslek Kanunu’nun 6/3 üncü maddesi
ile ?Turist Rehberliği Meslek Yönetmeliği’nin 36/2 maddesi gereğince taraflar
arasın- da turist rehberliği sözleşmesi yapma zorunluluğunun bulunması nedeniy-
le, adı geçen ile sürekli sözleşmelerini yenilediği turizm seyahat acentesi
arasında düzenli turist rehberliği sözleşmesinin söz konusu gelirin ücret
olarak vergilendirilmesine karine teşkil eden bir işçi-işveren ilişkisini doğu-
ran hizmet sözleşmesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği
hususunda Başkanlığımızdan görüş sorulduğu anlaşılmıştır.
Gelir Vergisi Kanununun,
61
inci maddesinde, ?Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez.?
65
inci maddesinde, Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...
66
ncı maddesinde, Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler,
serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka
bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı
değiştirmez...
hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kamu idare ve müesseseleri,
iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmele-
ri, kooperatifler, yatırım fonu
yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest
meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına
göre tespit eden çiftçilerin maddede bentler halinde sayılan ödemeleri nakden
veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine
mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hükme bağlanmıştır.
Öte
yandan, 221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde ücret-serbest meslek
kazancı ayırımının önemi ve vergilendirilmesine ilişkin kriterler ayrıntılı
olarak açıklanmıştır. Söz konusu Tebliğ’de, ?... bir faaliyetin ser- best
meslek faaliyeti olup olmadığı, faaliyetin;
sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisa- sa dayanması,
bir
işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve he- sabına
yapılması,
devamlı olması,
unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı
bulunmaktadır.
Bu
unsurlar, bir taraftan serbest meslek kazancı ile ticari kazanç, öte yandan
serbest meslek kazancı ile ücret ilişkisinin sınırlarını belirlemekte- dir.
Ayrıca, faaliyetin devamlı olması özelliği de serbest meslek faaliyetini, arızi
olarak yapılan serbest meslek faaliyetinden ayırmaktadır.
Bu
açıklamalardan anlaşılacağı üzere gerek ücret gerek serbest meslek kazancı
emeğe dayanan gelir unsurlarıdır. Serbest meslek kazançlarında emek; bir
işverene tabi olmaksızın, şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
değerlendirilmektedir. Bir işveren tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışılması halinde ise elde edilen gelir ücrettir.
Uygulamada
bazı durumlarda ücret ile serbest meslek kazancının ayrı- mında zorluklarla
karşılaşılmaktadır. Bu durumda yukarıda da belirtildiği gibi esas alınacak en
önemli ölçüt; iş yerine bağlılık ve işverene tabiliktir.
İş yerine bağlılıktan maksat; kendisine
ait olmayan bir organizasyonun
işyerinde
çalışılmasıdır. İşverene tabilikten maksat ise; işverenin hiz- metli üzerinde
hiyerarşik bir kontrol ve yaptırım uygulama hakkının bulu- nup bulunmamasıdır.
Bu unsurların bulunmaması halinde, gelir vergisi açı- sından işverene tabi
olarak işveren-hizmetli ilişkisinden bahsedilemez.? denilmiştir.
Diğer
taraftan 3626 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanununun ?Turist rehberi
ücretleri başlıklı 6 ncı maddesinin 3 numaralı bendinde ?(3) Turist rehberlerinin
tur için belirlenen ücreti ihtiva eden yazılı turist rehberliği sözleşmesi
yapmaları zorunludur. Haklı nedenlerin bulunduğu hallerde ve daha sonra yazılı
olarak düzenlenmek kaydıyla e-posta, faks, telefon me- sajı ve benzeri yollarla
sözleşme yapılabilir.? hükmü yer almaktadır.
Ayrıca
23.02.2013 tarihli ve 28568 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Turist Rehberliği
Meslek Yönetmeliğinin Sözleşme yapma zorunluluğu başlıklı 36 ncı maddesinde
?(1) Turist rehberlerinin tur için belirlenen üc- reti ihtiva eden yazılı
turist rehberliği sözleşmesi yapmaları zorunludur. Haklı nedenlerin bulunduğu
hallerde ve geçerli mazeretleri sona erdiği ta- rihten itibaren en geç yedi gün
içinde yazılı olarak düzenlenmek kaydıyla e-posta, faks, telefon mesajı ve benzeri
yollarla sözleşme yapılabilir.
(2)
Sözleşmede, sözleşmenin taraflarına ilişkin bilgilerin, sözleşmenin konusunun,
tarafların hak ve yükümlülüklerinin, ücret, süre, turist rehber- lerinin
ruhsatname ve çalışma kartı numaralarını, tur programı ile tarih ve imzaların
bulunması zorunludur. Yapılan sözleşme iki nüsha olarak düzenlenir ve birer
nüshası taraflara verilir. Sözleşme örnekleri birlikler tarafından hazırlanır
ve resmi internet sitesinde ilan edilir.? açıklamaları yer almaktadır.
Elde
edilen gelirin nevinin ücret geliri mi serbest meslek geliri mi oldu- ğunun
belirlenmesinde; hizmet sözleşmesi, yoklama fişi, bildirimler varsa kira
sözleşmesi gibi belgelerde yer alan bilgilerin söz konusu mevzuat
düzenlemeleriyle birlikte değerlendirilerek belirleme yapılması gerekmek-
tedir.
Buna
göre, rehberlerin; seyahat acentesinin onayı olmadan kendi ad- larına tur kabul
edememeleri, seyahat acentesinden izinsiz başka bir acentede çalışamamaları,
seyahat acentesinin belirleyeceği mesai saatleri içinde görevleri sürdürmek
zorunda olmaları, yıllık ve sair izinlerin seya- hat acentesi tarafından
belirlenmesi, seyahat acentesinin onayı olmadan mesleki seminerler, kurs, vb.
etkinliklere katılamamaları, kendi adlarına ücret talep edememeleri gibi
hususların mevcut olması halinde, işverene bağlılık ve iş yerine tabi olma
unsurlarının var olduğu kabul edileceğinden
elde
edilen gelirin ücret olarak değerlendirilmesi ve Gelir Vergisi Kanu- nunun
ücret gelirinin vergilendirilmesine ilişkin hükümlerine göre vergilen-
dirilmesi gerekmektedir.
Öte
yandan, turist rehberlerinin turizm seyahat acentesi ile arasında 3626 sayılı
Turist Rehberliği Meslek Kanununun 6 ncı maddesinin
3 numaralı bendi ve Turist Rehberliği
Meslek Yönetmeliğinin 36 ncı maddesinin 1 ve 2 numaralı bentlerine göre
taraflar arasında turist rehberliği sözleşmesi yapma zorunluluğu bulunmaktadır.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, ... ‘ın maktu rehberlik sözleşmesine dayanarak bir
yıl içerisinde sadece bir seyahat acentesine hizmet vermesi nedeniyle rehber
ile seyahat acentesi arasında işçi-işveren ilişkisinin bu- lunduğunun kabulü
mümkün olmayıp, adı geçen ile seyahat acentesi ara- sındaki ilişkinin ücret
veya mesleki faaliyet olup olmadığı hususunun yuka- rıda yapılan açıklamalar
çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
62030549-120[18-2015/34]-75149 T. 17.8.2015 tarihli özelgesi
KONU: YÖNETMENLİK FAALİYETİNDEN ELDE EDİLEN KAZANÇ
DOLAYISIYLA GELİR VERGİSİ KANUNU’NUN 18’İNCİ MADDESİNDE YER ALAN İSTİSNA
HÜKMÜNDEN GEÇMİŞE DÖNÜK OLARAK YARARLANILIP YARARLANILMAYACAĞI HAKKINDA.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel
Müdürlüğünden almış olduğunuz yazıda yönetmenliğini yaptığınız «...», «...»,
«...» ve «...» isimli dizi filmlerin «Sinema Eseri» olarak
değerlendirildiği belirtilerek, yönetmenlik faaliyetiniz dolayısıyla Gelir
Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan istisna hükümlerinden 2013 ve
2014 yılları için yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda bilgi talep
edildiği anlaşılmakta olup, konu hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda
açıklanmıştır.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde; ücretin, işverene tabi ve
belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve
ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olduğu, aynı
Kanunun 65 ve 66 ncı maddelerinde, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazancı olduğu ve serbest meslek faaliyetini mutad
meslek halinde ifa edenlerin de serbest meslek erbabı oldukları belirtilmiştir.
Aynı
Kanunun 18 inci maddesinde; «Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat,
ressam, bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni
mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri,
bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve
televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve
internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD,
disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak
veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını
devir ve temlik etmek veya kiralamak
suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.
Eserlerin
neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında
alınan bedel ve ücretler istisnaya dahildir.
Yukarıda
yazılı kazançların arızî olarak elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına
engel teşkil etmez.
Serbest
meslek kazançları istisnasının, bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif
suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.»
hükümleri yer almaktadır.
Gelir
Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde kimlerin tevkifat yapacakları açıklanmış
olup, söz konusu maddenin birinci fıkrasının
(2) numaralı bendine göre, 18 inci madde
kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden %17,
diğerlerinden %20 oranında (2009/14592 sayılı B.K.K. ile) vergi tevkifatı
yapılacağı hükme bağlanmıştır.
224 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğinde;
«1.
Bilindiği üzere, genel olarak serbest meslek kazançlarının vergilendirilmesine
yönelik hükümler ve serbest meslek erbabının tutacağı defter ve düzenleyeceği
belgeler konusunda 221 Seri No›lu Gelir Vergisi Genel Tebliği›nde, münhasıran
Gelir Vergisi Kanunu›nun 18› inci maddesinde sayılan faaliyetleri icra eden serbest
meslek erbabının defter tutma, belge düzenleme ve katma değer vergisi
yükümlülüklerine ilişkin olarak da 223 Seri No›lu Gelir Vergisi Genel
Tebliği›nde açıklamalarda bulunulmuştu.
...
3 münhasıran Gelir Vergisi
Kanunu›nun 18› inci maddesinde
belirtilen türden faaliyetlerde bulunan
ve eserlerini sadece aynı Kanunun 94› üncü maddesinde belirtilen kişi veya
kurumlara teslim eden serbest meslek erbabından isteyenlerin;
- Defter tasdik ettirme ve tutma,
- Belge düzenleme,
zorunlulukları
Vergi Usul Kanunu›nun mükerrer 257› nci maddesinin bakanlığımıza verdiği
yetkiye istinaden hasılat tutarına bağlı olmaksızın kaldırılmıştır. Aldığı eser
ve hizmetleri bu kişiler tarafından düzenlenmiş serbest meslek makbuzu ile
belgelemek zorunda olan mükellefler ise harcamalarını bunlara gider pusulası
imzalatmak suretiyle tevsik edeceklerdir. Bu şekilde alınan belgeler serbest
meslek erbabınca gerektiğinde ibraz edilmek üzere zamanaşımı süresince
saklanacaktır...» açıklamaları yapılmıştır.
5846
sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 1/B maddesinde; Eser›in sahibinin
hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema
eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini ifade ettiği, eser
sahibinin, eseri meydana getiren kişiyi ifade ettiği hükmüne yer verilmiş olup,
aynı Kanunun 8 inci maddesinde, bir eserin sahibinin, onu meydana getiren
olduğu, sinema eserlerinde ise; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı
ve diyalog yazarının, eserin birlikte sahibi oldukları hükmüne yer verilmiştir.
Öte
yandan, Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan istisna
hükümlerinden yararlanıp yararlanılamayacağının tespiti için, yapılan
çalışmaların Kültür ve Turizm Bakanlığı (Telif Hakları ve Sinema Genel
Müdürlüğü)›den 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa göre eser
niteliğinde olup olmadığına ilişkin belge alınması gerekir.
Anılan
Bakanlıktan alınan bu belge ile nihai kararı verecek olan Gelir İdaresi
Başkanlığı ilgili birimine başvurulması ve yukarıdaki şartların
taşındığının
ispat edilmesi halinde istisna hükümlerinden başvuru tarihinin içinde bulunduğu
takvim yılının başından itibaren yararlanılması mümkün bulunmaktadır. Örneğin
resim çalışmaları yapan bay (A) 2014 Şubat ayında Kültür ve Turizm
Bakanlığından yaptığı çalışmalarının eser olduğunun ispatına ilişkin belge
alıp, 2014 Kasım ayında Gelir İdaresi Başkanlığı (İstanbul Vergi Dairesi
Başkanlığı)›na istisnadan faydalanmak için başvuru yapmış olup, bay (A)›nın
Başkanlığımıza bağlı birime başvuru tarihi olan 2014 Kasım ayının içinde
bulunduğu takvim yılı başından
(ocak 2014›den) itibaren diğer şartları
da taşıması kaydıyla istisna hükümlerinden faydalanması mümkün bulunmaktadır.
Ayrıca, Başkanlığımıza bağlı birimlere
yapılan başvuru sonucunun
idari işlemler nedeniyle gecikmesi halinde
başvuru tarihinin içinde bulunduğu takvim yılı için verilen yıllık beyanname
üzerinden tahakkuk eden verginin veya resen yapılan tarhiyatların istisnayla
ilgili kısmının terkin edilmesi gerekmekte olup, başvurunun yapıldığı tarihin
içinde bulunduğu takvim yılından önceki takvim yıllarına ilişkin olarak ise
düzeltme yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Bu
nedenle, başvuru yapmadığınız anlaşılan 2013 ve 2014 takvim yılları için
istisna hükümlerinden faydalanmanız mümkün bulunmamaktadır.
Diğer
taraftan, özelge talep formunun ekinde yer alan Kültür ve Turizm Bakanlığı
Telif Hakları Genel Müdürlüğünün 09/01/2015 tarih ve 4704 sa- yılı yazısından,
“...”, “...”, “...” ve “...” adlı dizi filmlerin 5846 sayılı Fikir ve Sanat
Eserleri Kanunu hükümlerine göre “Sinema Eseri” olarak değerlen- dirildiği
anlaşılmıştır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre,
yönetmenliğini yaptığınız «...»,
«...», «...» ve «...» adlı dizi filmler
dolayısıyla elde edeceğiniz hasılata münhasır olmak üzere, Gelir Vergisi
Kanununun 18 inci maddesinde yer alan istisnadan, yukarıda belirtilen tarih
itibarıyla faydalanmanız mümkün bulunmaktadır.
Öte
yandan, yönetmenlik çalışmasının Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasına göre tevkifat yapmak mecburiyetinde olanlarca satın alınması
halinde, tarafınıza yapılacak ödemeler için gider pusulası tanzim edilerek
anılan maddenin (2-a) bendi kapsamında gelir vergisi tevkifatı yapılması
gerekmekte olup, tevkifat uygulaması gelir vergisi mükellefiyetine tesir
etmeyeceği gibi söz konusu faaliyete ilişkin nihai vergileme olacaktır.
Yine
aynı Kanunun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (1-a) bendine göre tam
mükellefiyette kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kı- sımları
için yıllık beyanname verilmeyeceği ve diğer gelirler için beyanna- me
verilmesi halinde de bu gelirlerin beyannameye dahil edilmeyeceği hü- küm
altına alındığından anılan Kanunun 18 inci maddesi kapsamında elde edilecek
hasılattan dolayı yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecektir.
Serbest
meslek erbabının, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 153 üncü maddesi uyarınca işe
başlamayı vergi dairesine bildirme, 172 nci ve 210 uncu maddeleri uyarınca
serbest meslek kazanç defteri tutma, 236 ncı maddesi uyarınca da mesleki
faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatları için serbest meslek makbuzu
düzenleme mecburiyeti bulunmakta olup serbest meslek faaliyetini mutad meslek
halinde ifa edenlerin, 213
sayılı Vergi Usul Kanununun yukarıda
belirtilen hükümlerinde yer alan
yükümlülükleri yerine getirmesi
gerekmektedir.
Ancak,
konuya ilişkin olarak 224 Seri No›lu Gelir Vergisi Genel Tebliği›nde,
münhasıran Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde belirtilen türden
faaliyetlerde bulunan ve eserlerini sadece aynı Kanunun 94 üncü maddesinde
belirtilen kişi veya kurumlara teslim eden serbest meslek erbabından
isteyenlerin, defter tasdik ettirme ve tutma ile belge düzenleme
zorunluluklarının kaldırıldığı açıklanmıştır.
Diğer
taraftan, söz konusu faaliyeti mutad meslek halinde ifa etmeniz ve istisna
kapsamındaki eserlerinizi Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılanlar
dışındakilere de satmanız halinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 153, 172, 210
ve 236 ncı maddeleri uyarınca
işe başlama bildiriminde bulunma,
serbest meslek kazanç defteri tutma ve serbest meslek makbuzu düzenleme mecburiyetiniz
bulunmaktadır.
Ayrıca,
münhasıran Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesindeki faaliyette bulunmanız
ve bu faaliyeti mezkur Kanunun 94 üncü maddesinde sayılanlara yapmanız
durumunda gelir vergisi mükellefiyetinin tesisi, defter tasdik ettirme ve tutma,
vergi levhası bulundurma ile gelir vergisi beyannamesi verme yükümlülüğünüz
bulunmamaktadır.
Öte
yandan, yönetmenlik çalışmalarını bir firma ile sözleşme akdedilerek ve
sözleşme dahilinde firmanın emir ve talimatları doğrultusunda devamlılık ve
bağlılık arz edecek şekilde gerçekleştirmeniz durumunda, tarafınıza yapılan
ödemeler ücret olarak değerlendirilecek olup, ücrete ilişkin genel hükümler
çerçevesinde vergilendirileceği tabiidir.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, bilgisayar destekli üç boyutlu modelleme,
renklendirme (hazır çizilmiş mimari projeler sonrası, mimari projeye bağlı
kalarak bina cephesini bilgisayar ortamında üç boyutlu modelleme) işi ile
iştigal etmek istediğinizi belirterek, bu iş nedeniyle basit usulde
vergilendirilip vergilendirilmeyeceğiniz hususunda Başkanlığımız görüşü talep
edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, her türlü ticari ve sınaî
faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtildikten sonra,
ticari kazancın, Vergi Usul Kanunu hükümlerine ve
Gelir Vergisi Kanununda yazılı gerçek
(Bilânço veya işletme hesabı esası) veya basit usullere göre tespit edileceği
hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, aynı Kanunun 46 ncı
maddesinde, 47 ve 48 inci
maddelerde yazılı şartları topluca haiz
olanların ticari kazançlarının basit usulde tespit olunacağı belirtilmiş,
anılan maddelerde ise basit usule tabi olmanın genel ve özel şartları
açıklanmıştır. Kanunun 51 inci maddesinde de basit usulün hududu gösterilmiştir
Ticari
faaliyet, bir tür emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup, kazanç sağlama
niyet ve kastının bulunup bulunmaması, böyle bir organizasyon tarafından icra
edilen faaliyetin ticari faaliyet olma niteliğine etki etmemektedir. Ancak, bir
faaliyetin ticari faaliyet sayılabilmesi için, kazanç sağlama niyet ve kastı
gerekmemekle birlikte, faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurlarıyla
birlikte de- ğerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması
gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Bu
hüküm ve açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; ticari kazançlar esas itibariyle
sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğmakta ve bu kaynağa bağlı
olarak devamlı bir organizasyona dayanan her türlü faaliyet ticari faaliyet
sayılmaktadır. Serbest meslek faaliyetinin ticari bir organizasyon içinde
yapılması halinde de sağlanan gelir ticari kazanç sayılmakta ve kazancın
tespitinde ticari kazanca ait esas ve hükümler geçerli bulunmaktadır.
Diğer
taraftan; ticari faaliyette iktisadi işletmenin unsurları arasında bir
organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde bedel karşılığı mal alım
satımı, imalatı veya hizmet ifaları gibi faaliyetler bulunmaktadır. Ticari
organizasyon ise sermaye tahsisi, işyeri açılması, personel istihdamı, ticaret
siciline kaydolmak gibi unsur ve şartların tümü veya bir kısmının yerine
getirilmesi ile oluşmaktadır.
Bu
organizasyonun kazanç sağlama amacı olmasa dahi işletmenin konusunun ve
faaliyetinin her türlü mal ve hizmet satışı veya bunlara benzer şekilde olması,
devamlı surette yapılması, kar elde etme potansiyelinin bulunması durumunda bu
faaliyetin ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Aynı
Kanunun 61 inci maddesinde,»Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı
olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve
para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun
mahiyetini değiştirmez...» hükmüne yer verilmiştir.
Yine
aynı Kanunun 65 inci maddesinde ise; «Her türlü serbest meslek faaliyetinden
doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.» hükmü
yer almaktadır.
Konu
ile ilgili olarak yayınlanan 221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin
«Serbest Meslek Faaliyeti» başlıklı (1.1)
bölümünde; «...bir faaliyetin serbest
meslek faaliyeti olup olmadığı,
faaliyetin;
-
sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa
dayanması,
-
bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
yapılması,
- devamlı olması,
unsurlarını
taşıyıp taşımadığına bağlı bulunmaktadır.» açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu
hüküm ve açıklamalar uyarınca, bilgisayar destekli üç boyutlu modelleme ve
renklendirme faaliyetinin;
-
Şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabınıza, sermayeden ziyade şahsi
mesaiye ve mesleki bilgiye dayalı olarak yapılması serbest meslek faaliyeti,
söz konusu faaliyetten dolayı elde edilen kazancın da serbest meslek kazancı
kapsamında değerlendirilmesi,
-İşverene
tabi, işyerine bağlı olarak onun emir ve talimatları dahilinde yapılması
halinde, elde edilen gelirin Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü
maddeleri uyarınca ücret olarak gelir vergisine tabi tutulması, gerekmektedir.
Diğer
taraftan, söz konusu faaliyetin ticari bir organizasyon içinde yapılması
halinde ise, sağlanan gelir ticari kazanç sayılacağından, Gelir Vergisi
Kanununun 47 ve 48 inci maddelerinde belirlenen basit usule tabi olmanın genel
ve özel şartlarını taşımanız durumunda basit usulde
vergilendirilmeniz mümkündür.
I-GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun «Ticari Kazancın Tarifi» başlıklı 37 nci
maddesinde; her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan
kazançların ticari kazanç olduğu hükmüne
yer verilmiştir.
Ticari
faaliyet emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup, kazanç sağlama niyet ve
kastının bulunup bulunmaması böyle bir
organizasyon tarafından icra edilen
faaliyetin ticari faaliyet olma niteliğine etki etmemektedir.
Ancak,
bir faaliyetin ticari faaliyet sayılabilmesi için kazanç sağlama niyet ve kastı
gerekmemekle birlikte, faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurlarıyla
birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması ve
şahsi ihtiyaç kapsam ve sınırlarını aşması gerekmektedir.
Aynı
Kanunun 65 inci maddesinde, serbest meslek kazancının tanımı yapılmış 66 ncı
maddesinde ise serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenlerin
serbest meslek erbabı olduğu hüküm altına alınmıştır.
Söz
konusu Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, maddede sayılan ödemleri
nakden veya hesaben yaptıkları sırada istihkak sahiplerinin gelir vergilerine
mahsuben tevkifat yapmaya mecbur olanlar belirtilmiş olup anılan fıkranın (2/b)
bendinde serbest meslek kazancı ödemelerinden %20 (Bakanlar Kurulunun
2009/14592 sayılı kararı ile ) oranında tevkifat yapılması gerektiği
belirtilmiştir.
Bu
açıklamalara göre; Türkiye›ye gönderilen yurtdışında mukim kişilerden oluşan
turist kafilesinin tarafınızca karşılanıp yeme içme, otel vb. ihtiyaçlarının
karşılanması şeklinde verdiğiniz aracılık hizmetleri ticari faaliyet kapsamında
bulunduğundan, elde edeceğiniz komisyon gelirinin Gelir Vergisi Kanununun
ticari kazanç hükümleri çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmektedir.
Diğer
taraftan, turist kafilesi ile birlikte Türkiye›ye gelen ve bu kafileye seminer
veren yabancı uyruklu kişinin elde ettiği kazanç
serbest meslek kazancı kapsamında
bulunduğundan, söz konusu kişilere yapacağınız ödemeler üzerinden %20 oranında
gelir vergisi tevkifatı yapılacağı tabiidir.
Öte
yandan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti
Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve
Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanunun hükümlerinin de dikkate alınacağı tabiidir.
Anlaşmanın iç mevzuat hükümlerine göre mükellef lehine
menfaat
yarattığı durumlarda Anlaşma hükümlerinden yararlanabilmek için ABD mukimi
kişilerin bu ülkelerde tam mükellef olduklarını ve tüm dünya kazançları
üzerinden bu ülkede vergilendirildiklerini ABD yetkili makamlarından alacakları
bir belge ile kanıtlamaları ve bu belgenin aslı ile birlikte Noterce veya
ABD›deki Türk Konsolosluklarınca tasdik edilmiş Türkçe tercümesinin bir
örneğini vergi sorumlularına veya ilgili vergi dairesine ibraz etmeleri
gerekmektedir.
II- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;
-
1/1 inci maddesinde, Türkiye›de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek
faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV›ye tabi olduğu,
-
4/1 inci maddesinde, hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı
dışında kalan işlemler olduğu ve bu işlemlerin bir şeyi yapmak, işlemek,
meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak,
değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapma- mayı taahhüt etmek gibi şekillerde
gerçekleşebileceği,
- 6/b maddesinde, işlemlerin Türkiye›de yapılmasının,
hizmetin Türkiye›de yapılmasını veya hizmetten Türkiye›de faydalanılmasını
ifade ettiği,
-
11/1-a maddesinde, ihracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetler ile
yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetlerin KDV›den istisna olduğu,
-
12/2 nci maddesinde ise, bir hizmetin yurt dışındaki müşteriler için yapılan
hizmet sayılabilmesi için, hizmetin yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış
olması ve hizmetten yurt dışında faydalanılması gerektiği
hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, KDV Genel Uygulama
Tebliğinin;
-
«II/A-2. Hizmet İhracı» başlıklı bölümünde, «3065 sayılı Kanunun (11/1-a)
maddesi kapsamında bir hizmetin KDV›den istisna olabilmesi için, aynı Kanunun
(12/2) nci maddesine göre;
- Hizmetin yurtdışındaki bir müşteri
için yapılması,
-
Hizmetten yurtdışında faydalanılması, gerekir.
Hizmetin
yurtdışındaki bir müşteri için yapıldığı, yurtdışındaki müşteri adına
düzenlenen fatura ve benzeri belge ile tevsik edilir.
Hizmetten
yurtdışında faydalanılmasından kasıt, Türkiye›de yurtdışındaki müşteri için
yapılan hizmetin, müşterinin yurtdışındaki iş, işlem ve faaliyetleri ile ilgili
olması; Türkiye›deki faaliyetleri ile ilgisi bulunmamasıdır.»
-»II/A-2.1.» bölümünde yer alan 3
numaralı örnekte ise
«Türkiye›de yerleşik olan ve seyahat
acenteliği yapan (B) A.Ş.yurtdışında bulunan bir seyahat acentesinin gönderdiği
turist grubuna konaklama, tur düzenleme ve yeme-içme hizmeti vermektedir. (B),
söz konusu hizmeti karşılığında 25.000 TL almıştır. Türkiye›deki seyahat acentesi
aldığı bu paranın 10.000 TL›lik kısmını, turist grubunun Türkiye›deki
konaklama, yeme-içme gibi masraflarında kullanmıştır. Yaptığı bu masraflardan
sonra kendisine 15.000 TL kalmıştır.
Bu
durumda, (B), yabancı seyahat acentesine 15.000 TL›lik hizmette bulunmuş olup,
bu hizmet KDV›den istisna olacaktır.
Ancak,
(B) A.Ş. nin turist grubuna Türkiye›de verdiği yeme-içme, konaklama gibi
hizmetlerden Türkiye›de faydalanıldığından, bu hizmetler KDV›ye tabidir.
Bu
mükellefin, yabancı seyahat acentesine verdiği söz konusu hizmetlere ait
düzenleyeceği faturada, vergiden istisna tutulan hizmet bedeli ile vergiye tabi
tutulacak hizmet bedelini ayrı ayrı gösterebileceği gibi, bu hizmetler için
ayrı ayrı fatura düzenlemesi de mümkündür.»
açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu hükümler ve açıklamalar çerçevesinde;
1)
Yurt dışından gelen turist grubunun ihtiyaçlarının karşılanması için
tarafınızca tertip edilen yeme, içme, otel vb. hizmetlere ilişkin ödenen
bedeller, bu hizmetlerden Türkiye›de faydalanıldığı için KDV›ye tabi olacaktır.
2)
Yapmış olduğunuz KDV›ye tabi bu masraflardan sonra aracılık hizmeti olarak
tarafınıza kalan komisyon tutarları, yurt dışında
mukim
firmaya verilen hizmetin karşılığı olup, belirtilen şartların sağlanması
halinde hizmet ihracı kapsamında KDV›ye tabi olmayacaktır.
3)
Yurt dışında bir araya getirerek Türkiye›ye getirdiğiniz bu kafileye,
Türkiye›de eşlik eden, seminer ve benzeri organizasyonlar tertip eden ve
birlikte ülkesine geri dönen kişilere, verilen hizmete ilişkin yapılan ödemeler
söz konusu hizmetten Türkiye›de yararlanıldığından KDV›ye tabi olup, bu
kişilerin ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş
merkezi Türkiye›de bulunmaması halinde
söz konusu KDV›nin tam tevkifat uygulaması kapsamında tarafınızca 2 No.lu KDV
beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir.
Öte
yandan, sorumlu sıfatıyla beyan edilerek ödenen bu verginin firmanızca ödendiği
dönem 1 No.lu KDV beyannamesi ile indirim konusu yapılması mümkün
bulunmaktadır.
III- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN :
213
sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinde, bu Kanunda aksine hüküm
olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve
muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu; 229 uncu maddesinde,
faturanın tanımı yapılmış; 230 uncu maddesinde faturada bulunması gereken
asgari bilgilere yer verilmiş; 231 inci maddesinin birinci fıkrasının (5)
numaralı bendinde, faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten
itibaren azami yedi gün içinde düzenlenmesi gerektiği, 232 nci maddesinde
tüccarların, sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura verme ve
aldıkları emtia veya hizmetler için de fatura isteme ve alma mecburiyetleri
bulunduğu hükme bağlanmıştır.
234
üncü maddesinde de « Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde
tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının
ve çiftçilerin: vergiden muaf esnafa yaptırdıkları işler veya onlardan satın
aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana
veya emtiayı satana imza ettirecekleri
gider pusulası vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmündedir. Bu
belge, birinci ve ikinci sınıf tüccarların, zâti eşyalarını satan kimselerden
satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya için de tanzim edilir.»
Ayrıca,
konu hakkında yayımlanan 225 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde
gider pusulalarında, işin mahiyeti, cinsi, adedi, fiyatı, tutarı, toplamı,
tevkif edilen vergi oranı ve net tutarı; işi yaptıran ile yapanın veya emtiayı
satın alan ile satanın adlarıyla soyadları (tüzel
kişilerde unvanları) adresleri, varsa
vergi dairesi ve hesap numarası, seri ve müteselsil sıra numarası ve düzenleme
tarihine ilişkin bilgilere yer verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Diğer
taraftan, 253 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin «Yurt Dışında
Faaliyette Bulunan Mükelleflere Yaptırılan İş ve Hizmetler Karşılığında Alınan
Belgelerle İlgili İşlemler» başlıklı ( B) bölümünde yurt dışında mukim kişi
veya kuruluşlara yaptırılan iş veya hizmetler karşılığında ödemede bulunan
gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin, yurt dışında mukim kişi veya
kuruluşlardan aldıkları muteber belgeleri gider olarak defterlerine
kaydedebildikleri belirtilerek,
yurt dışındaki kişi veya firmalardan
belge alan mükelleflerin, bu belgeleri defter kayıtlarında gider olarak
göstermeleri sırasında belgelerde
yazılı bedelleri, belgelerin
düzenlendiği günde Merkez Bankasınca belirlenen döviz alış kuru üzerinden Türk
Lirasına çevirerek kayıtlarında gösterecekleri; ancak, inceleme sırasında
inceleme elemanınca lüzum görülmesi halinde, mükelleflerin bu belgelerini
tercüme ettirmek zorunda oldukları açıklamalarına yer verilmiştir.
.Dolayısıyla,
yurt dışındaki kişi ve firmalardan satın alınan mal ya da yaptırılan hizmetler
karşılığında alınan belgenin bulunduğu ülke mevzuatına uygun düzenlenmesi şartıyla
kayıtlarda gösterilebilmesi mümkün bulunmaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalara göre,
Yurtdışında
bulunan firmaya aracılık hizmeti sunulması halinde aracılık faaliyeti
dolayısıyla elde etmiş olduğunuz komisyon geliri için yurtdışı firma adına
hizmetin sunulduğu tarihten itibaren azami yedi gün içinde fatura düzenlenmesi,
Türkiye›ye
getirilen kafileye, Türkiye›de eşlik eden, seminer ve benzeri organizasyonlar
tertip eden ve birlikte ülkesine geri dönen kişilere, söz konusu kişilerin
ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş
merkezi Türkiye›de bulunmaması ve vergi
mükellefi olmamaları koşuluyla, verdikleri hizmete ilişkin yapılan ödemeler
için tarafınızdan gider pusulası düzenlenmesi,
Ancak söz konusu kişilerin ikametgâhı, işyeri, kanuni
merkezi ve iş merkezi Türkiye›de bulunmaması ve vergi mükellefi olmaları
durumunda ise adınıza hizmeti veren kişinin bulunduğu ülke mevzuatına uygun
muteber belge düzenlemesi gerekmektedir.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzda, serbest avukat olarak faaliyette bulunduğunuzu,
Rize Adliyesinin Almanca ile ilgili olarak tercümanlık hizmetlerini adliye
bilirkişi listesinde kayıtlı olarak
yürüttüğünüzü ve bilirkişi ücretlerinin
tarafınıza gider makbuzu karşılığı ödendiği, benzer şekilde çok istisna da olsa
noterlere de çeviri hizmeti verdiğinizi belirterek, tercümanlık faaliyetinizden
dolayı mükellefiyet tesisi
yapılıp yapılmayacağı ile alınan tercüme
ücretleri için serbest meslek makbuzu düzenleyip düzenlemeyeceğiniz hususunda
bilgi istenmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun,
61
inci maddesinde, «Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez.
Bu kanunun uygulanmasında, aşağıda
yazılı ödemeler de ücret
sayılır:
...
5 Bilirkişilere, resmî arabuluculara, eksperlere, spor
hakemlerine ve her türlü yarışma jürisi üyelerine ödenen veya sağlanan para,
ayın ve menfaatler;...»
65
inci maddesinde, «Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın
şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...»
hükümleri yer almaktadır.
Öte
yandan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinde; «Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî
kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler,
vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım
fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest
meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına
göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak
ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin
gelir
vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya
mecburdurlar.
1.Hizmet
erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan
ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,
2.Yaptıkları
serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden
(Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);
b) Diğerlerinden %20 «
oranında vergi tevkifatının yapılacağı
hükmü yer almaktadır. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun «Makbuz Mecburiyeti»
başlıklı
236 ncı maddesinde de; «Serbest meslek
erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha
serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşteri
de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir.» hükmü yer almıştır.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, avukatlık faaliyetiniz dışında adliye bilirkişi
listesinde kayıtlı olarak yürüttüğünüz bilirkişilik hizmetinden elde etmiş
olduğunuz gelirin ücret olarak kabul edilerek Gelir Vergisi Kanununun 61, 94,
98, ve 103 üncü maddeleri uyarınca tevkifat yapılmak suretiyle
vergilendirileceği tabidir.
Diğer
taraftan, noterlere verdiğiniz çeviri faaliyetini bir hizmet akdi ile bağlı
olmaksızın, şahsi mesaiye ve mesleki bilgiye dayanarak şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabınıza yapmanız halinde elde edilen gelirin serbest meslek
kazancı olarak değerlendirilmesi ve Gelir Vergisi Kanununun serbest meslek
kazancının vergilendirilmesine
ilişkin hükümlere göre vergilendirilmesi
gerekmekte olup, bu faaliyetinden dolayı bağlı olduğunuz vergi dairesine
bilgilendirme amaçlı bir dilekçe ile başvurmanız gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
17192610-120[ÖZG-15/8]-132 T. 19.6.2015 tarihli özelgesi
KONU: SPOR ANTRENÖRLÜĞÜ VE SPOR
DANIŞMANLIĞI FAALİYETİNİN VERGİLENDİRİLMESİ HAKKINDA.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzda, bir fitness spor kulübüne süreklilik arz
edecek şekilde spor antrenörlüğü ve spor danışmanlığı sözleşmesi ile hizmet
vereceğiniz belirtilerek, bu faaliyetiniz dolayısıyla elde edilecek kazancın
serbest meslek kazancı mı, ticari kazanç mı olacağı konusunda Başkanlığımız
görüşü talep edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, her türlü ticari ve sınai
faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiş, nelerin
kazanç sayılacağı ise 7 bend halinde sayılmıştır.
Aynı
Kanunun 61 inci maddesinde, «Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı
olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve
para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun
mahiyetini değiştirmez.» hükmüne;
65
inci maddesinde de, «Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.»
hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun
66 ncı maddesinde ise, «Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa
edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest
meslek faaliyetinin yanında meslekten
başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez...»
hükmü yer almaktadır.
Ticari
faaliyette, sermaye ve emekten oluşan sürekli bir organizasyon mevcut olup, bu
organizasyon içindeki sermaye ve emeğin payı, yapılan faaliyetin türüne,
niteliğine ve büyüklüğüne bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir.
Serbest
meslek faaliyetinde ise, ticari kazançtan farklı olarak ana unsur, faaliyetin
sermayeden ziyade şahsi çalışmaya, bilimsel veya mesleki bilgiye veya ihtisasa
dayanmasıdır. Bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti olabilmesi için geliri
doğuran emeğin ilmi ya da mesleki bilgi veya ihtisasa dayalı olması
gerekmektedir.
Diğer
taraftan, gerek ücret gerekse serbest meslek kazancı emeğe dayanan gelir
unsurlarıdır. Serbest meslek kazançlarında emek, bir işverene tabi olmaksızın
şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
Serbest
meslek erbapları, faaliyetlerini yaparken müşterilerine veya iş yaptığı
kimselere bağlı olmaz, iş sahiplerinden emir ve talimat almazlar. Ücret
uygulamasında ise, belli bir işyerine bağlı ve bir işverene tabi olarak,
işverenin emir ve talimatları doğrultusunda çalışma söz konusudur.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, bir fitness spor kulübüne süreklilik arz eden bir
hizmet sözleşmesi ile fitness spor kulübünün emir ve talimatları altında
verilecek antrenörlük ve danışmanlık hizmetleri nedeniyle yapılacak ödemelerin
ücret olarak değerlendirilmesi, ancak herhangi bir hizmet sözleşmesi
bulunmaması ve bir organizasyon kurmayıp kendi sorumluluğunuz altında söz
konusu faaliyetlerin ilmi, mesleki ve ihtisasa dayanarak gerçekleştirilmesi
halinde ise, söz konusu faaliyetin serbest meslek faaliyeti olarak
değerlendirilmesi gerekmektedir.
Öte
yandan, verilecek spor antrenörlüğü ve spor danışmanlığı hizmetine ilişkin
gerekli ekipman ve donanımların temin edilmesi ve faaliyetinizin ticari bir
organizasyon yapısı içinde icra edilmesi halinde ise, bu faaliyetler nedeniyle
elde edilecek kazancın ticari kazanç olarak dikkate alınacağı tabiidir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S. 84098128-120.07[82-2013/3]-297
T. 22.6.2015 tarihli özelgesi
KONU: OKULDA YÜRÜTÜLMEKTE OLAN AB PROJESİ KAPSAMINDA
İŞARET DİLİ KURSU VEREN ÖĞRETMEN DERS ÜCRETİ KARŞILIĞI ÖDENECEK OLAN TUTARIN
VERGİSİNİN NASIL VE KİM TARAFINDAN ÖDENECEĞİ HAKKINDA.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda; Okulunuzda yürütülmekte olan AB projesi
kapsamında işaret dili kursu veren öğretmen ....›e 40 saat ders ücreti
karşılığı, saati 100.-TL.den toplam 4000.-TL ödeme yapacağınız belirtilerek,
adı geçene Müdürlüğünüzce ödenecek olan tutarın vergisinin nasıl ve kim
tarafından ödeneceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında, «Ücret,
işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı
verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye,
gider karşılığı veya başka adlar altında
ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile
kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez.» hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 65›inci maddesinde,
Her
türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
hükmü yer almaktadır.
Yine
aynı Kanunun 66›ncı maddesinde ise, serbest meslek faaliyetini mutad meslek
halinde ifa edenlerin serbest meslek erbabı olduğu, serbest meslek faaliyetinin
yanında meslekten başka bir iş veya görevle devamlı olarak uğraşılmasının bu
vasfı değiştirmeyeceği, hükmüne yer verilmiştir.
Serbest
meslek faaliyetinde ana unsur, faaliyetin sermayeden ziyade şahsi çalışmaya,
bilimsel veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanmasıdır. Bir faaliyetin
serbest meslek faaliyeti olabilmesi için geliri doğuran emeğin, ilmi ya da
mesleki bilgi veya ihtisasa dayalı olması gerekmektedir.
Anılan Kanunun «Arızi Kazançlar»
başlıklı 82›nci maddesinde; Vergiye tâbi arızi kazançlar şunlardır:
4.
Arızî olarak yapılan serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla tahsil edilen
hâsılat.
Bir
takvim yılında (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde yazılı olan kazançlar
(henüz başlamamış olan ticarî, ziraî veya meslekî bir faaliyete hiç
girişilmemesi ile ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında
elde edilen kazançlar hariç) toplamının 10 milyar liralık (284 Seri No›lu Gelir
Vergisi Genel Tebliği ile 2013 yılı için 21.000 TL.) kısmı gelir vergisinden
müstesnadır.
hükmü yer almaktadır.
Buna
göre, serbest meslek kazancının arızi sayılması için serbest meslek faaliyetine
konu işin devamlılık arz edecek şekilde yapılmaması ve bu işin mutad meslek
haline getirilmemesi gerekmektedir.
Öte
yandan, aynı Kanunun «Vergi Tevkifatı» başlıklı 94›üncü maddesinde; «Kamu idare
ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri,
iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî
işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan
etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço
veya ziraî işletme hesabı esasına
göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki
bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben
yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat
yapmaya mecburdurlar.
2.
Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan
ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler
hariç);
a)
18›inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden
% 17,
b)
Diğerlerinden % 20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına
alınmış, 96›ncı maddesinde ise, Vergi tevkifatı, ücretler dışında kalan
ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılır. Kesilmesi gereken verginin
ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde bu vergi, bilfiil ödenen miktar
ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanır.» hükmüne
yer verilmiştir.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara
göre işaret dili
kursunun;
-
Bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
yapılması halinde bu faaliyetten elde edilen kazancın nevinin «serbest meslek
kazancı» olarak, söz konusu faaliyetin devamlılık arz etmeyecek şekilde ve
mutad meslek haline getirmeden yapılması durumunda, bu faaliyetten elde
edilecek gelirin nevinin «arızi serbest meslek kazancı» olarak
değerlendirilmesi,
-
Serbest meslek kazancının arızi kazanç olarak değerlendirilmesi halinde,
vergiden müstesna tutarı aşan kısmı için
yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi,
tevkif edilen gelir vergisinin de sadece beyan edilen kısma isabet eden tutar
kadar mahsup edilmesi,
- Gelirin serbest meslek kazancı veya
arızi serbest meslek
kazancı
olması durumlarında Müdürlüğünüzce nakden veya hesaben yapılan ödemeler
üzerinden; Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2)
numaralı bendi hükmü gereğince gelir vergisi tevkifatı yapılması,
-
Faaliyetin hizmet sözleşmesine istinaden yapılması halinde elde edilen gelirin
nevi «ücret» olarak nitelendirileceğinden, söz konusu ödemeler üzerinden Gelir
Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre gelir vergisi
tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Öte
yandan, yapılan ödemelerin serbest meslek erbabına yapılması halinde ödeme
yapılan kişinin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 236 ncı maddesi uyarınca
serbest meslek makbuzu düzenlenmesi gerekmekte olup, ödemenin arızi serbest
meslek erbabına yapılması halinde ise 5018 sayılı Kanununun 33 üncü maddesine
dayanılarak yayımlanan Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği
hükümlerine göre düzenlenecek belge ile tevsik edileceği tabiidir
KONU: PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK HİZMETİNİN MESLEK ERBABI
VE YANINDA ÇALIŞANLAR TARAFINDAN VERİLMESİ DURUMUNDA ELDE EDİLEN KAZANCIN
VERGİLENDİRİLMESİ HAKKINDA.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, psikolojik
danışmanlık hizmeti verdiğinizi, iş yerinizde kendiniz ile birlikte yine
psikoloji mezunu personel istihdam ettiğinizi, çalışanlarınızın da psikolojik
danışmanlık hizmeti verdiğini belirterek, vergilendirmenin nasıl olacağı hakkında
bilgi talep ettiğiniz anlaşılmış olup konuya ilişkin Başkanlığımız görüşü
aşağıda açıklanmıştır.
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde,
«Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet
karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali
sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık
münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın
belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez.» hükmü yer almış, 62 nci maddesinde ise «İş verenler, hizmet
erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştırılan gerçek ve tüzel
kişilerdir.» hükmü verilmiş ve aynı Kanunun 94 üncü maddesinde tevkifat yapmak
zorunda olan mükellefler sayılmış, aynı maddenin birinci fıkrasının 1 numaralı
bendinde de «Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup
ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104 üncü
maddelere göre,» vergi tevkifatı yapılacağı belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 65 inci maddesinde ise,
«Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi
mesaiye,
ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan
işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
yapılmasıdır...» hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun 37 nci
maddesinin birinci fıkrasında her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan
kazançların ticari kazanç olduğu, maddenin dördüncü fıkrasında ticari kazancın
Vergi Usul Kanunu hükümlerine ve bu Kanunda yazılı gerçek ve (Bilanço veya
işletme hesabı esası) veya basit usullere göre tespit edildiği belirtilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, psikolojik danışmanlık
hizmetinin, ticari bir organizasyon kapsamı içinde yapılması halinde, ticari
kazancın tespitine ilişkin hükümlere göre vergilendirilmesi gerekmektedir.
Ancak, söz konusu faaliyetin;
- Hizmet akdi ile bir işverene tabi ve belirli bir
işyerine bağlı olarak verilmesi durumunda, elde edilen gelirin ücret kabul
edilerek, Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre,
- Bir işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması durumunda
ise elde edilen gelirin serbest meslek kazancı sayılarak serbest meslek
kazancının tespitine ilişkin hükümlere göre, vergilendirileceği tabiidir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
38418978-120[94-15/11]-786 T. 27.7.2015 tarihli özelgesi
KONU: MAHKEME KARARI GEREĞİNCE
AVUKATLARA ÖDENEN VEKALET ÜCRETLERİNİN VERGİLENDİRİLMESİ HAKKINDA.
İlgide kayıtlı özelge
talep formunuzda, avukatlık mesleğiniz dolayısıyla serbest meslek faaliyetinde
bulunduğunuzu, müvekkiliniz adına vekaleten dava açtığınızı ve işlerini takip
ettiğinizi ancak dava lehinize sonuçlandığı zaman mahkemenin karşı tarafın
avukatlık vekalet ücretinin tarafınıza ödenmesine hükmettiğini, almış olduğunuz
bu ücret karşılığında serbest meslek makbuzu düzenlediğinizi belirterek,
avukatların karşı taraftan almış oldukları vekalet ücretinin Katma Değer
Vergisi, Gelir Vergisi ve Vergi Usul Kanunu çerçevesinde değerlendirilerek,
konu hakkında Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi istenilmektedir.
B ) KATMA DEĞER
VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;
- 1/1 maddesinde; ticari, sınai, zirai
faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye›de yapılan teslim ve
hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
- 4/1 maddesinde; hizmetin, teslim ve
teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu ve bu
işlemlerin, bir şeyi
yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak,
temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi
yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,
- 20 nci maddesinde; teslim ve hizmet
işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu; bedel
deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına
hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan
veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade
ettiği, hükme bağlanmıştır.
Konuya ilişkin olarak yayımlanan KDV
Genel Uygulama Tebliğinin (I/B-4) bölümünde;
«Mahkemelerce hükmolunan avukatlık
ücretlerinin davayı kazananlara ödenmesi KDV›nin konusuna girmez. Ancak bu
paralardan sözleşmeleri gereği ücret karşılığı çalışanlar dışında kalan
avukatlara intikal eden kısım, serbest meslek kazancı kapsamında vergiye tabi
olur. Avukatlar aldıkları bu para için davayı kazanana serbest meslek makbuzu
düzenler ve makbuzda alınan tutar üzerinden KDV hesaplayıp ayrıca gösterirler.
Mahkeme kararında «KDV hariç» şeklinde bir ifadenin
yer
almaması halinde, vekalet ücretinin KDV dahil olduğu
kabul edilir ve iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan KDV, düzenlenen
serbest meslek makbuzunda gösterilir.» açıklamalarına yer verilmiştir.
Buna göre, mahkemelerce hükmolunan
vekalet ücretinin sözleşme gereği ücret karşılığı hizmet verdiğiniz
müvekkillerinizin davasından kaynaklanıyor olması halinde söz konusu vekalet
ücreti ödemeleri KDV›ye tabi olmayacaktır. Ancak müvekkilleriniz ile aranızda
bir ücret akdi olmaksızın verilen avukatlık hizmeti karşılığı alınan vekalet
ücretleri serbest meslek kazancı kapsamında değerlendirilecek ve KDV›ye tabi
tutulacaktır.
C ) VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun «Makbuz
mecburiyeti» başlıklı 236 ncı maddesinde; «Serbest meslek erbabı, mesleki
faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek
makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşteride bu makbuzu
istemek ve almak mecburiyetindedir.» hükmü yer almıştır.
Konuyla ilgili olarak yayımlanan 356 ve
375 sıra No›lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde; icra dairelerince
borçludan alınarak müvekkili adına takibat yapan alacaklı taraf avukatına
ödenmesine karar verilen avukatlık (vekalet) ücretlerinin avukata ödendiği
anda, avukat tarafından borçlu adına en az iki nüsha serbest meslek makbuzu
düzenleneceği ve bir nüshasının ödemeyi yapan memura verileceği açıklamalarına
yer verilmiştir.
Buna göre, dava sonunda mahkeme ilamına
göre borçludan alınarak müvekkili adına takibat yapan alacaklı taraf avukatına
ödenmesine karar verilen avukatlık (vekalet) ücretlerinin avukata ödendiği
anda, avukat tarafından borçlu adına en az iki nüsha serbest meslek makbuzu
düzenlenmesi gerekmektedir.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda;
yazmış olduğunuz ve çeşitli üniversitelerde okutulan 2-3 adet ders kitabınızın
bulunduğu, bu kitapların basımına ilişkin masrafların tarafınızdan
karşılandığı, basılan kitapların daha sonra dağıtıcı firmalara verilerek
satışının onlar tarafından yapıldığı, bunun için de dağıtıcı firmaya komisyon
ödendiği, kitapların telif hakkının şahsınıza ait olduğu, kitapların mevcudu
kalmayınca yeni baskısının (değiştirilmiş ve geliştirilmiş şekliyle) yapıldığı
belirtilerek, yapılan bu işle ilgili olarak kendinizin ve dağıtıcı firmaların
vergisel durumu ile kitapların basımına ilişkin olarak yapılan masraflar
(kağıt, cilt, baskı vs.) için alınan faturaların vergi yönünden nasıl bir
işleme tabi tutulacağı hususunda bilgi talep ettiğiniz anlaşılmakta olup konu
hakkında Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65
inci ve 66 ncı maddelerine göre, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazancı ve serbest meslek faaliyetini mutad meslek
halinde ifa edenler de serbest meslek erbabıdır.
Aynı Kanunun 18 inci maddesinde,
«Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekar, bilgisayar
programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye,
roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı,
röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve
oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo,
televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota
halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut
haklarını
devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde
ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.
Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir
gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler
istisnaya dahildir.
Yukarıda yazılı kazançların arızi olarak
elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez.
Serbest meslek kazançları istisnasının
bu Kanun›un 94›üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü
yoktur.» hükmü yer almıştır.
Yine aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasında,
«Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu
müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler,
vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım
fonu yönetenler, gerçek gelirlerini
beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans
olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin
gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya
mecburdurlar.» hükmüne yer verilmiş ve aynı maddenin 2/a bendinde 18 inci madde
kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden %17; 2/b
bendinde ise, diğerlerinden %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması
öngörülmüştür.
Buna göre, kitap yazma faaliyeti
sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa
dayandığından bu faaliyetin serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilmesi
gerekir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre,
tarafınızdan hazırlanan kitap çalışmasının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri
Kanunu hükümlerine göre eser niteliği taşıdığına ilişkin Kültür ve Turizm
Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünden yazı alınması halinde, söz konusu
kitap çalışmasından dolayı elde edeceğiniz hasılata
münhasır olmak üzere, Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan
istisnadan faydalanmanız mümkün bulunmaktadır.
Ayrıca söz konusu istisna kapsamında
bulunan çalışmalarınızın tevkifat yapmak mecburiyetinde olanlarca satın
alınması halinde aynı Kanunun
94 üncü maddenin birinci fıkrasının (2-a) bendi gereği
adına yapılacak ödemelerden % 17 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması,
yine aynı Kanunun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre istisna
hadleri içinde kalan bu kazançlar için yıllık beyanname verilmemesi, diğer kazançlar
için beyanname verilmesi durumunda ise istisna kapsamındaki bu kazançların
beyannameye dahil edilmemesi gerekmektedir.
Öte yandan, Serbest meslek erbabının,
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 153 üncü maddesi uyarınca işe başlamayı vergi
dairesine bildirme, 172 ve 210 uncu maddeleri uyarınca serbest meslek kazanç
defteri tutma, 236 ncı maddesi uyarınca da mesleki faaliyetlerine ilişkin her
türlü tahsilatları için serbest meslek makbuzu düzenleme mecburiyeti bulunmakta
olup serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenlerin, 213 sayılı
Kanununun yukarıda belirtilen hükümlerinde yer alan yükümlülükleri yerine
getirmesi gerekmektedir.
Ancak, konuya ilişkin olarak 224 Seri
No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği›nde münhasıran Gelir Vergisi Kanununun 18
inci maddesinde belirtilen türden faaliyetlerde bulunan ve eserlerini sadece
aynı Kanunun
94 üncü maddesinde belirtilen kişi veya kurumlara
teslim eden serbest meslek erbabından isteyenlerin, defter tasdik ettirme ve
tutma ile belge düzenleme zorunluluklarının kaldırıldığı açıklanmıştır.
Bu çerçevede, kitap yazma faaliyetinin
mutad meslek halinde ifa edilmesi ve istisna kapsamındaki eserlerin Gelir
Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılanlar dışındakilere de satılması
durumunda, 213 sayılı Kanununun 153, 172, 210 ve 236 ncı maddeleri uyarınca işe
başlama bildiriminde bulunma, serbest meslek kazanç defteri tutma ve serbest
meslek makbuzu düzenleme mecburiyeti bulunmaktadır.
Diğer taraftan, istisna kapsamındaki
serbest meslek kazançlarınıza ilişkin giderlerinizin serbest meslek kazancının
tespitinde gider olarak indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Ayrıca,
dağıtıcı firmaların vergi durumu hakkında tarafınıza bilgi verilmesi mümkün
bulunmamakta olup, söz konusu firmaların yazılı talep- te bulunması halinde
kendilerine bilgi verileceği tabiidir.
İlgide kayıtlı özelge talep formu ve ek
dilekçenizin incelenmesinden, serbest meslek erbabı olarak serbest diş
hekimliği faaliyetinde bulunduğunuz, bilimsel tecrübenize dayalı bilgi
birikiminizi kullanarak «Dil temizleme aracı» buluşunu gerçekleştirdiğiniz ve
patent belgesi almak için Türk Patent Enstitüsü›ne başvuruda bulunduğunuzu
belirtilerek, söz konusu buluşunuzun patent belgesi olmadan noterden belgeli
olmak koşuluyla bir şirkete kiralanması sonucu elde edeceğiniz gelirden dolayı
sınai mülkiyet hakları istisnasından yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda
bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşleri
aşağıda açıklanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
65 inci maddesinde; «Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.»
67 nci maddesinin birinci fıkrasında;
«Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti
karşılığı olarak
tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle
sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla
yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.»
hükümleri yer almıştır.
Öte yandan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi
Kanununun «Sınai mülkiyet haklarında istisna» başlıklı 5/B maddesinde;
«(1) Türkiye›de gerçekleştirilen
araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetleri ile yazılım faaliyetleri
neticesinde ortaya çıkan buluşların;
a) Kiralanması neticesinde elde edilen kazanç ve
iratların,
b) Devri veya satışı neticesinde elde edilen
kazançların,
c) Türkiye›de seri üretime tabi
tutularak pazarlanmaları hâlinde elde edilen kazançların,
ç) Türkiye›de gerçekleştirilen üretim
sürecinde kullanılması sonucu üretilen ürünlerin satışından elde edilen
kazançların patentli veya faydalı model belgeli buluşa atfedilen kısmının,
% 50›si kurumlar vergisinden
müstesnadır. Bu istisna, buluşa yönelik hakların ihlal edilmesi neticesinde
elde edilen gelirler ile buluş nedeniyle alınan sigorta veya diğer tazminatlar
için de uygulanır.
(2) İstisnanın uygulanabilmesi için;
a) İstisna uygulamasına konu buluşun,
24/6/1995 tarihli ve 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname kapsamında patent veya faydalı model belgesi verilerek
koruma altına alınan buluşlar arasında yer alması ve buluşa ilişkin incelemeli
sistem ile patent veya araştırma raporu sonucunda faydalı model belgesi
alınması,
b) İstisna uygulamasından
yararlanabilecek kişilerin, 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci
maddesinde belirtilen nitelikleri taşıması ve bu kişilerin patentli veya
faydalı model belgeli buluşu geliştirme yetkisini haiz bulunması şartıyla,
patent veya faydalı model belgesinin sahibi ya da patent veya faydalı model
belgesi üzerinde tekel niteliğinde özel bir ruhsata sahip olması,
c) İstisnadan yararlanılacak ilk yıl,
buluşun oluşturacağı katma değer dikkate alınarak devir veya satış hâlindeki
değerinin tespitine yönelik Maliye Bakanlığı tarafından değerleme raporu
düzenlenmesi,
gerekmektedir.
...
(4) Bu madde gelir vergisi mükellefleri hakkında da
uygulanır.
...»
hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel
Tebliğinin
«5.14.3. İstisnadan yararlanma şartları» başlıklı
bölümünde ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup, «5.14.3.2. İncelemeli
sistemle patent veya olumlu araştırma raporu sonucunda faydalı model belgesi
alınması» alt başlıklı bölümünde ise;
«İstisna uygulamasına konu buluşun,
24/6/1995 tarihli ve 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun
Hükmünde
Kararname (KHK) kapsamında patent veya faydalı model
belgesi verilerek koruma altına alınan buluşlar arasında olması ve buluşa
ilişkin incelemeli sistemle patent veya olumlu araştırma raporu sonucunda
faydalı model belgesi alınması şarttır.
Dolayısıyla, istisna uygulamasına konu
edilecek buluşlar için TPE tarafından tescil edilmiş incelemeli sistemle patent
veya olumlu araştırma raporu sonucunda faydalı model belgesi alınması
gerekmektedir.»
açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, sınai
mülkiyet haklarında istisna uygulamasından yararlanabilecek kişilerin, 551
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinde belirtilen nitelikleri
taşıması ve bu kişilerin patentli veya faydalı model belgeli buluşu geliştirme
yetkisine haiz bulunması şartıyla, patent veya faydalı model
belgesinin sahibi ya da patent veya faydalı model
belgesi üzerinde tekel niteliğinde özel bir ruhsata sahip olması gerekmekte
olup, buluşunu gerçekleştirdiğiniz «Dil temizleme aracı» adlı ürüne ait
kullanım hakkının patent veya faydalı model belgesi bulunmaksızın noterden
belgeli
olarak bir şirkete kiralanması karşılığı elde
edeceğiniz kazancın sınai mülkiyet haklarında istisna uygulamasından
yararlanması mümkün bulunmamaktadır.
Gelir İdaresi Başkanlığının S. B.
84098128-120.04.02[18-2013-17]-252 T. 2.5.2014 tarihli özelgesi
KONU: MAHALLİ SANATÇILARIN
VERGİLENDİRİLMESİ HK.
İlgi (a) ve (b)›de kayıtlı özelge talep
formu ve dilekçede, Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel
Müdürlüğü›nün ... tarihli ve ... sayılı yazısı uyarınca şahsınıza «Mahalli
Sanatçı» unvanı verildiği belirtilerek, söz konusu belgeye istinaden halk
müziği kültürünün tanıtımı ve yaygınlaştırılması amacıyla kurs vermek üzere
işyeri açmanız durumunda vergi muafiyetinden yararlanıp yararlanamayacağınız
hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
serbest meslek kazançlarında istisna hükmünü düzenleyen 18›inci maddesinde;
«Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat,
ressam, bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni
mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri,
bilgisayar
yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video
band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi,
bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya
kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira
beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik
etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden
müstesnadır.
...» hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, aynı Kanunun 37›nci
maddesinde; her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazançların ticari
kazanç olduğu, 46›ncı maddesinde; 47 ve 48›inci maddelerde yazılı şartlara
topluca haiz
olanların ticari kazançlarının basit usulde tespit olunacağı
belirtilmiş olup, anılan maddelerde ise basit usule tabi olmanın genel ve özel
şartları açıklanmıştır.
Diğer taraftan, anılan Kanunun «Serbest meslek
kazancının
tarifi» başlıklı 65›inci maddesinde;
« Her türlü serbest meslek faaliyetinden
doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
...» hükmüne yer verilmiştir.
Aynı
Kanunun 66›ncı maddesinde ise, serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde
ifa edenlerin serbest meslek erbabı olduğu, serbest meslek faaliyetinin yanında
meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılmasının bu vasfı
değiştirmeyeceği hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer alan istisnanın
uygulanabilmesi için elde edilen gelirin serbest meslek kazancı olması, ayrıca
müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekâr ve mucitler veya
bunların kanuni mirasçıları tarafından elde edilmiş olması ve kazancın bu
kişilerin kitap, resim, heykel ve nota halindeki eserler ile ihtira
beratlarının satılması veya bunlar üzerindeki mevcut hakların devir ve temlik
edilmesi veya kiralanması karşılığında elde edilmiş
olması gerekmekte olup yürüttüğünüz faaliyetin bu kapsamda değerlendirilmesi
mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, serbest meslek faaliyetinde
ana unsur, faaliyetin sermayeden çok kişisel çalışmaya, ilmi ya da mesleki
bilgiye
dayanmasıdır. Bu kapsamda, ticari bir organizasyon ve
sermaye unsuru hakim olmaksızın, şahsi mesai veya mesleki bilgiye dayanarak
halk müziği kültürünün tanıtımı ve yaygınlaştırılması amacıyla kendi nam
ve hesabına yapılan kurs faaliyeti, serbest meslek
faaliyeti olarak değerlendirilmektedir.
