Bozma kararına uymayan İstanbul 4.Vergi Mahkemesi, 29.5.2013 günlü ve E.2013/1585, K.2013/1211 sayılı kararıyla; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2’nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin, insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve sosyal bir Hukuk Devleti olduğu; 125’inci maddesinin 1’inci fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yoluna başvurulabileceği, 7’nci fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğu, 90’ıncı maddesinin son fıkrasında ise, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu kuralına yer verildiği, bu kapsamda bulunan Avrupa İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye ekli 1 No’lu Ek Protokol’ün 1’inci maddesinde; her gerçek veya tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkının bulunduğu, herhangi bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve kanunda öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği hususunun düzenlendiği, anılan sözleşme hükmü gereğince, bir kişinin mülkiyet hakkından mahrum bırakılabilmesi, bu durumun, uluslararası hukukun genel ilkelerine aykırı bulunmaması, kamu yararına ve kanunun açık hükmüne uygun olması şartlarının bir arada gerçekleşmesine bağlı olduğu, dolayısıyla, Anayasal ve kanuni dayanağı bulunmayan bir şekilde kişilerin mülkiyet hakkından mahrum bırakılmasının mümkün olmadığı, aksi durumun, yukarıda sözü edilen ve Anayasa ile Kanun hükmünde olduğu belirtilen sözleşmeye de aykırılık teşkil edeceği, ekonomilerde değişim vasıtası olan paranın çeşitli ticari, sınai, zirai vs. faaliyetlerde kullanılmakla sahibine kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi yararlar sağlayan ekonomik bir değer olduğu; faizin ise, Anayasa Mahkemesi’nin 14.5.2011 tarihli ve 27934 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 10.2.2011 günlü ve E.2008/58, K.2011/37 sayılı kararında da belirtildiği gibi, ekonomik açıdan paranın fiyatı olduğu, herhangi bir kişinin kendisine ait olmayan parayı belirli süre kullanması, asıl para sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu doğuracağı gibi, enflasyona maruz kalan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünü enflasyon oranında yitirmesine de neden olacağından, parası uhdesi dışında kalan ve mülkiyet hakkı ihlal edilen bu kişiye haksız kullanım karşılığında faiz ödenmesi gerektiği, nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 9.3.2006 tarih ve 100162/02 sayılı Eko-Elda Avee/Yunanistan kararında da, haksız olarak tahsil edilen verginin beş yıl beş ay sonra iade edilmesinin; belirli bir meblağdan yararlanma hakkı uzunca süre engellenen kişinin, ekonomik durumunda önemli ve kesin zarara neden olduğu, bu durumun, sürdürülmesi gereken genel yarar ile kişi yararı arasındaki dengeyi bozduğu, dolayısıyla, 1 No’lu Protokolün 1’inci maddesi ihlal edilerek kendisine aşırı yük yüklenen bu kişinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden bahisle faiz ödenmesi gerektiğine karar verildiği, idareyi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutan Anayasanın 125’inci maddesinin son fıkrasının, yargı yeri kararı uyarınca iadesi gereken bir miktar paranın, idarenin tasarrufunda kalan sürede ilgilisi tarafından tasarruf edilememesinden doğan zararın giderilmesini de kapsadığı, dolayısıyla tazminatı elde edenlerin yürüttüğü görevler itibarıyla ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutularak gelir vergisinden istisna olup olmadığına karar verilse de sonuç olarak davacı tarafından iadesi gereken miktardan bu süre içinde tasarruf edilemediği, iadesi gereken tutar yönünden vergi idaresi ile davacı arasındaki ilişkinin, iadenin yargı kararıyla hüküm altına alınması nedeniyle borç ilişkisine dönüştüğü anlaşıldığından, bu ilişkinin borçlusu tarafından alacaklısına paranın tasarrufundan yoksun kalınan süre için; 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine göre faiz ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, ilk kararının faize ilişkin hüküm fıkrasında ısrar ederek ilk açılan davadaki başvuru tarihi olan 22.6.2006 tarihinden 6.6.2008 tarihine kadar uçuş tazminatı adı altında yapılan ödemelerden kesilen gelir vergisinin yasal faizi ile birlikte davacıya ret ve iadesine karar vermiştir.
Daire
Dördüncü Dairesi, 6.2.2013 günlü ve
Esas no
2012/8046
Karar no
2013/422
Yapay zekâ özeti
Uçuş tazminatı ödemelerinden kesilen gelir vergisinin yargı kararıyla iadesine hükmedilirse, iade edilecek tutara yasal faiz de uygulanır mı?
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, vergi mahkemesinin ısrar kararını aynı hukuki nedenler ve gerekçeyle uygun buldu. Yargı kararıyla iadesi gereken tutar için idare ile mükellef arasında borç ilişkisi doğduğundan, paranın kullanılamadığı süre için Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Kanunu uyarınca yasal faiz ödenmesi gerekir. Mülkiyet hakkı ve Anayasa'nın idarenin zararı ödeme yükümlülüğü de bu sonucu destekler.
Yapay zekâ ile hazırlanmıştır, bilgi amaçlıdır. Belgenin tarihindeki mevzuatı yansıtır; hüküm sonradan değişmiş olabilir.
Özet
Karar vergi idaresi tarafından temyiz edilmiş ve ihtirazi kayıtla verilen beyanname ve ödeme olmaksızın yargı kararı ile verginin iadesine karar verildiği durumda faiz ödenmesine hükmedilemeyeceği ileri sürülerek bozulması istenmiştir. Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi: Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, ısrar kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Dayandığı hukuksal nedenler ve…
Tam metin üyelere açık
Listeleri ve özetleri üye olmadan görebilirsiniz. Kararı tam metin okumak için giriş yapın. Her üyeye 5 kanun maddesi, 5 özelge ve 5 Danıştay kararı tam metin hakkı tanınır; Yıllık Abonelik ile sınırsız.
Üyeye 5 kanun maddesi · 5 özelge · 5 Danıştay kararı
Yıllık Abonelik: bütün mevzuat, kitaplar ve pratik bilgiler sınırsız
True Kütüphane — Vergi Mevzuatı Kütüphanesi. Bu sayfadaki mevzuat metinleri (kanun, özelge, Danıştay kararı) kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir ve bilgilendirme amaçlıdır; resmi/güncel metin için ilgili resmi kaynağı esas alın. Hukuki görüş niteliği taşımaz.