Ancak, öğretmen istihdam edilerek kurs
verilmesi halinde ise, ticari bir organizasyon söz konusu olacağından elde
edilecek kazancın ticari kazanç hükümlerine göre (basit usulde veya gerçek
usulde)
vergilendirilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, şahsi mesaiye ve mesleki
bilgiye dayanarak bir işverene bağlı olmaksızın bir işyeri açarak kursiyer
öğrencilere halk müziği kültürünün tanıtımı ve yaygınlaştırılması amacıyla kurs
verilmesi, serbest
meslek faaliyeti kapsamında olup, elde
edeceğiniz kazanç dolayısıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 210›uncu maddesi
hükümlerine göre serbest meslek kazanç defteri tutmanız ve aynı Kanunun 236›ncı
maddesi uyarınca iki nüsha serbest meslek makbuzu düzenleyerek bir nüshasını
müşteriye vermeniz gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S. B.
49327596-120[65.GVK.2013.64]-211 T. 4.9.2014 tarihli özelgesi
KONU: ŞİRKET ORTAĞI OLAN TURİST
REHBERİNİN REHBERLİK FAALİYETİ İÇİN AYRICA MÜKELLEFİYET AÇTIRIP AÇTIRMAYACAĞI
HAKKINDA
İlgide kayıtlı özelge talep formunda;
turist rehberi olarak faaliyette bulunduğunuzu, aynı zamanda ... Ltd. Şti.nin
ortağı olduğunuzu, ortağınızın da zaman zaman rehberlik faaliyetinde
bulunduğunu, rehberlik faaliyetinizden elde ettiğiniz kazancı şirket kasasında
tutup iki ortak paylaştığınızı, şirketinizin tüzüğünde turizm rehberlik
hizmetinin yer
aldığını, yeni çıkan rehberlik
yönetmeliğinden sonra bazı acentelerin düzenlemiş olduğunuz faturaları kabul
etmediğini, serbest meslek makbuzu düzenlemenizi istediğini belirterek, serbest
meslek kazancı yönünden ayrıca mükellefiyet kaydı açtırmanız gerekip
gerekmediği konusunda Başkanlığımızdan görüş talep ettiğiniz anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere; 193 sayılı Gelir
Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde, «Her türlü serbest meslek faaliyetinden
doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
Tahkim işleri dolayısıyla hakemlerin
aldıkları ücretler ile kollektif, adi komandit ve adi şirketler tarafından
yapılan serbest meslek faaliyeti neticesinde doğan kazançlar da, serbest meslek
kazancıdır.» hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan; 5520 sayılı Kurumlar
Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap
dönemi içinde
elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden
hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari
kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde
de tam mükellef kurumlara yapılan ödemelerin hangilerinden kurumlar vergisi
kesintisi yapılacağı bentler halinde sayılmış olup, maddede, tam mükellef
kurumlara yapılan serbest meslek ödemelerinden kurumlar vergisi kesintisi
yapılacağına ilişkin bir hükme yer verilmemiştir.
Bu maddelerden de anlaşılacağı üzere;
Limited Şirketinizin Serbest Meslek faaliyeti kapsamında sayılan iş unsurundan
dolayı elde ettiği kazanç serbest meslek erbabı kazancı kapsamında
değerlendirilmemiştir.
Öte yandan, turist rehberi olarak
yaptığınız faaliyeti bir işyerine ve işverene tabi olmadan kendi nam ve
hesabınıza yapmanız halinde elde edilen gelir, Gelir Vergisi Kanununun
uygulamasında serbest meslek kazancı sayılacağından, bağlı bulunduğunuz vergi
dairesince mükellefiyet kaydınızın buna göre tesis edilmesi gerekmektedir.
Ancak, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 155 inci maddesi uyarınca işe başlamayı
ifade eden hallerden en az ikisinin bulunmadığı durumlarda rehberler gelir
vergisinden muaf tutulmaktadırlar. Vergiden muaf olanlar da dahil olmak üzere,
rehberlere yapılan ödemelerden Gelir Vergisi Kanununun 94/2-b maddesine göre
tevkifat yapılması gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S. B.
84098128-120.04[65-2013-4]-207 T. 16.4.2014 tarihli özelgesi
KONU: BİLGİSAYAR OYUNLARI İÇİN
LOKALİZASYON, TERCÜME, UYARLAMA FAALİYETİNİN GELİR VERGİSİ VE ÇİFTE
VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMASINA GÖRE DURUMU HAKKINDA.
İlgide kayıtlı özelge talep formu
ve ekinde yer alan dilekçenizde, çevrimiçi oynatılan bilgisayar oyunları için
yerelleştirme (lokalizasyon) hizmeti sunduğunuz, yaptığınız işin 5846 sayılı
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser sayıldığı, aslen Alman vatandaşı
olmanıza rağmen T.C. uyruklu olduğunuz için üzerinde T.C. kimlik numarası
bulunan Mavi Kart sahibi olduğunuzu, 04.04.2013 tarihinde ikametgahınızı
Almanya›dan Türkiye›ye taşıdığınızı, müşteriniz olan Almanya mukimi firmanın
şahsınızdan üzerinde vergi numarası bulunan fatura istediğini belirterek, çifte
vergilendirmeyi önleme anlaşması çerçevesinde vergilendirmenin nasıl olacağı
hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde,
«Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam,
bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni
mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri,
bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve
televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve
internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD,
disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak
veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak
suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.
Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir
gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler
istisnaya dahildir.
Yukarıda yazılı kazançların arızî olarak
elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez.
Serbest meslek kazançları istisnasının,
bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü
yoktur.»
hükmüne yer verilmiştir.
37 nci maddesinde ise, her türlü ticari
ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiştir.
Ticari faaliyet, bir tür emek-sermaye
organizasyonuna dayanmakta olup, kazanç sağlama niyet ve kastının bulunup
bulunmaması böyle bir organizasyon tarafından icra edilen faaliyetin «ticari
faaliyet» olma niteliğine etki etmemektedir.
Ancak, bir faaliyetin «ticari faaliyet»
sayılabilmesi için kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle birlikte,
faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurları ile birlikte
değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması gerektiği ortaya
çıkmaktadır.
61 inci maddesinde, «Ücret, işverene
tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen
para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı
(Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık
münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın
belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez.» hükmü yer almıştır.
Aynı Kanunun 65 inci maddesinde, «Her
türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...» hükmü yer almıştır.
Buna göre, serbest meslek faaliyetinin
ana unsuru, faaliyetin sermayeden ziyade şahsi çalışmaya, bilimsel veya mesleki
bilgiye veya ihtisasa dayanması ve bu faaliyetin müstakil bir organizasyon
içinde bir işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır.
Anılan Kanunun «Vergi tevkifatı››
başlıklı 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında nakden veya hesaben yaptıkları
ödemelerden istihkak sahiplerinin gelir vergisine mahsuben tevkifat yapacak
olanlar sayılmış olup, 2 numaralı bent uyarınca yaptıkları serbest meslek
işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden % 17 oranında,
gelir vergisi tevkifatı yapılacağı belirtilmiştir.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara
göre; bilgisayar oyunları için lokalizasyon, tercüme, uyarlama faaliyetiniz,
Almanya›daki firmanın doğrudan bir kontrol ve müeyyidesi olmaksızın ve bir
hizmet akdi ile bağlı bulunmaksızın, şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabınıza yapmanız ve faaliyetinizin ticari mahiyette olmaması halinde, anılan
Kanunun 65 inci maddesi uyarınca serbest meslek faaliyeti olarak
değerlendirilecektir.
Dolayısıyla, söz konusu firmanın Gelir
Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılanlar arasında yer almaması ve
adınıza
yapacağı ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı
yapmasının mümkün bulunmaması nedeniyle, elde ettiğiniz kazancın tamamının
yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir.
Bu çerçevede, söz konusu çalışmalarınız
Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünün 10.05.2013 tarihli
ve 91657 sayılı
yazısı ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu
çerçevesinde güzel sanat eseri olarak değerlendirilmiş olmakla birlikte, söz
konusu işin Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan eser
gruplarından hiç birinin kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmadığından,
bu işler nedeniyle söz konusu maddede yer alan istisnadan faydalanılması mümkün
bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bu faaliyetten elde ettiğiniz
serbest meslek kazancınızın gerçek usulde
vergilendirilmesi ve yıllık gelir vergisi beyannamesi ile tarafınızca beyan
edilmesi gerekmektedir
ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMASI YÖNÜNDEN
Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal
Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi ve
Vergi Kaçakçılığını Önleme Anlaşması›nın «Serbest Meslek Faaliyetleri» başlıklı
14 üncü maddesinde;
«1. Bir Akit Devletin mukimi olan bir
gerçek kişinin serbest meslek hizmetleri veya bağımsız nitelikteki diğer
faaliyetleri dolayısıyla elde ettiği gelir, yalnızca bu Devlette
vergilendirilecektir. Bununla beraber, bu hizmet veya faaliyetler diğer
Devlette icra edilirse ve eğer;
a) bu kişi, bu diğer Devlette, söz
konusu hizmet veya faaliyetleri icra etmek amacıyla sürekli kullanabileceği
sabit bir yere sahip ise; veya
b)bu kişi, bu diğer Devlette, söz konusu
hizmet veya faaliyetleri icra etmek amacıyla, 12 aylık herhangi bir kesintisiz
dönemde, bir veya birkaç seferde toplam 183 gün veya daha uzun bir süre
kalırsa,
söz konusu gelir aynı zamanda bu diğer
Akit Devlette de vergilendirilebilir.
Böyle bir durumda, olayına göre, ya
yalnızca söz konusu sabit yere atfedilebilen gelir ya da yalnızca bu diğer
Devlette bulunulan süre içinde icra edilen hizmet veya faaliyetlerden elde
edilen gelir, bu diğer Devlette vergilendirilebilir.
2. «Serbest meslek faaliyetleri» terimi,
doktorların, avukatların, mühendislerin, mimarların, dişçilerin ve
muhasebecilerin bağımsız faaliyetlerinin yanı sıra, özellikle bağımsız olarak
yürütülen bilimsel, edebi, artistik, eğitici veya öğretici faaliyetleri
kapsamına alır.»
hükmü yer almaktadır.
Buna göre, Türkiye mukimi olarak Almanya
mukimi bir firmaya lokalizasyon, tercüme ve uyarlama hizmetlerinizin; anılan
Anlaşmanın 14 üncü maddesi kapsamında, serbest meslek faaliyeti olarak
değerlendirilmesi ve anılan maddenin (1/a) ve (1/b) bentlerinde yer alan
koşulların birlikte Almanya›da gerçekleşmediği durumda, bahse konu hizmetlerden
elde ettiğiniz gelirlerin Türkiye›de iç mevzuatımız çerçevesinde
vergilendirilmesi gerekmektedir.
Ancak, söz konusu faaliyetler,
Almanya›da yer alan bir sabit yer vasıtasıyla yürütülürse veya Almanya›da icra
edilen hizmetlerin 12 aylık herhangi bir kesintisiz dönemde, bir veya birkaç
seferde toplam 183 günü aşarsa, Almanya’nın da bu gelirleri kendi iç mevzuatı
kapsamında vergile- me hakkı bulunmaktadır.
Anlaşmanın 14 üncü maddesi kapsamında
Almanya›da vergi ödenmesi durumunda ödenen bu vergi Anlaşmanın «Çifte
Vergilendirmenin Önlenmesi» ne ilişkin 22 nci
maddesinin 1 inci fıkrası kapsamında Türkiye›de toplam kazançlar üzerinden
ödenecek vergilerden mahsup edilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, Türkiye›de yerleşik
kişilerin Almanya›da elde ettiği yurt dışı kaynaklı gelirlerin Anlaşma
çerçevesinde
vergilendirilebilmesi için, söz konusu kişilerin Türk
yetkili makamlarından (Gelir İdaresi Başkanlığı) alacakları ve Türkiye›de mukim
olduklarını gösteren belgeyi Alman yetkili makamlarına ibraz etmeleri
gerekmektedir. Anılan belgenin ibraz edilmemesi durumunda, Anlaşmaya göre
değil, Alman iç mevzuatı çerçevesinde vergileme yapılacağı tabidir.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDE
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;
1/1 inci maddesinde, Türkiye›de ticari,
sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim
ve hizmetlerin vergiye tabi olduğu,
4/1 inci maddesinde, hizmetin teslim ve
teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu
işlemlerin bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak,
temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi
yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,
6/b maddesinde, hizmet ifalarında
işlemin Türkiye›de yapılmasının, hizmetin Türkiye›de yapılmasını veya hizmetten
Türkiye›de faydalanılmasını ifade ettiği,
11/1-a
maddesinde, ihracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetler ile yurtdışındaki
müşteriler için yapılan hizmetlerin KDV den istisna olduğu,
12/2 nci maddesinde, bir hizmetin
yurtdışındaki müşteriler için yapılan hizmet sayılabilmesi için, hizmetin
yurtdışındaki bir müşteri için yapılmış olması ve hizmetten yurtdışında faydalanılması
gerektiği, hüküm altına alınmıştır.
Hizmet ihracı ile ilgili açıklamalar 17,
26, 30 ve 113 Seri No.lu KDV Genel Tebliğleri ile 60 Seri No.lu KDV
Sirkülerinin 3.1.1. bölümünde yapılmıştır.
26 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel
Tebliğinin (K) bölümüne göre, hizmet ihracatında katma değer vergisi istisnası
uygulanabilmesi için;
- Hizmetin Türkiye›de yurt dışındaki bir müşteri için
yapılması,
- Fatura ve benzeri belgelerin yurt
dışındaki müşteri adına düzenlenmiş olması,
- Hizmet bedelinin döviz olarak Türkiye›ye
getirilmesi,
- Hizmetten yurt dışında yararlanılmış olması,
şartlarının birlikte gerçekleşmiş olması zorunludur.
Ayrıca, 117 Seri No.lu KDV Genel
Tebliğinin «Serbest Meslek Faaliyeti Çerçevesinde Yapılan Teslim ve Hizmetler»
başlıklı (2.2.) numaralı bölümünde;
«... ...
Serbest meslek faaliyetlerini mutad ve
sürekli olarak yapanların prensip olarak, KDV mükellefiyeti tesis ettirmeleri
gerekmektedir. Ancak, Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesi kapsamına giren
teslim ve hizmetleri münhasıran aynı Kanunun 94 üncü maddesinde belirtilen
kişi, kurum ve kuruluşlara yapanların
hesaplayacağı KDV›nin bu kişi veya kuruluşlar tarafından sorumlu sıfatıyla
beyan edilmesi mümkün bulunmaktadır.
Serbest meslek erbabının bu uygulamadan
faydalanabilmesi için KDV mükellefiyetinin sadece Gelir Vergisi Kanununun 18
inci maddesi kapsamına giren işlemlerden ibaret olması ve işlemlerinin
tamamının
aynı Kanunun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve
kuruluşlara
yapılması gerekmektedir.»
açıklamalarına yer verilmiştir.
Buna göre, bilgisayar oyunları için
lokalizasyon, tercüme, uyarlama faaliyetini mutad meslek halinde ifa etmeniz
nedeniyle söz konusu hizmetlerin KDV Kanununun 1/1 inci maddesine göre katma
değer vergisine tabi olması gerekmektedir.
Öte yandan, söz konusu hizmetleri yurt
dışındaki müşterilere vermeniz ve yukarıda belirtilen diğer şartların mevcut
olması halinde
ise bu hizmetlerin KDV Kanununun 11/1-a ve 12/2 nci
maddelerine göre hizmet ihracı kapsamında katma değer vergisinden istisna
olacağı tabiidir.
Ancak,
internet ortamında verilen hizmetten yurtdışındaki müşterilerin Türkiye›de
yararlanmaları halinde vermiş olduğunuz bu hizmet genel hükümler çerçevesinde
KDV ‹ye tabi olacaktır.
İlgide kayıtlı özelge talep formu ile
Avrupa Birliği menşeili Katılım Öncesi Yardım Aracı IPA Anlaşması gereği ...
konulu proje yaptığınız, söz konusu proje için kdv istisna sertifikası
aldığınız, projenin koordinatörlüğünü bir danışmanlık firmasının yaptığı,
danışmanlık firması tarafından yapılan hizmetler karşılığında tarafınıza
serbest meslek makbuzlarının döviz cinsinden düzenlendiği, tarafınıza
düzenlenen serbest meslek makbuzlarının net tutarının banka aracılığı ile
ilgiliye ödendiği belirtilerek, tarafınıza düzenlenen döviz bazlı serbest
meslek makbuzunda yer alan stopajın bağlı bulunduğunuz vergi dairesine beyan
edilip edilmeyeceği ve ayrıca döviz cinsinden düzenlenen serbest meslek
makbuzlarında stopaj kesintisinin yapılıp yapılmayacağı hususlarında
Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65
inci maddesinde, «Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmıyan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...» denilmiştir.
Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında;
“Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî
kamu müesseseleri, sair kurum- lar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazanç- larını bilanço veya ziraî işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans
olarak ödenenler dahil) nak- den veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.”,
Aynı maddenin 2 nci bendinde de “2.
Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan
ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler
hariç)” hükümleri yer al- maktadır.
Yukarıda yer alan hükme göre,
derneklerin tevkifat yapma zorunluluğu bulunduğundan, danışmanlık firması
tarafından Derneğinize verilen hiz- metler karşılığında yapılan ödemeler
üzerinden 94 üncü madde gereğince tevkifat yapılması, söz konusu tevkifatın da
bağlı bulunulan vergi dairesine yatırılması gerekmektedir.
Öte yandan, 18.04.2013 tarihli ve 28622
sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6456 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle Gelir
Vergisi Kanununa eklenen geçici 84 üncü maddede;
«Avrupa Birliği organlarıyla akdedilen
ve usulüne göre yürürlüğe konulan anlaşmalar çerçevesinde proje karşılığı
sağlanan hibeler, özel bir fon hesabında tutulur ve gelir olarak dikkate
alınmaz. Söz konusu hibeler- le gerçekleştirilecek projelere ilişkin olarak bu
fondan yapılan harcamalar, gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde
gider ve maliyet olarak dik- kate alınmaz. Proje sonunda herhangi bir şekilde
harcanmayan ve iade edilmeyen tutarın kalması hâlinde bu tutar gelir
kaydedilir.
Birinci fıkra çerçevesinde sağlanan
hibelerle finanse edilen yıllara sâri inşaat ve onarım işlerine ilişkin
ödemeler üzerinden ve
yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri
icra edenlere yapılan ödemelerden, fon hesabından yapılan harcama tutarları ile
sınırlı olmak üzere, 94 üncü maddenin birinci fıkrasının (2) ve (3) numaralı
bentleri ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi ve 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b)
bentleri uyarınca vergi kesintisi yapılmaz.» hükmü yer almaktadır.
Buna göre, Avrupa Birliği organlarıyla
akdedilen ve usulüne göre yürürlüğe konulan anlaşmalar çerçevesinde proje
karşılığı sağlanan hibelerle finanse edilen ve 18.04.2013 tarihinden sonra
serbest meslek faaliyetini icra edenlere yapılan ödemelerden vergi tevkifatı
yapılmayacağı tabiidir.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
diş hekimliği faaliyetinizde kullanılmak üzere Eylül ayı içinde implant takma
diş satın aldığınız
ve serbest meslek kazanç defterinizde
giderleştirdiğiniz, alınan ürünün bir miktarını hastalarınızda kullanarak gelir
elde ettiğiniz belirtilerek kullanılmayan ve giderleştirmiş olduğunuz
miktarının gelir geçici vergi beyannamesinde indirim konusu yapılıp
yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- 65 inci maddesinde; «Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi
nam ve hesabına yapılmasıdır.»
- 37 nci maddesinin ikinci fıkrasının
(7) numaralı bendinde, «Diş protezciliğinden elde edilen kazançlar» ın ticari
kazanç sayılacağı,
hükümleri yer almaktadır.
Buna göre; Gelir Vergisi Kanununun 65
inci maddesinde yer alan tanımdan anlaşılacağı üzere bir faaliyetin serbest
meslek faaliyeti
olup olmadığı, faaliyetin;
-Sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi
veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanması,
-Bir işverene bağlı olmaksızın şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması,
-Devamlı olması,
unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı
bulunmaktadır. Ayrıca, faaliyetin devamlı olması özelliği de serbest meslek
faaliyetini, arızi olarak yapılan serbest meslek faaliyetinden ayırmaktadır.
Diğer
taraftan, serbest meslek erbabının faaliyeti sırasında diğer kişilerden mal ve
hizmet satın alması bu faaliyetin serbest meslek faaliyeti olma özelliğini
değiştirmemektedir.
Dolayısıyla, diş hekimleri faaliyetleri
sırasında sipariş ettikleri, implant dişleri hastalarına takmaları mümkün
bulunduğundan,
bu faaliyetten elde edilen kazancın
serbest meslek kazancı olarak değerlendirilmesine engel değildir.
Öte yandan, Aynı Kanunun «Serbest Meslek
Kazancının Tespiti» başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında, «Serbest
meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı
olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler
indirildikten sonra kalan farktır.» hükmüne yer verilmiştir.
Söz konusu Kanunun «Mesleki giderler»
başlıklı 68 inci maddesinde ise serbest meslek kazancının tespitinde
indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup (7) numaralı bentte, mesleki
faaliyetin
ifası için ödenen mal ve hizmet alım bedellerinin
serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan gider olarak indirim konusu
yapılabileceği belirtilmiştir.
Diğer
taraftan, aynı Kanunun mükerrer 120 nci maddesinde, ticari kazanç sahipleri
(basit usulde vergilendirilenler hariç) ile serbest meslek erbabının cari
vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, geçici vergi
ödeyecekleri hükme bağlanmıştır.
Konuya ilişkin açıklamaların yapıldığı 27.12.1998
tarih ve
23566 sayılı Resmi Gazete›de yayımlanan 217 seri no.lu
Gelir Vergisi Genel Tebliği›nin «Geçici Vergiye Esas Kazancın Tespiti» başlıklı
3 üncü bölümünde; «Mükellefler, vergilendirme dönemleri itibariyle geçici
vergiye tabi kazançlarının belirlenmesinde, ticari veya mesleki kazancın
tespitine ilişkin olarak Gelir Vergisi Kanunu›nda yer
alan hükümlere uymak zorundadırlar...» denilmiştir.
Aynı Tebliğin «Özellik Gösteren
Durumlar» başlıklı 4 üncü bölümünde ise; «Mükellefler geçici vergiye tabi
kazançlarının tespitinde, söz konusu kazançlarını yıllık beyanname ile beyan
etmeleri halinde yararlanabilecekleri tüm indirim ve istisnaları dikkate
alabileceklerdir.» açıklamasına yer verilmiştir.
Öte yandan, serbest meslek kazançlarında geçerli olan
«tahsil esası» kuralı gelirler ve giderler yönünden
geçerli olduğundan yıl içerisinde mal ve hizmet alım bedelleri için yapılan
ödemelerin tamamının satın alındığı yılda gider olarak dikkate alınacağı
tabiidir.
Buna göre, serbest meslek kazancı olarak
vergilendirilen diş hekimliği faaliyetinizin ifası için ödenen implant diş
bedellerinin, henüz hastalarda kullanılmayan kısmı da dahil olmak üzere ilgili
döneme ait geçici vergiye tabi kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate
alınması mümkün bulunmaktadır.
193 SAYILI GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37
nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, «Her türlü ticari ve sınai
faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.» hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 65 inci maddesinde «Her
türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki
bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır. » hükmü, «Serbest Meslek
Erbabı» başlıklı 66
ncı maddesinin birinci fıkrasında da; «Serbest meslek
faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest
meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı
olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez.» hükmü yer almıştır.
221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğinin «Serbest Meslek Faaliyeti-Serbest Meslek Erbabı» başlıklı birinci
bölümünün
«1.2.Serbest Meslek Erbabı» başlıklı 11 inci
paragrafında;». serbest
meslek faaliyetinin yanında başka bir iş veya görev
ile devamlı olarak uğraşılmasının bu vasfı değiştirmeyeceği belirlenmiştir.
Dolayısıyla serbest meslek erbabı olan bir kimse aynı zamanda ticari kazanç
sahibi veya ücretli de olabilir. Bu durum onun serbest meslek erbabı olma
niteliğini değiştirmez.»açıklamasına yer verilmiştir.
Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar
çerçevesinde; seramik kursu verme faaliyetinin sermayeden ziyade şahsi mesaiye,
mesleki bilgiye ve ihtisasa dayanması ve işverene tabi olmaksızın şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabınıza yapılması durumunda, faaliyet
serbest
meslek faaliyeti olarak kabul edilip mükellefiyet
tesis edilerek, elde edilen gelirin de serbest meslek kazancı olarak gelir
vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
Söz konusu seramik kursunda kursiyerlere
malzeme ve içecek satışının ticari bir organizasyon içinde devamlı bir şekilde
yapılması halinde ise bu faaliyetinizin ticari faaliyet olarak
değerlendirilerek,
elde edilen kazancın ticari kazanç hükümlerine göre
vergilendirilmesi
gerekmektedir.
3100 SAYILI ÖDEME KAYDEDİCİ CİHAZ KANUNU YÖNÜNDEN:
Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin
Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında 3100 sayılı
Kanunla, perakende
mal satan veya hizmet ifa eden birinci ve ikinci sınıf
tüccarlara, Vergi Usul Kanununa göre fatura verme mecburiyeti olmayan
satışlarının belgelendirilmesi için ödeme kaydedici cihaz kullanma zorunluluğu
getirilmiştir.
Aynı Kanunun 1 inci maddesinin 3 üncü
fıkrasında «Ödeme kaydedici cihazların kullanılması mecburiyeti Maliye
Bakanlığınca tespit edilen faaliyetlerle uğraşanlar hakkında uygulanmaz.»hükmü
yer almaktadır.
Konu ile ilgili 2001/1 Seri No.lu Katma
Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları
Mecburiyeti Hakkında İç Genelgede, yeminli mali müşavir, avukat, mimar,
mühendis gibi kişilerin serbest meslek erbabı olmaları sebebiyle 3100 sayılı
Kanun kapsamına girmediklerinden ödeme kaydedici cihaz kullanma
mecburiyetlerinin bulunmadığı açıklanmış bulunmaktadır.
Bu itibarla, seramik kursunda
kursiyerlere malzeme ve çay kahve satışı ticari faaliyet olarak
değerlendirildiğinden Vergi Usul Kanununa göre fatura verme mecburiyeti olmayan
satışlarınızın
belgelendirilmesi için 3100 sayılı Kanun kapsamında
ödeme kaydedici cihaz kullanmanız gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S. 93767041-120[37-65-2014/4]-82
T. 27.5.2014 tarihli özelgesi
KONU: SERAMİK KURSU FAALİYETİ YANINDA
MALZEME VE ÇAY-KAHVE SATIŞININ YAPILMASI DURUMUNDA ELDE EDİLEN KAZANCIN
NİTELİĞİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talebinizde, ...... ilçesinde seramik atölyesi açıp seramik
kursu vereceğiniz, vereceğiniz kursla ilgili olarak malzemelerin kursiyerlere
tarafınızca temin edilip satılacağı, aynı zamanda bu kursa gelenlere çay kahve
satışının da olacağı belirtilerek, seramik kursu ile içecek ve malzeme satışı faaliyetlerinizin
nasıl vergilendirileceği hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmaktadır.
193 SAYILI GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37
nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, «Her türlü ticari ve sınai
faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.» hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 65 inci maddesinde «Her
türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki
bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan
işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk
altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. » hükmü, «Serbest Meslek
Erbabı» başlıklı 66
ncı maddesinin birinci fıkrasında da; «Serbest meslek
faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest
meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı
olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez.» hükmü yer almıştır.
221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğinin «Serbest Meslek Faaliyeti-Serbest Meslek Erbabı» başlıklı birinci
bölümünün
«1.2.Serbest Meslek Erbabı» başlıklı 11 inci
paragrafında;». serbest
meslek faaliyetinin yanında başka bir iş veya görev
ile devamlı olarak uğraşılmasının bu vasfı değiştirmeyeceği belirlenmiştir.
Dolayısıyla serbest meslek erbabı olan bir kimse aynı zamanda ticari kazanç
sahibi veya ücretli de olabilir. Bu durum onun serbest meslek erbabı olma
niteliğini değiştirmez.»açıklamasına yer verilmiştir.
Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar
çerçevesinde; seramik kursu verme faaliyetinin sermayeden ziyade şahsi mesaiye,
mesleki bilgiye ve ihtisasa dayanması ve işverene tabi olmaksızın şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabınıza yapılması durumunda, faaliyet
serbest
meslek faaliyeti olarak kabul edilip mükellefiyet
tesis edilerek, elde edilen gelirin de serbest meslek kazancı olarak gelir
vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
Söz konusu seramik kursunda kursiyerlere
malzeme ve içecek satışının ticari bir organizasyon içinde devamlı bir şekilde
yapılması halinde ise bu faaliyetinizin ticari faaliyet olarak
değerlendirilerek,
elde edilen kazancın ticari kazanç hükümlerine göre
vergilendirilmesi gerekmektedir.
3100 SAYILI ÖDEME KAYDEDİCİ CİHAZ KANUNU YÖNÜNDEN:
Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin
Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında 3100 sayılı
Kanunla, perakende
mal satan veya hizmet ifa eden birinci ve ikinci sınıf
tüccarlara, Vergi Usul Kanununa göre fatura verme mecburiyeti olmayan
satışlarının belgelendirilmesi için ödeme kaydedici cihaz kullanma zorunluluğu
getirilmiştir.
Aynı Kanunun 1 inci maddesinin 3 üncü
fıkrasında «Ödeme kaydedici cihazların kullanılması mecburiyeti Maliye
Bakanlığınca tespit edilen faaliyetlerle uğraşanlar hakkında uygulanmaz.»hükmü
yer almaktadır.
Konu ile ilgili 2001/1 Seri No.lu Katma
Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları
Mecburiyeti Hakkında İç Genelgede, yeminli mali müşavir, avukat, mimar,
mühendis gibi kişilerin serbest meslek erbabı olmaları sebebiyle 3100 sayılı
Kanun kapsamına girmediklerinden ödeme kaydedici cihaz kullanma
mecburiyetlerinin bulunmadığı açıklanmış bulunmaktadır.
Bu itibarla, seramik kursunda
kursiyerlere malzeme ve çay kahve satışı ticari faaliyet olarak
değerlendirildiğinden Vergi Usul Kanununa göre fatura verme mecburiyeti olmayan
satışlarınızın belgelendirilmesi için 3100 sayılı Kanun kapsamında ödeme
kaydedici cihaz kullanmanız gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S. B.
13334133-120.01.02-10 T. 2.8.2013 tarihli özelgesi
KONU: EBRU VE GÜMÜŞ TAKI İŞLEMECİLİĞİNDE
(SAVAT) GELİR VERGİSİ İSTİSNASI HK
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
ebru ve gümüş takı tasarımı ve imalatı (savat süslemeciliği) çalışmaları
yaptığınız ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından söz konusu çalışmalarınızın
eser olarak kabul edildiği belirtilerek, Gelir Vergisi Kanununun 18 inci
maddesinde yer alan istisnadan yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda
görüş talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 ve
66 ncı maddelerine göre, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancı ve serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa
edenler de serbest meslek erbabıdır.
Aynı Kanunun 18 inci maddesinde,
«Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekâr, bilgisayar
programcısı ve mucitlerin bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman,
makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj,
karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu
gibi eserlerini
gazete, dergi, bilgisayar ve internet
ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlanmak veya kitap, CD, disket, resim,
heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar
üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde
ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.
Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir
gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler
istisnaya dahildir.
Yukarıda yazılı kazançların arızî olarak
elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez.
Serbest meslek kazançları istisnasının,
bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü
yoktur.» hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasında, vergi tevkifatı yapacaklar sayılmış olup, aynı fıkranın 2
numaralı bendinin (a) alt bendinde 18 inci madde kapsamına giren serbest meslek
işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden %17 oranında gelir vergisi tevkifatı
yapılması öngörülmüştür.
Diğer taraftan, özelge talep formunun
ekinde yer alan Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünün
27/11/2012 tarihli ve 249308 sayılı yazı ile çalışmalarınızın 5846 sayılı Fikir
ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre eser niteliği taşıdığı anlaşılmıştır.
Buna göre, söz konusu ebru çalışmalarınızdan
dolayı elde edeceğiniz hasılata münhasır olmak üzere, Gelir Vergisi Kanununun
18 inci maddesinde yer alan istisnadan faydalanmanız mümkün bulunmaktadır.
Ayrıca 224 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtildiği üzere, söz
konusu istisna kapsamında bulunan çalışmaların Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü
maddesinin birinci fıkrasına istinaden tevkifat yapmak mecburiyetinde olanlarca
satın alınması halinde, yapılacak ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılacak
olup, istisna hadleri içinde kalan bu kazançlar için beyanname verilmeyeceği
gibi isteyenlerin, defter tasdik ettirme ve tutma ile belge düzenleme
mecburiyetleri de bulunmamaktadır.
Bu çerçevede, söz konusu faaliyetinizi
mutad meslek halinde ifa etmeniz ve istisna kapsamındaki eserlerinizi Gelir
Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılanlar dışındakilere de satmanız
halinde, 213 Sayılı Kanunun 153, 172, 210 ve 236 ncı maddeleri uyarınca işe
başlama
bildiriminde bulunma, serbest meslek
kazanç defteri tutma ve serbest meslek makbuzu düzenleme mecburiyetiniz
bulunmaktadır.
Diğer taraftan, söz konusu gümüş takı
tasarımı ve imalatı (Savat) çalışmalarınız Gelir Vergisi Kanununun 18 inci
maddesi kapsamına giren herhangi bir eser grubu içinde yer almadığından, bu
faaliyetiniz dolayısıyla anılan maddede yer alan istisnadan faydalanmanız
mümkün bulunmamaktadır.
Gelir İdaresi Başkanlığının S. B.
96620903-120[37-13/1]-92 T. 23.10.2013 tarihli özelgesi
KONU: GEMİ ACENTELİĞİ FAALİYETİ İLE
KOKARTLI REHBERLİK YAPILMASI HALİNDE VERGİLENDİRİLME HAKKINDA
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi kimlik numarasında gelir vergisi
mükellefi olarak gemi acenteliği faaliyetinde bulunduğunuzu ve aynı zamanda
kokartlı rehber olduğunuzu belirterek gelir vergisi mükellefi olarak rehberlik
faaliyetinde de bulunup bulunmayacağınızı, rehberlik hizmetinin serbest meslek
faaliyeti olarak değerlendirilip ikinci bir kayıt açtırıp serbest meslek
makbuzu düzenleyip düzenlemeyeceğiniz hususlarında Başkanlığımız görüşü talep
edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37
nci maddesinin birinci fıkrasında; «Her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan
kazancın ticari kazançtır.» hükmü yer almakla birlikte, ticari faaliyet bir tür
emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup kazanç sağlama niyet ve kastının
bulunup bulunmaması böyle bir organizasyon tarafından icra edilen faaliyetin
«ticari faaliyet» olma niteliğine etki etmemektedir.
Ancak bir faaliyetin «ticari faaliyet»
sayılabilmesi için kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle birlikte
faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurlarıyla birlikte
değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması gerektiği ortaya
çıkmaktadır.
Aynı Kanunun «Serbest meslek kazancının
tarifi» başlıklı 65 inci maddesinde «Her türlü serbest meslek faaliyetinden
doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.»
hükmü yer almaktadır.
Ayrıca aynı Kanunun 66 ncı maddesinin birinci
fıkrasında ise;
«Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa
edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten
başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez.»
hükmüne yer verilmiştir.
Ticari kazançlar esas itibariyle
sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğmakta ve bu kaynağa bağlı
olarak devamlı bir organizasyona dayanan her türlü faaliyeti içermektedir.
Serbest meslek faaliyetinin ticari bir organizasyon içinde yapılması da
yukarıda belirtildiği gibi ticari kazanç sayılmakta ve kazancın tespitinde
ticari kazanca ait esas ve hükümler geçerli bulunmaktadır.
Bu itibarla; ticari bir organizasyon
kapsamında oluşan ve düzenlenen tur kapsamında gemideki yolculara verilen
rehberlik hizmeti, gemi acenteliği faaliyetinin bir parçası sayılacağından,
elde edilen kazancın ticari kazanç olarak kabul edilip gerçek usulde
vergilendirilmesi gerekmektedir.
Ancak,
rehberlik hizmetinin gemi acenteliği faaliyeti dışında yapılması durumunda
serbest meslek kazancı olarak vergilendirilmesi gerekmektedir.
İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eki
dilekçenizde, ruh sağlığı ve hastalıkları alanında faaliyet göstermekte
olduğunuz, ayrıca farklı bir adreste profesyonel elemanlar çalıştırmak
suretiyle mesleki ve kişisel gelişim organizasyonu faaliyetini de
gerçekleştireceğiniz belirtilerek, söz konusu faaliyetin ticari kazanç
kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü
talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
37›nci maddesinin birinci fıkrasında; «Her türlü ticari ve sınai faaliyetten
doğan kazançlar ticari kazançtır.» hükmüne, «Serbest meslek kazancının tarifi»
başlıklı 65’inci maddesinde “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar ser- best meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.» hükmüne, 66›ncı maddesinin birinci
fıkrasında ise; «Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler,
serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka
bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu
vasfı değiştirmez.» hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğinin
«Serbest Meslek Faaliyeti-Serbest Meslek Erbabı»
başlıklı birinci
bölümünün «1.2.Serbest Meslek Erbabı»
başlıklı 11›inci paragrafında; « serbest meslek faaliyetinin yanında başka
bir iş
veya görev ile devamlı olarak uğraşılmasının bu vasfı
değiştirmeyeceği belirlenmiştir. Dolayısıyla serbest meslek erbabı olan bir
kimse aynı
zamanda ticari kazanç sahibi veya
ücretli de olabilir. Bu durum onun serbest meslek erbabı olma niteliğini
değiştirmez.» açıklamasına yer verilmiştir.
Ticari kazanç, esas itibariyle
sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğmaktadır. Bu kaynağa bağlı
olarak ve devamlı bir organizasyon çerçevesinde yapılan her türlü faaliyet
ticari faaliyettir. Serbest meslek faaliyetinin ticari bir organizasyon içinde
yapılması, sağlanan gelirin yapısını değiştirmez. Sadece, elde edenler yönünden
ticari kazanç sayılmasını gerektirir ve ticari kazanca
ait esas ve hükümlere tabi olur.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara
göre; serbest meslek erbabı olarak ruh sağlığı ve hastalıkları alanında
yürüttüğünüz faaliyetiniz dışında farklı bir adreste profesyonel elemanlar
çalıştırmak suretiyle gerçekleştireceğiniz mesleki ve kişisel gelişim
organizasyonu faaliyetinin ticari bir organizasyon yapısı içinde yapıldığı
kabul edilerek, ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi ve Gelir Vergisi
Kanununun ticari kazanç hükümleri çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmektedir.
İlgi (a)›da kayıtlı özelge talep formu
ve ilgi (b) ve (c)›de kayıtlı dilekçede, derneğin amacının üniversitede okuyan
kız öğrencilere burs vermek olduğu, bu amaçla üyeler, aileleri ve öğrencilerin
katılımıyla düzenlenen müzikli yemek etkinliğinde müzisyen ile garsonlara
bahşiş verildiği belirtilerek, verilen bahşişlerden gelir vergisi tevkifatı
yapılıp
yapılmayacağı hususunda bilgi talep edildiği
anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu›nun
«Ücretin Tarifi» başlıklı 61›inci maddesinde;
«Ücret, işverene tabi ve belirli bir
işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlarla
sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin, ödenek, tazminat, kasa
tazminatı, mali sorumluluk tazminatı, tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı,
prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya
bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir
yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.»
hükmüne yer verilmiş olup, aynı Kanunun
64›üncü maddesinde, kazançları basit usulde tespit edilen ticaret erbabı
yanında çalışanlar, özel hizmetlerde çalışan şoförler, özel inşaat sahiplerinin
ücretle çalıştırdığı inşaat işçileri, gayrimenkul sermaye iradı sahibi yanında
çalışanlar ve ücretlerinin tespitine imkan olmaması sebebiyle, Danıştay›ın
müspet mütalaasıyla, Maliye Bakanlığı›nca diğer ücret kapsamına (4369 sayılı Kanun
ile ibare değişikliği 1.1.1999 tarihinden itibaren) alınanların safi
ücretlerinin, takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16
yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarının
%25›i olacağı, aynı maddenin 2›nci fıkrasında ise,
diğer ücretler için yıllık beyanname verilmeyeceği, diğer gelirler nedeniyle
beyanname verilmesi halinde de bunların beyannameye ithal edilmeyeceği hükme
bağlanmıştır.
Gelir Vergisi Kanunu›nun 65›inci
maddesinde, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançların serbest
meslek kazancı olduğu, serbest meslek faaliyetinin, sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette
olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılması olduğu hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, aynı Kanunun 94›üncü
maddesinde, «Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair
kurumlar, ticaret
şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar,
dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu
yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest
meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına
göre tespit eden çiftçiler aşağı- daki bentlerde sayılan ödemeleri (avans
olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mah- suben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
1.
Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan
ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,
2. Yaptıkları serbest meslek işleri
dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden (Noterlere serbest
meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);
a) 18›inci madde kapsamına giren serbest
meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden % 17,
b) Diğerlerinden % 20,
...» hükümleri yer almaktadır.
Öte yandan, 94 Seri No.lu Gelir Vergisi
Genel Tebliği›nin giriş bölümünde yapılan açıklamalarda; büyük otel, gazino,
lokanta ve kulüplerde çalışmakta olup bu müesseselerden hiçbir ücret almadan
sadece müşteriden servis, garson ücreti ve bahşiş gibi namlarla alınan
paraların tamamı kendilerine terk edilenlerin diğer
ücret olarak, çalıştıkları müesseselerden her ne nam ile olursa olsun herhangi
bir ücret alınması halinde ise bunların her iki istihkakının toplamı üzerinden
tevkif suretiyle vergilendirileceği belirtilmiştir.
Buna göre;
-Bahşiş verildiği belirtilen müzisyen,
dansöz gibi kişilerin şahsi mesai veya mesleki bilgiye dayanarak kendi nam ve
hesabına faaliyette bulunması durumunda, faaliyetin arızi ya da sürekli
olduğuna bakılmaksızın ödenen bedeller üzerinden %20 oranında vergi tevkifatı
yapılması,
-Faaliyetin işverene tabi ve işyerine
bağlı olarak gerçekleştirilmesi durumunda söz konusu ödemelerin ücret olarak
kabul edilmesi ve Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94 ve 103 üncü maddeleri
uyarınca vergilendirilmesi,
-Garsonların, yaptıkları hizmetler dolayısıyla
doğrudan
müşterilerden bahşiş alarak hizmet ifa etmeleri halinde
elde ettikleri gelirin diğer ücret kapsamında değerlendirilmesi,
-Bahşişin servis bedeli olarak fatura
bedellerine yansıtılması veya söz konusu eğlence veya organizasyonu
düzenleyenlerce biriken bahşişlerin dağıtılması durumunda, işverenden alınan ücretin
bir parçası olarak değerlendirilmesi ve ücret matrahına eklenerek
vergilendirilmesi,
gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S. B.
418978-120[61-13/19]-887 T. 21.8.2013 tarihli özelgesi
KONU: UZMAN MÜTALAASI HAZIRLAMA
HİZMETİNİN Bİ- LİRKİŞİ ÜCRETİ Mİ YOKSA SERBEST MESLEK KAZANCI OLARAK MI
DEĞERLENDİRİLECEĞİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, ... Vergi
Dairesi Müdürlüğünün ... vergi numarasında kayıtlı serbest muhasebeci mali
müşavir olarak faaliyette bulunduğunuzu, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri
Kanununun«bilirkişi raporu, uzman mütalaası» başlıklı 67 nci maddesinin son
fıkrası ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesi kapsamında
...San. A.Ş.›ye uzman mütalaası düzenlendiğini, adı geçen şirket tarafından
adınıza 4.187,50-TL brüt ücret tahakkuk ettirilerek bu tutar üzerinde 837,50-TL
tevkifat yapılarak muhtasar beyanname ile vergi dairesine beyan edildiğini
belirterek, adınıza yapılan bu ödemenin serbest meslek kazancı mı yoksa ücret
olarak mı değerlendirilmesi gerektiği hususunda özelge talebinde
bulunmaktasınız.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61
inci maddesinde; “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı
(Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.
Bu kanunun uygulanmasında, aşağıda yazılı ödemeler de
ücret sayılır:
...
5. (3239 sayılı Kanunun 53 üncü
maddesiyle değişen bent) Bilirkişilere, resmî arabuluculara, eksperlere, spor
hakemlerine ve her türlü yarışma jürisi üyelerine ödenen veya sağlanan para,
ayın ve menfaatler;” hükmü yer almıştır.
Aynı Kanununun “Serbest Meslek
Kazancının Tarifi” başlıklı 65 inci mad- desinde “Her türlü serbest meslek
faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
Tahkim işleri dolayısıyla hakemlerin
aldıkları ücretler ile kollektif, adi komandit ve adi şirketler tarafından
yapılan serbest meslek faaliyeti neti- cesinde doğan kazançlar da, serbest
meslek kazancıdır.” hükümlerine yer verilmiştir.
Bu itibarla, mahkeme veya resmi bir kurum tarafından
görevlendirme
yapılmadan ... San. A.Ş.’ye uzman mütalaası
hazırlanması ve ödemenin de anılan firmaca tarafınıza yapılması nedeniyle söz
konusu faaliyetin ser- best meslek faaliyeti olarak kabul edilerek ilgili yıl
beyanına dahil edilmesi gerekmektedir. Ancak, 5271 sayılı Kanun hükümleri
uyarınca bilirkişi ola- rak görevlendirilmenize bağlı olarak rapor hazırlanmış
ise elde edilen gelir ücret olup, ücretin vergilendirilmesine ilişkin hükümlere
göre vergilendirile- ceği tabiidir.
Gelir İdaresi Başkanlığı-Adana Vergi
Dairesi Başkanlığının Sayı : 84412373-130[KDV.1.-2013/2091]-98149 T.
10.07.2019 tarihli özelgesi
KONU: İNTERNET ORTAMINDA YENİ FİKİR VE
PROJELERİN DUYURULMASI, DESTEKLENMESİ VE
HAYATA GEÇİRİLMESİNE ARACILIK ETMEK HİZMETİNDE, SÖZ KONUSU PROJELER İÇİN
GÖNÜLLÜLÜK ESASINA DAYALI TOPLANACAK BAĞIŞLARIN PROJE SAHİPLERİNE FİNANSMAN
OLARAK SAĞLANACAĞI VE PROJE SAHİPLERİNDEN PROJE HAZIRLAMA, DANIŞMANLIK VE
YAYINLAMA HİZMET BEDELİNİN VERGİLENDİRİLMESİ
HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, faaliyetinizin
yeni fikir ve projelerin duyurulması, desteklenmesi ve hayata geçirilmesi için
gerekli finansmanın bağış yoluyla gerçek ve tüzel kişilerden toplanmasına
aracılık etmek olduğu, söz konusu faaliyetler için web sitenizde yayınlamayı
düşündüğünüz projeler için gönüllülük esasına dayalı toplanacak bağışların
proje sahiplerine finansman olarak sağlanacağı ve firmanızın söz konusu çalışma
ile ilgili olarak proje sahiplerinden proje hazırlama, danışmanlık ve yayınlama
hizmet bedeli alacağı belirtilerek, konunun vergi mevzuatı açısından
değerlendirilmesi talep edilmektedir.
VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu
maddesinde faturanın, sa- tılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin
borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar
tarafından müş- teriyeverilen ticari vesika olduğu hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanunun 232 inci maddesinde,
birinci ve ikinci sınıf tüccarla- rın, kazancı basit usulde tespit edilenlerle
defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin, birinci ve ikinci sınıf
tüccarlara; serbest meslek erba- bına; basit usulde tespit olunan tüccarlara;
defter tutmak mecburi- yetinde olan çiftçi- lere; vergiden muaf esnafa
sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura
istemek ve almak mecburiyetinde oldukları, yukarıdakiler dışında kalanların,
birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancıbasit usulde tespit edilenlerden
ve defter tutmak mecburiyetinde olan çift- çilerden satın aldıkları emtia veya
onlara yaptırdıkları iş bedelinin 2019 yılıiçin 1.200 TL’yi geçme- si veya
1.200 TL’den az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın
fatura vermeye mecbur oldukları hükmübulunmaktadır.
Anılan Kanunun 233 üncü maddesinde ise,
birinci ve ikinci sı- nıf tüccar- lar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle
defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin fatura vermek mecburiyetinde
olma- dıkları satışları ve yap- tıkları işlerin bedellerinin perakende satış
fişleri, makineli kasaların kayıt ruloları veya giriş ve yolcu taşıma
biletlerin- den herhangi biri ile tevsik olu-nacağı hükme bağlanmıştır.
Buna
göre, internet üzerinden söz konusu projelere fon sağlama fa- ali- yetinizden
elde ettiğiniz komisyonlar için fatura veya perakende satış fişidüzenlemeniz
gerekmektedir.
Proje sahiplerine verilmek ve projelerin
başarısız sayılması halinde sahiplerine iade edilmek üzere gerçek ve tüzel kişi
bağışçılardan tahsil edilen tutarların bir mal teslimi veya hizmet işleminin
karşılığı olmaması şartıyla bu bedeller için fatura düzenlenmesine gerek
bulunma- maktadır.
GELİR VERGİSİ KANUNU VE KURUMLAR VERGİSİ
KANUNU YÖ- NÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde;
“Her
türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslekkazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olma- yan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam
ve hesabınayapılmasıdır.”
hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanunun 66 ncı maddesinde ise,
serbest meslek faaliye- tini mutad meslek halinde ifa edenlerin serbest meslek
erbabı oldu- ğu, serbestmeslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya
görevle devamlı olarak uğraşılmasının bu vasfı değiştirmeyeceği hükmü- ne yer
verilmiştir.
Serbest meslek faaliyetinde ana unsur,
faaliyetin sermayeden zi- yade şahsi çalışmaya, bilimsel veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa da- yanmasıdır. Bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti
olabilmesi için geliri doğuran emeğin,ilmi ya da mesleki bilgi veya ihtisasa
dayalı olması gerekmektedir.
Anılan Kanunun “Arızi Kazançlar” başlıklı 82 nci
maddesinde; “Vergiye tâbi arızi kazançlar şunlardır:
...
3. Arızî olarak yapılan serbest
meslek faaliyetleri dolayısıyla tahsil edi-len hâsılat.
Bir takvim yılında (1), (2), (3) ve (4)
numaralı bentlerde yazılı olan ka- zançlar (henüz başlamamış olan ticarî, ziraî
veya meslekî bir faaliyete hiçgirişilmemesi ile ihale, artırma ve eksiltmelere
iştirak edil- memesi karşılı- ğında elde edilen kazançlar hariç) toplamının 10
mil- yar liralık (305 SeriNo’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2019 yılı
için 33.000 TL) kısmı gelirvergisinden müstesnadır.” hükmü yer almaktadır.
Buna
göre, serbest meslek kazancının arızi sayılması için serbest mes-lek
faaliyetine konu işin devamlılık arz edecek şekilde yapılmama- sı ve bu işin
mutad meslek haline getirilmemesi gerekmektedir.
Öte yandan, aynı Kanunun «Vergi
Tevkifatı» başlıklı 94 üncü mad- desinde; «Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî
kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı
esasına
göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan
ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada,
istihkaksahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yap- maya
mecburdurlar.
...
2.
Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenle- re ya-
pılan ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapı-lan
ödemeler hariç);
...
b) Diğerlerinden % 20” oranında gelir
vergisi tevkifatı yapılacağı hükümaltına alınmış, 96 ncı maddesinde ise, “Vergi
tevkifatı, ücretler dışındakalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden
yapılır. Kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi
halinde bu vergi, bilfiil ödenen miktar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin
toplamı üzerinden hesaplanır.” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre proje
sahiplerinin;
- Bu faaliyetleri bir işverene bağlı
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapması
halinde bu faaliyetten elde edilen kazan- cın nevinin “serbest meslek kazancı”
olarak, söz konusu fa- aliyetin devam- lılık arz etmeyecek şekilde ve
mutad meslek haline getirmeden yapılması durumunda, bu faaliyetten elde
edilecek gelirin nevinin “arızi serbest mes-lek kazancı” olarak
değerlendirilmesi,
- Serbest meslek kazancının arızi kazanç
olarak değerlendirilmesi ha- linde, vergiden müstesna tutarı aşan kısmı için
yıllık gelir vergisi be- yanna-mesi verilmesi, tevkif edilen gelir vergisinin
de sadece beyan edilen kısma isabet eden tutar kadar mahsup edilmesi,
- Gelirin serbest meslek kazancı veya
arızi serbest meslek kazancı olması
durumlarında şirketiniz tarafından nakden veya hesaben yapı-
lan ödemeler üzerinden; Gelir Vergisi Kanununun
94 üncü mad- desinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi hükmü
gereğince %20 oranında gelir vergisitevkifatı yapılması
gerekmektedir.
Öte yandan, Kurumlar Vergisi Kanununun 6
ncı maddesinde; ku- rumlarvergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içerisinde
elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum
kazan- cının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki
hükümlerininuygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Gelir
Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, her türlü ticari ve sınai faa- liyetlerden
doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiş, 38 inci mad- desinin
birinci fıkrasında da;
“Bilanço esasına göre ticari kazanç,
teşebbüsdeki öz sermayenin hesapdönemi sonunda ve başındaki değerleri
arasındaki müsbet farktır. Bu dö- nem zarfında sahip veya sahiplerce:
1.İşletmeye ilave olunan değerler bu
farktan indirilir; 2.İş- letmeden çekilen değerler ise bu farka ilave olunur.
Ticari
kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında Vergi Usul Kanu- nunun
değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41’inci maddelerihükümlerine
uyulur.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna
göre, sahibi bulunduğunuz internet sitesi üzerinden sunduğu- nuz hizmetler
karşılığında alınan komisyonların kurum kazancına dahil edile- rek
vergilendirilmesi gerekmektedir.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV)
Kanununun;
-1/1
inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve ser- best meslek
faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
-4 üncü maddesinde hizmetin; teslim ve
teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu ve bu
işlemlerin bir şeyi yap- mak, iş-letmek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak,
temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek
gibi şe- killerde gerçekleşebileceği,
-9 uncu maddesinde, mükellefin Türkiye
içinde ikametgahının iş yerinin,kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması
hallerinde ve gerekli görü- len diğer hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığının,
vergi alacağının emni- yet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere
taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği,
-20/1 inci maddesinde, teslim ve hizmet
işlemlerinde matrahın bu işlem- lerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu;
bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar
adına ha- reket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun
alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağla- nan ve
para ile temsil edile-bilen menfaat, hizmet ve değerler toplamı- nı ifade
edeceği
hüküm altına alınmıştır.
KDV Genel Uygulama Tebliğinin
(I/C-2.1.3.2.2.1) bölümünde, “ Teb- liğin (I/C-2.1.3.1/b) ayrımında sayılanlara
karşı ifa edilen yapım işleri ile bu işlerle birlikte ifa edilen etüt,
plan-proje, danışmanlık, denetim ve benzeri hizmetlerinde, alıcılar tarafından
(9/10) oranında KDV tev-
kifatı uygulanır.” ifadesine yer verilmiştir.
Buna
göre, internet sitesinde proje sahipleri ile proje destekçilerinin biraraya
getirilmesi şeklinde verdiğiniz aracılık hizmeti karşılığında alınan komisyon
tutarı üzerinden genel oranda (%18) KDV hesaplanması gerek-mektedir.
Diğer taraftan, gerçek ve tüzel
kişilerden bağış yoluyla tahsil edilen tu-tarlar bir mal teslimi veya hizmet
ifası karşılığı olmamak şartıyla KDV’ninkonusuna girmediğinden, bu tutarların
proje sahiplerine akta- rılmasında KDV uygulanmayacaktır.
DAMGA VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN :
488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1
inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga
vergisine tabi olduğu, bu Ka-nundaki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalanmak
veya imza yerine geçen bir
işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir
hususu ispat veya bellietmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile
elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri
şeklinde oluşturulan belgele- ri ifade ettiği; 3 üncü maddesinde, damga ver-
gisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu hükme bağlanmıştır. Kanuna
ekli (1) sayılı tabloda da belli parayı ihtiva eden sözleşmelerin nispi damga
vergisine tabi olduğuhususu düzenlenmiştir.
5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 1
inci maddesinde, kanunun amacının, elektronik imzanın hukukî ve teknik yönleri
ile kullanımına ilişkinesasları düzenlemek olduğu; 2 nci maddesinde, bu
kanunun elek- tronik imzanın hukukî yapısını, elektronik sertifika hizmet
sağlayıcıla- rının fa- aliyetlerini ve her alanda elektronik imzanın
kullanımına ilişkin işlemleri kapsadığı; 3/b maddesinde, elektronik imzanın,
başka bir elektronik veri- ye eklenen veya elektronik veriyle mantıksal
bağlantısı bulunan ve kimlikdoğrulama amacıyla kullanılan elektronik veriyi
ifade ettiği; 5 inci madde- sinde de güvenli elektronik imzanın elle atılan
imza ile aynı hukuki sonucu doğurduğu hükme bağlanmıştır.
6098
sayılı Türk Borçlar Kanununun 17 nci maddesinde, kanunda şekle bağlanmamış bir
sözleşmenin taraflarca belirli bir şekilde yapılması karar- laştırılmışsa,
belirlenen şekilde yapılmayan sözleşmenin tarafla- rı bağlamayacağı, herhangi
bir belirleme olmaksızın yazılı şekil kararlaş- tırılmışsa, yasal yazılı şekle
ilişkin hükümlerin uygulanacağı; 14 üncü maddesinde, yazılı şekilde yapılması
öngörülen sözleşmelerde borç al- tına girenlerin imzalarının bulunmasının
zorunlu olduğu, kanunda aksi öngörülmedikçe, imzalı bir mektup, asılları borç
altına girenlerce imza- lanmış telgraf, teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks
veya buna benzer iletişim araçları ya da gü- venli elektronik imza ile
gönderilip saklana- bilen metinlerin de yazılı şekil yerine geçeceği; 15 inci
maddesinde, imzanın, borç altına girenin el yazı- sıyla atılmasının zorunlu
olduğu, güvenli elektronik imzanın da el yazısıylaatılmış imzanın bütün hukuki
sonuçlarını doğuracağı hususları düzenlen- miştir.
Buna göre, Damga Vergisi Kanununun
konusunu teşkil eden Ka- nuna ekli (1) sayılı tabloda yer alan kağıtlardan
manyetik ortamda ve elektronikveri şeklinde oluşturulanlarda, belgenin
elektronik imza kullanılmak sure- tiyle düzenlendiği anda vergiyi doğuran olay
meyda- na gelmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, elektronik
ortamda oluştu- rulan üyelik sözleşmelerinden; taraflarca 5070 sayılı Kanunda
ta- nımlananelektronik imza ile imzalanan belli parayı içerenler damga ver-
gisine tabi olacak, 5070 sayılı Kanun kapsamında tanımlanan elektro- nik imza
ile im-zalanmamış olanları ile bu imza ile imzalanmış olmakla birlikte belli
parayıiçermeyenler damga vergisine tabi olmayacaktır.
VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN :
7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi
Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara
ait mallar ile Türki- ye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir
suretle olur- sa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikalinin
veraset ve intikal ver-gisine tabi olduğu; 2 nci maddesinin (b) bendinde mal
tabirinin, mülkiyete konu olabilen menkul ve gayrimenkul şeylerle ma- meleke
girebilen diğerbütün hakları ve alacakları ifade ettiği, (d) ben- dinde ivazsız
intikal tabi- rinin, hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda olan ivazsız
iktisapları ifade ettiği, 4 üncü maddesinin (d) bendin- de ivazsız suretle
meydana gelen inti- kallerde 2019 yılı için 5.760 TL’sinin istisna tutarı
olarak dikkate alınacağı; 9 uncu maddesinde veraset yoluyla vukubulan
intikaller dışındaki intikal- lerde malların hukuken iktisap edildiği tarihi
takibeden bir ay içinde beyan-name verileceği hükme bağlanmıştır.
Bu hükümlere göre, malların veraset
yoluyla veya her ne şekilde olursa olsun karşılıksız (ivazsız) bir şekilde bir
şahıstan diğer şahsa in- tikali ve- raset ve intikal vergisine tabi olup,
verginin mükellefi vera- set yoluyla veyakarşılıksız olarak mal iktisap eden
kişilerdir.
Öte yandan 7338 sayılı Veraset ve
İntikal Vergisi Kanununun 17 nci maddesinde,
“Amme idare ve müesseseleri, bankalar,
bankerler, kasa kiralayan- lar, sigorta şirketleri sair şirket ve müesseseler,
mahkemeler ve icra daireleri istihkak sahiplerine bu verginin mevzuuna giren
herhangi bir muamele do- layısıyla para ve senet verebilmek için evvelemirde
verginin ödenmiş oldu-ğuna dair vergi dairesinden verilmiş bir tasdik- name
talep ederler.
Tasdikname ibraz etmeyen hak
sahiplerinin istihkaklarından, vera- set yoluyla intikallerde yüzde beş,
ivazsız intikallerde yüzde onbeş oranında vergi karşılığı olarak tevkifat
yaptıktan sonra, bakiyesini verebilirler. Tevki-fatı yapanlar, tevkif ettikleri
parayı en geç bir hafta içinde bulundukları ye- rin mal sandığına yatırmaya ve
keyfiyeti bağlı bulundukları vergi dairesineyazı ile bildirmeye mecburdurlar.
Tevkifat yapmadan para ve senet
verenlerle tevkif ettikleri parayı yukarı- da belirtilen süre içinde mal
sandığına yatırmayanlardan (hakim- ler hariç),tevkif etmeye ve yatırmaya mecbur
oldukları paralar Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine
göre gecikme zammı tatbik edilerek tahsil edilir. Tevkifatı yapan ilgili
kuruluşların, bu görevleri süresin-de yerine getirmeyen sorumlularından, tevkif
et- meye ve yatırmaya mecburoldukları paraların % 10’u oranında ayrıca ceza
tahsil olunur.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, yukarıdaki maddede sayılan
müessese ve kuruluşlar nezdin-de bulunan para ve senetlerin ilgililere
intikalinde öncelikle ver- ginin öden-diğine dair bir tasdikname istenilmesi,
tasdikname ibraz etmeyen ilgililerin istihkaklarından ivazsız suretle
intikallerde yüzde onbeş oranında tevkifat yapıldıktan sonra ödemede
bulunulması, tevkif edilen paraların da en geçbir hafta içinde mal sandığına
yatırılarak durumun bağlı bulunulan vergidairesine bildirilmesi
gerekmektedir.
Yukarıdaki
hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; proje destekçileri ta- rafından Paypal
sistemine aktarılan ve başarılı olan proje sahiplerine bu sistem vasıtasıyla
yapılan ödemelerin veraset ve intikal vergisine tabi tu-tulması gerekmektedir.
Buna
göre söz konusu ödemelerin, 2019 yılı için 5.760 TL’yi aşan kıs- mı için
kendisine ödeme yapılan proje sahipleri tarafından, ödemelerin huku- ken
iktisap edildiği tarihten itibaren 1 ay içerisinde veraset ve intikal vergi-si
beyannamesinin verilmesi gerekmektedir. İstisna haddi- nin (5.760 TL)
tespitinde her bir proje destekçisi tarafından yapılan ödeme ayrı
ayrıdeğerlendirilecektir. Bu durumda, proje sahiplerine ya- pılan ödemelerin
şirketiniz vasıtasıyla yapılmaması nedeniyle, Veraset ve İntikal Vergisi Ka-
nununun 17 nci maddesi kapsamında şirketinizin tev- kifat yapma yükümlü- lüğü
bulunmayacağı gibi, söz konusu maddede sayılan tevkifat yapmakla yükümlü
kuruluşlar içerisinde yer almayan Paypal kuruluşunun da tevkifat yapma
sorumluluğu bulunmayacaktır.
GELİR VE KURUMLAR VERGİSİ KANUNU
YÖNÜNDEN DEĞERLEN- DİRME
5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesine göre dernek ve vakıflar
kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmazken, aynı mad- denin (ç) bendi
ile dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler kurumlar ver- gisi
mükellefiyeti kapsamına alınmışlardır.
Aynı Kanunun 2 nci maddesinin beşinci
fıkrasında, dernek ve vakıflara ait veya bağlı olan faaliyetleri devamlı
bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticari, sınai ve
zirai işletmelerin dernek ve va- kıfların iktisadi işletmeleri olduğu, bu
Kanunun uygulanmasında sendikala- rın dernek; cemaatlerin vakıf sayılacağı
hükme bağlanmıştır.
Buna göre, sendikanızın tüzel kişiliği
itibariyle kurumlar vergisi mükelle- fiyeti bulunmamaktadır. Ancak, devamlılık
arz eden ticari, sınai veya zirai faaliyetinin bulunması halinde Sendikaya ait
veya bağlı olarak oluşacak iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi
mükellefiyetinin tesisi gereke- cektir.
Öte
yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde; Ücret, işverene
tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen
para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali
sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti ni- teliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez. hükmü yer
almıştır.
Aynı Kanunun 65 inci maddesinde, “Her
türlü serbest meslek faaliyetin- den doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü yer almıştır.
Yine, aynı Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasında; kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri,
sair kurumlar, ticaret şirket- leri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek
ve vakıfların iktisadi işletme- leri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler,
gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı,
zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden
çiftçilerin maddede bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler
dâhil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir
vergilerine mah- suben tevkifat yapmaları gerektiği hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 1136 sayılı Avukatlık
Kanununun 164 ile 166 ncı madde- lerinde, avukatlık ücreti tanımlanmakta ve
kaynakları itibariyle, sözleşme- ye bağlı iş sahibinden sağlanan vekalet ücreti
ile dava sonucunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenen vekalet
ücreti olmak üzere iki ayrı vekalet ücretinden söz edilmektedir.
Aynı Kanunun 168 inci maddesinin 3üncü
fıkrasında, Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya
dava sonunda hüküm ve- rildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır., 169
uncu maddesinde ise, Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık
ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla
olamaz. denilmektedir.
Dava sonunda, kararla tarifeye
dayanılarak alacaklı taraf avukatına öde- nen vekalet ücreti;
a) Mahkeme veya icra veznesinin
düzenlediği makbuz imzalanarak nakden,
b) Bizzat karşı/borçlu tarafın, mahkeme
veya icra dairesinin tespit ettiği vekalet ücretini elden (nakden) veya banka
havalesi ile ödemesi,
c) Mahkeme veya icra dairesinin,
yargılama giderleri ile birlikte dava- yı kazanan müvekkile herhangi bir
şekilde ödeme yapması ve müvekkilin de karşı/borçlu taraftan alınan vekalet
ücretini avukata ödemesi, şekillerin- de tahsil edilebilmektedir.
Dava sonunda, mahkeme ilamına göre
avukatlık tarifesine dayanılarak karşı tarafa yüklenilecek vekalet ücretinin
Gelir Vergisi Kanununun 65 ve 66 ncı maddelerine göre serbest meslek erbabı
olan avukatlara ödenmesi halinde, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi ve
2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca sorumlularca % 20 nispetinde
gelir vergi- si tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde,
sendikanızda ücretli olarak çalışan avu- katın sendika adına açılmış davalara
vekâlet etmesi ve kazanması halinde doğan vekalet ücretlerinin, sendika tarafından
davayı kaybeden taraftan
(borçludan)
tahsil edilerek Gelir Vergisi Kanununun 61, 94 ve 103 üncü maddeleri hükmü
gereğince ücret olarak vergilendirilerek, avukata öden- mesi gerekmektedir.
Öte yandan, Eğitimciler Birliği Sendikasının ücretli
avukatı olan kişinin, sendikanın taraf olduğu davalara değil de, sendika
üyelerinin taraf olduğu davalara vekalet etmesi halinde, avukatın verdiği
hizmet serbest meslek faaliyeti, avukat ise serbest meslek erbabı kapsamında
değerlendirilecek- tir. Bu durumda, vekalet ücretini ödeyen tarafın (sendika
üyesinin taraf olduğu davada davayı kaybeden karşı tarafın) Gelir Vergisi
Kanununun
94 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında sayılan
kişilerden olması halinde, yapılan vekalet ücreti ödemesinin % 20 oranında gelir
vergisi tev-
kifatına tabi
tutulması gerekmektedir.
B- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
DEĞERLENDİR- ME
3065
sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 maddesinde; ticari, sınai, zirai
faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve
hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanunun “Teslim ve Hizmet
İşlemlerinde Matrah” başlıklı 20/1 maddesinde; “Teslim ve hizmet işlemlerinde
matrah, bu işlemlerin karşılı- ğını teşkil eden bedeldir.” hükmüne yer
verilmiştir.
Konuya ilişkin olarak, 26.04.2014
tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama
Tebliğinin I/B-4 numaralı bölümün- de, “Mahkemelerce hükmolunan avukatlık
ücretlerinin davayı kazananlara ödenmesi KDV’nin konusuna girmez. Ancak bu
paralardan sözleşmeleri gereği ücret karşılığı çalışanlar dışında kalan
avukatlara intikal eden kı- sım, serbest meslek kazancı kapsamında vergiye tabi
olur. Avukatlar al- dıkları bu para için davayı kazanana serbest meslek makbuzu
düzenler ve makbuzda alınan tutar üzerinden KDV hesaplayıp ayrıca gösterirler.
Mahkeme kararında “KDV hariç” şeklinde
bir ifadenin yer almaması halinde, vekalet ücretinin KDV dahil olduğu kabul
edilir ve iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan KDV, düzenlenen
serbest meslek mak- buzunda gösterilir.” açıklamasına yer verilmiştir.
Bu itibarla,
1- Sendikanızda ücretli olarak çalışan
avukatın sendika adına açılmış davalara vekalet etmesi ve davaların kazanılması
halinde davayı kaybe-
den tarafın ödemesine hükmolunan vekalet
ücretlerinden sendika tarafın- dan tahsil edilerek avukatlara yapılan ödemeler
ücret olarak değerlendiri- leceğinden KDV nin konusuna girmemektedir.
2- Sendikanızda ücretli avukat olan
kişinin sendikanın taraf olduğu davalara değil de, sendika üyelerinin taraf
olduğu davalara vekâlet etmesi halinde, avukatın verdiği hizmet serbest meslek
faaliyeti kapsamında kat- ma değer vergisine tabi olacak, düzenlenecek serbest
meslek makbuzun- da, mahkemece ödenmesine hükmolunan vekâlet ücreti üzerinden ayrıca
katma değer vergisi hesaplanması gerekecektir. Ancak, mahkeme kararın- da “KDV
hariç” şeklinde bir ifadenin yer almaması halinde vekâlet ücretine katma değer
vergisi dâhil kabul edilecek ve iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle tespit
edilen katma değer vergisi düzenlenen serbest meslek makbuzunda ayrıca
gösterilecektir.
C- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 236 ncı
maddesinde; “Serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü
tahsilatı için iki nüsha ser- best meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını
müşteriye vermek, müşteri de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir.”
hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 238 inci maddesinin birinci
fıkrasında; “İşverenler her ay ödedikleri ücretler için (ücret bordrosu)
tutmaya mecburdurlar. Gelir Ver- gisi Kanununa göre vergiden muaf olan
ücretlerle diğer ücret üzerinden vergiye tabi hizmet erbabına yapılan ücret
ödemeleri için bordro tutulmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer alan hükümlere göre,
- Sendikanızda ücretli olarak çalışan
avukatın sendika adına açılmış davalara vekalet etmesi ve davaların kazanılması
halinde davayı kaybe-
den tarafın ödemesine hükmolunan vekalet ücretlerinden
sendika tarafın- dan tahsil edilerek avukatlara yapılan ödemeler ücret olarak
değerlendiri- leceğinden, söz konusu ödemeler için sendika tarafından ücret
bordrosu tanzim edilmesi gerekmekte olup, avukatın bahse konu ödemeler için
ser- best meslek makbuzu düzenlemesi söz konusu değildir.
- Sendikanızın ücretli avukatı olan
kişinin sendikanın taraf olduğu da- valara değil de, sendika üyelerinin taraf
olduğu davalara vekâlet etmesi halinde, mahkeme ilamına göre karşı taraf
avukatına ödenen veya icra dairelerince alacaklı taraf avukatına ödenmesine
karar verilen vekalet üc- retini tahsil eden avukatın, Vergi Usul Kanununun 236
ncı maddesi hükmü uyarınca ödemeyi yapan adına serbest meslek makbuzu
düzenlemesi ge- rekmektedir.
D- DAMGA VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1
inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kâğıtların damga
vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin
kâğıtları imza edenler olduğu, resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere
ait kâğıtların damga vergisini kişilerin ödeyeceği; 8 inci maddesinde, bu
Kanunda yazılı resmi daireden maksadın, genel ve özel bütçeli idarelerle, il
özel idareleri, belediyeler ve köyler olduğu, bu dairelere bağlı olup ayrı
tüzel kişiliği bulunan iktisadi iş- letmelerin resmi daire sayılmayacağı hükme
bağlanmıştır.
Mezkur Kanuna ekli (1) sayılı tablonun
IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar başlıklı bölümünün 1/b fıkrasında, maaş, ücret,
gündelik, huzur hakkı, ai- dat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve mesken
bedeli, harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı
alınan paralar (avans
olarak ödenenler dahil) için verilen makbuzlar ile bu
paraların nakden ödenmeyerek kişiler adına açılmış veya açılacak cari hesaplara
nakledil- diği veya emir ve havalelerine tediye olunduğu takdirde nakli veya
tediyeyi temin eden kağıtların nispi damga vergisine tabi olduğu hüküm altına
alın- mıştır.
Buna göre, sendikanızda ücretli olarak
çalışan avukatın sendika adına açılmış davalara vekâlet etmesi ve kazanması
halinde, doğan vekalet ücretlerinin sendika tarafından davayı kaybeden taraftan
(borçludan) tah- sil edilerek avukata ödenmesine ilişkin düzenlenen kağıtların,
488 sayılı Damga Vergisi Kanuna ekli (1) sayılı tablonun IV/1-b fıkrasına göre
damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
A-Gelir Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61
inci maddesinde; “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali
sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti ni- teliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.» hükmü yer almış
olup, 62 nci maddesinde ise; işverenler, hizmet erbabını işe alan, emir ve
talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 65 inci maddesinde; “Her
türlü serbest meslek faaliyetin- den doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmüne yer verilmiş olup; aynı Kanunun 66
ncı maddesin- de ise, serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa
edenlerin ser- best meslek erbabı olduğu, serbest meslek faaliyetinin yanında
meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılmasının bu vasfı
değiştir- meyeceği hükme bağlanmıştır.
Yine aynı Kanunun 18 inci maddesinde;
“Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekar, bilgisayar programcısı
ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale,
bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür,
fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi
eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve
videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki
eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını
devir ve tem- lik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir
Vergisinden
müstesnadır.
Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir
gibi suretlerle değerlendirilmesi kar- şılığında alınan bedel ve ücretler
istisnaya dahildir.
Yukarıda yazılı kazançların arızi olarak
elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez.
Serbest
meslek kazançları istisnasının, bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif
suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.” hükümleri yer almıştır.
Serbest meslek faaliyetinde ana unsur,
faaliyetin sermayeden ziyade şahsi çalışmaya, bilimsel veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanmasıdır. Bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti olabilmesi
için geliri doğuran emeğin ilmi ya da mesleki bilgi veya ihtisasa dayalı olması
gerekmektedir.
Diğer taraftan, gerek ücret gerekse serbest
meslek kazancı emeğe da- yanan gelir unsurlarıdır. Serbest meslek kazançlarında
emek, bir işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılma- sıdır.
Serbest
meslek erbapları, faaliyetlerini yaparken müşterilerine veya iş yaptığı
kimselere bağlı olmaz, iş sahiplerinden emir ve talimat almazlar. Ücret
uygulamasında ise, belli bir işyerine bağlı ve bir işverene tabi ola- rak,
işverenin emir ve talimatları doğrultusunda çalışma söz konusudur.
Öte yandan anılan Kanunun 94 üncü maddesinde kimlerin
hangi
ödemeler üzerinden tevkifat yapacakları hüküm altına
alınmış olup; aynı maddenin birinci fıkrasının 1 numaralı bendinde; hizmet
erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup, ücret sayılan
ödemelerden (istis- nadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,
2 numaralı bendinde de yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri
icra eden- lere yapılan ödemelerden (noterlere serbest meslek faaliyetlerinden
dolayı yapılan ödemeler hariç);
18 inci madde kapsamına giren serbest
meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden (2009/14592 sayılı B.K.K. İle
Yürürlük; 03.02.2009)
%17,
b) Diğerlerinden (2009/14592 sayılı
B.K.K. ile Yürürlük; 03.02.2009) % 20 oranında, gelir vergisi tevkifatı
yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 5846 sayılı Fikir ve Sanat
Eserleri Kanununun “İşlenmeler ve Derlemeler” başlıklı 6 ncı maddesinde, “Diğer
bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilip de bu esere nispetle müstakil
olmayan ve aşağıda baş- lıcaları yazılı fikir ve sanat mahsulleri işlenmedir...
İstifade edilen eserin sahibinin haklarına zarar getirmemek şartıyla
oluşturulan ve işleyenin hu- susiyetini taşıyan işlenmeler, bu kanuna göre eser
sayılır.” hükmü yer al- mış olup, adı geçen maddede hangi fikir ve sanat
mahsullerinin işlenmeler kapsamında değerlendirileceği belirtilmiştir.
Buna göre, işlenme kapsamında
değerlendirilen çalışmaların Gelir Ver- gisi Kanununun 18 inci maddesinde yer
alan istisna kapsamında değerlen- dirilebilmesi için 5846 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesinde belirtilen “İstifade edilen eserin sahibinin haklarına zarar
getirmemek şartıyla oluşturulan
ve işleyenin hususiyetini taşıyan işlenme” niteliğine
haiz olması ve ortaya çıkan çalışmanın da Gelir Vergisi Kanunun 18 inci
maddesinde sayılan çalışmalar arasında sayılması gerekmektedir.
Öte yandan, özelge
talep formunuzun tetkikinden, kurumunuzun, yazma
ve matbu eserlerin işlenme yoluyla gün yüzüne
çıkartılması ile ya- bancı bir bilim insanı tarafından hazırlanan ve iki cildi
yayımlanan ...... çalışmasının yeniden gözden geçirilmesi, kontrolü ve
editörlüğünün yapıl- ması hizmeti ile kalan diğer beş ciltlik kısmının eser
sahibince hazırlanmış fişlerden veya diğer araçlardan yararlanılarak
editörlüğünün yapılması ve yayına hazırlanması hizmetinin 4734 sayılı Kamu
İhale Kanunu›nun 22-b maddesi uyarınca hizmet sözleşmesine bağlı olarak
bilimsel sözlük editör- lüğü konusunda uzman ve yetkin olan akademisyenlerden
süresi mali yılla
sınırlı olan bir
hizmet satın alınacağı anlaşılmıştır.
Bu çerçevede, Kurumunuz ile söz konusu
personel arasında bir iş ak- dine bağlı olarak işçi işveren ilişkisinin
bulunması halinde Kurumunuz tarafından söz konusu projede görevli kişilere
yapılan ödemelerin, ücret ödemesi olarak kabul edilmesi ve Gelir Vergisi
Kanununun 61, 94, 98, 103 ve 104 üncü maddelerine göre vergilendirilmesi
gerekmektedir. Ancak, projede görevli personelin faaliyetini Kurumunuza bağlı
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapması durumunda,
elde edilen gelir serbest meslek kazancı olacağından, yapılacak ödemelerden
Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi birinci fıkrasının (2-b) bendine göre
%20 oranında Gelir Vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Diğer taraftan, yazma ve matbu eserlerin
işlenme yoluyla gün yüzüne çıkartılması ile yabancı bir bilim insanı tarafından
hazırlanan ve iki cildi
yayımlanan “Etimolojik Sözlük” çalışmasının yeniden
gözden geçirilmesi, kontrolü ve editörlüğünün yapılması hizmeti ile kalan diğer
beş ciltlik kıs- mının eser sahibince hazırlanmış fişlerden veya diğer araçlardan
yararla- nılarak editörlüğünün yaptırılması ve yayına hazırlanması projesinin
tüm fikri haklarının kurumunuza ait bir proje olması halinde, Gelir Vergisi Ka-
nunu’nun 18 inci maddesinde yer alan istisnanın eser sahiplerine tanınmış bir
istisna olması nedeniyle projede görevli personele yapılan bu ödemele- rin bu
istisna hükmünden yararlandırılması mümkün değildir.
B-Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:
Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu’nun;
- 1 inci maddesinde; Türkiye’de ticari,
sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim
ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu, ticari, sınai, zirai faaliyet ile serbest
meslek faaliyetinin devamlı- lığı, kapsamı ve niteliğinin Gelir Vergisi Kanunu
hükümlerine göre, Gelir Vergisi Kanununda açıklık bulunmadığı hallerde, Türk
Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tayin ve tespit
edileceği,
- 4 üncü maddesinde; hizmetin, teslim ve
teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu
işlemlerin bir şeyi yapmak, işle- mek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak,
temizlemek, muhafaza et- mek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi
yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği, hükme bağlanmıştır.
Buna göre, özelge talep formunuzun
tetkikinde kurumunuz ile yazma ve matbu eserlerin işlenme yoluyla gün yüzüne
çıkartılması ile yabancı bir bilim insanı tarafından hazırlanan ve iki cildi
yayımlanan çalışmasının
yeniden gözden geçirilmesi, kontrolü ve editörlüğünün
yapılması hizmeti ile kalan diğer beş ciltlik kısmının eser sahibince
hazırlanmış fişlerden
veya diğer araçlardan yararlanılarak editörlüğünün
yapılması ve yayına hazırlanması hizmetinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun
22-b madde- si uyarınca hizmet sözleşmesine bağlı olarak editörlüğü
konusunda
uzman ve yetkin olan akademisyenlerden süresi mali
yılla sınırlı olan bir hizmet satın alınacağı anlaşılmış olup, söz konusu proje
kapsamında, ku- rumunuz tarafından projede görevli kişilere yapılan ödemeler,
kurumunuz ile söz konusu personel arasında bir iş akdine bağlı olarak işçi
işveren ilişkisinin bulunması halinde ücret ödemesi olarak kabul edileceğinden
KDV’nin konusuna girmeyecektir.
Ancak, söz konusu hizmetlerin, sözleşme
kapsamında belirtilen perso- nel tarafından kendi sorumlulukları altında ilmi,
mesleki bilgi ve ihtisasları- na dayanarak mutad meslek olarak
gerçekleştirilmesi halinde, söz konusu hizmetler serbest meslek faaliyeti
kapsamında değerlendirilecektir.
Diğer taraftan, KDV Genel Uygulama
Tebliğinin (I/C-2.1.2) “Tam Tevkifat Uygulaması”, başlıklı bölümünün;
(I/C-2.1.2.2) “Serbest Meslek Faaliyeti Çerçevesinde Yapılan Teslim ve
Hizmetler” başlıklı kısmında,
“3065 sayılı Kanunun (1/1) inci
maddesine göre, serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve
hizmetler vergiye tabidir. Sözü edilen faali- yetleri mutat ve sürekli olarak
yapanlar KDV mükellefi olacak, arızi serbest meslek faaliyetinde bulunanların
ise KDV mükellefiyeti tesis edilmeyecek- tir. “açıklamalarına yer verilmiştir.
Buna göre, kurumunuza ait proje için
yapılan sözleşme kapsamında verilen hizmetin serbest meslek faaliyeti
kapsamında değerlendirilmesi halinde söz konusu faaliyetlerin mutad ve sürekli
olarak verilmesi halinde
KDV mükellefiyeti tesis edilerek genel oranda (%18)
KDV hesaplanması gerekmektedir. Ancak söz konusu hizmetlerin hizmeti verenler
tarafından arızi olarak verilmesi halinde ise hizmet bedeli üzerinden KDV hesaplan-
mayacağı tabiidir.
C-Damga Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:
488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1
inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga
vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin
kağıtları imza edenler olduğu hükme bağlanmıştır.
Mezkur Kanuna ekli (1) sayılı tablonun
“I.Akitlerle ilgili kağıtlar” baş- lıklı bölümünün A/1 fıkrasında, belli parayı
ihtiva eden mukavelename, taahhütname ve temliknamelerin; “IV.Makbuzlar ve
diğer kağıtlar” başlıklı bölümünün 1/a fıkrasında, resmi daireler tarafından
yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler (avans olarak yapılanlar
dahil) nedeniyle, ki- şiler tarafından resmi dairelere verilen ve belli parayı
ihtiva eden makbuz ve ibra senetleri ile bu ödemelerin resmi daireler nam ve
hesabına, kişiler adına açılmış veya açılacak hesaplara nakledilmesini veya
emir ve hava- lelerine tediyesini temin eden kağıtların; 1/b fıkrasında ise,
maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, aidat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve
mesken bedeli, harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet
kar- şılığı alınan paralar (avans olarak ödenenler dahil) için verilen
makbuzlar ile bu paraların nakden ödenmeyerek kişiler adına açılmış veya
açılacak cari hesaplara nakledildiği veya emir ve havalelerine tediye olunduğu
tak- dirde nakli veya tediyeyi temin eden kağıtların nispi damga vergisine tabi
olduğu hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, Kurumunuz ile yazma ve matbu
eserlerin işlenme yoluyla gün yüzüne çıkartılması ile yabancı bir bilim insanı
tarafından hazırlanan
ve iki cildi yayımlanan çalışmasının yeniden
gözden geçirilme-
si, kontrolü ve editörlüğünün yapılması hizmeti ile
kalan diğer beş ciltlik kısmının eser sahibince hazırlanmış fişlerden veya
diğer araçlardan ya- rarlanılarak editörlüğünün yapılması ve yayına
hazırlanması işine yönelik olarak düzenlenen sözleşmenin, ihtiva ettiği tutar
üzerinden 488 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-1 fıkrasına göre nispi
damga vergisine tabi tutulması; Kurumunuz ile söz konusu personel arasında bir
iş akdine bağlı olarak işçi işveren ilişkisinin bulunması halinde, söz konusu
iş ile ilgili görevli kişilere yapılan ücret ödemeleri nedeniyle düzenlenen
kağıtla- rın “IV.Makbuzlar ve diğer kağıtlar” başlıklı bölümünün 1/b fıkrasına
göre; projede görevli personelin faaliyetini Kurumunuza bağlı olmaksızın şahsi
sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapması durumunda ise hizmet alımları
nedeniyle hakediş ödemelerine ilişkin düzenlenen kağıtların aynı bölümün 1/a fıkrasına
göre, nispi damga vergisine tabi tutulması gerek- mektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
11395140-105[VUK-1-21884]-298475 T. 05.04.2021 tarihli özelgesi
KONU: SERBEST MESLEK KAZANCI MÜKELLEFİNİN KİTAP
YAZIMI, UYKU DANIŞMANLIĞI VE REKLAM HİZMETİ ALMA FAALİYETLERİNİN
VERGİLENDİRİLMESİ
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun
incelenmesinden;
-
Serbest meslek kazancından dolayı mükellefiyet kaydınızın bulunduğu, 0-5 yaş
arası çocuklara uyku danışmanlığı hizmeti verdiğiniz, çocuklara yönelik “…”
adlı bir kitap yazdığınız, kitabın basımını ve satışını gerçekleştiren yayınevi
tarafından adınıza ödeme yapıldığı,
-
Uyku danışmanlığı hizmetine ilişkin olarak peşin tahsil edilen tutarlar için
serbest meslek makbuzu düzenlediğiniz, bu kapsamdaki hizmet alımlarından alıcı
tarafından vazgeçilmesi (örneğin, iki haftalık ödemenin yapıldığı durumda, söz
konusu hizmeti alan kişilerce bir haftaya tekabül eden hizmet alındıktan sonra
kalan hafta için vazgeçilmesi) halinde verilmeyen hizmete ilişkin tahsil
edilen/ödenen tutarların bu kişilere iadesinin yapıldığı,
- … ve … firmalarından aldığınız reklam
hizmet giderlerini kredi kartı ile
ödediğiniz, fatura alamadığınız fakat
ödeme yapıldığını gösteren belgelerin
bulunduğu,
-
Tüm bu hususların Katma Değer Vergisi Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Vergi
Usul Kanunu açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiği hususunda Başkanlığımız
görüşünün talep edildiği
anlaşılmıştır.
I- GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
-
65 inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
...”,
-
66 ncı maddesinde, “Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa
edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında
meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı
değiştirmez.
...”,
-
67 nci maddesinde, “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest
meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer
suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla
yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.
...”
hükümlerine yer verilmiştir.
Kanunun
68 inci maddesinde ise serbest meslek kazancının tespitinde hâsılattan
indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının
(1) numaralı bendinde, mesleki kazancın elde edilmesi ve
idame
ettirilmesi için ödenen genel giderlerin serbest meslek kazancının tespitinde
hasılattan indirileceği hüküm altına alınmıştır.
Aynı
Kanunun 18 inci maddesinde de, “Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam,
bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni
mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri,
bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve
televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve
internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD,
disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak
veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak
suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.
Eserlerin
neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında
alınan bedel ve ücretler istisnaya dahildir.
Yukarıda
yazılı kazançların arızî olarak elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına
engel teşkil etmez.
Serbest
meslek kazançları istisnasının, bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif
suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.
Bu
madde kapsamındaki kazançları toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin
dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşanlar bu istisnadan faydalanamazlar.
Bu durumda olanların, 94 üncü maddenin
birinci fıkrası kapsamında tevkifat yapma yükümlülüğü yoktur.” hükümleri yer
almaktadır.
Öte
yandan, Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, «Kamu idare ve
müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş
ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri,
kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî
işletme
hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri
(avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.» hükmüne
yer verilmiş ve maddenin ikinci bendinde 18 inci
madde kapsamına giren serbest meslek
işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden (2009/14592 sayılı BKK gereğince) % 17
oranında, diğer ödemelerden ise % 20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması
öngörülmüştür.
Bu hükümlere göre;
-
Uyku danışmanlığı faaliyetiniz serbest meslek faaliyeti olup bu faaliyet
sonucunda elde edilen kazancın serbest meslek kazancı olarak vergilendirilmesi
gerekmektedir.
-
“…” adlı kitabınızın Kültür ve Turizm Bakanlığı (Telif Hakları Genel Müdürlüğü)
tarafından 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa göre kayıt-tescil
edilmesi halinde, söz konusu kitabınızın satışı nedeniyle elde edilen hasılata
münhasır olmak üzere, Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan
istisna hükmünden faydalanmanız mümkün bulunmaktadır.
Ancak,
kitap satışından 1/1/2020 tarihinden itibaren elde edeceğiniz kazancınızın,
Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin dördüncü gelir
diliminde yer alan tutarı aşması halinde, kazancınızın tamamını 2021 Mart
ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan etmeniz
gerekmektedir.
Ayrıca,
kitaplarınızın Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasına
istinaden tevkifat yapmak mecburiyetinde olanlarca satın alınması halinde,
tarafınıza yapılacak ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılması
gerekmektedir.
-
Reklam giderleri için yapılan ödemelerin Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesinde
sayılan giderler arasında yer alması nedeniyle, istisna kazançlarınız dışındaki
kazançlarınız için yapılan reklam harcamalarının, 213 sayılı Vergi Usul
Kanununda yer alan belgelerle tevsik edilmesi kaydıyla gider olarak dikkate
alınması mümkün bulunmaktadır.
-
Gelir Vergisi Kanununa göre; serbest meslek kazancında vergiyi doğuran olay
tahsilat esasına bağlanmış olduğundan hizmet sonradan tamamlansa bile bedelin
tahsil edildiği anda gelir vergisi kanunu açısından vergiyi doğuran olayın
gerçekleştiği kabul edilecek ve hasılat kaydı yapılacaktır. Tahsil edildiği
halde çeşitli nedenlerle iade edilen tutarların ise iade edildiği dönemde
serbest meslek kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün
bulunmaktadır.
II- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
213
sayılı Vergi Usul Kanunu uygulamasında mükelleflerin ödevlerine ilişkin
hükümler, aynı Kanunun ikinci kitabında (153 ve müteakip maddelerinde) yer
almakta olup, söz konusu maddelerde düzenlenen yükümlülüklerin/ödevlerin
(bildirim, defter tutma, belge düzeni, muhafaza ve ibraz) öngörülen usul ve
esaslar dahilinde yükümlüler tarafından yerine getirilmesi Kanunen zorunluluk
arz etmektedir.
Ayrıca,
213 sayılı Kanununun 227 nci maddesinde, “Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu
Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan
kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmü yer almakta olup,
söz konusu kayıtların ise aynı Kanunun
229 ve müteakip maddelerinde yer alan veya Bakanlığımıza verilen yetkiye
dayanılarak kullanılma zorunluluğu getirilen belgelerle tevsik edilmesi
gerekmektedir.
Bu kapsamda, mezkûr Kanunun;
-
229 uncu maddesinde, “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında
müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan
tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.”,
-
231 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde, “Fatura, malın
teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde
düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.”,
-
232 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar
kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan
çiftçiler;
1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;
2. Serbest meslek erbabına;
3. Kazancı basit usulde tesbit olunan
tüccarlara;
4. Defter tutmak mecburiyetinde olan
çiftçilere;
5.Vergiden muaf esnafa
Sattıkları
emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve
almak mecburiyetindedirler.”,
-
234 üncü maddesinde, “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla defter tutmak
mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin;
...
3.
Vergiden muaf esnafa; yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia
için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider
pusulası vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmündedir...”,
-
236 ncı maddesinde, “Serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her
türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir
nüshasını müşteriye vermek, müşteri de bu makbuzu istemek ve almak
mecburiyetindedir.”
hükümlerine yer verilmiştir.
Bunun
yanı sıra, serbest meslek erbabının, 213 sayılı Kanunun 172 ve 210 uncu
maddeleri uyarınca serbest meslek kazanç defteri tutma mecburiyeti
bulunmaktadır.
Öte
yandan, 22/01/1997 tarih ve 22885 sayılı Resmi Gazete›de yayımlanan 253 sayılı
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin «Yurt Dışında Faaliyette Bulunan
Mükelleflere Yaptırılan İş ve Hizmetler Karşılığında Alınan Belgelerle İlgili
İşlemler» başlıklı (B) bölümünde, «Vergi Usul Kanununun kayıt nizamına ilişkin
215 inci maddesinde, bu Kanuna göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe
tutulmasının mecburi olacağı belirtilmiş, 227 nci maddesinde de “Bu Kanunda
aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan
münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmü yer
almıştır. Söz konusu kayıtların ise aynı Kanunun 229 uncu ve müteakip
maddelerinde yer alan belgelerden herhangi biri ile tevsik edilmesi
gerekmektedir.
Bu
hükümlere göre, yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlara yaptırılan iş veya
hizmetler karşılığında ödemede bulunan gelir veya kurumlar vergisi
mükellefleri, yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlardan aldıkları muteber
belgeleri, yurt
dışındaki temsilciliklerimizde veya yurt
içindeki noterlerde Türkçe ‘ye tercüme ve tasdik ettirdikten sonra defterlerine
gider olarak kaydedebilmekte idiler.
Ancak,
Bakanlığımıza yapılan başvurulardan, bu işlemlerin yurt dışı
temsilciliklerimizdeki iş yığılmalarına neden olduğu, mükellefler bakımından da
ağır külfetler getirdiği anlaşıldığından, anılan Kanunun mükerrer 257 nci
maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak, bu Genel Tebliğ ile yurt
dışında mukim kişi veya kuruluşlara yaptırılan iş veya hizmetler karşılığında
alınan belgelerin, yurt dışındaki temsilciliklerimizde veya yurt içinde
noterlerde Türkçe ‘ye tercüme ve tasdik edilme zorunluluğu kaldırılmıştır.
Buna
göre, yurt dışındaki kişi veya firmalardan belge alan mükellefler, bu belgeleri
defter kayıtlarında gider olarak göstermeleri sırasında belgelerde yazılı
bedelleri, belgenin düzenlendiği günde Merkez Bankasınca belirlenen döviz alış
kuru üzerinden Türk Lirasına çevirerek kayıtlarında göstereceklerdir. Ancak
inceleme sırasında inceleme elemanınca lüzum görülmesi halinde, mükellefler bu
belgelerini tercüme ettirmek zorundadırlar.”
açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu
çerçevede, mezkûr Kanunun 156 ncı maddesinde işyerinin tanımı yapılırken,
ticari sinai, zirai ve mesleki faaliyetin yapılması ve yürütülmesinde
kullanılan yerlerin neler olabileceği nitelenmiş ve tanımda belirtilen yerlerle
sınırlandırılmamıştır.
Buna göre;
1-
Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesi kapsamına giren faaliyetlerinizin yanı
sıra söz konusu madde kapsamına girmeyen serbest meslek faaliyetleriniz dolayısıyla
mükellefiyetiniz bulunduğundan, faaliyetlerinize ilişkin her türlü tahsilatınız
için serbest meslek makbuzu düzenlemeniz gerekmektedir.
2-
Müşterilerin hizmet alımından vazgeçmesi ve öncesinde serbest meslek makbuzu
düzenlenerek tahsil edilen hizmet bedelinin, henüz gerçekleştirilmeyen hizmet
nedeniyle müşteriye iade edilmesi durumunda, alımından vazgeçilen ve henüz
gerçekleştirilmeyen hizmete ilişkin hizmet bedelinin vergi mükellefi olmayan
müşteriye iadesinde gider pusulası düzenlemeniz gerekmektedir.
3-
Yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlardan aldığınız reklam hizmeti
karşılığında yapılan ödemelerin;
-
Aldığınız hizmet karşılığında ödemede bulunulan yurt dışında mukim kuruluşun,
ülkemizde mükellefiyetinin bulunması durumunda, birinci sınıf tüccarlara
ilişkin defter tutma ve belge düzenleme yükümlülüklerinin, bu mükellefler
tarafından genel hükümler çerçevesinde, yerine getirilmesi gerekmekte olup, bu
halde ödemeye ilişkin yurt dışında mukim kuruluş tarafından tarafınıza
gönderilen ödeme makbuzu/ekstresi gibi belgelerin 213 sayılı Kanun
uygulamasında kayıtların tevsikinde, tevsik edici belge olarak kabul
edilmeyeceği tabiidir.
-
Aldığınız hizmet karşılığında ödemede bulunulan yurt dışında mukim kuruluşun,
ülkemizde mükellefiyetinin bulunmaması durumunda ise yurt
dışında
mukim kişi veya kuruluşlara yaptırılan hizmet karşılığında ödemede bulunan
gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin yaptıkları ödemelerin 213 sayılı
Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde belirtilen fatura veya fatura yerine geçen
belge veya ilgili ülke mevzuatına göre muteber bir belge ile tevsik edilmesi
gerekmektedir. Şu halde, ödemeye ilişkin yurt dışında mukim kuruluş tarafından
tarafınıza gönderilen ödeme makbuzunun/belgesinin, ilgili ülke mevzuatına göre
muteber bir belge mahiyetinde olması durumunda kayıtların belgelendirilmesinde
tevsik edici belge olarak kabul edilmesi mümkündür.
III- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV)
Kanununun;
-
1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek
faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,
ticarî, sınaî, zirai faaliyet ile serbest meslek faaliyetinin devamlılığı,
kapsamı ve niteliğinin Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre; Gelir Vergisi
Kanununda açıklık bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili
mevzuat hükümlerine göre tayin ve tespit edileceği, bu faaliyetlerin kanunların
veya resmî makamların gösterdiği gerek üzerine yapılması, bunları yapanların
hukuki statü ve kişilikleri, Türk tabiyetinde bulunup bulunmamaları, ikametgah
veya işyerlerinin yahut kanunî merkez veya iş merkezlerinin Türkiye’de olup
olmamasının işlemlerin mahiyetini değiştirmeyeceği ve vergilendirmeye mani
teşkil etmeyeceği,
-
(6/b) maddesinde, hizmetler bakımından işlemlerin Türkiye’de yapılmasının,
hizmetin Türkiye’de yapılmasını veya hizmetten Türkiye’de faydalanılmasını
ifade ettiği,
-
9 uncu maddesinde, mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanunî
merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer
hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığının, vergi alacağının emniyet altına
alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden
sorumlu tutabileceği, Türkiye’de ikametgahı, işyeri kanuni merkezi ve iş merkezi
bulunmayanlar tarafından KDV mükellefi olmayan gerçek kişilere elektronik
ortamda sunulan hizmetlere ilişkin KDV’nin, bu hizmeti sunanlar tarafından
beyan edilip ödeneceği,
-
35 inci maddesinde, malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi
veya sair sebeplerle matrahta değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi
işlemleri yapmış olan mükellefin bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere
muhatap olan mükellefin ise indirme
hakkı
bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku
bulduğu dönem içinde düzelteceği, şu kadar ki, iade olunan malların fiilen
işletmeye girmiş olması ve bu girişin defter kayıtları ile
beyannamede gösterilmesinin şart olduğu hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, KDV Genel Uygulama Tebliğinin;
-
“İkametgâhı, İşyeri, Kanuni Merkezi ve İş Merkezi Türkiye’de Bulunmayanlar
Tarafından Yapılan İşlemler” başlıklı (I/C-2.1.2.1.) bölümünün “Genel Olarak”
başlıklı (I/C2.1.2.1.1.) alt bölümünde, ‘’3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesine
göre bir hizmetin KDV’nin konusuna girebilmesi için Türkiye’de ifa edilmesi
gerekmektedir. Aynı Kanunun (6/b) maddesinde ise Türkiye’de yapılan veya
faydalanılan hizmetlerin Türkiye’de ifa edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Buna
göre, ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye’de
bulunmayanların Türkiye’de yaptığı hizmetler ile bunların yurt dışında yaptığı
ancak Türkiye’de faydalanılan hizmetler KDV’ye tabi olacaktır.
Bu
gibi hizmet ifalarında mükellef, esas olarak hizmeti ifa eden olmakla birlikte,
Türkiye’de ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmadığından,
KDV’nin tamamı, hizmetten faydalanan yurt içindeki muhatap tarafından sorumlu
sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.
Hizmetin
vergiden müstesna olması ve hizmetin yurt dışında yapılıp hizmetten yurt
dışında faydalanılması halinde, mükellef veya sorumlu sıfatıyla KDV beyan
edilmeyecektir.”,
-
“Serbest Meslek Faaliyeti Çerçevesinde Yapılan Teslim ve Hizmetler” başlıklı
(I/C2.1.2.2.) bölümünde ise, “3065 sayılı Kanunun (1/1) inci maddesine göre,
serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler vergiye
tabidir. Sözü edilen faaliyetleri mutat ve sürekli olarak yapanlar KDV
mükellefi olacak, arızi serbest meslek faaliyetinde bulunanların ise KDV
mükellefiyeti tesis edilmeyecektir.
Serbest meslek faaliyetlerini mutat ve
sürekli olarak yapanların, prensip olarak KDV mükellefiyeti tesis
ettirmeleri gerekmektedir. Ancak, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 18 inci
maddesi kapsamına giren teslim ve hizmetleri münhasıran aynı Kanunun 94 üncü
maddesinde belirtilen kişi, kurum ve kuruluşlara yapanların hesaplayacağı
KDV’nin, bu kişi veya kuruluşlar tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi
gerekir.
Serbest meslek erbabının bu uygulamadan
faydalanabilmesi için KDV mükellefiyetinin sadece Gelir Vergisi Kanununun
18 inci maddesi kapsamına giren işlemlerden ibaret olması ve işlemlerinin
tamamının aynı Kanunun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşlara
yapılması gerekmektedir.” açıklamalarına yer verilmiştir. Buna göre;
1-
Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesi kapsamına giren faaliyetlerinizin yanı
sıra söz konusu madde kapsamına girmeyen serbest meslek faaliyetleriniz
dolayısıyla KDV mükellefiyetiniz bulunduğundan, Gelir Vergisi Kanununun 18 inci
maddesi kapsamında olsun olmasın serbest meslek faaliyeti çerçevesinde
yaptığınız ve KDV’den istisna edilmemiş bulunan tüm teslim ve hizmetlerin
karşılığını teşkil eden bedelin 1 No.lu KDV beyannamesinin “Matrah ve Vergi
Bildirimi” bölümündeki “Tablo 1 Tevkifat Uygulanmayan İşlemler” satırında beyan
edilerek ödenmesi gerekmektedir.
2-
İkametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan hizmet
sunucularınca tarafınıza verilen ve Türkiye’de yararlanılan reklam hizmeti
KDV’ye tabidir. Dolayısıyla, Türkiye’de mukim olmayan söz konusu hizmet
sunucularına ödenecek reklam bedeli üzerinden hesaplanan KDV’nin tarafınızca
sorumlu sıfatıyla 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan edilerek ödenmesi
gerekmektedir.
Tarafınızca
2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan edilerek ödenen KDV’nin 1 No.lu KDV
Beyannamesinde indirim konusu yapılacağı tabiidir. Ancak, söz konusu hizmetler
nedeniyle hizmet sunucularının Türkiye’de işyeri/mükellefiyeti oluşması
halinde, hizmet sunucularınca tarafınıza verilen ve Türkiye’de yararlanılan
reklam hizmeti için ödenecek reklam bedeli üzerinden hesaplanan KDV’nin hizmet
sunucuları tarafından 1 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan edilip ödenmesi
gerekmektedir.
3-
Tarafınızca verilen uyku danışmanlığı hizmetinde, hizmetin ifasından önce
serbest meslek makbuzu düzenlenmiş olması nedeniyle vergiyi doğuran olay
meydana geleceğinden, makbuzda gösterilen ve kayıtlara intikal ettirilen
hesaplanan KDV’nin genel hükümler çerçevesinde beyan edilerek ödenmesi
gerekmektedir.
Ancak,
müşterilerin hizmet alımından vazgeçmesi ve öncesinde serbest meslek makbuzu
düzenlenerek tahsil edilen hizmet bedelinin henüz gerçekleştirilmeyen hizmet
nedeniyle müşteriye iade edilmesi durumunda ise, alımından vazgeçilen ve henüz
gerçekleştirilmeyen hizmetle ilgili
olarak,
hizmet bedeli ve buna ait KDV’nin vergi mükellefi olmayan müşteriye iadesinde
düzenlenecek gider pusulasında gösterilecek KDV’nin tarafınızca indirim konusu
yapılmak suretiyle işlemin düzeltilmesi mümkün bulunmaktadır.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
27575268-105[236-2019-511]-231185 T. 02.08.2021 tarihli özelgesi
KONU: ARABULUCULUK FAALİYETİNİN ŞİRKET BÜNYESİNDE
GERÇEKLEŞTİRİLMESİ HALİNDE VERGİLENDİRME HAKKINDA
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden; avukatlık ve arabuluculuk
faaliyetinizden dolayı gelir vergisi mükellefi olduğunuz, bunun yanı sıra,
arabuluculuk faaliyetlerini bir şirket bünyesinde birlikte sürdürmek amacıyla
iki uzman arabulucu ile birlikte 2019 yılında bir anonim şirket kurduğunuz
ve aynı zamanda söz konusu şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunuz,
anonim şirketin faaliyet konusunun sadece arabuluculuk faaliyetleri olduğu ve
şirket ana sözleşmesinin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından tescil ve ilan
edildiği belirtilerek, arabuluculuk mevzuatının arabuluculuk faaliyetini
gerçekleştirecek kişileri «gerçek kişi» olarak sayması ve hizmet karşılığında
bu gerçek kişilerden serbest meslek makbuzu düzenlemelerini istemesi,
ancak şirketinizin kuruluş amacının yalnızca arabuluculuk faaliyeti olması, bu
faaliyet konusunun ticaret siciline tescil ve ilan edilmiş olması nedeniyle
şirketin tanınırlığını artırmak adına fatura düzeni açısından şahsınızın ve
diğer arabulucu ortakların Devlet tarafından yapılan görevlendirmeleri ve
bireysel olarak elde edilen işleri karşılığında şirket tarafından fatura
düzenlenmesinin vergi mevzuatı açısından uygun olup olmayacağı hususunda
Başkanlığımızdan görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- 61 inci maddesinde, “Ücret, işverene
tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen
para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya
başka
adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak
şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması
onun mahiyetini değiştirmez.»,
-
65 inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette
olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır.”,
-
66 ncı maddesinde, “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa
edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında
meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı
değiştirmez...”
- 82 nci maddesinde, “Vergiye tâbi arızi
kazançlar şunlardır:
4. Arızî olarak yapılan serbest meslek
faaliyetleri dolayısıyla tahsil edilen
hâsılat.
Bir
takvim yılında (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde yazılı olan kazançlar
(henüz başlamamış olan ticarî, ziraî veya meslekî bir faaliyete hiç
girişilmemesi ile ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi
karşılığında elde edilen kazançlar hariç) toplamının 10 milyar liralık (313
Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2021 yılı için 43.000 TL) kısmı
gelir vergisinden müstesnadır.”
hükümlerine yer verilmiştir.
Ayrıca, anılan Kanunun 94 üncü
maddesinde, “Kamu idare ve müesseseleri,
iktisadî kamu müesseseleri, sair
kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve
vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek
gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai
kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden
çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil)
nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine
mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” hükmü yer almakta olup, aynı fıkranın
(1) inci bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup
ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü
maddelere göre, aynı fıkranın (2) numaralı bendinin (b) alt bendinde ise
serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler
üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
221
seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde de, ücret - serbest meslek kazancı
ayrımının önemi ve vergilendirmesine ilişkin kriterler ayrıntılı olarak
açıklanmıştır.
Diğer taraftan, 6325 sayılı Hukuk
Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun;
- 2 nci maddesinde, “(1) Bu Kanunun
uygulanmasında;
a)
Arabulucu: Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen
arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişiyi,
b)
Arabuluculuk: Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde
bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini
anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için
aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış
olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak
yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini, ...”
- 9 uncu maddesinde, “(1) Arabulucu
görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine
getirir.” hükümleri yer almaktadır.
Bunun
yanı sıra, 2/6/2018 tarihli ve 30439 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Hukuk
Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinde, “1) Bu
Yönetmelikte geçen;
a)
Adliye arabuluculuk bürosu: Arabuluculuğa başvuranları bilgilendirmek,
arabulucuları görevlendirmek ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek
üzere Bakanlıkça adliyelerde kurulan birimi,
b) Arabuluculuk bürosu: Arabulucunun
işlerini yürüttüğü yeri,
...
ifade eder.” açıklaması, Yönetmeliğin 23, 24, 25 ve 26 ncı maddelerinde de dava
şartı olarak arabuluculuğa başvuru şartı ve ödemelere ilişkin açıklamalara yer
verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre;
-
Arabuluculuk faaliyetinin şahsen ve tarafsız olarak yerine getirilmesi gereken
bir meslek olması, şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması ve
ihtisasa dayanan bir faaliyet olması nedeniyle söz konusu faaliyetin serbest
meslek faaliyeti olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, söz
konusu faaliyetin, ihtiyari veya dava şartı olarak arabuluculuk şeklinde yapılması
ile ödemenin taraflarca ya da Adalet Bakanlığı birimlerince yapılması, serbest
meslek faaliyeti olma niteliğini değiştirmeyecektir.
-
Arabuluculuk faaliyetinin arızi olarak yapılması halinde ise söz konusu
faaliyetin arızi serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilmesi
gerekmektedir. Arızi olarak yapılan serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla
elde edilen kazançların 2021 yılı için 43.000 TL’yi aşması halinde yıllık gelir
vergisi beyannamesi ile beyan
edilmesi gerekmektedir.
-
Gerek devamlılık arz edecek şekilde serbest meslek faaliyetinde bulunulması ve
gerekse arızi olarak serbest meslek faaliyetinde bulunulması durumunda, yapılan
ödemelerden tevkifat yapmakla sorumlu olanlarca Gelir Vergisi Kanununun 94/2-b
maddesine göre %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Bunun
yanı sıra, 6325 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine göre şahsi olarak yerine
getirilmesi gereken arabuluculuk faaliyetinin şirketler tarafından yerine
getirilip getirilmeyeceği, getirilmesi halinde bu durumun şahsilik şartının
ihlali olarak kabul edilip edilmeyeceği ile arabuluculuk faaliyetinde bulunan
avukatların 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca şirket kurup kuramayacağı ve
bu şirketin kurucusu veya ortağı olup olamayacağı hususlarında görüşüne
başvurulan Adalet Bakanlığından alınan cevap yazısında, 1136 sayılı Kanunun 12
nci maddesinin (d) bendi gereğince avukatların arabuluculuk yapabileceği, aynı
maddenin (f ) bendi gereğince ise anonim şirket ortağı, yönetim kurulu üyesi,
yönetim kurulu başkanı ve denetçisi olabileceği, Hukuk Uyuşmazlıklarında
Arabuluculuk Kanununda arabulucuların anonim şirket ortağı, yönetim kurulu
üyesi, yönetim kurulu başkanı ve denetçisi olmasında herhangi bir yasal engel
bulunmadığı ifade edilmekle birlikte, arabuluculuk faaliyetinin mevcut mevzuata
göre şirket aracılığıyla yapılıp yapılamayacağı hususunda net bir görüş
bildirilmemiştir.
Diğer
taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176 ncı maddesinde tüccarların,
defter tutmak bakımından iki sınıfa ayrıldığı, I inci sınıf tüccarların bilanço
esasına göre; II nci sınıf tüccarların işletme hesabı esasına göre defter
tutacakları hükme bağlanmış, Kanunun 177 ve 178 inci maddelerinde tüccar
sınıflarına, 210 ila 212 nci maddelerinde serbest meslek kazancında defter
tutmaya ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Ayrıca, anılan Kanunun 227 nci
maddesinde “Bu Kanunda aksine hüküm
olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve
üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki
mecburidir.” hükmü yer almakta olup, söz konusu kayıtların ise esas itibarıyla
mezkûr Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde düzenlenen veya Bakanlığımıza
verilen yetkilere dayanılarak düzenlenmesi/kullanılması uygun görülen
belgelerle tevsik edilmesi zorunludur.
Bu
bağlamda, Vergi Usul Kanunu uygulamasında her türlü ticaret şirketleri birinci
sınıf tüccar sayılmakta olup, bunlar tarafından bilanço esasına göre defter
tutulması ve mal teslimi/hizmet ifaları için genel hükümler çerçevesinde fatura
veya fatura düzenleme zorunluluğunun bulunmadığı durumlarda perakende satış
vesikası düzenlenmesi icap etmektedir. Serbest meslek erbaplarının ise serbest
meslek kazanç defteri tutmaları ve mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü
tahsilatları için serbest meslek makbuzu düzenlemeleri gerekmektedir.
Buna
göre, arabuluculuk faaliyetinin anonim şirket aracılığıyla yapılıp
yapılamayacağı hususunda Başkanlığımızca bir değerlendirme yapılması mümkün
bulunmamaktadır. Ancak, arabuluculuk faaliyetinin ilgili mevzuatına göre anonim
şirket aracılığıyla yapılmasının mümkün olması halinde;
-
Şirkete yapılan ödemelere konu arabuluculuk hizmetine ilişkin olarak genel
hükümler çerçevesinde anonim şirket tarafından fatura (fatura düzenlenme
zorunluluğunun bulunmadığı durumlarda perakende satış vesikası) düzenleneceği
ve yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmayacağı;
-
Vermiş oldukları arabuluculuk hizmetleri için ortağı olan avukatlara şirket
tarafından yapılan ödemeler için ise ortaklar tarafından serbest meslek makbuzu
düzenleneceği ve yapılan ödemelerden Gelir Vergisi Kanununun 94/2-b maddesi
uyarınca gelir vergisi tevkifatı yapılacağı tabiidir.
Defterdarlık Gelir Müdürlüğünün S.
25953680-045.02[2018-22]-E.48014 T. 09.09.2019 tarihli özelgesi
KONU: AVUKATLIK FAALİYETİNDEN DOLAYI MÜKELLEFİYETİ
BULUNAN KİŞİNİN, AYNI ZAMANDA ARABULUCULUK FAALİYETİNDEN DOLAYI MÜKELLEFİYET
KAYDININ AÇILIP AÇILMAYACAĞI, BU FAALİYETİNİ ARIZİ OLARAK GERÇEKLEŞTİRİP
GERÇEKLEŞTİREMEYECEĞİ, ARIZİ OLARAK GERÇEKLEŞTİREBİLMESİ HALİNDE VERGİ KAYDI
YAPTIRIP YAPTIRMAYACAĞINI HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuz ve sicil kayıtlarınızın incelenmesinden,
avukatlık faaliyetinden dolayı mükellefiyetinizin bulunduğu, aynı zamanda
arabulucuk siciline kayıtlı olduğunuzdan bahisle,
arabuluculuk faaliyetinizden dolayı mükellefiyet kaydınızın açılıp
açılmayacağı, bu faaliyetinizi arızi olarak gerçekleştirip
gerçekleştiremeyeceğiniz, arızi olarak gerçekleştirebilmeniz halinde vergi
kaydı yaptırıp yaptırmayacağınız hususlarında Başkanlığımız görüşünü talep
ettiğiniz anlaşılmıştır.
I- GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
-
65 inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”,
-
94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî
kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans
olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak
sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.”
hükümlerine
yer verilmiş olup, 94 üncü maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin
(b) alt bendinde ise serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere
yapılan ödemeler üzerinden %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı
hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, aynı Kanunun 82 nci maddesi, “Vergiye
tâbi arızi kazançlar şunlardır :
...
Arızî
olarak yapılan serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla tahsil edilen hâsılat.”
hükümlerine amirdir.
Diğer taraftan, 6325 sayılı Hukuk
Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun;
- 2 nci maddesinde, “(1) Bu Kanunun
uygulanmasında;
Arabulucu:
Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline
kaydedilmiş bulunan gerçek kişiyi,
b)
Arabuluculuk: Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde
bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini
anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için
aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi
almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî
olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini...”,
-
9 uncu maddesinde, “(1) Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve
şahsen yerine getirir.”
hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda
yer alan hükümlere göre, arabuluculuk faaliyetinin şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılması ve ihtisasa dayanması nedeniyle bu faaliyetin
“serbest meslek faaliyeti” olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Diğer
taraftan, Başkanlığımız sicil kayıtlarının incelenmesinden avukatlık faaliyeti
nedeniyle serbest meslek kazancı yönünden mükellefiyet kaydınızın bulunduğu
anlaşılmıştır.
Bu bağlamda, avukatlık faaliyetinizin
yanı sıra arabuluculuk faaliyetinden elde
ettiğiniz kazançların da serbest meslek
kazancınıza dâhil edilerek, ilgili geçici ve yıllık vergilendirme dönemlerinde
beyan edilmesi gerekmektedir.
Ayrıca,
arabuluculuk faaliyetiniz dolayısıyla tarafınıza yapılan ödemelerden, tevkifat
yapmakla sorumlu olanlarca Gelir Vergisi Kanununun (94/2-b) maddesine göre %20
oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği tabiidir.
II- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının
(1) numaralı bendine göre Türkiye’de
ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan
teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir.
Aynı maddenin;
-
İkinci fıkrasında, bu faaliyetlerin devamlılığı, kapsam ve niteliğinin Gelir
Vergisi Kanunu hükümlerine göre, Gelir Vergisi Kanununda açıklık bulunmadığı
hallerde, Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tespit
edileceği,
-
Üçüncü fıkrasında ise, bu faaliyetlerin kanunların veya resmi makamların
gösterdiği gerek üzerine yapılması, bunları yapanların hukuki statü ve
kişilikleri, Türk tabiiyetinde bulunup bulunmamaları, ikametgâh veya iş
yerlerinin veyahut kanuni merkez veya iş merkezlerinin Türkiye’de olup
olmamasının işlemlerin mahiyetini değiştirmeyeceği ve vergilendirmeye mani
teşkil etmeyeceği
hükme bağlanmıştır.
Buna
göre, 6325 sayılı Kanun kapsamında verdiğiniz arabuluculuk hizmeti, serbest
meslek faaliyetiniz kapsamında KDV’ye tabi tutulacaktır.
III- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
213
Sayılı Vergi Usul Kanununun 155 inci maddesinde, “Serbest meslek erbabı için
aşağıdaki hallerden herhangi biri “İşe başlama” yı gösterir:
Muayenehane, yazıhane, atelye gibi özel
iş yerleri açmak;
2.
Çalışılan yere tabela, levha gibi mesleki faaliyette bulunulduğunu ifade eden
alametleri asmak;
3.
Her ne şekilde olursa olsun devamlı olarak mesleki faaliyette bulunduğunu
gösteren ilanlar yapmak;
4.
Serbest olarak mesleki faaliyette bulunmak üzere mesleki teşekküllere
kaydolunmak.
Mesleki
teşekküllere kaydolunanlardan görevleri veya durumları icabı bilfiil mesleki
faaliyette bulunmayacak olanlar bildirmelerinde bu ciheti de açıklarlar.” hükümleri
yer almaktadır.
Ayrıca,
aynı Kanunun 172 nci maddesi ile serbest meslek erbabına defter tutma
mecburiyeti getirilmiş, 210 uncu maddesinde serbest meslek erbabının serbest
meslek kazanç defteri tutacağı hüküm altına alınmış, 236 ncı maddesinde ise “Serbest
meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki
nüsha serbest meslek makbuzu tanzim atmak ve bir nüshasını müşteriye vermek,
müşteri de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir.” hükmüne yer
verilmiştir.
Bu
itibarla, serbest meslek faaliyetiniz kapsamında verilen arabuluculuk hizmetine
ilişkin işlemlerinizin/muamelelerinizin de serbest meslek kazanç defterine
kaydının yapılması ve faaliyetinize ilişkin her türlü tahsilatınız için serbest
meslek makbuzu düzenlemeniz gerekmektedir.
Bunun yanı sıra, mükelleflerin bildirim
yükümlülüklerine (işe başlama, işi
bırakma, adres değişikliği gibi) ilişkin
düzenlemeler Kanunun 153 ila 170 inci maddeleri arasında yer almakta olup, söz
konusu düzenlemeler kapsamındaki durumların/değişikliklerin öngörülen süreler
dahilinde bağlı olunan vergi dairesi müdürlüğüne bildirilmesi icap etmektedir.
Gelir
İdaresi Başkanlığının S. 36486581-120[38404182718]-E.38199 T. 05.10.2018
tarihli özelgesi
KONU:
FİZYOTERAPİ HİZMETLERİNDE TUTULMASI GEREKEN DEFTER TÜRÜ VE ÖKC KULLANMA
ZORUNLULUĞU HK.
İlgi
dilekçeniz ile, 8/1/2018 tarihinde başlamış olduğunuz fizyoterapi hizmetleri
(tıp doktorları dışında yetkili kişilerce sağlanan fizyoterapi, ergoterapi vb.)
faaliyetinize ilişkin tutmanız gereken defter türünün işletme defteri mi, yoksa
serbest meslek defteri mi olması gerektiği, işletme defteri olması durumunda
ödeme kaydedici cihaz kullanma zorunluluğunun bulunup bulunmadığı hususunda
Başkanlığımızdan bilgi talep ettiğiniz anlaşılmıştır.
GELİR VERGİSİ KANUNU UYGULAMASI
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- 37 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Her türlü
ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.” hükmüne yer
verilmiş olup dördüncü fıkrasında ise; “Ticari kazanç, Vergi Usul Kanunu hükümlerine
ve bu Kanunda yazılı gerçek (Bilanço veya işletme hesabı esası) veya basit
usullere göre tespit edilir.”,
- 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek
faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek
faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya
ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın
şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. …”,
66 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise; “Serbest
meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır.
Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile
devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez…”
hükümlerine yer verilmiştir.
Buna göre, fizyoterapi hizmetini ticari bir
organizasyon ve sermaye unsuru hakim olmaksızın, şahsi mesaiye ve ilmi veya
mesleki bilgiye dayanarak kendi nam ve hesabınıza devamlılık gösterecek şekilde
yapmanız halinde bu faaliyetinizin serbest meslek faaliyeti kapsamında
değerlendirilerek serbest meslek kazancının tespitine ilişkin hükümlere göre
vergilendirilmesi gerekmektedir.
VERGİ USUL KANUNU UYGULAMASI
213
sayılı Vergi Usul Kanununun 153 üncü maddesinde, “Aşağıda yazılı mükelleflerden
işe başlıyanlar keyfiyeti vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar:
Vergiye tabi ticaret ve sanat erbabı;
2. Serbest meslek erbabı;
...”
210 uncu maddesinde, “Serbest meslek
erbabı bir (Kazanç defteri) tutarlar.
Bu defterin bir tarafına giderler, diğer
tarafına da hasılat kaydolunur.
Defterin gider tarafına, yapılan giderlerin nev’i ile
yapıldığı tarih ve hasılat tarafına ise ücretin alındığı tarih ve miktarı ile
kimden alındığı yazılır.
Hekimler diledikleri takdirde, yukarıda yazılı
malumatı protokol defterinde göstermek şartiyle ayrı kazanç defteri tutmayabilirler.”
236 ncı maddesinde, “Serbest meslek erbabı, mesleki
faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek
makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşteri de bu makbuzu
istemek ve almak mecburiyetindedir.”
hükümlerine yer verilmiştir.
Buna göre, serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetine
ilişkin olarak tahsil ettiği bedeller için serbest meslek makbuzu düzenlemek ve
mesleki faaliyetlerine ilişkin olarak serbest meslek kazanç defteri tutmak
zorundadır.
Diğer taraftan, 379 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliği ile serbest meslek faaliyeti icra eden hekimlerin (diş hekimleri
ile veteriner hekimler dahil), iş yerlerinde anılan Tebliğde belirtilen
özellikleri haiz kredi kartı okuyucuları (POS) bulundurmaları ve kredi kartı
ile yapılan ödemelerde bu cihazları kullanmaları zorunluluğu getirilmiş ve bu
cihazlarla düzenlenecek POS fişlerinin, anılan mükelleflerce yürütülen serbest
meslek faaliyetlerinde Vergi Usul Kanunu uyarınca düzenlenmiş “serbest meslek
makbuzu” olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür.
Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere,
serbest meslek erbabının müşterilerine verdiği hizmetten dolayı tahsil ettiği
bedeller için serbest meslek makbuzu düzenlemesi zorunlu olup, sadece serbest meslek
faaliyeti icra eden hekimlerin (diş hekimleri ile veteriner hekimler dahil) iş
yerlerinde bulundurmak ve kullanmak zorunda oldukları POS cihazları ile
düzenlenen POS fişleri serbest meslek makbuzu olarak kabul edilmiştir.
Öte yandan, fizyoterapi hizmetleri verenlerin sabit
veya seyyar POS cihazları ile tahsilat yapıp yapamayacakları konusunda vergi
mevzuatında bir belirleme yapılmamıştır. Ancak kullanılması durumunda tahsilat
gerçekleşmiş sayılacağından mesleki faaliyet ücretine tekabül eden kısım
için serbest meslek makbuzu düzenlenmesi zorunludur.
ÖDEME KAYDEDİCİ CİHAZ UYGULAMASI
Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici
Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında 3100 sayılı Kanunla perakende
ticaretle uğraşan veya hizmet ifa eden birinci ve ikinci sınıf tacirlere Vergi
Usul Kanununa göre fatura verme mecburiyeti olmayan satışlarının
belgelendirilmesi için ödeme kaydedici cihaz kullanma mecburiyeti
getirilmiştir.
2001/1 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin
Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında İç Genelgede,
yeminli mali müşavir, avukat, mimar, mühendis, doktor gibi kişilerin serbest
meslek erbabı olmaları sebebiyle 3100 sayılı Kanun kapsamına girmediklerinden
ödeme kaydedici cihaz kullanma mecburiyetlerinin bulunmadığı açıklanmış
bulunmaktadır.
Öte yandan 483 Sıra No.lu VUK Genel Tebliğinin
ÖKC›lerden düzenlenebilecek diğer belgeler başlıklı 12 nci maddesinde «(1) …
ÖKC fişi dışında kalan ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren fatura, gider
pusulası, giriş ve yolcu taşıma biletleri, müstahsil makbuzu, serbest meslek
makbuzu belgelerinin de düzenlenebilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle,
Bakanlığımıza tanınan yetkiler çerçevesinde, 213 sayılı Kanun kapsamına söz
konusu belgelerin, bu belgelerde yer alması gereken zorunlu bilgileri ihtiva
etmesi, düzenlenen belgelerin bir örneklerinin ÖKC’nin ilgili elektronik hafıza
birimlerinde belge türleri itibariyle ayrımı yapılabilecek şekilde muhafaza
edilmesi ve ÖKC mali raporlarında bu belgelere ilişkin mali bilgilerin de
ayrıca gösterilmesi şartıyla, 1/7/2018 tarihinden itibaren bilgisayar
bağlantılı sistem mahiyetindeki eski nesil ÖKC’ler ve YN ÖKC’lerden de
düzenlenebilecektir…” denilmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, bağımsız ticari
bir faaliyetle uğraşmamanız ve ticari bir organizasyona dahil olmamanız
halinde, serbest meslek faaliyetiniz dolayısıyla ödeme kaydedici cihaz kullanma
mecburiyetiniz bulunmamakta olup mesleki faaliyetinize ilişkin yapacağınız her
türlü tahsilat için serbest meslek makbuzu düzenlemeniz zorunludur. Ancak 483
Sıra No.lu VUK Genel Tebliğinde de belirtildiği üzere 1/7/2018 tarihinden
itibaren ÖKC’lerden serbest meslek makbuzu düzenlenebilmesi mümkün
bulunduğundan isteğe bağlı olarak ödeme kaydedici cihaz kullanabileceğiniz tabidir.
Gelir
Müdürlüğünün S. 67630374-120[2018/5]-E.20346 T. 18.12.2018 tarihli
özelgesi
KONU:
SERBEST MESLEK FAALİYETİ YANINDA TİCARİ FAALİYETTE BULUNULMASI HALİNDE
VERGİLENDİRME
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzda; … Genel Müdürlüğüne ait dikili ağaç
danışmanlık hizmeti, mesaha ve üretim işleri, orman izinleri, maden teknik
raporları, ağaçlandırma erozyon kontrol uygulama projeleri, ihaleli teknik
personel danışmanlık hizmeti ve yol etüd aplikasyon işleri yapmakta olduğunuzu
belirterek, söz konusu faaliyetleriniz gereğince serbest meslek makbuzu mu
fatura mı düzenleyeceğiniz hususunda Defterdarlığımız görüşü talep
edilmektedir.
I-
GELİR VERGİSİ KANUNU UYGULAMASI
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
-
37 nci maddesinde, “Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar
ticari kazançtır.”,
-
65 inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.”,
-
66 ncı maddesinin (I) inci fıkrasında ise; “Serbest meslek faaliyetini mutad
meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek
faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak
uğraşılması bu vasfı değiştirmez.”
hükümlerine
yer verilmiştir.
Diğer
taraftan, konu ile ilgili olarak yayımlanan 221 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğinin “Serbest Meslek Faaliyeti-Serbest Meslek Erbabı” başlıklı 1 inci
bölümünün “1.2.Serbest Meslek Erbabı” başlıklı 11 inci paragrafında, serbest
meslek faaliyetinin yanında başka bir iş veya görev ile devamlı olarak
uğraşılmasının bu vasfı değiştirmeyeceği, serbest meslek erbabı olan bir
kimsenin aynı zamanda ticari kazanç sahibi veya ücretli de olabileceği, bu
durumun onun serbest meslek erbabı olma niteliğini değiştirmeyeceği
açıklanmıştır.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, … ile yapmış olduğunuz hizmet alımına ait
sözleşmenin incelenmesinden, adı geçen Müdürlüğe verilen dikili ağaç
danışmanlık hizmeti, mesaha ve üretim işleri, orman izinleri, maden teknik
raporları, ağaçlandırma erozyon kontrol uygulama projeleri, ihaleli teknik
personel danışmanlık hizmeti ve yol etüd aplikasyon işlerini, ticari bir
organizasyona dayanmadan, şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabınıza
yaptığınız anlaşılmış olup söz konusu hizmet nedeniyle elde ettiğiniz gelirin
serbest meslek kazancı sayılarak serbest meslek kazancının tespitine ilişkin
hükümlere göre vergilendirilmesi gerekmektedir.
II- VERGİ USUL KANUNU UYGULAMASI
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 172 nci maddesinde,
serbest meslek erbabına defter tutma mecburiyeti getirilmiş, 210 uncu
maddesinde de, serbest meslek erbabının serbest meslek kazanç defteri tutacağı
hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, aynı Kanunun 227 nci maddesinde, “Bu Kanunda
aksine hüküm olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan
münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmü yer
almakta olup, söz konusu kayıtların ise aynı Kanunun 229 ve müteakip
maddelerinde düzenlenen veya Bakanlığımıza verilen yetkiye dayanılarak
düzenlenmesi uygun görülen belgelerden herhangi biri ile tevsik edilmesi
gerekmektedir.
Bu bağlamda, Kanunun 236 ncı maddesinde, “Serbest
meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki
nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek,
müşteride bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir.” hükmü bulunmaktadır.
Buna göre, ilgide kayıtlı başvurunuzda belirtilen
faaliyetiniz kapsamında elde edilen kazancınız serbest meslek kazancı olarak
vergilendirileceğinden, söz konusu faaliyetinize ilişkin olarak mezkûr Kanunun
ilgili hükümleri çerçevesinde serbest meslek kazanç defteri tasdik ettirerek
tutmanız ve söz konusu faaliyetiniz kapsamında yaptığınız tahsilatlarınız için
de serbest meslek makbuzu düzenlemeniz gerekmektedir.
GELİR VERGİSİ KANUNU UYGULAMASI
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
-
65 inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”,
-
66 ncı maddesinde, “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa
edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında
meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı
değiştirmez.
Bu maddenin uygulanmasında:
1. Dava vekilleri müşavirler, kurumlar ve tüccarlarla
serbest meslek er- babının ticari ve mesleki işlerini takip edenler ve konser
veren müzik sa- natçıları;
…”
-
67 nci maddesinde, “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest
meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve
diğer suretlerle sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyle yapılan giderler
indirildikten sonra kalan farktır.
…
Serbest meslek erbabı için,
Ittıla
hasıl etmeleri kaydiyle, namlarına kamu müessesesine, icra daire- sine,
bankaya, notere veya postaya para yatırılması;
Serbest
meslek kazancı olarak doğan alacağın başka bir şahsa temliki (Temlikin ivazlı
olup olmadığına bakılmaz. İvazlı temliklerde ivazın tahsil şartı aranmaz.) veya
müşterisine olan borcu ile takası;
Tahsil hükmündedir.
...”,
-
94 üncü maddesinde, “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri,
sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, va- kıflar,
dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu
yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest
meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esası- na
göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak
ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin
gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
...
Yaptıkları
serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden
(Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapı- lan ödemeler hariç);
18’inci
madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden
%17,
b) Diğerlerinden %20 …”
hükümleri yer almaktadır.
Bu
hükümlere göre, verdiğiniz avukatlık hizmetine ilişkin olarak, başka bir
avukattan aldığınız avukatlık hizmeti karşılığında yapılan ödemeler üzerinden
Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2/b) bendi
uyarınca %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerek- mektedir.
VERGİ USUL KANUNU UYGULAMASI
213
sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Bu kanunda
aksine hüküm olmadıkça bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan
münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mec- buridir.” hükmü yer
almakta olup, söz konusu kayıtların, mezkûr Kanunun 229 ve müteakip
maddelerinde düzenlenen veya Bakanlığımıza verilen yetkiye dayanılarak
düzenlenmesi uygun bulunan belgelerden herhangi birisi ile tevsik edilmesi
gerekmektedir.
Bu
kapsamda, mezkûr Kanunun 236 ncı maddesinde, serbest meslek erbabının mesleki
faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha ser- best meslek
makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek,
müşterinin de bu makbuzu istemek ve
almak mecburiyetinde olduğu hü- küm altına alınmıştır.
Buna
göre, verdiğiniz avukatlık hizmetine ilişkin olarak, başka bir avu- kattan
aldığınız avukatlık hizmeti karşılığında yapılan ödemeler için hizmet aldığınız
avukat tarafından adınıza serbest meslek makbuzu düzenlenme- si icap
etmektedir.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU UYGULAMASI
3065
sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun (1/1) maddesinde; ticari, sınai, zirai
faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler
verginin konusunu teşkil eden işlemler arasında sayılmıştır.
Aynı
Kanunun (20/1) maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matra- hın, bu
işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu; (27/5) maddesinde, serbest
meslek faaliyetleri için ilgili meslek teşekküllerince tespit edilmiş bir
tarife varsa, hizmetin bedelinin, bu tarifede gösterilen ücretten düşük
olamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu
hükümlere göre, şahsınızın avukatlık faaliyetine istinaden, dava so- nunda
karşı taraftan tahsil edilenler de dahil olmak üzere, elde ettiğiniz bütün
gelirler serbest meslek kazancı olarak değerlendirilmekte ve söz konusu kazanca
konu hizmet ifaları katma değer vergisine tabi bulunmak- tadır.
Buna
göre, verdiğiniz avukatlık hizmetine ilişkin olarak, başka bir avu- kattan
aldığınız avukatlık hizmeti KDV’ye tabi olup, adınıza düzenlenecek serbest
meslek makbuzunda KDV hesaplanması gerekmektedir.
Gelir
İdaresi Başkanlığı S.77058783-105[VUK.ÖZ.16.51] – 81099 T.13.06.2017 tarihli
özelgesi
KONU:
SERBEST MESLEK KAZANÇ DEFTERİ ADİ ORTAKLIK BÜNYESİNDE ORTAK TARAFINDAN VERİLEN
AVUKATLARIN ARABULUCULUK FAALİYETİNDE BELGE DÜZENİ HK.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, adi ortaklığınızın
ortaklarından ...›in arabuluculuk faaliyetinden elde ettiği kazancın,
ortaklığın serbest meslek makbuzu ve serbest meslek kazanç defterini kullanarak
beyan edilip edilemeyeceği hususunda Başkanlığımızdan özelge talep edildiği
anlaşılmıştır.
I- 193 SAYILI GELİR VERGİSİ KANUNU
YÖNÜNDEN
Gelir Vergisi Kanununun;
-
61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti ni- teliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş
bulunması onun mahiyetini değiştirmez.
Bu kanunun uygulanmasında, aşağıda
yazılı ödemeler de ücret sayılır:
...
5.
Bilirkişilere, resmî arabuluculara, eksperlere, spor hakemlerine ve her türlü
yarışma jürisi üyelerine ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfa- atler;
...”,
-
62 nci maddesinde, “İş verenler, hizmet erbabını işe alan, emir ve tali-
matları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir.
61’inci
maddenin 1 ila 6 numaralı bentlerinde yazılı ödemeleri yapanlar bu kanunda
yazılı ödevleri yerine getirmek bakımından işveren hükmün- dedir.”
hükümleri yer almaktadır.
Bunun
yanı sıra, Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasında ücret
sayılan ödemeler dışında bir ödemenin ücret olarak vergi- lendirilip
vergilendirilmeyeceği hususu aşağıda açıklanan üç unsura göre tespit edilmekte
olup, bu üç unsur birlikte varsa elde edilen gelir ücret olarak
vergilendirilmekte, aksi takdirde ücretten söz etmek mümkün olma- maktadır.
1-
Bir işverene tabi olma: Herhangi bir ödemenin ücret olarak kabul edilebilmesi
için gerekli olan ilk unsur çalışanın işverene tabi olmasıdır. İşveren, hizmet
erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel
kişilerdir. Çalışanın işverene bağlılığı, fiili olabileceği gibi kanun, tüzük,
yönetmelik veya sözleşmelerle de saptanmış olabilmektedir.
2-
Belli bir iş yerine bağlı olma: İş yeri ticari, sınai, zirai ve mesleki bir
faaliyetin yürütülmesi için tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan
yerlerdir. Bu yerlere bağlılık, hukuki anlamda bir bağlılıktır. Hizmetin mut-
laka fiilen iş yerinde yapılması zorunlu değildir.
3-
Hizmetin karşılığı olarak bir ödemenin yapılması: Ödeme bir hizmet karşılığı
değilse ücret sayılmasına imkân yoktur. Hizmet karşılığı olarak yapılan ödeme,
nakit (haftalık, aylık v.b.), ayın (hizmet karşılığının mal olarak verilmesi)
veya para ile temsil edilebilen menfaatler (konut, araç sağlanması gibi)
şeklinde olabilir.
Öte
yandan, Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde, «Her türlü serbest meslek
faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmıyan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
hükmüne yer verilmiştir.
Aynı
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kamu idare ve mü- esseselerinin,
iktisadî kamu müesseselerinin, sair kurumların, ticaret
şirketlerin,
iş ortaklıklarının, derneklerin, vakıfların, dernek ve vakıfların iktisadî
işletmelerinin, kooperatiflerin, yatırım fonu yönetenlerin,
gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur
olan ticaret ve serbest meslek erbabının, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî
işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin aşağıdaki bentlerde sayılan
ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada,
istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur
oldukları hükme bağlanmış olup, bu maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı
bendinde “2. Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra
edenlere yapılan ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı
yapılan ödemeler hariç);
a)
18 inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapı- lan
ödemelerden, %17,
Diğerlerinden,
%20 oranında tevkifat yapılacağı düzenlemesine yer ve- rilirken, Kanunun 96 ncı
maddesinde de, vergi tevkifatının, ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi
tutarlar üzerinden yapılacağı, ke- silmesi gereken verginin ödemeyi yapan
tarafından üstlenilmesi ha- linde bu verginin, bilfiil ödenen miktar ile
ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanacağı hüküm
altına alınmıştır.
Diğer
taraftan, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanu- nunun;
- 2 nci maddesinde, “(1) Bu Kanunun
uygulanmasında;
a)
Arabulucu: Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen
arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişiyi,
b)
Arabuluculuk: Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müza- kerelerde
bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini
anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için
aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eği- timi
almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiya- ri
olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini,
...”,
-
7 nci maddesinde, “(1) Arabulucu yapmış olduğu faaliyet karşılığı ücret ve
masrafları isteme hakkına sahiptir. Arabulucu, ücret ve masraflar için
avans talep edebilir.
(2)
Aksi kararlaştırılmadıkça arabulucunun ücreti, faaliyetin sona erdiği tarihte
yürürlükte bulunan Arabulucu Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenir ve ücret
ile masraf taraflarca eşit olarak karşılanır.”,
-
9 uncu maddesinde, “(1) Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir biçim- de ve
şahsen yerine getirir.”,
-
14 üncü maddesinde, “(1) Başkaca bir usul kararlaştırılmadıkça arabu- lucu veya
arabulucular taraflarca seçilir.”hükümleri yer almaktadır.
Konu
ile ilgili olarak 26.01.2013 tarihli ve 28540 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeli- ğinde, arabuluculuk
yoluyla hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esaslar,
arabuluculuk eğitimi verecek kuruluşların denetlenmesi, eğitimin süresi,
içeriği ve standartları ile ilgili hususları ve yapılacak olan yazılı ve
uygulamalı sınavın ilke ve kurallarının belirlen- mesi, arabulucular sicilinin
düzenlenmesi ve arabulucularda aranacak koşullarla, arabulucuların denetlenmesi
ve izlenmesi ile ilgili hususları ve Arabuluculuk Daire Başkanlığı ile
Arabuluculuk Kurulunun çalışma usul ve esaslarına ilişkin konularda
düzenlemeler yapılmıştır.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara
göre;
-
Arabuluculuk faaliyetinin şahsen yerine getirilmesi gereken bir faaliyet
olması, arabulucular ile Adalet Bakanlığı arasında bir hizmet
sözleşmesi bulunmaması, ücretlerin taraflarca doğrudan arabulucuya
ödenebilmesi, bu ücret ödemeleri ile ilgili herhangi bir kayıt tutulmaması ve
söz konusu ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmaması hususları göz önüne
alın- dığında, elde edilen gelirin ücretin tüm unsurlarını taşımadığı
anlaşıldığın- dan “ücret” olarak vergilendirilmemesi gerekir.
-
Arabuluculuk faaliyetinin şahsi sorumluluk altında kendi nam ve he- sabına
yapılması ve ihtisasa dayanması nedeniyle bu faaliyet “serbest meslek
faaliyeti” olarak değerlendirilmekte olup, söz konusu faaliyet için serbest
meslek kazanç mükellefiyeti tesis ettirilerek elde edilen serbest meslek
kazancının yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.
-
Arabuluculuk ödemelerinin tevkifat yapmakla sorumlu olanlarca yapıl- ması
halinde, Gelir Vergisi Kanununun 94/2-b maddesine göre %20 ora- nında gelir
vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
II- 213 SAYILI VERGİ USUL KANUNU
YÖNÜNDEN
213
sayılı Vergi Usul Kanununun 172 nci maddesi ile serbest meslek er- babına
defter tutma mecburiyeti getirilmiş, 210 uncu maddesinde serbest meslek
erbabının serbest meslek kazanç defteri tutacağı hüküm altına alınmış, 236 ncı
maddesinde ise, “Serbest meslek erbabı, mesleki faali- yetlerine ilişkin her türlü
tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını
müşteriye vermek, müşteri de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir.”
hükmüne yer verilmiştir.
Bu
itibarla serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilen arabuluculuk
faaliyetini icra edenlerin Vergi Usul Kanununun yukarıda açıklanan hükümleri
uyarınca serbest meslek kazanç defteri tutması ve mesleki faali- yetine ilişkin
her türlü tahsilatı için serbest meslek makbuzu düzenlemesi gerekmektedir.
Bu çerçevede, başvurunuzdan, adi
ortaklığınızın ortaklarından sadece...’in arabuluculuk hakkını elde ettiği
anlaşıldığından, arabuluculuk faali- yetinin adi ortaklık kurmak suretiyle
yürütülmesinden bahsedilemeyecek olup, adı geçen tarafından verilen
arabuluculuk hizmetine ilişkin tahsilat- ları için kendi adına bastırdığı
serbest meslek makbuzunu düzenlemesi ve yine kendi adına tasdik ettirdiği
serbest meslek kazanç defterini kullanma- sı icap etmektedir.
Gelir
İdaresi Başkanlığının S. 58889402-105[2015/127-1038]-79995 T. 13.11.2017
tarihli özelgesi
KONU:
DÖNEMİ BESLENME DANIŞMANLIĞI GIDA ÜRÜNLERİ SATIŞI BİRDEN FAZLA KDV
VERGİLENDİRME DÖNEMİNİ KAPSAYAN BESLENME DANIŞMANLIĞI HİZMETİNDE BELGE DÜZENİ
HK.
Başkanlığımıza vermiş olduğunuz
ilgide kayıtlı özelge talep formunuzda, beslenme danışmanlığı, beslenme ile
ilgili gıda ürünleri satışı ve spor salonu işletmeciliği faaliyetinde
bulunduğunuz, beslenme danışmanlığı hizmetini 2, 4, 6’şar aylık dönemler
halinde sözleşme düzenlemek suretiyle sunduğunuz ancak, zaman zaman danışmanlık
ücretlerinizin ödenmediği, bazen de programların yarım kaldığı ve
tamamlanamadığı belirtilerek, bu durum karşısında faturayı hangi süre
içerisinde düzenleyeceğinizin bildirilmesi istenilmektedir.
A- GELİR VERGİSİ KANUNU İLE VERGİ USUL
KANUNU YÖNÜNDEN
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde “Her türlü ser- best meslek
faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
hükmü yer almaktadır.
Serbest
meslek faaliyetinde ana unsur, faaliyetin sermayeden ziyade kişisel çalışmaya,
ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanması ve faaliyetin kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır. Burada, yalnızca emeğe dayanan organizasyon yeterli
olmadığı gibi, geliri doğuran emeğin, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa
dayanıyor olması gerekmektedir.
Ayrıca,
Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, “Her türlü ticari ve sınai
faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır” hükmü yer almakta olup, aynı
Kanunun 38 inci maddesinin birinci fıkrasında, bilanço esasına göre ticari
kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki
değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya
sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirile- ceği,
işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olacağı, ticari kazancın bu
suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait
hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyula-
cağı hüküm altına alınmıştır.
Ticari
kazancın tespitinde iki temel ilke geçerli olup, bunlar “dönemsel- lik” ve
“tahakkuk esası” ilkeleridir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin
miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması yani geliri veya gideri doğuran
işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlem- den kaynaklanan
alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Bu
esas dikkate alındığında bir gelir veya gider unsuru- nun özel bir düzenleme
bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibariyle ke- sinleştiği dönemin
kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir. Dönemsellik ilkesi ise bu
gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır.
Diğer
taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 172 nci maddesiyle ticaret ve sanat
erbabları ile serbest meslek erbaplarına defter tutmak zo- runda oldukları, 176
ncı maddesinde tüccarların defter tutma bakımından bilanço esasına ve işletme
hesabı esasına göre defter tutacaklar şeklinde iki sınıfa ayrılmış oldukları,
182 nci maddesinde bilanço esasında yevmiye defteri, defterikebir ve envanter
defterinin tutulacağı, 193 üncü maddesin- de işletme hesabı esasında işletme
hesabı defterinin tutulacağı, 232 nci maddesinde birinci ve ikinci sınıf
tüccarların hangi satış ve işleri için fatura düzenlemek mecburiyetinde
oldukları, 233 üncü maddesinde ise birinci ve ikinci sınıf tüccarların fatura
vermek zorunda olmadıkları satışları ve yap- tıkları işler için düzenlemek
zorunda oldukları perakende satış vesikaları- na ilişkin düzenlemelere yer
verilmiştir.
Mezkûr
Kanunun 210 uncu maddesinde de serbest meslek erbabının serbest meslek kazanç
defteri tutacağı belirtilmiş, 236 ncı maddesinde ise serbest meslek erbabının,
mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı
için iki nüsha serbest meslek makbuzu
tanzim edeceği ve bir nüshasını da müşteriye vereceği, müşterinin ise bu
makbuzu istemek ve almak mecbu- riyetinde olduğu hüküm altına alınmıştır.
Buna göre;
-
Beslenme danışmanlığı faaliyetinin bir işverene bağlı olmaksızın, ser- mayeden
ziyade ilmi ya da mesleki bilgiye bağlı olarak yapılması ve bir organizasyon
kurmayıp kişinin kendi sorumluluğu altında gerçekleştirilme- si halinde söz
konusu faaliyetin serbest meslek kazancının tespitine ilişkin hükümler
çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmekte olup, mesleki faali- yete ilişkin her
türlü tahsilat için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim edilerek bir nüshasının
müşteriye verilmesi ve bu faaliyetlerinizden elde edilen gelir için serbest
meslek kazanç defteri tasdik ettirilerek kullanılma- sı zorunludur.
-
Ticari amaçlı alım satıma konu olmamak şartıyla, serbest meslek faa- liyetinin
sürdürülmesi için zorunlu olarak alınan ve verilmiş olan hizmetin ifasında
kullanılan ilaç ve gıdalar dolayısıyla serbest meslek faaliyetinin vasfı
değişmeyecektir. Dolayısıyla, satın alınan ilaç ve gıdaların sadece beslenme
danışmanlığı faaliyeti kapsamında tedavi amacıyla yapılan sa- tışlardan ibaret
olması ve bu satışlardan elde edilen kazancın da serbest meslek kazancına dahil
edilerek tahsil edilmesi halinde düzenlenecek ser- best meslek makbuzunda
tedavi ile tedavide kullanılan ilaç ve gıda bedel- lerinin ayrı ayrı gösterilmesi
gerekmektedir.
-
Spor salonu işletmeciliği faaliyetinden elde edilen kazanç ile beslenme
danışmanlığı işlemlerinde kullanılan ilaç ve gıdaların danışmanlık faali- yeti
dışında sadece alım-satıma konu olması halinde, bu ilaç ve gıdaların satışından
elde edilen kazancın Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanca ilişkin hükümleri
çerçevesinde vergilendirilmesi gerektiğinden, Vergi Usul
Kanununun
177 nci maddesinde sayılan şartlardan birini taşımanız halin- de bilanço
esasına göre, aksi takdirde işletme hesabı esasına göre defter tasdik
ettirilerek, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında fatura veya fa- tura
yerine geçen belge düzenlenmesi icap etmektedir.
B- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065
sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin (a) bendine göre,
vergiyi doğuran olay, malın teslimi ve hizmetin yapılması ile meydana
gelmektedir. Malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya
benzeri belgeler verilmesi halinde, bu belgelerde göste- rilen miktarla sınırlı
olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlen- mesiyle de vergiyi doğuran
olayın meydana geleceği Kanunun 10 uncu maddesinin (b) bendinde hükme
bağlanmıştır.
Aynı
Kanunun 10 uncu maddesinin (c) bendinde de, kısım kısım mal teslimi veya hizmet
yapılması mutat olan veya bu hususlarda mutabık kalı- nan hallerde her bir
kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması anın- da vergiyi doğuran
olayın meydana geleceği hüküm altına alınmıştır.
Bu
bağlamda, beslenme danışmanlık hizmeti ile spor salonu işletmek suretiyle spor
tesisinde vereceğiniz hizmetlerde her bir vergilendirme dö- nemi itibariyle
vergiyi doğuran olay meydana gelmektedir.
Öte yandan, tarafınızca verilecek hizmetlerde bedelin
tamamının veya bir kısmının verilecek hizmetlerden önce tahsil edilmesi halinde
fatura veya benzeri belge düzenlenmemiş olması kaydıyla KDV doğmamaktadır.
Bu
çerçevede, bir vergilendirme döneminden fazla devam eden hiz- metler için
takvim yılının bir ayından oluşan her bir dönem itibariyle KDV matrahının;
hizmet için belirlenen toplam bedelin, hizmetin verildiği ay sayısına bölünmek
suretiyle hesaplanması mümkün bulunmaktadır. Bir vergilendirme döneminden fazla
devam etmeyen hizmetler için ise, belirle- nen bedele ilişkin KDV’nin hizmetin
verildiği dönem KDV beyannamesinde beyan edilmesi gerekmektedir.
Ayrıca,
gıda ürünleri satışına ilişkin KDV’nin, satışın yapıldığı dönem beyannamesinde
beyan edileceği tabiidir.
Ancak,
beslenme danışmanlık hizmeti ile spor tesislerinde verilecek hizmetlerin
yapılmasından veya gıda ürünlerinin tesliminden önce fatura veya benzeri
belgelerin düzenlenmesi halinde, KDV Kanununun 10 uncu mad- desinin (b) bendi
gereğince toplam bedel üzerinden KDV hesaplanarak beyan edilecektir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
-
37 nci maddesinde, “Her türlü ticari ve sınaî faaliyetlerden doğan ka- zançlar
ticari kazançtır.
...
Ticari
kazanç, Vergi Usul Kanunu hükümlerine ve bu kanunda yazılı gerçek (Bilânço veya
işletme hesabı esası) veya basit usullere göre tespit edilir...”,
-
61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali
sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti ni- teliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş
bulunması onun mahiyetini değiştirmez...»,
- 65 inci maddesinde ise, “Her türlü
serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti, sermaye- den ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki
bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumlu- luk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.”
hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 172 nci
maddesinde ti- caret erbaplarına ve serbest meslek erbabına defter tutma
mecburiyeti öngörülmüş, anılan Kanunun 227 nci maddesinde ise bu Kanuna göre
tu- tulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıt-
ların tevsikinin mecburi olduğu belirlenmiştir.
Mezkur
Kanunun 210 uncu maddesinde serbest meslek erbabının serbest meslek kazanç
defteri tutacağı hüküm altına alınmış ve 236 ncı maddesinde ise, “Serbest
meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki
nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek,
müşteri de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir.” hükmüne yer
verilmiştir.
Diğer
taraftan 213 sayılı Kanunun 176 ncı maddesinde tüccarların defter tutmak
bakımından iki sınıfa ayrıldığı; I inci sınıf tüccarların bilanço esası- na
göre, II nci sınıf tüccarların işletme hesabı esasına göre defter tutaca- ğı;
177 nci maddesinde kimlerin birinci sınıf tüccar, 178 inci maddesinde de
kimlerin ikinci sınıf tüccar sayılacağı belirlenmiş ve aynı maddede ye- niden
işe başlayan tüccarların yıllık iş hacimlerine göre sınıflandırılıncaya kadar
II nci sınıf tüccar gibi hareket edebilecekleri; 229 uncu maddesinde ise tüccar
tarafından satılan emtia veya yapılan iş karşılığında, müşterinin borçlandığı
meblağı göstermek üzere ticari bir vesika olarak fatura düzen-
lenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Buna göre;
Sağlık
danışmanlığı (diyetisyenlik) faaliyetinin, işverene tabi ve belirli bir
işyerine bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
yapılması durumunda elde edilen gelirin serbest meslek kazancı sayılarak
serbest meslek kazancının tespitine ilişkin hüküm- lerine göre
vergilendirilmesi gerekmektedir.
Bu
durumda, söz konusu faaliyetinize ilişkin olarak serbest meslek ka- zanç
defteri tasdik ettirerek kullanmanız, tahsilatlarınız için serbest meslek
makbuzu düzenlemeniz ve söz konusu gelirinizi serbest meslek kazanç defterinize
kaydetmeniz gerekmektedir.
Ayrıca,
vermiş olduğunuz söz konusu hizmete ilişkin ürünleri alım-satı- ma konu etmeniz
halinde, bu ürünlerin satışından doğan kazanç Gelir Ver- gisi Kanununun ticari
kazanca ilişkin hükümlerine göre vergilendirileceğin- den, serbest meslek
kazanç defteri haricinde bu kapsamdaki işlemleriniz nedeniyle, yıllık iş
hacmine göre sınıflandırılıncaya kadar işletme hesabı esasına veya ihtiyari
olarak bilanço esasına göre, yıllık iş hacmi neticesin- de ise tabi olacağınız
sınıfa ilişkin defterleri tutmanız ve satılan söz konu- su mallar için fatura
düzenlemeniz zorunlu olacaktır.
Sağlık
danışmanı olarak faaliyet gösterdiğiniz iş yeri bünyesinde vere- ceğiniz
hizmetlere yönelik sigortalı çalışanların bulunması ve hiz- metin bu kişilerce
verilmesi halinde, faaliyetin şahsi mesleki faaliyet boyutlarını aşıp ticari
bir organizasyona dönüşmesi nedeniyle, söz
konusu faaliyetten elde edilen kazanç
Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanca ilişkin hükümlerine göre
vergilendirilecektir.
Ayrıca,
ticari kazanç kapsamında vergilendirilecek söz konu faaliyetin yanı sıra,
vermiş olduğunuz hizmetlere ilişkin ürünlerin alım-satıma konu edilmesi
halinde, bu ürünlerin satışından doğan kazanç da ticari kazanç kapsamında
değerlendirilecektir.
Bu
bağlamda, faaliyetinizin ticari faaliyet kapsamında değerlendirilme- sine bağlı
olarak, yıllık iş hacmine göre sınıflandırılıncaya kadar işletme hesabı esasına
veya ihtiyari olarak bilanço esasına göre, yıllık iş hacmi neticesinde ise tabi
olacağınız sınıfa ilişkin defterleri tutmanız gerekmek- tedir. Ayrıca söz
konusu faaliyetiniz kapsamında satılan mallar veya yapı- lan hizmetler için
fatura düzenlemeniz zorunlu bulunmaktadır.
3-
Söz konusu faaliyetinizin bir işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı
olarak yapılması durumunda, elde edilen gelir ücret kabul edilerek, Gelir
Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre gelir vergisi
tevkifatına tabi tutulacaktır.
Gelir
İdaresi Başkanlığının S. 11395140-105[230-2012/VUK-1- . . .]—1291 T. 22.8.2013
tarihli özelgesi
KONU:
DİZİ VE SİNEMA FİLMLERİ İÇİN SENARİSTE, MÜZİK BESTECİSİNE VE YÖNETMENE YAPILAN
ÖDEMELER HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; dizi
ve film yapımcılığı sektöründe faaliyette bulunduğunuz, dizi ve sinema filmi
senaryo yazımı için senariste, müzik bestecisi, sinema yapımcısı ve yönetmenine
ücret ve telif hakkı kapsamında ödeme yaptığınız, bu faaliyeti icra edenlerin
farklı şirketlerde aynı hizmeti vermelerinden dolayı bordro düzenlemediğiniz,
bu ödemelere istinaden gider pusulası düzenleyip muhtasar beyanname ve 2 No.lu
beyanname ile beyan ettiğinizi belirterek, yapılan işlemlerin vergi mevzuatına
uygun olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
I-GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, «Ücret, işverene tabi ve
belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve
ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk taz- minatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık mü- nasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmez.» hükmü yer almış olup, Kanunun 65 ve 66 ncı maddelerine göre, her
türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancı ve
serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenlerin de serbest
meslek erbabı oldukları belirtilmiştir.
Aynı
Kanunun 18 inci maddesinde, «Müellif, mütercim, heykeltı- raş, hattat, ressam
bestekar, bilgisayar programcısı ve mucitlerin bunların kanuni
mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri,
bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğ- raf, film, video band, radyo
ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve
internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlanmak veya kitap, CD,
disket, resim, heykel ve nota halindeki eser- leri ile ihtira beratlarını
satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya
kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisi›nden müstesnadır.
Eserlerin
neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendiril- mesi karşılığında
alınan bedel ve ücretler istisnaya dahildir.
Yukarıda
yazılı kazançların arizi olarak elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına
engel teşkil etmez.
Serbest
meslek kazançları istisnasının, bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif
suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.» hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasında,
«Kamu
idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret
şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların ik-
tisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini
beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı: zirai kazanç- larını
bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki
bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben
yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat
yapmaya mecburdurlar» hükmüne yer verilmiş ve aynı maddenin (2) numaralı
bendinde, 18 inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla
yapılan ödemelerden %17, diğer işlerde ise %20 oranında gelir vergisi tevkifatı
yapılacağı belirtilmiştir.
Bu
hükümlere göre, dizi ve film çekimi için senaryo yazan senaristlerin, müzik
bestecilerinin ve yönetmenlerin çalışmalarının, Gelir Vergisi Kanununun 65 inci
maddesi kapsamında serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilmesi
gerekmekte olup
-
Senaristlerin yazdığı senaryoların, müzik bestecilerinin yap- tıkları bestelerin
ve yönetmenlerin yapmış oldukları çalışmaların eser niteliği taşıdığının Kültür
ve Turizm Bakanlığından alınacak yazı ile bel- gelendirilmesi durumunda yapılan
çalışmalar Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan istisna
kapsamında değerlendirilerek, yapılacak ödemelerden Gelir Vergisi Kanununun 94
üncü maddesinin (2-a) bendi
uyarınca %17 oranında,
-
Çalışmaların eser olduğunun belgelendirilememesi durumun- da ise, serbest
meslek kazancına ilişkin genel hükümler çerçevesinde yapılacak ödemelerden 94
üncü maddesinin (2-b) bendi uyarınca %20 oranında gelir vergisi tevkifatı
yapılması gerekmektedir.
Ancak,
söz konusu dizi ve sinema filmleri için işçi-işveren iliş- kisini doğuran
sözleşme akdedilmesi ve sözleşme dahilinde söz konusu faaliyetlerin, işveren
konumundaki gerçek veya tüzel kişilerin emir ve tali- matları doğrultusunda
devamlılık ve bağlılık arz edecek şekilde ifa edilme- si durumunda, bu kapsamda
bahsi geçen kişilere yapılan ödemelerin Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve
104 üncü maddeleri uyarınca ücret
olarak gelir vergisine tabi tutulması
gerekir.
II-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065
Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 maddesine göre, Türkiye›de ticari,
sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan
teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabi bulunmaktadır. Arızi olarak
yapılan serbest meslek faaliyetlerinde ise vergi uygulanmayacaktır.
4
üncü maddesinde; hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı
dışında kalan işlemler olduğu; bu işlemlerin bir şeyi yapmak, işlemek, meydana
getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafa- za etmek, hazırlamak,
değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek şeklinde
gerçekleşebileceği, 6 ncı maddesinde; işlemlerin Türkiye›de yapılmasının,
hizmetin Türkiye›de yapılmasını,
9
uncu maddesinde; mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni
merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer
hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emni- yet altına alınması amacıyla
vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin
ödenmesinden sorumlu tutabileceği,
20
nci maddesinde ise, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın bu işlem- lerin
karşılığını teşkil eden bedel olduğu, hükme bağlanmıştır.
117
Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin «2.2. Serbest Meslek Faali- yeti çerçevesinde
Yapılan Teslim ve Hizmetler» başlıklı bölümünde;
«2.2.1. KDV Kanununun (1/1) maddesine
göre, serbest meslek
faaliyeti
çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler vergiye tabidir. Sözü edilen faaliyetleri
mutad ve sürekli olarak yapanlar KDV mükellefi olacak, arızi serbest meslek
faaliyetinde bulunanların ise KDV mükellefiyeti tesis edilmeyecektir.
2.2.2. Serbest meslek faaliyetlerini
mutad ve sürekli olarak yapanların prensip olarak, KDV mükellefiyeti tesis
etmeleri gerekmektedir. Ancak 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 18 inci
maddesi kapsamına giren teslim ve hizmetleri münhasıran aynı Kanunun 94 üncü
maddesinde belirtilen kişi, kurum ve kuruluşlara yapanların hesaplayacağı KDV
nin bu kişi veya kuruluşlar tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi
mümkün bulunmaktadır.
Serbest
meslek erbabının bu uygulamadan faydalanabilmesi için KDV mükellefiyetinin
sadece Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesi kapsamına giren işlemlerden
ibaret olması ve işlemlerinin tamamının aynı Kanunun 94 üncü maddesinde sayılan
kişi, kurum ve kuruluşlara yapılması gerekmektedir.
Ayrıca,
sorumluluk uygulaması kapsamında işlem yapılabilmesi için Gelir Vergisi
Kanununun 18 inci maddesi kapsamına giren işlemleri yapan kişilerin, bu şekilde
işlem yapılmasını önceden vergi sorumlusuna (Gelir Vergisi Kanunu›nun 94 üncü
maddesinde sayılanlara) bildirmesi gerekmektedir.
İşlemlerine
ait verginin beyan ve ödeme mükellefiyeti sorumlular tarafından yerine
getirilen serbest meslek mensupları (Gelir Vergisi Ka- nununun 18 inci
maddesinde sayılanlar) ayrıca KDV beyannamesi verme- yecek ve defter
tutmayacaklardır. İşlemin belgelendirilmesi ise Vergi Usul Kanununun genel
hükümlerine göre gerçekleştirilecektir.
Bu
uygulamaya göre, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü mad- desinde sayılan kişi,
kurum ve kuruluşlar, aynı Kanunun 18 inci maddesi kapsamına giren kişilere
yapacakları ödemeler ile ilgili olarak gelir vergisi (GV) stopaj tutarı dahil
işlem bedeli üzerinden KDV hesaplayıp sorumlu sıfatıyla beyan edip
ödeyeceklerdir. Hesaplanan KDV tutarı gelir vergisi stopaj matrahına dahil
edilmeyecektir.
2.2.3.
Gelir Vergisi Kanununun I8 inci maddesi kapsamına giren teslim veya hizmetleri
aynı Kanunun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, ku- rum ve kuruluşlar yanında bu
maddede yer almayanlara da yapanlar yukarıda belirtilen uygulamadan
faydalanamayacaktır.
Sorumluluk
uygulamasını tercih etmeyenler ile esasen bu kap- sama girmesi mümkün olmayan
mükelleflerin, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum
ve kuruluşlar ile bunlar dışında-kilere yaptıkları işlemleri sebebiyle
hesaplanan KDV, Tebliğin (3.) bölümü saklı kalmak kaydıyla, kendileri
tarafından mükellef sıfatıyla beyan edilip ödenecektir. Bu mükellefler genel
hükümler çerçevesinde defter tutacak, belge düzenleyecek ve KDV beyannamesi
vereceklerdir. Bu durumda, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılan
kişi, kurum ve kuru- luşların, Tebliğin (3.) bölümü saklı kalmak kaydıyla, bu
işlemler sebebiyle vergi sorumlulukları söz konusu olmayacaktır. ...»
açıklamalarına yer verilmiştir.
Buna
göre, dizi ve film yapımcılığı faaliyetiniz ile ilgili olarak, yurt içinden
temin edilecek senarist, besteci, yapımcı ve yönetmenlerin yaptığı işin
sermayeden ziyade ilmi ya da mesleki bilgiye veya ihtisasa da- yalı olarak ve
ticari mahiyette olmadan, mutad olarak sürdürülmesi halinde elde edilen gelir
serbest meslek faaliyeti kapsamında KDV ye tabi olacak- tır. Ancak, söz konusu
faaliyetlerin mutad meslek haline getirmeden arızi olarak yapılması halinde ise
elde edilen kazanç arızi kazanç olacağından katma değer vergisine tabi
olmayacaktır.
Dolayısıyla
söz konusu faaliyet çerçevesinde düzenlenecek serbest meslek makbuzunda KDV nin
gösterilerek beyan edilmesi, arızi olarak yapılan serbest meslek faaliyetleri
dolayısıyla ödenen bedellere KDV uygulanmayacağından firmanız tarafından
düzenlenecek gider pusulası üzerinden ayrıca KDV hesaplanmayacaktır.
Diğer
taraftan, faaliyetinize ilişkin olarak senarist, müzik bes- tecisi, yapımcı ve
yönetmenlerle firmanız arasında yapılacak bir hizmet akdiyle söz konusu
kişilerin firmanızda ücretli konumunda çalıştırılmaları halinde yapılan
ödemeler «ücret» niteliğinde olacağından ücret bedeli üzerinden KDV
hesaplanmayacaktır.
III-VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
Serbest
meslek erbabının, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 172 ve 210 uncu maddeleri
uyarınca serbest meslek kazanç defteri tutma, 236 ncı maddesi uyarınca da
mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatları için serbest meslek
makbuzu düzenleme mecburiyeti bulunmaktadır.
Mezkur
Kanunun 234 üncü maddesinde; birinci ve ikinci sınıf tüc- carların, kazancı
basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiye- tinde olan serbest
meslek erbabının ve çiftçilerin vergiden muaf esnafa yaptırdıkları işler veya
onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana
imza ettirecekleri gider pusulasının vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş
fatura hükmünde olduğu hükmüne yer ve- rilmiş, Kanunun 238 inci maddesinde ise;
işverenlerin her ay ödedikleri ücretler için ücret bordrosu tutmaya mecbur
oldukları hükmedilmiştir.
224
Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde ise konuya ilişkin olarak, münhasıran
Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde belirtilen türden faaliyetlerde
bulunan ve eserlerini sadece aynı Kanunun 94 üncü maddesinde belirtilen kişi
veya kurumlara teslim eden serbest meslek er- babından isteyenlerin, defter
tasdik ettirme ve tutma ile belge düzenleme zorunluluklarının hasılat tutarına
bağlı olmaksızın kaldırıldığı, aldığı eser ve hizmetleri bu kişiler tarafından
düzenlenmiş serbest meslek makbuzu ile belgelemek zorunda olan mükelleflerin
ise harcamalarını bunlara gider pusulası imzalatmak suretiyle tevsik edecekleri
açıklanmıştır.
Buna göre; Senaristlerin yazdığı
senaryoların, müzik bestecilerinin yaptık- ları bestelerin ve yönetmenlerin
yapmış oldukları çalışmaların münhasıran
Gelir
Vergisi Kanununun 18 inci maddesi kapsamındaki işlemlerden ibaret olması ve bu
işlemlerin tamamının aynı Kanunun 94 üncü maddesinde sa- yılan kişi ve
kuruluşlara yapılması durumunda şirketinizce bu kişilere yapı- lan ödemelerin
gider pusulası ile belgelendirilmesi ve gelir vergisi stopajı tutarı dahil
işlem bedeli üzerinden KDV hesaplanarak sorumlu sıfatıyla beyan edilip
ödenmesi,
Yukarıda
sayılan kişilerin mezkûr Kanunun 18 inci maddesinde sayılanlar dışında
faaliyetinin de olması veya söz konusu 18 inci madde kapsamındaki işlemlerinin
94 üncü maddede sayılanlar yanında diğer kişi ve kuruluşlara da yönelik olması
halinde bu kişilerce şirketinize serbest meslek makbuzu düzenlenmesi,
Belirtilen
faaliyetlerin süreklilik arz etmeyecek şekilde arızi ola- rak yapılması
halinde, şirketinizce bu kişilere yapılan ödemeler için gider pusulası, hizmet
akdi ile söz konusu kişilerin firmanızda ücretli olarak çalışması halinde ise,
başka firmalarda da ücretli çalışıp çalışmadığına bakılmaksızın, bu kişiler
adına ücret bordrosu düzenlenmesi gerekmekte- dir.
{
Madde : 66
I- GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinin
birinci fıkrasında; “Her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazançlar
ticari kazançtır.” hük- müne, “Serbest meslek kazancının tarifi” başlıklı
65’inci maddesinde “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazan- cıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.”
hükmüne, 66 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise; “Serbest meslek faaliyetini
mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek er- babıdır. Serbest meslek
faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak
uğraşılması bu vasfı değiştirmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer
taraftan, 221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “Serbest Meslek
Faaliyeti-Serbest Meslek Erbabı” başlıklı birinci bölümünün “1.2.Serbest Meslek
Erbabı” başlıklı 11’inci paragrafında; “ serbest
meslek faaliyetinin yanında başka bir iş
veya görev ile devamlı olarak uğ- raşılmasının bu vasfı değiştirmeyeceği
belirlenmiştir. Dolayısıyla serbest meslek erbabı olan bir kimse aynı zamanda
ticari kazanç sahibi veya üc-
retli de olabilir. Bu durum onun serbest
meslek erbabı olma niteliğini de- ğiştirmez.” açıklamasına yer verilmiştir.
Ticari
kazanç, esas itibariyle sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak
doğmaktadır. Bu kaynağa bağlı olarak ve devamlı bir organizasyon çerçevesinde
yapılan her türlü faaliyet ticari faaliyettir.
Serbest
meslek faaliyetinin ticari bir organizasyon içinde yapılması, sağ- lanan
gelirin yapısını değiştirmez. Sadece, elde edenler yönünden ticari kazanç
sayılmasını gerektirir ve ticari kazanca ait esas ve hükümlere tabi olur.
Bu
açıklamalara göre; kendi mesleğinizin icrası dışında, yine mesleği- nizle
ilgili olarak çocuklarda öfke kontrolü ve diğer konularda aileler ve rehber
uzmanlar için hazırlamış olduğunuz kağıt ve kartondan oluşan oyun seti
satışının ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi ve Gelir Vergisi
Kanununun ticari kazanç hükümleri çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmektedir.
II- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
213
sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunda
aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan
münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükmüne
yer verilmiştir.
Aynı
Kanunun 210 uncu maddesinde serbest meslek erbabının serbest meslek kazanç
defteri tutacağı hüküm altına alınmış, 236 ncı maddesinde ise “Serbest meslek
erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsila- tı için iki nüsha
serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek,
müşteride bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetin- dedir.” hükmüne yer
verilmiştir.
Mezkûr
Kanunun 177 nci maddesinde, maddede 6 bent halinde sayılan şartlardan birinin
taşınması halinde bilanço esasına göre, 178 nci madde- sinde de 177 nci maddede
yazılı olanların dışında kalanların işletme hesa- bı esasına göre defter
tutacağı hükmüne yer verilmiş, 229 uncu
maddesinde,
fatura, “satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşte- rinin borçlandığı
meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından
müşteriye verilen ticari vesikadır” şeklinde tanımlanmış, 232 nci maddesinde
ise, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usul- de tespit
edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin, birinci
ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest
meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara, defter
tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere ve vergiden muaf esnafa sattıkları emtia
veya yaptıkları işler için fatura ver- mek ve bunların da fatura istemek ve
almak mecburiyetinde oldukları hük- me bağlanmıştır.
Buna
göre, mesleğiniz ile ilgili olarak hazırlamış olduğunuz kağıt ve kartondan
oluşan oyun seti satışının ticari faaliyet kapsamında değer- lendirilmesi ve bu
faaliyet neticesinde elde edilen kazancın Gelir Vergisi Kanununun ticari
kazançlara ilişkin hükümlerine göre vergiye tabi tutulma- sı gerektiğinden
Vergi Usul Kanununun 177 nci maddede 6 bent halinde sayılan şartlardan birini
taşımanız halinde bilanço esasına göre, aksi tak- dirde işletme hesabı esasına
göre defter tasdik ettirerek sattığınız emtia karşılığında fatura düzenlemeniz
gerekmektedir.
III- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesine göre
ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde
Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabi
bulunmaktadır.
KDV
oranları, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28 inci mad- desinin
verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakan- lar Kurulu
Kararı (BKK)’na ekli (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1,
(II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, bu listeler- de yer
almayan vergiye tabi işlemler için % 18 olarak tespit edilmiştir.
Buna göre, çocuklarda öfke kontrolü ve
diğer konularda aileler ve rehber uzmanlar için hazırlamış olduğunuz kâğıt ve
kartondan oluşan oyun seti 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK)’na ekli
(I) ve (II) sayılı listelerde yer almadığından genel oranda (%18) katma değer
vergisine tabi olacaktır.
Madde : 67
67
Gelir İdaresi Başkanlığı Mükellef
Hizmetleri Grup Müdürlüğünün S. E-64597866-120-2753 T. 14.02.2022 tarihli
özelgesi
KONU:
… NEZDİNDE TUTULAN NAKİT ÜYE TEMİNATLARININ REPO-TERS REPO İŞLEMLERİNDE
DEĞERLENDİRİLMESİ DURUMUNDA ELDE EDİLEN GELİRLER ÜZERİNDENYAPILAN KESİNTİLERİN
KURUMLAR VERGİSİNDEN MAHSUP EDİLMESİ HAKKINDA
İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzda, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca
Bankanızın ödünç pay piyasası başta olmak üzere çeşitli piyasalarda merkezi
karşı taraf olarak hizmet vermeye başladığı, bu piyasalarda oluşan
pozisyonların takaslarının tamamlanmasını teminen üyelerden işlem teminatı adı
altında teminat alındığı, bu kapsamda Bankanıza yatırılan teminatların
mülkiyetinin Bankanıza geçtiği ve söz konusu teminatların… A.Ş. bünyesindeki
repo-ters repo piyasasında değerlendirilmek istendiği belirtilerek, repo-ters
repo işlemlerinden gelir elde edilmesi durumunda Bankanıza yapılan ödemeler
üzerinden tevkifat yapılıp yapılmayacağı, bu işlemlerden elde edilen gelirlerin
teminat sahibi kişi veya kurumlara aktarılması durumunda Bankanızın bu ödemeler
üzerinden tevkifat yapmakla sorumlu olup
olmayacağı ile Bankanız adına yapılan tevkifatların gelirin gerçek sahibi olan
teminat sahibi kurumlar tarafından kurumlar vergisi beyannamesinde dikkate
alınıp alınamayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75
inci maddesinin ikinci fıkrasının
(14) numaralı bendinde; menkul
kıymetlerin geri alım veya satım taahhüdü ile iktisap veya elden çıkarılması
karşılığında sağlanan menfaatlerin menkul sermaye iradı sayılacağı hükme
bağlanmıştır.
Yine
aynı Kanunun geçici 67 nci maddesinde, menkul kıymetler ve diğer sermaye
piyasası araçlarının elde tutulması ve elden çıkarılmasından sağlanan gelirler
ile mevduat faizleri, repo gelirleri ve katılım bankalarından elde edilen
gelirlerin vergilendirilmesine yönelik düzenlemelere yer verilmiş olup, anılan
maddenin (4) numaralı fıkrasında; bankalar arası mevduat ile aracı kurumların
borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendilerine ait paralarına yürütülen
faizler hariç olmak üzere, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14)
numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca % 15
oranında vergi tevkifatı yapılacağı ve bu fıkra kapsamında yapılan tevkifat
tutarlarının 98 inci ve 119 uncu maddelerde belirtilen sürelerde beyan edilip
ödeneceği belirtilmiş olup, söz konusu iratlar üzerinden 94 üncü madde veya
Kurumlar Vergisi Kanununun
24 üncü maddesi kapsamında ayrıca
tevkifat yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi
Kanununun;
-
34 üncü maddesinde, “(1) Beyannamede gösterilen kazançlardan, Kanunun 15 inci
maddesinin birinci fıkrasına ve 30 uncu maddesinin birinci ve ikinci
fıkralarına göre kaynağında kesilmiş olan vergiler (hayat sigorta şirketlerinde
matematik karşılıkların yatırıma yönlendirilmesinden elde edilen kazanç ve
iratlar üzerinden yapılan kesintiler dahil), beyanname üzerinden hesaplanan
kurumlar vergisinden mahsup edilir.
...
(7)
Mahsuben iade işlemi, aranan tüm belgelerin tamamlanması şartıyla, yıllık
kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarih itibarıyla yapılır. İkmalen
veya re’sen yapılan tarhiyatlarda mahsup işlemi, mahsup talebine ilişkin
dilekçe ve eklerinin eksiksiz olarak vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarih
esas alınarak yapılır. Aranan belgelerin tamamlanması aşamasında yapılan
tahsilatlar yönünden düzeltme yapılmaz.” ,
-
Geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Gelir Vergisi Kanununun geçici 67
nci maddesi uyarınca vergi kesintisine tâbi tutulmuş kazanç ve iratlar
üzerinden, bu Kanun uyarınca ayrıca kesinti yapılmaz. Anılan maddeye göre
yapılan vergi kesintileri 34 üncü madde hükümleri çerçevesinde kurumlar
vergisinden mahsup edilebilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Konuya
ilişkin olarak 30/12/2005 tarihli ve 26039 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin;
“5.
Mevduat faizleri ve repo gelirleri üzerinden yapılacak tevkifat” başlıklı
bölümünde ise,
“Bankalar
arasındaki mevduat hesaplarına yürütülen faizler ile 2499 sayılı Sermaye
Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumların borsa para piyasasında
değerlendirdikleri kendi paralarına ödenen faizler üzerinden tevkifat
yapılmayacaktır. Zira, banka ve aracı kurumlarca bu tür işlemlerden elde edilen
faiz gelirleri kurum kazancına dahil edilerek beyan edilmektedir.
Ancak,
bankalar ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumlar
arasındaki borsa para piyasasında değerlendirilen banka ve aracı kurum
müşterilerine ait paralara ödenen faizlerdeki vergi tevkifatı, kazancı nihai
olarak elde eden kişi veya kuruma ödemeyi gerçekleştiren, piyasa üyesi aracı kurumlar
ve bankalar tarafından yapılacaktır. Aynı uygulama, nakit teminatlardan elde
edilen faiz kazançları için de geçerli olacaktır.” ;
“6.
Geçici 67 nci madde kapsamında tevkifata tabi tutulan gelirlerin beyanı”
başlıklı bölümünün “6.2. Kurumlar” alt başlıklı kısmında ise,
“Kurumların
tevkifata tabi tutulmuş olan gelirleri kural olarak kurum kazancının tespitinde
dikkate alınacak ve tevkif yoluyla alınan vergiler genel hükümler çerçevesinde
verilen beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilecektir.”
açıklamalarına yer verilmiştir.
Ayrıca, 19/1/2012 tarihli ve 28178
sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
282 seri no.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğinde de türev ürünlerden elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine
ilişkin açıklamalar yer almakta olup, söz konusu Tebliğin “7. Diğer Hususlar”
başlıklı bölümünün 7.2 alt başlıklı bölümünde, organize borsalarda işlem yapan
müşterilerin teminat hesaplarında bulunan Türk lirası cinsinden nakdi
teminatların … tarafından nemalandırılması sonucu elde edilen gelirin mevduat
faizi olarak geçici 67 nci madde kapsamında % 15 oranında tevkifata tabi
tutulacağı açıklamasına yer verilmiştir.
Bu
hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, Bankanız nezdinde tutulan nakit üye
teminatlarının … A.Ş. bünyesinde repo-ters repo işlemlerinde değerlendirilmesi
durumunda elde edilen repo gelirleri üzerinden Bankanız adına ödemeyi
yapanlarca %15 oranında vergi tevkifatı yapılacaktır.
Diğer
taraftan, Bankanız tarafından nemalandırılan nakdi teminatlardan elde edilen
gelirler mevduat faizi olarak kabul edildiğinden bu gelirlerin teminat
sahiplerine ödenmesi aşamasında da Bankanız tarafından vadesiz mevduatlara
ödenen faizler için tespit olunan oranda tevkifat yapılması gerekmektedir.
Öte
yandan, gerek Bankanız gerekse teminat sahibi kurumlar adına yapılan
tevkifatlar, adına tevkifat yapılan kurumca verilen kurumlar vergisi
beyannamesi üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilebilecektir.
Dolayısıyla Bankanız adına yapılan tevkifatların teminat sahibi kurumlar
tarafından verilecek kurumlar vergisi beyannamesinden mahsup edilemeyeceği
tabiidir.
{
Madde : 68
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda,
serbest meslek kazancından dolayı gelir vergisi mükellefi olduğunuzu
belirterek, almış olduğunuz kültürel kitaplar, roman, dergi gibi harcamalarınızı
Gelir Vergisi Kanununun 89/2 nci maddesinde belirtilen şartlara uygun olarak
yıllık gelir vergisi beyannamesinde indirim konusu yapıp yapamayacağınız
hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun; “Serbest Meslek Kazancının Tarifi” başlıklı 65
inci maddesinde, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançların
serbest meslek kazancı olduğu hüküm altına alınmıştır.
Aynı
Kanunun 68 inci maddesinde de serbest meslek kazancının tespi- tinde hasılattan
indirilecek mesleki giderler bentler halinde sayılmış olup, maddenin birinci
fıkrasının; (1) numaralı bendinde, mesleki kazancın elde edilmesi ve idame
ettirilmesi için ödenen genel giderlerin, (6) numaralı
bendinde ise alınan mesleki yayınlar
için ödenen bedellerin serbest mes- lek kazancının tespitinde indirim konusu
yapılabileceği hüküm altına alın- mıştır.
Anılan Kanunun “Diğer İndirimler”
başlıklı 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, beyan
edilen gelirin % 10’unu aşma- ması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar
vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle
tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin
olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamalarının, gelir vergisi matrahının
tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden
indirilebileceği hükme bağ- lanmıştır.
Buna göre, mesleki yayın niteliğinde
bulunmayan ve serbest meslek ka- zancının elde edilmesi ve idamesi ile ilgili
olmayan kitap, dergi ve roman- lar için yaptığınız harcamaların, Gelir Vergisi
Kanununun 68 inci maddesi kapsamında indirim konusu yapılması söz konusu
değildir.
Aynı şekilde, aldığınız kültürel kitap,
dergi ve roman için yaptığınız har- camaların, Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu
maddesinin birinci fıkrasının
(2) numaralı bendi çerçevesinde yıllık gelir vergisi
beyannamesinde de indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.
68
KONU: MALİ MÜŞAVİRİN YANINDA ÇALIŞANIN
MALİ MÜ- ŞAVİR ADINA ÖDEDİĞİ YILLIK MAKTU ODA AİDATININ İN- DİRİM KONUSU
YAPILIP YAPILAMAYACAĞI HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
serbest muhasebeci ve mali müşavir olarak faaliyette bulunduğunuz belirtilerek,
yanınızda ücretli olarak çalışan mali müşavirin Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odasına ödemesi gereken yıllık maktu aidatın tarafınızca
karşılanması durumunda, söz konusu ödemenin serbest meslek kazancınızın
tespitinde gider olarak indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda
Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- 61 inci maddesinde; “Ücret, işverene
tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen
para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı
(Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.»,
- 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü,
- 67 nci maddesinde; “Serbest meslek
kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak
tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil
edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyle yapılan giderler indirildikten
sonra kalan farktır.”,
- 68 inci maddesinde; “Serbest meslek
kazancının tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir.
1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgâhlarının bir kısmını iş
yeri olarak kullananlar, ikametgâh için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve
aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü
olanlar kira yerine amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını
iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.).
2. Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya
iş yerinin müştemilatındaki iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri,
sigorta primleri ve emekli aidatı (bu primlerin ve aidatın geri alınmamak üzere
Türkiye’de kain sigorta şir- ketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına
ödenmiş olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz
bulunmaları şartıyla) ile 27’inci maddede yazılı giyim giderleri,
...
8. Serbest meslek faaliyetleri
dolayısıyla emekli sandıklarına ödenen giriş ve emeklilik aidatları ile mesleki
teşekküllere ödenen aidatlar.
...”
hükümleri yer almıştır.
Anılan Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında
da kimlerin hangi
ödemeler üzerinden tevkifat yapacakları sayılmış ve
aynı fıkranın (1) nu- maralı bendinde ise hizmet erbabına ödenen ücretler ile
61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar
hariç), 103 ve 104’üncü maddelere göre gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükme
bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 96 ncı maddesinin ikinci
fıkrasında, vergi tevkifatının üc- retler dışında kalan ödemelerde gayrisafi
tutarlar üzerinden yapılacağı, kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan
tarafından üstlenilmesi halinde bu verginin, bilfiil ödenen miktar ile ödemeyi
yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanacağı hükmüne yer
verilmiştir.
Bu hükümler uyarınca, yanınızda
çalıştırdığınız mali müşavirin Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasına
ödemesi gereken ve tarafınızca karşılanan yıllık aidatın, çalışanınıza sağlanan
net menfaat (ücret) olarak değerlendirilmek suretiyle brütleştirilerek aylık
ücret bordrosuna dahil edil- mesi ve gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması
gerekmektedir.
Diğer
taraftan, ücret olarak değerlendirilen söz konusu ödemenin Gelir Vergisi
Kanununun 68 inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi kapsamında,
kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması müm- kün bulunmaktadır.
68
Hazine Ve Maliye Bakanlığı-Gelir İdaresi
Başkanlığının Bursa Vergi Dairesi Başkanlığın S.
E-17192610-120[GV-22-437]-214768 T. 13.09.2022 tarihli özelgesi
KONU: SERBEST MESLEK ERBABININ ARACINA
TAKTIRMIŞ OLDUĞU SEYİR KAMERASINA AİT GİDERLERİN İNDİRİM KONUSU YAPILIP
YAPILAMAYACAĞI HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
serbest muhasebeci mali müşavir olarak faaliyette bulunduğunuz, işletmenize
kayıtlı olan aracınıza 770.00 TL tutarlı araç seyir kamerası taktırdığınız
belirtilerek, bu kameraya ait giderin elde ettiğiniz serbest meslek
kazancınızdan indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda Başkanlığımız
görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- “Serbest meslek kazancının tarifi”
başlıklı 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazan- cıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü,
- “Serbest Meslek Kazancının Tespiti”
başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Serbest meslek kazancı bir
hesap dönemi içinde serbest mes- lek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen
para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra
kalan farktır.” hükmü,
- “Mesleki Giderler” başlıklı 68 inci
maddesinde, “Serbest meslek kazan- cının tespitinde aşağıda yazılı giderler
hasılattan indirilir.
1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgahlarının bir kısmını iş
yeri olarak kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve
aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü
olanlar kira yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü olup bunun bir kısmını
iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)
...
5. Kiralanan veya envantere dahil olan
ve işte kullanılan taşıtların gider- leri.(7194 sayılı kanunun 14 üncü
maddesiyle eklenen parantez içi hüküm; Yürürlük: 1/1/2020 tarihinden itibaren
başlayan vergilendirme dönemi gelir ve kazançlarına uygulanmak üzere
07.12.2019)(Şu kadar ki binek otomo- billerine ilişkin giderlerin en fazla
%70’i ve kiralama yoluyla edinilen binek otomobillerinin her birine ilişkin
aylık kira bedelinin 5.500 Türk lirasına (317 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliği ile 2022 yılında uygulanmak üzere 8.000) kadarlık kısmı ile binek
otomobillerinin iktisabında ödenen özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi
toplamının 115.000 Türk lirası- na (317 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği
ile 2022 yılında uygulanmak üzere 200.000) kadarlık kısmı gider olarak dikkate
alınabilir.)”
hükümleri yer almaktadır.
Öte yandan, 311 seri No.lu Gelir Vergisi
Genel Tebliğinin «Binek Otomobillerin Giderleri ve Amortismanlarının Vergi
Matrahından İndirilmesi» başlıklı beşinci bölümünde konuyla ilgili olarak
ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup anılan Tebliğin;
“Binek otomobillere ilişkin tamir,
bakım, yakıt ve benzeri cari giderler” başlıklı 14 üncü maddesinde; “(1)
Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli
şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere,
binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla %70’i, gelir ve kurumlar vergisi
açısından safi kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu
yapılabilecektir.
(2) İşletmeye veya envantere dâhil olup
ticari veya mesleki faaliyette kullanılan binek otomobillerin giderleri
sınırlandırılmakta olup, bu sınırla- ma esas itibarıyla faaliyetleri kısmen
veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde
işletilmesi olanların bu amaçla kullan- dıkları hariç olmak üzere binek
otomobillerin giderlerini kapsamaktadır.
(3) Birinci fıkra kapsamındaki giderler
genel olarak taşıtların tamir, ba- kım, yakıt, sigorta ve benzeri cari
giderleridir.
(4) Yapılan giderlerin işletmeye veya
envantere kayıtlı ya da kiralama yoluyla edinilen binek otomobillere ilişkin
olup olmamasının bir önemi bu- lunmamaktadır.
...” açıklamalarına yer verilmiştir.
Gelir Vergisi Kanununun “Mesleki
giderler” başlıklı 68 inci maddesinde yer alan giderlerin, serbest meslek
kazancının tespitinde gider olarak indi- rilebilmesi için kazancın elde
edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının bulunması, yapılan işin
mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip olması gerekmektedir.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre;
aracınıza monte et-
tirdiğiniz seyir kamerası dolayısıyla yapmış olduğunuz
giderin serbest muhasebeci mali müşavirlik faaliyetinize ilişkin kazancın elde
edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının bulunmaması nedeniyle,
serbest meslek kazancınızın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılması
mümkün bulunmamaktadır.
68
Gelir İdaresi Başkanlığı-İstanbul Vergi
Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup
Müdürlüğünün S. E-62030549-120[68-2021/861]-989156 T. 06.09.2022 tarihli
özelgesi
KONU: HOME OFİS OLARAK KULLANILAN İŞ
YERİNE ALINAN ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE BEDELİNİN MESLEKİ KAZANCIN TESPİTİNDE İNDİRİM
KONUSU YAPILIP YAPILMAYACAĞI.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
serbest meslek erbabı olarak avukatlık faaliyetinde bulunduğunuzu belirterek,
home ofisinizde kullanmak üzere aldığınız elektrikli süpürge için yapılan
ödemenin mesleki kazancınızın tespitinde gider olarak indirilip
indirilemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- “Serbest meslek kazancının tarifi”
başlıklı 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazan- cıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına
yapılmasıdır” hükmüne,
- “Serbest Meslek Kazancının Tespiti”
başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Serbest meslek kazancı bir
hesap dönemi içinde serbest mes- lek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen
para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra
kalan farktır.”hükmüne,
- “Mesleki Giderler” başlıklı 68 inci
maddesinde, “Serbest meslek kazan- cının tespitinde aşağıda yazılı giderler
hasılattan indirilir.
1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgâhlarının bir kısmını iş
yeri olarak kullananlar, ikametgâh için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve
aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü
olanlar kira yerine amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını
iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.).
...
4. Mesleki faaliyette kullanılan
tesisat, demirbaş eşya ve envantere da- hil taşıtlar için Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre ayrılan amortismanlar (amortismana tâbi iktisadi kıymetlerin
elden çıkarılması halinde aynı Ka- nunun 328 inci maddesine göre hesaplanacak
zararlar dahil)...
...” hükmüne yer verilmiştir.
Gelir Vergisi Kanununun 68 inci
maddesine göre giderlerin, serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak
indirilebilmesi için kazancın elde edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir
bağının bulunması, yapılan işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile
mütenasip olması gerekmek- tedir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, serbest
meslek faaliyetinin ikamet edilen konutta yürütüldüğü durumlarda, münhasıran
faaliyetin yürütülme- sine mahsus ve iş ile ilgili olan demirbaş eşyalara
ilişkin amortismanların mesleki kazancınızın tespitinde hasılattan indirilmesi
mümkün bulunmakta olup kişisel amaçla kullanılmaya elverişli olan demirbaş
eşyalara ilişkin
amortismanların ise gider olarak indirilmesi mümkün
değildir.
Bu itibarla, home ofisinizde kullanmak
üzere aldığınızı belirttiğiniz elektrikli süpürgenin münhasıran faaliyetinizin
yürütülmesine mahsus ol- maması ve ikametgahınızda kişisel amaçla kullanılmaya
elverişli olması nedeniyle, yapılan harcamanın Gelir Vergisi Kanununun 68 inci
maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve serbest meslek kazancınızın tespitinde
gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.
68
Gelir İdaresi Başkanlığı-İstanbul Vergi
Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları Usul Grup Müdürlüğünün S.
11395140-105[VUK-1- 24089]-1098547 T. 29.09.2022 tarihli özelgesi
KONU: SERBEST MESLEK ERBABININ
FAALİYETİNDE KULLANMAK ÜZERE BİRİSİ KENDİSİNE AİT OLAN BİRİSİ KİRALIK OLAN İKİ
ARACIN GİDERLERİNİ İNDİRİM KONUSU YAPIP YAPAMAYACAĞI.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda;
serbest muhasebeci mali müşavirlik faaliyeti ile iştigal ettiğiniz, envantere
kayıtlı, bir adet şahsınıza ait, bir adette mükelleflerinizi ziyaret, evrak
teslim alma gibi mesleğinizin icrasına ilişkin işlerde kullanmak üzere
kiralamış olduğunuz, toplam iki adet aracın bulunduğu belirtilerek, söz konusu
iki araca ait giderlerin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda
Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- “Serbest meslek kazancının tarifi”
başlıklı 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazan- cıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü,
- “Serbest meslek kazancının tespiti”
başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Serbest meslek kazancı bir
hesap dönemi içinde serbest mes- lek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen
para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra
kalan farktır.”hükmü,
- “Mesleki Giderler” başlıklı 68 inci maddesinde,
“Serbest meslek kazan- cının tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan
indirilir.
...
4. Mesleki faaliyette kullanılan
tesisat, demirbaş eşya ve envantere dahil taşıtlar için Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre ayrılan amortis- manlar (amortismana tâbi iktisadi kıymetlerin
elden çıkarılması halinde aynı Kanunun 328 inci maddesine göre hesaplanacak
zararlar dahil). (Şu kadar ki özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi hariç
ilk iktisap bedeli
160.000 Türk lirasını, söz konusu vergilerin maliyet
bedeline eklendiği veya binek otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği
hâllerde, amortismana tabi tutarı 300.000 Türk lirasını aşan binek
otomobillerinin her birine
ilişkin ayrılan amortismanın en fazla bu tutarlara
isabet eden kısmı gider yazılabilir.
Bu hükmün uygulanmasında binek
otomobilin iktisap edildiği tarihte yürürlükte olan tutar dikkate alınır.)
5. Kiralanan veya envantere dahil olan
ve işte kullanılan taşıtların gi- derleri.(Şu kadar ki binek otomobillerine
ilişkin giderlerin en fazla %70›i ve kiralama yoluyla edinilen binek
otomobillerinin her birine ilişkin aylık kira bedelinin 5.500 Türk lirasına
kadarlık kısmı ile binek otomobillerinin iktisabında ödenen özel tüketim
vergisi ve katma değer vergisi toplamının en fazla 140.000 Türk lirasına
kadarlık kısmı gider olarak dikkate alınabilir.)
...” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, 311 seri No.lu Gelir Vergisi
Genel Tebliğinin «Binek Otomobillerin Giderleri ve Amortismanlarının Vergi
Matrahından İndirilmesi» başlıklı beşinci bölümünde, konu ile ilgili olarak
ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup anılan Tebliğin;
- “Yasal düzenleme” başlıklı 11 inci maddesinde, “ ...
(3) 7194 sayılı Kanunun 52 nci
maddesinin birinci fıkrasının (d) ben- dinde “Bu Kanunun 13 üncü ve 14 üncü
maddeleri 1/1/2020 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemi gelir ve
kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.” hükmüne yer
verilmiştir.”,
- “Binek otomobillere ilişkin kiralama
ve iktisap giderleri” başlıklı 13 üncü maddesinde,
“(1) Faaliyetleri kısmen veya tamamen
binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların
bu amaçla kullandıkları hariç ol- mak üzere, kiralama yoluyla edinilen binek
otomobillerinin her birine ilişkin aylık kira bedelinin 2020 yılı için 5.500
Türk lirasına kadarlık kısmı, 193 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci
fıkrasının (1) numaralı bendi ve 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (5)
numaralı bendi kapsamında gider olarak dikkate alınabilecektir.
...
(7) 1/1/2020 tarihinden önce başlayıp
Kanunun yürürlük tarihinden son- rasını da kapsayan kiralamalarda, yürürlük
tarihinden sonrasına tekabül eden kira bedelleri gider kısıtlamasına tabi
olacaktır. Gider olarak dikkate alınabilecek azami kiralama bedelinin
tespitinde, kiralama döneminin teka- bül ettiği yıl için belirlenen tutar
dikkate alınacaktır.
(8) Faaliyetleri kısmen veya tamamen
binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların
bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, binek otomobillerin iktisabına ilişkin
özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi toplamının 2020 yılı için en fazla
140.000 Türk lirası- na kadarlık kısmı ticari veya mesleki kazancın tespitinde
gider olarak dik- kate alınabilecektir.
...” ,
- “Binek otomobillere ilişkin tamir, bakım, yakıt ve
benzeri cari giderler”
başlıklı 14 üncü maddesinde;
“(1) Faaliyetleri kısmen veya tamamen
binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların
bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, binek otomobillere ilişkin giderlerin
en fazla %70’i, gelir ve kurumlar vergisi açısından safi kazancın tespitinde
gider olarak indirim konusu yapılabilecektir.
(2) İşletmeye veya envantere dâhil olup
ticari veya mesleki faaliyette kullanılan binek otomobillerin giderleri
sınırlandırılmakta olup, bu sınırla- ma esas itibarıyla faaliyetleri kısmen
veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde
işletilmesi olanların bu amaçla kullan- dıkları hariç olmak üzere binek
otomobillerin giderlerini kapsamaktadır.
(3) Birinci fıkra kapsamındaki giderler
genel olarak taşıtların tamir, ba- kım, yakıt, sigorta ve benzeri cari
giderleridir.
(4) Yapılan giderlerin işletmeye veya
envantere kayıtlı ya da kiralama yoluyla edinilen binek otomobillere ilişkin
olup olmamasının bir önemi bu- lunmamaktadır.
...
(6) 1/1/2020 tarihinden önce iktisap
edilen veya kiralama yoluyla edini- len binek otomobillere ilişkin Kanunun
yürürlük tarihinden sonrasına teka- bül eden giderlerin en fazla %70’i, gelir
ve kurumlar vergisi açısından safi kazancın tespitinde gider olarak indirim
konusu yapılabilecektir.”,
- “Binek otomobillere ilişkin amortisman
giderleri” başlıklı 15 inci madde- sinde,
“(1) Faaliyetleri kısmen veya tamamen
binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların
bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, özel tüketim vergisi ve katma değer
vergisi hariç ilk iktisap bedeli 2020 yılı için 160.000 TL, söz konusu
vergilerin tercihen maliyet bedeline eklendiği veya binek otomobilin ikinci el
olarak iktisap edildiği
hâllerde, amortismana tabi tutarı 2020 yılı için
300.000 TL’yi aşan binek otomobillerinin her birine ilişkin ayrılan
amortismanın en fazla bu tutarlara isabet eden kısmı gelir ve kurumlar vergisi
açısından safi kazancın tespi- tinde gider olarak dikkate alınabilecektir.
(2) 213 sayılı Kanun hükümlerine göre,
aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam ay sayılmak suretiyle kalan ay
süresi kadar amortisman ay- rılan ve amortisman ayrılmayan süreye isabet eden
bakiye değerleri, itfa süresinin son yılında tamamen yok edilebilen binek
otomobiller için aktife alınan yılda gider konusu yapılamayan amortisman
bedellerinin tamamı, itfa süresinin son yılında amortismana esas bedel
uygulamasından bağım- sız olarak safi kazancın tespitinde gider olarak dikkate
alınabilecektir.
...
(6) 7/12/2019 tarihinden önce iktisap
edilmiş binek otomobillerde ise amortisman, değişiklik öncesi hükümlere göre
gider yazılabilecektir ”,
açıklamalarına yer verilmiştir.
Öte yandan, GİB İntranet kayıtlarımızın
tetkikinden; 17/12/2015 tarihinde mali müşavirlik faaliyetine başladığınız,
2019/01-03, 2019/04- 06, 2019/07-09, 2019/10-12 dönemlerine ilişkin olarak
verilen muhtasar beyannamelerinizde işçi çalıştırdığınız anlaşılmıştır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, serbest
meslek faaliyetinizin ehemmi- yet ve genişliği ile mütenasip olması kaydıyla
mali müşavirlik faaliyetinizde kullanılan;
- Şahsınıza ait olan aracınızın;
07/12/2019 tarihinden önce envantere kaydedilmiş olması halinde söz konusu
araca ilişkin ayrılan amortismanla- rın tamamının, 07/12/2019 tarihinden sonra
envantere kaydedilmiş olması halinde ise ayrılan amortismanların belirtilen
tutarları aşmayan kısmının, serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak
indirim konusu yapılma- sı,
Ayrıca, bu araçlara ilişkin 01/01/2020
tarihinden önce yapılan tamir, ba- kım, yakıt ve benzeri giderlerin tamamı,
01/01/2020 tarihinden sonra ya- pılan giderlerin ise en fazla %70’i kazancın
tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabilecektir.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
“Serbest
Meslek Kazancının Tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest
mesleki faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya
mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve
ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk
altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...” hükmüne,
“Serbest
Meslek Kazancının Tespiti” başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında;
“Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti
karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve
para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan
giderler indirildikten sonra kalan farktır.” hükmüne,
“Mesleki
Giderler” başlıklı 68 inci maddesinde; “serbest meslek kazancının tespitinde
aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir:
...
5.
Kiralanan veya envantere dahil olan ve işte kullanılan taşıtların
giderleri.(7194 sayılı kanunun 14 üncü maddesiyle eklenen parantez içi hüküm;
Yürürlük: 1/1/2020 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemi gelir ve
kazançlarına uygulanmak üzere 07.12.2019) (Şu kadar ki binek otomobillerine
ilişkin giderlerin en fazla %70’i ve kiralama yoluyla edinilen binek otomobillerinin
her birine ilişkin aylık kira bedelinin 5.500 Türk lirasına (313 Seri No.lu
Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2021 yılında uygulanmak üzere 6.000 TL.)
kadarlık kısmı ile binek otomobillerinin iktisabında ödenen özel tüketim
vergisi ve katma değer vergisi toplamının
115.000 Türk lirasına (313 Seri No.lu
Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2021 yılında uygulanmak üzere 150.000 TL.)
kadarlık kısmı gider olarak dikkate alınabilir.
... “ hükmüne yer verilmiştir.
Öte
yandan, 311 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 12 inci maddesinde;
...
“(2)
Kanun maddesinde yer alan binek otomobil ifadesinden Türk Gümrük Tarife
Cetvelinin 87.03 pozisyonunda yer alan motorlu taşıtların anlaşılması
gerekmektedir. Ambulanslar, mahkûm taşımaya mahsus arabalar, para arabaları, cenaze
arabaları, itfaiye öncü arabaları gibi özel amaçla yapılmış motorlu taşıtlar,
13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre trafik şube
veya bürolarına kayıt ve tescil edilme zorunluluğu bulunmayan ve sadece
havalimanı apron bölgesi gibi belli alanlarda kullanılan taşıtlar 87.03
pozisyonunda yer almakla birlikte binek
otomobil kapsamında değerlendirilmeyecektir.
1+1,
1+3, 1+4 veya 1+7 koltuklu, şoför ve öndeki yolcunun arkasındaki kısımda
emniyet kemerleri veya emniyet kemeri montajı için tertibat, koltuk ve emniyet
ekipmanı montajı için sabit tertibat, aracın iç kısmının her tarafında,
araçların yolcu bölümlerinde yer alan konfor özellikleri ve iç döşemeleri
(örneğin: yer kaplamaları, havalandırma, iç aydınlatma, küllükler), iki yan
panel boyunca arka camları bulunan (en arkada yük bölümünün sağ ve sol
taraflarında cam bulunsun bulunmasın); şoför ve öndeki yolcuların bölümü ile
insan veya eşya taşınması için kullanılan arka bölüm arasında sabit bir panel
veya bariyer bulunmayan kapalı kasa motorlu taşıtlar 87.03 pozisyonunda yer
almakta olup, binek otomobiller bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Bu
bağlamda binek otomobiller, 87.03 pozisyonunda tanımlanan binek otomobiller ile
esas itibarıyla insan taşımak üzere imal edilmiş (87.02 pozisyonuna girenler
hariç) (steyşın vagonlar ve yarış arabaları dâhil) hem insan hem eşya
taşıyabilen motorlu araçlar gibi çok amaçlı araçları kapsamaktadır.”
açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu
kapsamda, motosiklet Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 87.11 pozisyonunda yer alan
motorlu taşıtlar arasında sayılmaktadır.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre; motosikletin işletmeye dahil edilmesi ve işte
kullanılması kaydıyla, yapılan yakıt, tamir-bakım harcamalarının, Gelir Vergisi
Kanununun 68 inci maddesinin (5) numaralı bendi kapsamında, aynı bentte yer
alan binek otolarda gider kısıtlamasına ilişkin sınırlamalara tabi olmaksızın,
safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;
-29/1-a
maddesinde, mükellefler yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan
KDV’den, bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak
kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen
fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi indirim konusu yapabileceği,
-29/3
üncü maddesinde, indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim
yılını takip eden takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili
vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme
döneminde kullanılabileceği,
-30/b
maddesinde ise, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin
kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla
kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış
vesikalarında gösterilen KDV’nin vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan
KDV’den indirilemeyeceği,
-30/d
maddesinde ise, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden Gelir ve Kurumlar
Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler
dolayısıyla ödenen katma değer vergisinin hesaplanan katma değer vergisinden
indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu
hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, TGTC nin 87.11 pozisyonunda yer alan ve
serbest meslek faaliyetinde kullandığınız motosikletin, alış faturasında
gösterilen KDV indirim konusu yapılabilecektir
Buna
göre, serbest meslek faaliyetinde kullandığınız motosiklet ve motosiklete
ilişkin Gelir Vergisi Kanununa göre serbest meslek kazancının tespitinde
indirim konusu yapılması kabul edilen yakıt, tamir-bakım gibi giderler
nedeniyle ödediğiniz KDV›nin takvim yılını takip eden takvim yılı aşılmamak
kaydıyla kanuni defterlere kaydedilmesi halinde indirim konusu yapılması
mümkündür.
A-GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
-
“Serbest Meslek Kazancının tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde, “Her türlü
serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
hükmüne,
-
“Serbest Meslek Erbabı” başlıklı 66 ncı maddesinde, “Serbest meslek faaliyetini
mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek
faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak
uğraşılması bu vasfı değiştirmez...” hükmüne,
-
“Serbest Meslek Kazancının tespiti” başlıklı 67 nci maddesinde, “Serbest meslek
kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak
tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil
edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyle yapılan giderler indirildikten
sonra kalan farktır.”hükmüne,
-
“Mesleki Giderler” başlıklı 68 inci maddesinde, “Serbest meslek kazancının
tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir.
1.Mesleki
kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgahlarının
bir kısmını iş yeri olarak kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın
tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler.
İş yeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü
olup bunun bir kısmını iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider
yazabilirler.
...
4.Mesleki
faaliyette kullanılan tesisat, demirbaş eşya ve envantere dahil taşıtlar için
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanlar (amortismana tâbi
iktisadi kıymetlerin elden çıkarılması halinde aynı Kanunun 328 inci maddesine
göre hesaplanacak zararlar dahil)
...” hükmüne yer verilmiştir.
Öte
yandan, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun Özel İletişim Vergisi başlıklı 39
uncu maddesinde, “ Bu vergi, katma değer vergisi matrahına dahil edilmez, gelir
ve kurumlar vergisi uygulamasında gider kaydedilmez ve hiçbir vergiden mahsup
edilmez.” hükmü yer almıştır.
Bu
hükümlere göre, mesleki faaliyetinizin icrasında da kullandığınız adınıza
kayıtlı cep telefonuna ait haberleşme gideri ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine
göre ayrılan amortismanın; cep telefonunun envantere kayıtlı olması, mesleki
kazancın elde edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının bulunması,
yapılan işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip bulunması
şartları dâhilinde, mesleki kazancınızın tespitinde indirim konusu yapılması
mümkün bulunmaktadır.
Ancak,
6802 sayılı Kanun kapsamında cep telefonunuza ilişkin fatura bedeli içerisinde
yer alan özel iletişim vergisinin ise mesleki kazancınızın tespitinde indirim
konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.
B- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
213 sayılı Vergi Usul Kanununun;
-
(3/B) maddesinde, “B) İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya
ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.
Vergiyi
doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her
türlü delille ispatlanabilir...”,
-
174 üncü maddesinde, “Defterler hesap dönemi itibariyle tutulur. Kayıtlar her
hesap dönemi sonunda kapatılır ve ertesi dönem başında yeniden açılır.”,
-
189 uncu maddesinde, “Üzerinden amortisman yapılan kıymetler ve bunların
amortismanları aşağıda yazılı şekillerden herhangi biri ile gösterilir:
1.Envanter defterinin ayrı bir yerinde;
2.Özel bir amortisman defterinde; 3.Amortisman
listelerinde.
Amortisman
kayıtları, amortismana başlandığı tarihten itibaren her yılın amortismanı ayrı
ayrı gösterilmek şartiyle birbirine bağlanır. İşletmeye yeniden giren iktisadi
kıymetlerle bunların amortismanlarının evvelki yıllara ait kayıtlarda devam
ettirilmesi caizdir.
Amortisman
defteri veya listelerinin kayıtları envanter kaydı hükmündendir. Yukarıdaki
esaslara göre kayıtlarda gösterilen iktisadi kıymetlere ait değerler envanter
defterine toplu olarak geçirilebilir.”,
-
191 inci maddesinde, “Envantere alınan iktisadi kıymetler bu kanunun
“değerleme”ye ait üçüncü kitabında yazılı esaslara göre değerlenir.”,
-
211 inci maddesinde, “Serbest meslek erbabı, işlerinde bir yıldan fazla
kullandıkları ve amortismana tabi tuttukları tesisat ve demirbaş eşyanın
kıymetleri ile amortismanlarını 189’uncu maddede yazılı şekilde tutulan
“Amortisman kayıtlarında” gösterirler.”,
- 219 uncu maddesinde; “Muameleler defterlere
zamanında kaydedilir.
Şöyle ki:
a.
Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve
vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların
on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.
b.Kayıtlarını
devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin
imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde,
muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi
hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas
defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.
c. ... hasılat defterleri ile serbest
meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir.”,
-
262 nci maddesinde, “Maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi
veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara
müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade eder.”,
-
273 üncüu maddesinde, “Alet, edavat, mefruşat ve demirbaş eşya maliyet bedeli
ile değerlenir. Bunların maliyet bedeline giren giderler, satınalma bedelinden
gayri komisyon ve nakliye giderleri gibi özel giderlerdir.
İmal
edilen alat, edevat, mefruşat ve demirbaşlarda imal giderleri satınalma bedeli
yerine geçer.”,
-
313 üncü maddesinde, “İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya,
aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde
gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edavat,
mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit
edilen değerinin bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu
teşkil eder.
...
Değeri
50.000.000.- lirayı (2021 yılı için 1.500 TL) aşmayan peştemallıklar ile
işletmede kullanılan ve değeri 50.000.000.- lirayı (2021 yılı için 1.500 TL)
aşmayan alet, edevat, mefruşat ve demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak
doğrudan doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz
edenlerde bu had topluca dikkate alınır.”,
-
315 inci maddesinde, “Mükellefler amortismana tâbi iktisadî kıymetlerini Maliye
Bakanlığının tespit ve ilân edeceği oranlar üzerinden itfa ederler. İlân
edilecek oranların tespitinde iktisadî kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate
alınır.”,
-
320 nci maddesinde, “Amortisman süresi, kıymetlerin aktife girdiği yıldan
başlar. Bu sürenin yıl olarak hesaplanması için (1) rakamı mükellefçe uygulanan
nispete bölünür.
....
Her
yılın amortismanı ancak o yıla ait değerlemede nazara alınabilir. Amortismanın
herhangi bir yıl yapılmamasından veya ilk uygulanan nispetten düşük bir hadle
yapılmasından dolayı amortisman süresi uzatılamaz.”,
-
Geçici 5 inci maddesinde, “Bu kanunun mer’iyete girdiği tarihte veya müteakip
yıllarda ticari, zirai veya mesleki kazançları dolayısiyle yeniden Gelir
Vergisine girecek veya basit usulden gerçek usule geçecek olan mükellefler ile
öteden beri faaliyete devam eden serbest meslek erbabının amortismana tabi
iktisadi kıymetleri maliyet bedeli, maliyet bedeli bilinmiyorsa bizzat
kendilerince alış tarihindeki rayice göre tahmin olunacak bedeli ile
değerlenir.
Şu
kadar ki, bu kıymetlerin alış tarihleri ile mükellefiyete giriş veya gerçek
usule geçiş tarihi arasındaki yıllara ait amortismanlar tutarı bu değerden
düşülür ve bakiyesinin amortismanına devam olunur...”
hükümlerine yer verilmiştir.
Diğer
taraftan, mezkûr Kanunun 315 inci maddesinde, mükelleflerin amortismana tabi
iktisadi kıymetlerini Hazine ve Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği
oranlar üzerinden itfa edecekleri ve ilan edilecek oranların tespitinde
iktisadi kıymetlerin faydalı ömürlerinin dikkate alınacağı hükme bağlanmış
olup, söz konusu maddenin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden amortismana
tabi iktisadi kıymetler için uygulanacak “Faydalı Ömür ve Amortisman Oranları”
tespit edilerek; 339, 365, 389, 399, 406, 418, 439, 458 ve 506 Sıra No.lu Vergi
Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile değişik 333 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliği eki liste (Amortisman Listesi) ile açıklanmıştır. Mezkûr listede, “3.3
Cep telefonu ve cep telefonu araç kiti” bölümü kapsamındaki kıymetler için
faydalı ömür 3 yıl, amortisman oranı
%33,33 olarak öngörülmüştür.
Ayrıca,
Kanunun 227 nci maddesinde, “Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre
tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların
tevsiki mecburidir.” hükmü yer almakta olup, söz konusu kayıtların, esas
itibariyle, Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde düzenlenen belgelerden biri
ile tevsik edilmesi gerekmektedir.
herhangi bir yıl yapılmamasından veya ilk uygulanan
nispetten düşük bir hadle yapılmasından dolayı amortisman süresinin
uzatılamayacağı tabiidir.
Bunun
yanı sıra, faaliyetin icrasında kullanılan cep telefonunu, mükellefiyetinizin tesis
edilmesinden evvel iktisap etmiş olmanız halinde maliyet bedeli ile, maliyet
bedeli bilinmiyorsa cep telefonunu alış tarihindeki rayice göre tahmin olunacak
bedeli ile envantere dâhil etmeniz gerekmektedir. Ancak, bu bedelden, söz
konusu cep telefonunun iktisap tarihinden envantere alınma tarihine kadar
ayrılması gereken amortismanların düşülmesi gerekmektedir.
Bu
işlemden sonra, Bakanlığımızca belirlenen faydalı ömre göre kalan süre için
amortisman ayrılması mümkün bulunmaktadır. Öte yandan, adınıza düzenlenmiş
belgelere istinaden bahse konu cep telefonu alımına ilişkin muamelenin, işe
başlanılmasını müteakip, Kanunun 219 uncu maddesinde yer alan süreler dahilinde
kanuni defterlere kaydedilmesi gerektiği tabiidir.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde; ücretin, işverene tabi ve
belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve
ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olduğu ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam,
avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı
ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini
değiştirmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, Kanunun,
65
inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
...”
67
nci maddesinin birinci fıkrasında; “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi
içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar
ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu
faaliyet dolayısıyla yapılan giderler dolayısıyla yapılan giderler
indirildikten sonra kalan farktır.
…” hükümlerine yer verilmiştir.
Bunun
yanı sıra, söz konusu kanunun 68 inci maddesinde ise serbest meslek kazancının
tespitinde hasılattan indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup
maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, mesleki kazancın elde edilmesi
ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderlerin serbest meslek kazancının
tespitinde hasılattan indirileceği hükme bağlanmıştır.
Diğer
taraftan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında da kimlerin hangi
ödemeler üzerinden tevkifat yapacakları sayılmış ve aynı
fıkranın (1) numaralı bendinde ise
hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan
ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104’üncü maddelere göre
gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Yine
aynı Kanunun 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, vergi tevkifatının ücretler
dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılacağı, kesilmesi
gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde bu verginin,
bilfiil ödenen miktar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden
hesaplanacağı hükmüne yer verilmiştir.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, gün içinde mükellefe gitmek ve kamu idaresindeki
işlerinizin takibi için şehir içi toplu taşıma hizmeti karşılığı Bankacılık
Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından elektronik para kuruluşu olarak
faaliyette bulunma izni alarak faaliyetine başlayan ve İstanbul Büyükşehir
Belediye Başkanlığı tarafından İstanbul’daki ulaşıma ilişkin kartlarla ilgili
koordinasyon görevi verilen Belbim Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş.’ne
kendi ulaşımınız için ödenen bedelin (İstanbul kart için ödenen bedel) işin
önem ve genişliği ile orantılı olması şartıyla, Gelir Vergisi Kanununun 68 inci
maddesinin birinci fıkrasının 1 numaralı bendine göre serbest meslek
kazancınızın tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
Öte
yandan, tarafınızdan personelinizin kullanımı için yapılan, BELBİM Elektronik
Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş.’ne ait İstanbul kart ödemelerinin, net ücretin
bir unsuru olarak değerlendirilmesi, ücretin brüt tutarı hesaplanarak brüt
tutar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının
(1) numaralı bendi gereğince tevkifat yapılması gerekmektedir.
Ödenen
ücret tutarı üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması kaydıyla aynı Kanunun
68 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi gereğince serbest
meslek kazancının tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:
213
sayılı Vergi Usul Kanununun “İspat edici kağıtlar” başlıklı 227 nci maddesinin
birinci fıkrasında; bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan
ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların
tevsikinin mecburi olduğu hükme bağlanmıştır.
Mezkûr Kanunun 228 inci maddesinde ise, “Aşağıdaki
giderler için ispat
edici kağıt aranmaz:
1. Örf ve teamüle göre bir vesikaya
istinat ettirilmesi mutat olmayan müteferrik giderler;
2. Vesikanın teminine imkan olmayan giderler;
3. Vergi kanunlarına göre götürü olarak tespit edilen
giderler.
1
ve 2 numaralı fıkralarda yazılı giderlerin gerçek miktarları üzerinden
kayıtlara geçirilmesi ve miktarlarının işin genişliğine ve mahiyetine uygun
bulunması şarttır.” hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca,
aynı Kanunun 238 inci maddesi de “İşverenler her ay ödedikleri ücretler için
(Ücret bordrosu) tutmaya mecburdurlar. Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden
muaf olan ücretlerle diğer ücret üzerinden vergiye tabi hizmet erbabına yapılan
ücret ödemeleri için bordro tutulmaz...» hükmüne amirdir.
Bunun
yanı sıra, 382 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “Özel Kartlar
Kullanılarak Yapılan Şehir İçi Yolcu Taşımacılığında Belge Düzeni” başlıklı
ikinci bölümünde, bazı firmalar tarafından çeşitli adlarla çıkarılan özel
kartların, anlaşma yapılan şehir içi toplu yolcu taşıma işletmelerince
(anlaşmalı yolcu taşıma işletmeleri) yürütülen taşıma hizmetinin ödeme aracı
olarak kullanıldığı belirtilerek anlaşmalı yolcu taşıma işletmelerince verilen
yolcu taşıma hizmetinin belgelendirilmesine ilişkin açıklamalarda
bulunulmuştur.
Bahse
konu Genel Tebliğde ayrıca, bayilerce müşterilere yükleme yapılması sırasında
mali değeri olmayan bir belgenin müşteriye verilmesinin mümkün olduğu ifade
edilmiştir.
Buna
göre, faaliyetinizin icrası için şehir içi toplu taşıma hizmeti karşılığı
İstanbulkart›a yüklemelerin Vergi Usul Kanununun 228 inci maddesine istinaden
kayıtlara alınması mümkün bulunmaktadır. Ancak, Kanunun belirtilen maddesinde
hükme bağlandığı üzere, söz konusu harcamaların gerçek miktarları üzerinden
kayıtlara geçirilmesi ve miktarlarının işin genişliğine ve mahiyetine uygun
bulunması icap etmektedir.
Öte
yandan, personeliniz tarafından kullanılan İstanbulkart›a yapılan yüklemelere
ilişkin ödemeleriniz, Gelir Vergisi Kanunu uygulamasında ücret kapsamında
değerlendirildiğinden, bu ödemelerin Vergi Usul Kanununun
238 inci maddesi gereğince ücret
bordrosu ile tevsik edilmesi ve temin edilen bilgi fişlerinin bu bordroya ek
yapılması icap etmektedir.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
3065 sayılı KDV Kanununun;
1/1
inci maddesinde Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek
faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
3/a
maddesinde, vergiye tabi malların her ne suretle olursa olsun, vergiye tabi
işlemler dışındaki amaçlarla işletmeden çekilmesi, vergiye tabi malların
işletme personeline ücret, prim, ikramiye, hediye, teberru gibi namlarla
verilmesinin teslim sayılan hallerden sayıldığı,
29/1-a
maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden
hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça,
faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler
dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen
katma değer vergisini indirebilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Öte
yandan, KDV oranları, KDV Kanununun 28 inci maddesinin Bakanlar Kuruluna
verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı
eki (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için
% 1, (II) sayılı listede yer alan mal ve
hizmetler için % 8, bu listeler dışındaki diğer mal ve hizmetler için ise %18
olarak tespit edilmiştir.
KDV
Genel Uygulama Tebliğinin “III/A-4.5. Belediyeler Tarafından Yapılan Şehir İçi
Yolcu Taşımacılığı” başlıklı bölümünde; Kanunun 23/g maddesi hükmünün verdiği
yetkiye dayanılarak, belediyeler tarafından yapılan şehir içi yolcu
taşımacılığında kullanılan biletlerin ve kartların bayiler tarafından
satışında, özel matrah şekline göre vergileme yapılması uygun görülmüştür.
Aynı
Tebliğin “III/C-5.5.Verginin İndirimi” başlıklı bölümünde ise Kanunun 23 üncü
maddesine göre özel matrah şekilleri tespit edilen işlemler ile aynı Kanunun
(20/4) üncü maddesine göre, tarife ve bilet bedelinin vergi dâhil edilerek
hesaplandığı hallerde, düzenlenecek vesikalarda verginin ayrıca gösterilmesi
şartı aranmayacağı, mükelleflerin bu neviden mal ve hizmet alımları dolayısıyla
yüklendikleri vergileri, iç yüzde yoluyla hesaplayacakları ve indirim konusu
yapabilecekleri belirtilmiştir.
Buna
göre, ortaklığınızın serbest meslek faaliyeti icrası için şehir içi toplu
taşıma hizmeti karşılığı .........’ne ödenen ve kazancın tespitinde indirim
konusu yapılması kabul edilen İstanbul
kart dolum fişleri üzerindeki bedel üzerinden iç yüzde yöntemi kullanılarak
hesaplanan KDV’nin, Kanununun 29 uncu maddesi hükmüne istinaden indirim konusu
yapılması mümükün bulunmaktadır.
Ancak,
personeliniz tarafından kullanılan ve Gelir Vergisi Kanunu yönünden net ücretin
bir unsuru olarak değerlendirilen İstanbul kart ödemelerine ilişkin KDV’nin
indirim konusu yapılması mümkün değildir.
Öte
yandan, şehir içi yolcu taşıma hizmeti (İstanbul kart dolum fişleri) genel
oranda %18 KDV’ne tabidir.
KONU: MESLEKİ FAALİYETİN YÜRÜTÜLEBİLMESİ
İÇİN ZORUN- LU OLAN EĞİTİMLERE VE ORGANİZASYONLARA KATILIM İÇİN
ÖDENEN ÜCRETLERİN GİDER KAYDI HAKKINDA
İlgide kayıtlı özelge talep formunda;
mesleki faaliyetin yürütebilmesi için zorunlu olan eğitimlere ve
organizasyonlara (TÜRMOB Eğitimleri,
KGK Eğitimleri, bilirkişilik eğitimleri, konkordato
eğitimleri v.b.) katılım için ödenen ücretlerin, serbest meslek kazancının
tespitinde hasılattan indirilip indirilmeyeceği ile bu harcamalara yönelik
yüklenilen katma değer vergisi indirim konusu yapılıp yapılamayacağı
hususlarında Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
“Serbest Meslek Kazancının Tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde; “Her türlü
serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...” hükmü yer almıştır.
Aynı Kanunun 68 inci maddesinde, serbest
meslek kazancının tespitin- de hasılattan indirilecek giderler sayılmış olup,
maddenin birinci fıkrasının
(1) numaralı bendinde, mesleki kazancın elde edilmesi
ve idame ettirilme- si için ödenen genel giderlerin hasılattan indirilebileceği
hükme bağlan- mıştır.
3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşa- virlik Kanununun “Mesleki geliştirme eğitimi”
başlıklı 44 üncü maddesinde, “Meslek mensuplarının, mesleki faaliyetlerini
fiilen devam ettirmeleri için Birlik ve odalar tarafından düzenlenecek mesleki
geliştirme ve eğitim se- minerlerine katılmaları zorunludur. Meslek içi
eğitimle ilgili konular, eğitim programları ve süreleri ile diğer hususlara
ilişkin usul ve esaslar yönetme- likle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Türkiye Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği Sürekli Mesleki
Geliştirme Eğitimi Yönetmeliğinin; 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d)
bendinde, mesleki geliştirme eğitimi, mes- lek mensuplarının yeteneklerini
geliştiren, koruyan ve yetkin bir şekilde görev yapmalarına olanak sağlayan;
planlı, programlı, doğrulanabilir ve ölçülebilir öğrenme faaliyetleri olarak
tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sürekli mesleki geliştirme eğitim
programlarının amaçlarına, 8 inci madde- sinde de sürekli mesleki geliştirme
eğitim programlarının neler olduğuna yönelik açıklamalara yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin, “Sürekli mesleki
geliştirme eğitim programlarına katı- lım” başlıklı 9 uncu maddesinin birinci
fıkrasında, tüm meslek mensupları- nın, meslek ruhsatlarını edindikleri yılı
takip eden yılın ilk gününden başla- yarak, meslekle ilişiklerinin kesildiği
güne kadar sürekli mesleki geliştirme eğitim programlarına düzenli olarak
katılımının zorunlu olduğu, “Yaptırım” başlıklı 10 uncu maddesinde, sürekli
mesleki geliştirme eğitim programla- rına katılmayan meslek mensupları hakkında
31/10/2000 tarihli ve 24216 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Disiplin
Yönetmeliği hükümlerinin uygulanacağı, katılım zorunluluğu yerine getirilinceye
kadar çalışanlar listesine kayıtlı meslek mensuplarının büro tescil belgeleri
vize edilmeyeceği, çalışanlar listesi kayıt ve faaliyet belgesi alma
taleplerinin yerine getirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, Bağımsız Denetim
Yönetmeliğinin “Sürekli eğitim” başlıklı 25 inci maddesinde, denetçilerin, etik
kurallara uygun ve yüksek kalitede hizmet sunabilmeleri amacıyla, sahip
oldukları mesleki bilgi ve becerile- rinin yeterli bir seviyede tutulmasını ve
geliştirilmesini hedefleyen sürekli eğitime tabi tutulacakları, sürekli eğitim
yükümlülüğünü yerine getirmeyen denetçilerin, bu yükümlülüklerini yerine
getirene kadar denetim yapama- yacakları ve denetim ekiplerinde görevlendirilemeyecekleri
hükme bağlan- mıştır.
Bağımsız Denetçiler İçin Sürekli Eğitim
Tebliğinin; “Eğitim yükümlü- lüğünün başlangıcı” başlıklı 6 ncı maddesinde,
eğitim yükümlülüğünün denetçinin sicile tescil edildiği tarihi izleyen ikinci
takvim yılının başından itibaren başlayacağı, “Eğitim konuları” başlıklı 7 nci
maddesinde, eğitim konularının, temel mesleki konular ve destekleyici
konulardan teşekkül edeceği, temel mesleki konuların; muhasebe, denetim, etik
kurallar, finans
ve kurumsal yönetim konularını kapsadığını,
destekleyici konuların; mes- leki gelişime katkı sağlayacak diğer konular ile
kişisel gelişime katkı sağla- yacak konuları kapsadığı belirtilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, Türkiye
Serbest Muhasebeci Mali Mü- şavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği
Sürekli Mesleki Geliştir- me Eğitimi Yönetmeliği ile Bağımsız Denetim
Yönetmeliği uyarınca, mes- lek mensuplarının alanlarında faaliyetlerini
yürütebilmeleri için almaları ge- reken zorunlu eğitimler ve mesleki
alanlardaki katılmaları gereken zorunlu sempozyum ve kongreler gibi
organizasyonlar bulunmaktadır.
Gelir Vergisi Kanununun 68 inci
maddesine göre giderlerin, serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak
indirilebilmesi için kazancın elde edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir
bağının bulunması, yapılan işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile
mütenasip olması gerekmek- tedir.
Buna göre, anılan Yönetmelikler uyarınca
mesleki faaliyetinizin yürütül- mesi için zorunlu olan eğitimler ve mesleki
sempozyum ve kongreler gibi organizasyonlara katılım için yaptığınız
ödemelerin, Gelir Vergisi Kanu- nunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (1)
numaralı bendine göre ser- best meslek kazancınızın tespitinde gider olarak
indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
Diğer taraftan, bilirkişilik faaliyeti
öncesinde alınan eğitimler ile konkor- dato komiserliği listesine kaydolabilmek
için alınan komiserlik eğitimleri için yapılan ödemelerin ise söz konusu
faaliyetlerden elde edilen gelirlerin ücret hükümlerine göre vergilendirilmesi
nedeniyle, mesleki kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün
değildir.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;
- 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de
ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan
teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi
olduğu,
-
29/1 inci maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üze-
rinden hesaplanan KDV’den faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan
teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri
vesikalarda gösterilen KDV’yi indirebilecekleri,
- 30/d maddesinde Gelir ve Kurumlar
Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler
dolayısıyla ödenen KDV’nin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden
hesaplanan KDV’den indirile- meyeceği hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, Gelir Vergisi Kanununa göre
kazancın tespitinde indirimi kabul edilen ve ilgili mevzuatı uyarınca mesleki
faaliyetin yürütülmesi için zorunlu olan eğitimler, mesleki sempozyum ve
kongreler gibi organizasyonlara katılım için yapılan ödemelere ilişkin KDV
tutarlarını genel esaslar çerçevesinde indirim konusu yapmanız mümkün
bulunmaktadır.
Diğer taraftan, bilirkişilik faaliyeti
öncesinde alınan eğitimler ile konkor- dato komiserliği listesine kaydolabilmek
için alınan komiserlik eğitimleri için yapılan ödemelerin, serbest meslek
kazancının tespitinde Gelir Ver- gisi Kanununa göre indirimi kabul edilmeyen
gider olarak kabul edilmesi nedeniyle, söz konusu giderleriniz dolayısıyla
yüklenilen KDV›yi Kanunun 30/d maddesi uyarınca indirim konusu yapamayacağınız
tabiidir.
Gelir İdaresi Başkanlığı (Gelir
Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü)’nün S.
62030549-120[68-2018/1111]- E.49646 T. 14.01.2020 tarihli özelgesi
KONU:
KOMBİNE MAÇ BİLETİ HARCAMALARININ, MES- LEKİ KAZANÇTAN İNDİRİM KONUSU YAPILIP
YAPILMAYA- CAĞI HAKKINDA
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
serbest muhasebeci mali müşavir olarak faaliyette bulunduğunuz, mesleki
faaliyetinizin icrası sırasında müşterileriniz ile olan ilişkilerinizi korumak
ve güçlendirmek, yeni müşteriler ile tanışmak, müşterilerle sosyal ortamlarda
bir arada bulunularak işle ilgili hususları konuşmak amacıyla, 2018-2019 sezonu
futbol müsabakalarının takibi ile ilgili 3 (üç) adet kombine bilet satın aldı-
ğınız ve bu biletleri iş ilişkisi içinde bulunduğunuz kişilere kullandırdığınız
belirtilerek, söz konusu kombine bilet alımı bedellerinin, serbest meslek
kazancınızın tespitinde gider olarak gösterilip
gösterilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
“Serbest Meslek Kazancının Tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde; “ Her türlü
serbest meslek faaliyetinden do- ğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...” hükmü yer almıştır.
Aynı Kanunun “Serbest Meslek Kazancının
Tespiti” başlıklı 67 nci mad- desinin birinci fıkrasında; “Serbest meslek
kazancı bir hesap dönemi için- de serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak
tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil
edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten
sonra kalan farktır.” hük- müne yer verilmiştir.
Öte yandan; anılan Kanunun «Mesleki
Giderler» başlıklı 68 inci maddesinde de serbest meslek kazancının tespitinde
hasılattan indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup, maddenin birinci
fıkrasının (1) numaralı bendinde, mesleki kazancın elde edilmesi ve idame
ettirilmesi için ödenen genel giderlerin serbest meslek kazancının tespitinde
hasılattan indirileceği hükme bağlanmıştır.
Gelir Vergisi Kanununun 68 inci
maddesinin birinci fıkrasının (1) numa- ralı bendinde yer alan genel
giderlerin, serbest meslek kazancının tespi- tinde gider olarak indirilebilmesi
için kazancın elde edilmesi ve idamesi
ile açık ve doğrudan bir bağının bulunması, yapılan
işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip olması gerekmektedir.
Bu hükümlere göre, hizmet verdiğiniz
kişiler için kullandığınızı belirttiği- niz, 2018-2019 sezonu futbol
müsabakalarını takip için satın alınan 3 (üç) adet kombine bilet harcamalarının,
faaliyetinizin yürütülmesine mahsus olmaması nedeniyle, kazancınızın elde
edilmesi veya idamesi arasında doğrudan bir bağ olduğundan söz edilemeyecektir.
Bu itibarla, 2018-2019 sezonu futbol
müsabakalarını takip için satın alı- nan 3 (üç) adet kombine bilet
harcamalarının, Gelir Vergisi Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (1)
numaralı bendi kapsamında serbest meslek kazancınızın tespitinde indirim konusu
yapılması mümkün değildir.
68
Gelir
İdaresi Başkanlığının S. 64958909-120-E.13940 T. 08.05.2020 tarihli özelgesi
KONU:
YEMEKLİ TOPLANTI BEDELİNİN GİDER OLARAK SERBEST MESLEK KAZANCININ TESPİTİNDE
İNDİRİM KONUSU YAPILAMAYACAĞI HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
mali müşavirlik faaliyetinden dolayı mükellef olduğunuzu, 05.05.2019 tarihinde
yapılan mali müşavirler
odası seçimleri nedeniyle 15.04.2019
tarihinde … Kongre Merkezinde bütün
meslektaşlarınıza yemekli toplantı
düzenlediğinizi ve bununla ilgili adınıza fatura düzenlendiğini belirterek, söz
konusu giderin (yemekli toplantı bedelinin) mesleki kazancınızdan indirim
konusu yapıp yapamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
-
“Serbest meslek kazancının tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde, “Her türlü
serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü,
-
“Serbest Meslek Kazancının Tespiti” başlıklı 67 nci maddesinin birinci
fıkrasında, “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek
faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle
sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla
yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.”hükmü
yer almaktadır.
Aynı
Kanunun, “Mesleki Giderler” başlıklı 68 inci maddesinde de, serbest meslek
kazancının tespitinde hasılattan indirilecek giderler bentler halinde sayılmış
olup, söz konusu maddede temsil ve ağırlama giderleri mahiyetindeki giderlerin
indirim konusu yapılabileceğine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir.
Anılan
Kanunun “Mesleki Giderler” başlıklı 68 inci maddesinde ise serbest meslek
kazancının tespitinde hasılattan indirilecek giderler bentler halinde sayılmış
olup maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, mesleki kazancın elde
edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderlerin serbest meslek
kazancının tespitinde hasılattan indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Gelir
Vergisi Kanununun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde
yer alan genel giderlerin, serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak
indirilebilmesi için kazancın elde edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir
bağının bulunması, yapılan işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile
mütenasip olması gerekmektedir.
Buna
göre, mali müşavirler odası seçimlerinden dolayı bütün meslektaşlarınıza
düzenlemiş olduğunuz yemekli toplantı dolayısıyla
yapmış olduğunuz giderin kazancınızın
elde edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının bulunmaması
nedeniyle, serbest meslek kazancınızın tespitinde gider olarak indirim konusu
yapılması mümkün bulunmamaktadır.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek
faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
hükmü yer almıştır.
Aynı
Kanunun 67 nci maddesinde; “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest
meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer
suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet
dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.” hükmüne yer
verilmiştir.
Anılan
Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinde, mesleki
faaliyette kullanılan tesisat ve demirbaş eşya için Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre ayrılan amortismanların (amortismana tabi iktisadi kıymetlerin
elden çıkarılması halinde aynı Kanunun 328 inci maddesine göre hesaplanacak
zararlar dahil) serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirileceği
hükme bağlanmıştır.
Bu
hükümlere göre; serbest meslek faaliyetinin ehemmiyet ve genişliği ile
mütenasip olan ve işte kullanılan envantere kayıtlı taşınabilir bilgisayar için
ayrılan amortismanların serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirim
konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;
-1/1
inci maddesinde, Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest
meslek faaliyeti çerçevesindeki teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,
-29/1-a maddesinde, mükelleflerin, faaliyetlerine
ilişkin olarak kendilerine
yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla
hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi,
yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den
indirebilecekleri,
-30/1-d
maddesinde, mükelleflerin, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın
tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV’yi, vergiye
tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV’den indiremeyecekleri
hükme bağlanmıştır.
Buna
göre, serbest meslek faaliyetinizin icrasında kullanmak üzere satın aldığınız
taşınabilir bilgisayara ilişkin amortisman tutarının, Gelir Vergisi Kanununa
göre kazancın tespitinde indiriminin kabul edilmesi nedeniyle, bu taşınabilir
bilgisayara ilişkin yüklenilen KDV›nin indirim konusu yapılması mümkündür.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
3065 sayılı Katma
Değer Vergisi (KDV) Kanununun;
-
29/1-a maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden
hesaplanan KDV’den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin
olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak
düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi indirebilecekleri,
-
34/1 inci maddesinde, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere
ait KDV’nin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden
ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere
kaydedilmek
şartıyla indirilebileceği, hüküm altına alınmıştır.
Buna
göre, işyerinizde ortak kullanılan ancak başkası adına kayıtlı olan elektrik,
su, telefon ve internet faturalarının faaliyette bulunulan işyerine ait
olduğunun ve işle ilgili olarak kullanıldığının 213 sayılı Vergi Usul Kanununa
göre tevsik edici belgelerle ispatı halinde, bu belgelere dayalı giderlerle
ilgili olarak yüklenilen KDV’nin tarafınızca katılım oranında indirim konusu
yapılabilmesi mümkün bulunmaktadır.
I- GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- 65 inci maddesinde, “ Her türlü
serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya
mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
. ” hükmü
- 68 inci maddesinde,
“Serbest meslek kazancının tespitinde
aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir:
1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgâhlarının bir kısmını iş
yeri olarak kullananlar, ikametgâh için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve
aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü
olanlar kira yerine amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını
iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.).
. ”hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık
Kanununun «Büro edinme zorunluluğu» başlıklı 43 üncü maddesinin ikinci
fıkrasında; «Bir avukatın birden fazla bürosu olamaz. Birlikte çalışan
avukatlar ayrı büro edinemezler. Avukatlık ortaklığı yurt içinde şube açamaz…»
hükmü yer almaktadır.
Bu itibarla; kiralamak üzere satın
aldığınız restoran niteliğindeki gayri- menkulün serbest meslek faaliyetiniz
ile ilişkisinin bulunmaması nedeniy- le, söz konusu taşınmazın avukatlık
ofisine dönüştürülmesi ile ilgili yapılan tadilat giderlerinin doğrudan gider
yazılması veya amortisman yoluyla gi- derleştirilmesi söz konusu değildir.
Ancak, mesleki faaliyetinizin
yürütülmesi için başkaca bir ofisinizin bu- lunmaması kaydıyla, şahsınıza ait
olup gerekli tadilatlar yapılarak avukat- lık ofisine dönüştürülen gayrimenkulün
serbest meslek faaliyetiniz kapsa- mında aktife alınması ve faaliyetinizin
yürütülmesinde fiilen işyeri olarak kullanılması halinde ise bu tarihten
itibaren ayrılacak amortismanlar hası- lattan indirim indirim konusu
yapılabilecektir.
II- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun;
- 187 nci maddesinde, “Ferdi
teşebbüslerde, mükellefin sahip olduğu bina ve arazi hakkında aşağıda yazılı
esaslar cari olur:
1. Fabrika, ambar, atelye, dükkan,
mağaza ve arazi -işletmede ister kıs- men, ister tamamen kullanılsınlar-
değerlerinin tamamı üzerinden envan- tere alınır.
2. Ticaret hanları gibi oda oda veya
kısım kısım kullanılabilen binalarla evlerin ve apartmanların yarısından
fazlası işletmede kullanıldığı takdirde envantere ithal edilir.
3. Envantere alınan gayrimenkullerin
kullanış tarzlarında sonradan vaki olacak değişiklikler, hesap yılı içinde
nazara alınmaz.”,
- 189 uncu maddesinde, “Üzerinden
amortisman yapılan kıymetler ve bunların amortismanları aşağıda yazılı şekillerden
herhangi biri ile göste- rilir:
1. Envanter defterinin ayrı bir yerinde;
2. Özel bir amortisman defterinde;
3. Amortisman listelerinde.
Amortisman kayıtları, amortismana
başlandığı tarihten itibaren her yılın amortismanı ayrı ayrı gösterilmek şartiyle
birbirine bağlanır. İşletmeye ye- niden giren iktisadi kıymetlerle bunların
amortismanlarının evvelki yıllara ait kayıtlarda devam ettirilmesi caizdir.
Amortisman defteri veya listelerinin
kayıtları envanter kaydı hükmünden- dir. Yukarıdaki esaslara göre kayıtlarda
gösterilen iktisadi kıymetlere ait değerler envanter defterine toplu olarak
geçirilebilir.”,
- 191 inci maddesinde, “Envantere alınan
iktisadi kıymetler bu kanunun “değerleme “ye ait üçüncü kitabında yazılı
esaslara göre değerlenir.”,
- 210 uncu maddesinde, “Serbest meslek
erbabı bir (Kazanç defteri) tu- tarlar.
Bu defterin bir tarafına giderler, diğer tarafına da
hasılat kaydolunur. Defterin gider tarafına, yapılan giderlerin nev’i ile
yapıldığı tarih ve hası-
lat tarafına ise ücretin alındığı tarih ve miktarı ile
kimden alındığı yazılır.
Hekimler diledikleri takdirde, yukarıda
yazılı malumatı protokol defterin- de göstermek şartiyle ayrı kazanç defteri
tutmayabilirler.”,
- 211 inci maddesinde, “Serbest meslek
erbabı, işlerinde bir yıldan fazla kullandıkları ve amortismana tabi tuttukları
tesisat ve demirbaş eşyanın kıymetleri ile amortismanlarını 189’uncu maddede
yazılı şekilde tutulan
“Amortisman kayıtlarında” gösterirler.”,
- 262 nci maddesinde, “Maliyet bedeli,
iktisadi bir kıymetin iktisap edil- mesi veyahut değerinin artırılması
münasebetiyle yapılan ödemelerle bun- lara müteferri bilumum giderlerin
toplamını ifade eder.”,
- 269 uncu maddesinde, “İktisadi
işletmelere dahil bilumum gayrimen- kuller maliyet bedelleri ile değerlenir. Bu
kanuna göre, aşağıdaki yazılı kıymetler gayrimenkuller gibi değerlenir:
1. Gayrimenkullerin mütemmim cüzüleri ve teferruatı,
2. Tesisat ve makinalar;
3. Gemiler ve diğer taşıtlar;
4. Gayrimaddi haklar.”,
- 270 inci maddesinde,
“Gayrimenkullerde, maliyet bedeline, satın alma bedelinden başka, aşağıda
yazılı giderler girer:
1. Makina ve tesisatta gümrük vergileri, nakliye ve
montaj giderleri;
2. Mevcut bir binanın satın alınarak
yıkılmasından ve arsasının tesviye- sinden mütevellit giderler.
Noter,
mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Özel
Tüketim Vergilerini maliyet bedelini ithal etmekte veya genel giderler arasında
göstermekte mükellefler serbesttirler.”,
- 272 nci maddesinin birinci ve ikinci
fıkralarında, “Normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında, gayrimenkulü
veya elektrik üretim ve dağı- tım varlıklarını genişletmek veya iktisadi
kıymetini devamlı olarak artırmak maksadıyla yapılan giderler, gayrimenkulün
veya elektrik üretim ve dağı- tım varlıklarının maliyet bedeline eklenir.
(Bir geminin iktisap tarihindeki
süratini fazlalaştırmak, yolcu ve eşya yükleme ve barındırma tertibatını
genişletmek veya değiştirmek suretiyle iktisadi kıymetini devamlı olarak
artıran giderlerle bir motorlu kara nakil vasıtasının kasa veya motorunun
yenisi ile değiştirilmesi veya alımında mevcut olmayan yeni bir tertibatın
eklenmesi için yapılan giderler maliyet bedeline eklenmesi gereken
giderlerdendir.)”,
-
313 üncü maddesinde, “İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpran- maya,
aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkuller- le 269 uncu madde
gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymet-
lerin, alet, edavat, mefruşat, demirbaş ve sinema
filmlerinin birinci kısım- daki esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun
hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder.
...
Değeri 50.000.000.- lirayı (513 Sıra
No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2020’dan itibaren 1.400 TL) aşmayan
peştemallıklar ile işletmede kul- lanılan ve değeri 50.000.000.- lirayı (513 Sıra
No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2020’dan itibaren 1.400 TL) aşmayan alet,
edevat, mefruşat ve demir- başlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan
doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edenlerde
bu had topluca dikkate alınır.”,
hükümleri yer almaktadır.
Diğer taraftan, mezkûr Kanunun 315 inci
maddesinde, mükelleflerin amortismana tabi iktisadi kıymetlerini Hazine ve
Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa edecekleri ve
ilan edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı ömürlerinin
dikkate alınacağı hükme bağlanmış olup, söz konusu maddenin Bakanlığımıza
verdiği yetkiye isti- naden amortismana tabi iktisadi kıymetler için
uygulanacak “Faydalı Ömür ve Amortisman Oranları” tespit edilerek; 339, 365,
389, 399, 406, 418, 439, 458 ve 506 Sıra No lu Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliğleri ile değişik 333 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği eki liste
(Amortisman Lis- tesi) ile açıklanmıştır.
Buna göre, mülkiyeti şahsınıza ait, tapu
siciline lüks restoran olarak ka- yıtlı iş yerinin, serbest meslek
faaliyetinizin icrasında kullanılmak üzere, avukatlık bürosuna dönüştürmek
üzere yaptığınız, diğer bir ifade ile gay- rimenkulünüzün avukatlık
faaliyetinizin icrasına uygun hale getirilmesine yönelik olarak yaptığınız
giderlerin, normal bakım-tamir ve temizleme gi- derleri kapsamında
değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, faaliyetinizde kullanılmak
üzere söz konusu gayrimenkulün dönüştürme işleminin yapılmasını müteakiben,
kullanılabilir duruma geldiği dönemden itibaren envanterinize dahil edilmesi
icap etmekte olup, bu durumda söz konusu giderlerin iktisadi ve teknik bakımdan
bir bütün olarak değerlendirilerek gayrimenkulün maliyet değeri ile
ilişkilendirilmesi ve gayrimenkulün maliyet değeri üzerinden genel hükümler
çerçevesinde amortisman yoluyla itfa edilmesi mümkün bulunmaktadır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda,
serbest muhasebecilik faaliyetiniz nedeniyle gelir vergisi mükellefi
olduğunuzu, mesleğinizi personel çalıştırmaksızın tek başınıza icra ettiğinizi,
mesai saatleri içerisinde işyerinizde yediğiniz yemek bedelinin, serbest meslek
kazancınızın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılıp yapılamayacağı
hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
“Serbest Meslek Kazancının Tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde;
“Her türlü serbest meslek faaliyetinden
doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun “Serbest Meslek Kazancının
Tespiti” başlıklı 67 nci mad- desinin birinci fıkrasında; “Serbest meslek
kazancı bir hesap dönemi için- de serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak
tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil
edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten
sonra kalan farktır.” hük- müne yer verilmiştir.
Yine,
aynı Kanunun “Mesleki Giderler” başlıklı 68 inci maddesinde de; “Serbest meslek
kazancının tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir.
1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgahlarının bir kısmını iş
yeri olarak kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve
aydınlatma gibi diğer giderlerin
yarısını indirebilirler. İş yeri kendi
mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü olup bunun bir
kısmını iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)
...” hükmü yer almaktadır.
Gelir Vergisi Kanununun 68 inci
maddesinin birinci fıkrasının (1) numa- ralı bendinde yer alan genel
giderlerin, serbest meslek kazancının tespi- tinde gider olarak indirilebilmesi
için kazancın elde edilmesi ve idamesi
ile açık ve doğrudan bir bağının bulunması, yapılan
işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip olması gerekmektedir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre;
mesleğinizi icra ettiğiniz mesai saatleri içerisinde işyerinde yediğiniz yemek
bedelinin Vergi Usul Kanunu uyarınca belgelendirilmesi halinde, Gelir Vergisi
Kanununun 68 inci maddesinin bi- rinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer
alan genel giderler kapsamında mesleki kazancınızın tespitinde gider olarak
indirilmesi mümkün bulun- maktadır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda,
noterlik faaliyeti ile iştigal ettiğinizi belirterek, envantere kaydedeceğiniz
ikinci araca ilişkin amortisman
ve giderlerin serbest meslek kazancından indirim
konusu yapılıp yapılamayacağı, Türkiye Noterler Birliği, Noter Odaları ve
Noterlik Dairelerinde Görevli Kişilerin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik
hükmüne göre alınacak takım elbise, gömlek, kravat ve ayakkabı gibi kıyafetlere
ait faturaların gider yazılıp yazılmayacağı, gider
yazılabilirse miktar
sınırlaması bulunup bulunmadığı hususlarında
Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- 61 inci maddesinde,” Ücret, işverene
tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen
para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı
(Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.» hükmü,
- “Serbest meslek kazancının tarifi”
başlıklı 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazan- cıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü,
- “Serbest Meslek Kazancının Tespiti”
başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Serbest meslek kazancı bir
hesap dönemi içinde serbest mes- lek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen
para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra
kalan farktır.”hükmü,
- “Mesleki Giderler” başlıklı 68 inci
maddesinde, “Serbest meslek kazan- cının tespitinde aşağıda yazılı giderler
hasılattan indirilir.
1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgahlarının bir kısmını iş
yeri olarak kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve
aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü
olanlar kira yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü olup bunun bir kısmını
iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)
2. Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya
iş yerinin müştemilatındaki iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri,
sigorta primleri ve emekli aidatı (bu primlerin ve aidatın geri alınmamak üzere
Türkiye’de kain sigorta şir- ketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına
ödenmiş olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz
bulunmaları şartıyla) ile 27 nci mad-
dede yazılı giyim giderleri”
...
4. Mesleki faaliyette kullanılan
tesisat, demirbaş eşya ve envantere da- hil taşıtlar için Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre ayrılan amortismanlar (amortismana tâbi iktisadi kıymetlerin
elden çıkarılması halinde aynı Ka- nunun 328 inci maddesine göre hesaplanacak
zararlar dahil).
(7194 sayılı kanunun 14 üncü maddesiyle
eklenen parantez içi hüküm; Yürürlük: 1/1/2020 tarihinden itibaren başlayan
vergilendirme dönemi gelir ve kazançlarına uygulanmak üzere 07.12.2019) (Şu
kadar ki özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi hariç ilk iktisap bedeli
160.000 Türk lirası- nı, söz konusu vergilerin maliyet bedeline eklendiği veya
binek otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği hâllerde, amortismana tabi
tutarı 300.000 Türk lirasını aşan binek otomobillerinin her birine ilişkin
ayrılan amortis- manın en fazla bu tutarlara isabet eden kısmı gider yazılabilir.
Bu hükmün uygulanmasında binek otomobilin iktisap edildiği tarihte yürürlükte
olan tutar dikkate alınır.)
5. Kiralanan veya envantere dahil olan
ve işte kullanılan taşıtların gider- leri.(7194 sayılı kanunun 14 üncü
maddesiyle eklenen parantez içi hüküm; Yürürlük: 1/1/2020 tarihinden itibaren
başlayan vergilendirme dönemi gelir ve kazançlarına uygulanmak üzere
07.12.2019)(Şu kadar ki binek otomo- billerine ilişkin giderlerin en fazla
%70’i ve kiralama yoluyla edinilen binek
otomobillerinin her birine ilişkin aylık
kira bedelinin 5.500 Türk lirasına kadarlık kısmı ile binek otomobillerinin
iktisabında ödenen özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi toplamının en
fazla 140.000 Türk lirasına kadarlık kısmı gider olarak dikkate alınabilir.) …”
hükmü,
- 27 nci maddesinde, “Aşağıda yazılı
teçhizat ve tayın bedelleri gelir vergisinden müstesnadır:
...
(2)
Demirbaş olarak verilen giyim eşyası (Resmi ve özel daire ve mües- seselerce
hizmet erbabına işin icabı olarak verilen ve bunların işten ayrıl- maları
halinde geri alınan giyim eşyası)
...” hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasında, tevkifat yapmakla yükümlü olanlar sayılmış olup, aynı fıkranın
birinci bendinde, hizmet erba-
bına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup
ücret sayılan ödeme- lerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü
maddelere göre gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 311 seri No.lu Gelir Vergisi
Genel Tebliğinin «Binek Otomobillerin Giderleri ve Amortismanlarının Vergi
Matrahından İndirilmesi» başlıklı beşinci bölümünde, konu ile ilgili olarak
ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup anılan Tebliğin;
- “Yasal düzenleme” başlıklı 11 inci maddesinde, “ ...
(3) 7194 sayılı Kanunun 52 nci
maddesinin birinci fıkrasının (d) ben- dinde “Bu Kanunun 13 üncü ve 14 üncü
maddeleri 1/1/2020 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemi gelir ve
kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer ”,
- “Binek otomobillere ilişkin kiralama
ve iktisap giderleri” başlıklı 13 üncü maddesinde, “...
(8) Faaliyetleri kısmen veya tamamen
binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların
bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, binek otomobillerin iktisabına
ilişkin özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi toplamının 2020 yılı için
en fazla 140.000 Türk lirası- na kadarlık kısmı ticari veya mesleki kazancın
tespitinde gider olarak dik- kate alınabilecektir ” ,
“Binek otomobillere ilişkin tamir,
bakım, yakıt ve benzeri cari giderler” başlıklı 14 üncü maddesinde; “(1)
Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli
şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere,
binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla %70’i, gelir ve kurumlar vergisi
açısından safi kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu
yapılabilecektir.
(2) İşletmeye veya envantere dâhil olup
ticari veya mesleki faaliyette kullanılan binek otomobillerin giderleri
sınırlandırılmakta olup, bu sınırla- ma esas itibarıyla faaliyetleri kısmen
veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde
işletilmesi olanların bu amaçla kullan- dıkları hariç olmak üzere binek
otomobillerin giderlerini kapsamaktadır.
(3) Birinci fıkra kapsamındaki giderler
genel olarak taşıtların tamir, ba- kım, yakıt, sigorta ve benzeri cari
giderleridir.
(4) Yapılan giderlerin işletmeye veya
envantere kayıtlı ya da kiralama yoluyla edinilen binek otomobillere ilişkin
olup olmamasının bir önemi bu-
lunmamaktadır.
...
(6) 1/1/2020 tarihinden önce iktisap
edilen veya kiralama yoluyla edini- len binek otomobillere ilişkin Kanunun
yürürlük tarihinden sonrasına teka- bül eden giderlerin en fazla %70’i, gelir
ve kurumlar vergisi açısından safi kazancın tespitinde gider olarak indirim
konusu yapılabilecektir.”,
- “Binek otomobillere ilişkin amortisman
giderleri” başlıklı 15 inci mad- desinde, “(1) Faaliyetleri kısmen veya tamamen
binek otomobillerinin kira- lanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi
olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, özel tüketim vergisi ve
katma değer vergisi hariç ilk iktisap bedeli 2020 yılı için 160.000 TL, söz
konusu vergilerin tercihen ma- liyet bedeline eklendiği veya binek otomobilin
ikinci el olarak iktisap edildi- ği hâllerde, amortismana tabi tutarı 2020 yılı
için 300.000 TL’yi aşan binek otomobillerinin her birine ilişkin ayrılan
amortismanın en fazla bu tutarlara isabet eden kısmı gelir ve kurumlar vergisi
açısından safi kazancın tespi- tinde gider olarak dikkate alınabilecektir.
(2) 213 sayılı Kanun hükümlerine göre,
aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam ay sayılmak suretiyle kalan ay
süresi kadar amortisman ay- rılan ve amortisman ayrılmayan süreye isabet eden
bakiye değerleri, itfa süresinin son yılında tamamen yok edilebilen binek
otomobiller için aktife alınan yılda gider konusu yapılamayan amortisman
bedellerinin tamamı, itfa süresinin son yılında amortismana esas bedel
uygulamasından bağım- sız olarak safi kazancın tespitinde gider olarak dikkate
alınabilecektir.
...
(6) 7/12/2019 tarihinden önce iktisap
edilmiş binek otomobillerde ise amortisman, değişiklik öncesi hükümlere göre
gider yazılabilecektir ”,
açıklamalarına yer verilmiştir.
Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesinin birinci
fıkrasının;
- (1) numaralı bendinde yer alan genel
giderlerin, serbest meslek kazan- cının tespitinde gider olarak indirilebilmesi
için kazancın elde edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının
bulunması, yapılan işin mahiyeti- ne uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip
olması gerekmektedir.
-
(2) numaralı bendinde yer alan giyim giderleri ise işyerinde çalıştırılan
hizmetli ve işçilere verilen giyim eşyalarıyla sınırlı olup, bu giyim eşyaları-
nın işçilerce kullanımının işin gereği olması, bunların giyime hazır şekilde ve
ayın olarak verilmesi, ticari teamüllere göre bu eşyanın işverence te-
mininin alışılagelmiş olması ve hizmetli ve işçilerin
işten ayrılmaları duru- munda bunların geri teslim edilmesi gerekmektedir.
Bu hüküm ve açıklamaların birlikte
değerlendirilmesi sonucunda; mes- leki faaliyetinizin ifasında kullandığınızı
belirttiğiniz dış giyim eşyalarının münhasıran faaliyetinizin yürütülmesine
mahsus olmaması nedeniyle, belirtilen harcamalarınız ile mesleki kazancın elde
edilmesi veya idamesi arasında doğrudan bir bağ olduğundan söz edilemeyeceğinden
yapmış ol- duğunuz takım elbise, gömlek, kravat ve ayakkabı gibi harcamaların,
mes- leki kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.
Çalışanlarınız için satın aldığınız
giyim eşyalarının ise çalışanlarınıza sağlanan menfaat kapsamında
değerlendirilerek ücret hükümlerine göre vergilendirilmesi ve ücret gideri
olarak mesleki kazancınızın tespitinde indirim konusu yapılması mümkün
bulunmaktadır.
Diğer taraftan, serbest meslek
faaliyetinizin ehemmiyet ve genişliği ile mütenasip olması kaydıyla işte
kullanılan araçlardan; 07/12/2019 tarihin- den önce envantere kaydedilen
araçlara ilişkin ayrılan amortismanların tamamının, 07/12/2019 tarihinden sonra
envantere kaydedilen araçlara ilişkin ayrılan amortismanların ise belirtilen
tutarları aşmayan kısmının, serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak
indirim konusu yapılma- sı mümkündür.
Ayrıca, bu araçlara ilişkin 01/01/2020
tarihinden önce yapılan tamir, bakım, yakıt ve benzerigiderlerin tamamı,
01/01/2020 tarihinden sonra ya- pılan giderlerin ise en fazla %70’i kazancın
tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabilecektir.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun
incelenmesinden, serbest meslek erbabı olarak serbest muhasebeci mali
müşavirlik faaliyetinde bulunduğunuz, yıl içerisinde çeşitli kitap ve dergiler
ile eğitim programları aldığınız, kitapların bir kısmının mesleki yayınlarla
ilgili olduğu, bir kısmının tarih, coğrafya gibi genel kültür ile ilgili kitap
ve dergilerden oluştuğu (hukuk kitapları, tek düzen hesap planı kitapları,
kullanılan muhasebe programlarına ait kitaplar, office programları kitapları
(Word, Excel, PowerPoint gibi), bağımsız denetim kitapları) ve eğitim
programlarının (online hukuk, bağımsız denetim, office programları) olduğu
belirtilerek, bu kitap ve dergiler ile eğitim programlarına ilişkin
harcamaların mesleki yayın alımı kapsamında gider olarak ya da Gelir Vergisi
Kanununun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yıllık beyannamede
indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ve bu harcamalara ilişkin faturalarda
gösterilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılıp yapılmayacağı
hususunda Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi istenilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
“Serbest Meslek Kazancının Ta- rifi” başlıklı 65 inci maddesinde; “Her türlü
serbest meslek faaliyetin- den doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan iş- lerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...” hükmü yer almıştır.
Aynı Kanunun “Mesleki Giderler” başlıklı
68 inci maddesinin birinci fıkrasında serbest meslek kazancının tespitinde
hasılattan indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup, aynı fıkranın
(6) numaralı ben- dinde de alınan mesleki yayınlar için ödenen bedellerin
kazancın tespi- tinde gider olarak indirilebileceği öngörülmüştür.
Yine aynı Kanunun 89 uncu maddesinin
birinci fıkrasının (2) numa- ralı bendine göre, beyan edilen gelirin % 10’unu
aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti
bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi
şartıyla, mü- kellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan
eğitim ve sağlık harcamalarının gelir vergisi beyannamesi ile bildirilecek ge-
lirden indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun
68 inci maddesinin yer alan giderlerin, serbest meslek kazancının tespitinde
gider olarak indirile- bilmesi için kazancın elde edilmesi ve idamesi ile açık
ve doğrudan bir bağının bulunması, yapılan işin mahiyetine uygun olması ve iş
hacmi ile mütenasip olması gerekmektedir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, Serbest
Muhasebeci Mali Müşavir- lik faaliyetinde bulunduğunuz göz önüne alındığında,
faaliyetinizin elde edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağı bulunan
ve yapı- lan işin mahiyetine uygun olan hukuk kitapları, tek düzen hesap planı
kitapları, muhasebe programlarına ilişkin kitaplar, office programları
kitapları, bağımsız denetim kitapları ve diğer mesleki yayınlara ilişkin
harcamaların, iş hacmi ile de mütenasip olması kaydıyla Gelir Vergisi Kanununun
68 inci maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendine göre serbest meslek
kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.
Tarih, coğrafya, genel kültür ile ilgili
kitap ve dergiler gibi mesleki faaliyetiniz yürütülmesi için zorunlu olmayan
kitap ve dergiler için ödenen bedellerin ise adı geçen Kanunun 68 nci maddesi
kapsamında gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır. Bu kitaplara
ilişkin giderlerin Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı
bendi kapsamında da indirimi mümkün değildir.
Diğer taraftan, online eğitim (hukuk,
bağımsız denetim, office prog- ramları) giderleri Gelir Vergisi Kanununun 68
inci maddesindeki ser- best meslek kazancının tespitinde indirilecek giderler
arasında sayılma- dığından, söz konusu eğitimler için yapılan ödemelerin
serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak hasılattan indirilmesi mümkün
bu- lunmamaktadır. Ancak, söz konusu eğitim giderlerinin anılan Kanunun 89 uncu
maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan şartların
taşınması halinde, yıllık beyanname üzerinden indirim konusu yapılması mümkün
bulunmaktadır.
Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV)
Kanununun;
-13/n
maddesinde, 21/6/1927 tarihli ve 1117 sayılı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma
Kanunu hükümlerine göre poşetlenerek satılanlar hariç olmak üzere basılı kitap
ve süreli yayınların tesliminin KDV den istisna olduğu,
-30/d maddesinde; Gelir ve Kurumlar
Vergisi kanunlarına göre ka- zancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen
giderler dolayısıyla ödenen KDV nin (5520 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre
transfer fiyat- landırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar ile Gelir
Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendine
göre işletme aleyhine oluşan farklara ilişkin ithalde veya sorumlu sıfa- tıyla
ödenen katma değer vergisi ile yurt içindeki işlemlerde mal tesli- mi veya
hizmet ifasında bulunan mükellefler tarafından ilgili vergilen- dirme döneminde
beyan edilerek ödenen KDV hariç) indirilemeyeceği,
hükümleri yer almaktadır.
Buna göre, Küçükleri Muzır Neşriyattan
Koruma Kanunu hükümlerine göre poşetlenerek satılanlar hariç olmak üzere basılı
kitap ve süreli yayınların teslimi 3065 sayılı Kanunun 13/n maddesine göre
KDV’den istisnadır.
Öte yandan, online eğitim giderlerinizin
Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesindeki serbest meslek kazancının
tespitinde indirilebilecek gider olarak kabul edilmemesi nedeniyle 3065 sayılı
Kanunun 30/d maddesine göre yüklendiğiniz KDV›nin indirim konusu yapılması
mümkün değildir.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, … Vergi Dairesi
Müdürlüğünün
… vergi kimlik numarasında serbest muhasebeci mali
müşavir olarak faaliyette bulunduğunuz ve mesleğin icrası sırasında meslek
mensubunun kusurundan dolayı oluşabilecek risklere karşı yaptırdığınız mesleki
sorumluluk sigortasına ilişkin ödemelerin gider kaydedilmesi hususunda tereddüt
hasıl olduğu belirtilerek konu hakkındaki Başkanlığımız görüşü talep
edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
“Serbest Meslek Kazancının Tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde, “Her türlü
serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmıyan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır ” hükmü yer almaktadır.
Aynı
Kanunun “Mesleki Giderler” başlıklı 68 inci maddesinde ise; “ Ser- best meslek
kazancının tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan indiri- lir.
1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgâhlarının bir kısmını iş
yeri olarak kullananlar, ikametgâh için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve
aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İşyeri kendi mülkü
olanlar kira yerine amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını
iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.).
…” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 26 Mayıs 2013 tarihli ve
28658 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel
Şartları Tebliğinin, “Sİ- GORTANIN KAPSAMI” başlıklı (A) bölümünün “Sigortanın
Konusu” alt
başlıklı (A.1)
bölümünde;
“Bu sigorta sözleşmesi ile sigortalının
poliçede belirtilen ve ilgili taraflar- ca konusu tarif edilerek sınırları
çizilen mesleki faaliyeti ifa ederken;
a)
Sözleşme süresi içinde meydana gelen olay sonucu doğan ve sorum- luluk
hükümleri uyarınca tazmini sözleşme süresi içinde ya da sonrasında talep edilen
zararlara karşı veya
b)
Sözleşme yapılmadan önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen olay nedeniyle,
sadece sözleşme süresi içinde sigortalıya karşı ileri sürülebilecek taleplere
karşı,
sözleşmede belirtilen miktara kadar
isteme ilişkin makul giderleri de içe- recek şekilde teminat verilir. Taraflar,
(a) ve (b) bentlerinden birini içerecek şekilde sözleşme yapabilecekleri gibi,
her ikisini içerecek şekilde de söz- leşme yapabilir.
Sigortalının işletmesi ile ilgili
sorumluluğu için yaptırılmışsa, sözleşmede aksine hüküm yoksa bu sigorta,
sigortalının temsilcisi ile işletmenin veya işletmenin bir kısmının
yönetiminde, denetiminde ve işletmede çalıştırılan kişilerin sorumluluğunu da
karşılar.”
şeklinde
tanımlanmıştır.
Aynı Tebliğin “Mesleki Sorumluluk
Sigortası Genel Şartları Serbest Mu- hasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Ve Yeminli Mali Müşavir Mes- leki Sorumluluk Sigortası Klozu”başlıklı
bölümünde,
“ I. Kapsam
Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel
Şartlarına bağlı olarak verilen bu kloz ile sigortacı, sözleşmedeki şartlara
tabi olmak kaydı ile sigortalının poliçede belirlenmiş mesleki faaliyeti ifa ederken
neden olduğu zarar dola- yısıyla ödeyeceği tazminat tutarları ile
kararlaştırılmışsa;
a) Yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerini,
b)
Sigortalının müteselsil sorumluluk gereği ödeyeceği SSK primi, vergi, vergi
cezası, gecikme zammı ve gecikme faizini,
poliçede yazılı limitler dahilinde temin
eder. Mesleki Sorumluluk Sigor- tası Genel Şartları’nın “B.1. Rizikonun
Gerçekleşmesi” maddesinde iki yıl olarak belirlenen süre, bu kloz kapsamındaki
mesleki faaliyet için beş yıl
olarak uygulanır. Ancak, taraflar daha
uzun bir süre kararlaştırabilir.” açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, meslek
mensupları tarafından, mesle- ki faaliyetlerini ifa ederken meydana gelen
zarar, ziyan ve tazminatların karşılanması amacıyla yaptırılan mesleki
sorumluluk sigortalarına ilişkin ödemelerin, mesleki kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesine yönelik bir gider olarak kabul edilmesi ve serbest meslek
kazancının tespitinde hasılattan indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
Buna göre, mesleki sorumluluk
sigortasına yönelik yaptığınız ödemeleri, Gelir Vergisi Kanununun 68 inci
maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre serbest meslek
kazancınızın tespitinde gider olarak indirim konusu yapmanız mümkün
bulunmaktadır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
serbest muhasebeci ve mali müşavir olarak serbest meslek faaliyetinde
bulunduğunuzu belirterek, yanınızda çalıştırdığınız eşinize ödediğiniz ücret ve
sigorta işveren payı ile eşiniz adına yaptığınız yemek, sağlık, ulaşım harcamalarının
gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı ile yine eşiniz adına ödediğiniz
bireysel emeklilik katkı payını serbest meslek kazancınızdan indirim konusu
yapıp yapamayacağınız hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
61 inci maddesinde; “Ücret, işverene
tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen
para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı
(Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.» hükmü,
68 inci maddesinde “Serbest meslek
kazancının tespitinde aşağıda ya- zılı giderler hasılattan indirilir.
1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgâhlarının bir kısmını iş
yeri olarak kullananlar, ikametgâh için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve
aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü
olanlar kira yerine amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını
iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.).
2. Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin
müştemilatındaki iaşe
ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç
giderleri, sigorta primleri ve emekli ai- datı (bu primlerin ve aidatın geri
alınmamak üzere Türkiye’de kain sigorta şirketlerine veya emekli ve yardım
sandıklarına ödenmiş olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği
haiz bulunmaları şartıyla) ile 27 nci maddede yazılı giyim giderleri,
...” hükmü,
23 üncü maddesinde: “Aşağıda yazılı
ücretler Gelir Vergisinden istisna edilmiştir.
8. Hizmet erbabına işverenlerce yemek
verilmek suretiyle sağlanan menfaatler (işverenlerce, işyerinde veya
müştemilatında yemek verilme- yen durumlarda çalışılan günlere ait bir günlük
yemek bedelinin 6.000.000 lirayı (16 TL) aşmaması ve buna ilişkin ödemenin
yemek verme hizmetini sağlayan mükelleflere yapılması şarttır. Ödemenin bu
tutarı aşması ha- linde, aşan kısım ile hizmet erbabına yemek bedeli olarak
nakten yapılan ödemeler ve bu amaçla sağlanan menfaatler ücret olarak
vergilendirilir.)
…
10. Hizmet erbabının toplu olarak
işyerlerine gidip gelmelerini sağlamak maksadıyla işverenler tarafından yapılan
taşıma giderleri;
…” hükmü
yer almaktadır.
Öte yandan, aynı Kanunun 94 üncü
maddesinin birinci fıkrasında tevkifat yapacaklar sayılmış, aynı fıkranın (1)
numaralı bendi ile hizmet erbabına nakden veya hesaben ödenen ücretler
üzerinden 103 ve 104 üncü maddelere göre gelir vergisi tevkifatı yapılması
gerektiği hükme bağlanmıştır.
23/10/2012 tarihli ve 85 Seri No.lu Gelir
Vergisi Sirkülerinin “8.3. Öde- nen Şahıs Sigorta Primlerinin Yıllık Beyanname
ile Beyan Edilecek Gelir- lerden İndirimi” başlıklı bölümünde, bireysel
emeklilik sistemine ödenen katkı paylarının hiçbir surette indirim konusu
yapılmayacağı açıklanmıştır.
Yukarıda yer alan hükümler uyarınca yanınızda çalışan;
-
Eşinizin fiilen ve aktif olarak yanınızda çalışması şartıyla, eşinize ya-
pacağınız ücret ödemelerinin Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddenin birinci
fıkrasının (1) numaralı bendi kapsamında, iş yerinde veya iş yeri
nin müştemilatındaki tedavi ve ilaç
giderleri ile sigorta primlerinin 68 inci maddenin birinci fıkrasının (2)
numaralı bendi kapsamında serbest meslek kazancınızın tespitinde gider olarak
dikkate alınması mümkün bulunmak- tadır.
- Eşinize verdiğiniz yemeğin işyeri ve
müştemilatında verilmesi halinde, yemek bedelinin tamamının gelir vergisinden
istisna edilmesi gerekir. Ye- mek işyeri ve müştemilatı dışında veriliyorsa
yemek bedeline ilişkin fatu- ranın işveren adına düzenlenmesi ve yemek bedeline
ilişkin ödemenin bu hizmeti sağlayan lokanta veya kuruluşa yapılması halinde,
yemek bede- linin Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin (8) numaralı
bendinde yer alan miktara kadar olan kısmının (302 Seri No.lu Gelir Vergisi
Genel Tebliği ile 2018 takvim yılında uygulanmak üzere 16 TL.) gelir
vergisinden istisna tutulması, fazlasının ilgili ayın ücretine dahil edilerek
vergilendiril- mesi gerekir. Nakit olarak verilen yemek bedelinin ise tamamı
ücret olarak vergiye tabi olacaktır.
- Eşinizin işe gidip gelmesi için
yapılan İstanbul kart ve benzeri ödeme- lerin, Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (10) numaralı bendi uyarınca istisna kapsamında
değerlendirilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan, yanınızda
çalıştırdığınız eşiniz adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı
paylarının, işyeri dışındaki sağlık harcamalarının ve İstanbul kart benzeri
ödemelerin ücret olarak değerlendirilmesi ve gelir vergisi matrahına eklenerek
tevkifata tabi tutulmak suretiyle Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddenin
birinci fıkrasının (1) numaralı bendi kapsa- mında gider olarak dikkate
alınması mümkün bulunmaktadır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda;
“Muhasebe ve Defter Tutma Faaliyetleri” nden dolayı Başkanlığımız merkez …Vergi
Dairesi Müdürlüğü
mükellefi olduğunuzu, işyerinizde kullanmak üzere
almış olduğunuz HDMI kablosu ile ekran yerine kullandığınız kamera sisteminin
de bağlı olduğu televizyonun demirbaş olarak kaydedilip kaydedilemeyeceği ile
söz ko- nusu televizyon için ayrılan amortismanın, mesleki giderler içerisinde
de- ğerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep
edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
65 inci maddesinde; “Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmıyan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
hükmü,
67 nci maddesinde; “Serbest meslek
kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak
tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil
edilebilen menfaatlerden bu fa- aliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten
sonra kalan farktır.” hükmü,
68 inci maddesinde “ Serbest meslek
kazancının tespitinde aşağıda ya- zılı giderler hasılattan indirilir:
...
4. Mesleki faaliyette kullanılan
tesisat, demirbaş eşya ve envantere da- hil taşıtlar için Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre ayrılan amortismanlar (amortismana tâbi iktisadi kıymetlerin
elden çıkarılması halinde aynı Ka- nunun 328 inci maddesine göre hesaplanacak
zararlar dahil).” hükmü
yer almaktadır.
Bu hükümlere göre, mesleki
faaliyetinizde kullanmanız ve demirbaş eşya olarak kaydetmeniz şartıyla, iş
yerinde kullanmak üzere almış oldu- ğunuz televizyon için Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre ayrılan amor- tismanın, serbest meslek kazancınızın tespitinde
indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda,
ayrılmış olduğunuz eşiniz ile çocuğunuza ödediğiniz nafaka tutarının, mahkeme
tarafından, serbest meslek faaliyetiniz dolayısıyla vermiş olduğunuz yıllık
gelir vergisi beyan- namesi ile bildirdiğiniz gelir beyanınız dikkate alınmak
suretiyle belirlendi- ği belirtilerek, söz konusu nafaka ödemelerini vermiş
olduğunuz gelir ver- gisi beyannamesinde indirim konusu yapıp yapamayacağınız
hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun; “Serbest
Meslek Kazancının Tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde;
“Her türlü serbest meslek faaliyetinden
doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...” hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun “Serbest Meslek Kazancının
Tespiti” başlıklı 67 nci mad- desinin birinci fıkrasında da; “Serbest meslek
kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak
tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil
edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten
sonra kalan farktır.” hük- müne yer verilmiştir.
Anılan Kanunun 68 inci maddesinde,
serbest meslek kazancının tespi- tinde hasılattan indirilecek mesleki
giderlere, 89 uncu maddesinde ise, ge- lir vergisi matrahının tespitinde, gelir
vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden yapılabilecek indirimlere yer
verilmiş olup, nafaka ödemelerine söz konusu maddelerde yer verilmemiştir.
Bu hükümlere göre, ayrılmış olduğunuz
eşiniz ile çocuğunuza ödediğiniz nafaka tutarının serbest meslek kazancınızın
tespitinde gider olarak dik- kate almanız veya yıllık gelir vergisi
beyannamesinde bildirilecek gelirden, indirim konusu yapmanız mümkün
bulunmamaktadır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda,
serbest meslek erbabının kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu eş ve çocukları
adına bireysel emeklilik sistemine ödediği primlerin gelir vergisi
beyannamesinde indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hususunda görüş
bildirilmesi istenilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65
inci maddesinde, “Her türlü ser- best meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya
mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 68 inci maddesinde serbest
meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilecek giderler, 89 uncu
maddesinde ise gelir vergisi matra- hının tespitinde gelir vergisi
beyannamesinde bildirilen gelirlerden yapıla- cak indirimler bentler halinde
sayılmıştır.
Bu hükümlere göre, kendiniz, eşiniz ve
çocuklarınız adına düzenlenen ve bireysel emeklilik sistemine ödenen primlerin
gerek Gelir Vergisi Kanu- nunun 68 inci maddesinde gerekse 89 uncu maddesinde
gider veya indi- rim konusu yapılacağına dair herhangi bir hüküm
bulunmadığından, söz konusu primlerin serbest meslek kazancının tespitinde
gider olarak veya gelir vergisi matrahının tespitinde indirim olarak dikkate
alınması mümkün değildir.
I-GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65
inci maddesinde, “Her türlü ser- best meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
...” hükmüne,
Anılan Kanunun 67 nci maddesinde,
“Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti
karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve
para ile temsil edilebilen men- faatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan
giderler indirildikten sonra kalan farktır.
Müşteri veya müvekkilinden, serbest
meslek faaliyeti ile ilgili olmak üze- re para ve ayın şeklinde alınan gider
karşılıkları kazanca ilave edilir.
Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin
elden çıkarılması halinde Vergi Usul Kanunu’nun 328’inci maddesine göre
hesaplanan müspet fark kazan- ca eklenir.
Vergi, resim, harç, keşif, şahitlik,
bilirkişilik ve ekspertiz gibi hususlara harcanmak üzere müşteri veya
müvekkilden alınan ve tamamen bu husus- lara sarf edilen para ve ayınlar kazanç
sayılmaz.
...” hükmüne, yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 68 inci maddesinde serbest
meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilebilecek giderler bentler
halinde sayılmış olup söz konusu giderlerin, serbest meslek kazancının
tespitinde gider olarak indirilebilme- si için kazancın elde edilmesi ve
idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının bulunması, yapılan işin mahiyetine
uygun olması ve iş hacmi ile mütena- sip olması gerekmektedir.
Buna göre, Vakıflar Bankası T.A.O. ile
aranızda düzenlenen sözleşme gereğince, bankaya borçlu kişilere yönelik olarak
tarafınızca yürütülecek yasal takip ve bu takiplerle bağlantılı davalar
kapsamında, tarafınızca PTT aracılığı ile yapılan posta giderlerini, serbest
meslek kazancınızın tespi- tinde indirim konusu yapabilmeniz için söz konusu
posta giderlerinin PTT tarafından adınıza fatura edilmesi gerekmekte olup, PTT
tarafından icra dairesi adına fatura edilen söz konusu posta giderlerinin
serbest meslek kazancınızın tespitinde indirim konusu edilmesi mümkün
bulunmamakta- dır.
II-VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci
maddesinin birinci fıkrasında, “Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça bu kanuna
göre tutulan ve üçüncü
şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan
kayıtların tevsiki mec- buridir.” hükmü yer almakta olup, söz konusu
kayıtların, esas itibarıyla, mezkûr Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde yer
alan belgelerden her- hangi birisi ile tevsik edilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, mezkûr Kanunun;
- 229 uncu maddesinde, “Fatura, satılan
emtia veya yapılan iş karşılı- ğında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek
üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari
vesikadır.”,
- 232 nci maddesinde, “Birinci ve ikinci
sınıf tüccarlar kazancı basit usul- de tespit edilenlerle defter tutmak
mecburiyetinde olan çiftçiler:
1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;
2. Serbest meslek erbabına;
3. Kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara;
4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;
5. Vergiden muaf esnafa.
Sattıkları emtia veya yaptıkları işler
için fatura vermek ve bunlara da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.
…”
hükümlerine yer verilmiştir.
Bunun yanı sıra, mezkur Kanunun 229 uncu
maddesindeki müşteri ta- nımından, malı satın alan veya kendisine iş yapılan
gerçek kişi veya tüzel kişi anlaşılması gerekmekte olup düzenlenecek olan
faturaların bu kişiler adına düzenlenmesi icap etmektedir.
Buna göre, borçlulara yönelik olarak
icra daireleri tarafından düzenlenen ödeme emri evrakının PTT tarafından tebliğ
edilmesi hizmetinde evrakı gönderen, bir başka deyişle hizmeti alan icra
daireleri olduğundan, bu hiz- mete ait faturanın ilgili icra dairesi adına
düzenlenmesinde mezkûr Kanu- na aykırılık bulunmamaktadır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda; Başkanlığımız
...
Müdürlüğünün serbest meslek faaliyetinden dolayı ...
vergi numaralı mükellefi olduğunuz, Kasım/Aralık 2018 ayında mesleki
faaliyetlerinizde kullanılmak üzere satın aldığınız ve 2018 yılında gider
olarak kaydettiğiniz sarf malzemelerin bir kısmının (31.12.2018) dönem sonunda
elde kaldığını ve 2019 yılında kullanacağınızı, 2018 takvim yılında safi
kazancınızın
tam ve doğru olarak tespit edilebilmesi için dönem
sonunda kalan sarf malzemelerin, giderlerden tenzil edilmesi ya da safi kazanca
ilave edilmesi suretiyle safi ve gerçek kazancın tespitinin uygun olacağını
düşündüğünüzü, ancak, defter beyan sistemi programının buna müsaade etmediğini
belirterek, konu hakkında Başkanlığımızdan görüş talep ettiğiniz anlaşılmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
“Serbest Meslek Kazancının Tespiti” başlıklı 67 nci maddesinin birinci
fıkrasında, “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek
faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle
sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla
yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun “Mesleki giderler” başlıklı
68 inci maddesinde ise serbest meslek kazancının tespitinde indirilecek
giderler bentler halinde sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının (1)
numaralı bendinde, mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için
ödenen genel giderlerin serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan gider
olarak indirim konusu yapı- labileceği hüküm altına alınmıştır.
Serbest
meslek kazançlarında “tahsil esası” kuralı, gerek gelirler ge- rekse giderler
yönünden geçerli olduğundan, yıl içerisinde faaliyetinde kullanılmak üzere
satın alınan mal ve hizmet alım bedelleri için yapılan ödemelerin tamamının
satın alındığı yılda gider olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Buna göre, 2018 yılında faaliyetinizde
kullanmak üzere satın aldığınızı belirttiğiniz sarf malzemelerinin bu dönemde
gider olarak hasılattan indiril- mesi gerekmekte olup, dönem sonunda kalan sarf
malzemelerin, giderler- den tenzil edilmesi ya da safi kazanca ilave edilmesi
mümkün değildir.
İlgide kayıtlı özelge talep formu ve
ekinde yer alan dilekçede, ‹ Spor Kulübü Derneğine banka dekontu ile yapılan
«üyelik giriş aidatı» ve
«yıllık aidat»ın vergi matrahının tespitinde indirim
konusu yapılmasının mümkün olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep
edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
“Serbest meslek kazancının tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde; “Her türlü
serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü yer almıştır.
Aynı Kanunun “Mesleki giderler” başlıklı
68 inci maddesinde ise serbest meslek kazancının tespitinde indirilecek
giderler bentler halinde sayılmış olup (8) numaralı bendinde, serbest meslek
faaliyetleri dolayısıyla emekli sandıklarına ödenen giriş ve emeklilik
aidatları ile mesleki teşekküllere ödenen aidatların serbest meslek kazancının
tespitinde hasılattan gider olarak indirim konusu yapılabileceği hüküm altına
alınmıştır.
Yine
aynı Kanunun “Diğer İndirimler” başlıklı 89 uncu maddesinde “Gelir vergisi
matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek ge- lirlerden
aşağıdaki indirimler yapılabilir:
...
4. Genel ve özel bütçeli kamu idareleri,
il özel idareleri, belediyeler, köyler ile kamu yararına çalışan dernekler ve
Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara yıllık toplamı beyan
edilecek gelirin % 5’ini (kalkınmada öncelikli yöreler için % 10’unu) aşmamak
üzere, makbuz kar- şılığında yapılan bağış ve yardımlar.
...
Bağış ve yardımın nakden yapılmaması
halinde, bağışlanan veya yardı- mın konusunu teşkil eden mal veya hakkın varsa
mukayyet değeri, yoksa Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre Takdir Komisyonunca
tespit edilecek değeri esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu hükümlere göre, üyesi olduğunuz ‘
Spor Kulübü Derneğine yaptığınız üyelik giriş aidatı ve yıllık aidat
ödemelerinin, söz konusu derneğin mes- leki teşekkül niteliğinde olmaması
nedeniyle, serbest meslek kazancınızın tespitinde indirim olarak dikkate
alınması mümkün bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, adı geçen Derneğe banka
dekontu ile yapılan söz konu- su aidat ödemelerinin Gelir Vergisi Kanununun 89
uncu maddesi kapsa- mında vergi matrahının tespitinde de indirim konusu
yapılması mümkün bulunmamaktadır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda;
avukatlar tarafından mahkeme ve icra dairelerine sunulan vekaletnameler üzerine
yapıştırılan ve Türkiye Barolar Birliği tarafından bastırılan vekaletname pulu
bedellerinin serbest meslek kazancınızın tespitinde indirim konusu yapılıp
yapılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
“Serbest meslek kazancının tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde;
“Her türlü serbest meslek faaliyetinden
doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü,
“Serbest Meslek Kazancının Tespiti” başlıklı 67 nci
maddesinde; “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faa-
liyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar
ve diğer suretlerle sağ-
lanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu
faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.
Müşteri veya müvekkilinden, serbest
meslek faaliyeti ile ilgili olmak üze- re para ve ayın şeklinde alınan gider
karşılıkları kazanca ilave edilir.
...
Vergi, resim, harç, keşif, şahitlik,
bilirkişilik ve ekspertiz gibi hususlara harcanmak üzere müşteri veya
müvekkilden alınan ve tamamen bu husus- lara sarf edilen para ve ayınlar kazanç
sayılmaz.
...” hükmü
yer almaktadır.
Aynı Kanunun “Mesleki Giderler” başlıklı
68 inci maddesinde ise, “Ser- best meslek kazancının tespitinde aşağıda yazılı
giderler hasılattan indiri- lir:
...
9. Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame
ettirilmesi için ödenen mes- lek, ilan ve reklam vergileri ile iş yerleriyle
ilgili ayni vergi, resim ve harç- lar.
...” hükmüne yer verilmiştir.
Bu hükümlere göre, Türkiye Barolar
Birliği tarafından bastırılan ve avu- katlar tarafından mahkeme ve icra dairelerine
sunulan vekaletnameler üzerine yapıştırılması zorunlu olan vekaletname pulu
bedellerinin, serbest meslek kazancınızın tespitinde indirim konusu yapılması
mümkün bulun- maktadır.
Ancak, söz konusu pul bedellerinin
müşteri veya müvekkiliniz tarafından karşılanması halinde indirim konusu
yapılması mümkün bulunmamaktadır.
I) GELİR VERGİSİ YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
“Serbest Meslek Kazancının Tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde; “Her türlü
serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest
meslek faaliyeti; sermaye- den ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumlu- luk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”
hükmü yer almıştır.
Aynı
Kanunun, “Serbest Meslek Kazancının Tespiti” başlıklı 67 nci mad- desinin
birinci fıkrasında; “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi için- de serbest
meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer
suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu
faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten
sonra kalan farktır.” hük- müne yer verilmiştir.
Öte yandan, söz konusu Kanunun «Mesleki
Giderler» başlıklı 68 inci maddesinde serbest meslek kazancının tespitinde
hasılattan indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup maddenin birinci
fıkrasının (1) numaralı bendinde, «Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame
ettirilmesi için ödenen genel giderler ( İkametgahlarının bir kısmını iş yeri
olarak kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve
aydın- latma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü
olanlar kira yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü olup bunun bir kısmını
iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)” hük- mü,
(3) numaralı bendinde ise; “Mesleki faaliyetle ilgili seyahat ve ikamet
giderleri (seyahat maksadının gerektirdiği süre ile sınırlı olmak şartıyla). “
hükmü yer almıştır.
Diğer taraftan, anılan Kanunun 68 inci
maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan genel giderler ile
(3) numaralı bendinde yer alan mesleki faaliyetle ilgili seyahat ve ikamet
giderlerinin serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak indirilebilmesi
için kazancın elde edil- mesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının
bulunması, yapılan işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip
olması gerekmektedir.
Bu hüküm ve açıklamaların birlikte
değerlendirilmesi sonucunda; ikamet ettiğiniz yerin tamamının veya bir kısmının
işyeri olarak kullanılmadığı, ikamet ettiğiniz otel odasının seyahat maksatlı
olmadığı ve kazancınızın elde edilmesi veya idamesi açısından doğrudan bir bağ
bulunmadığı anla- şılmaktadır. Bu itibarla, anılan harcamaların serbest meslek
kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.
II) KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN
KDV Kanununun; 1/1 inci maddesinde,
Türkiye’de ticari, sınai, zirai faa- liyet ve serbest meslek faaliyeti
çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu, 29/1 inci
maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan
KDV den faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler
dolayısıyla hesaplanarak düzenle- nen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen
KDV yi indirebilecekleri, 30/d maddesinde Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına
göre kazancın tespitin- de indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen
KDV nin, mükelle- fin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV den indirilemeyeceği
hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, mesleğinizin icrası için
kullanılması zorunlu olmayan otel odasının ikamet olarak kullanılması için
yaptığınız harcamalarınız Gelir
Vergisi Kanununa göre kazancın tespitinde indirimi
kabul edilmeyen gider olduğundan, KDV Kanununun 30/d maddesi uyarınca bu
harcamalar ne- deniyle yüklenilen KDV nin indirim konusu yapılması mümkün
bulunma- maktadır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda;
serbest meslek kazancından dolayı gelir vergisi mükellefi olduğunuz, yedek
subaylık okulunda geçen
üç aylık süreyi borçlanmanız karşılığı tahakkuk eden
1.581,12 TL tutarı 2016 Aralık ayı içerisinde ödediğinizden bahisle, Sosyal
Güvenlik Kurumuna yapmış olduğunuz ödemenin serbest meslek kazancı nedeniyle
verilecek olan yıllık gelir vergisi beyannamesinde indirilip indirilemeyeceği
hakkında Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65
inci maddesinde; “Her türlü ser- best meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette
olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır.
...” hükmü yer almaktadır.
Söz konusu Kanunun 67 nci maddesinin
birinci fıkrasında ise, “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest
meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer
suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet
dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.” hükmüne yer
verilmiştir.
Anılan Kanunun 68 inci maddesinde
serbest meslek kazancının tespi- tinde indirilecek giderler bentler halinde
sayılmış olup (8) numaralı bentte serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla
emekli sandıklarına ödenen giriş ve emeklilik aidatları ile mesleki
teşekküllere ödenen aidatların serbest mes- lek kazancının tespitinde
hasılattan gider olarak indirim konusu yapılabile- ceği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 110 Seri No.lu Gelir
Vergisi Genel Tebliğinde, Bağ-Kur Kanunu kapsamına giren serbest meslek
erbabının, Gelir Vergisi Kanunu- nun 68/8 inci maddesi hükmüne dayanarak
hasılatlarından emekli aidatı veya sosyal sigorta primi indirmemiş olmaları
şartıyla, ödedikleri Bağ-Kur
giriş keseneği ve primlerini serbest
meslek kazançları ile ilgili olarak vere- cekleri yıllık beyannamelerinde
gösterdikleri gelirden indirmelerinin uygun bulunduğu açıklanmıştır.
Öte yandan, 1479 sayılı Esnaf ve
Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu (Bağ-Kur)
Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun
yürürlüğe girmesi ile yürürlükten kaldırılmış olup, 5510 sayılı Kanunun 41 inci
maddesinin
(b) bendinde; 5510 sayılı Kanuna göre sigortalı
sayılanların, er veya erbaş olarak silahaltında veya yedek subay okulunda geçen
sürelerinin, kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve
talep tarihinde 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve
üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın
%32›si üzerinden hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir
ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, borçlandırılan sürelerinin
sigortalılıklarına sayılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 88 inci maddesinde ise;
kuruma fiilen ödenmeyen prim tutarlarının, gelir ve kurumlar vergisi
uygulamasında gider yazılamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara
göre, 5510 sayılı Sosyal Si- gortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 41
inci maddesinin (b) ben- di gereği askerlik borçlanması nedeniyle Sosyal
Güvenlik Kurumuna (Bağ- Kur) ödemiş olduğunuz askerlik borçlanması prim
tutarlarının, gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olduğunun tevsik edilmesi ve
Gelir Vergisi Kanunu- nun 68/8 inci maddesi hükmüne dayanarak serbest meslek
kazancınızın tespitinde hasılattan indirmemiş olmanız şartıyla, söz konusu
primlerin fiilen ödendiği yıla ilişkin serbest meslek kazancı nedeniyle
verilecek yıllık gelir vergisi beyannamenizde beyan edilen gelirden indirilmesi
mümkün bulunmaktadır.
I-GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61
inci maddesinde; ücretin, işve- rene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatler olduğu ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı
(Mali sorumluluk tazmina- tı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti ni- teliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmeyeceği hüküm altına
alınmıştır.
Ayrıca, Kanunun;
-65 inci maddesinde; “Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan ka- zançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
...”
-67 nci maddesinin birinci fıkrasında;
“Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti
karşılığı olarak tahsil edilen para ve
ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve
para ile temsil edilebilen menfa- atlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan
giderler dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.
...” hükümlerine yer verilmiştir.
Bunun yanı sıra, söz konusu kanunun 68
inci maddesinde ise serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilecek
giderler bentler halinde sayılmış olup maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı
bendinde, mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel
giderlerin serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirileceği hükme
bağlan- mıştır.
Diğer taraftan, aynı Kanunun 94 üncü
maddesinin birinci fıkrasında da kimlerin hangi ödemeler üzerinden tevkifat
yapacakları sayılmış ve aynı fıkranın (1) numaralı bendinde ise hizmet erbabına
ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden
(istisnadan faydala- nanlar hariç), 103 ve 104’üncü maddelere göre gelir
vergisi tevkifatı yapı- lacağı hükme bağlanmıştır.
Yine aynı Kanunun 96 ncı maddesinin
ikinci fıkrasında, vergi tevkifatının ücretler dışında kalan ödemelerde
gayrisafi tutarlar üzerinden yapılacağı, kesilmesi gereken verginin ödemeyi
yapan tarafından üstlenilmesi halinde bu verginin, bilfiil ödenen miktar ile
ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanacağı hükmüne yer
verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, serbest
meslek erbabı olarak faali- yetinizin icrası için şehir içi toplu taşıma
hizmeti karşılığı Bankacılık Dü- zenleme ve Denetleme Kurulu tarafından
elektronik para kuruluşu olarak faaliyette bulunma izni alarak faaliyetine
başlayan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından İstanbul’daki
ulaşıma ilişkin kartlarla ilgili koordinasyon görevi verilen... A.Ş.’ne kendi
ulaşımınız için ödenen bedelin İstanbul Kart için ödenen bedel) işin önem ve
genişliği ile orantılı olması şartıyla, Gelir Vergisi Kanununun 68 inci
maddesinin birinci fıkrasının 1 numaralı bendine göre serbest meslek
kazancınızın tespitinde indirim ko- nusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
Öte yandan, tarafınızdan personelinizin kullanımı için
yapılan, ...
A.Ş.’de ait İstanbul Kart ödemelerinin, net ücretin
bir unsuru olarak değerlendirilmesi, ücretin brüt tutarı hesaplanarak brüt
tutar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının
(1) numaralı bendi gereğince tevkifat yapılması gerekmektedir.
Ödenen ücret tutarı üzerinden gelir
vergisi tevkifatı yapılması kaydıyla aynı Kanunun 68 inci maddesinin birinci
fıkrasının (1) numaralı bendi gereğince serbest meslek kazancının tespitinde
indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
II- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun “İspat
edici kâğıtlar” başlıklı 227 nci maddesinin birinci fıkrasında; bu Kanunda
aksine hüküm olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan
münasebet ve muamelele- re ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükme
bağlanmıştır.
Mezkûr Kanunun 228 inci maddesinde ise,
“Aşağıdaki giderler için ispat edici kâğıt aranmaz:
1. Örf ve teamüle göre bir vesikaya
istinat ettirilmesi mutat olmayan mü- teferrik giderler;
2. Vesikanın teminine imkân olmayan giderler;
3. Vergi kanunlarına göre götürü olarak tespit edilen
giderler.
1 ve 2 numaralı fıkralarda yazılı
giderlerin gerçek miktarları üzerinden kayıtlara geçirilmesi ve miktarlarının
işin genişliğine ve mahiyetine uygun bulunması şarttır.” hükmüne yer
verilmiştir.
Ayrıca, aynı Kanunun 238 inci maddesi de
“İşverenler her ay ödedikleri ücretler için (Ücret bordrosu) tutmaya
mecburdurlar. Gelir Vergisi Kanunu- na göre vergiden muaf olan ücretlerle diğer
ücret üzerinden vergiye tabi hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri için
bordro tutulmaz...” hükmüne amirdir.
Bunun yanı sıra, 382 Sıra No.lu Vergi
Usul Kanunu Genel Tebliğinin “Özel Kartlar Kullanılarak Yapılan Şehir İçi Yolcu
Taşımacılığında Belge Düzeni” başlıklı ikinci bölümünde, bazı firmalar
tarafından çeşitli adlarla çıkarılan özel kartların, anlaşma yapılan şehir içi
toplu yolcu taşıma işlet- melerince (anlaşmalı yolcu taşıma işletmeleri)
yürütülen taşıma hizmetinin ödeme aracı olarak kullanıldığı belirtilerek
anlaşmalı yolcu taşıma işletme- lerince verilen yolcu taşıma hizmetinin
belgelendirilmesine ilişkin açıkla-
malarda bulunulmuştur.
Bahse konu Genel Tebliğde ayrıca,
bayilerce müşterilere yükleme ya- pılması sırasında mali değeri olmayan bir
belgenin müşteriye verilmesinin mümkün olduğu ifade edilmiştir.
Buna göre, serbest meslek erbabı olarak
faaliyetinizin icrası için şehir içi toplu taşıma hizmeti karşılığı İstanbul
Kart’a yüklemelerin Vergi Usul Ka- nununun 228 inci maddesine istinaden
kayıtlara alınması mümkün bulun- maktadır. Ancak, Kanunun belirtilen maddesinde
hükme bağlandığı üzere, söz konusu harcamaların gerçek miktarları üzerinden
kayıtlara geçirilmesi ve miktarlarının işin genişliğine ve mahiyetine uygun
bulunması icap et- mektedir.
Öte yandan, personeliniz tarafından
kullanılan İstanbul Kart’a yapılan yüklemelere ilişkin ödemeleriniz, Gelir
Vergisi Kanunu uygulamasında ücret kapsamında değerlendirildiğinden, bu
ödemelerin Vergi Usul Kanununun 238 inci maddesi gereğince ücret bordrosu ile
tevsik edilmesi ve temin edilen bilgi fişlerinin bu bordroya ek yapılması icap
etmektedir.
III- KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;
- 1/1 inci maddesinde, ticari, sınai,
zirai faaliyet ve serbest meslek fa- aliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan
teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
- 3/a maddesinde, vergiye tabi malların
her ne suretle olursa olsun, ver- giye tabi işlemler dışındaki amaçlarla
işletmeden çekilmesi, vergiye tabi malların işletme personeline ücret, prim,
ikramiye, hediye, teberru gibi namlarla verilmesinin teslim sayılacağı,
- 29 uncu maddesinin birinci fıkrasında,
mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma
değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin
olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak
düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini
indirebilecekleri; üçüncü fık- rasında, indirim hakkının vergiyi doğuran olayın
vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni
defterlere kaydedildiği vergi- lendirme döneminde kullanılabileceği; son
fıkrasında ise Maliye Bakanlı- ğının vergi indirimi uygulamasında doğabilecek
aksaklıkları, vergi müker- rerliğine ve vergi muafiyetine meydan vermeyecek
şekilde, bu Kanunun
ana ilkelerine uygun olarak gidermeye ve indirimle
ilgili usul ve esasları düzenlemeye yetkili olduğu,
hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, KDV oranları, KDV Kanununun 28 inci
maddesinin
Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye
dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki (I) sayılı
listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, (II) sayılı listede yer alan mal
ve hizmetler için % 8, bu listeler dışındaki diğer mal ve hizmetler için ise
%18 olarak tespit edilmiştir.
KDV Genel Uygulama Tebliğinin
“III/A-4.5. Belediyeler Tarafından Yapı- lan Şehir İçi Yolcu Taşımacılığı”
başlıklı bölümünde; Kanunun 23/f mad- desi hükmünün verdiği yetkiye
dayanılarak, belediyeler tarafından yapılan şehir içi yolcu taşımacılığında
kullanılan biletlerin ve kartların bayiler ta- rafından satışında, özel matrah
şekline göre vergileme yapılması uygun görülmüştür.
Aynı Tebliğin “III/C-5.5.Verginin
İndirimi” başlıklı bölümünde ise Kanu- nun 23 üncü maddesine göre özel matrah
şekilleri tespit edilen işlemler ile aynı Kanunun (20/4) üncü maddesine göre,
tarife ve bilet bedelinin vergi dâhil edilerek hesaplandığı hallerde,
düzenlenecek vesikalarda verginin ayrıca gösterilmesi şartı aranmayacağı,
mükelleflerin bu neviden mal ve hizmet alımları dolayısıyla yüklendikleri
vergileri, iç yüzde yoluyla hesapla- yacakları ve indirim konusu
yapabilecekleri belirtilmiştir.
Buna göre, serbest meslek erbabı olarak
faaliyetin icrası için şehir içi toplu taşıma hizmeti karşılığı ... A.Ş.’ne
ödenen ve serbest meslek kazan- cının tespitinde indirim konusu yapılması kabul
edilen İstanbul Kart dolum fişleri üzerindeki bedel üzerinden iç yüzde yöntemi
kullanılarak hesapla- nan KDV’nin, Kanunun 29 uncu maddesi hükmüne istinaden
indirim konu- su yapılması mümkün bulunmaktadır.
Ancak, serbest meslek erbabının yanında
çalışan ücretliler tarafından kullanılan ve Gelir Vergisi Kanunu yönünden net
ücretin bir unsuru olarak değerlendirilen İstanbul kart ödemelerine ilişkin
KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün değildir.
Öte yandan, şehir içi yolcu taşıma
hizmeti (İstanbul kart dolum fişleri) genel oranda %18 KDV ne tabidir.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda,
diş hekimliği yaptığınız, serbest meslek faaliyetinize ilişkin zorunlu olarak
yaptırdığınız tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası
poliçe bedelinin gider olarak indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hususunda
Başkanlımız görüşü talep edilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
«Serbest Meslek Kazancının Tarifi» başlıklı 65 inci maddesinde, «Her türlü
serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. »
hükmü yer almaktadır.
Anılan Kanunun 67 nci maddesinde,
serbest meslek kazancının, bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti
karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ile diğer suretlerle sağlanan ve
para ile temsil edilebilen menfaatlerden, bu faaliyet dolayısıyla yapılan
giderler indirildikten sonra kalan fark olduğu hükme bağlanmış ve kazancın
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tutulan serbest meslek kazanç defterine
istinaden tespit edileceği belirlenmiştir. Serbest meslek kazancının tespitinde
hasılattan hangi giderlerin indirilebileceği ise 68 inci maddede sayılmıştır.
Öte yandan, 30.01.2010 tarihli Resmi
Gazete›de yayımlanan 5947 sayılı Üniversite ve Sağlık Personelinin Tam Gün
Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8 inci
maddesi ile 1219 sayılı Kanuna eklenen Ek 12 nci maddede, özel sağlık kurum ve
kuruluşlarında çalışan veya mesleklerini serbest olarak icra eden tabip, diş
tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama
sebebi ile kişilere verebilecekleri zararlar ile bu sebeple kendilerine
yapılacak rücuları karşılamak üzere mesleki malî sorumluluk sigortası yaptırmak
zorunda olduğu, zorunlu mesleki malî sorumluluk
sigortasının, mesleklerini serbest olarak icra
edenlerin kendileri tarafından yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, 1219 sayılı Kanuna 5947
sayılı Kanunla eklenen Ek 12 nci madde uyarınca diş hekimliği mesleğinizi
serbest olarak icra ederken, tıbbi kötü uygulama sebebi ile kişilere
verilebilecek zararlar ile bu sebeple kendinize yapılacak rücuların
karşılanması amacıyla
yaptırılması gerekli olan mesleki malî
sorumluluk sigortasına ilişkin kanuni zorunluluk kapsamında ödenen prim
tutarının serbest meslek kazancınızın tespitinde gider olarak indirim konusu
yapılması mümkün bulunmaktadır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda,
Mali Müşavirlik faaliyetiniz nedeniyle gelir vergisi mükellefi olduğunuz,
mesleğinizi icra ederken işyerinize ait günlük temizlik, büro malzemeleri,
kırtasiye, mutfağınızda tükettiğiniz yiyecek ve içecek gibi gıda maddeleri
aldığınız, bunun dışında zaman zaman doğalgaz, elektrik, su ve diğer bakım için
hırdavat malzemeleri ve hizmet alışlarınızın olduğu, bu giderlerinizin
genellikle fatura alma sınırlarının altında olduğu belirtilerek, bu gibi
giderlerinize ait aldığınız ödeme kaydedici cihaz fişleri ve perakende satış
fişlerinin serbest meslek kazanç defterine kaydedilip serbest meslek kazancının
tespitinde hasılattan
indirilecek gider olarak yazılıp indirim konusu
yapılıp yapılamayacağı, bu belgelerdeki katma değer vergilerinin indirim konusu
yapılıp yapılamayacağı ile Sosyal Güvenlik Kurumundan emekli olduğunuz, emekli
maaşınızdan işyerinizi açtığınız tarihten itibaren % 15 sosyal güvenlik
destekleme primi olarak kesinti yapıldığı, yıllık kesinti tutarlarının
hasılattan veya yıllık gelir vergisi beyannamesinde gelir vergisi matrahından
indiriminin yapılıp yapılamayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep
edilmektedir.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
«Serbest meslek kazancının tarifi» başlıklı 65 inci maddesinde;
«Her türlü serbest meslek faaliyetinden
doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene
tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır.»
Aynı Kanunun «Serbest Meslek Kazancının
Tespiti» başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında; «Serbest meslek kazancı
bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen
para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra
kalan farktır.» hükmüne yer verilmiştir.
Yine aynı Kanunun «Mesleki Giderler»
başlıklı 68 inci maddesinde de, «Serbest meslek kazancının tespitinde aşağıda
yazılı giderler hasılattan indirilir.
1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgahlarının bir kısmını iş
yeri olarak kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve
aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü
olanlar kira yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü olup bunun bir kısmını
iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)»
...
8. Serbest meslek faaliyetleri
dolayısıyla emekli sandıklarına ödenen giriş ve emeklilik aidatları ile mesleki
teşekküllere ödenen aidatlar.
...»
hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 30 uncu maddesinin üçüncü
fıkrasının
(b) bendinde, «4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b)
bendinin 4 nu- maralı alt bendi hariç olmak üzere diğer alt bentlerine tabi
çalışmaya başlayanlardan aylıklarının kesilmemesi için yazılı istekte
bulunanla- rın yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam edilir. Bunlardan almakta
oldukları aylıklarının %15’i oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir...”
denilmiş, aynı Kanunun 88 inci maddesinde ise kuruma fiilen ödenmeyen prim
tutarlarının, gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında
gider yazılamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, aynı Kanunun 4 üncü
maddesinde sigortalı sayılanlar, 60 ıncı maddesinde genel sağlık sigortalısı
sayılanlar belirtilmiş olup, «Prim Ödeme Yükümlüsü» başlıklı 87 nci maddesinin
(b) bendinde ise hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi
adına ve hesabına bağımsız çalışanların kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile
genel sağlık sigortası ve isteğe bağlı sigorta bakımından prim ödeme yükümlüsü
olduğu hükme bağlanmıştır.
Gelir Vergisi Kanununun 68 inci
maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan genel giderlerin,
serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak indirilebilmesi için kazancın
elde edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının bulunması, yapılan
işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip olması gerekmektedir.
Bu düzenlemelere göre işyerinizde
kullandığınız; temizlik, büro malzemeleri, kırtasiye ve işyeri mutfağında
tükettiğiniz yiyecek ve içecek gibi gıda maddeleri, doğalgaz, elektrik, su ve
diğer bakım için kullanılan hırdavat malzemeleri giderleri ile faaliyetinizle
ilgili olarak hizmet alış giderlerinizin Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesinin
birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan genel giderler kapsamında,
serbest meslek faaliyetiniz dolayısıyla emekli maaşınızdan kesinti yapılması
suretiyle ödenen sosyal güvenlik destek primlerinizin ise aynı fıkranın (8)
numaralı bendine göre mesleki kazancın tespitinde gider olarak indirilmesi
mümkün bulunmaktadır.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN :
3065 sayılı Katma
Değer Vergisi (KDV) Kanununun;
- 1/1 inci maddesinde, Türkiye›de
yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti
çerçevesindeki teslim ve hizmetlerin KDV›ye tabi olduğu,
-
29 uncu maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden
hesaplanan KDV›den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin
olarak kendilerine yapılan teslim
ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen
fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV›yi indirebilecekleri, indirim
hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla,
ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme
döneminde kullanılabileceği,
- 34 üncü maddesinde, yurt içinden
sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV›nin, alış faturası veya
benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu
vesikalar kanuni
defterlere kaydedilmek şartıyla
indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, KDV Genel Uygulama Tebliğinin
(III/C-5.) bölümünde;
«204 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde;
«Ancak, mükelleflerin ticari faaliyetlerine ilişkin
olarak; işyerlerinde kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları
(Kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri gibi) ve bedeli fatura düzenleme
mecburiyetini belirleyen Kanuni haddi aşmayan diğer bir anlatımla perakende
satış fişi (veya yazar kasa fişi) düzenleme sınırları içinde kalan mal ve
hizmet bedelleri için düzenlenen perakende satış veya yazar kasa fişlerinin
gider belgesi olarak kabul edilmesi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer
257 nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak uygun görülmüştür.
İşletmenin tüketimi dışında satışa konu
olacak mal ve hizmetlerin alımlarında ise bedeli ne olursa olsun fatura
düzenlenmesi defterlere faturalara dayanılarak kayıt yapılması gerekmektedir.»
Ayrıca, 206 sıra numaralı Vergi Usul Genel Tebliğinin
(G) bölümünde; «3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanununun ilgili hükümleri gereğince mükelleflerin, faaliyetleri ile ilgili
olarak yapmış oldukları mal ve hizmet alımlarına ilişkin alış vesikalarında
ayrıca gösterilen katma değer vergisinin, belgelerin
kanuni defterlere kaydedilmiş olması şartıyla, vergiye tabi işlemler üzerinden
hesaplanan katma değer vergisinden indirilmesi mümkün bulunmaktadır.
Bu durumda, sözü edilen Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliğinde gider belgesi olarak kabul edilen perakende satış veya
yazar kasa fişlerinde ayrıca gösterilen katma değer vergisi, bu belgelerin
kanuni defterlere de kaydedilmesi şartıyla, genel hükümler çerçevesinde indirim
konusu yapılacaktır.»
açıklamalarına yer verilmiştir.
KDV mükelleflerinin işletmelerinde
tüketime konu olacak kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri, gıda gibi genel
giderlerin ödeme kaydedici cihaz fişi ile tevsik edilmesi mümkündür. Ancak,
bunlar dışında kalan alış ve giderler ödeme kaydedici cihaz fişi ile tevsik
edilemeyeceğinden, söz konusu belgelerde yer alan KDV de
indirim konusu yapılamaz. açıklamalarına
yer verilmiştir.
Buna göre, serbest meslek faaliyetinizin
icra edilmesi ile ilgili olmak kaydıyla yapmış olduğunuz kırtasiye, büro,
temizlik malzemeleri ve gıda harcamalarına ilişkin KDV›nin yukarıda belirtilen
şartlar dahilinde indirim konusu yapılması mümkündür.
VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci
maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre
tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların
tevsikinin mecburi olduğu hükmüne yer verilmiş, 229 uncu maddesinde, fatura,
«... satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı
göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen
ticari vesikadır.» şeklinde tanımlanmış, 231 inci maddesinin 5 inci bendinde,
faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi
gün
içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen
faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı, 232 nci maddesinin birinci
fıkrasında; birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit
edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin, birinci ve ikinci
sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan
tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere ve vergiden muaf
esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da
fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları, ikinci fıkrasında, bunlar
dışında kalanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde
tespit edilenlerden ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden satın
aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin 2015 takvim yılı için
880 TL›yi geçmesi veya bedeli 880 TL›den az olsa dahi istemeleri halinde
emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesinin mecbur olduğu hükmüne yer
verilmiştir.
Öte yandan, aynı Kanunun 233 üncü
maddesinde; «Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit
edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin fatura vermek
mecburiyetinde olmadıkları satışları ve yaptıkları işlerin bedelleri aşağıdaki
vesikalardan herhangi biri ile tevsik olunur.
1. Perakende satış fişleri;
2. Makineli kasaların kayıt ruloları;
3. Giriş ve yolcu taşıma biletleri...» hükmü
bulunmaktadır.
Öte yandan, 167 sıra numaralı Vergi Usul
Genel Tebliğinde birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla defter tutmak
mecburiyetinde olan çiftçilerin Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde beş
bent halinde sayılan kimselere sattıkları emtia veya yaptıkları işler için
satılan emtianın veya yapılan işin bedeli ne olursa olsun fatura vermelerinin,
emtiayı satın alan veya hizmeti yaptıran bu kimselerinde fatura iste- melerinin
ve almalarının zorunlu olduğu ve bunlar için perakende satış fişlerinin geçerli
olmayacağı açıklanmıştır.
Ancak, daha sonra yayımlanan 204 ve 206
sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile bu düzenlemeye bazı
istisnalar getirilerek, mükelleflerin ticari faaliyetlerine ilişkin olarak
işyerlerinde kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları (kırtasiye,
büro ve temizlik malzemeleri gibi) ve bedeli fatura düzenleme mecburiyetini
belirleyen kanuni haddi aşmayan mal ve hizmet bedelleri için düzenlenen
perakende satış veya yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi
uygun görülmüştür. İşletmenin tüketimi dışında satışa konu olacak mal ve
hizmetlerin alımlarında ise bedeli ne olursa olsun fatura düzenlenmesi ve
defterlere, faturalara dayanılarak kayıt yapılması gerektiği açıklanmıştır.
Buna göre, kırtasiye, büro, mutfak,
temizlik malzemeleri ve gıda maddeleri gibi sadece iş yerinizde kullanmak ve
tüketmek amacıyla satın aldığınız ve bedeli fatura düzenleme mecburiyetini
belirleyen kanuni haddi aşmayan mal ve hizmet bedelleri için düzenlenen
perakende satış veya yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi
mümkün bulunmaktadır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda
mali müşavirlik faaliyetinde bulunduğunuzu ve kendiniz için ölüm teminatlı prim
iadeli hayat sigortası yaptırdığınızı belirterek, sigorta poliçelerine
yatırdığınız paranın ne kadarının vergi indirimine konu edilebileceği hususunda
Başkanlığımız görüşünü talep ettiğiniz anlaşılmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65
inci maddesinde, «Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.» hükmü yer almıştır.
Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir
Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinde;
«Gelir vergisi matrahının tespitinde,
gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden aşağıdaki indirimler
yapılabilir:
1. Beyan edilen gelirin %15›ini ve
asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak şartıyla (Bu şartın tespitinde
işverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen
katkı payları ile 63 üncü madde- nin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi ve
bu bent kapsamında indirim ko- nusu yapılacak prim ödemelerinin toplam tutarı
birlikte dikkate alınır.) mü
kellefin şahsına, eşine ve küçük
çocuklarına ait hayat sigortalarına öde- nen primlerin %50’si ile ölüm, kaza,
hastalık, sağlık, (6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişen ibare.
Yürürlük; 03.05.2013) engellilik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta
primleri (Sigortanın Türkiye’de kâin ve merkezi Türkiye’de bulunan bir
emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş olması, prim tutarlarının
gelirin elde edildiği yılda ödenmiş ol- ması ve ücret geliri elde edenlerin
ücretlerinin safi tutarının hesaplanması sırasında ayrıca indirilmemiş
bulunması şartıyla, eşlerin veya çocukların ayrı beyanname vermeleri halinde,
bunlara ait prim kendi gelirlerinden in- dirilir.).
Bakanlar
Kurulu bu bentte yer alan oranları yarısına kadar indirmeye, iki katına kadar
artırmaya ve belirtilen haddi, asgari ücretin yıllık tutarının iki katını
geçmemek üzere yeniden belirlemeye yetkilidir.
...» hükmü mevcuttur.
Ayrıca, 23/10/2012 tarihli 85 No.lu
Gelir Vergisi Sirkülerinin «8.3. Ödenen Şahıs Sigorta Primlerinin Yıllık
Beyanname ile Beyan Edilecek Gelirlerden İndirimi» başlıklı bölümünde «6327
sayılı Kanunun 8
inci maddesiyle Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu
maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yapılan değişiklik
uyarınca, 1/1/2013 tarihinden itibaren, elde edilen gelirler için verilecek
yıllık gelir vergisi beyannamelerinde, bireysel emeklilik dışında kalan şahıs
sigortaları için ödenen primlerin beyan edilen gelirin % 15›ine kadar olan
kısmı matrahın tespitinde indirim konusu yapılabilecektir. Beyan edilen gelir
olarak, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl
zararları düşülmeden önceki tutar esas alınacaktır. Bireysel emeklilik sistemine
ödenen katkı payları hiçbir surette indirim konusu yapılmayacaktır.
Yıllık beyannamede matrahın tespitinde
dikkate alınacak sigorta primleri;
- Mükellefin şahsına, eşine ve küçük
çocuklarına ait birikim priminin alındığı hayat sigortalarına ödenen primlerin
%50›si ile
- Ölüm, kaza, hastalık, sağlık,
sakatlık, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primlerinden
müteşekkildir.
İndirim konusu yapılacak primlerin toplamı, beyan
edilen gelirin
%15›ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık
tutarını aşamayacaktır.» açıklamalarına yer verilmiştir.
Buna göre, kendi adınıza yaptırdığınız
ölüm teminatlı prim iadeli hayat sigortası için ödemiş olduğunuz primlerin
tamamının serbest meslek kazancı olarak beyan edilen gelirin %15›ini ve yıllık
olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşmaması koşuluyla gelir vergisi
matrahından indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 68
inci maddesinde, serbest mes- lek kazancının tespitinde hasılattan indirilecek
giderler bentler halinde sayılmış olup maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı
bendinde, “Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen
genel giderler (İkametgâhlarının bir kısmını iş yeri olarak kullananlar,
ikametgâh için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer
giderlerin yarısını indirebilirler. İşyeri kendi mülkü olanlar kira yerine
amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını iş yeri olarak
kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)” hükmü yer almıştır.
Adı geçen Kanununun 68 inci maddesinin
birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan genel giderlerin, serbest
meslek kazancının tespitinde gider olarak indirilebilmesi için kazancın elde
edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının bulunması, yapılan işin
mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip olması gerekmektedir.
Diğer taraftan, aynı Kanunun 89 uncu
maddesinde, gelir vergisi matra- hının tespitinde; gelir vergisi beyannamesi
üzerinde ayrıca gösterilmek
şartıyla indirim konusu yapılabilecek giderlere yer
verilmiş olup aynı mad- denin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde; 3289
sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
ile 17.6.1992 tarihli ve 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının; amatör
spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için %50’si gelir vergisi
matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden
yapılacak indirimler arasında sayılmıştır.
Bu hükümlere göre, yapmış olduğunuz
sponsorluk harcamaların, Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesinin (1)
numaralı bendi kapsamında ge- nel gider olarak, 89 uncu maddesi kapsamında
gider veya indirim olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;
1/1 inci maddesinde, yapılan ticari,
sınai, zirai faaliyet ve serbest mes- lek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de
yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
30/d maddesinde, Gelir ve Kurumlar
Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler
dolayısıyla ödenen KDV’nin, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den
indirilemeyeceği,
hükme bağlanmıştır.
Buna göre, yurt dışında mukim bankanın
İstanbul’da düzenlediği konfe- rans için yurt dışındaki bankaya nakdi olarak
yaptığınız sponsorluk öde- meleri, bir teslim veya hizmetin karşılığını teşkil
etmediğinden KDV’nin konusuna girmemektedir.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde serbest meslek kazancının
tarifi yapılmış 67 nci maddede de serbest meslek kazancının tespitinin nasıl
yapılacağı belirtilmiştir.
Söz konusu Kanunun “Mesleki Giderler”
başlıklı 68 inci maddesinde ise serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan
indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının
1 numaralı bendinde; “Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için
ödenen genel giderler (İkametgâhlarının bir kısmını iş yeri olarak kullananlar,
ikametgâh için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer
giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü olanlar kira yerine
amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını iş yeri olarak
kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)” hükmüne yer
verilmiştir.
Aynı Kanunun 68 inci maddesinin birinci
fıkrasının (1) numaralı bendin- de yer alan genel giderlerin, serbest meslek
kazancının tespitinde gider olarak indirilebilmesi için kazancın elde edilmesi
ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının bulunması, yapılan işin mahiyetine
uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip olması gerekmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinin B
bendinde “Vergi-
lendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin
muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.” hükmüne yer verilmiş, vergiyi doğuran
olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü
delille ispat- lanabileceği belirtilmiştir.
Buna göre, serbest meslek
faaliyetinizden dolayı home ofis olarak kulla- nılan konuta ait ve adınıza
düzenlenen doğalgaz, elektrik ve su faturaları gibi genel gider mahiyetindeki
ödemelerin, faaliyette bulunduğunuz işyeri- ne ait olması ve işle ilgili olarak
kullanılıyor olması halinde serbest meslek kazancının tespitinde yarısının
gider olarak indirilmesi mümkün bulunmak- tadır.
Ayrıca ev sahibi adına düzenlenen
faturaların ise faaliyette bulunduğu- nuz işyerine ait ve işle ilgili olarak
kullanılıyor olması ile birlikte tarafınızca ödendiğinin tevsiki (kesin
delillerle ispatı) halinde serbest meslek kazancı- nın tespitinde yarısının
gider olarak indirilmesi mümkündür.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
3065
sayılı KDV Kanununun 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sı- nai, zirai
faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin
KDV ye tabi olduğu,
29/1 inci maddesinde, mükelleflerin
yaptıkları vergiye tabi işlemler üze- rinden hesaplanan KDV den faaliyetlerine
ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak
düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV yi indirebilecekleri,
30/d maddesinde Gelir ve Kurumlar
Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler
dolayısıyla ödenen KDV nin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden
hesaplanan KDV den indirile- meyeceği, hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, serbest meslek
faaliyetinizden dolayı home ofis olarak kulla- nılan konuta ait ve adınıza
düzenlenen doğalgaz, elektrik ve su faturaları gibi genel gider mahiyetindeki
ödemelerin, faaliyette bulunduğunuz işye- rine ait olması ve işle ilgili olarak
kullanılıyor olması halinde Gelir Vergisi Kanununa göre kazancın tespitinde
indirimi kabul edilen kısmına ait KDV nin indirim konusu yapılması mümkün
bulunmaktadır.
Ayrıca ev sahibi adına düzenlenen
faturaların ise faaliyette bulunduğu- nuz işyerine ait ve işle ilgili olarak
kullanılıyor olması ile birlikte tarafınızca ödendiğinin tevsiki (kesin
delillerle ispatı) halinde Gelir Vergisi Kanununa
göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilen kısmına
ait KDV nin indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
68
Gelir
İdaresi Başkanlığının S. 46480499-120.04.01[2018/1648]- E.55656 T. 13.08.2020
tarihli özelgesi
KONU:
STOKTA KALAN İLAÇLARIN SERBEST MESLEK KAZANCI HESAPLANMASINDA NE ŞEKİLDE
DİKKATE ALINACAĞI HAKKINDA
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda, veterinerlik faaliyetinde bulunduğunuz, tedavi
amaçlı ilaç alımı yaptığınız, kampanyalar nedeniyle yıl sonlarında
alışlarınızın fazla olduğu, 01/01/2018 tarihi itibariyle serbest meslek
faaliyetinde bulunmanız nedeniyle defter beyan sistemi uygulamasına
başlandığından, yıl sonunda tedavi amaçlı almış olduğunuz ilaçlardan
stoklarınızda kalanları ne şekilde değerlendireceğiniz, serbest meslek kazancınızın
hesaplanmasında ne şekilde dikkate alınacağı hususunda görüş talep edildiği
anlaşılmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
65 inci maddesinde, “Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü,
67
nci maddesinde, “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek
faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle
sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla
yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.
…
Serbest
meslek erbabı, mesleki kazançlarını Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre
tuttukları “Serbest meslek kazanç defteri”ne istinaden tespit ederler.” hükmü
yer almaktadır.
Aynı
Kanunun 68 inci maddesinde ise serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan
indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının
(7) numaralı bendinde mesleki faaliyetin ifası
için ödenen mal ve
hizmet alım bedellerinin serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan gider
olarak indirim konusu yapılabileceği belirtilmiştir. Diğer taraftan, 213 sayılı
Vergi Usul Kanununun 210 uncu maddesinde,
“Serbest meslek erbabı bir (Kazanç
defteri) tutarlar.
Bu defterin bir tarafına giderler, diğer
tarafına da hasılat kaydolunur…” hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca,
serbest meslek kazançlarında geçerli olan “tahsil esası” kuralı gelirler ve
giderler yönünden geçerli olduğundan yıl içerisinde mal ve hizmet alım
bedelleri için yapılan ödemelerin tamamının satın alındığı yılda gider olarak
dikkate alınacağı tabiidir.
Bu
hükümlere göre, serbest meslek kazancı kapsamında değerlendirilen veterinerlik
faaliyetiniz sırasında ticari amaçlı alım satıma konu olmayan ve serbest meslek
faaliyetinizin sürdürülmesi için zorunlu olarak tedavi amaçlı alınan ilaçların,
hayvanların tedavisinde kullanılmayan kısmı da dahil olmak üzere tamamının
ilgili geçici ve yıllık vergilendirme dönemlerinde, kazancınızın tespitinde
gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- 65 inci maddesinde, «Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi
nam ve hesabına yapılmasıdır...»
- 67 nci maddesinin birinci fıkrasında
ise «Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti
karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve
para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan
giderler indirildikten sonra kalan farktır...»
- 68 inci maddesinde ise; «Serbest
meslek kazancının tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir:
1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgâhlarının bir kısmını iş
yeri olarak kullananlar, ikametgâh için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve
aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İşyeri kendi mülkü
olanlar kira yerine amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını
iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.). »
hükümleri yer almaktadır.
Öte yandan, serbest meslek kazançlarında
geçerli olan «tahsil esası» kuralı gelirler ve giderler yönünden geçerli
olduğundan, yıl içerisinde mal ve hizmet alım bedeli için yapılan ödemenin
tamamının ödemenin yapıldığı yılda gider olarak dikkate alınacağı tabiidir.
Buna göre, yangın, deprem, hırsızlık,
vb. risklere karşı sigortalattığınız iş yeriniz ile ilgili sigorta poliçe
bedellerinin, ödemenin yapıldığı dönemde vergiye tabi kazancınızın tespitinde
gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunun
incelenmesinden; Üç kapılar Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi olduğunuzu, eşiniz
adına kayıtlı olan otomobili serbest meslek faaliyetinde kullanmak üzere
bedelsiz olarak kiralamak istediğinizi belirterek, bedelsiz kiralama nedeniyle
gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı ile araca ait yakıt ve bakım
masraflarının
gider olarak indirim konusu yapılmasının mümkün olup
olmadığı hususlarının değerlendirilmesinin istenildiği anlaşılmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
65 inci maddesinde, «Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.»
68 inci maddesinde, «Serbest meslek
kazancının tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir:
...................
4.Mesleki faaliyette kullanılan tesisat,
demirbaş eşya ve envantere dahil taşıtlar için Vergi Usul Kanunu hükümlerine
göre ayrılan amortismanlar (amortismana tâbi iktisadi kıymetlerin elden
çıkarılması halinde aynı Kanunun 328 inci maddesine göre hesaplanacak zararlar
dahil),
5.Kiralanan veya envantere dahil olan ve
işte kullanılan taşıtların giderleri.»
70 inci maddesinde, «Aşağıda yazılı mal
ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri, irtifak ve intifa hakkı
sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratlar
gayrimenkul sermaye iradıdır.
....................
8)Motorlu nakil ve cer vasıtaları, her
türlü motorlu araç ve tesisat ve bunların eklentileri. »hükmü yer almış
olup, söz konusu Kanunun 94.
maddesinde ise kimlerin tevkifat yapmaya mecbur
oldukları sayılmış 5/a bendinde 70. maddede yazılı mal ve hakların kiralanması
karşılığı yapılan ödemelerden %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı ,
müteakip 96›ıncı maddesinde ise; «Vergi tevkifatı, 94›üncü madde kapsamına
giren nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu maddede geçen hesaben
ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak
sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade
eder.»
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
serbest muhasebeci mali müşavir olduğunuz, mesleki faaliyetiniz çerçevesinde
çalışanlarınız tarafından yapılan hatalar sonucu müşterilerinize kesilen
cezaların tarafınızca ödendiğini belirterek, söz konusu cezalara ilişkin olarak
ceza bedelleri ve dava konusu yapılması durumunda her türlü mahkeme masrafı ve
avukatlık ücretinin meslek kazancınızın tespitinde gider olarak indirim konusu
yapılıp yapılamayacağı hususunda özelge talep ettiğiniz anlaşılmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
«Serbest Meslek Kazancının Tarifi» başlıklı 65 inci maddesinde; «Her türlü
serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...» hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun «Serbest Meslek Kazancının
Tespiti» başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında; «Serbest meslek kazancı
bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen
para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra
kalan farktır.» hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, «Mesleki Giderler» başlıklı
68 inci maddesinin birinci fıkrasında;
«Serbest meslek kazancının tespitinde
aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir:
...
10.Mesleki faaliyetle ilgili olarak
kanun, ilam ve mukavelenameye göre ödenen tazminatlar.
Her türlü para cezaları ve vergi
cezaları ile serbest meslek erbabının suçlarından doğan tazminatlar gider
olarak indirilemez.» hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, ödenen tazminatın gider
yazılabilmesi için mesleki faaliyetle ilgili olması ve sözleşmeye, ilama ve
kanun emrine bağlı bulunması şarttır. Mesleki faaliyetle ilgili olmayan ve
mesleki faaliyetle ilgili olsa dahi serbest meslek erbabının şahsi kusuru
nedeniyle ödenen
zarar, ziyan ve tazminatlar ise mesleki kazancın
tespitinde gider olarak yazılamayacaktır.
Ayrıca, Borçlar Kanununun «İstihdam
Edenin Kusursuz Sorumluluğu» hükümleri çerçevesinde katlanılan tazminat
yükümlülüğü, teşebbüs sahibinin suçundan doğan tazminat olarak kabul
edilmemektedir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, mesleki
faaliyetiniz kapsamında çalışanlarınızın hatası sonucu müşterilerinize kesilen
ve tarafınızca ödenen cezaların Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesi
kapsamında mesleki kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün
bulunmamaktadır.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde;
«Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı
olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve
para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı
(Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim,
ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez. »
«Serbest Meslek Kazancının Tarifi» başlıklı 65 inci
maddesinde;
«Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. »
«Serbest Meslek Kazancının Tespiti»
başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında da; «Serbest meslek kazancı bir
hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen
para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra
kalan farktır.»
hükümleri yer almaktadır.
Aynı Kanunun «Mesleki Giderler» başlıklı
68 inci maddesinde ise serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan
indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup maddenin birinci fıkrasının
1 numaralı bendinde;
«Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi
için ödenen genel
giderler ( İkametgahlarının bir kısmını iş yeri olarak
kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma
gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü olanlar kira
yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü olup bunun bir kısmını iş yeri
olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)»hükmü,
2 numaralı bendinde de; «Hizmetli ve
işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatındaki iaşe ve ibate giderleri,
tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı (bu primlerin ve
aidatın geri alınmamak üzere Türkiye›de kain sigorta şirketlerine veya emekli
ve
yardım sandıklarına ödenmiş olması ve emekli ve yardım
sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şartıyla) ile 27 nci maddede
yazılı giyim giderleri» hükmüne yer verilmiştir.
Gelir Vergisi Kanununun 68 inci
maddesinin birinci fıkrasının 1 numaralı bendinde yer alan genel giderlerin,
serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak indirilebilmesi için kazancın
elde edilmesi
ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının bulunması,
yapılan işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip olması
gerekmektedir.
Bu hükümlere göre, iş yerinizde ücretli
çalışan personelin eğitim ve danışmanlık hizmeti veren yurt içindeki bir firma
aracılığıyla yabancı
dil eğitimi alması için yurt dışına
gönderilmesi dolayısıyla yapılan harcamaların, Gelir Vergisi Kanununun 68 inci
maddesine göre gider olarak yazılması mümkün bulunmamaktadır.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
Katma Değer Vergisi Kanununun;
29/1 inci maddesinde; mükelleflerin
yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden,
bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine
yapılan teslim ve hizmetler nedeniyle ödenen ve fatura veya benzeri vesikalarda
gösterilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılabileceği,
30/d maddesinde ise, Gelir ve Kurumlar
Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler
dolayısıyla ödenen katma değer vergisinin indirim konusu yapılamayacağı,
hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, işyerinde ücretli olarak çalışan personelin
yabancı dil
kursuna gönderilmesine ilişkin giderlerin Gelir
Vergisi Kanununa göre kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesine yönelik
indirimi kabul edilen bir gider olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, bu
giderlere ilişkin ödenen katma değer vergisinin de indirim konusu yapılması
mümkün bulunmamaktadır.
GELİR VERGİSİ KANUNU
UYGULAMASI YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- 65 inci maddesinde, «Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...»
- 67 nci maddesinin birinci fıkrasında
ise «Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti
karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve
para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan
giderler indirildikten sonra kalan farktır...»
- 68 inci maddesinde ise; «Serbest
meslek kazancının tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir:
1.Mesleki kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgâhlarının bir kısmını iş
yeri olarak kullananlar, ikametgâh için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve
aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İşyeri kendi mülkü
olanlar kira yerine amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını iş
yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.).
...» hükümleri yer almaktadır.
Öte yandan, serbest meslek kazançlarında
geçerli olan «tahsil esası» kuralı gelirler ve giderler yönünden geçerli
olduğundan, yıl içerisinde mal ve hizmet alım bedelleri ödemenin yapıldığı
yılda gider olarak dikkate alınacağı tabiidir.
Yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde
aralık ayına ait elektrik, su, doğalgaz, kırtasiye vb. masraflar için adınıza
düzenlenmiş olan fatura bedelleri ile iş yerinizle ilgili sigorta poliçe
bedellerinin ödeme- nin yapıldığı döneme ait serbest meslek kazancınızın
tespitinde gider ola- rak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU UYGULAMASI YÖNÜNDEN
KDV Kanununun;
1/1 inci maddesinde, Türkiye›de ticari,
sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim
ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
10 uncu maddesinde, mal teslimi ve
hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması anında, malın
tesliminden veya
hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri
belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak
üzere fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olayın
meydana geldiği,
29/1 inci maddesinde, mükelleflerin,
yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den, bu Kanunda
aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan
teslim ve hizmetler nedeniyle ödenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen
KDV yi indirim konusu yapabilecekleri,29/3 üncü maddesinde, indirim hakkının
vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla,
ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği
vergilendirme döneminde kullanılabileceği,
34/1 inci maddesinde ise, yurt içinden
sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV nin, alış faturası veya
benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmesi ve bu
vesikaların kanunî defterlere kaydedilmesi şartıyla indirilebileceği, hüküm
altına almıştır.
Buna göre adınıza takvim yılı içinde
gelen elektrik, su, doğalgaz, kırtasiye vb. gider faturaları ile ilgili olarak
yüklenilen katma değer vergilerinin takvim yılı aşılmamak kaydı ile kanuni
defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde genel esaslara göre indirim
konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
Diğer taraftan bir önceki yılın Aralık
ayında tüketilen elektrik, su, doğalgaz bedellerine ait faturaların takip eden
yılın Ocak ayında düzenlenmiş olması halinde ise bu faturalardaki katma değer
vergisi söz konusu belgelerin defterlere kaydedildiği Ocak vergilendirme
döneminde indirim konusu yapılabilecektir.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
avukatlık faaliyetinden dolayı serbest meslek erbabı olarak Başkanlığımız
Nazilli Vergi Dairesi Müdürlüğünün mükellefi olduğunuz belirtilerek, satın
aldığınız tabanca ve 5 yıllık ruhsat harçlarının meslek defterinize demirbaş
kaydı yapıp yapamayacağınız ile kayıt etmeniz halinde amortisman oranının ne
olacağı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
«Serbest Meslek Kazancının Tarifi» başlıklı 65 inci maddesinde, «Her türlü
serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. » hükmü yer almaktadır.
Anılan Kanunun 68 inci maddesinde ise;
«Serbest meslek kazancının tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir:
....
4) Mesleki faaliyette kullanılan
tesisat, demirbaş eşya ve envantere dahil taşıtlar için Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre ayrılan amortismanlar (amortismana tâbi iktisadi kıymetlerin
elden çıkarılması halinde aynı Kanunun 328 inci maddesine göre hesaplanacak
zararlar da- hil). ” hükmü mevcuttur.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun «Amortismanın mevzuu» başlıklı 313 üncü maddesinde; «İşletmede bir
yıldan fazla
kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya
kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269?uncu madde gereğince
gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat,
demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen
değerinin, bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil
eder.» hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 1136 sayılı Avukatlık
Kanununda silah bulundurma veya taşıma zorunluluğu ile ilgili herhangi bir
hüküm yer almamaktadır.
Ancak, 6136 sayılı Kanunun 7 nci
maddesinde, ateşli silahları kimlerin taşıyacakları beş bent halinde
belirlenmiş, 5 inci bendinde
«Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikte
belirlenecek esaslara
göre valiler tarafından verilecek izin vesikası
alanların» da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken ya da işyerinde
bulundurabilecekleri kuralına yer verilmiştir.
Söz konusu Kanuna dayanılarak çıkarılan
ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin taşıma ruhsatı verilebilecek
diğer meslek mensupları başlıklı 9 uncu maddesinde, silah taşıma ruhsatı
verilebilecek meslek mensupları tek tek sayılmak suretiyle belirlenmiş, aynı
maddenin (ş) bendi ile barolara kayıtlı bulunan avukatlar da madde kapsamına
alınmıştır.
Bu açıklamalara göre, isteğe bağlı
olarak edinilen silaha ait giderlerinin serbest meslek kazancının tespitinde
hasılattan indirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla söz konusu giderler
için amortisman ayrılmayacağı tabiidir.
İlgide kayıtlı özelge talep formu ve
eklerinde, noterlik faaliyeti nedeniyle ... Vergi Dairesi
Müdürlüğünün ... T.C. kimlik numaralı
mükellefi olduğunuz, noterlik gö- revlerinin ifası nedeniyle zarar görecek
olanlara karşı doğacak tüm hukuki sorumlulukları teminat altına almak amacıyla
Türkiye Noterler Birliği ile ... Sigorta A.Ş arasında düzenlenen ... tarih ve
... numaralı “Mesleki Sorum- luluk Sigortası Poliçesi” kapsamında söz konusu
tazminat tutarının anılan sigorta şirketince davacıya ödendiği, poliçenin “Özel
Şartlar” başlıklı 2”nci maddesinin 4 üncü fıkrasında, “Sigortacı uygun gördüğü
hallerde dava- ya müdahale edebilir veya etmeyip davanın kendisinin tayin
edeceği bir avukat tarafından yürütülmesini talep edebilir. Sigortacı gerek bu
hallerde
gerekse davanın bizzat noter tarafından veya noterin
tutacağı avukat tara- fından yürütülmesi hallerinde davanın aleyhe sonuçlanması
veya kazanıl- ması durumunda, savunma nedeniyle yapılan ve belgeye bağlanan
gerçek savunma giderleri ile avukatlık ücretlerini de poliçenin limitleri
dahilinde notere ödemeyi taahhüt eder.” hükmü uyarınca davayı avukatlık sözleş-
mesi ile Av aracılığıyla takip ettirdiğiniz, adı geçen avukat ile
yaptığınız
avukatlık sözleşmesinde; sigorta şirketine, vekalet
ücretinin ödenmesi için gerekli tüm başvuruların sizin adınıza avukat
tarafından yapılacağı ve ödemelerin de avukata yapılabileceği, dava değerinin %
20 si olarak be- lirlenen vekalet ücretinin, tarafınızca veya sigortalısı
olduğunuz Sigorta
A.Ş. tarafından Av ’a ödeneceği hususlarında
anlaşmaya vardığınız,
avukatlık vekalet ücret tutarı olan 136.316,80.-TL.
nin sigorta şirketince ahzu kabz yetkisi içeren vekaletnameye dayanarak
vekiliniz olan avukatın banka hesabına yapıldığı, avukat tarafından vekil
sıfatıyla sigorta şirketin- den tahsil edilen tutar için adınıza düzenlenen
serbest meslek makbuzla- rında yer verilen toplam 27.263,36.-TL. gelir vergisi
kesintisinin şahsınızca muhtasar beyanname ile beyan edilmek suretiyle vergi
dairesine ödendiği belirtilerek, anılan sigorta şirketince ‘hukuki koruma
klozu’ kapsamında vekiliniz Av ’ın banka hesabına yapılan ancak avukatlık
sözleşmesi
uyarınca adı geçen avukat tarafından adınıza
düzenlenen serbest meslek makbuzlarında yer alan toplam 136.316,80.-TL. yi
serbest meslek kazanç defterinize gelir ve/veya gider kaydedip
kaydetmeyeceğiniz ile kaydetme- niz durumunda serbest meslek makbuzunda
gösterilen gelir vergisi kesin- tisi ve katma değer vergisinin hesaplamasında
hangi tutarların (net veya brüt) dikkate alınması gerektiği hususlarında
Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
65 inci maddesinde, her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan ka- zançların serbest meslek kazancı, 66 ncı
maddesinde ise, serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenlerin
serbest meslek erbabı oldu- ğu hüküm altına alınmıştır.
67
nci maddesinde “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek
faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle
sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla
yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.
Müşteri veya müvekkilinden, serbest
meslek faaliyeti ile ilgili olmak üze- re para ve ayın şeklinde alınan gider
karşılıkları kazanca ilave edilir.
... ...
Serbest meslek erbabı için,
1. Ittıla hasıl etmeleri kaydıyla,
namlarına kamu müessesesine, icra dai- resine, bankaya, notere veya postaya
para yatırılması;
... ...
Tahsil hükmündedir.” hükmü yer almaktadır.
68 inci maddesinin birinci fıkrasının 8
numaralı bendinde mesleki fa- aliyetin ifası için ödenen mal ve hizmet alım bedellerinin
serbest meslek kazancının tespitinde indirim konusu yapılabileceği hükmüne yer
verilmiş olup, anılan maddenin son fıkrasında ise her türlü para cezaları ile
serbest meslek erbabının suçlarından doğan tazminatların gider olarak
indirileme- yeceği hükmüne yer verilmiştir.
94 üncü maddesinde “Kamu idare ve
müesseseleri, iktisadî kamu mü- esseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri,
iş ortaklıkları, dernekler, va- kıflar, dernek ve vakıfların iktisadî
işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan
etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço
veya ziraî işletme hesabı esası-
na göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde
sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları
sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya
mecburdurlar.
.... ...
2.Yaptıkları
serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapı- lan ödemelerden
(Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);
... ...
b) Diğerlerinden, %20 (2009/14592 sayılı
B.K.K. ile. Yürürlük; 3.2.2009) oranında vergi tevkifatı yapılacağı;
96 ncı maddesinde, vergi tevkifatının,
94 üncü madde kapsamına gi- ren nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı,
bu maddede geçen hesaben ödeme deyiminin, vergi tevkifatına tabi kazanç ve
iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her
türlü kayıt ve işlemleri ifade edeceği, vergi tevkifatının, ücretler dışında
kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılacağı hüküm altına
alınmıştır.
Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık
Kanununun 164 ile 166 ncı maddelerinde, avukatlık ücreti tanımlanmakta ve
kaynakları itibariyle, sözleşmeye bağlı olarak iş sahibinden sağlanan vekalet
ücreti ile dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenilen
vekalet ücreti olmak üzere iki ayrı vekalet ücretinden söz edilmektedir.
Buna göre, söz konusu vekalet ücretinin
Gelir Vergisi Kanununun 65 ve 66 ncı maddelerine göre serbest meslek erbabı
olan avukatlara ödenmesi halinde, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi ve
2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca sorumlularca % 20 nispetinde
gelir vergi- si tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara
göre, noterlik faaliyetini yü- rütmekte iken müşteriniz ile aranızda oluşan
ihtilaf nedeniyle aleyhinize açılan tazminat davası sonucunda hükmedilen
tazminat ve yargılama gi- derlerinin, mesleki faaliyet sonucu ödenmek zorunda
olunan bir tazminat niteliğinde olmadığı ve ağır kusurunuzdan kaynaklandığı
mahkeme kara- rından anlaşılmıştır.
Sigorta şirketince mesleki sorumluluk
sigortası kapsamında tarafınıza yapılan tazminat, yargılama gideri ve vekalet
ücreti niteliğindeki ödemele- rin serbest meslek kazancınızın tespitinde gelir
ve/veya gider olarak dik- kate alınması mümkün bulunmamaktadır.
Ayrıca, serbest meslek erbabı Av. ...’a
nakden veya hesaben yapılan vekalet ücreti ödemeleri üzerinden gelir vergisi
tevkifat yapılması gerektiği tabiidir.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
... Vergi Dairesi Müdürlüğünün... TC kimlik numaralı Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirlik faaliyetinden dolayı kayıtlı bulunduğunuz belirtilerek,
- Kamu Gözetimi Kurumunca 15 yılını
dolduran SMMM ve YMM lere verilen Bağımsız Denetçi Belgesi için
üniversitelerden alınan eğitim (kurs) gideri ile ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne
yatırılan Bağımsız Denetçi Yetkilendirme Belgesi ücretinin,
- SGK, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve
vergi dairesi tarafından kesilen cezaların yüksek olmasından bahisle, kendinizi
ve mükelleflerinizi korumak amacıyla özel bir sigorta şirketine yaptırmış
olduğunuz Mali Sorumluluk Sigortasının,
- Büronuzda kullanılan temizlik, kağıt
havlu, tuvalet kağıdı, deterjan vb. giderlerin,
- Büronuzda çalışan elemanların (ortalama 6-9) öğle
yemeklerini
işyerinizin kaşesini taşıyan fişler karşılığında
lokantadan yedikleri aylık KDV dahil toplam 500.-TL olan yemek bedelinin, her
ayın sonunda toplu bir şekilde tek fatura olarak düzenlenip düzenlemeyeceği ile
bu faturaların indirim konusu yapılıp yapılamayacağı,
hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun «Serbest Meslek
Kazancının Tarifi» başlıklı 65 inci maddesinde, «Her
türlü serbest meslek
faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır. « hükmü yer almaktadır.
Kanunun 68 inci maddesinin birinci
fıkrasının 1 numaralı bendinde, mesleki kazancın elde edilmesi ve idame
ettirilmesi için ödenen genel giderlerin, 2 numaralı bendinde, hizmetli ve
işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatındaki iaşe ve ibate
giderlerinin, 7 numaralı bendinde ise mesleki faaliyetin ifası için ödenen mal
ve hizmet alım bedellerinin,
9 uncu bendinde de mesleki kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için ödenen meslek, ilan ve reklam vergileri ile iş
yerleriyle ilgili ayni vergi, resim ve harçların serbest meslek kazancının
tespitinde hasılattan indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanunun 89 uncu maddesinde, gelir
vergisi matrahının tespitinde gelir vergisi beyannamesinden yapılacak
indirimlere yer verilmiş olup, 1 numaralı bendinde, « Beyan edilen gelirin
%15›ini ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak şartıyla (Bu şartın
tespitinde işverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine
ödenen katkı payları ile 63 üncü maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi
ve bu bent kapsamında indirim konusu yapılacak prim ödemelerinin toplam tutarı
birlikte dikkate alınır.) mükellefin şahsına, eşine ve küçük
çocuklarına ait hayat sigortalarına ödenen primlerin
%50›si ile ölüm, kaza, hastalık, sağlık, (6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle
değişen ibare.
Yürürlük; 03.05.2013) engellilik, analık, doğum ve
tahsil gibi şahıs sigorta primleri (Sigortanın Türkiye›de kâin ve merkezi
Türkiye›de bulunan bir emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş
olması, prim tutarlarının gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olması ve ücret
geliri elde edenlerin ücretlerinin safi tutarının hesaplanması sırasında ayrıca
indirilmemiş bulunması şartıyla, eşlerin veya çocukların ayrı beyanname
vermeleri
halinde, bunlara ait prim kendi gelirlerinden
indirilir.) denilmiş, 2 numaralı bendinde ise, «Beyan edilen gelirin % 10› unu
aşmaması, Türkiye›de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti
bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi
şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan
eğitim ve sağlık harcamalarının (mükerrer 121 inci madde çerçevesinde eğitim ve
sağlık harcamaları nedeniyle vergi indiriminden yararlanan ücretliler, aynı
harcamalarını bu hükümden yararlanarak matrahlarından indiremezler).»
hükmü yer almıştır.
Ayrıca, 16 Mart 2006 tarihli ve 26110
sayılı Resmi Gazete›de yayımlanan Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları
ve 03 Mayıs 2007 tarihli ve 6511 sayılı Resmi Gazete›de yayımlanan Mesleki
Sorumluluk
Sigortası Genel Şartları Serbest
Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir Mesleki
Sorumluluk Sigortası Klozu ile Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali
Müşavir ve Yeminli
Mali Müşavirlik mesleğini icra edenlerin de mesleki
sorumluluk sigortası kapsamına alınmaları imkanı getirilmiş bulunmaktadır.
Mesleki sorumluluk sigortasının şahıs
sigortası kapsamına girip girmediği yönünde Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının
17.12.2010 tarih ve 58352 sayılı yazısında, «. Bilindiği üzere,
sigortacılık mevzuatında
ayrım can ve mal sigortaları şeklinde yapılmıştır.
Anılan sigorta da şahsı değil şahsın sorumluluğu nedeniyle mal varlığında
meydana gelecek zararları sigortalayan bir mal sigortasıdır. Dolayısıyla, bu
sigorta türünün anılan maddede yer alan «şahıs sigortası» kapsamında
değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.» denilmiştir.
Buna göre, sigortalının poliçede
belirtilen ve ilgili taraflarca konusu tarif edilerek sınırları çizilen mesleki
faaliyeti ifa ederken meydana gelen zarar, ziyan ve tazminatlar belli şartlar
dahilinde sigorta kapsamına alınabilecektir.
Ancak, söz konusu düzenlemelere göre
Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali
Müşavirlerin mesleki sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunluluğu bulunmadığından,
isteğe bağlı olarak yaptırılan söz konusu sigorta giderlerinin serbest meslek
kazancının tespitinde hasılattan indirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, 26.12.2012 tarih ve
28509 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bağımsız Denetim Yönetmeliğinde Bağımsız
Denetçilik ile ilgili hükümler yer almış olup anılan
yönetmeliğin 16 ncı maddesinde denetçilik sınavına ilişkin hüküm ve şartlarda
belirtilmiştir.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 229 uncu maddesinde; «Fatura, satılan emtia veya yapılan iş
karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya
işi yapan
tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika»
olarak tanımlanmış olup, «Faturanın Nizamı» başlığını taşıyan 231 inci
maddesinin 5 numaralı bendinde ise; «Fatura, malın teslimi veya hizmetin
yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre
içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.» hükmü yer
almaktadır.
Bu hükümler çerçevesinde; yemek
hizmetinin verildiği lokanta tarafından hizmetin yapıldığı tarihten itibaren
yedi gün içinde fatura
düzenlenmesi gerekmektedir. Yedi günlük
dönemler dâhilinde aynı mükellefe yapılan hizmet ifaları için birinci günden
itibaren yedi günü aşmamak kaydıyla toplu fatura düzenlenmesi de mümkün
bulunmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23
üncü maddesinin 8 inci bendinde «Hizmet erbabına işverenlerce yemek verilmek
suretiyle
sağlanan menfaatler (İşverenlerce, işyerinde veya
müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda çalışılan günlere ait bir günlük
yemek bedelinin
800.000 lirayı ( 2013 ve 2014 yılları için 12.00.-TL )
aşmaması ve buna ilişkin ödemenin yemek verme hizmetini sağlayan mükelleflere
yapılması şarttır. Ödemenin bu tutarı aşması halinde, aşan kısım ile hizmet
erbabına yemek bedeli olarak nakden yapılan ödemeler ve bu amaçla sağlanan
menfaatler ücret olarak vergilendirilir.)» in gelir vergisinden istisna
edileceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca konuya ilişkin olarak 186 Seri
No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği›nde;
«...........................
Buna göre, söz konusu istisna hükmünün uygulanmasında;
_ İşverenlerce yemek bedeli, doğrudan
yemek verme hizmetini sağlayan veya bu işe aracılık eden kuruluşa ödenecek
(hizmet erbabına ödenmeyecek)
............................
Bu şartlar çerçevesinde işverenlerce,
hizmet erbabına civar lokantalar veya yemek verme hizmeti sağlayan kuruluşlar
vasıtasıyla temin edilen, menfaatler vergiden istisna edilecektir.
ibaresi yer almış olup, yemek verme
hizmetine ilişkin olarak yemek verme hizmetine aracılık eden kuruluşlar
vasıtasıyla bu hizmetin sunulmasının istisna hükmünün uygulanmasına engel
teşkil etmeyeceği açıklanmaktadır.
Öte yandan konuyla ilgili olarak; 186
No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği›nde ve belge düzeni açısından uygulamanın
nasıl yapılacağı yönüyle 382 No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği›nde detaylı
açıklamalara yer verilmiştir
Yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde;
- Bağımsız Denetçi Belgesine ilişkin
eğitim (kurs) gideri ile Bağımsız Denetçi Yetkilendirme Belgesine ilişkin
ücretin Gelir Vergisi
Kanununun 68 inci maddesindeki serbest meslek
kazancının tespitinde indirilecek giderler arasında sayılmadığından, söz konusu
giderler için yapılan ödemelerin serbest meslek kazancının tespitinde gider
olarak hasılattan indirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Ancak, Bağımsız Denetçi Belgesine
ilişkin eğitim (kurs) giderlerinin anılan Kanunun 89 uncu maddesinin 2 numaralı
bendinde yer alan şartların taşınması halinde, yıllık beyanname üzerinden
indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
- Mesleki faaliyeti ifa ederken meydana
gelecek zararlara karşı ödenen mali sorumluluk sigortasının, Gelir Vergisi
Kanununun 89 uncu maddesinin 1 numaralı bendinde yer alan şahıs sigortası
kapsamında olmaması nedeniyle, yıllık beyanname üzerinden indirim konusu yapılması
mümkün bulunmamaktadır.
- Büronuzda kullanılan temizlik, kağıt
havlu, tuvalet kağıdı, deterjan v.s. temizlik malzemesi giderlerinin, yapılan
işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip bulunması ve Vergi Usul
Kanunu hükümleri gereğince tevsik edici belgelere dayanmış olması şartıyla
kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.
Öte yandan, yemek bedeli faturasının,
yemek hizmetinin verildiği lokanta tarafından hizmetin yapıldığı tarihten
itibaren yedi
gün içinde işveren adına düzenlenmiş olması şartıyla
serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak indirilmesi mümkün
bulunmaktadır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda;
noter olarak faaliyette bulunduğunuz ve noterlikte yapılan bir işlem nedeniyle
aleyhinize ceza mahkemesinde dava açıldığı belirtilerek, kendinizi savunmak
için anlaştığınız avukata ödediğiniz hizmet bedelinin ve bu bedele ilişkin
katma değer vergisinin serbest meslek kazancınızın tespitinde indirim
konusu yapıp yapamayacağınız hususunda Başkanlığımız
görüşü talep edilmektedir.
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65
inci maddesinde; «Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.» hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 67 nci maddesinin birinci
fıkrasında; «Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek
faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle
sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla
yapılan giderler
indirildikten sonra kalan farktır.» hükmü yer almış olup,
68 inci maddesinin birinci fıkrasının 7 numaralı bendinde ise; mesleki
faaliyetin ifası için ödenen mal ve hizmet alım bedellerinin serbest meslek
kazancının tespitinde hasılattan indirileceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar
çerçevesinde; noterlikte yapılan bir işlem nedeniyle aleyhinize açılan dava
dolayısıyla noterlik gelirinden avukatınıza yaptığınız vekalet ücreti
ödemesinin serbest meslek kazancınızın tespitinde indirim konusu yapılması
mümkün bulunmaktadır.
Diğer taraftan, 3065 sayılı Katma Değer
Vergisi (KDV) Kanununun «Vergi İndirimi» başlıklı 29 uncu maddesinin 1 inci
fıkrasında; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden
hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine
ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak
düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini
indirebilecekleri hüküm altına alınmış, aynı maddenin 3 üncü fıkrasında da;
«İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak
şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme
döneminde kullanılabilir.» hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca, Kanunun «İndirilemeyecek Katma
Değer Vergisi» başlıklı 30 uncu maddesinin (d) bendinde de; «Gelir ve Kurumlar
Vergisi kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler
dolayısıyla ödenen katma değer vergisi» nin indirilemeyeceği hüküm altına
alınmıştır.
Buna göre, noterlik faaliyetiniz
nedeniyle aleyhinize açılan dava dolayısıyla noterlik gelirinden avukatınıza
yaptığınız vekalet ücreti ödemesine ilişkin yüklenilen KDV›nin serbest meslek
makbuzunda ayrıca gösterilmesi ve vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim
yılı aşılmamak şartıyla serbest meslek makbuzunun
kanuni defterlere
kaydedildiği vergilendirme döneminde indirim konusu
yapılması mümkün bulunmaktadır.
A) GELİR VERGİSİ VE VERGİ USUL KANUNU
YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir
Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde serbest meslek kazancının tarifi yapılmış,
67 nci maddede de serbest meslek kazancının tespitinin nasıl yapılacağı
belirtilmiştir.
Gelir Vergisi Kanununun 68 inci
maddesinde serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilebilecek
giderler açıklanmış olup, aynı maddenin (1) numaralı bendinde mesleki kazancın
elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderlerin serbest meslek
kazancının tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 3 üncü maddesinin (B) fıkrasında ise; «Vergilendirmede vergiyi
doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.»
denilmiş olup, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek
mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği belirtilmiştir.
Buna göre, serbest meslek faaliyetinizi
gerçekleştirmek üzere iki ortaklı olarak satın aldığınız taşınmazda kullanılan
ve abonelikleri adınıza kayıtlı olan doğalgaz, elektrik, su, telefon, internet
gibi genel gider mahiyetindeki giderin, faaliyette bulunulan işyerine ait
olduğunun ve işle
ilgili olarak kullanıldığı ile belli bir kısmının
tarafınızdan ödendiğinin tevsiki halinde serbest meslek kazancınızın tespitinde
gider olarak indirilmesi mümkün bulunmaktadır.
B) KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
DEĞERLENDİRME:
3065 sayılı KDV Kanununun 29 uncu
maddesine göre, mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden
hesapladıkları KDV›den, Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin
olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla yüklenmiş oldukları
KDV›yi indirebilecekleri, 34 üncü maddesine göre yurt içinden sağlanan veya
ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV›nin, alış faturası veya
benzer vesikalar ve gümrük makbuzu
üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek
şartıyla indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, serbest meslek faaliyetini
gerçekleştirmek üzere iki ortaklı olarak satın aldığınız taşınmazda kullanılan
ve abonelikleri adınıza kayıtlı bulunan doğalgaz, elektrik, su, telefon,
internet gibi giderlerle ilgili olarak tarafınızdan yüklenilen KDV tutarının
indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
faaliyette bulunduğunuz işiniz ile ilgili olmayan, kan bağı bulunmayan ihtiyaç
sahibi kişilere karşılıksız verdiğiniz öğrenci burslarının yıllık gelir vergisi
matrahından eğitim harcaması olarak indirim konusu yapılıp yapılamayacağı
hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65
inci maddesinde «Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest
meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.» hükmü verilmiş olup, 68 inci maddesinde
ise serbest meslek kazancının tespitinde indirilecek giderler sayılmıştır.
Öte yandan, anılan Kanunun 89 uncu
maddesinde gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde
bildirilecek gelirlerden yapılacak indirimler bentler halinde sayılmış olup,
maddenin
(2) numaralı bendinde, «Beyan edilen gelirin % 10›unu
aşmaması, Türkiye›de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti
bulunan
gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle
tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin
olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları (mükerrer 121 inci madde
çerçevesinde eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle vergi indiriminden
yararlanan ücretliler, aynı harcamalarını bu hükümden yararlanarak
matrahlarından indiremezler)» hükmü yer almaktadır.
Buna göre, ihtiyaç sahibi kişilere
karşılıksız verdiğiniz öğrenci burslarının, Gelir Vergisi Kanununun 68 inci
maddesinde yer alan indirilecek giderler ve 89 uncu maddede sayılan indirimler
arasında yer almadığından, serbest meslek kazancınızın tespitinde dikkate
alınması mümkün bulunmamaktadır.
Defterdarlık Gelir Müdürlüğünün S.
E-48816587-130-24577 T.10.06.2021 tarihli özelgesi
KONU:
SERBEST MESLEK ERBABININ KULLANDIĞI AKILLI SAATE AİT
KDV’NİN İNDİRİMİ VE GVK’YA GÖRE GİDER YAZILMASI HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda,
serbest muhase- beci mali müşavir olarak serbest meslek faaliyeti icra etmekte
olduğunuz belirtilerek, işlerinizin yoğunluğundan ve gün içeri- sinde sürekli
telefon ile konuşmanız sebebiyle, işlerinizi yürütürken kolaylık sağlaması
adına akıllı saat alıp kullanmaya başladığınız, söz konusu saatin gelen
çağrılarıve mesajları görüp cevaplama gibi özellikleri bulunduğundan
dolayı,akıllı saate ait katma değer vergisinin (KDV) indirim konusu yapılıp
yapılamayacağı ve amor- tisman ayırarak gider yazılıp yazılamayacağı
hususlarında Başkanlı- ğımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
-”Serbest meslek kazancının tarifi”
başlıklı 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazan-cıdır.
Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabın yapılmasıdır?”
hükmüne,
-”Serbest Meslek Kazancının Tespiti”
başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Serbest meslek kazancı bir
hesap dönemi içinde serbest mes- lek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen
para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerden bu faa- liyet dolayısıylayapılan giderler indirildikten sonra kalan
farktır. “hükmü- ne,
-”Mesleki Giderler” başlıklı 68 inci
maddesinde, “Serbest meslek ka- zan-cının tespitinde aşağıda yazılı giderler
hasılattan indirilir.
1.Mesleki kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için ödenen genel giderler(İkametgahlarının bir kısmını iş
yeri olarak kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve
aydınlatma gibi diğer giderlerinyarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü
olanlar kira yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü olup bunun bir kıs- mını
iş yeri olarak kullananlaramortismanın yarısını gider yazabilirler.)” hükmüne
yer verilmiştir.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara
göre; mesleki faaliyetinizin ifasında kullandığınızı belirttiğiniz akıllı
saatin, münhasıran faaliyetini- zin yürütülmesine mahsus olmaması, söz konusu
eşyanın iş dışında özel ha- yatta da kullanılmaya elverişli olması nedenleriyle
anılan eşya ile meslekikazancınızın elde edilmesi veya idamesi arasında
doğrudan bir bağ oldu-ğundan söz edilemeyecektir.
Bu
itibarla, mesleki faaliyetinizin ifasında kullandığınızı belirttiğiniz akıllı
saate ait harcamalar, 193 sayılı Kanunun 68 inci maddesi kapsa- mında de-
ğerlendirilemeyeceğinden, anılan harcamaların serbest mes- lek kazancını- zın
tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.
KDV KANUNU YÖNÜNDEN:
3065 sayılı KDV Kanununun;
-1/1
inci maddesinde; Türkiye’de ticari, sınaî, zirai faaliyet ve ser- best meslek
faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,
-30/d maddesinde ise, Gelir ve Kurumlar
Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler
dolayısıyla öde- nen KDV’nin, mükelleflerin vergiye tabi işlemleri üzerinden
hesaplananKDV’sinden indirilemeyeceği
hüküm altına alınmıştır.
KDV Genel Uygulama Tebliğinin;
-”İndirilemeyecek KDV” başlıklı
(III/C-2.) bölümünün “Genel Açıkla- ma” başlıklı (III/C-2.1.) ayrımında;
KDV esas itibarıyla vergi indirimi
mekanizmasına dayanan bir vergi- len-dirme şekli olmakla beraber, uygulamada,
vergi indirimine imkân tanın- mayan bazı haller Kanunun 30 uncu maddesinde
sayılmıştır. Buna göre aşağıda açıklanan vergiler, mükellefin vergiye tabi
işlemleri üzerinden he-saplanan KDV’den indirilmez.
...
ç) Kanunun (30/d) maddesi uyarınca Gelir
ve Kurumlar Vergi- si Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul
edilmeyen (kanunenkabul edilmeyen) giderler dolayısıyla ödenen KDV de
mükellefin vergiyetabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV›den
indirilemeyecektir.
Bu itibarla, faaliyetin yürütülmesi için
gerekli olan giderler dışında kalan, işle ilgili bulunmayan veya işletme
sahibinin özel tüketimine yönelik harca- malar niteliğinde bulunan ve sair
kanunen kabul edil- meyen giderlere ilişkinbelgelerde gösterilen KDV tüketici
durumunda bulunan işletme veya işlet- me sahibi üzerinde kalacaktır. “
açıklamalarına yer verilmiştir.
Buna
göre, mesleki faaliyetinizin ifasında kullandığınızı belirttiğiniz akıllı saate
ait harcamaların serbest meslek kazancının tespitinde indiri- mi kabul
edilmediğinden, söz konusu kıymete ait KDV’nin 3065 sayılı Ka- nunun 30/d
maddesine göre indirim konusu yapılması mümkün değildir.
Gelir İdaresi Başkanlığının S.
85620172-130-E.3753 T. 27.01.2020 tarihli özelgesi
KONU:İŞ YERİNE ALINAN TV’NİN KDV
YÖNÜNDEN İNDİRİM KONUSU YAPILIP YAPILAMAYACAĞI
İlgi:19/09/2018 tarih ve 175331 evrak
kayıt numaraı özelge talep formunuz.
İlgide
kayıtlı özelge talep formunda; serbest meslek erbabı olarakmali müşavirlik işi
ile iştigal ettiğiniz belirtilerek iş yerinde kullanmak üzere almış olduğunuz
televizyona ilişkin katma değer vergisinin indirim ko- nusu yapılıp
yapılamayacağı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmek- tedir.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
-65
inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar
serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek faaliyeti; serma- yeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette
olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır...”,
-67
nci maddesinde; “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek
faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle
sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faali- yet dolayısıyla
yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.”,
-68 inci maddesinde ise “ Serbest meslek
kazancının tespitinde aşa- ğıdayazılı giderler hasılattan indirilir:
...
4.Mesleki faaliyette kullanılan tesisat,
demirbaş eşya ve envantere dahil taşıtlar için Vergi Usul Kanunu hükümlerine
göre ayrılan amortis-
manlar (amortismana tâbi iktisadi kıymetlerin elden
çıkarılması halinde aynı Kanunun 328 inci maddesine göre hesaplanacak zararlar
dahil).”
hükümleri yer almaktadır.
Bu
hükümlere göre, mesleki faaliyetinizde kullanmanız ve demirbaş eşya olarak
kaydetmeniz şartıyla iş yerinde kullanmak üzere almış olduğu- nuz televizyon
için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortis- manların serbest
meslek kazancının tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV)
Kanununun;
-1/1
inci maddesinde, ticari, sınaî, zirai faaliyet ve serbest meslek faa- liyeti
kapsamında Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,
-29
uncu maddesinin birinci fıkrasında, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi
işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den, faaliyetlerine ilişkin olarak
kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen
fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi indirebile- cekleri,
-30/d
maddesinde ise Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde
indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV’nin mükellefin vergiye
tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV’den indirilemeyeceği
hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, mesleki faaliyetinizde kullanmanız ve
demirbaş eşya
olarak kaydetmeniz şartıyla iş yerinde
kullanmak üzere almış olduğunuz te- levizyona ilişkin KDV’nin, vergiye tabi
işlemleriniz üzerinden hesaplanan KDV’den indirilmesi mümkün bulunmaktadır.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61
inci maddesinde; ücretin, işve- rene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşı- lığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerolduğu ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı
(Mali so- rumluluk tazmina- tı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı,
prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya
bir ortaklık münasebeti ni- teliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir
yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmeye- ceği
hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, Kanunun,
65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek
faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olma- yan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam
ve hesabna yapılmasıdır.
...”
67 nci maddesinin birinci fıkrasında;
“Serbest meslek kazancı bir he- sapdönemi içinde serbest meslek faaliyeti
karşılığı olarak tahsil edilen para veayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve
para ile temsil edilebi- len menfaat- lerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan
giderler dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.
…” hükümlerine yer verilmiştir.
Bunun yanı sıra, söz konusu kanunun 68
inci maddesinde ise serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilecek
giderler bentler ha- linde sayılmış olup maddenin birinci fıkrasının (1)
numaralı bendinde, mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için
ödenen genel giderlerin serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan
indirileceği hükme bağlan-mıştır.
Diğer taraftan, aynı Kanunun 94 üncü
maddesinin birinci fıkrasın- da da kimlerin hangi ödemeler üzerinden tevkifat
yapacakları sayılmış ve aynı fıkranın (1) numaralı bendinde ise hizmet erbabına
ödenen ücretler ile 61inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (is-
tisnadan faydala- nanlar hariç), 103 ve 104’üncü maddelere göre gelir vergisi
tevkifatı yapı-lacağı hükme bağlanmıştır.
Yine aynı Kanunun 96 ncı maddesinin
ikinci fıkrasında, vergi tev- kifatınınücretler dışında kalan ödemelerde
gayrisafi tutarlar üzerinden yapılacağı, kesilmesi gereken verginin ödemeyi
yapan tarafından üstlenilmesi halinde bu verginin, bilfiil ödenen miktar ile
ödemeyi yapa- nın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanacağı hükmüne
yer verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, gün
içinde mükellefe gitmek ve kamuidaresindeki işlerinizin takibi için şehir içi
toplu taşıma hizmeti karşı- lığı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu
tarafından elektronik para kuruluşu olarak faaliyette bulunma izni alarak
faaliyetine başlayan ve İs- tanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından İstanbul’daki
ulaşıma ilişkin kartlarla ilgili koordinasyon görevi verilen Belbim Elektronik
Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş.’ne kendi ulaşımınız için ödenen bedelin (İstanbul
kart için ödenen bedel) işin önem ve genişliği ile orantılı olması şartıyla,
Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının 1 numaralı
bendine göre serbest meslek kazancınızın tespitinde indi- rim konusu yapıl-ması
mümkün bulunmaktadır.
Öte yandan, tarafınızdan personelinizin
kullanımı için yapılan, BELBİM Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş.›ne ait
İstanbul kart ödemelerinin, net ücretin bir unsuru olarak değerlendirilmesi,
ücretin brüt tutarı hesaplanarak brüt tutar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun
94üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi gereğince tevkifatyapılması
gerekmektedir.
Ödenen ücret tutarı üzerinden gelir
vergisi tevkifatı yapılması kay- dıyla aynı Kanunun 68 inci maddesinin birinci
fıkrasının (1) numaralı bendi gereğince serbest meslek kazancının tespitinde
indirim konu- su yapılmasımümkün bulunmaktadır.
VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun “İspat
edici kağıtlar” başlıklı 227 nci maddesinin birinci fıkrasında; bu Kanunda
aksine hüküm olmadık- ça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan
münasebet ve muamelele-re ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükme
bağ- lanmıştır.
Mezkûr Kanunun 228 inci maddesinde ise,
“Aşağıdaki giderler için ispatedici kağıt aranmaz:
1. Örf ve teamüle göre bir
vesikaya istinat ettirilmesi mutat olmayan mü-teferrik giderler;
2. Vesikanın teminine imkan olmayan giderler;
3. Vergi kanunlarına göre götürü olarak tespit edilen
giderler.
1 ve 2 numaralı fıkralarda yazılı
giderlerin gerçek miktarları üzerindenkayıtlara geçirilmesi ve miktarlarının
işin genişliğine ve ma- hiyetine uygunbulunması şarttır.” hükmüne yer
verilmiştir.
Ayrıca, aynı Kanunun 238 inci maddesi de
“İşverenler her ay ödedikleri ücretler için (Ücret bordrosu) tutmaya
mecburdurlar. Ge- lir Vergisi Kanunu-na göre vergiden muaf olan ücretlerle
diğer ücret üzerinden vergiye tabihizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri için
bordro tutulmaz...” hükmüneamirdir.
Bunun yanı sıra, 382 Sıra No.lu Vergi
Usul Kanunu Genel Tebliği- nin “Özel Kartlar Kullanılarak Yapılan Şehir İçi
Yolcu Taşımacılığında Belge Düzeni” başlıklı ikinci bölümünde, bazı firmalar
tarafından çeşitli adlarla çıkarılan özel kartların, anlaşma yapılan şehir içi
toplu yolcu taşıma işlet- melerince (anlaşmalı yolcu taşıma işletmeleri)
yürütülen taşıma hizmetinin ödeme aracı olarak kullanıldığı belirtilerek
anlaşmalı yolcu taşıma iş- letme-lerince verilen yolcu taşıma hizmetinin
belgelendirilmesine ilişkin açıkla- malarda bulunulmuştur.
Bahse konu Genel Tebliğde ayrıca,
bayilerce müşterilere yükleme ya- pılması sırasında mali değeri olmayan bir
belgenin müşteriye veril- mesininmümkün olduğu ifade edilmiştir.
Buna göre, faaliyetinizin icrası için
şehir içi toplu taşıma hizmeti kar- şılığıİstanbul Kart’a yüklemelerin Vergi
Usul Kanununun 228 inci mad- desine istinaden kayıtlara alınması mümkün
bulunmaktadır. Ancak, Kanunun belirtilen maddesinde hükme bağlandığı üzere, söz
konusu harcamalarıngerçek miktarları üzerinden kayıtlara geçirilmesi ve miktar-
larının işin genişliğine ve mahiyetine uygun bulunması icap etmektedir.
Öte yandan, personeliniz tarafından
kullanılan İstanbul Kart’a yapı- lan yüklemelere ilişkin ödemeleriniz, Gelir
Vergisi Kanunu uygula- masında ücret kapsamında değerlendirildiğinden, bu
ödemelerin Vergi Usul Kanununun 238 inci maddesi gereğince ücret bordrosu ile
tev- sik edilmesive temin edilen bilgi fişlerinin bu bordroya ek yapılması icap
etmektedir.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
3065 sayılı KDV Kanununun;
1/1
inci maddesinde Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve ser- best meslek
faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabiolduğu,
3/a maddesinde, vergiye tabi malların
her ne suretle olursa ol- sun, ver-giye tabi işlemler dışındaki amaçlarla
işletmeden çekilmesi, vergiye tabi malların işletme personeline ücret, prim,
ikramiye, hediye, teberru gibi namlarla verilmesinin teslim sayılan hallerden
sayıldığı,
29/1-a maddesinde, mükelleflerin,
yaptıkları vergiye tabi işlemler üze- rinden hesaplanan katma değer
vergisinden, bu Kanunda aksi- ne hükümolmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak
kendilerine yapılan teslim ve hiz- metler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen
fatura ve benzeri vesikalardagösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri
hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, KDV oranları, KDV Kanununun
28 inci madde- sinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan
2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki (I) sayılı listede yer alan teslim
ve hiz- metler için % 1, (II) sayılı listede yer alan mal ve hiz- metler için %
8, bu lis-teler dışındaki diğer mal ve hizmetler için ise
%18 olarak tespit edilmiştir.
KDV Genel Uygulama Tebliğinin
“III/A-4.5. Belediyeler Tarafından Yapı- lan Şehir İçi Yolcu Taşımacılığı”
başlıklı bölümünde; Kanunun 23/g mad-desi hükmünün verdiği yetkiye dayanılarak,
belediyeler tara- fından yapılanşehir içi yolcu taşımacılığında kullanılan biletlerin
ve kartların bayiler ta- rafından satışında, özel matrah şekline göre ver-
gileme yapılması uygun görülmüştür.
Aynı Tebliğin “III/C-5.5.Verginin
İndirimi” başlıklı bölümünde ise Kanu- nun 23 üncü maddesine göre özel matrah
şekilleri tespit edilen işlemler ile aynı Kanunun (20/4) üncü maddesine göre,
tarife ve bilet
bedelinin vergi dâhil edilerek hesaplandığı hallerde,
düzenlenecek ve- sikalarda verginin ayrıca gösterilmesi şartı aranmayacağı,
mükelleflerin bu neviden mal vehizmet alımları dolayısıyla yüklendikleri
vergileri, iç yüzde yoluyla hesapla-yacakları ve indirim konusu yapabilecekleri
be- lirtilmiştir.
Buna göre, ortaklığınızın serbest meslek
faaliyeti icrası için şehir içi top-lu taşıma hizmeti karşılığı ..’ne
ödenen ve kazancın tespitinde indirim konusu yapılması kabul edilen İstanbul
kart dolum fişleri üzerindeki bedel üzerinden iç yüzde yöntemi kullanılarak
hesaplanan KDV’nin, Kanununun29 uncu maddesi hükmüne istinaden indirim konusu
yapıl- ması mümkün bulunmaktadır.
Ancak, personeliniz tarafından
kullanılan ve Gelir Vergisi Kanunu
yö- nünden net ücretin bir unsuru olarak
değerlendirilen İstanbul kart ödeme-lerine ilişkin KDV’nin indirim konusu
yapılması mümkün değil- dir.
Öte yandan, şehir içi yolcu taşıma
hizmeti (İstanbul kart dolum fişleri) genel oranda %18 KDV›ne tabidir.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
-65
inci maddesinde, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğanka- zançların
serbest meslek kazancı olduğu, serbest meslek faaliyetinin; sermayeden ziyade
şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihti- sasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabına yapılması olduğu,
-66
ncı maddesinde, serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenlerin,
serbest meslek erbabı olduğu, serbest meslek fa- aliyetinin yanında meslekten
başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılmasınınbu vasfı
değiştirmeyeceği,
-67
nci maddesinde, serbest meslek kazancının bir hesap dönemi için- de serbest
meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer
suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet
dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan fark olduğu,
-68
inci maddesinin 1 inci fıkrasında, mesleki kazancın elde edilmesi ve idame
ettirilmesi için ödenen genel giderlerin (İkametgâhlarının bir kısmını iş yeri
olarak kullananlar, ikametgâh için ödedikleri kiranın ta- mamı ile ısıtmave
aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü
olanlar kira yerine amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını
iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)
7 nci fıkrasında, mesleki faaliyetin
ifası için ödenen mal ve hizmet alım bedellerinin serbest meslek kazancının
tespitinde gider olarak hasılattan indirileceği,
hükümlerine yer verilmiştir.
Gelir
Vergisi Kanununun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının 1 nu- maralı bendinde
yer alan genel giderlerin, serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak
indirilebilmesi için kazancın elde edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir
bağının bulunması, yapılan işin ma- hiyetine uygun olmasıve iş hacmi ile
mütenasip olması gerekmektedir.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, kayıtlarını tuttuğunuz apartmanın hesaplarının
tutulmasında kullanılan program için yapılan giderlerin, apartmana
yansıtılmadan tarafınızca karşılanması halinde, Gelir Vergisi Kanununun 68 inci
maddesine göre gider olarak indirilmesi mümkün bulunmaktadır.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;
-1/1
inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek
faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
-29
uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinde, mükelleflerin yap- tıkları
vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den, kendilerine yapılan teslim
ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzerivesikalarda
gösterilen KDV’yi indirebilecekleri, 3 üncü fıkrasında ise, İndirim hakkının
vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılma- mak şartıyla, ilgili
vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde
kullanılabileceği,
-30
uncu maddesinin (a) fıkrasında, vergiye tabi olmayan veya vergi- den istisna edilmiş
bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında
gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan KDV’nin, (d)
fıkrasında da, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunları- na göre kazancın tespitinde
indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV’nin mükellefin vergiye
tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV’den indirilemeyeceği, hükümleri yer
almaktadır.
Katma
Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin “III/C. İndirim” başlıklı bö- lümünde
konuya ilişkin gerekli açıklamalara yer verilmiştir.
Buna
göre, söz konusu kayıtların tutulması için kullanılan programa ilişkin yapılan
giderin Gelir Vergisi Kanununa göre kazancın elde edil- mesi ve idame
ettirilmesine yönelik indirimi kabul edilen bir gider olarak değerlendirilmesi
koşuluyla, bu giderlere ilişkin yüklenilen KDV’nin de in- dirim konusuyapılması
mümkündür.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN :
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65
inci maddesinde, Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest
meslek ka- zancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olma- yan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında
kendi nam ve hesabınayapılmasıdır... “
68 inci maddesinde ise,’’ Serbest meslek
kazancının tespitinde aşa- ğıdayazılı giderler hasılattan indirilir:
...
4. Mesleki faaliyette kullanılan
tesisat, demirbaş eşya ve envantere da- hil taşıtlar için Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre ayrılan
amortismanlar(amortismana tabi iktisadi kıymetlerin
elden çıkarılması halinde aynı Ka- nunun 328 inci maddesine göre
hesaplanacak za- rarlar dahil).
5. Kiralanan veya envantere dahil olan
ve işte kullanılan taşıtların gi- der-leri.
...” hükümleri yer almaktadır.
Bu hükümlere göre, bakım onarım ve
benzeri giderlerin kimin tarafından karşılanacağına ilişkin bir düzenlemenin
olmaması kaydıyla finansal kira- lama yöntemi ile kiralanan aracın mesleki
faaliyette kul- lanılması halinde kullanım aşamasındaki akaryakıt, bakım ve benzeri
giderlerinin serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirim konusu
yapılması mümkünbulunmakta olup envantere kayıtlı olmayan araca ait ayrılan
amortisman- ların indirim konusu yapılması müm- kün bulunmamaktadır.
VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN :
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 189 uncu
maddesinde “Üzerinden amortisman yapılan kıymetler ve bunların amortismanları
aşağıda yazı- lışekillerden herhangi biri ile gösterilir:
1. Envanter defterinin ayrı bir yerinde;
2. Özel bir amortisman defterinde;
3. Amortisman listelerinde.
Amortisman kayıtları, amortismana
başlandığı tarihten itibaren her yılın amortismanı ayrı ayrı gösterilmek
şartıyla birbirine bağlanır.
İşletmeye ye-niden giren iktisadi kıymetlerle bunların
amortismanla- rının evvelki yıllara ait kayıtlarda devam ettirilmesi caizdir.
Amortisman defteri veya listelerinin
kayıtları envanter kaydı hük- münden-dir. Yukarıdaki esaslara göre kayıtlarda
gösterilen iktisadi kıymetlere ait değerler envanter defterine toplu olarak
geçirilebilir.” hükmü yer almakta- dır.
Anılan Kanunun 211 inci maddesinde ise,
“Serbest meslek erbabı, işle- rinde bir yıldan fazla kullandıkları ve
amortismana tabi tuttukla- rı tesisat ve demirbaş eşyanın kıymetleri ile
amortismanlarını 189’uncu
maddede yazılı şekilde tutulan “Amortisman
kayıtlarında” gösterirler.” hükmü bulunmakta- dır.
Aynı Kanunun Mükerrer 290 ıncı
maddesinde de; “1.Finansal kiralama işlemlerinde, finansal kiralamaya konu
iktisadi kıymet ile sözleşmeden do-ğan hak, borç ve alacakların değerlemesi
aşağıdaki esaslara göre ya- pılır.
Kiracı tarafından finansal kiralama
işlemine konu iktisadi kıymeti kullan-ma hakkı ve sözleşmeden doğan borç,
kiralama konusu iktisadi kıymetin rayiç bedeli veya sözleşmeye göre yapılacak
kira ödemelerinin bugünküdeğerinden düşük olanı ile değerlenir.
2. Kiracı tarafından aktifleştirilen
finansal kiralamaya konu iktisadi kıy- meti kullanma hakkı, bu Kanunun mükerrer
298 inci maddesi ve üçüncü kitabının üçüncü kısmının birinci bölümünde kiralama
ko- nusu iktisadi kıy-met için belirlenmiş esaslar çerçevesinde yeniden
değerlemeye ve amor- tismana tabi tutulur.
....
Kiracı tarafından finansal kiralama
sözleşmesine göre yapılan kira öde-meleri, borç anapara ödemesi ve faiz gideri
olarak ayrıştırılır. Ay- rıştırma işlemi, her bir dönem sonunda kalan borç
tutarına sabit bir dönemsel faiz oranı uygulanmasını sağlayacak şekilde
yapılır.
3. ...
Kira Ödemeleri: Sözleşmeye göre, kira
süresi boyunca yapılması ge- reken kira ödemeleridir. Kira süresi sonunda,
kiralama konusu ik-
tisadi kıymetin kalan değerine ilişkin bir taahhüt
olması halinde bu de- ğer de kiraödemesi kabul edilir.
Kira süresi sonunda kiracıya düşük bir
bedelle iktisadi kıymeti satın alma hakkı tanındığı ve sözleşme tarihinde bu
hakkın kullanıl- ma olasılı- ğının yüksek olduğu durumda kira ödemeleri kira
süresi boyunca yapılankira ödemeleri ile satın alma hakkının kullanılması
durumunda ödenmesi gereken bedelin toplamıdır.”
hükümleri yer almaktadır.
Diğer taraftan, 319 Sıra Nolu Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliğinin “I.TANIMLAR” bölümünün (5) numaralı bendinde, “Kira
Ödemeleri: Sözleş-meye göre, kiralama süresi boyunca yapılması gereken kira
ödemeleridir. Sözleşme hükümlerine göre kiracının kiralama süresi başlangıcında
kira- layana ödediği ve kendisine geri dönüşü olmayacak depozito veya peşin
ödenmiş kira bedellerinin de kira ödemeleri içinde sayılacağı tabidir.
Aşağıda sayılan değerler de kira süresi
boyunca yapılan kira ödemeleri kapsamında değerlendirilecektir;
a) Kira süresi sonunda kiralama konusu
iktisadi kıymetin kalan değeri- neilişkin bir taahhüt olması halinde bu değer,
b) Kira süresi sonunda kiracıya düşük bir bedelle
iktisadi kıymeti satın
alma hakkı tanındığı ve sözleşme
başlangıç tarihinde bu hakkın kullanılma olasılığının yüksek olduğu durumda bu
satın alma hakkının kullanılma- sı durumunda ödenmesi gereken bedel.”
“II- DEĞERLEME VE AMORTİSMAN UYGULAMASI”
başlıklı bölümünün B-Kiracıya İlişkin Hükümler alt başlıklı kısmında;
1 - Finansal kiralama işlemine konu
iktisadi kıymeti kullanma hakkı ve sözleşmeden doğan borç, kiralama konusu
iktisadi kıymetin rayiç bedeliveya sözleşmeye göre yapılacak kira ödemelerinin
bugünkü de- ğerindendüşük olanı ile değerlenecektir. Finansal kiralama konusu
iktisadi kıymet, kullanma hakkı olarak aktife alınacak karşılığında ise
kiralayana olan borçpasife kaydedilecektir.
2- Kiracı tarafından aktifleştirilen
finansal kiralamaya konu iktisa- di kıy-meti kullanma hakkı, Vergi Usul
Kanununun üçüncü kita-
bının üçüncü kısmının birinci bölümü ve
ilgili genel tebliğlerde kiralama konusu iktisadi kıymet için belirlenmiş usul
ve esaslar çerçevesinde amortismana ve Ka- nunun Mükerrer 298 inci
mad- desi uyarınca da yeniden değerlemeye tabi tutulacaktır. Diğer bir
ifadeyle, kullanım hakkı, Vergi Usul Kanunu ve ilgili genel tebliğ- lerde bu
iktisadi kıymet için tespit edilmiş amortisman sürele- rinde amorti
edilecektir. Sözleşmenin fesh olması halinde kalan dönem- leriçin iktisadi
kıymetle ilgili olarak amortisman ayrılma ve yeniden değerle- me işlemleri
yapılmayacaktır.”
açıklamaları yer almaktadır.
Öte yandan, Vergi Usul Kanununun 320 nci
maddesinde;
«Amortismansüresi, kıymetlerin aktife
girdiği yıldan başlar. Bu sürenin
yıl olarak hesaplanması için (1) rakamı mükellefçe
uygulanan nispete bölünür.
...
Her yılın amortismanı ancak o yıla ait değerlemede
nazara alınabilir.
Amortismanın herhangi bir yıl
yapılmamasından veya ilk uygulanan nispetten düşük bir hadle yapılmasından
dolayı amortisman süresi uzatıla-maz.”
hükmü yer almaktadır.
Buna göre, finansal kiralama (leasing)
yöntemiyle aktifinize kayde- dilen iktisadi kıymetin iktisap edildiği tarih
itibarıyla kiralama konusu iktisadi kıymetin rayiç bedeli veya sözleşmeye göre
yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerinden düşük olanı olarak
belirleyeceğiniz kullanım hakkı üzerinden iktisadi kıymetin faydalı ömrüne göre
amor- tisman ayırmanız mümkün bulunmakta olup, ilgili yılda ayrılmayan
amortismanın daha sonraayrılması mümkün bulunmamaktadır.
Ayrıca, kira ödemelerinizi, borç anapara
ödemesi ve faiz gideri ola- rak ayrıştırmanız gerekmekte olup, ayrıştırma
işlemini, her bir dönem sonundakalan borç tutarına sabit bir dönemsel faiz
oranı uygulan- masını sağlaya- cak şekilde yapmanız gerekir.
Diğer taraftan; iktisadi kıymetlerin
aktife alındığı yılda amortisman ayrıl-maya başlanacağından aktifinize
aldığınız kullanım hakkıyla ilgili ödeme- lerin yapılıp yapılmamasının
amortisman ayrılmasına bir etkisi bulunma- maktadır.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN :
3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununun
4 üncü maddesinde, fi- nansal kiralama sözleşmesinin, kiralayanın, kiracının talebi
ve seçimi üzerine üçüncü kişiden satın aldığı veya başka suretle temin ettiği
bir malın zilyet- liğinin, her türlü faydayı sağlamak üzere ve belli bir süre
feshedilmemek şartı ile kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakılmasını
öngören sözleşme olduğu; 9 uncu maddesinde de; finansal kiralama konusu malın
mülkiye-tinin kiralayan şirkete ait olduğu; ancak taraflarca sözleşmede,
sözleşme süresi sonunda kiracının malın mülkiyetini sa- tın alma hakkını haiz
olacağı-nın kararlaştırılabileceği hüküm altına alınmıştır.
KDV Kanununun 30/b maddesinde ise;
faaliyetleri kısmen veya tama- men binek otomobillerinin kiralanması veya
çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak
üzere, işletme- lere ait binekotomobillerinin alış vesikalarında gösterilen KDV
nin, mükelleflerin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV den
indirilemeyeceği hüküm altı-na alınmıştır.
Buna göre, finansal kiralama işleminin
süre bitiminde malın mülki- yetinin kiracıya geçmesi durumunda, binek
otomobillerine ait yüklenilen KDV nin indirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Sözleşme sonunda ma- lın kiraya verende kalması durumunda ise söz konusu işlem
bir kira- lama hizmeti olarak değerlendirileceğinden, kira tutarları üzerinden
ödenen KDV indirimkonusu yapılabilecektir.
Öte yandan, finansal kiralama yöntemi
ile kiralanan aracın mesleki faaliyette kullanılması şartı ile kullanım
aşamasındaki akaryakıt, ba-
kım vebenzeri giderler nedeniyle yüklenilen KDV nin
indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
I- Gelir Vergisi Yönünden:
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
-65 inci maddesinde; her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancı olduğu, serbest
meslek fa- aliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye
veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması olduğu,
-67 nci maddesinde, Serbest meslek
kazancının bir hesapdönemi serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil
edilen para
ve ayınlar ve diğer suretle sağlanan ve
para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan
giderler indirildikten sonrakalan fark olduğu,
-68/4 üncü maddesinde, mesleki
faaliyette kullanılan te- sisat, demirbaş eşya ve envantere dahil taşıtlar için
Vergi Usul Ka- nunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların (amortismana tabi
iktisadi kıymetlerin elden çıkarılması halinde aynı Kanun›un 328 inci
maddesinegöre hesaplanacak zararlar dahil), aynı maddenin 5 numaralı bendinde
ise; kiralanan veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların
giderlerinin serbest meslek kazancının tespitin- de hasılattan indirileceği,
hüküm altına alınmıştır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, serbest
meslek faaliyetinde kullanılmak üzere, 3 yıllığına kiralanacak olan 3 adet
aracın mesleki faaliyetin icrasında kullanılması, kiralamanın işin genişliği ve
iş hacmiyle mütenasip olması şartıyla kiralamaya ilişkin olarak yapılacak
giderler ile araçların yakıt, otopark, yıkama, lastik vb. giderlerinin ödemenin
yapıldığıdönemde, serbest meslek kazancının tespitinde indirim konu- su
yapılmasımümkün bulunmaktadır.
II- Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden:
3065 sayılı KDV Kanununun;
-10 uncu maddesinde, vergiyi doğuran
olayın mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin
yapılması ile malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura ve
benzeri belgelerverilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı
olmak üzerefatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi ile kısım kısım mal teslim
veya hizmet yapılması mutat olan veya bu husus- larda mutabık kalınan
hallerde her bir kısmın teslimi veya bir kısım
hizmetin yapılması sıra- sındameydana geldiği,
-20 nci maddesinde, teslim ve hizmet
işlemlerinde vergi- nin matrahının, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel
olduğu; bedel deyiminin ise, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan ve-
yahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne
suretleolursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal, ve diğer suretlerde
sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını
ifade ettiği,
-29/1 inci maddesinde, mükelleflerin
yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den, bu Kanunda
aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan
teslim ve hizmetler dolayısıyla yüklendikleri KDV yi indirim konusu
yapabilecekleri,
-29/3 üncü maddesinde, indirim hakkının
vergiyi doğuran olayınvuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili
vesikaların ka- nuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde
kullanılabileceği,
hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 3 üncü maddesinde; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya
ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, bu olaya ilişkin
muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delilleispatlanabileceği
belirtilmiştir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, serbest
meslek faaliyetinizde kullanılmak üzere, 3 yıllığına kiralanacak olan 3 adet
aracın mesleki faaliyetin icrasında kullanılması, kiralamanın işin genişliği ve
iş hac- miylemütenasip olması şartıyla araçların kiralanması, yakıt, oto- park,
yıkama, lastik vb. giderleri için ödenen katma değer vergisinin vergiyi
doğuranolayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların
kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme dönemin- de indirim konusu
yapılabilmesi mümkün bulunmaktadır.
Gelir Vergisi Kanunu Açısından:
65 inci maddesinde; her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı olduğu; serbest
meslek faaliyetinin; sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki
bilgiyeveya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve he- sabına yapılmasıolduğu,
67 nci maddesinde; serbest meslek
kazancının bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak
tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretle sağlanan ve para ile temsil
edilebi- len
menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler
indirildikten sonrakalan fark olduğu,
1 inci maddesinin 4 numaralı bendinde;
mesleki faaliyette kullanılan tesisat, demirbaş eşya ve envantere dahil ta-
şıtlar için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortis-
manların (amortismana tabi iktisadi kıymetlerin
elden çıkarılması halinde aynı Kanunun 328 incimaddesine göre
hesaplanacak zararlar dahil), 5 numaralı bendinde ise;
kiralanan veya envantere dahil olan ve işte kullanılan
taşıtların giderle- rininserbest meslek kazancının tespitinde hasılattan
indirileceği
hükme bağlanmıştır.
Buna göre, söz konusu aracın serbest
meslek faaliyetinizde kullanılması ve envantere dahil edilmesi şartıyla tamir,
bakım, ona-
rım, yakıt ve sigorta giderlerinin serbest meslek
kazancın tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
Katma Değer Vergisi Kanunu Açısından:
KDV Kanununun;
29/1-a maddesinde, mükelleflerin,
yaptıkları vergiye tabi işlemlerüzerinden hesaplanan KDV den, bu Kanunda aksine
hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve
hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri ve- sikalarda
gösterilen KDV yi indirebilecekleri,
29/3 üncü maddesinde, indirim hakkının vergiyi doğuran
ola-
yınvuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili
vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde
kullanılabileceği,
30/b maddesinde, faaliyetleri kısmen
veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde
işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait
binek otomo- billerininalış vesikalarında gösterilen KDV nin indirim konusu
yapıla- mayacağı
30/d maddesinde, Gelir ve Kurumlar
Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler
dolayısıyla ödenen KDV nin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesap-
lanan KDV denindirilemeyeceği
hükme bağlanmıştır.
Öte yandan; binek otomobillerinin de yer
aldığı 87.03 tarife pozisyonundaki eşyaların belirlenmesine ilişkin olarak,
27/7/2005 tarih ve 25888 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 8 Seri No.lu Gümrük
GenelTebliği (Tarife-Sınıflandırma Kararları) ile 6/2/2010 ta- rih ve 27485
sayılıResmi Gazetede yayımlanan 2 Seri No.lu Gümrük Genel Tebliğinde (Gümrük
Tarife Cetveli Açıklama Notları) açıklama- lar yapılmıştır.
Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, TGTC nin
87.11 pozisyonunda yer alan ve serbest meslek
faaliyetinde kul- landığınızmotosikletin, alış faturasında gösterilen KDV
indirim ko- nusu yapılabilecektir.
Ayrıca, Gelir Vergisi Kanununa göre
serbest meslek ka- zancınıntespitinde indirim konusu yapılması kabul edilen
giderler dola- yısıyla ödediğiniz KDV nin indirimi de mümkün bulunmaktadır.
1-GELİR VERGİLERİ
KANUNU AÇISINDAN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 67
nci maddesinde, serbestmeslek kazancının bir hesap dönemi içinde serbest meslek
faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle
sağlananve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dola- yısıyla
yapılan giderler indirildikten sonra kalan fark olduğu
belirtilmiş, 68 inci maddesinde ise serbest meslek kazancının tespitinde
mesleki ka- zancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel
giderlerin hasılattan indirileceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasında, ver- gi tevkifatı yapacaklar sayılmış olup aynı maddenin (2)
numaralı bendinde yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra
edenlere yapılanödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmış,
tevkifat oranı 18 inci madde kapsamına giren serbest meslek işlerinde % 17, di-
ğerlerinde % 20 olarak belirlenmiştir.
Buna göre, ipotek işlemlerinin yerine
getirilmesi karşılığında Bankadan tahsil edilen bedellerin hasılat olarak, bu
hizmetin yerine getirilmesi için diğer avukatlara ödenen bedellerin gider
olarak kayıtlaraintikal ettirilmesi, Bankaya verilen avukatlık hizmeti dola-
yısıyla tahsil edilen bedeller ile diğer avukatlardan alınan hizmet karşılığı
ödenen bedellerin gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.
2- KATMA DEĞER VERGİSİ
KANUNU AÇISINDAN:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanununun 1/1 inci mad- desinde; Ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest
meslek faaliyeti çerçevesinde yapılanteslim ve hizmetler verginin konusunu
teşkil eden işlemler arasında sayılmıştır.
Aynı Kanunun 20/1 inci maddesinde;
Teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden
bedel olduğu, 27/5 inci maddesinde; Serbest meslek faaliyetleri için ilgili
meslek teşekküllerince tespit edilmiş bir tarife varsa, hizmetin bedelinin, bu
tarifede gösterilen ücretten düşük olamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu
hükümlere göre, avukatların dava sonunda karşı ta- raftan tahsil ettikleri de
dahil olmak üzere elde ettikleri bütün gelirler serbest meslek kazancı olarak
değerlendirilmekte ve katma değer vergisine tabibulunmaktadır.
Buna göre, tarafınızdan bankaya verilen
avukatlık hiz- metinin bir kısmının başka avukatlar aracılığı ile ifa edilmesi
halinde hem vermiş olduğunuz avukatlık hizmeti karşılığı bankadan tahsil et-
tiğiniz bedel hemde sizin hizmet alımında bulunduğunuz avukata ödenen bedel
üzerindenKDV hesaplanması gerekmektedir.
A- GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65
inci maddesinde, “Her türlü serbestmeslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest
meslek kazancı- dır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette
olma- yan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam
ve hesabına yapılmasıdır...” hükmü yer almıştır.
Aynı
Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasında, serbest meslekka- zancının
tespit edilmesinde indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup,
“...
2.
Mesleki faaliyette kullanılan tesisat, demirbaş eşya ve envantere dahil
taşıtlar için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanlar
(amortismana tabi iktisadi kıymetlerin elden çıkarılması halinde aynı
Kanunun 32 nci maddesine göre hesaplanacak zararlar dahil).
3.
Kiralanan veya envantere dahil olan ve işte kullanılan taşıtlarıngiderle- ri.’’
olarak yer almıştır.
Yukarıdaki
hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, çocuğunuz adına kayıtlı aracın
amortismanlarının, yakıt ve benzeri giderlerinin serbest meslek kazancınızın
tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.
B- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:
213
sayılı Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinin birinci fıkrasın- da;
“İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten
düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul
gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edavat, mefruşat, demirbaş ve
sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin bu
Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortis- man mevzuunu teşkil eder.” hükmü
yer almaktadır.
Bu
hükme göre, bir iktisadi kıymetin amortismana tabi tutulabilmesi için,
işletmenin envanterinde kayıtlı olması, kullanıma hazır halde bu- lunması,
işletmede bir yıldan fazla kullanılması, yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten
düşmeye maruz bulunması gerekmektedir.
Öte
yandan, aynı Kanunun 269 uncu maddesinde gayrimenkul ve gay- rimenkuller gibi
değerlenecek kıymetlere yer verilmiş, 270 inci maddesin- de gayrimenkullerde
maliyet bedeline giren giderler sayılmış, 320 nci maddesinde ise binek
otomobillerinde amortisman uygulamasının nasıl yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Buna
göre, envantere kayıtlı olmayan binek otomobili için amortisman ayrılması
mümkün bulunmamaktadır.
C- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV)
Kanununun;
1/1
inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek fa- aliyeti
çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
29/1-a
maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden
hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça,
faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslimve hizmetler
dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve ben- zeri vesikalarda gösterilen
katma değer vergisini indirebilecekleri,
30/b
maddesinde, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobil- lerinin kiralanması
veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç
olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen
katma değer vergisinin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan
katma değer vergisinden indirilemeyeceği,
hükme bağlanmıştır.
Buna
göre, engelli çocuğunuz adına kayıtlı otomobilin alımında ödenen KDV nin, bu
otomobilin işletmenizin faaliyetleriyle ilgili olmaması, işletmeniz
faaliyetleri ile ilgili olsa bile Kanunun 30/b maddesine göre bi- nek
otomobillerinin alımında ödenen KDV nin indiriminin mümkün olma- ması
nedenleriyle vergiye tabi işlemleriniz üzerinden hesaplanan KDV den indirimi
mümkün değildir.
I- GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
«Serbest Meslek Ka- zancınınTarifi» başlıklı 65 inci maddesinde;
«Her türlü serbest meslek faaliyetinden
doğan kazanç- larserbest meslek kazancıdır.
«Serbest meslek faaliyeti; sermayeden
ziyade şahsi mesaiye,ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari
mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk al- tında
kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...» hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun «Serbest Meslek Kazancının
Tespiti» başlık- lı 67nci maddesinin birinci fıkrasında;
«Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi
içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar
ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu
faaliyetdolayısıyla yapılan giderler dolayısıyla yapılan giderler indiril-
dikten sonra kalan farktır.» denilmiştir.
Anılan Kanunun «Mesleki giderler»
başlıklı 68 inci mad- desininbirinci fıkrasının 1 inci bendinde, mesleki
kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderlerin
serbest meslek kazancınıntespitinde hasılattan indirileceği hüküm altına
alınmıştır.
Diğer taraftan, serbest meslek
kazancının elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler ile
kazancın elde edilmesi veidamesi arasında bir illiyet bağının bulunması,
giderlerin kazancın elde edilmesine yönelik olması ve söz konusu giderlerin
213 sayılı Vergi UsulKanununun hükümlerine göre
belgelendirilmesi gerekmektedir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, serbest
meslek erbabı ola- rakfaaliyetin icrası için şehir içi toplu taşıma hizmeti
karşılığı ödenen bedelin(akbil için ödenen bedel) Gelir Vergisi Kanununun 68
inci maddesinin birinci fıkrasının 1 numaralı bendine göre serbest meslek
kazancının tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmakta- dır.
II-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun; 1/1
inci mad-
desinde, Türkiye›de yapılan ticari, sınai, zirai
faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesindeki teslim ve hizmetlerinKDV ye
tabi ol- duğu hüküm altına alınmıştır.
KDV oranları, KDV Kanununun 28 inci maddesinin
Ba- kanlarKuruluna verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı eki I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %
1, II sayılı listede yer alan mal ve hizmetler için % 8, bu listeler dışındaki
diğer mal ve hizmetler için ise %18 olarak tespit edilmiştir.
Aynı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci
fıkrasında ise, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden
hesapla- nan katmadeğer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça,
faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler
dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen
katma değer vergisini indirebilecekleri; üçüncü fıkrasında,
indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu
takvim yılı aşıl- mamak şartıyla,
ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği
vergilendirme döne- mindekullanılabileceği; son fıkrasında, Maliye Bakanlığının
vergi indirimi uygulamasında doğabilecek aksaklıkları, vergi mükerrerliği- ne
ve vergi muafiyetine meydan vermeyecek şekilde, bu Kanunun ana ilkelerine uygun
olarak gidermeye ve indirimle ilgili usul ve esasları düzenlemeye yetkili
olduğu bildirilmiştir.
Mülga 81 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ve
26.04.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 01.05.2014 yürürlük tarihli Katma
Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (III/A-4.5) bölümü ile KDV Kanu-
nunun23 üncü maddesinin (f) bendi hükmünün verdiği yetkiye dayanıla- rak,
belediyeler tarafından yapılan şehir içi yolcu taşımacılığında kul- lanılan
biletlerin ve kartların bayiler tarafından satışında özel matrah şekline
görevergileme yapılması uygun görülmüştür.
Buna göre, şehir içi yolcu taşıma hizmeti (akbil dolum
fişleri)
%18 oranında KDV ye tabi olup, iç yüzde oranına göre
hesap- lanacak katma değer vergisinin, serbest meslek kazancı ile ilgili
kısmının KDVKanununun 29 uncu maddesine göre hesaplanan KDV den indirimi mümkün
bulunmaktadır.
GELİR VERGİSİ YÖNÜNDEN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 ve
66 ncı mad- delerinegöre, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan
kazançlar serbest meslek kazancı ve serbest meslek faaliyetini mutad mes- lek
halinde ifa edenler de serbest meslek erbabıdır.
Aynı Kanunun 67 nci maddesinin birinci
fıkrasında, serbest meslek kazancının bir hesap dönemi içinde serbest meslek
faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle
sağ-
lanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu
faaliyet do- layısıyla yapılangiderler indirildikten sonra kalan fark olduğu
hükme bağlanmış olup 68 inci maddesinde, serbest meslek kazancının tespi- tinde
hâsılattan indirim konusu yapılabilecek giderler bentler halinde sayılmıştır.
Konuya ilişkin yayımlanan 221 Seri No.lu
Gelir Vergisi Genel Tebliğinde örnekler yoluyla açıklamalara yer verilmiştir.
Gelir Vergisi Kanununun 18 inci
maddesinde, «Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekâr,
bilgisayar program- cısı vemucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir,
hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı,
röpor- taj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo
ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo,
televizyon
ve videoda yayınlamak veya kitap, CD,
disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak
veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak
suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.
Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir
gibi suretlerle de- ğerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler
istisnaya dahildir.
Yukarıda yazılı kazançların arızî olarak
elde edilmesi istis- nahükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez.
Serbest meslek
kazançları istisnasının, bu Kanunun
94 üncümaddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek
vergiye şümulü yoktur.» hükmü yer almıştır.
Aynı Kanunun 85 inci maddesinin birinci
fıkrasında, mü- kelleflerin, ikinci maddede yazılı kaynaklardan bir takvim yılı
için- de elde ettikleri kazanç ve iratları için bu Kanunda aksine hüküm
olmadıkçayıllık beyanname verecekleri, 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (1-
a) numaralı alt bendinde, tam mükellefiyette, kazanç
ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısmı için yıllık beyanname
verilmeye- ceği, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirlerin
beyannameye dâhiledilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, serbest meslek erbabının,
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 153 üncü maddesi uyarınca işe başlamayı vergi
dairesine bildirme, 172 nci ve 210 uncu maddeleri uyarınca serbest meslek
kazançdefteri tutma, 236 ncı maddesi uyarınca da mesleki faaliyet- lerine
ilişkinher türlü tahsilatları için serbest meslek makbuzu dü- zenleme
mecburiyetibulunmaktadır.
Aynı Kanunun mükerrer 120 nci maddesinin
birinci fıkrasında,ticari kazanç sahipleri (basit usulde vergilendirilenler ha-
riç) ile serbest meslek erbabının cari vergilendirme döneminin gelir vergisine
mahsup edilmek üzere, bu Kanunun ticari veya mesleki kazancın tespitine ilişkin
hükümlerine göre (indirim ve istisnalar ile Vergi Usul Kanununun değerlemeye
ait hükümleri de dikkate alına- rak) belirlenen ilgili hesap döneminin üçer
aylık kazançları (42 nci madde kapsamına giren kazançlar ile noterlik görevini
ifa ile mükel- lef olanların bu işlerden sağladıkları kazançlar hariç)
üzerinden 103 üncü maddede yer alan tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan
oranda geçici vergi ödeyecekleri hükmüne yer verilmiş-tir.
Konuya ilişkin bağlı bulunduğunuz ...
Vergi Dairesi Müdürlü- ğünden alınan ... tarihli ... sayılı yazıda, konu ile
ilgili herhangi
bir müracaatınızın bulunmadığı ve herhangi bir işlemin
yapılmadığı belirtilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre,
tarafınızdan yapılan çalışmaların, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu
hüküm- lerine göre «eser» niteliği taşıdığının Kültür ve Turizm Bakanlığından
alınacakyazı ile tevsik edilmesi halinde, telif haklarının satılması, devri,
temliki ve kiralanmasından elde edilecek kazançlar dolayı- sıyla Kanunun 18
inci
maddesinde yer alan istisnadan
faydalanılması mümkün bulunmakta olupdiğer gelirler için beyanname verilmesi
halinde bu gelirler, geçici vergi ve yıllık gelir vergisi beyannamesine dâhil
edilmeyecektir.
Diğer taraftan, istisna kapsamındaki
serbest meslek ka- zançlarınıza ilişkin giderlerinizin beyannameye dahil
edilmesi ge- rekenserbest meslek kazançlarınızın tespitinde gider olarak
indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.
KATMA DEĞER VERGİSİ
YÖNÜNDEN:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanununun 1 inci mad- desinde,ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek
faaliyeti çerçevesinde Türkiye›de yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer
vergisine tabi olduğu; ticari, sınai, zirai faaliyet ile serbest meslek fa-
aliyetinin devamlılığı, kapsamı, niteliğinin Gelir Vergisi Kanunu hü- kümlerine
göre; Gelir Vergisi Kanununda açıklık bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu
ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tayin
ve tespit edileceğihüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, aynı Kanununun 9 uncu
maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 117 Seri No.lu KDV Genel
Tebli- ğinin
1.1.3.
bölümünde; «Serbest meslek faaliyetlerini mutad ve sürekli olarak
yapanların prensip olarak, KDV mükellefiyeti tesis ettirmelerin gerekmektedir.
Ancak, 193 sayılı Gelir Vergi- si Kanununun 18 inci maddesikapsamına giren
teslim ve hizmetleri münhasıran aynı Kanunun 94 üncü maddesinde belirtilen kişi,
kurum ve kuruluşlara yapanların hesaplayacağı KDV nin bu kişi veya kuruluşlar
tarafından sorumlu sıfa- tıyla beyan edilmesi mümkün bulunmaktadır.
Serbest meslek erbabının bu uygulamadan
faydalanabil- mesi için KDV mükellefiyetinin sadece Gelir Vergisi Kanununun 18
inci maddesikapsamına giren işlemlerden ibaret olması ve işlemlerinin tamamının
aynı Kanunun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve
kuruluşlara yapılması gerekmektedir.» şeklinde açıklamalar yapılmıştır.
Buna göre, KDV mükellefiyetiniz sadece
Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesi kapsamına giren işlemlerden ibaret
olmadığından, telif hakları kazançları ile telif konusu olmayan serbestmeslek
kazançları- nız nedeniyle düzenlediğiniz serbest meslek makbuzlarında
gösterdiği-
niz KDV yi 1 No.lu KDV beyannamesinin
«Tevkifat Uygulanmayan İşlemler» tablosunda beyan
ederek ödemeniz ge- rekmektedir.
II- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;
- (29/1-a) maddesinde, mükelleflerin,
yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den, bu Kanunda
aksine hüküm olmadıkça, fa- aliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan
teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri
vesikalarda gösterilen KDV’yi indirebilecekleri,
- (30/d) maddesinde, Gelir ve Kurumlar
Vergisi Kanunlarına göre ka- zancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen
giderler dolayısıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılamayacağı
hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, envantere kayıtlı olan ve
faaliyetinizde kullandığınız taşıtlara ait olan fatura ve benzeri vesikalarda
ayrıca gösterilen tamir, bakım, yakıt
ve benzeri cari giderlere ilişkin KDV’nin, Gelir
Vergisi Kanunu uyarınca kazancın tespitinde indirimi kabul edilen kısmına
isabet eden oranda indi- rime konu edilebilmesi mümkün bulunmaktadır.
III- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun;
- 210 uncu maddesinde, “Serbest meslek
erbabı bir (Kazanç defteri) tu- tarlar. Bu defterin bir tarafına giderler,
diğer tarafına da hasılat kaydolunur. Defterin gider tarafına, yapılan
giderlerin nev’i ile yapıldığı tarih ve hasılat tarafına ise ücretin alındığı
tarih ve miktarı ile kimden alındığı yazılır?”,
- 211 inci maddesinde, “Serbest meslek
erbabı, işlerinde bir yıldan fazla kullandıkları ve amortismana tabi tuttukları
tesisat ve demirbaş eşyanın kıymetleri ile amortismanlarını 189 uncu maddede
yazılı şekilde tutulan “Amortisman kayıtlarında” gösterirler.”,
- 189 uncu maddesinde de “Üzerinden
amortisman yapılan kıymetler ve bunların amortismanları aşağıda yazılı şekillerden
herhangi biri ile göste- rilir:
1. Envanter defterinin ayrı bir yerinde;
2. Özel bir amortisman defterinde;
3. Amortisman listelerinde.
Amortisman kayıtları, amortismana
başlandığı tarihten itibaren her yılın amortismanı ayrı ayrı gösterilmek şartıyla
birbirine bağlanır. İşletmeye ye- niden giren iktisadi kıymetlerle bunların
amortismanlarının evvelki yıllara ait kayıtlarda devam ettirilmesi caizdir.
Amortisman defteri veya listelerinin
kayıtları envanter kaydı hükmünden- dir. Yukarıdaki esaslara göre kayıtlarda
gösterilen iktisadi kıymetlere ait değerler envanter defterine toplu olarak
geçirilebilir.”
- 313 üncü maddesinde, “İşletmede bir
yıldan fazla kullanılan ve yıpran- maya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz
bulunan gayrimenkuller- le 269’uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen
iktisadi kıymet- lerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin
birinci kısım- daki esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun hükümlerine
göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder.”
- 320 nci maddesinde, “Amortisman süresi
kıymetlerin aktife girdiği yıl- dan başlar. Bu sürenin yıl olarak hesaplanması
için (1) rakamı mükellefçe uygulanan nispete bölünür.
Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek
otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu
amaçla kullandıkları binek otomobilleri hariç olmak üzere, işletmelere ait
binek otomobillerinin aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam ay sayılmak
suretiyle kalan ay sü- resi kadar amortisman ayrılır. Amortisman ayrılmayan
süreye isabet eden
bakiye değer, itfa süresinin son yılında tamamen yok
edilir.
Her yılın amortismanı ancak o yıla ait değerlemede
nazara alınabilir.
Amortismanın herhangi bir yıl
yapılmamasından veya ilk uygulanan nispetten düşük bir hadle yapılmasından
dolayı amortisman süresi uzatıla- maz.” hükümlerine yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 17/12/2017 tarihli ve
30273 sayılı Resmi Gazete’de ya- yımlanan 486 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliği ile; serbest mes- lek erbabı, işletme hesabı esasına göre defter
tutan mükellefler ile basit usule tabi olan mükelleflerin kayıtlarının
elektronik ortamda tutulması, bu mükelleflerden defter tutmak zorunda olanların
defterlerinin bu kayıtlardan hareketle elektronik ortamda oluşturulması ve
saklanması, vergi beyanna- mesi, bildirim ve dilekçelerin elektronik ortamda
verilebilmesi ile elektronik ortamda belge düzenlenebilmesi amacıyla
geliştirilen Defter-Beyan Siste- mine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.
Mezkûr Tebliğin “Sistem üzerinden
tutulabilecek defterler” başlıklı 9 uncu maddesinde, “(1) Defter-Beyan Sistemi
üzerinden, işletme defteri, çiftçi işletme defteri, serbest meslek kazanç
defteri, amortisman defteri, envanter defteri, damga vergisi defteri, ambar
defteri ile bitim işleri defteri elektronik ortamda tutulabilecektir.
(3) Mükellefler, üzerinden amortisman ayrılan
kıymetler ile bunların
amortismanlarını, Sistem üzerinden tutacakları
envanter defterinde, amor- tisman defterinde veya amortisman listesinde
gösterebilecektir ” açıkla-
malarına yer verilmiştir.
Bu itibarla; serbest meslek
faaliyetinizde kullanmak üzere satın aldığınız ve faaliyetin ehemmiyet ve
genişliği ile mütenasip olan 2. araç için yuka- rıda sayılan madde hükümlerine
göre envantere kaydedilmek suretiyle amortisman ayrılması mümkün bulunmaktadır.
KONU: SERBEST MESLEK ERBABI MALİ MÜŞAVİR TARAFINDAN
ARŞİV OLARAK KULLANILAN MESKEN İÇİN AMORTİSMAN AYRILIP AYRILAMAYACAĞI VE SÖZ
KONUSU
MESKENİN ŞUBE BİLDİRİMİNE KONU OLUP
OLMAYACAĞI HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; mali müşavir
serbest meslek mensubu olarak faaliyette bulunduğunuz, halihazırda
kullandığınız
ofisi 2010 yılında kredi kullanarak satın aldığınız,
yurt dışında mevcut mükelleflerinize tahsis ettiğiniz dosyalarınızı muhafaza
altında tutmak amacıyla yeni bir mesken satın aldığınız belirtilerek, mesleki
faaliyetiniz gereği arşiv
mahalli
olarak kullanmakta olduğunuz yeni gayrimenkul için amortisman ayırıp
ayıramayacağınız, şube açılışı, izin belgesi alma gibi diğer
yükümlülüklerinizin bulunup bulunmadığı hususlarında Başkanlığımızdan görüş
talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek
faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek
faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya
ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın
şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır...”,
- 67 nci maddesinde, “Serbest meslek kazancı bir hesap
dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve
ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra
kalan farktır.”,
- 68 inci maddesinde, “Serbest meslek kazancının
tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir:
1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi
için ödenen genel giderler (ikametgahlarının bir kısmı iş yeri olarak
kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma
gibi diğer giderlerin yarısını
indirebilirler.
İş yeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü
olup bunun bir kısmını iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider
yazabilirler.)
4. Mesleki faaliyette kullanılan tesisat, demirbaş
eşya ve envantere dahil taşıtlar için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre
ayrılan amortismanlar (amortismana tâbi iktisadi kıymetlerin elden çıkarılması
halinde aynı Kanunun 328 inci maddesine göre hesaplanacak zararlar dahil).
”hükümleri yer almaktadır.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun;
- 156 ncı maddesinde, ticari, sınai, zirai ve mesleki
faaliyette iş yerinin; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane
şube, depo, otel,
kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe,
çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş
ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zirai veya
mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis
edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yer olduğu,
- 159 uncu maddesinde, aynı teşebbüs veya işletmeye
dahil bulunan iş yerlerinin sayısında vukua gelen artış veya azalışları
mükelleflerin vergi dairesine bildirmeye mecbur olduğu,
- 168 inci maddesinde de, değişiklik bildirimlerinin
bildirilecek olayın vukuu tarihinden itibaren bir ay içerisinde mükellef
tarafından vergi dairesine yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Bunun yanı sıra, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve
Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in “Büro
Edinme Zorunluluğu” başlıklı 14 üncü maddesinde, “Her meslek mensubu meslekî
faaliyetine başlamadan önce bağlı olduğu oda bilgisinde iş yeri açmak
zorundadır.
Büro standartları ve buna ilişkin usul ve esaslar
Birlik Genel Kurulunda belirlenir. Açılan iş yerleri bağımsız büro şeklinde
olup, başka bir serbest meslek faaliyeti veya ticarethane ile iç içe olamaz.
Meslekî faaliyetler aynı zamanda ev olarak kullanılan ikametgâhlarda
yürütülemez. Bir meslek mensubunun birden fazla bürosu olamaz.
…” düzenlemeleri yer almaktadır.
Bu bağlamda, esas itibarıyla mükelleflerin ticari,
sınai ve zirai faaliyetlerini sürdürdükleri yerlerin iş yeri özelliğini
taşıyabilmesi için bu yerlerin “faaliyetin icrasına tahsis edilmesi” veya
faaliyetin icra edildiği “yer” olma özelliğini taşıması gerekmekte olup,
mükelleflerin mükellefiyetleri devam ederken işletmelerine dahil iş yeri
sayısında bir artış söz konusu olması halinde, bu değişikliğin bir ay içinde
ilgili vergi dairesine bildirilmesi gerekmektedir.
Ancak, mali müşavirlik mesleğinin serbest meslek faaliyeti
olması ve bu mesleğin mesleki bilgiye ve ihtisasa dayanması ve şahsi sorumluluk
altında kendi nam ve hesabına yürütülmesi gerektiğinden, serbest meslek
erbabının iş yerine ilave olarak şube açması mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, serbest meslek faaliyetinizi daha önce
satın aldığınız ofisinizde yürütmeniz nedeniyle, evrak arşivi olarak
kullanılmak üzere satın aldığınızı belirttiğiniz ikinci bir meskenin de iş
yeriniz olarak kabul edilmesi ve bu mesken için Vergi Usul Kanunu hükümlerine
göre amortisman ayırmak suretiyle serbest meslek kazancının tespitinde indirim
konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, faaliyetinizde Serbest Muhasebeci Mali
Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmelik hükümlerine de
riayet etmeniz gerektiği de tabiidir.
KONU:İSTANBULKART DOLUM BEDELLERİNİN SERBEST MESLEK
KAZANCININ TESPİTİNDE İNDİRİM KONUSU YAPILIP YAPILMAYACAĞI VE BELGE DÜZENİ HK.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin
incelenmesinden; şehiriçi yolcu taşımacılığında bedelin ödenmesinde kullanılan
«İstanbulkart»a yükleme işlemleri ile söz konusu ulaşım bedeli tahsilatlarının
… A.Ş. tarafından yapılmaya başlandığı, yükleme bedelleri karşılığında «Mali
Değeri Yoktur»
ifadesinin yer aldığı belge verildiğinden bahisle,
serbest meslek faaliyetinize ilişkin olarak yapılan söz konusu ulaşım
giderlerinin, kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı
ile KDV›sinin indirim konusu
yapılıp yapılamayacağı hususlarında Başkanlığımız
görüşünün talep edildiği
anlaşılmaktadır.
I- GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde,
ücretin, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet
karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatler olduğu ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk
tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider
karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti
niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş
bulunması onun mahiyetini değiştirmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, Kanunun;
- 65 inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek
faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi
mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette
olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılmasıdır.”,
- 67 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Serbest
meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı
olarak tahsil edilen para ve
ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve
para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan
giderler indirildikten sonra kalan farktır.”
hükümlerine yer verilmiştir.
Bunun yanı sıra, söz konusu Kanunun 68 inci maddesinde
ise serbest meslek kazancının tespitinde hâsılattan indirilecek giderler
bentler halinde sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı
bendinde, mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel
giderlerin serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirileceği hükme
bağlanmıştır.
Diğer taraftan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasında da kimlerin hangi ödemeler üzerinden tevkifat yapacakları
sayılmış ve aynı fıkranın
(1)
numaralı bendinde ise hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede
yazılı olup, ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve
104 üncü maddelere göre gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Yine aynı Kanunun 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasında,
vergi tevkifatının ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar
üzerinden yapılacağı, kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından
üstlenilmesi halinde bu verginin, bilfiil ödenen miktar ile ödemeyi yapanın
yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanacağı hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre;
Serbest
meslek faaliyetiniz nedeniyle şehir içi yolculuklarda kullandığı- nız ..
.A.Ş.’ne ait İstanbul kart ödemelerinin, işle ilgili olması kaydıy- la anılan
Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca
serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak hasılattan indirilmesi mümkün
bulunmaktadır.
Tarafınızdan
personelinizin kullanımı için yapılan, .. A.Ş.’ne ait İstanbul kart
ödemelerinin ise, net ücretin bir unsuru olarak değerlendirilme- si, ücretin
brüt tutarı hesaplanarak brüt tutar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi gereğince tevkifat yapılması
gerekmektedir. Ayrıca, ödenen ücret tutarı üzerinden gelir vergisi tevkifatı
yapılması kaydıyla, aynı Kanu- nun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (1)
numaralı bendi gereğin- ce serbest meslek kazancının tespitinde indirim konusu
yapılması mümkün bulunmaktadır.
II- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanununun;
- (1/1) maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve
serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV
ye tabi olduğu,
- (3/a) maddesinde, vergiye tabi malların her ne
suretle olursa olsun, vergiye tabi işlemler dışındaki amaçlarla işletmeden
çekilmesi, vergiye tabi malların işletme personeline ücret, prim, ikramiye,
hediye, teberru gibi namlarla verilmesinin teslim sayılacağı,
- 29 uncu maddesinin birinci fıkrasında mükelleflerin,
yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den, bu Kanunda
aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan
teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri
vesikalarda gösterilen KDV’yi indirebilecekleri; üçüncü fıkrasında, indirim
hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla,
ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde
kullanılabileceği; son fıkrasında ise Maliye Bakanlığının vergi indirimi
uygulamasında doğabilecek aksaklıkları, vergi
mükerrerliğine
ve vergi muafiyetine meydan vermeyecek şekilde, bu Kanunun ana ilkelerine uygun
olarak gidermeye ve indirimle ilgili usul ve esasları düzenlemeye yetkili
olduğu hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, KDV oranları, Katma Değer Vergisi
Kanununun 28 inci maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye dayanılarak
yayımlanan
2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bu Karar
eki (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, (II) sayılı
listede yer alan mal ve hizmetler
için %8, bu listeler dışındaki diğer mal ve hizmetler
için ise %18 olarak tespit
edilmiştir. Bunun yanı sıra, KDV Genel Uygulama
Tebliğinin “III/A-4.5. Belediyeler Tarafından Yapılan Şehir İçi Yolcu
Taşımacılığı” başlıklı bölümünde; Kanunun (23/f ) maddesi hükmünün verdiği
yetkiye dayanılarak, belediyeler tarafından yapılan şehir içi yolcu
taşımacılığında kullanılan biletlerin ve kartların bayiler tarafından
satışında, özel matrah şekline göre vergileme yapılması uygun
görülmüştür.
Aynı Tebliğin “III/C-5.5. Verginin İndirimi” başlıklı
bölümünde ise Kanunun 23 üncü maddesine göre özel matrah şekilleri tespit
edilen işlemler ile aynı Kanunun (20/4) üncü maddesine göre, tarife ve bilet
bedelinin vergi dâhil edilerek hesaplandığı hallerde, düzenlenecek vesikalarda
verginin ayrıca gösterilmesi şartının aranmayacağı, mükelleflerin bu neviden
mal ve hizmet alımları dolayısıyla yüklendikleri vergileri, iç yüzde yoluyla
hesaplayacakları ve indirim konusu yapabilecekleri belirtilmiştir.
Buna göre, serbest meslek erbabı olarak faaliyetinizin
icrası için şehir içi toplu taşıma hizmeti karşılığı … A.Ş.’ne ödenen ve
serbest meslek kazancının tespitinde indirim konusu yapılabilen İstanbul kart
dolum fişleri üzerindeki bedel üzerinden iç yüzde yöntemi kullanılarak
hesaplanan KDV’nin, Kanunun 29 uncu maddesi hükmüne istinaden indirim konusu
yapılması mümkün bulunmaktadır.
Ancak, personeliniz tarafından kullanılan
İstanbul Kart’a yapılan yüklemelere
ilişkin
ödemeleriniz, Gelir Vergisi Kanunu yönünden net ücretin bir unsuru olarak
değerlendirildiğinden, bu ödemelere ilişkin KDV’nin indirim konusu yapılması
mümkün değildir.
Öte yandan, İstanbul Kart’ın kullanıldığı söz konusu
şehir içi yolcu taşıma
hizmeti genel oranda %18 KDV›ne tabidir.
III- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
213 sayılı Vergi Usul Kanununun “İspat edici kağıtlar”
başlıklı 227 nci maddesinin birinci fıkrasında; bu Kanunda aksine hüküm
olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve
muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükme bağlanmıştır.
Mezkûr Kanunun 228 inci maddesinde ise
, “Aşağıdaki giderler için ispat edici
kağıt aranmaz:
Örf ve teamüle göre bir vesikaya istinat ettirilmesi
mutat olmayan
müteferrik giderler;
Vesikanın teminine imkan olmayan
giderler;
Vergi kanunlarına göre götürü olarak
tespit edilen giderler.
1 ve 2 numaralı fıkralarda yazılı giderlerin gerçek
miktarları üzerinden kayıtlara geçirilmesi ve miktarlarının işin genişliğine ve
mahiyetine uygun bulunması şarttır.” hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca, aynı Kanunun 238 inci maddesi de “İşverenler
her ay ödedikleri ücretler için (Ücret bordrosu) tutmaya mecburdurlar. Gelir
Vergisi Kanununa
göre vergiden muaf olan ücretlerle diğer
ücret üzerinden vergiye tabi hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri için
bordro tutulmaz...” hükmüne amirdir.
Bunun yanı sıra, 382 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliğinin “Özel Kartlar Kullanılarak Yapılan Şehir İçi Yolcu
Taşımacılığında Belge Düzeni” başlıklı ikinci bölümünde, bazı firmalar
tarafından çeşitli adlarla çıkarılan özel kartların, anlaşma yapılan şehir içi
toplu yolcu taşıma işletmelerince (anlaşmalı yolcu taşıma işletmeleri)
yürütülen taşıma hizmetinin ödeme aracı olarak kullanıldığı belirtilerek
anlaşmalı yolcu taşıma işletmelerince verilen yolcu taşıma hizmetinin
belgelendirilmesine ilişkin açıklamalarda bulunulmuştur. Bahse konu Genel
Tebliğde ayrıca, bayilerce müşterilere yükleme yapılması sırasında mali değeri
olmayan bir belgenin müşteriye verilmesinin mümkün olduğu ifade edilmiştir.
Buna göre, serbest meslek erbabı olarak faaliyetinizin
icrası için şehir içi toplu taşıma hizmeti karşılığı İstanbul Kart’a yapılan
yüklemelerin Vergi Usul Kanununun 228 inci maddesine istinaden kayıtlara
alınması mümkün bulunmaktadır. Ancak, Kanunun belirtilen maddesinde hükme
bağlandığı üzere, söz konusu harcamaların gerçek miktarları üzerinden kayıtlara
geçirilmesi ve miktarlarının işin genişliğine ve mahiyetine uygun bulunması
icap etmektedir.
Öte yandan, personeliniz tarafından kullanılan
İstanbul Kart’a yapılan yüklemelere ilişkin ödemeleriniz, Gelir Vergisi Kanunu
uygulamasında ücret kapsamında değerlendirildiğinden, bu ödemelerin Vergi Usul
Kanununun 238 inci maddesi gereğince ücret bordrosu ile tevsik edilmesi ve
temin edilen bilgi fişlerinin bu bordroya ek yapılması icap etmektedir.